Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Yâsîn.
B.Bayraklı
1. Yâ, sîn.
A.Bayındır
1. Yâ-Sîn[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli konulara vurgu yapılıyor olmasından, onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Yâ, Sin.* “Ya-Sin” harfleriyle ilgili 2/1 dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Yâsîn
İngilizce Kelime Meali
يسٓ=Ya Sin.
(36) Yâsîn Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يس=«Y harfi»Yã «S harfi»Sîn
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=yemin olsun الْقُرْآنِ=«Ayet Topluluğu»şu Kur'ân′a«kur′ãn»الْحَكِيمِ=hükümleri doğru olan«hakîm»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ=kesinlikle o Elçi«rasûl» olarak gönderilmişlerdensin
 ‎﴾ 4 ﴿‎   عَلَىٰ=üzerinde صِرَاطٍ=bir yol«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   تَنْزِيلَ=indirilmedir الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"den«azîz»الرَّحِيمِ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dan«rahîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   لِتُنْذِرَ=uyarman için قَوْمًا=bir toplumu«kavm»مَا أُنْذِرَ=uyarılmamış آبَاؤُهُمْ=babalarıفَ=bu halde هُمْ=kendileri غَافِلُونَ=habersiz olan«ğãfil»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki حَقَّ=gerçekleşmiştir«hakk»الْقَوْلُ=o söylenen عَلَىٰ أَكْثَرِهِمْ=çoğuna onlarınفَ=bu halde هُمْ=onlar لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz جَعَلْنَا=yaptık فِي أَعْنَاقِهِمْ=onların boyunlarında أَغْلَالًا=halkalarفَ=şu halde هِيَ=onlar إِلَى=kadardır الْأَذْقَانِ=çenelereفَ=böylece هُمْ=kendilerinin مُقْمَحُونَ=kafaları kalkıktır
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasından»önlerinden سَدًّا=bir bariyerوَ=ve مِنْ خَلْفِهِمْ=artlarından«halef»سَدًّا=bir bariyerفَ=böylece أَغْشَيْنَاهُمْ=kapattık onlarıفَ=bu halde هُمْ=onlar لَا يُبْصِرُونَ=görmezler
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve سَوَاءٌ=birdir عَلَيْهِمْ=kendilerine أَ=ha أَنْذَرْتَهُمْ=uyarmışsın onları أَمْ=ha لَمْ تُنْذِرْهُمْ=uyarmamışsın onlarıلَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece تُنْذِرُ=uyarırsın مَنِ=kimseyi اتَّبَعَ=katılan«ittebã»الذِّكْرَ=o «ilâhî» Tembih′e«zikr»وَ=ve خَشِيَ=çekinen«huşû»الرَّحْمَٰنَ=o “Merhametin Kaynağı”ndan«rahmãn»بِالْغَيْبِۖ=«gıyaben»”görmemekle birlikte”«ğayb»فَ=bunun üzerine بَشِّرْهُ=müjdele onu بِمَغْفِرَةٍ=günahlarının örtülmesiyle«mağfiret»وَ=ve أَجْرٍ=bir bedelle«ecr»كَرِيمٍ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz نَحْنُ=Kendimiz نُحْيِي=hayat veririz الْمَوْتَىٰ=ölülereوَ=ve نَكْتُبُ=kaydederiz«ketb»مَا=şeyleri قَدَّمُوا=öne sürdükleri وَ=ve آثَارَهُمْۚ=eserleriniوَ=ve كُلَّ شَيْءٍ=her şeyi أَحْصَيْنَاهُ=sayıp döktük فِي إِمَامٍ=bir sicilde مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve اضْرِبْ=ver لَهُمْ=onlara مَثَلًا=örnek olarak أَصْحَابَ=yoldaşlarını«eshãb_sãhib»الْقَرْيَةِ=o yerleşimin«karye»إِذْ=zaman جَاءَهَا=oraya geldiği الْمُرْسَلُونَ=o Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   إِذْ=o vakit أَرْسَلْنَا=Biz Elçi«rasûl»gönderdik إِلَيْهِمُ=onlara اثْنَيْنِ=ikiفَ=sonra كَذَّبُوهُمَا=yalancı sayıp durdular«tekzîb»o ikisiniفَ=sonra da عَزَّزْنَا=güçlendirdik بِثَالِثٍ=üçüncüyleفَ=sonra قَالُوا=demişlerdi إِنَّا=ki biz إِلَيْكُمْ=size مُرْسَلُونَ=Elçi«rasûl»gönderilmişleriz 
 ‎﴾ 15 ﴿‎   قَالُوا=onlar dediler kiمَا=değilsiniz أَنْتُمْ=siz إِلَّا=başkası بَشَرٌ=bir insandan مِثْلُنَا=bizim dengimizوَ=ve مَا أَنْزَلَ=indirmemiştir الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»مِنْ=herhangi شَيْءٍ=bir şeyإِنْ=değilsiniz أَنْتُمْ=siz إِلَّا=olandan başkası تَكْذِبُونَ=yalan uyduruyor«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»يَعْلَمُ=bilirإِنَّا=ki biz إِلَيْكُمْ=size لَمُرْسَلُونَ=kesinlikle Elçi«rasûl»gönderilmişleriz
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir عَلَيْنَا=bizim «üzerinde»sorumluluğumuzdaإِلَّا=başkası الْبَلَاغُ=o duyuruştan الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz تَطَيَّرْنَا=uğursuzluğa uğradık بِكُمْۖ=sizin yüzünüzdenلَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ تَنْتَهُوا=vazgeçmezseniz لَنَرْجُمَنَّكُمْ=kesinlikle taşlarız siziوَ=ve لَيَمَسَّنَّكُمْ=mutlaka dokunur size مِنَّا=Bizden عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki طَائِرُكُمْ=uğursuzluğunuz مَعَكُمْۚ=sizinle beraberdirأَ=mi? ئِنْ ذُكِّرْتُمْۚ=tembihte bulunuldu«tezkîr»size diyeبَلْ=yok aslında! أَنْتُمْ=siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz«kavm»مُسْرِفُونَ=ölçüyü aşan«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldi مِنْ أَقْصَى=en uzak yerinden الْمَدِينَةِ=kentin رَجُلٌ=bir adam يَسْعَىٰ=koşarakقَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اتَّبِعُوا=katılın«ittebã»الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlere 
 ‎﴾ 21 ﴿‎   اتَّبِعُوا=katılın«ittebã»مَنْ=kimselere لَا يَسْأَلُكُمْ=istemeyen sizden أَجْرًا=bir bedel«ecr»وَ=ve هُمْ=onlar مُهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmiş«hüdã»olanlardır
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve مَا=neyim? لِيَ=‑var‑benim لَا أَعْبُدُ=«kulluk»hizmet«abd»etmeyeyim الَّذِي=olana فَطَرَنِي=meydana getirmiş«fãtır_fıtrat»beniوَ=ve(olana) إِلَيْهِ=Kendisine تُرْجَعُونَ=döndürülecek olduğunuz
 ‎﴾ 23 ﴿‎   أَ=miyim? أَتَّخِذُ=edinir مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında آلِهَةً=ilâhlarإِنْ=eğer يُرِدْنِ=dilese bana الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»بِضُرٍّ=bir zarar«dırãr»vermekلَا تُغْنِ=sağlamaz عَنِّي=bana شَفَاعَتُهُمْ=onların şefaati شَيْئًا=bir şeyوَلَا=ne de يُنْقِذُونِ=kurtarırlar beni
 ‎﴾ 24 ﴿‎   إِنِّي=ki ben إِذًا=o vakitلَفِي=kesinlikle içinde olurum ضَلَالٍ=bir yolu şaşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   إِنِّي=şu bir gerçek ki ben آمَنْتُ=inanıp güvendim«îmãn»بِرَبِّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inize«rabb»فَ=şu halde اسْمَعُونِ=dinleyin beni
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قِيلَ=denildi ki ادْخُلِ=gir الْجَنَّةَۖ=Cennet′eقَالَ=dedi ki o يَا=Ah! لَيْتَ=keşke قَوْمِي=toplumum«kavm»يَعْلَمُونَ=bilseydi
 ‎﴾ 27 ﴿‎   بِمَاَ=neye karşılık غَفَرَ=günahları örttüğünü«mağfiret»لِي=bana ait رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»وَ=ve جَعَلَنِي=kıldığını beni مِنَ الْمُكْرَمِينَ=ağırlananlardan«ikrãm»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve مَا أَنْزَلْنَا=Biz indirmedik عَلَىٰ=karşı قَوْمِهِ=onun toplumuna«kavm»مِنْ بَعْدِهِ=ondan sonra مِنْ=herhangi جُنْدٍ=bir ordu مِنَ السَّمَاءِ=göktenوَ=ve مَا كُنَّا=değildik مُنْزِلِينَ=indirecek«münzil»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   إِنْ كَانَتْ=olmadı إِلَّا=başkası صَيْحَةً=bir kuvvetli sesten وَاحِدَةً=tekفَ=böylece إِذَا=hemen هُمْ=onlar خَامِدُونَ=sönmüş ateşe döndüler
 ‎﴾ 30 ﴿‎   يَا=vay! حَسْرَةً=«pişmanlık»yazıklar olsun! عَلَى الْعِبَادِۚ=şu «kulluk»hizmetkârlara«abd»مَا يَأْتِيهِمْ=gelmedi onlara مِنْ=herhangi رَسُولٍ=bir Elçi«rasûl»إِلَّا=olmadan كَانُوا=olmaları بِهِ=onunla يَسْتَهْزِئُونَ=alay eder
 ‎﴾ 31 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ يَرَوْا=görmedilerكَمْ=nicelerini أَهْلَكْنَا=yok ettik قَبْلَهُمْ=kendilerinden önce مِنَ الْقُرُونِ=nesillerden«karîn»أَنَّهُمْ=(görmediler mi)ki onlar إِلَيْهِمْ=kendilerine لَا يَرْجِعُونَ=geri dönmezler
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُلٌّ=hepsi لَمَّا=olduğu zaman جَمِيعٌ=bir toplulukلَدَيْنَا=katımıza مُحْضَرُونَ=getirileceklerdir
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve آيَةٌ=bir açık işarettir«ãyet»لَهُمُ=onlar için الْأَرْضُ=topraklar الْمَيْتَةُ=ölüأَحْيَيْنَاهَا=Biz hayat verdik ona(o:toprak) وَ=ve أَخْرَجْنَا=dışarı çıkardık«ihrãc»مِنْهَا=ondan(o:toprak) حَبًّا=daneفَ=böylece مِنْهُ=ondan(o:dane) يَأْكُلُونَ=yiyorlar
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık فِيهَا=oradaجَنَّاتٍ=bahçeleri مِنْ نَخِيلٍ=hurma وَ=ve أَعْنَابٍ=üzümوَ=ve فَجَّرْنَا=akıttık فِيهَا=orada مِنَ الْعُيُونِ=çeşmeler
 ‎﴾ 35 ﴿‎   لِيَأْكُلُوا=yemeleri için مِنْ ثَمَرِهِ=onun ürünündenوَ=ve مَا=olduğundan عَمِلَتْهُ=yapmış أَيْدِيهِمْۖ=ellerininأَ=mı? فَ=şu halde لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmiyorlar«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»الَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış الْأَزْوَاجَ=çiftleri كُلَّهَا=bütünمِمَّا=şeylerden تُنْبِتُ=bitirdiği الْأَرْضُ=o topraklarınوَ=ve مِنْ أَنْفُسِهِمْ=kendilerindenوَ=ve مِمَّا=şeylerden لَا يَعْلَمُونَ=bilmedikleri
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve آيَةٌ=bir açık işarettir«ãyet»لَهُمُ=onlar için اللَّيْلُ=geceنَسْلَخُ=soyup alırız مِنْهُ=ondan النَّهَارَ=gündüzüفَ=böylece إِذَا=birden olur هُمْ=onlar مُظْلِمُونَ=karanlıklardakiler«zulumãt»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve الشَّمْسُ=Güneş تَجْرِي=akıp gider لِمُسْتَقَرٍّ=karar bulacağı yere لَهَاۚ=kendisine aitذَٰلِكَ=işte bu تَقْدِيرُ=koyduğu ölçüdür«kadîr_mikdãr»الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"in«azîz»الْعَلِيمِ=‑asıl‑”Bilen”in«alîm»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve الْقَمَرَ=Ayقَدَّرْنَاهُ=ölçüye bağladık«kadîr_mikdãr»onda مَنَازِلَ=menzilleriحَتَّىٰ=kadar عَادَ=bir hale gelene كَالْعُرْجُونِ=hurma sapı gibi الْقَدِيمِ=eski kuru
 ‎﴾ 40 ﴿‎   لَا=değildir الشَّمْسُ=Güneş يَنْبَغِي=uygun لَهَا=kendisi أَنْ تُدْرِكَ=erişmeye الْقَمَرَ=Ay′aوَلَا=ne de اللَّيْلُ=gece سَابِقُ=önüne geçer النَّهَارِۚ=gündüzünوَ=ve كُلٌّ=hepsi فِي فَلَكٍ=bir yuvarlakta(veya”kubbede”) يَسْبَحُونَ=yüzmektedirler
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve آيَةٌ=bir açık işaret«ãyet»لَهُمْ=onlar içinأَنَّا=olmamızdır حَمَلْنَا=Bizim taşımış ذُرِّيَّتَهُمْ="soylarının devamı"nı«zurriyyãt»فِي الْفُلْكِ=o gemide الْمَشْحُونِ=yüklü
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve خَلَقْنَا=yaratmamızdır لَهُمْ=kendilerineمِنْ مِثْلِهِ=onun dengi مَا=şeyleri يَرْكَبُونَ=binecekleri
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer نَشَأْ=dilesek نُغْرِقْهُمْ=onları batırırızفَ=sonra da لَا=olmaz صَرِيخَ=imdat لَهُمْ=onlar içinوَلَا=ne de هُمْ=onlar يُنْقَذُونَ=kurtarılır
 ‎﴾ 44 ﴿‎   إِلَّا=ancak ‑vardır‑ رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»مِنَّا=Bizdenوَ=ve de مَتَاعًا=geçimlik varlık إِلَىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمُ=onlaraاتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»مَا=olanlara yönelik بَيْنَ أَيْدِيكُمْ=«deyim  ellerinin arasında»önünüzdeوَ=ve مَا=olanlara yönelik خَلْفَكُمْ=ardınızda«halef»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve مَا تَأْتِيهِمْ=gelmez onlara مِنْ=herhangi آيَةٍ=bir «açık işaret»ayet«ãyet»مِنْ آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerinden«ãyet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»إِلَّا=dışında كَانُوا=olmaları عَنْهَا=kendisine مُعْرِضِينَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمْ=onlaraأَنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»edin مِمَّا=şeylerden رَزَقَكُمُ=faydalandırdığı«rızk»sizi اللَّهُ=Allah′ınقَالَ=derler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لِلَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»أَ=mi? أَنُطْعِمُ=biz yedirelimمَنْ=kimseye لَوْ=eğer يَشَاءُ=dileseydi اللَّهُ=Allah′ın أَطْعَمَهُ=yedireceğiإِنْ=değilsiniz أَنْتُمْ=siz إِلَّا=olandan başkası فِي=içinde ضَلَالٍ=bir yolu şaşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar مَتَىٰ=ne zaman? هَٰذَا=bu الْوَعْدُ=verilen söz«va′d»إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   مَا يَنْظُرُونَ=beklemiyorlar إِلَّا=başkasını صَيْحَةً=bir kuvvetli sesten وَاحِدَةً=tekتَأْخُذُهُمْ=yakalar onlarıوَ=iken هُمْ=kendileri يَخِصِّمُونَ=çekişip durur
 ‎﴾ 50 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَا يَسْتَطِيعُونَ=güçleri yetmez«istitãat»تَوْصِيَةً=tembih bırakmaya«vasıyyet»وَلَا=ne de إِلَىٰ أَهْلِهِمْ=ailelerine«ehl»يَرْجِعُونَ=dönmeye
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve نُفِخَ=üflenir فِي الصُّورِ=o ”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr»فَ=sonra إِذَا=bakarsın ki هُمْ=onlar مِنَ الْأَجْدَاثِ=kabirlerden إِلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يَنْسِلُونَ=koşuyorlar(*) orj SÛR
 ‎﴾ 52 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=vay! وَيْلَنَا=başımıza gelene!مَنْ=kim? بَعَثَنَا=çıkardı«ba′s» bizi مِنْ مَرْقَدِنَاۜ=yattığımız yerdenهَٰذَا=budur مَا=şey وَعَدَ=söz verdiği«va′d»الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn»وَ=ve صَدَقَ=hep gerçekleri söylemiş«sıdk_sãdık»الْمُرْسَلُونَ=o Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   إِنْ كَانَتْ=olmaz إِلَّا=başkası صَيْحَةً=bir kuvvetli sesten وَاحِدَةً=tekفَ=bunun üzerine إِذَا=bakarsın ki هُمْ=onlar جَمِيعٌ=bir topluluktur لَدَيْنَا=katımıza مُحْضَرُونَ=getirilmiş
 ‎﴾ 54 ﴿‎   فَ=bu halde الْيَوْمَ=o gün لَا تُظْلَمُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»yapılmaz نَفْسٌ=bir kimseye شَيْئًا=herhangi birوَ=ve لَا تُجْزَوْنَ=siz karşılık«cezã»almazsınız إِلَّا=başkasına مَا=şeylerden كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 55 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki أَصْحَابَ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِ=Cennet′inالْيَوْمَ=o gün فِي=içinde شُغُلٍ=meşguliyetler فَاكِهُونَ=neşelidirler
 ‎﴾ 56 ﴿‎   هُمْ=kendileri وَ=ve أَزْوَاجُهُمْ=eşleriفِي ظِلَالٍ=gölgelerde عَلَى=üstünde الْأَرَائِكِ=koltukların مُتَّكِئُونَ=yaslanmışlardır
 ‎﴾ 57 ﴿‎   لَهُمْ=‑vardır‑onlar için فِيهَا=orada فَاكِهَةٌ=meyvelerوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için مَا=şeyler يَدَّعُونَ=«çağrıda bulunma»duasını ettikleri«duã»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   سَلَامٌ=”Selam!”dır«selãm»قَوْلًا=söylediği مِنْ رَبٍّ=bir "Efendi ve Sahib"in«rabb»رَحِيمٍ=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve امْتَازُوا=ayrılın الْيَوْمَ=bugün أَيُّهَا=Ey! الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   أَ=mı? لَمْ أَعْهَدْ=ben Sözleşme«ahd»yapmadım إِلَيْكُمْ=sizle يَا=Ey! بَنِي=oğulları آدَمَ=Âdemأَنْ لَا تَعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»etmeyin diye الشَّيْطَانَۖ=şeytanaإِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَكُمْ=sizin için عَدُوٌّ=bir düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve أَنِ اعْبُدُونِيۚ=«kulluk»hizmet«abd»edin diye Bana هَٰذَا=bu صِرَاطٌ=bir yoldur«sırãt»مُسْتَقِيمٌ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَضَلَّ=yolu saşırtmıştı«dalãl»مِنْكُمْ=aranızdan جِبِلًّا=kuşağa كَثِيرًاۖ=birçokأَ=mısınız? فَ=şu halde لَمْ تَكُونُوا=olmaz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrar«akl»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   هَٰذِهِ=şu kendisi جَهَنَّمُ=Cehennemin الَّتِي=olandır كُنْتُمْ=olmuş تُوعَدُونَ=size söz veriliyor«va′d»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   اِصْلَوْهَا=ateşe girin orada الْيَوْمَ=bugünبِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olmanıza تَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   اَلْيَوْمَ=o gün نَخْتِمُ=mühürleriz عَلَىٰ أَفْوَاهِهِمْ=ağızlarınıوَ=ve تُكَلِّمُنَا=konuşur Bize أَيْدِيهِمْ=elleriوَ=ve تَشْهَدُ=tanıklık«şãhid» eder أَرْجُلُهُمْ=ayakları بِمَا=şeylere كَانُوا=oldukları يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer نَشَاءُ=dilesek لَطَمَسْنَا=kesinlikle kör ederiz عَلَىٰ أَعْيُنِهِمْ=gözleriniفَ=sonra da اسْتَبَقُوا=dökülürler الصِّرَاطَ=o yola«sırãt»فَ=bu halde أَنَّىٰ=nasıl? يُبْصِرُونَ=görecekler
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer نَشَاءُ=dilesekلَمَسَخْنَاهُمْ=kesinlikle dönüştürüp dondururduk onları عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ=oldukları yerdeفَ=bu halde مَا اسْتَطَاعُوا=güçleri yetmez«istitãat»مُضِيًّا=ileri gitmeyeوَلَا=ne de يَرْجِعُونَ=geri dönmeye
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimin نُعَمِّرْهُ=uzun ömür versek kendisineنُنَكِّسْهُ=baş aşağı çeviririz onu فِي الْخَلْقِۖ=yaratılıştaأَ=mısınız? فَ=şu halde لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve مَا عَلَّمْنَاهُ=Biz öğretmedik ona الشِّعْرَ=şiiriوَمَا=ne de يَنْبَغِي=uygundur لَهُۚ=onaإِنْ=değildir هُوَ=O إِلَّا=başkası ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′ten«zikr»وَ=ve قُرْآنٌ=bir Ayet Topluluğudur«kur′ãn»مُبِينٌ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   لِيُنْذِرَ=uyarman için مَنْ=kimseleri كَانَ=olan حَيًّا=diriوَ=ve(için) يَحِقَّ=gerçekleşmesi«hakk»الْقَوْلُ=o söylenenin عَلَى الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=görmezlerأَنَّا=olduğumuzu خَلَقْنَا=Bizim yaratmış لَهُمْ=onlar içinمِمَّا=olduklarından عَمِلَتْ=yapmış أَيْدِينَا=ellerimizinأَنْعَامًا="kesimlik otlayan hayvanlar"«en′ãm»فَ=bu halde هُمْ=kendileri لَهَا=onlar üzerinde مَالِكُونَ=yetki sahibidir«mãlik»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve ذَلَّلْنَاهَا=boyun eğdirdik«zillet»onları لَهُمْ=kendilerineفَ=şu halde مِنْهَا=onlardan bazıları رَكُوبُهُمْ=binekleridirوَ=ve مِنْهَا=onlardan bazılarını يَأْكُلُونَ=yerler
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için فِيهَا=onlarda مَنَافِعُ=yararlar وَ=ve مَشَارِبُۖ=içeceklerأَ=mı? فَ=şu halde لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmiyorlar«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve اتَّخَذُوا=edindiler مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah آلِهَةً=ilâhlarلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يُنْصَرُونَ=yardım görürler
 ‎﴾ 75 ﴿‎   لَا يَسْتَطِيعُونَ=güçleri yetmez«istitãat»نَصْرَهُمْ=yardım etmeye onlaraوَ=oysa هُمْ=kendileri لَهُمْ=onlar için جُنْدٌ=askerlerdir مُحْضَرُونَ=hazır bulunan
 ‎﴾ 76 ﴿‎   فَ=öyleyse لَا يَحْزُنْكَ=üzmesin seni قَوْلُهُمْۘ=onların söyledikleriإِنَّا=şu bir gerçek ki Biz نَعْلَمُ=biliyoruz مَا=olduklarını يُسِرُّونَ=onların gizliyor«sirra»وَ=ve مَا=olduklarını يُعْلِنُونَ=onların açığa vuruyor
 ‎﴾ 77 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَ=görmedi الْإِنْسَانُ=insanأَنَّا=olduğumuzu خَلَقْنَاهُ=Bizim onu yaratmış مِنْ نُطْفَةٍ=bir taşmış damladan(veya ”döl damlası”)فَ=sonra إِذَا=bakarsın ki هُوَ=o خَصِيمٌ=bir hasım مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve ضَرَبَ=örnek verdi لَنَا=Bize مَثَلًا=bir durumuوَ=iken نَسِيَ=unutuyor خَلْقَهُۖ=kendi yaratılışınıقَالَ=dedi ki مَنْ=kim? يُحْيِي=hayat verecek الْعِظَامَ=kemiklereوَ=iken هِيَ=onlar رَمِيمٌ=çürümüş
 ‎﴾ 79 ﴿‎   قُلْ=de ki يُحْيِيهَا=hayat verecektir onlara الَّذِي=olan أَنْشَأَهَا=vücuda getirmiş«inşá»onları أَوَّلَ=ilk مَرَّةٍۖ=defaوَ=ve هُوَ=O بِكُلِّ=her خَلْقٍ=yaratmayı عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   اَلَّذِي=olandır جَعَلَ=yapmış لَكُمْ=size مِنَ الشَّجَرِ=ağaçtan الْأَخْضَرِ=yeşilنَارًا=bir ateş«nãr»فَ=böylece إِذَا=hemen أَنْتُمْ=siz مِنْهُ=ondan تُوقِدُونَ=yakıyorsunuz
 ‎﴾ 81 ﴿‎   أَ=midir? وَ=peki لَيْسَ=değilالَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünüبِقَادِرٍ=güç yetirecek«kadîr_mikdãr»عَلَىٰ أَنْ يَخْلُقَ=yaratmasına مِثْلَهُمْۚ=onların denginiبَلَىٰ=Elbette!وَ=ve هُوَ=O′dur الْخَلَّاقُ=”Sürekli Yaratan”«hallãk»الْعَلِيمُ=‑asıl‑”Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece أَمْرُهُ=yapılmasını istediğini söylemesi«emr»إِذَا=zaman أَرَادَ=istediği شَيْئًا=bir şeyiأَنْ يَقُولَ=demesidir لَهُ=ona كُنْ=Ol!فَ=bunun üzerine يَكُونُ=o olur
 ‎﴾ 83 ﴿‎   فَ=şu halde سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»الَّذِي=olan بِيَدِهِ=eliyle مَلَكُوتُ=idaresi«melekût»كُلِّ شَيْءٍ=her şeyinوَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
Âyet Metni : (Yâsîn.1) (22. Cüz | 440. Sayfa)
Okunuşu :
1. yâ-sîn.
(Yâsîn.1) Grameri
يسٓ : Ya Seen ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu