Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
25. Hem onlara bir takım yanaşıklar saldırmışızdır da onlar, onlara önlerindekini ve arkalarındakini ziynetleyivermişlerdir. Cin ve İnsten önlerinden geçen ümmetler içinde onların aleyhine de söz hakk olmuştur, çünkü hep kendilerine yazık etmişlerdir
B.Bayraklı
25. Onlara birtakım arkadaşlar hazırlarız da onlar, bunların yaptıkları ve yapacakları bütün işleri kendilerine güzel gösterirler. Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cinler ve insanlar için uygulanan ceza, onlara da gerekli olmuştur. Şüphesiz bunlar tamamen kaybeden bir topluluktur.
A.Bayındır
25. (Allah’ın ayetlerine körlük etmelerinden dolayı[1*]) Onları, yanlarından ayrılmayan birtakım kimselerle çevrelemiştik de bu kimseler onlara yapmakta oldukları ve daha önce yaptıkları şeyleri süslü göstermişlerdi[2*]. Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları hakkında gerçekleşmiş olan o söz /cezalandırma sözü, onlar için de gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayanlardır[3*].[1*] Zuhruf 43/36-39.[2*] Meryem 19/83, Furkan 25/28-29, Şuara 26/221-223.[3*] Ahkaf 46/17-18.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
25. Ve (inkâra ve isyana devam ettiklerinden dolayı) onlara (şeytanî dürtülerini) öteki kişilikleri (olarak) musallat ettik ve bunlar, onlara hem önlerindeki (dünya zevklerini) ve hem de arkalarındaki (ahiretin inkarı)nı süslü gösterdiler. Bu yüzden kendilerinden önce gelip geçmiş olan görünen ve görünmeyen tüm iradeli topluluklar hakkındaki azap sözü onlar için de hak oldu. Böylece onların hepsi de ziyana uğrayanlardan oldu.
S.Ateş
25. Biz onlara birtakım (kötü) arkadaşlar sardırdık. Onların önlerinde ve arkalarında bulunan her şeyi onlara süslü gösterdiler (yaptıkları işlerin güzel olduğunu söylediler). Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan topluluklarına (uygulanan) söz, kendilerine de gerekli oldu (bunlar da azâbı hak ettiler), çünkü hep ziyanda idiler.
İngilizce Kelime Meali
وَقَيَّضْنَا=And We have destined لَهُمْ=for them قُرَنَآءَ=companions فَزَيَّنُوا=(who) made fair‑seeming لَهُم=to them, مَّا=what بَيْنَ أَيْدِيهِمْ=(was) before them وَمَا=and what خَلْفَهُمْ=(was) behind them, وَحَقَّ=and (is) justified عَلَيْهِمُ=against them الْقَوْلُ=the Word فِىٓ=among أُمَمٍ=nations قَدْ خَلَتْ=(that have passed) away مِن قَبْلِهِم=before them مِّنَ=of الْجِنِّ=the jinn وَالْإِنسِۖ=and the men. إِنَّهُمْ=Indeed, they كَانُوا=were خٰسِرِينَ=losers.
(41) Fussilet Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   حم=«H harfi»Hâ «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   تَنْزِيلٌ=indirilmedir مِنَ الرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”ndan«rahmãn»الرَّحِيمِ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dan«rahîm»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metindir«kitãb»فُصِّلَتْ=ayrı ayrı açıklanmış آيَاتُهُ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»şeklinde عَرَبِيًّا=Arapçaلِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْلَمُونَ=bilen
 ‎﴾ 4 ﴿‎   بَشِيرًا=müjdeleyici olarak وَ=ve نَذِيرًا=uyarıcı olarakفَ=bu halde أَعْرَضَ=aldırış etmediler«iğ′rãd»أَكْثَرُهُمْ=onların çoğuفَ=böylece هُمْ=onlar لَا يَسْمَعُونَ=işitmezler
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki قُلُوبُنَا=kalplerimiz فِي=içindedir أَكِنَّةٍ=örtü«meknun_ekinnet»مِمَّا=şeylere karşı تَدْعُونَا=çağırdığın«duã» bizi إِلَيْهِ=kendisineوَ=ve فِي آذَانِنَا=‑vardır‑kulaklarımızda وَقْرٌ=bir ağırlıkوَ=ve مِنْ بَيْنِنَا=‑vardır‑bizim aramızda وَ=ile بَيْنِكَ=senin حِجَابٌ=bir perdeفَ=şu halde اعْمَلْ=işini yapإِنَّنَا=ki biz عَامِلُونَ=yapıyoruz
 ‎﴾ 6 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنَا=ben بَشَرٌ=bir insanım مِثْلُكُمْ=sizin denginizيُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيَّ=banaأَنَّمَا=olduğu ki إِلَٰهُكُمْ=ilâhınız إِلَٰهٌ=ilâhtır وَاحِدٌ=bir tekفَ=öyleyse اسْتَقِيمُوا=yönlenin إِلَيْهِ=O′naوَ=ve اسْتَغْفِرُوهُۗ=günahlarınızın örtülmesini dileyin«istiğfar»وَ=ve وَيْلٌ=vay haline! لِلْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerin«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir لَا يُؤْتُونَ=vermeyen الزَّكَاةَ=o zekatıوَ=ve هُمْ=onlar بِالْآخِرَةِ=Ahiret′i هُمْ=kendileri كَافِرُونَ=görmezlikten gelirler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»لَهُمْ=‑vardır‑onlar için أَجْرٌ=bir bedel«ecr»غَيْرُ مَمْنُونٍ=kesintisiz
 ‎﴾ 9 ﴿‎   قُلْ=de ki أَ=mi? ئِنَّكُمْ=siz لَتَكْفُرُونَ=kesinlikle görmezlikten geliyorsunuz«küfr_kãfir»بِالَّذِي=olanı خَلَقَ=yaratmış الْأَرْضَ=yeryüzünü فِي يَوْمَيْنِ=iki gündeوَ=ve تَجْعَلُونَ=kılıyorsunuz لَهُ=O′na أَنْدَادًاۚ=denkler«endãd»ذَٰلِكَ=işte Bu رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve جَعَلَ=yaptı فِيهَا=orada رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)lar مِنْ فَوْقِهَا=oranın üstündenوَ=ve de بَارَكَ=bereketli«berekãt_mubãrek»kıldı فِيهَا=oranın içiniوَ=ve قَدَّرَ=ölçüye bağladı«kadîr_mikdãr»فِيهَا=orada أَقْوَاتَهَا=gıdalarını فِي أَرْبَعَةِ=dört أَيَّامٍ=gündeسَوَاءً=dengeli olarakلِلسَّائِلِينَ=arayanlar için
 ‎﴾ 11 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında اسْتَوَىٰ=geçti إِلَى السَّمَاءِ=göğeوَ=iken هِيَ=kendisi دُخَانٌ=bir dumanفَ=sonra da قَالَ=dedi ki لَهَا=ona وَ=ve لِلْأَرْضِ=yeryüzüneائْتِيَا=gelin طَوْعًا=benimseyip uyarak«ta′at»أَوْ=veya كَرْهًا=istemeyerekقَالَتَا=her ikisi dediler ki أَتَيْنَا=geldik طَائِعِينَ=benimseyip uyarak«ta′at»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   فَ=sonra da قَضَاهُنَّ=tamamladı onları سَبْعَ=yedi سَمَاوَاتٍ=gök olarak فِي=içerisinde يَوْمَيْنِ=iki günوَ=ve أَوْحَىٰ=mesajla iletti«vahy»فِي=içine كُلِّ=her سَمَاءٍ=göğün أَمْرَهَاۚ=yapılması istenmiş olduklarını«emr»وَ=ve زَيَّنَّا=Biz hoşa giden hale getirdik «ziynet»السَّمَاءَ=göğü الدُّنْيَا=en yakın olanبِمَصَابِيحَ=lambalarla وَ=ve(ile) حِفْظًاۚ=bir muhafazaذَٰلِكَ=işte bu تَقْدِيرُ=koyduğu ölçüdür«kadîr_mikdãr»الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"in«azîz»الْعَلِيمِ=‑asıl‑”Bilen”in«alîm»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   فَ=şu halde إِنْ=eğer أَعْرَضُوا=aldırış etmezlerse«iğ′rãd»فَ=o zaman قُلْ=de ki أَنْذَرْتُكُمْ=ben sizi uyardım صَاعِقَةً=bir yıldırıma karşıمِثْلَ=dengi صَاعِقَةِ=yıldırımının عَادٍ=Âd وَ=ve ثَمُودَ=Semûd′un
 ‎﴾ 14 ﴿‎   إِذْ=bir vakit جَاءَتْهُمُ=gelmişti onlara الرُّسُلُ=o Elçiler«rasûl»مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasından»önlerinden وَ=ve مِنْ خَلْفِهِمْ=artlarından«halef»أَلَّا تَعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»etmeyin diye إِلَّا=başkasına اللَّهَۖ=Allah′tanقَالُوا=dediler ki لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»لَأَنْزَلَ=mutlaka indirirdi مَلَائِكَةً=meleklerفَ=bu durumda إِنَّا=şu bir gerçek ki bizبِمَا=şeyi أُرْسِلْتُمْ=gönderildiğiniz بِهِ=kendisiyleكَافِرُونَ=görmezlikten geliyoruz«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَ=sonra أَمَّا=gelince عَادٌ=Âd′aفَ=ki اسْتَكْبَرُوا=büyüklendiler«kibr»فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde بِغَيْرِ=aykırı olarak الْحَقِّ=o Gerçeğe«hakk»وَ=ve قَالُوا=dediler ki مَنْ=kimdir? أَشَدُّ=daha öte مِنَّا=bizden قُوَّةًۖ=kuvvet olarakأَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=görmedilerأَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın الَّذِي=olan خَلَقَهُمْ=onları yaratmışهُوَ=Kendisi أَشَدُّ=daha ötedir مِنْهُمْ=onlardan قُوَّةًۖ=kuvvet olarakوَ=ve كَانُوا=oldular بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»يَجْحَدُونَ=inkar etmekte
 ‎﴾ 16 ﴿‎   فَ=sonra أَرْسَلْنَا=gönderdik عَلَيْهِمْ=üzerlerine رِيحًا=bir rüzgâr صَرْصَرًا=dondurucuفِي أَيَّامٍ=«ceza»günlerinde نَحِسَاتٍ=uğursuzلِنُذِيقَهُمْ=tattırmak için عَذَابَ=cezasını«azãb»الْخِزْيِ=utanç«hızy»فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَاۖ=dünyaوَ=ise لَعَذَابُ=kesinlikle cezası«azãb»الْآخِرَةِ=Ahiret′in أَخْزَىٰۖ=daha büyük utançtır«hızy»وَ=ve هُمْ=onlar لَا يُنْصَرُونَ=yardım görmeyecektir
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve أَمَّا=gelince ثَمُودُ=Semûd′aفَ=ki هَدَيْنَاهُمْ=yol göstermiştik«hüdã»onlaraفَ=fakat اسْتَحَبُّوا=onlar yeğlediler الْعَمَىٰ=körlüğü عَلَى الْهُدَىٰ=o yol gösterişe«hüdã»فَ=sonra da أَخَذَتْهُمْ=yakaladı onları صَاعِقَةُ=yıldırımı الْعَذَابِ=o cezanın«azãb»الْهُونِ=alçaltıcıبِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve نَجَّيْنَا=kurtardık الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve كَانُوا=olan يَتَّقُونَ=kendini sakındırıyor«takvã»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=bir gün يُحْشَرُ=toplanacaktır«haşr»أَعْدَاءُ=düşmanları اللَّهِ=Allah′ınإِلَى النَّارِ=o Ateş′e«nãr»فَ=sonra da هُمْ=onlar يُوزَعُونَ=sevkedilirler
 ‎﴾ 20 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَامَا=zaman جَاءُوهَا=oraya vardıklarıشَهِدَ=tanıklık«şãhid» ettiler عَلَيْهِمْ=aleyhlerine سَمْعُهُمْ=kulaklarıوَ=ve أَبْصَارُهُمْ=gözleri وَ=ve جُلُودُهُمْ=derileriبِمَا=şeylere كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki لِجُلُودِهِمْ=derilerineلِمَ=niçin? شَهِدْتُمْ=tanıklık«şãhid» ettiniz عَلَيْنَاۖ=aleyhimizeقَالُوا=dediler ki أَنْطَقَنَا=konuşturdu bizi اللَّهُ=Allahالَّذِي=olan أَنْطَقَ=konuşturmuş كُلَّ شَيْءٍ=her şeyiوَ=ve هُوَ=O خَلَقَكُمْ=yaratmıştı sizi أَوَّلَ=ilk مَرَّةٍ=defaوَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve مَا كُنْتُمْ=siz değildiniz تَسْتَتِرُونَ=çekiniyorأَنْ يَشْهَدَ=tanıklık«şãhid» edeceğinden عَلَيْكُمْ=aleyhinize سَمْعُكُمْ=kulaklarınızın وَلَا=ne أَبْصَارُكُمْ=gözlerinizinوَلَا=ne de جُلُودُكُمْ=derilerinizinوَلَٰكِنْ=fakat ظَنَنْتُمْ=sanıyordunuzأَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın لَا يَعْلَمُ=bilmez كَثِيرًا=çoğunu مِمَّا=şeylerden تَعْمَلُونَ=yaptığınız
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve ذَٰلِكُمْ=işte budur ظَنُّكُمُ=zannınız«zann»الَّذِي=olduğunuz ظَنَنْتُمْ=sizin zannetmiş«zann»بِرَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizle«rabb»ilgiliأَرْدَاكُمْ=helak etti sizi فَ=böylece أَصْبَحْتُمْ=oldunuz مِنَ الْخَاسِرِينَ=zarar edenlerden«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=öyleyse إِنْ=eğer يَصْبِرُوا=yılmadan dayanacaklarsa«sabr_sãbir»فَ=şu halde النَّارُ=o Ateş′tir«nãr»مَثْوًى=yeri لَهُمْۖ=onlarınوَ=ve إِنْ=eğer يَسْتَعْتِبُوا=affedilmek isteyeceklerseفَ=şu halde مَا=değildir هُمْ=onlar مِنَ الْمُعْتَبِينَ=affedileceklerden
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve قَيَّضْنَا=Biz takdir ettik لَهُمْ=onlara قُرَنَاءَ=beraber oldukları kişiler«karîn»فَ=bu halde زَيَّنُوا=hoşlarına giden hale getirdiler «ziynet»لَهُمْ=onlara مَا=bulunanı بَيْنَ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasında»onların önlerindeوَ=ve مَا=bulunanı خَلْفَهُمْ=artlarında«halef»وَ=ve حَقَّ=gerçekleşmiş«hakk»oldu عَلَيْهِمُ=kendilerine الْقَوْلُ=o söylenenفِي أُمَمٍ=topluluklar«ümmet»arasında قَدْ خَلَتْ=gelip geçmiş مِنْ قَبْلِهِمْ=kendilerinden öncekiler içerisindenمِنَ الْجِنِّ=cinden وَ=ve الْإِنْسِۖ=insandanإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=idiler خَاسِرِينَ=zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَا تَسْمَعُوا=dinlemeyin لِهَٰذَا=bu الْقُرْآنِ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân′ı«kur′ãn»وَ=ve الْغَوْا=gürültü edin فِيهِ=o sıradaلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَغْلِبُونَ=galip gelirsiniz
 ‎﴾ 27 ﴿‎   فَ=bu halde لَنُذِيقَنَّ=muhakkak tattıracağız الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»عَذَابًا=bir ceza«azãb»شَدِيدًا=şiddetliوَ=ve لَنَجْزِيَنَّهُمْ=mutlaka karşılıklarını«cezã»vereceğiz onlara أَسْوَأَ=en kötüsüyle الَّذِي=şeyin كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapmakta
 ‎﴾ 28 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte buجَزَاءُ=karşılığı«cezã»أَعْدَاءِ=düşmanlarının اللَّهِ=Allah′ınالنَّارُۖ=o Ateş′tir«nãr»لَهُمْ=onlaradır فِيهَا=orada دَارُ=yurdu الْخُلْدِۖ=yerleşip kalma«hãlid»جَزَاءً=karşılık«cezã»olarakبِمَا=dolayı كَانُوا=olduklarından بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»يَجْحَدُونَ=inkar ediyor
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=(Allah′ı) görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»أَرِنَا=göster bizeالَّذِينَ=olanları أَضَلَّانَا=yolumuzu saşırtmış«dalãl»مِنَ الْجِنِّ=cinler içerisinden وَ=ve(içerisinden) الْإِنْسِ=insanlarنَجْعَلْهُمَا=alalım her ikisini تَحْتَ=altına أَقْدَامِنَا=ayaklarımızınلِيَكُونَا=olsunlar diye مِنَ الْأَسْفَلِينَ=alçaklardan
 ‎﴾ 30 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere قَالُوا=diyenرَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»اللَّهُ=Allah′tırثُمَّ=sonrasında اسْتَقَامُوا=doğru olanlaraتَتَنَزَّلُ=iner عَلَيْهِمُ=onların üzerine الْمَلَائِكَةُ=meleklerأَلَّا تَخَافُوا=korkmayın diye وَ=ve(diye) لَا تَحْزَنُوا=üzülmeyinوَ=ve(diye) أَبْشِرُوا=sevinin بِالْجَنَّةِ=Cennet′le الَّتِي=olan كُنْتُمْ=olmuş تُوعَدُونَ=size söz veriliyor«va′d»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   نَحْنُ=biz أَوْلِيَاؤُكُمْ=sizin "destek çıkan yakın"larınızız«velî_evliyã»فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünya وَ=ve de فِي الْآخِرَةِۖ=Ahiret′teوَ=ve لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=orada مَا=oldukları تَشْتَهِي=canının çekiyor«şehvet»أَنْفُسُكُمْ=nefislerinizinوَ=ve لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=orada مَا=olduklarınız تَدَّعُونَ=«çağrıda bulunma»dua(sını) ediyor«duã»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   نُزُلًا=bir ağırlamadır مِنْ غَفُورٍ=günahları örtenden«ğafûr»رَحِيمٍ=merhametliden«rahîm»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimindir? أَحْسَنُ=daha güzel«hasen»قَوْلًا=söylediğiمِمَّنْ=kimseden دَعَا=çağıran«duã»إِلَى اللَّهِ=Allah′aوَ=ve عَمِلَ=yapan صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»وَ=ve قَالَ=diyen إِنَّنِي=ki ben مِنَ الْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuşlardanım«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لَا تَسْتَوِي=aynı seviyede değildir الْحَسَنَةُ=güzellik«hasen»وَلَا=ne de السَّيِّئَةُۚ=fenalık«seyyiãt»ادْفَعْ=sav بِالَّتِي=olanla هِيَ=kendisi أَحْسَنُ=en güzeli«hasen»فَ=sonra إِذَا=bakarsın ki الَّذِي=olan بَيْنَكَ=senin aranda وَ=ile بَيْنَهُ=onun عَدَاوَةٌ=bir düşmanlıkكَأَنَّهُ=sanki gibidir o وَلِيٌّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»حَمِيمٌ=sıcak
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve مَا يُلَقَّاهَا=kavuşturulmaz oraya إِلَّا=başkası الَّذِينَ=kimselerden صَبَرُوا=yılmadan dayanmış«sabr_sãbir»وَ=ve مَا يُلَقَّاهَا=kavuşturulmaz oraya إِلَّا=olandan başkası ذُو=sahibi حَظٍّ=bir pay عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve إِمَّا=durumunda يَنْزَغَنَّكَ=kışkırtması seni مِنَ الشَّيْطَانِ=şeytandan نَزْغٌ=bir kışkırtmaفَ=bunun üzerine اسْتَعِذْ=sığın بِاللَّهِۖ=Allah′aإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”dir«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑”Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»اللَّيْلُ=gece وَ=ve النَّهَارُ=gündüzوَ=ve الشَّمْسُ=Güneş وَ=ve الْقَمَرُۚ=Ayلَا تَسْجُدُوا=yere yüz koymayın«secde»لِلشَّمْسِ=Güneş′e(veya”Güneş için”) وَلَا=ne de لِلْقَمَرِ=Ay′a(veya”Ay için”)وَ=ve اسْجُدُوا=yere yüz koyun«secde»لِلَّهِ=Allah′a(veya”Allah için”) الَّذِي=olan خَلَقَهُنَّ=onları yaratmışإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz إِيَّاهُ=bir tek O′na تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmet«abd»edenler
 ‎﴾ 38 ﴿‎   فَ=fakat إِنِ=eğer اسْتَكْبَرُوا=büyüklenirlerse«kibr»فَ=bu durumdaالَّذِينَ=olanlar عِنْدَ=katında رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»يُسَبِّحُونَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»لَهُ=O′nun بِاللَّيْلِ=gece وَ=ve النَّهَارِ=gündüzوَ=ve هُمْ=onlar لَا يَسْأَمُونَ=hiç bıkmazlar
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»أَنَّكَ=ki sen تَرَى=görürsün الْأَرْضَ=yeryüzünü خَاشِعَةً=boynu bükükفَ=sonra إِذَا=zaman أَنْزَلْنَا=döktüğümüz عَلَيْهَا=oranın üzerine الْمَاءَ=suyuاهْتَزَّتْ=titreşir وَ=ve رَبَتْۚ=kabarırإِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِي=olan أَحْيَاهَا=oraya hayat vermiş لَمُحْيِي=muhakkak hayat verecektir الْمَوْتَىٰۚ=ölülereإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يُلْحِدُونَ=doğruluktan sapan فِي=hakkında آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»لَا يَخْفَوْنَ=gizli kalmazlar عَلَيْنَاۗ=Bizeأَ=mi? فَ=şu halde مَنْ=kimse يُلْقَىٰ=atılan فِي=içine النَّارِ=o Ateş′in«nãr»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"«hayr»durumdadırأَمْ=yoksa mı? مَنْ=kimse يَأْتِي=gelen آمِنًا=güvenle يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۚ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»اعْمَلُوا=yapın مَا=neyi شِئْتُمْ=diledinizseإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselerdir كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِالذِّكْرِ=o «ilâhî» Tembih′i«zikr»لَمَّا جَاءَهُمْۖ=kendilerine gelinceوَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَكِتَابٌ=kesinlikle şu «ilâhî» Metindir«kitãb»عَزِيزٌ=üstün gelen«azîz»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   لَا يَأْتِيهِ=gelmez ona الْبَاطِلُ=uyduruk ve asılsız olan«bãtıl»مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ=onun huzurundakilerden«deyim  iki eli arasında»وَلَا=ne de مِنْ خَلْفِهِۖ=arkasından«halef»تَنْزِيلٌ=indirilmedir مِنْ حَكِيمٍ=hükümleri doğru olandan«hakîm»حَمِيدٍ=övülecek olan«hamîd»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   مَا=değildir يُقَالُ=söylenen لَكَ=sanaإِلَّا=başka bir şey مَا=olandan قَدْ قِيلَ=söylenmiş لِلرُّسُلِ=o Elçilere«rasûl»مِنْ قَبْلِكَۚ=senden öncekiler içerisindenإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لَذُو=kesinlikle sahibidir مَغْفِرَةٍ=günahları örtmenin«mağfiret»وَ=ve ذُو=sahibidir عِقَابٍ=bir akıbet أَلِيمٍ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer جَعَلْنَاهُ=Biz yapsaydık onu قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»şeklinde أَعْجَمِيًّا=dili yabancıلَقَالُوا=muhakkak derlerdi ki لَوْلَا فُصِّلَتْ=ayrı ayrı açıklansaydı ya! آيَاتُهُۖ=onun «açık işaret»ayetleri«ãyet»أَ=mı? أَعْجَمِيٌّ=dili yabancıوَ=iken عَرَبِيٌّۗ=Arapقُلْ=de ki هُوَ=o لِلَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»هُدًى=bir yol göstericidir«hüdã»وَ=ve شِفَاءٌۖ=bir şifadırوَ=ise الَّذِينَ=kimseler لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»فِي آذَانِهِمْ=‑vardır‑onların kulaklarında وَقْرٌ=bir ağırlıkوَ=ve هُوَ=o عَلَيْهِمْ=onlara عَمًىۚ=bir körlüktürأُولَٰئِكَ=işte onlar يُنَادَوْنَ=çağırılıyorlar«duã»مِنْ مَكَانٍ=bir yerden بَعِيدٍ=uzak
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz vermiştik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»فَ=sonra da اخْتُلِفَ=ayrılığa düşülmüştü«ihtilãf»فِيهِۗ=ondaوَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı كَلِمَةٌ=bir kelam(söz)«kelime_kelimãt»سَبَقَتْ=geçmiş مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»لَقُضِيَ=kesinlikle hüküm verilirdi بَيْنَهُمْۚ=aralarındaوَ=ve إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَفِي=kesinlikle içindedirler شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِنْهُ=ondan مُرِيبٍ=kuşku veren
 ‎﴾ 46 ﴿‎   مَنْ=kim عَمِلَ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»فَ=bu halde لِنَفْسِهِۖ=kendisi içindirوَ=ve مَنْ=kim أَسَاءَ=fenalık«sú» işlerse فَ=o zaman da عَلَيْهَاۗ=aleyhinedirوَ=ve مَا=değildir رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»بِظَلَّامٍ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edici لِلْعَبِيدِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlere
 ‎﴾ 47 ﴿‎   إِلَيْهِ=O′na يُرَدُّ=döndürülür عِلْمُ=bilgisi«ilm»السَّاعَةِۚ=o Saat′in«saat»وَ=ve مَا تَخْرُجُ=ortaya çıkmaz«ihrãc»مِنْ=herhangi biri ثَمَرَاتٍ=meyvelerden مِنْ أَكْمَامِهَا=kabuklarındanوَ=ve مَا تَحْمِلُ=gebe kalmaz مِنْ=herhangi biri أُنْثَىٰ=dişilerdenوَ=ve لَا تَضَعُ=doğurmaz إِلَّا=olmadan بِعِلْمِهِۚ=O′nun bilgisi«ilm»وَ=ve يَوْمَ=gün يُنَادِيهِمْ=onlara seslenildiğiأَيْنَ=nerede? شُرَكَائِي=«ortak»denklerim kabul ettikleriniz«şirk_müşrik»قَالُوا=demişlerdir ki آذَنَّاكَ=açıkça bildiririz sana ki مَا=yoktur مِنَّا=bizden مِنْ=herhangi شَهِيدٍ=tam bir tanık«şehîd»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve ضَلَّ=kaybolup gitmiştir عَنْهُمْ=onlardanمَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ediyor«duã»مِنْ قَبْلُۖ=öncedenوَ=ve ظَنُّوا=kanaat getirmişlerdi«zann»ki مَا=yoktur لَهُمْ=kendileri için مِنْ=herhangi مَحِيصٍ=kaçacak bir sığınak
 ‎﴾ 49 ﴿‎   لَا يَسْأَمُ=bıkmaz الْإِنْسَانُ=insan مِنْ دُعَاءِ=«çağrıda bulunma»dua etmekten«duã»الْخَيْرِ=fayda verene ve iyiliğe«hayr»وَ=ve إِنْ=eğer مَسَّهُ=kendisine dokunursa الشَّرُّ=o zarar ve kötülük«şerr»فَ=o zaman da يَئُوسٌ=üzülür قَنُوطٌ=ümitsiz olur
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَذَقْنَاهُ=tattırırsak ona رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»مِنَّا=Bizdenمِنْ بَعْدِ=sonra ضَرَّاءَ=bir sıkıntı durumundan«darrã»مَسَّتْهُ=dokunan onaلَيَقُولَنَّ=kesinlikle der ki hep هَٰذَا=bu لِي=bana aittirوَ=ve مَا أَظُنُّ=zannetmiyorum«zann»السَّاعَةَ=o Saat′in«saat»قَائِمَةً=dikileceğiniوَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer رُجِعْتُ=götürülmüş olursam إِلَىٰ رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»إِنَّ=şu bir gerçek ki لِي=‑vardır‑bana عِنْدَهُ=O′nun katında لَلْحُسْنَىٰۚ=mutlaka daha güzel«hasen»olanıفَ=bu halde لَنُنَبِّئَنَّ=kesinlikle bildireceğiz الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِمَا=olduklarını عَمِلُوا=yapmışوَ=ve لَنُذِيقَنَّهُمْ=mutlaka tattıracağız onlara مِنْ عَذَابٍ=bir cezadan«azãb»غَلِيظٍ=kaba
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman أَنْعَمْنَا=nimet verdiğimiz عَلَى الْإِنْسَانِ=insanaأَعْرَضَ=aldırış etmez«iğ′rãd»وَ=ve نَأَىٰ بِجَانِبِهِ=yan çizerوَ=ise إِذَا=zaman مَسَّهُ=ona dokunduğu الشَّرُّ=o zarar ve kötülük«şerr»فَ=o zaman da ذُو=sahibidir دُعَاءٍ=«çağrıda bulunma»dua«duã»عَرِيضٍ=bol bol
 ‎﴾ 52 ﴿‎   قُلْ=de ki أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza!إِنْ=eğer كَانَ=o ise مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِ=Allah′ınثُمَّ=sonra da كَفَرْتُمْ=görmezlikten gelmişseniz«küfr_kãfir»بِهِ=onuمَنْ=kimdir? أَضَلُّ=daha çok yolunu şaşırmış olan«dalãl»مِمَّنْ=kimseden هُوَ=kendisi olan فِي=içerisinde شِقَاقٍ=bir ayrılık بَعِيدٍ=uzak
 ‎﴾ 53 ﴿‎   سَنُرِيهِمْ=Biz göstereceğiz onlara آيَاتِنَا=açık işaretlerimizi«ãyet»فِي الْآفَاقِ=ufuklardaوَ=ve فِي أَنْفُسِهِمْ=kendi canlarındaحَتَّىٰ=kadar يَتَبَيَّنَ=iyice belli olanaلَهُمْ=onlara أَنَّهُ=olduğu onun الْحَقُّۗ=o Gerçekأَ=mi? وَ=peki لَمْ يَكْفِ=yetmezبِرَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»أَنَّهُ=olması عَلَىٰ=hakkında كُلِّ شَيْءٍ=her şey شَهِيدٌ=sağlam bir tanık«şehîd»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّهُمْ=ki onlar فِي=içindedirler مِرْيَةٍ=bir kuşkuمِنْ لِقَاءِ=kavuşmaktan رَبِّهِمْۗ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّهُ=ki O بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi مُحِيطٌ=kuşatmıştır
Âyet Metni : (Fussilet.25) (24. Cüz | 479. Sayfa)
Okunuşu :
25. veḳayyaḍnâ lehüm ḳuranâe fezeyyenû lehüm mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm veḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü fî ümemin ḳad ḫalet min ḳablihim mine-lcinni vel'ins. innehüm kânû ḫâsirîn.
(Fussilet.25) Grameri
وَقَيَّضْنَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَقَيَّضْنَا : have destined ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] Kök: ق ي ضوَقَيَّضْنَا : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]لَهُمْ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لَهُمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]قُرَنَآءَ : companions ::: [İsim] [Eril çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ق ر نفَزَيَّنُوا : so ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]فَزَيَّنُوا : (who) made fair‑seeming ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] Kök: ز ي نفَزَيَّنُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]لَهُمْ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لَهُمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]مَا : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]بَيْنَ : between<=((was) before them) ::: [Zarf/Konum] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ب ي نأَيْدِيهِمْ : hands<=((was) before them) ::: [İsim] [Dişil çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ي د يأَيْدِيهِمْ : their<=((was) before them) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]وَمَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَمَا : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]خَلْفَهُمْ : (was) behind ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: خ ل فخَلْفَهُمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]وَحَقَّ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَحَقَّ : (is) justified ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ح ق قعَلَيْهِمُ : against ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَلَيْهِمُ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]الْقَوْلُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْقَوْلُ : word ::: [İsim] [Eril] [fiilden Fiilimsi] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ق و لفِىٓ : among ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]أُمَمٍ : nations ::: [İsim] [Dişil çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ م مقَدْ : in fact ::: [Edat/Kesinlik]خَلَتْ : (that have) passed away ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/dişil] Kök: خ ل ومِنْ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]قَبْلِهِمْ : before ::: [İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ق ب لقَبْلِهِمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]مِنَ : of ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْجِنِّ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْجِنِّ : jinn ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ج ن نوَالْإِنْسِ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَالْإِنْسِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالْإِنْسِ : men ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ن سإِنَّهُمْ : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]إِنَّهُمْ : they ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]كَانُوا : were ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ك و نكَانُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]خَاسِرِينَ : losers ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken fiilden Fiilimsi] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: خ س ر
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu