Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
18. Ve Semadan bir kader ile bir su indirdik de onu yerde iskân eyledik, halbuki biz onu giderivermeğe de şübhesiz kadiriz
B.Bayraklı
18. Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
A.Bayındır
18. Gökten belli ölçüde su indirir ve onu yerin içine depolarız.[1*] Biz onu (başka yere) götürmenin ölçüsünü de elbette koymuşuzdur.”[2*][1*] Hicr 15/21, Zümer 39/21, Zuhruf 43/11.[2*] Kehf 18 /41, Mülk 67/30.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
18. Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde (göl, yeraltı suları gibi doğal depolarda) tuttuk. Bizim onu (kurutarak) tamamen gidermeye de elbette gücümüz yeter.
S.Ateş
18. Gökten belli ölçü ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Biz onu (indirmeğe kādir olduğumuz gibi) gidermeğe de kādiriz.
İngilizce Kelime Meali
وَأَنزَلْنَا=And We send down مِنَ=from السَّمَآءِ=the sky مَآءًۢ=water, بِقَدَرٍ=in (due) measure فَأَسْكَنّٰهُ=then We cause it to settle فِى=in الْأَرْضِۖ=the earth. وَإِنَّا=And indeed, We, عَلٰى=on ذَهَابٍۭ بِهِۦ=taking it away, لَقٰدِرُونَ=surely (are) Able.
(23) Mü'minûn Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   قَدْ=emin olun ki أَفْلَحَ=selamete«felãh»ulaştı الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»«sûrenin adıdır»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=onlar فِي صَلَاتِهِمْ=«iyilik istemek»namazlarında«salãt»خَاشِعُونَ=saygılı
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=onlar عَنِ اللَّغْوِ=düşünmeden söylenmiş söze«lağv»مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyen«iğ′rãd»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=onlar لِلزَّكَاةِ=zekat için فَاعِلُونَ=uğraşan
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=onlar لِفُرُوجِهِمْ=edep yerlerini حَافِظُونَ=muhafaza eden
 ‎﴾ 6 ﴿‎   إِلَّا=ancak hariç عَلَىٰ أَزْوَاجِهِمْ=eşleriأَوْ=yahut مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُهُمْ=güçlerininفَ=bu halde إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar غَيْرُ=değildirler مَلُومِينَ=kınanacak
 ‎﴾ 7 ﴿‎   فَ=şu halde مَنِ=kim ابْتَغَىٰ=arayışında olursa وَرَاءَ=ötesinin ذَٰلِكَ=işte bununفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْعَادُونَ=haddi aşanlar
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ise لَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri لِأَمَانَاتِهِمْ=emanetlerini وَ=ve عَهْدِهِمْ=Sözleşmelerini«ahd»رَاعُونَ=önemseyen
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ise لَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri عَلَىٰ صَلَوَاتِهِمْ=«iyilik istemek»namazlarını«salãt»يُحَافِظُونَ=muhafaza eden
 ‎﴾ 10 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْوَارِثُونَ=‑asıl‑varisler
 ‎﴾ 11 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَرِثُونَ=varis olan الْفِرْدَوْسَ=o Yemyeşil Bahçe′ye(*)هُمْ=kendileri فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»(*) orj FİRDEVS
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki خَلَقْنَا=Biz yarattık الْإِنْسَانَ=insanı مِنْ سُلَالَةٍ=süzülmüş özden مِنْ طِينٍ=çamurdan
 ‎﴾ 13 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında جَعَلْنَاهُ=koyduk onu نُطْفَةً=bir taşmış damla(veya ”döl damlası”)olarak فِي قَرَارٍ=bir kalış yerine مَكِينٍ=”yüksek mertebede”
 ‎﴾ 14 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında خَلَقْنَا=yarattık النُّطْفَةَ=o taşmış damladan(veya ”döl damlası”) عَلَقَةً=bir pıhtı(veya ”tutunan şey”)فَ=sonra da خَلَقْنَا=yarattık الْعَلَقَةَ=o pıhtıdan(veya ”tutunan şey”) مُضْغَةً=bir lokma et parçasıفَ=sonra خَلَقْنَا=yarattık الْمُضْغَةَ=bir lokma et parçasından عِظَامًا=kemiklerفَ=ki كَسَوْنَا=giydirdik الْعِظَامَ=o kemiklere لَحْمًا=etثُمَّ=sonrasında أَنْشَأْنَاهُ=vücuda getirdik«inşá»onu خَلْقًا=bir yaratık olarak آخَرَۚ=bambaşkaفَ=şu halde تَبَارَكَ=bereket kaynağıdır«berekãt_mubãrek»اللَّهُ=Allahأَحْسَنُ=en güzelidir«hasen»الْخَالِقِينَ=yaratıcıların
 ‎﴾ 15 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz بَعْدَ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun لَمَيِّتُونَ=muhakkak öleceksiniz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»تُبْعَثُونَ=diriltileceksiniz«ba′s»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun خَلَقْنَا=yarattık فَوْقَكُمْ=üstünüzde سَبْعَ=yedi طَرَائِقَ=yolوَ=ve مَا=değiliz كُنَّا=olan عَنِ الْخَلْقِ=o yapıdan غَافِلِينَ=habersiz«ğãfil»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=su بِقَدَرٍ=bir ölçüyle«kadîr_mikdãr»فَ=sonra أَسْكَنَّاهُ=yerleştirdik onu فِي الْأَرْضِۖ=yeryüzündeوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz عَلَىٰ ذَهَابٍ=gidermeğe بِهِ=onu لَقَادِرُونَ=kesinlikle güç yetireniz«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=sonra da أَنْشَأْنَا=vücuda getirdik«inşá»لَكُمْ=size بِهِ=onunlaجَنَّاتٍ=bahçeleri مِنْ نَخِيلٍ=hurma وَ=ve أَعْنَابٍ=üzümلَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=içlerinde فَوَاكِهُ=meyveler كَثِيرَةٌ=birçokوَ=ve مِنْهَا=onlardan تَأْكُلُونَ=yiyorsunuz
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve شَجَرَةً=bir ağaç تَخْرُجُ=ortaya çıkan«ihrãc»مِنْ طُورَ=Dağ′ından سَيْنَاءَ=Sina(*)تَنْبُتُ=biten بِالدُّهْنِ=yağlı olarak وَ=ve صِبْغٍ=daldırdıkları لِلْآكِلِينَ=yiyenlerin(*) orj SEYNÃE
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِي الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"da«en′ãm»لَعِبْرَةًۖ=kesinlikle bir ibretنُسْقِيكُمْ=içiriyoruz size مِمَّا=şeylerden فِي بُطُونِهَا=karınlarındakiوَ=ve لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=onlarda مَنَافِعُ=faydalar كَثِيرَةٌ=birçokوَ=ve مِنْهَا=onlardan تَأْكُلُونَ=yersiniz
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve عَلَيْهَا=onların üzerinde وَ=ve عَلَى=üzerinde الْفُلْكِ=gemilerin تُحْمَلُونَ=taşınırsınız
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik نُوحًا=Nûh′u إِلَىٰ قَوْمِهِ=kendi toplumuna«kavm»فَ=sonra قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′aمَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilah غَيْرُهُۖ=O′ndan başkaأَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=bunun üzerine قَالَ=dediler ki الْمَلَأُ=ileri gelenleri الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ قَوْمِهِ=toplumundan«kavm»مَا=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başka bir şey بَشَرٌ=bir insandan مِثْلُكُمْ=sizin denginizيُرِيدُ=istiyor أَنْ يَتَفَضَّلَ=üstün gelmeyi«fadl»عَلَيْكُمْ=sizeوَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah لَأَنْزَلَ=mutlaka indirirdi مَلَائِكَةً=melekleriمَا سَمِعْنَا=işitmedik بِهَٰذَا=böyle bir şey فِي آبَائِنَا=babalarımızdan الْأَوَّلِينَ=geçmişteki
 ‎﴾ 25 ﴿‎   إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası رَجُلٌ=bir adamdan بِهِ=‑bulunan‑kendisinde جِنَّةٌ=delilik(veya”cinlenme”)فَ=şu halde تَرَبَّصُوا=gözetleyin بِهِ=onu حَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»انْصُرْنِي=yardım et bana بِمَا=karşılık كَذَّبُونِ=yalancı sayıp durmalarına«tekzîb»beni
 ‎﴾ 27 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَوْحَيْنَا=mesaj iletmiştik«vahy»إِلَيْهِ=onaأَنِ اصْنَعِ=kurgulayıp hazırla diye الْفُلْكَ=o gemiyi بِأَعْيُنِنَا=gözetimimizle وَ=ve وَحْيِنَا=mesajla ilettiğimizle«vahy»فَ=sonra إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği أَمْرُنَا=yapılmasını isteyecek olduğumuz şey«emr»وَ=ve فَارَ=kaynayınca التَّنُّورُۙ=tandırفَ=bunun üzerine اسْلُكْ=sok (bindir) فِيهَا=onun içine مِنْ كُلٍّ=her cinsten زَوْجَيْنِ= اثْنَيْنِ=iki وَ=ve de أَهْلَكَ=aileni«ehl»إِلَّا=yalnız hariç مَنْ=olanları سَبَقَ=geçmiş عَلَيْهِ=aleyhlerinde الْقَوْلُ=o söylenen مِنْهُمْۖ=onlar içindeوَ=ve لَا تُخَاطِبْنِي=yalvarma banaفِي=hakkında الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُواۖ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar مُغْرَقُونَ=boğulacaklardır
 ‎﴾ 28 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman اسْتَوَيْتَ=geçtiğiniz أَنْتَ=sen وَ=ve مَنْ=kimseler مَعَكَ=beraberindeki عَلَى الْفُلْكِ=o gemiyeفَ=bunun üzerine قُلِ=de ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adırالَّذِي=olan نَجَّانَا=bizi kurtarmış مِنَ الْقَوْمِ=o toplumdan«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=de ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَنْزِلْنِي=kondur beni مُنْزَلًا=bir kondurmayla مُبَارَكًا=bereketli«berekãt_mubãrek»وَ=ve أَنْتَ=Sensin خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»şekilde الْمُنْزِلِينَ=konduracak«münzil»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنَّا=olanız لَمُبْتَلِينَ=kesinlikle sınayacak«belã»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَنْشَأْنَا=vücuda getirdik«inşá»مِنْ بَعْدِهِمْ=onların ardından قَرْنًا=bir nesil«karîn»آخَرِينَ=başka
 ‎﴾ 32 ﴿‎   فَ=sonra da أَرْسَلْنَا=gönderdik فِيهِمْ=kendi içlerinden رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»مِنْهُمْ=onlaraأَنِ اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin diye اللَّهَ=Allah′aمَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilah غَيْرُهُۖ=O′ndan başkaأَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلَأُ=ileri gelenlerمِنْ قَوْمِهِ=toplumundan«kavm»الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِلِقَاءِ=buluşmasını الْآخِرَةِ=Ahiretوَ=ve أَتْرَفْنَاهُمْ=kendilerini refaha erdirdiklerimiz فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünyaمَا=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başka bir şey بَشَرٌ=bir insandan مِثْلُكُمْ=sizin denginizيَأْكُلُ=yiyor مِمَّا=şeylerden تَأْكُلُونَ=sizin yediğiniz مِنْهُ=kendisindenوَ=ve يَشْرَبُ=içiyor مِمَّا=şeylerden تَشْرَبُونَ=sizin içtiğiniz
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَطَعْتُمْ=benimseyip uyarsanız«ta′at»بَشَرًا=bir insana مِثْلَكُمْ=sizin denginizإِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki olursunuz إِذًا=o zaman لَخَاسِرُونَ=kesinlikle zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   أَ=mü? يَعِدُكُمْ=söz veriyor«va′d» size أَنَّكُمْ=ki siz إِذَا=zaman مِتُّمْ=öldüğünüzوَ=ve كُنْتُمْ=haline geldiğiniz تُرَابًا=toprak وَ=ve عِظَامًا=kemikأَنَّكُمْ=olduğunuzu مُخْرَجُونَ=«topraktan» dışarı çıkarılacak«ihrãc»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   هَيْهَاتَ=ne kadar uzakهَيْهَاتَ=ne kadar uzak لِمَا=şey تُوعَدُونَ=size söz verilen«va′d»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   إِنْ=değildir هِيَ=bu إِلَّا=başkası حَيَاتُنَا=hayatımızdan الدُّنْيَا=dünyaنَمُوتُ=ölürüz وَ=ve نَحْيَا=yaşarızوَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِمَبْعُوثِينَ=diriltilecek«ba′s»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası رَجُلٌ=bir adamdanافْتَرَىٰ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib»وَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz لَهُ=ona بِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvecekler«mü′min»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»انْصُرْنِي=yardım et banaبِمَا=karşılık كَذَّبُونِ=yalancı sayıp durmalarına«tekzîb»beni
 ‎﴾ 40 ﴿‎   قَالَ=dedi ki عَمَّا قَلِيلٍ=biraz sonra لَيُصْبِحُنَّ=kesinlikle onlar olacaklar نَادِمِينَ=pişman
 ‎﴾ 41 ﴿‎   فَ=sonra أَخَذَتْهُمُ=yakaladı onları الصَّيْحَةُ=o kuvvetli ses بِ=ile(veya"uygun olarak") الْحَقِّ=o Gerçek«hakk»فَ=böylece جَعَلْنَاهُمْ=çevirdik onları غُثَاءًۚ=çerçöpeفَ=ki بُعْدًا=uzak olsun لِلْقَوْمِ=toplum«kavm»الظَّالِمِينَ=o "haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَنْشَأْنَا=vücuda getirdik«inşá»مِنْ بَعْدِهِمْ=onların ardındanقُرُونًا=bir nesil«karîn»آخَرِينَ=başka
 ‎﴾ 43 ﴿‎   مَا تَسْبِقُ=ileri geçmez مِنْ=herhangi أُمَّةٍ=bir topluluk«ümmet»أَجَلَهَا=kendi vadesindenوَمَا=ne de يَسْتَأْخِرُونَ=geri kalır
 ‎﴾ 44 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَرْسَلْنَا=gönderdik رُسُلَنَا=Elçilerimizi«rasûl»تَتْرَىٰۖ=ardı ardınaكُلَّمَا=her ne zaman جَاءَ=geldiyse أُمَّةً=bir topluluğa«ümmet»رَسُولُهَا=kendi Elçisi«rasûl»كَذَّبُوهُۚ=onlar yalancı sayıp durdular«tekzîb»onuفَ=böylece أَتْبَعْنَا=peşine taktık«ittebã»بَعْضَهُمْ=kimini بَعْضًا=kimininوَ=ve جَعَلْنَاهُمْ=yaptık onları أَحَادِيثَۚ=bir yaşanmış olayفَ=ki بُعْدًا=uzak olsun لِقَوْمٍ=toplum«kavm»لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَرْسَلْنَا=gönderdik مُوسَىٰ=Mûsã′yı وَ=ve أَخَاهُ=kardeşi هَارُونَ=Hãrûn′uبِآيَاتِنَا=açık işaretlerimizle«ãyet»وَ=ve(ile) سُلْطَانٍ="dayanacak şey"«sultãn»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve مَلَئِهِ=ileri gelenlerineفَ=zira اسْتَكْبَرُوا=büyüklendiler«kibr»وَ=ve كَانُوا=oldular قَوْمًا=bir toplum«kavm»عَالِينَ=böbürlenen
 ‎﴾ 47 ﴿‎   فَ=sonra قَالُوا=dediler kiأَ=mi? نُؤْمِنُ=inanıp güveneceğiz«îmãn»لِبَشَرَيْنِ=iki insana مِثْلِنَا=bizim dengimizوَ=iken قَوْمُهُمَا=o ikisinin toplumu«kavm»لَنَا=bize عَابِدُونَ=«kulluk»hizmetkarlık«abd»eder
 ‎﴾ 48 ﴿‎   فَ=sonra da كَذَّبُوهُمَا=yalancı sayıp durdular«tekzîb»o ikisiniفَ=böylece كَانُوا=oldular مِنَ الْمُهْلَكِينَ=helak edilenlerden
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girerler«hüdã»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=kıldık ابْنَ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlunu وَ=ve أُمَّهُ=annesini آيَةً=bir açık işaret«ãyet»وَ=ve آوَيْنَاهُمَا=yerleştirdik o ikisini إِلَىٰ رَبْوَةٍ=bir tepeyeذَاتِ=olan قَرَارٍ=bir kalış yeri وَ=ve مَعِينٍ=suyu
 ‎﴾ 51 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الرُّسُلُ=Elçiler«rasûl»كُلُوا=yiyin مِنَ الطَّيِّبَاتِ=temiz«tayyib»şeylerdenوَ=ve اعْمَلُوا=yapın صَالِحًاۖ=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»إِنِّي=şu bir gerçek ki Ben بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor عَلِيمٌ=bilenim«alîm»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذِهِ=şu kendisi أُمَّتُكُمْ=topluluğunuzun«ümmet»أُمَّةً=bir topluluktur«ümmet»وَاحِدَةً=tekوَ=ve de أَنَا=Ben رَبُّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inizimفَ=öyleyse اتَّقُونِ=kendinizi sakındırın«takvã»Bana yönelik
 ‎﴾ 53 ﴿‎   فَ=fakat تَقَطَّعُوا=ayırdılar أَمْرَهُمْ=yapılması istenmiş oldukları şeyi«emr»بَيْنَهُمْ=aralarında زُبُرًاۖ=parçalara«zebûr»(veya ”yazma parçalarına”)كُلُّ=her حِزْبٍ=taraftar«hizb»بِمَا=şeylerle لَدَيْهِمْ=kendilerindeki فَرِحُونَ=sevinmektedir
 ‎﴾ 54 ﴿‎   فَ=şu halde ذَرْهُمْ=bırak onları فِي=içinde غَمْرَتِهِمْ=dalmışlıkحَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 55 ﴿‎   أَ=mı? يَحْسَبُونَ=onlar sanıyorlar أَنَّمَا=olduğunu ki نُمِدُّهُمْ=veriyoruz onlara بِهِ=onunla مِنْ مَالٍ=maldan وَ=ve بَنِينَ=oğullardan
 ‎﴾ 56 ﴿‎   نُسَارِعُ=koşuşuyoruz لَهُمْ=onlar için فِي الْخَيْرَاتِۚ=fayda veren ve iyiliklerde«hayr»بَلْ=yok aslında! لَا يَشْعُرُونَ=onlar farkına varmazlar
 ‎﴾ 57 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri مِنْ=dolayı خَشْيَةِ=çekinmekten«huşû»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»مُشْفِقُونَ=titreyen
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerine«ãyet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri بِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»لَا يُشْرِكُونَ=«ortak»denkler kabul etmeyen«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimseler يُؤْتُونَ=verenمَا=olduklarını آتَوْا=vermiş وَ=halde قُلُوبُهُمْ=kalpleri وَجِلَةٌ=ürpermişأَنَّهُمْ=diye kendileri إِلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»رَاجِعُونَ=dönecek
 ‎﴾ 61 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar يُسَارِعُونَ=koşuşurlar فِي الْخَيْرَاتِ=fayda veren ve iyiliklerde«hayr»وَ=ve هُمْ=onlar لَهَا=bunlar için سَابِقُونَ=önde gidenlerdir
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve لَا نُكَلِّفُ=Biz teklif etmeyiz نَفْسًا=bir kimseyeإِلَّا=başkasını وُسْعَهَاۖ=gücünün yetiğindenوَ=ve لَدَيْنَا=katımızdadır كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»يَنْطِقُ=konuşan بِالْحَقِّۚ=o Gerçek«hakk»ileوَ=ve هُمْ=onlara لَا يُظْلَمُونَ=asla "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez
 ‎﴾ 63 ﴿‎   بَلْ=Yok! قُلُوبُهُمْ=onların kalpleri فِي=içindedir غَمْرَةٍ=dalmışlık مِنْ هَٰذَا=bundanوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onların أَعْمَالٌ=işleri مِنْ دُونِ=dışında ذَٰلِكَ=işte bununهُمْ=onlar لَهَا=bunlar için عَامِلُونَ=çabalarlar
 ‎﴾ 64 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman أَخَذْنَا=yakaladığımızمُتْرَفِيهِمْ=refaha erdirilmişlerini بِالْعَذَابِ=o ceza«azãb»ileإِذَا=hemen هُمْ=onlar يَجْأَرُونَ=feryada başlarlar
 ‎﴾ 65 ﴿‎   لَا تَجْأَرُوا=feryadetmeyin الْيَوْمَۖ=bugünإِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz مِنَّا=Biz′den لَا تُنْصَرُونَ=yardım görmeyeceksiniz
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَدْ=kesinlikle كَانَتْ=idi آيَاتِي=«açık işaret»ayetlerim«ãyet»تُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»عَلَيْكُمْ=sizeفَ=fakat كُنْتُمْ=idiniz عَلَىٰ أَعْقَابِكُمْ=arkanıza تَنْكِصُونَ=dönüyor
 ‎﴾ 67 ﴿‎   مُسْتَكْبِرِينَ=büyüklenerek«kibr»بِهِ=onun hakkında سَامِرًا=geceleyin تَهْجُرُونَ=kötü şeyler söylüyorsunuz
 ‎﴾ 68 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde لَمْ يَدَّبَّرُوا=arkasındakini düşünmediler«tedebbür»الْقَوْلَ=o söyleneninأَمْ=yoksa mı? جَاءَهُمْ=onlara geldiمَا=şey لَمْ يَأْتِ=gelmeyen آبَاءَهُمُ=atalarına الْأَوَّلِينَ=önceki
 ‎﴾ 69 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَمْ يَعْرِفُوا=tanımadılar رَسُولَهُمْ=Elçilerini«rasûl»فَ=böylece de هُمْ=onlar لَهُ=onu مُنْكِرُونَ=inkar ederler
 ‎﴾ 70 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlar بِهِ=‑vardır‑ onda جِنَّةٌۚ=bir delilik(veya”cinlenme”)بَلْ=Hayır! جَاءَهُمْ=o getirdi kendilerine بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»وَ=ve أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لِلْحَقِّ=o Gerçek′ten«hakk»كَارِهُونَ=hoşlanmıyorlar
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve لَوِ=eğer اتَّبَعَ=peşine takılsaydı«ittebã»الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»أَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerinin«hevã»لَفَسَدَتِ=kesinlikle "ortalığı karıştıran kötülükler"e«fesãd»uğrardı السَّمَاوَاتُ=gökler وَ=ve الْأَرْضُ=yeryüzüوَ=ve مَنْ=kimseler فِيهِنَّۚ=bunların içindekiبَلْ=yok aslında! أَتَيْنَاهُمْ=Biz getirdik onlara بِذِكْرِهِمْ=«ilâhî» Tembih′lerini«zikr»فَ=sonra da هُمْ=onlar عَنْ ذِكْرِهِمْ=«ilâhî» Tembih′lerine«zikr»مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenlerdir«iğ′rãd»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? تَسْأَلُهُمْ=sen istiyorsun onlardan خَرْجًا=bir vergiفَ=şu halde خَرَاجُ=vergisi رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»خَيْرٌۖ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»وَ=ve هُوَ=O خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»الرَّازِقِينَ=«nimetlerden» faydalandırandır«rızk»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَتَدْعُوهُمْ=kesinlikle çağırıyorsun«duã»onları إِلَىٰ صِرَاطٍ=bir yola«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′eعَنِ الصِّرَاطِ=yoldan«sırãt»لَنَاكِبُونَ=kesinlikle saparlar
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer رَحِمْنَاهُمْ=Biz merhamet«rahmet»etseydik onlaraوَ=ve كَشَفْنَا=kaldırsaydık مَا=olan بِهِمْ=onlarla مِنْ ضُرٍّ=sıkıntı durumunu«darrã»لَلَجُّوا=mutlaka devam ederlerdi فِي طُغْيَانِهِمْ=azmışlıklarında«tuğyãn_tağ′ût»يَعْمَهُونَ=bocalamağa
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَخَذْنَاهُمْ=Biz yakaladık onları بِالْعَذَابِ=o ceza«azãb»ileفَ=bu halde مَا اسْتَكَانُوا=boyun eğmediler لِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»وَمَا=ne de يَتَضَرَّعُونَ=yalvardılar O′na
 ‎﴾ 77 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman فَتَحْنَا=açtığımızعَلَيْهِمْ=üzerlerine بَابًا=bir kapı ذَا=olan عَذَابٍ=bir ceza«azãb»شَدِيدٍ=şiddetliإِذَا=derhal هُمْ=onlar فِيهِ=onun içinde مُبْلِسُونَ=üzgün ve umutsuz kalırlar
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisidir الَّذِي=olan أَنْشَأَ=vücuda getirmiş«inşá»لَكُمُ=sizin içinالسَّمْعَ=işitmeyi وَ=ve الْأَبْصَارَ=gözleri وَ=ve الْأَفْئِدَةَۚ=gönülleriقَلِيلًا=azıcık مَا=ne kadar da! تَشْكُرُونَ=kıymet biliyorsunuz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisidir الَّذِي=olan ذَرَأَكُمْ=sizi yaratıp çoğaltmış فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve إِلَيْهِ=O′nun yanına تُحْشَرُونَ=toplanacaksınız«haşr»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisidir الَّذِي=olan يُحْيِي=hayat verecek وَ=ve يُمِيتُ=öldürecekوَ=ve لَهُ=O′na aittir اخْتِلَافُ=birbiri ardına gelmesi«halef»اللَّيْلِ=gecenin وَ=ve النَّهَارِۚ=gündüzünأَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   بَلْ=Yok! قَالُوا=onlar dediler مِثْلَ=dengini مَا=olduklarının قَالَ=demiş الْأَوَّلُونَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 82 ﴿‎   قَالُوا=dediler kiأَ=mı? إِذَا=zaman مِتْنَا=öldüğümüzوَ=ve كُنَّا=olduğumuz تُرَابًا=toprak وَ=ve عِظَامًا=kemikأَ=miyiz? إِنَّا=ki biz لَمَبْعُوثُونَ=kesinlikle diriltilecekler«ba′s»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki وُعِدْنَا=söz verilmişti«va′d»bizeنَحْنُ=bize وَ=ve آبَاؤُنَا=atalarımızaهَٰذَا=bu مِنْ قَبْلُ=öncedenإِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası أَسَاطِيرُ=satıra döktüklerinden الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 84 ﴿‎   قُلْ=de ki لِمَنِ=kime aittir? الْأَرْضُ=yeryüzü وَ=ve مَنْ=bulunanlar فِيهَا=oranın içerisinde إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 85 ﴿‎   سَيَقُولُونَ=diyecekler ki لِلَّهِۚ=Allah′ındırقُلْ=de ki أَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 86 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kimdir? رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»السَّمَاوَاتِ=göğün السَّبْعِ=yediوَ=ve رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   سَيَقُولُونَ=diyecekler ki لِلَّهِۚ=Allah′ındırقُلْ=de ki أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kimdir?بِيَدِهِ=elinde olan مَلَكُوتُ=idaresi«melekût»كُلِّ شَيْءٍ=her şeyinوَ=ve هُوَ=O يُجِيرُ=koruyup kollayandır وَ=ve لَا يُجَارُ=korunup kollanmaz عَلَيْهِ=kendisine karşıإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 89 ﴿‎   سَيَقُولُونَ=diyecekler ki لِلَّهِۚ=Allah′a aittirقُلْ=de ki فَ=öyleyse أَنَّىٰ=nasıl? تُسْحَرُونَ=aldatmacaya(veya ”sihire”) kapılıyorsunuz
 ‎﴾ 90 ﴿‎   بَلْ=Yok! أَتَيْنَاهُمْ=Biz getirdik onlara بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»وَ=oysa إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَكَاذِبُونَ=kesinlikle yalan söyleyenlerdir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   مَا اتَّخَذَ=edinmemiştir اللَّهُ=Allah مِنْ=herhangi وَلَدٍ=bir çocukوَ=ve مَا كَانَ=olmamıştır مَعَهُ=O′nunla beraber مِنْ=herhangi إِلَٰهٍۚ=bir ilâhإِذًا=o vakit لَذَهَبَ=mutlaka götürürdü كُلُّ=her إِلَٰهٍ=ilâh بِمَا=olduğunu خَلَقَ=yaratmışوَ=ve لَعَلَا=muhakkak üstün gelirdi بَعْضُهُمْ=onlardan kimi عَلَىٰ بَعْضٍۚ=kimineسُبْحَانَ=aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allah عَمَّا=olduklarından يَصِفُونَ=onların sıfat olarak veriyor
 ‎﴾ 92 ﴿‎   عَالِمِ=O bilir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»وَ=ve الشَّهَادَةِ=Tanıklık edilenlenleri«şãhid»فَ=şu halde تَعَالَىٰ=yücedir عَمَّا=olduklarından يُشْرِكُونَ=onların «Allah′a» «ortak»denkler kabul etmekte«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   قُلْ=de ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِمَّا=durumunda تُرِيَنِّي=bana göstermen مَا=şeyi يُوعَدُونَ=kendilerine söz verilen«va′d»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»فَ=o zaman لَا تَجْعَلْنِي=bulundurma beni فِي=içinde الْقَوْمِ=toplumun«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz عَلَىٰ=hakkında أَنْ نُرِيَكَ=sana göstermeمَا=şeyi نَعِدُهُمْ=kendilerine söz verdiğimiz«va′d»لَقَادِرُونَ=kesinlikle güç yetireniz«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 96 ﴿‎   اِدْفَعْ=savuştur بِالَّتِي=olanla هِيَ=kendisi أَحْسَنُ=en güzeli«hasen»السَّيِّئَةَۚ=fenalığı«seyyiãt»نَحْنُ=Biz أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)biliyoruz بِمَا=olduklarını يَصِفُونَ=onların sıfat olarak veriyor
 ‎﴾ 97 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=de ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَعُوذُ=sığınırım بِكَ=sanaمِنْ هَمَزَاتِ=arkadan kışkırtmalarından الشَّيَاطِينِ=şeytanların
 ‎﴾ 98 ﴿‎   وَ=ve أَعُوذُ=sığınırım بِكَ=sana رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَنْ يَحْضُرُونِ=yanımda bulunmalarından benim
 ‎﴾ 99 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءَ=geldiğiأَحَدَهُمُ=onlardan birine الْمَوْتُ=ölümقَالَ=der ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»ارْجِعُونِ=geri döndür beni
 ‎﴾ 100 ﴿‎   لَعَلِّي=olur ki ben أَعْمَلُ=yaparım صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»فِيمَا=yerde تَرَكْتُۚ=terk ettiğimكَلَّاۚ=Asla olmaz! إِنَّهَا=ki bu كَلِمَةٌ=bir kelamdır(sözdür)«kelime_kelimãt»هُوَ=onun قَائِلُهَاۖ=kendisini söylediğiوَ=ve مِنْ وَرَائِهِمْ=‑vardır‑önlerinde بَرْزَخٌ=bir engel(*)إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=güne يُبْعَثُونَ=diriltilecekleri«ba′s»(*) orj BERZAH
 ‎﴾ 101 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman نُفِخَ=üflendiği فِي الصُّورِ=”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr»فَ=bunun üzerine لَا=olmaz أَنْسَابَ=bir soybağı بَيْنَهُمْ=aralarında يَوْمَئِذٍ=o günوَلَا=ne de يَتَسَاءَلُونَ=birbirlerine soru sorarlar(*) orj SÛR
 ‎﴾ 102 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَنْ=kimin ثَقُلَتْ=ağır gelirse مَوَازِينُهُ=tartılarıفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erenlerdir
 ‎﴾ 103 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimin خَفَّتْ=hafif kalırsa مَوَازِينُهُ=tartılarıفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir خَسِرُوا=zarara sokmuş«hãsir_husrãn»أَنْفُسَهُمْ=kendileriniفِي جَهَنَّمَ=Cehennem′de خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   تَلْفَحُ=yalar وُجُوهَهُمُ=yüzlerini النَّارُ=o Ateş«nãr»وَ=ve هُمْ=kendileri فِيهَا=oranın içinde كَالِحُونَ=dişleri görünür
 ‎﴾ 105 ﴿‎   أَ=miydi? لَمْ تَكُنْ=değil آيَاتِي=«açık işaret»ayetlerim«ãyet»تُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»عَلَيْكُمْ=sizeفَ=bu durumda كُنْتُمْ=idiniz بِهَا=onları تُكَذِّبُونَ=yalan sayıp duruyor«tekzîb»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»غَلَبَتْ=yendi عَلَيْنَا=bizi شِقْوَتُنَا=bahtsızlığımızوَ=ve كُنَّا=biz olduk قَوْمًا=bir toplum«kavm»ضَالِّينَ=yolunu saşırmış«dalãl»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»أَخْرِجْنَا=dışarı çıkar«ihrãc» bizi مِنْهَا=oradanفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer عُدْنَا=”ikinci kez yaparsak”«eãde»فَ=bu durumda إِنَّا=şu bir gerçek ki oluruz ظَالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اخْسَئُوا=sinin فِيهَا=oradaوَ=ve لَا تُكَلِّمُونِ=konuşmayın Bana
 ‎﴾ 109 ﴿‎   إِنَّهُ=şu bir gerçek ki كَانَ=bulunuyordu فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْ عِبَادِي=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimden يَقُولُونَ=diyen رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»فَ=şu halde اغْفِرْ=günahlarımızı ört«mağfiret»لَنَا=bizim وَ=ve ارْحَمْنَا=merhamet«rahmet»et bizeوَ=ve أَنْتَ=Sen خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sisin«hayr»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   فَ=fakat اتَّخَذْتُمُوهُمْ=siz almıştınız onları سِخْرِيًّا=alayaحَتَّىٰ=dek أَنْسَوْكُمْ=size unutturana ذِكْرِي=anmayı Beni(veya ”ilâhî Tembihimi”)«zikr»وَ=ve كُنْتُمْ=idiniz مِنْهُمْ=onlara تَضْحَكُونَ=gülüyor
 ‎﴾ 111 ﴿‎   إِنِّي=şu bir gerçek ki Ben جَزَيْتُهُمُ=karşılığı verdim«cezã»onlara الْيَوْمَ=bugünبِمَا=ötürü صَبَرُوا=yılmadan dayanmalarından«sabr_sãbir»أَنَّهُمْ=ki onların هُمُ=kendileridir الْفَائِزُونَ=o kurtularak murada erenlerin«fevz»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   قَالَ=dedi kiكَمْ=ne kadar? لَبِثْتُمْ=kaldınız فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeعَدَدَ=sayısınca سِنِينَ=yıl
 ‎﴾ 113 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَبِثْنَا=kaldık يَوْمًا=bir günأَوْ=yahut بَعْضَ=belli bir kısmı يَوْمٍ=gününفَ=şu halde اسْأَلِ=sor الْعَادِّينَ=sayısını tutanlara
 ‎﴾ 114 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنْ لَبِثْتُمْ=kalmadınız إِلَّا=dışında قَلِيلًاۖ=azıcık bir şeyلَوْ=keşke أَنَّكُمْ=olsanız كُنْتُمْ=olmuş تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 115 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde حَسِبْتُمْ=sandınız أَنَّمَا=olduğunu ki خَلَقْنَاكُمْ=yarattık sizi عَبَثًا=boş yereوَ=ve أَنَّكُمْ=olduğunuzu إِلَيْنَا=Bize لَا تُرْجَعُونَ=döndürülmeyecek
 ‎﴾ 116 ﴿‎   فَ=öyleyse تَعَالَى=çok yücedir اللَّهُ=Allah الْمَلِكُ=o ”Hükümdar"dır«melik»الْحَقُّۖ=gerçek«hakk»لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=dışında هُوَ=O′nunرَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş»الْكَرِيمِ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 117 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَدْعُ=«çağrıda bulunma»dua ederse«duã»مَعَ=beraber اللَّهِ=Allah′la إِلَٰهًا=bir ilâha آخَرَ=başkaلَا=olmayan بُرْهَانَ=bir delil«burhãn»لَهُ=hakkında بِهِ=kendisininفَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece حِسَابُهُ=onun hesabı عِنْدَ=katındadır رَبِّهِۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermezler الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 118 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=de ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»اغْفِرْ=günahlarımızı ört«mağfiret»وَ=ve ارْحَمْ=merhamet«rahmet»etوَ=ve أَنْتَ=Sen خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sisin«hayr»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
Âyet Metni : (Mü'minûn.18) (18. Cüz | 343. Sayfa)
Okunuşu :
18. veenzelnâ mine-ssemâi mâem biḳaderin feeskennâhü fi-l'arḍ. veinnâ `alâ ẕehâbim bihî leḳâdirûn.
(Mü'minûn.18) Grameri
وَأَنْزَلْنَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَأَنْزَلْنَا : send down ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ن ز لوَأَنْزَلْنَا : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]مِنَ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]السَّمَآءِ : the ::: [Belirlilik Takısı]السَّمَآءِ : sky ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س م ومَآءً : water ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: م و هبِقَدَرٍ : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِقَدَرٍ : (due) measure ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ق د رفَأَسْكَنَّاهُ : then ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]فَأَسْكَنَّاهُ : cause to settle ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: س ك نفَأَسْكَنَّاهُ : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]فَأَسْكَنَّاهُ : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]فِى : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْأَرْضِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْأَرْضِ : earth ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ر ضوَإِنَّا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَإِنَّا : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]وَإِنَّا : We ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Biz]عَلَىٰ : on ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]ذَهَابٍ : taking away ::: [İsim] [Eril] [fiilden Fiilimsi] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ذ ه ببِهِ : of ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِهِ : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]لَقَادِرُونَ : surely ::: [Kesinlik Takısı]لَقَادِرُونَ : (are) Able ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken fiilden Fiilimsi] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ق د ر
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu