Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Kasem olsun ol kuvvetlere, o saf dizip de duranlara
B.Bayraklı
1-4. Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur’ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.
A.Bayındır
1. Saf saf duranlara /omuz omuza verenlere,
C.Külünkoğlu
1. Sıra sıra saflar halinde dizilmiş (melek)leri düşün!* Bkz. 37/165  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Andolsun o sıra sıra dizilenlere,
İngilizce Kelime Meali
وَالصّٰٓفّٰتِ=By those lined صَفًّا=(in) rows,
(37) Sâffât Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   وَ=yemin olsun الصَّافَّاتِ=dizilenlere«sûrenin adıdır»صَفًّا=sıra sıra
 ‎﴾ 2 ﴿‎   فَ=ki الزَّاجِرَاتِ=sürenlere زَجْرًا=bağırıp
 ‎﴾ 3 ﴿‎   فَ=ki التَّالِيَاتِ=sayıp dökenlere«tilãvet»ذِكْرًا=bir «ilâhî» Tembihi«zikr»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki إِلَٰهَكُمْ=ilâhınız لَوَاحِدٌ=kesinlikle tektir
 ‎﴾ 5 ﴿‎   رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününوَ=ve مَا=şeylerin بَيْنَهُمَا=bu ikisi arasındakiوَ=ve رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»الْمَشَارِقِ=doğuların
 ‎﴾ 6 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz زَيَّنَّا=hoşa giden hale getirdik «ziynet»السَّمَاءَ=göğü الدُّنْيَا=en yakınبِزِينَةٍ=hoşa gidişiyle«ziynet»الْكَوَاكِبِ=o parlayan gezengenlerin 
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve حِفْظًا=muhafaza ederek مِنْ كُلِّ=her türlüsünden شَيْطَانٍ=şeytanın مَارِدٍ=asi
 ‎﴾ 8 ﴿‎   لَا يَسَّمَّعُونَ=dinlemeyeceklerdir إِلَى الْمَلَإِ=o topluluğu الْأَعْلَىٰ=yüksekوَ=ve يُقْذَفُونَ=taşa tutulurlar مِنْ كُلِّ=her جَانِبٍ=taraftan
 ‎﴾ 9 ﴿‎   دُحُورًاۖ=kovularakوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»وَاصِبٌ=sürekli
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِلَّا=hariç مَنْ=kimse خَطِفَ=kapmış الْخَطْفَةَ=bir sözفَ=bunun üzerine أَتْبَعَهُ=peşine takılır«ittebã»onun شِهَابٌ=bir ışın ثَاقِبٌ=delici
 ‎﴾ 11 ﴿‎   فَ=o zaman اسْتَفْتِهِمْ=hüküm«fetvã»iste onlardanأَ=mı? هُمْ=onlar أَشَدُّ=daha ötedir خَلْقًا=yaratılış olarakأَمْ=yoksa mı? مَنْ=kimseler خَلَقْنَاۚ=Bizim yarattığımızإِنَّا=şu bir gerçek ki Biz خَلَقْنَاهُمْ=yarattık kendilerini مِنْ طِينٍ=bir çamurdan لَازِبٍ=yapışkan
 ‎﴾ 12 ﴿‎   بَلْ=aksine عَجِبْتَ=sen hayran kaldınوَ=oysa يَسْخَرُونَ=onlar alay ediyorlar
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman ذُكِّرُوا=tembihte bulunulduğu«tezkîr»لَا يَذْكُرُونَ=öğüt«zikr»almıyorlar
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman رَأَوْا=gördükleri آيَةً=bir açık işaret«ãyet»يَسْتَسْخِرُونَ=alay ediyorlar
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=diyorlar kiإِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası سِحْرٌ=bir aldatmacadan(veya ”sihirden”) مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   أَ=mı? إِذَا=zaman مِتْنَا=öldüğümüzوَ=ve كُنَّا=olduğumuz تُرَابًا=toprak وَ=ve عِظَامًا=kemikأَ=mi? إِنَّا=ki biz لَمَبْعُوثُونَ=mutlaka diriltileceğiz«ba′s»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   أَوَ=ya da آبَاؤُنَا=atalarımız الْأَوَّلُونَ=evvelki
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قُلْ=de ki نَعَمْ=Evet!وَ=ve أَنْتُمْ=siz دَاخِرُونَ=aşağılanacaksınız
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=sonra إِنَّمَا=ancak ve sadece هِيَ=o زَجْرَةٌ=bir korkunç sestir وَاحِدَةٌ=tekفَ=bunun üzerine إِذَا=hemen هُمْ=onlar يَنْظُرُونَ=bakarlar
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki يَا=vay! وَيْلَنَا=başımıza gelene!هَٰذَا=bu يَوْمُ=günüdür الدِّينِ=o Yargılama«dîn»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   هَٰذَا=bu يَوْمُ=günüdür الْفَصْلِ=Ayrım(veya “Hüküm”)الَّذِي=olduğunuz كُنْتُمْ=olmuş بِهِ=kendisini تُكَذِّبُونَ=yalan sayıp duruyor«tekzîb»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   اُحْشُرُوا=toplayın«haşr»الَّذِينَ=kimseleri ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük" etmiş«zulm_zãlim»وَ=ve أَزْوَاجَهُمْ=onlara eşlik edenleri وَ=ve مَا=olduklarını كَانُوا=olmuş يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor
 ‎﴾ 23 ﴿‎   مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahفَ=sonra da اهْدُوهُمْ=götürün onları إِلَىٰ صِرَاطِ=yoluna«sırãt»الْجَحِيمِ=Cehennem′in
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve قِفُوهُمْۖ=durdurun onlarıإِنَّهُمْ=ki onlar مَسْئُولُونَ=sorguya çekileceklerdir
 ‎﴾ 25 ﴿‎   مَا=neyiniz? لَكُمْ=‑var‑sizin لَا تَنَاصَرُونَ=yardımlaşmıyorsunuz
 ‎﴾ 26 ﴿‎   بَلْ=yok aslında! هُمُ=onlar الْيَوْمَ=o gün مُسْتَسْلِمُونَ=teslim olmuşlardır«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve أَقْبَلَ=döndüler بَعْضُهُمْ=onlardan kimi عَلَىٰ بَعْضٍ=kimineيَتَسَاءَلُونَ=birbirlerine soruyorlar
 ‎﴾ 28 ﴿‎   قَالُوا=dediler إِنَّكُمْ=ki siz كُنْتُمْ=idiniz تَأْتُونَنَا=geliyor bize عَنِ الْيَمِينِ=«sağ taraftan»güç ile(veya"iyi görünerek")
 ‎﴾ 29 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki بَلْ=yok aslında!لَمْ تَكُونُوا=siz değildiniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»insanlar
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=yoktu لَنَا=bize ait عَلَيْكُمْ=size yönelik مِنْ=herhangi سُلْطَانٍۖ="dayanacak bir şey"«sultãn»بَلْ=yok aslında! كُنْتُمْ=siz idiniz قَوْمًا=bir toplum«kavm»طَاغِينَ=azmış«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   فَ=şu halde حَقَّ=gerçekleşmiş«hakk»oldu عَلَيْنَا=bize قَوْلُ=dediği رَبِّنَاۖ="Efendi ve Sahib"imizin«rabb»إِنَّا=ki biz لَذَائِقُونَ=muhakkak tadacağız
 ‎﴾ 32 ﴿‎   فَ=bu halde أَغْوَيْنَاكُمْ=yoldan şaştırmıştık«gayy»sizi إِنَّا=ki biz كُنَّا=idik غَاوِينَ=yoldan şaşmış«gayy»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   فَ=bu durumda إِنَّهُمْ=gerçek şu ki onlar يَوْمَئِذٍ=o gün فِي الْعَذَابِ=o cezada«azãb»مُشْتَرِكُونَ=ortaktırlar«şerîk»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كَذَٰلِكَ=işte böyle نَفْعَلُ=yaparız بِالْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlere«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=idilerإِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمْ=onlaraلَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka اللَّهُ=Allah′tanيَسْتَكْبِرُونَ=büyükleniyor«kibr»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=derlerأَ=mi? ئِنَّا=ki biz لَتَارِكُوا=kesinlikle terk edeceğiz آلِهَتِنَا=ilâhlarımızıلِشَاعِرٍ=bir şair için مَجْنُونٍ=cin etkisinde(veya”delirmiş”)
 ‎﴾ 37 ﴿‎   بَلْ=Hayır! جَاءَ=o getirmişti بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»وَ=ve صَدَّقَ=tasdik etmişti«tasdîk_musaddik»الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişleri
 ‎﴾ 38 ﴿‎   إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz لَذَائِقُوا=muhakkak tadacaksınız الْعَذَابِ=o cezayı«azãb»الْأَلِيمِ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve مَا تُجْزَوْنَ=karşılık«cezã»almayacaksınızإِلَّا=dışında مَا=şeyler كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapar
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir عِبَادَ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri اللَّهِ=Allah′ın الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=kendileri içindir رِزْقٌ=bir faydalandırılmış «nimet» «rızk»مَعْلُومٌ=bilinen
 ‎﴾ 42 ﴿‎   فَوَاكِهُۖ=meyveler وَ=ve هُمْ=onlar مُكْرَمُونَ=ağırlanacaklardır«ikrãm»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   فِي جَنَّاتِ=Cennetlerinde النَّعِيمِ=Bol Nimet(*)(*) orj NEÎM
 ‎﴾ 44 ﴿‎   عَلَىٰ=üzerinde سُرُرٍ=divanlar مُتَقَابِلِينَ=karşılıklı otururlar
 ‎﴾ 45 ﴿‎   يُطَافُ=dolaştırılır عَلَيْهِمْ=önlerinde بِكَأْسٍ=kadehler مِنْ مَعِينٍ=akan kaynaktan
 ‎﴾ 46 ﴿‎   بَيْضَاءَ=berrak لَذَّةٍ=lezzetli لِلشَّارِبِينَ=içenler için
 ‎﴾ 47 ﴿‎   لَا=yoktur فِيهَا=onda غَوْلٌ=bir rahatsızlıkوَلَا=ne de هُمْ=onlar عَنْهَا=ondan يُنْزَفُونَ=sarhoş olurlar
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve عِنْدَهُمْ=huzurlarındadır قَاصِرَاتُ=kendilerini hapsetmiş الطَّرْفِ=bakışlarıylaعِينٌ=iri gözlüler
 ‎﴾ 49 ﴿‎   كَأَنَّهُنَّ=sanki gibiler onlar بَيْضٌ=bembeyaz yumurta مَكْنُونٌ=örtülmüş«meknun_ekinnet»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   فَ=sonra da أَقْبَلَ=dönmüş بَعْضُهُمْ=onlardan kimi عَلَىٰ بَعْضٍ=kimine يَتَسَاءَلُونَ=soruyorlar
 ‎﴾ 51 ﴿‎   قَالَ=dedi قَائِلٌ=bir sözcü مِنْهُمْ=onlardanإِنِّي=ki كَانَ=vardı لِي=benim قَرِينٌ=bir beraber bulunduğum kişi«karîn»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   يَقُولُ=diyorأَ=misin? إِنَّكَ=ki sen لَمِنَ الْمُصَدِّقِينَ=kesinlikle tasdik edenlerden biri«tasdîk_musaddik»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   أَ=mı? إِذَا=zaman مِتْنَا=biz öldüğümüz وَ=ve كُنَّا=olduğumuz تُرَابًا=toprak وَ=ve عِظَامًا=kemikأَ=mi? إِنَّا=ki biz لَمَدِينُونَ=mutlaka yargılanacağız«dîn»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mısınız? أَنْتُمْ=siz مُطَّلِعُونَ=çıkıp bakar
 ‎﴾ 55 ﴿‎   فَ=bunun üzerine اطَّلَعَ=çıkıp baktıفَ=sonra da رَآهُ=gördü onu فِي سَوَاءِ=ortasında الْجَحِيمِ=Cehennem′in
 ‎﴾ 56 ﴿‎   قَالَ=dedi ki تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsunإِنْ=gerçekten كِدْتَ=neredeyse لَتُرْدِينِ=iyice mahvedecektin beni
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı نِعْمَةُ=nimeti رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»لَكُنْتُ=mutlaka olurdum مِنَ الْمُحْضَرِينَ=götürülenlerden
 ‎﴾ 58 ﴿‎   أَ=miyiz? فَ=şu halde مَا=değil نَحْنُ=biz بِمَيِّتِينَ=ölecekler
 ‎﴾ 59 ﴿‎   إِلَّا=dışında مَوْتَتَنَا=ölümümüz الْأُولَىٰ=ilkوَمَا=ne de نَحْنُ=biziz بِمُعَذَّبِينَ=cezalandırılacak«azãb»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bu لَهُوَ=kesinlikle kendisidir الْفَوْزُ=o kurtularak murada erişin«fevz»الْعَظِيمُ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   لِمِثْلِ=dengi için هَٰذَا=bununفَ=şu halde لْيَعْمَلِ=iş yapsınlar الْعَامِلُونَ=Uğraşacaklar«ãmil»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   أَ=mu? ذَٰلِكَ=işte bu خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»نُزُلًا=ağırlanma olarakأَمْ=yoksa mı? شَجَرَةُ=ağacı الزَّقُّومِ=zakkum
 ‎﴾ 63 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz جَعَلْنَاهَا=yaptık onu فِتْنَةً=bir sıkıntı«fitne»لِلظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»için
 ‎﴾ 64 ﴿‎   إِنَّهَا=şu bir gerçek ki o شَجَرَةٌ=bir ağaçtırتَخْرُجُ=ortaya çıkan«ihrãc»فِي أَصْلِ=dibinde الْجَحِيمِ=Cehennem′in
 ‎﴾ 65 ﴿‎   طَلْعُهَا=tomurcukları كَأَنَّهُ=sanki gibidir olan رُءُوسُ=başları الشَّيَاطِينِ=şeytanların
 ‎﴾ 66 ﴿‎   فَ=sonra da إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَآكِلُونَ=kesinlikle yiyeceklerdir مِنْهَا=ondanفَ=böylece مَالِئُونَ=dolduracaklardır مِنْهَا=ondan الْبُطُونَ=karınlarını
 ‎﴾ 67 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِنَّ=şu bir gerçek kiلَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَلَيْهَا=onda لَشَوْبًا=muhakkak bir içecek مِنْ حَمِيمٍ=kaynar sudan
 ‎﴾ 68 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِنَّ=şu bir gerçek kiمَرْجِعَهُمْ=dönüşleri لَإِلَى الْجَحِيمِ=mutlaka Cehennem′edir
 ‎﴾ 69 ﴿‎   إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar أَلْفَوْا=bulmuşlardı آبَاءَهُمْ=babalarını ضَالِّينَ=yolu saşırmış«dalãl»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   فَ=sonra da هُمْ=kendileri عَلَىٰ آثَارِهِمْ=onların izlerinde يُهْرَعُونَ=koşturuyorlar
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki ضَلَّ=yolu saşırmıştı«dalãl»قَبْلَهُمْ=onlardan önce أَكْثَرُ=çoğu الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz göndermiştik فِيهِمْ=onların içinde مُنْذِرِينَ=uyarıcılar
 ‎﴾ 73 ﴿‎   فَ=sonra انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonu الْمُنْذَرِينَ=uyarılanların
 ‎﴾ 74 ﴿‎   إِلَّا=dışındadır عِبَادَ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri اللَّهِ=Allah′ın الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki نَادَانَا=seslenmişti Bize نُوحٌ=Nûhفَ=şu halde لَنِعْمَ=ne güzel الْمُجِيبُونَ=karşılık vereniz«mucîb»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=ve نَجَّيْنَاهُ=kurtarmıştık onu وَ=ve de أَهْلَهُ=ailesini«ehl»مِنَ الْكَرْبِ=o sıkıntıdan الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık ذُرِّيَّتَهُ=onun "soyunun devamı"nın«zurriyyãt»هُمُ=kendilerini الْبَاقِينَ=‑asıl‑kalıcı
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve تَرَكْنَا=kalıcı kıldık عَلَيْهِ=onuفِي=içerisinde الْآخِرِينَ=sonra gelenler
 ‎﴾ 79 ﴿‎   سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَىٰ نُوحٍ=Nûh′a فِي=içinde الْعَالَمِينَ=alemler
 ‎﴾ 80 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»vereceğiz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o مِنْ عِبَادِنَا=Bizim «kulluk»hizmet«abd»edenlerimizdendi الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَغْرَقْنَا=suda boğduk الْآخَرِينَ=ötekilerini
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki مِنْ شِيعَتِهِ=onun düşünce camiasındandı«şiyá»لَإِبْرَاهِيمَ=kesinlikle İbrãhîm
 ‎﴾ 84 ﴿‎   إِذْ=bir vakit جَاءَ=gelmişti رَبَّهُ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»بِقَلْبٍ=bir kalp ile سَلِيمٍ=bozulmamış sağlam
 ‎﴾ 85 ﴿‎   إِذْ=o vakit قَالَ=demişti ki لِأَبِيهِ=babasına وَ=ve قَوْمِهِ=toplumuna«kavm»مَاذَا=neye تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorsunuz
 ‎﴾ 86 ﴿‎   أَ=mı? ئِفْكًا=düzen çevirerek آلِهَةً=ilâhlar دُونَ=başka اللَّهِ=Allah′tan تُرِيدُونَ=istiyorsunuz
 ‎﴾ 87 ﴿‎   فَ=şu halde مَا=nedir? ظَنُّكُمْ=zannınız«zann»بِ=ilgili بِرَبِّ="Efendi ve Sahib"iyle«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 88 ﴿‎   فَ=sonra نَظَرَ=baktı نَظْرَةً=göz atarak فِي النُّجُومِ=yıldızlara
 ‎﴾ 89 ﴿‎   فَ=sonra da قَالَ=dedi إِنِّي=ki ben سَقِيمٌ=hastayım
 ‎﴾ 90 ﴿‎   فَ=bunun üzerine تَوَلَّوْا=sırtlarını çevirip«tevellã»gittiler عَنْهُ=ondan مُدْبِرِينَ=kaçarak«dubur»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   فَ=sonra رَاغَ=gizlice sokuldu إِلَىٰ آلِهَتِهِمْ=onların ilâhlarınaفَ=sonra da قَالَ=dedi ki أَ=misiniz? لَا تَأْكُلُونَ=yemez
 ‎﴾ 92 ﴿‎   مَا=neyiniz? لَكُمْ=‑var‑ sizin لَا تَنْطِقُونَ=konuşmuyorsunuz
 ‎﴾ 93 ﴿‎   فَ=sonra رَاغَ=gizlice sokulup عَلَيْهِمْ=onlara ضَرْبًا=bir darbe indirdi بِالْيَمِينِ=sağ eliyle
 ‎﴾ 94 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَقْبَلُوا=gittiler إِلَيْهِ=ona يَزِفُّونَ=koşarak
 ‎﴾ 95 ﴿‎   قَالَ=dedi kiأَ=mı? أَتَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorsunuz مَا=şeylere تَنْحِتُونَ=yonttuğunuz
 ‎﴾ 96 ﴿‎   وَ=oysa اللَّهُ=Allah خَلَقَكُمْ=yaratmıştır siziوَ=ve de مَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 97 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki ابْنُوا=yapın لَهُ=onun için بُنْيَانًا=bir yapıفَ=sonra da أَلْقُوهُ=atın onu فِي الْجَحِيمِ=o ateşe
 ‎﴾ 98 ﴿‎   فَ=bu halde أَرَادُوا=istediler بِهِ=ona كَيْدًا=bir düzen«keyd»hazırlamakفَ=fakat جَعَلْنَاهُمُ=yaptık onları الْأَسْفَلِينَ=alçaktakiler
 ‎﴾ 99 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi إِنِّي=ki ben ذَاهِبٌ=gideceğim إِلَىٰ رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»سَيَهْدِينِ=O yol gösterecektir«hüdã»bana
 ‎﴾ 100 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»هَبْ=bahşet لِي=bana مِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerden«sãlih_sãlihãt»birini
 ‎﴾ 101 ﴿‎   فَ=bunun üzerine بَشَّرْنَاهُ=müjdeledik ona بِغُلَامٍ=bir oğlan çocuğu حَلِيمٍ=anlayışlı«halîm»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّابَلَغَبَلَغَ=o erişince مَعَهُ=onun yanında السَّعْيَ=iş tutacak çağaقَالَ=dedi يَا=Ey! بُنَيَّ=yavrumإِنِّي=ki ben أَرَىٰ=gördüm فِي الْمَنَامِ=uykuda أَنِّي=olduğunu ki ben أَذْبَحُكَ=kesiyorum seniفَ=şu halde انْظُرْ=bak مَاذَا=ne? تَرَىٰۚ=dersinقَالَ=dedi ki يَا=Ey! أَبَتِ=babacığım افْعَلْ=yap مَا=şeyi تُؤْمَرُۖ=yapılması istenmiş olduğun«emr»سَتَجِدُنِي=bulacaksın beniإِنْ=eğer شَاءَ=dilerse اللَّهُ=Allahمِنَ الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenlerden«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا أَسْلَمَا=o ikisi teslim oldu«teslîm_müslim»وَ=ve تَلَّهُ=yatırdı onu لِلْجَبِينِ=alın üstü
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve نَادَيْنَاهُ=Biz seslendik ona أَنْ=diye يَا=Ey! إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm
 ‎﴾ 105 ﴿‎   قَدْ=kesinlikle صَدَّقْتَ=sadık kaldın«sıdk_sãdık»الرُّؤْيَاۚ=o rüyayaإِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=budur لَهُوَ=kesinlikle kendisi الْبَلَاءُ=o sınamanın«belã»الْمُبِينُ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   وَ=ve فَدَيْنَاهُ=kurtulma bedeli«fidye» olarak verdik ona بِذِبْحٍ=bir kurbanlık عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   وَ=ve تَرَكْنَا=kalıcı kıldık عَلَيْهِ=onuفِي=içerisinde الْآخِرِينَ=sonra gelenler
 ‎﴾ 109 ﴿‎   سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e
 ‎﴾ 110 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=Biz karşılığını«cezã»veririz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o مِنْ عِبَادِنَا=Bizim «kulluk»hizmet«abd»edenlerimizdendi الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   وَ=ve بَشَّرْنَاهُ=Biz müjdeledik ona بِإِسْحَاقَ=İshãk′ıنَبِيًّا=bir Peygamber«nebî»olarak مِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerden«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 113 ﴿‎   وَ=ve بَارَكْنَا=bereketler verdik«berekãt_mubãrek»عَلَيْهِ=kendisine وَ=ve عَلَىٰ إِسْحَاقَۚ=İshãk′aوَ=ve مِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا=o ikisinin "soyunun devamı"ndan«zurriyyãt»bazısı مُحْسِنٌ=güzel davrananlardır«ihsãn_muhsin»وَ=veya ظَالِمٌ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenlerdir لِنَفْسِهِ=kendisine مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 114 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki مَنَنَّا=nimetler verdik عَلَىٰ مُوسَىٰ=Mûsã′ya وَ=ve هَارُونَ=Hãrûn′a
 ‎﴾ 115 ﴿‎   وَ=ve نَجَّيْنَاهُمَا=kurtardık o ikisini وَ=ve de قَوْمَهُمَا=o ikisinin toplumlarını«kavm»مِنَ الْكَرْبِ=o sıkıntıdan الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 116 ﴿‎   وَ=ve نَصَرْنَاهُمْ=yardım ettik onlaraفَ=sonra da كَانُوا=oldular هُمُ=kendileri الْغَالِبِينَ=üstün gelenler
 ‎﴾ 117 ﴿‎   وَ=ve آتَيْنَاهُمَا=o ikisine verdik الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»الْمُسْتَبِينَ=açıklayıcı
 ‎﴾ 118 ﴿‎   وَ=ve هَدَيْنَاهُمَا=o ikisine yolunu gösterdik«hüdã»الصِّرَاطَ=o yolun«sırãt»الْمُسْتَقِيمَ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 119 ﴿‎   وَ=ve تَرَكْنَا=kalıcı kıldık عَلَيْهِمَا=o ikisiniفِي=içerisinde الْآخِرِينَ=sonra gelenler
 ‎﴾ 120 ﴿‎   سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَىٰ مُوسَىٰ=Mûsã′ya وَ=ve هَارُونَ=Hãrûn′a
 ‎﴾ 121 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 122 ﴿‎   إِنَّهُمَا=şu bir gerçek ki her ikisi مِنْ عِبَادِنَا=Bizim «kulluk»hizmet«abd»edenlerimizdendi الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 123 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki إِلْيَاسَ=İlyãs لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ=kesinlikle o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlerdendi
 ‎﴾ 124 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm»أَ=mısınız? لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 125 ﴿‎   أَ=mi? تَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ediyorsunuz«duã»بَعْلًا=Ba′l′eوَ=ve تَذَرُونَ=bırakıyorsunuz أَحْسَنَ=en güzelini«hasen»الْخَالِقِينَ=yaratıcıların
 ‎﴾ 126 ﴿‎   اللَّهَ=Allah′ı رَبَّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inizdir«rabb»وَ=ve رَبَّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»آبَائِكُمُ=atalarınızın الْأَوَّلِينَ=önceki
 ‎﴾ 127 ﴿‎   فَ=bunun üzerine كَذَّبُوهُ=yalancı sayıp durdular«tekzîb»onuفَ=bu durumda إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَمُحْضَرُونَ=kesinlikle götürülecek olanlardır
 ‎﴾ 128 ﴿‎   إِلَّا=dışında عِبَادَ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri اللَّهِ=Allah′ın الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 129 ﴿‎   وَ=ve تَرَكْنَا=kalıcı kıldık عَلَيْهِ=onuفِي=içerisinde الْآخِرِينَ=sonra gelenler 
 ‎﴾ 130 ﴿‎   سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَىٰ إِلْ يَاسِينَ=İlyãs′a
 ‎﴾ 131 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 132 ﴿‎   إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o مِنْ عِبَادِنَا=Bizim «kulluk»hizmet«abd»edenimizdi الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 133 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لُوطًا=Lût لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ=kesinlikle o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlerdendi
 ‎﴾ 134 ﴿‎   إِذْ=bir vakit نَجَّيْنَاهُ=kurtarmıştık onuوَ=ve أَهْلَهُ=ailesini«ehl»أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 135 ﴿‎   إِلَّا=dışında عَجُوزًا=bir kocamış kadınفِي=arasında bulunan الْغَابِرِينَ=geride kalanlar
 ‎﴾ 136 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında دَمَّرْنَا=yerle bir ettik الْآخَرِينَ=ötekileri
 ‎﴾ 137 ﴿‎   وَ=ve إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz لَتَمُرُّونَ=muhakkak geçip gidiyorsunuz عَلَيْهِمْ=onların yanlarından مُصْبِحِينَ=sabahleyin
 ‎﴾ 138 ﴿‎   وَ=ve بِاللَّيْلِۗ=geceleyinأَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 139 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki يُونُسَ=Yûnus لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ=kesinlikle o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlerdendi
 ‎﴾ 140 ﴿‎   إِذْ=bir vakit أَبَقَ=kaçmıştı إِلَى الْفُلْكِ=o gemiye الْمَشْحُونِ=yüklü
 ‎﴾ 141 ﴿‎   فَ=sonra da سَاهَمَ=kura çektiفَ=böylece كَانَ=oldu مِنَ الْمُدْحَضِينَ=atılanlardan«mudhadin»
 ‎﴾ 142 ﴿‎   فَ=sonra الْتَقَمَهُ=yuttu onu الْحُوتُ=o balık وَ=iken هُوَ=kendini مُلِيمٌ=kınar
 ‎﴾ 143 ﴿‎   فَ=bu halde لَوْلَا=eğer olmasaydı أَنَّهُ=ki o كَانَ=olmuş مِنَ الْمُسَبِّحِينَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirenlerden«tesbih»
 ‎﴾ 144 ﴿‎   لَلَبِثَ=kesinlikle kalırdı فِي بَطْنِهِ=onun karnındaإِلَىٰ=kadar يَوْمِ=güne يُبْعَثُونَ=diriltilecekleri«ba′s»
 ‎﴾ 145 ﴿‎   فَ=bunun üzerine نَبَذْنَاهُ=attık onu بِالْعَرَاءِ=bir çıplak alanaوَ=halde هُوَ=kendisi سَقِيمٌ=hasta
 ‎﴾ 146 ﴿‎   وَ=ve أَنْبَتْنَا=bitirmiştik عَلَيْهِ=üzerine شَجَرَةً=bir ağacı مِنْ يَقْطِينٍ=asma kabak
 ‎﴾ 147 ﴿‎   وَ=ve أَرْسَلْنَاهُ=Elçi«rasûl»gönderdik onu إِلَىٰ مِائَةِ أَلْفٍ=yüz bin kişiyeأَوْ=ya da يَزِيدُونَ=daha fazlasına
 ‎﴾ 148 ﴿‎   فَ=sonra da آمَنُوا=inanıp güvendiler«îmãn»فَ=böylece مَتَّعْنَاهُمْ=geçindirdik onları إِلَىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 149 ﴿‎   فَ=şu halde اسْتَفْتِهِمْ=hüküm«fetvã»iste onlardanأَ=mı? لِرَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْبَنَاتُ=kızlarوَ=ve de‑mı?‑ لَهُمُ=onlara الْبَنُونَ=oğlanlar
 ‎﴾ 150 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? خَلَقْنَا=yarattık الْمَلَائِكَةَ=melekleri إِنَاثًا=dişi olarakوَ=iken هُمْ=kendileri شَاهِدُونَ=tanık«şãhid» olanlar
 ‎﴾ 151 ﴿‎   أَلَا=şunu iyi bilinإِنَّهُمْ=ki onlar مِنْ إِفْكِهِمْ=çevirdikleri Dolap′ları«ifk» yüzünden لَيَقُولُونَ=muhakkak derler ki
 ‎﴾ 152 ﴿‎   وَلَدَ=çocuğu oldu اللَّهُ=Allah′ınوَ=oysa إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَكَاذِبُونَ=kesinlikle yalan söyleyenlerdir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 153 ﴿‎   أَ=mi? صْطَفَى=tercih etmiş الْبَنَاتِ=kızlarıعَلَى=karşı الْبَنِينَ=oğlanlara
 ‎﴾ 154 ﴿‎   مَا=neyiniz? لَكُمْ=‑var‑sizin كَيْفَ=nasıl? تَحْكُمُونَ=hüküm veriyorsunuz
 ‎﴾ 155 ﴿‎   أَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 156 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَكُمْ=‑var‑size ait سُلْطَانٌ="dayanacak bir şey"«sultãn»مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 157 ﴿‎   فَ=öyleyse أْتُوا=getirin بِكِتَابِكُمْ=«ilâhî» Metininizi«kitãb»إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 158 ﴿‎   وَ=ve جَعَلُوا=uydurdular بَيْنَهُ=O′nun arasında وَ=ile بَيْنَ الْجِنَّةِ=cinler نَسَبًاۚ=bir soy bağıوَ=ve لَقَدْ=emin olun عَلِمَتِ=bilmişlerdir الْجِنَّةُ=cinler إِنَّهُمْ=ki onlar لَمُحْضَرُونَ=kesinlikle götürülecek olanlardır
 ‎﴾ 159 ﴿‎   سُبْحَانَ=aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allahعَمَّا=olduklarından يَصِفُونَ=onların sıfat olarak veriyor
 ‎﴾ 160 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir عِبَادَ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri اللَّهِ=Allah′ın الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 161 ﴿‎   فَ=şu halde إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz وَ=ve de مَا=şeyler تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yaptığınız
 ‎﴾ 162 ﴿‎   مَا=değilsiniz أَنْتُمْ=sizler عَلَيْهِ=O′na karşı بِفَاتِنِينَ=saptıracak
 ‎﴾ 163 ﴿‎   إِلَّا=başkasını مَنْ=kimseden هُوَ=kendisi صَالِ=ateşe girecek الْجَحِيمِ=Cehennem′de
 ‎﴾ 164 ﴿‎   وَ=ve مَا=yoktur مِنَّا=bizden kimsenin إِلَّا=dışında لَهُ=onun مَقَامٌ=bir makamı مَعْلُومٌ=belli
 ‎﴾ 165 ﴿‎   وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَنَحْنُ=kesinlikle biziz الصَّافُّونَ=o saf saf dizilenler
 ‎﴾ 166 ﴿‎   وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَنَحْنُ=kesinlikle biziz الْمُسَبِّحُونَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirenler«tesbih»
 ‎﴾ 167 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كَانُوا=idiler لَيَقُولُونَ=kesinlikle demekte ki
 ‎﴾ 168 ﴿‎   لَوْ=eğer أَنَّ=olsaydı عِنْدَنَا=katımızda ذِكْرًا=bir «ilâhî» Tembih«zikr»مِنَ الْأَوَّلِينَ=öncekilerden
 ‎﴾ 169 ﴿‎   لَكُنَّا=muhakkak biz olurduk عِبَادَ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri اللَّهِ=Allah′ın الْمُخْلَصِينَ=katışıksız tutan«muhles»
 ‎﴾ 170 ﴿‎   فَ=fakat كَفَرُوا=görmezlikten geldiler«küfr_kãfir»بِهِۖ=onuفَ=şu halde سَوْفَ=ileride يَعْلَمُونَ=bileceklerdir
 ‎﴾ 171 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki سَبَقَتْ=geçmişti كَلِمَتُنَا=bir kelamımız(sözümüz)«kelime_kelimãt»لِعِبَادِنَا=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimize الْمُرْسَلِينَ=Elçi«rasûl»olarak gönderilmiş
 ‎﴾ 172 ﴿‎   إِنَّهُمْ=olacaklar diye لَهُمُ=kesinlikle kendileri الْمَنْصُورُونَ=yardım ulaştırılanlar
 ‎﴾ 173 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=olacak diye جُنْدَنَا=ordumuzun لَهُمُ=kesinlikle kendileri الْغَالِبُونَ=galip gelecekler
 ‎﴾ 174 ﴿‎   فَ=şu halde تَوَلَّ=sırtını çevirip«tevellã»git عَنْهُمْ=onlardan حَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 175 ﴿‎   وَ=ve أَبْصِرْهُمْ=gözetle onlarıفَ=şu halde سَوْفَ=ileride يُبْصِرُونَ=göreceklerdir
 ‎﴾ 176 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde بِعَذَابِنَا=Bizim cezamızı«azãb»يَسْتَعْجِلُونَ=acele istiyorlar
 ‎﴾ 177 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman نَزَلَ=o indiği بِسَاحَتِهِمْ=yurtlarınaفَ=bu halde سَاءَ=ne fenadır«sú»صَبَاحُ=sabahı الْمُنْذَرِينَ=uyarılmış olanların
 ‎﴾ 178 ﴿‎   وَ=ve تَوَلَّ=sırtını çevirip«tevellã»git عَنْهُمْ=onlardan حَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 179 ﴿‎   وَ=ve أَبْصِرْ=gözetleفَ=şu halde سَوْفَ=ileride يُبْصِرُونَ=onlar göreceklerdir
 ‎﴾ 180 ﴿‎   سُبْحَانَ=aşkındır«subhãn»رَبِّكَ=senin "Efendi ve Sahib"in«rabb»رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»olan الْعِزَّةِ="kudret ve üstünlüğün"«izzet»عَمَّا=olduklarından يَصِفُونَ=onların sıfat olarak veriyor
 ‎﴾ 181 ﴿‎   وَ=ve سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَى الْمُرْسَلِينَ=Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlere 
 ‎﴾ 182 ﴿‎   وَ=ve الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adır رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
Âyet Metni : (Sâffât.1) (23. Cüz | 446. Sayfa)
Okunuşu :
1. veṣṣâffâti ṣaffâ.
(Sâffât.1) Grameri
وَالصَّافَّاتِ : by ::: [Edat/Yemin öntakı] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]وَالصَّافَّاتِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالصَّافَّاتِ : those lined ::: [İsim] [Dişil çoğul] [etken fiilden Fiilimsi] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ص ف فصَفًّا : (in) rows ::: [İsim] [Eril] [fiilden Fiilimsi] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ص ف ف
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu