Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
12. Şimdi ihtimal ki sen «ona bir hazine indirilse ya veya beraberindeki bir melek gelse ya» diyorlar diye göğsün daralarak sana vahyolunanın ba´zısını bu sebeble terkedecek olursun, fakat sen sırf bir nezîrsin. Allah ise, her şey´e karşı vekîl.
B.Bayraklı
12. Belki de sen, müşriklerin “Ona gökten bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı, sana vahyolunan âyetlerin bir kısmını tebliğ etmeyi terk edeceksin ve bu yüzden ruhun daralacaktır. İyi bil ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.”
A.Bayındır
12. “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demeleri[1*] yüzünden sana yapılan vahyin bir kısmını neredeyse terk edeceksin![2*] Bu da senin göğsünü daraltıyor. Halbuki sen sadece bir uyarıcısın.[3*] Allah, her şeye vekildir /dayanak olandır.[4*][1*] En’am 6/8, İsra 17/90-95, Furkan 25/7-8. [2*] Maide 5/49, İsra 17/73-75, Kasas 28/87. [3*] Ra’d 13/7, Fatır 35/23.[4*] Bu ayet nebilerde ismet sıfatının olmadığının delillerindendir (Nisa 4/105-107, Enfal 8/67-68, Tevbe 9/43, Neml 27/10-11, Tahrim 66/1-2). Yani nebiler günahlardan korunmuş değillerdir.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
12. Şimdi (Ey Resul! Sırf inkârcılar hoşlanmıyor ve) onların “Niçin o’na (gökten) bir hazine inmedi” ya da “(neden) kendisiyle birlikte bir melek gelmedi?” diye söylenmelerinden ötürü yüreğin daralıyor. Bunun için sana vahyedilen mesajın bir bölümünü onlara duyurmaktan vaz geçebilirsin (asla böyle yapma! Unutma ki,) sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir (herkese layık olduğu neticeyi verendir).* Bkz. 15/97, 25/7-8 * Belki inanırlar diye gelen vahyin işlerine gelmeyen bir bölümünü onlara duyurmaktan sakın vaz geçme! Zira senin görevin onları imana getirmek değil, doğru yolu onlara göstermektir. Onlar ister inanırlar kurtuluşa ererler, isterse karşı çıkarlar bedelini öderler, sen sadece bir uyarıcısın.  Dipnotlar »
S.Ateş
12. Herhalde sen: "Ona bir hazîne indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden ötürü, sana vahyolunanın bir kısmını bırakacaksın ve bununla göğsün sıkılacak; ama sen sadece bir uyarıcısın (böyle sözlere aldırma), her şeye vekîl olan Allah'tır.
İngilizce Kelime Meali
فَلَعَلَّكَ=Then possibly you تَارِكٌۢ=(may) give up بَعْضَ=a part مَا=(of) what يُوحٰىٓ=is revealed إِلَيْكَ=to you وَضَآئِقٌۢ=and straitened بِهِۦ=by it صَدْرُكَ=your breast أَن=because يَقُولُوا=they say, لَوْلَآ=“Why not أُنزِلَ=is sent down عَلَيْهِ=for him كَنزٌ=a treasure أَوْ=or جَآءَ=has come مَعَهُۥ=with him مَلَكٌۚ=an Angel?" إِنَّمَآ=Only أَنتَ=you نَذِيرٌۚ=(are) a warner. وَاللَّهُ=And Allah عَلٰى=(is) on كُلِّ=every شَىْءٍ=thing وَكِيلٌ=a Guardian.
(11) Hûd Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الرۚ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «R harfi»كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metindir«kitãb»أُحْكِمَتْ=hüküm bildiren آيَاتُهُ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»ثُمَّ=sonrasında فُصِّلَتْ=ayrı ayrı açıklanmıştırمِنْ لَدُنْ=katından حَكِيمٍ=hükümleri doğru olanın«hakîm»خَبِيرٍ=haberi olanın«habîr»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   أَلَّا تَعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»etmeyin diyedir إِلَّا=başkasına اللَّهَۚ=Allah′tanإِنَّنِي=şu bir gerçek ki ben لَكُمْ=size مِنْهُ=O′nun tarafından نَذِيرٌ=bir uyarıcıyım وَ=ve بَشِيرٌ=müjdeleyiciyim
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve أَنِ=diyedir اسْتَغْفِرُوا=günahlarınızın örtülmesini dileyin«istiğfar»رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»ثُمَّ=sonrasında تُوبُوا=olumsuzluktan dönüş yapın«tevbe_tevvãb»إِلَيْهِ=O′naيُمَتِّعْكُمْ=yararlandırsın sizi مَتَاعًا=geçimlik varlıklardan حَسَنًا=güzel«hasen»إِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vadeye مُسَمًّى=belirlenmişوَ=ve(diyedir) يُؤْتِ=versin كُلَّ=her ذِي=sahibine فَضْلٍ=lütuf«fadl»فَضْلَهُۖ=kendi lütfunu«fadl»وَ=ve إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirseniz«tevellã»فَ=bu durumda إِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkarım عَلَيْكُمْ=sizin hakkınızda عَذَابَ=cezalandırmasından«azãb»يَوْمٍ=bir günün كَبِيرٍ=büyük
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِلَى اللَّهِ=Allah′adır مَرْجِعُكُمْۖ=dönüşünüzوَ=ve هُوَ=O عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir
 ‎﴾ 5 ﴿‎   أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّهُمْ=ki onlar يَثْنُونَ=bükerler صُدُورَهُمْ=göğüslerini لِيَسْتَخْفُوا=gizlenmek için مِنْهُۚ=O'ndanأَلَا=şunu iyi bilin ki حِينَ=zaman يَسْتَغْشُونَ=büründükleri ثِيَابَهُمْ=elbiselerineيَعْلَمُ=O bilir مَا=olduklarını يُسِرُّونَ=onların gizliyor«sirra»وَ=ve de مَا=olduklarını يُعْلِنُونَۚ=açığa vuruyorإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِذَاتِ=olanı الصُّدُورِ=gönüllerde
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve مَا=yoktur مِنْ=herhangi دَابَّةٍ=bir canlı فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeإِلَّا=olmayan عَلَى=«üzerinde»sorumluluğunda اللَّهِ=Allah′ınرِزْقُهَا=faydalandırıldığı «nimeti» «rızk»وَ=ve يَعْلَمُ=O bilir مُسْتَقَرَّهَا=onun kaldığı yeri وَ=ve مُسْتَوْدَعَهَاۚ=emanet bırakıldığı yeriكُلٌّ=hepsi فِي كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metindedir«kitãb»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünüفِي=içinde سِتَّةِ=altı أَيَّامٍ=günوَ=iken كَانَ=bulunur عَرْشُهُ=O′nun «tahtı»saltanatı«arş»عَلَى=üzerinde الْمَاءِ=suلِيَبْلُوَكُمْ=sınamak«belã» için sizi أَيُّكُمْ=hanginiz أَحْسَنُ=daha güzeldir«hasen»عَمَلًاۗ=iş olarakوَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer قُلْتَ=dersenإِنَّكُمْ=ki siz مَبْعُوثُونَ=diriltileceksiniz«ba′s»مِنْ بَعْدِ=sonra الْمَوْتِ=ölümdenلَيَقُولَنَّ=mutlaka derler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası سِحْرٌ=bir aldatmacadan(veya ”sihirden”) مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَخَّرْنَا=geciktirsek عَنْهُمُ=onlardan الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»إِلَىٰ=kadar أُمَّةٍ=bir süreye مَعْدُودَةٍ=sayılıلَيَقُولُنَّ=mutlaka derler ki مَا=nedir? يَحْبِسُهُۗ=alıkoyan onuأَلَا=şunu iyi bilin ki يَوْمَ=gün يَأْتِيهِمْ=onun geldiği لَيْسَ مَصْرُوفًا=geri çevrilmez عَنْهُمْ=kendilerindenوَ=ve حَاقَ=kuşatır بِهِمْ=onları مَا=şey كَانُوا=oldukları بِهِ=kendisini يَسْتَهْزِئُونَ=alaya alıyor
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَذَقْنَا=tattırsak الْإِنْسَانَ=insana مِنَّا=tarafımızdan رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»ثُمَّ=sonrasında نَزَعْنَاهَا=çekip alsak onu مِنْهُ=ondanإِنَّهُ=şu bir gerçek ki olur لَيَئُوسٌ=kesinlikle bir ümitsiz كَفُورٌ=hiçe sayan
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَذَقْنَاهُ=tattırırsak ona نَعْمَاءَ=bir nimetبَعْدَ=sonra ضَرَّاءَ=bir sıkıntı durumundan«darrã»مَسَّتْهُ=kendisine dokunanلَيَقُولَنَّ=mutlaka der ki ذَهَبَ=gitti السَّيِّئَاتُ=fenalıklar«seyyiãt»عَنِّيۚ=bendenإِنَّهُ=şu bir gerçek ki olur لَفَرِحٌ=kesinlikle şımarık فَخُورٌ=böbürlenen
 ‎﴾ 11 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir الَّذِينَ=kimseler صَبَرُوا=yılmadan dayanmış«sabr_sãbir»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»أُولَٰئِكَ=işte onlar ki لَهُمْ=onlar içindir مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesi«mağfiret»وَ=ve أَجْرٌ=bir bedel«ecr»كَبِيرٌ=büyük
 ‎﴾ 12 ﴿‎   فَ=o zaman لَعَلَّكَ=olur ki sen تَارِكٌ=bırakırsın بَعْضَ=kiminiمَا=olanın يُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيْكَ=sanaوَ=ve ضَائِقٌ=daralır بِهِ=onunla صَدْرُكَ=göğsünأَنْ يَقُولُوا=demelerinden dolayı لَوْلَا أُنْزِلَ=indirilseydi ya! عَلَيْهِ=ona كَنْزٌ=bir hazineأَوْ=veya جَاءَ=gelseydi مَعَهُ=onunla beraber مَلَكٌۚ=bir melekإِنَّمَا=ancak ve sadece أَنْتَ=sen نَذِيرٌۚ=bir uyarıcısınوَ=ise اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşey için وَكِيلٌ=sırtı emniyetle dayayacak kimsedir«vekîl»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlar افْتَرَاهُۖ=uydurdu«ifterã»onuقُلْ=de ki فَ=o halde أْتُوا=getirin بِعَشْرِ=on tane سُوَرٍ=sûre مِثْلِهِ=onun dengi مُفْتَرَيَاتٍ=uydurulmuş«ifterã»وَ=ve ادْعُوا=çağırın«duã»مَنِ=kimseleri اسْتَطَعْتُمْ=gücünüzün yettiği«istitãat»مِنْ دُونِ=değil de اللَّهِ=Allah′ıإِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِلَّمْ يَسْتَجِيبُوا=eğer karşılık vermezlerse لَكُمْ=sizeفَ=o zaman اعْلَمُوا=bilin أَنَّمَا=olduğunu ki أُنْزِلَ=indirilmiştir o بِعِلْمِ=bilgisiyle«ilm»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve أَنْ=olduğunu ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilah إِلَّا=başka هُوَۖ=O′ndanفَ=öyleyse هَلْ=musunuz? أَنْتُمْ=siz oluyor مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olmuşlardan«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   مَنْ=kimler كَانَ=ise يُرِيدُ=istiyor الْحَيَاةَ=hayatını الدُّنْيَا=dünya وَ=ve زِينَتَهَا=hoşa giden şeylerini«ziynet»onunنُوَفِّ=karşılıklarını tam veririz إِلَيْهِمْ=onlara أَعْمَالَهُمْ=yaptıklarının فِيهَا=oradaوَ=ve هُمْ=onlara فِيهَا=orada لَا يُبْخَسُونَ=bir noksanlık yapılmaz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir لَيْسَ=olmayan لَهُمْ=kendileri için فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te إِلَّا=başka bir şey النَّارُۖ=o Ateş′ten«nãr»وَ=ve حَبِطَ=bir işe yaramamıştır«habt»مَا=oldukları صَنَعُوا=kurgulayıp hazırlamış فِيهَا=oradaوَ=ve بَاطِلٌ=uyduruk ve asılsızdır«bãtıl»مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 17 ﴿‎   أَ=midir? فَ=şu halde مَنْ=kimse كَانَ=olan عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde بَيِّنَةٍ=bir açık delilin«beyyine»مِنْ رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»وَ=ve يَتْلُوهُ=sayıp döker«tilãvet» onu شَاهِدٌ=bir tanık«şãhid»مِنْهُ=O′ndanوَ=ve مِنْ قَبْلِهِ=‑vardır‑ ondan önce كِتَابُ=«ilâhî» Metini«kitãb»مُوسَىٰ=Mûsã′nınإِمَامًا=bir öncü olarak وَ=ve رَحْمَةًۚ=bir merhamet«rahmet»olarakأُولَٰئِكَ=işte onlar يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirler «îmãn»بِهِۚ=onaوَ=ve مَنْ=kim يَكْفُرْ=görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بِهِ=onu مِنَ الْأَحْزَابِ=taraftar topluluklarının«hizb» içindenفَ=bunun üzerine النَّارُ=o Ateş′ledir«nãr»مَوْعِدُهُۚ=buluşması«mev′id»فَ=öyleyse لَا تَكُ=hiç olma فِي مِرْيَةٍ=şüphede مِنْهُۚ=ondanإِنَّهُ=şu bir gerçek ki bu الْحَقُّ=o Gerçek′tir«hakk»مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»وَلَٰكِنَّ=ancak أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim»مِمَّنِ=kimseden افْتَرَىٰ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًاۚ=bir yalan«kizb_kãzib»أُولَٰئِكَ=işte onlar يُعْرَضُونَ=arzedilirler عَلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»وَ=ve de يَقُولُ=derler ki الْأَشْهَادُ=tanıklar«şãhid»هَٰؤُلَاءِ=işte bunlardır الَّذِينَ=kimseler كَذَبُوا=yalan uydurmuş«kizb_kãzib»عَلَىٰ=hakkında رَبِّهِمْۚ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»أَلَا=şunu iyi bilin ki لَعْنَةُ=dışlayıp horlayışı«la′net»اللَّهِ=Allah′ın عَلَى=üzerinedir الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَصُدُّونَ=alıkoyan عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve يَبْغُونَهَا=arayışında olan onda عِوَجًا=bir eğriliğinوَ=halde هُمْ=onlar بِالْآخِرَةِ=Ahiret′i هُمْ=kendileri كَافِرُونَ=görmezlikten gelir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar لَمْ يَكُونُوا=değillerdir مُعْجِزِينَ=aciz bırakacak فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve مَا كَانَ=olmaz لَهُمْ=onlar için مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah مِنْ=herhangi أَوْلِيَاءَۘ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»يُضَاعَفُ=kat kat olur لَهُمُ=onlar için الْعَذَابُۚ=o ceza«azãb»مَا كَانُوا=değillerdi يَسْتَطِيعُونَ=onlar güç yetirecek«istitãat»السَّمْعَ=işitmeyeوَ=ve مَا كَانُوا=değillerdi يُبْصِرُونَ=onlar görecek
 ‎﴾ 21 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir خَسِرُوا=zarara sokmuş«hãsir_husrãn»أَنْفُسَهُمْ=kendileriniوَ=ve ضَلَّ=kaybolup gitmiştir عَنْهُمْ=yanlarından مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   لَا جَرَمَ=şüphe yoktur أَنَّهُمْ=olduklarına فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te هُمُ الْأَخْسَرُونَ=en fazla zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»وَ=ve أَخْبَتُوا=gönülden boyun eğmiş إِلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِۖ=Cennet′inهُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   مَثَلُ=durumu الْفَرِيقَيْنِ=iki kesimin«ferîk»كَالْأَعْمَىٰ=kör olan gibidir وَ=ve الْأَصَمِّ=sağır olanınوَ=ile الْبَصِيرِ=görenin«basîr»وَ=ve السَّمِيعِۚ=işitenin«semí»هَلْ=mu? يَسْتَوِيَانِ=bir olur مَثَلًاۚ=durum olarakأَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=göndermiştik نُوحًا=Nûh′u إِلَىٰ قَوْمِهِ=kendi toplumuna«kavm»إِنِّي=şu bir gerçek ki ben لَكُمْ=sizin için نَذِيرٌ=bir uyarıcıyım مُبِينٌ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   أَنْ لَا تَعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»etmeyin diye إِلَّا=başkasına اللَّهَۖ=Allah′tanإِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkuyorum عَلَيْكُمْ=sizin hakkınızda عَذَابَ=cezasından«azãb»يَوْمٍ=bir günün أَلِيمٍ=üzüntü veren
 ‎﴾ 27 ﴿‎   فَ=bunun üzerine قَالَ=dediler ki الْمَلَأُ=ileri gelenleri الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ قَوْمِهِ=toplumundan«kavm»مَا نَرَاكَ=biz seni görmüyoruz إِلَّا=başkası olarak بَشَرًا=bir insandan مِثْلَنَا=dengimizوَ=ve مَا نَرَاكَ=görmüyoruz اتَّبَعَكَ=katıldığını«ittebã»sanaإِلَّا=başkasının الَّذِينَ=kimselerden هُمْ=kendileri olan أَرَاذِلُنَا=en aşağılıklarımız بَادِيَ الرَّأْيِ=sığ görüşlüوَ=ve de مَا نَرَىٰ=görmüyoruz لَكُمْ=size ait عَلَيْنَا=bize karşı مِنْ=herhangi فَضْلٍ=bir üstünlük«fadl»بَلْ=aksine نَظُنُّكُمْ=olduğunuza kanaat getirdik«zann»كَاذِبِينَ=yalan söyleyenler«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza!إِنْ=eğer كُنْتُ=isem عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde بَيِّنَةٍ=bir açık delil«beyyine»مِنْ رَبِّي="Efendi ve Sahib"imden«rabb»وَ=ve de آتَانِي=vermişse bana رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»مِنْ عِنْدِهِ=katındanفَ=sonra da عُمِّيَتْ=o gizli tutulmuşsa عَلَيْكُمْ=sizeأَ=mıyız? نُلْزِمُكُمُوهَا=biz sizi zorlayacak onaوَ=iken أَنْتُمْ=siz لَهَا=onu كَارِهُونَ=istemiyor
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»لَا أَسْأَلُكُمْ=istemiyorum sizden عَلَيْهِ=onun karşılığında مَالًاۖ=bir malإِنْ=değildir أَجْرِيَ=benim bedelim«ecr»إِلَّا=olandan başkası عَلَى=ait اللَّهِۚ=Allah′aوَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben بِطَارِدِ=kovacak الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar مُلَاقُوا=kavuşacaklardır رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»وَلَٰكِنِّي=ancak ben أَرَاكُمْ=görüyorum قَوْمًا=bir toplum«kavm»تَجْهَلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapan«cãhil»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»مَنْ=kim يَنْصُرُنِي=yardım edecek bana مِنَ=karşı اللَّهِ=Allah′aإِنْ=eğer طَرَدْتُهُمْۚ=kovarsam onlarıأَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve لَا أَقُولُ=ben demiyorum لَكُمْ=size عِنْدِي=benim huzurumdadır خَزَائِنُ=hazineleri اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve لَا أَعْلَمُ=daha iyi bilmiyorum الْغَيْبَ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»وَ=ve de لَا أَقُولُ=demiyorum إِنِّي=ki ben مَلَكٌ=bir meleğimوَ=ve de لَا أَقُولُ=demiyorum لِلَّذِينَ=kimseler için تَزْدَرِي=küçük gördüğü أَعْيُنُكُمْ=gözlerinizinلَنْ يُؤْتِيَهُمُ=asla vermeyecektir onlara اللَّهُ=Allah خَيْرًاۖ=bir fayda ve iyilik«hayr»اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِمَا=olanı فِي أَنْفُسِهِمْۖ=onların içlerindeإِنِّي=ki olurum إِذًا=o zaman لَمِنَ الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! نُوحُ=Nûh قَدْ=kesinlikle جَادَلْتَنَا=bizimle tartıştınفَ=sonra da أَكْثَرْتَ=çok ileri gittin جِدَالَنَا=bizimle tartışmandaفَ=şu halde أْتِنَا=getir بِمَا=olduğunu تَعِدُنَا=bize vaadetmişإِنْ=mademki كُنْتَ=sensin مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece يَأْتِيكُمْ=getirir size بِهِ=onu اللَّهُ=Allah إِنْ=eğer شَاءَ=dilerseوَ=ve مَا=değilsiniz أَنْتُمْ=siz بِمُعْجِزِينَ=aciz bırakacak
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لَا يَنْفَعُكُمْ=yarar vermez size نُصْحِي=öğüdümإِنْ=eğer أَرَدْتُ=istesem أَنْ أَنْصَحَ=öğüt vermek لَكُمْ=sizeإِنْ=durumunda كَانَ=olması اللَّهُ=Allah′ın يُرِيدُ=diliyor أَنْ يُغْوِيَكُمْۚ=yoldan şaşmanızı«gayy» sizinهُوَ=O رَبُّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inizdir«rabb»وَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 35 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlar افْتَرَاهُۖ=uydurdu«ifterã»onuقُلْ=de ki إِنِ=eğer افْتَرَيْتُهُ=ben uydurduysam«ifterã»onuفَ=öyleyse عَلَيَّ=benim «üzerinde»sorumluluğumdadır إِجْرَامِي=benim işlediğim suç«cürüm_mücrim»وَ=ise أَنَا=ben بَرِيءٌ=uzağım مِمَّا=şeylerden تُجْرِمُونَ=suç olarak işlediğiniz«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve أُوحِيَ=mesajla iletildi«vahy»إِلَىٰ نُوحٍ=Nûh′aأَنَّهُ=olduğu لَنْ يُؤْمِنُ=asla inanıp güvenmeyecek«îmãn»مِنْ قَوْمِكَ=senin toplumundakilerin«kavm»إِلَّا=dışında مَنْ=kimselerin قَدْ=bu arada آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»فَ=öyleyse لَا تَبْتَئِسْ=daralma«be′s»بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَفْعَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve اصْنَعِ=kurgulayıp hazırla الْفُلْكَ=o gemiyi بِأَعْيُنِنَا=gözetimimizle وَ=ve de وَحْيِنَا=ilettiğimiz mesajla«vahy»وَ=ve لَا تُخَاطِبْنِي=hitap etme bana فِي=hakkında الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُواۚ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar مُغْرَقُونَ=suda boğulacaklardır
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve يَصْنَعُ=kurgulayıp hazırlıyordu الْفُلْكَ=gemiyiوَ=ve كُلَّمَا=ne zaman مَرَّ=yanından geçse عَلَيْهِ=onun مَلَأٌ=ileri gelenler مِنْ قَوْمِهِ=onun toplumundan«kavm»سَخِرُوا=alay ediyorlardı مِنْهُۚ=onunlaقَالَ=dedi ki إِنْ=eğer تَسْخَرُوا=alay ediyorsanız مِنَّا=bizimleفَ=bu durumda إِنَّا=şu bir gerçek ki biz نَسْخَرُ=alay edeceğiz مِنْكُمْ=sizinle كَمَا=gibi تَسْخَرُونَ=sizin alay ettiğiniz
 ‎﴾ 39 ﴿‎   فَ=öyleyse سَوْفَ=ileride تَعْلَمُونَ=bileceksiniz مَنْ=kime يَأْتِيهِ=geleceğini عَذَابٌ=bir cezanın«azãb»يُخْزِيهِ=utanca«hızy»sokanوَ=ve يَحِلُّ=ineceğini عَلَيْهِ=başına عَذَابٌ=bir cezanın«azãb»مُقِيمٌ=kalıcı
 ‎﴾ 40 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği أَمْرُنَا=yapılmasını istediğimiz şey«emr»وَ=ve فَارَ=kaynadığında التَّنُّورُ=o tandırقُلْنَا=dedik ki احْمِلْ=bindir فِيهَا=ona مِنْ كُلٍّ=her şeyden زَوْجَيْنِ=eşleri اثْنَيْنِ=ikişerوَ=ve أَهْلَكَ=aileni«ehl»إِلَّا=dışındaki مَنْ=olan kimseler سَبَقَ=önceden عَلَيْهِ=aleyhlerinde الْقَوْلُ=o kelamوَ=ve(bindir) مَنْ=kimseleri آمَنَۚ=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=oysa مَا آمَنَ=inanıp güvenmemişti«îmãn»مَعَهُ=onunla beraber إِلَّا=dışındakiler قَلِيلٌ=çok az kimse
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki ارْكَبُوا=binin فِيهَا=onun içineبِسْمِ=adıyladır اللَّهِ=Allah′ın مَجْرَاهَا=yüzmesi وَ=ve مُرْسَاهَاۚ=demir atmasıإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»لَغَفُورٌ=ne çok günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=iken هِيَ=o تَجْرِي=geçirir بِهِمْ=onları فِي=içinden مَوْجٍ=dalgaların كَالْجِبَالِ=dağlar gibiوَ=ve نَادَىٰ=seslendi نُوحٌ=Nûh ابْنَهُ=oğluna وَ=iken كَانَ=bulunmakta فِي مَعْزِلٍ=kenardaيَا=Ey! بُنَيَّ=yavrum!ارْكَبْ=gel bin مَعَنَا=bizimle beraberوَ=ve لَا تَكُنْ=olma مَعَ=beraber الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenle«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   قَالَ=o dedi ki سَآوِي=sığınacağım إِلَىٰ جَبَلٍ=bir dağaيَعْصِمُنِي=o korur beni مِنَ الْمَاءِۚ=bu sudanقَالَ=dedi ki لَا=yoktur عَاصِمَ=kurtarıcı الْيَوْمَ=bugün مِنْ أَمْرِ=yapılmasını istediği şeyden«emr»اللَّهِ=Allah′ınإِلَّا=dışında مَنْ=kimseler رَحِمَۚ=merhamet«rahmet»ettiğiوَ=ve حَالَ=girdi بَيْنَهُمَا=ikisinin arasına الْمَوْجُ=bir dalgaفَ=sonra da كَانَ=oldu مِنَ الْمُغْرَقِينَ=boğulanlardan
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve قِيلَ=denildi ki يَا=Ey! أَرْضُ=yeryüzü ابْلَعِي=çek مَاءَكِ=suyunuوَ=ve يَا=Ey! سَمَاءُ=gök أَقْلِعِي=sen tutوَ=ve غِيضَ=çekildi الْمَاءُ=suوَ=ve قُضِيَ=tamamlandı الْأَمْرُ=o yapılması istenen şey«emr»وَ=ve اسْتَوَتْ=oturdu عَلَى=üzerine الْجُودِيِّۖ=Cudi′ninوَ=ve قِيلَ=denildi ki بُعْدًا=uzak olsun لِلْقَوْمِ=o toplum«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve نَادَىٰ=seslendi نُوحٌ=Nûh رَبَّهُ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»فَ=sonra da قَالَ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنَّ=ki ابْنِي=oğlum مِنْ أَهْلِي=benim ailemdendir«ehl»وَ=ve(dedi) إِنَّ=ki وَعْدَكَ=Senin söz verdiğin«va′d»الْحَقُّ=gerçek(leşecek)tir«hakk»وَ=ve أَنْتَ=Sen أَحْكَمُ=en iyi hükmedenisin الْحَاكِمِينَ=hükmedenlerin
 ‎﴾ 46 ﴿‎   قَالَ=dedi يَا=Ey! نُوحُ=Nûh إِنَّهُ=ki o لَيْسَ=değildir مِنْ أَهْلِكَۖ=senin ailenden«ehl»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o عَمَلٌ=bir işti غَيْرُ=olmayan صَالِحٍۖ=düzgün«sãlih_sãlihãt»فَ=öyleyse لَا تَسْأَلْنِ=isteme Benden مَا=şeyi لَيْسَ=olmayan لَكَ=senin بِهِ=hakkında عِلْمٌۖ=bir bilgin«ilm»إِنِّي=şu bir gerçek ki Ben أَعِظُكَ=nasihat ediyorum sana أَنْ تَكُونَ=olursun diye مِنَ الْجَاهِلِينَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlardan«cãhil»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالَ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=ki ben أَعُوذُ=sığınırım بِكَ=Sanaأَنْ أَسْأَلَكَ=Senden istemekten مَا=şeyi لَيْسَ=olmayan لِي=benim بِهِ=hakkında عِلْمٌۖ=bir bilgim«ilm»وَ=ve إِلَّا=olmazsa تَغْفِرْ=günahlarımı örtmen«mağfiret»لِي=benim وَ=ve تَرْحَمْنِي=merhamet«rahmet»etmen bana أَكُنْ=olurum مِنَ الْخَاسِرِينَ=o zarar edenlerden«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   قِيلَ=denildi ki يَا=Ey! نُوحُ=Nûh اهْبِطْ=inبِسَلَامٍ=bir selamet«selãm» ile مِنَّا=Bizdenوَ=ve بَرَكَاتٍ=bereketlerle«berekãt_mubãrek»عَلَيْكَ=sanaوَ=ve عَلَىٰ أُمَمٍ=topluluklara«ümmet»مِمَّنْ=kimselerden مَعَكَۚ=senin beraberindekiوَ=ve أُمَمٌ=‑vardır‑topluluklar«ümmet»سَنُمَتِّعُهُمْ=geçimlik vereceğimiz onlaraثُمَّ=sonrasında يَمَسُّهُمْ=dokunacaktır onlara مِنَّا=Bizden عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   تِلْكَ=bunlar مِنْ أَنْبَاءِ=haberlerindendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»in«ğayb»نُوحِيهَا=mesajla iletiyoruz«vahy» onu إِلَيْكَۖ=sanaمَا كُنْتَ=değildin تَعْلَمُهَا=biliyor onu أَنْتَ=sen وَلَا=ne de قَوْمُكَ=senin toplumun«kavm»مِنْ قَبْلِ=önce هَٰذَاۖ=bundanفَ=öyleyse اصْبِرْۖ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»إِنَّ=şu bir gerçek ki الْعَاقِبَةَ=‑asıl‑sonuç لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlarındır«takvã»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve إِلَىٰ عَادٍ=‑vardı‑Âd toplumuna«kavm»أَخَاهُمْ=kardeşleri هُودًاۚ=Hûd«sûrenin adıdır»قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»edin اللَّهَ=Allah′aمَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilah غَيْرُهُۖ=O′ndan başkaإِنْ=değilsiniz أَنْتُمْ=siz إِلَّا=olandan başkası مُفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»لَا أَسْأَلُكُمْ=istemiyorum sizden عَلَيْهِ=onun için أَجْرًاۖ=bir bedel«ecr»إِنْ=değildir أَجْرِيَ=benim bedelim«ecr»إِلَّا=olandan başkası عَلَى=«üzerinde»sorumluluğunda الَّذِي=olanın فَطَرَنِيۚ=beni meydana getirmiş«fãtır_fıtrat»أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اسْتَغْفِرُوا=günahlarınızın örtülmesini dileyin«istiğfar»رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizdenثُمَّ=sonrasında تُوبُوا=olumsuzluktan dönüş yapın«tevbe_tevvãb»إِلَيْهِ=O′naيُرْسِلِ=göndersin السَّمَاءَ=gökten عَلَيْكُمْ=üzerinize مِدْرَارًا=bolca yağmurوَ=ve يَزِدْكُمْ=katsın قُوَّةً=güç إِلَىٰ قُوَّتِكُمْ=gücünüzeوَ=ve لَا تَتَوَلَّوْا=sırt çevirmeyin«tevellã»مُجْرِمِينَ=suç işleyenler olarak«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! هُودُ=Hûd مَا جِئْتَنَا=sen getirmedin bize بِبَيِّنَةٍ=bir açık delil«beyyine»وَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِتَارِكِي=bırakacak آلِهَتِنَا=ilahlarımızı عَنْ قَوْلِكَ=senin söylediğinleوَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz لَكَ=sana بِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenecekler«mü′min»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   إِنْ نَقُولُ=demeyiz إِلَّا=başkasını اعْتَرَاكَ=seni çarpmış بَعْضُ=kimisi آلِهَتِنَا=ilahlarımızdan بِسُوءٍۗ=fena«sú» şekildeقَالَ=dedi إِنِّي=ki ben أُشْهِدُ=tanık«şãhid» tutuyorum اللَّهَ=Allah′ıوَ=ve de اشْهَدُوا=tanık«şãhid» olun أَنِّي=ki ben بَرِيءٌ=uzağım مِمَّا=şeylerden تُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiğiniz«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   مِنْ دُونِهِۖ=O′nun dışındaفَ=o zaman كِيدُونِي=düzen«keyd»hazırlayın bana جَمِيعًا=hep birlikteثُمَّ=sonrasında لَا تُنْظِرُونِ=göz açtırmayın bana
 ‎﴾ 56 ﴿‎   إِنِّي=şu bir gerçek ki ben تَوَكَّلْتُ=sırtımı güvenle dayadım«tevekkül»عَلَى اللَّهِ=Allah′aرَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb»olan وَ=ve رَبِّكُمْۚ=sizin "Efendi ve Sahib"iniz«rabb»olanمَا=yoktur ki مِنْ=herhangi دَابَّةٍ=bir canlı إِلَّا=olmasın هُوَ=O′nun آخِذٌ=tutması بِنَاصِيَتِهَاۚ=perçemindenإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»عَلَىٰ=‑temeli‑üzerindedir صِرَاطٍ=bir yol«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirseniz«tevellã»فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki أَبْلَغْتُكُمْ=tebliğ ettim size مَا=şeyi أُرْسِلْتُ=gönderildiğim بِهِ=kendisiyle إِلَيْكُمْۚ=sizeوَ=ve يَسْتَخْلِفُ=ardınızdan yerinize geçirir«halef»رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»قَوْمًا=bir toplum«kavm»غَيْرَكُمْ=sizden başkaوَ=ve de لَا تَضُرُّونَهُ=o zarar«dırãr»vermeyecektir O′na شَيْئًاۚ=herhangi birإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeyi حَفِيظٌ=muhafaza edendir«hafîz»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَاءَ=gelince أَمْرُنَا=yapılmasını istemiş olduğumuz şey«emr»نَجَّيْنَا=kurtardık هُودًا=Hûd′uوَ=ve de الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مَعَهُ=onunla beraberبِرَحْمَةٍ=bir merhametle«rahmet»مِنَّا=Bizdenوَ=ve نَجَّيْنَاهُمْ=koruduk onları مِنْ عَذَابٍ=bir cezadan«azãb»غَلِيظٍ=kaskatı
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve تِلْكَ=işte bu عَادٌۖ=Âd halkıجَحَدُوا=görmezlikten geldi«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»وَ=ve عَصَوْا=karşı çıktılar رُسُلَهُ=O′nun Elçilerine«rasûl»وَ=ve اتَّبَعُوا=katıldılar«ittebã»أَمْرَ=yapılmasını istemiş olduğuna«emr»كُلِّ=bütün جَبَّارٍ=zor kullananların«cebbãr»عَنِيدٍ=inatçı
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve أُتْبِعُوا=peşlerine takıldı«ittebã»فِي هَٰذِهِ=bu kendisinde الدُّنْيَا=dünyanın لَعْنَةً=bir dışlanıp horlanmışlık«la′net»وَ=ve يَوْمَ=gününde الْقِيَامَةِۗ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki عَادًا=Âd halkı كَفَرُوا=görmezlikten geldiler«küfr_kãfir»رَبَّهُمْۗ="Efendi ve Sahib"lerini«rabb»أَلَا=şunu iyi bilin ki بُعْدًا=uzak olsun لِعَادٍ=Âd قَوْمِ=toplumu«kavm»هُودٍ=Hûd′un
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve إِلَىٰ ثَمُودَ=‑vardı‑Semûd halkına أَخَاهُمْ=kardeşleri صَالِحًاۚ=Salihقَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′aمَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilâh غَيْرُهُۖ=O′ndan başkaهُوَ=O أَنْشَأَكُمْ=vücuda getirdi«inşá»sizi مِنَ الْأَرْضِ=yeryüzündenوَ=ve اسْتَعْمَرَكُمْ=ömür sürdürdü size فِيهَا=oradaفَ=o halde اسْتَغْفِرُوهُ=günahlarınızın örtülmesini dileyin«istiğfar»ثُمَّ=sonrasında تُوبُوا=olumsuzluktan dönüş yaparlarsa«tevbe_tevvãb»إِلَيْهِۚ=O′naإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»قَرِيبٌ=yakında olandır«karîb»مُجِيبٌ=karşılık verendir«mucîb»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! صَالِحُ=Salihقَدْ=emin ol ki كُنْتَ=sen idin فِينَا=aramızda مَرْجُوًّا=ümit beslenen قَبْلَ=önce هَٰذَاۖ=bundanأَ=mi? تَنْهَانَا=vazgeçmemizi istiyorsun«nehy» bizden أَنْ نَعْبُدَ=«kulluk»hizmetkârlıktan«abd»مَا=olduklarına يَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor آبَاؤُنَا=babalarımızınوَ=ve(dediler) إِنَّنَا=ki biz لَفِي=kesinlikle içindeyiz شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِمَّا=şeylerden تَدْعُونَا=çağırdığın«duã» bizi إِلَيْهِ=kendisine مُرِيبٍ=kuşku veren
 ‎﴾ 63 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza!إِنْ=eğer كُنْتُ=isem عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde بَيِّنَةٍ=bir açık delilin«beyyine»مِنْ رَبِّي="Efendi ve Sahib"imden«rabb»وَ=ve آتَانِي=O vermişse bana مِنْهُ=kendinden رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»فَ=o zaman مَنْ=kim? يَنْصُرُنِي=yardım edecektir bana مِنَ اللَّهِ=Allah′a karşı إِنْ=eğer عَصَيْتُهُۖ=karşı gelirsem O′naفَ=bu halde مَا تَزِيدُونَنِي=artırmazsınız bende غَيْرَ=başkasını تَخْسِيرٍ=zarardan
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»هَٰذِهِ=şu نَاقَةُ=dişi devesi اللَّهِ=Allah′ınلَكُمْ=sizin için آيَةً=bir açık işarettir«ãyet»فَ=bunun üzerine ذَرُوهَا=bırakın onu تَأْكُلْ=otlasın فِي أَرْضِ=topraklarında اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve لَا تَمَسُّوهَا=dokunmayın ona بِسُوءٍ=bir fenalıkla«sú»فَ=sonra يَأْخُذَكُمْ=yakalar sizi عَذَابٌ=bir ceza«azãb»قَرِيبٌ=yakındaki«karîb»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   فَ=bu halde عَقَرُوهَا=kestiler onuفَ=bunun üzerine قَالَ=dedi ki تَمَتَّعُوا=yaşayın فِي دَارِكُمْ=yurdunuzda ثَلَاثَةَ=üç أَيَّامٍۖ=günذَٰلِكَ=işte bu وَعْدٌ=bir verilen sözdür«va′d»غَيْرُ مَكْذُوبٍ=yalan olmayacak«tekzîb»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا جَاءَ=gelince أَمْرُنَا=yapılmasını istediğimiz şey«emr»نَجَّيْنَا=kurtardık صَالِحًا=Salih′i وَ=ve de الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مَعَهُ=onunla beraberبِرَحْمَةٍ=bir merhametle«rahmet»مِنَّا=Bizden وَ=ve مِنْ خِزْيِ=utancından«hızy»يَوْمِئِذٍۗ=o gününإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ=senin "Efendi ve Sahib"inin«rabb»هُوَ=Kendisi الْقَوِيُّ=‑asıl‑”Güçlü”dür«kaviyy»الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve أَخَذَ=aldı الَّذِينَ=kimseleri ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş الصَّيْحَةُ=o kuvvetli sesفَ=bunun üzerine أَصْبَحُوا=oldular فِي دِيَارِهِمْ=yurtlarında جَاثِمِينَ=yere yığılıp kalmışlar
 ‎﴾ 68 ﴿‎   كَأَنْ=sanki gibiydi لَمْ يَغْنَوْا=hiç yaşamamışlar فِيهَاۗ=oradaأَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki ثَمُودَ=Semûd كَفَرُوا=görmezlikten geldiler«küfr_kãfir»رَبَّهُمْۗ="Efendi ve Sahib"lerini«rabb»أَلَا=şunu iyi bilin ki بُعْدًا=uzak olsun لِثَمُودَ=Semûd
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَاءَتْ=geldiler رُسُلُنَا=Elçilerimiz«rasûl»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e بِالْبُشْرَىٰ=müjdeyleقَالُوا=dediler ki سَلَامًاۖ=Selam!«selãm»قَالَ=o dedi ki سَلَامٌۖ=Selam!«selãm»فَ=bunun üzerine مَا لَبِثَ=çok durmadan أَنْ جَاءَ=getirdi بِعِجْلٍ=bir buzağı حَنِيذٍ=kızartılmış
 ‎﴾ 70 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا رَأَىٰ=görünce أَيْدِيَهُمْ=ellerinin لَا تَصِلُ=uzanmadığını إِلَيْهِ=onaنَكِرَهُمْ=hoşlanmadı onlardan وَ=ve أَوْجَسَ=içine düştü مِنْهُمْ=onlardan dolayı خِيفَةًۚ=bir korkuقَالُوا=dediler لَا تَخَفْ=korkmaإِنَّا=(dediler)ki biz أُرْسِلْنَا=gönderildik إِلَىٰ قَوْمِ=toplumuna«kavm»لُوطٍ=Lût
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ise امْرَأَتُهُ=karısı قَائِمَةٌ=ayaktaydıفَ=ve de ضَحِكَتْ=güldüفَ=sonra بَشَّرْنَاهَا=müjdeledik ona بِإِسْحَاقَ=İshãk′ıوَ=ve de مِنْ وَرَاءِ=ardından إِسْحَاقَ=İshãk′ınيَعْقُوبَ=Ya′kûb′u
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki يَا=Vay! وَيْلَتَىٰ=başıma geleneأَ=mıyım? أَلِدُ=ben doğuracak وَ=iken أَنَا=ben عَجُوزٌ=bir kocamış kadınوَ=ve iken هَٰذَا=şu بَعْلِي=kocam شَيْخًاۖ=bir ihtiyarإِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bu لَشَيْءٌ=kesinlikle bir şeydir عَجِيبٌ=şaşılacak
 ‎﴾ 73 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَ=musun? تَعْجَبِينَ=şaşıyor مِنْ أَمْرِ=yapılmasını istemiş olduğuna«emr»اللَّهِۖ=Allah′ınرَحْمَتُ=merhameti«rahmet»اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve بَرَكَاتُهُ=bereketleri«berekãt_mubãrek»عَلَيْكُمْ=sizin üzerinizdedir أَهْلَ=Ahalisi!«ehl»الْبَيْتِۚ=o Evinإِنَّهُ=(dediler)ki O حَمِيدٌ=övülecek olandır«hamîd»مَجِيدٌ=yücedir«mecîd»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا ذَهَبَ=gidince عَنْ إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′den الرَّوْعُ=o korkuوَ=ve جَاءَتْهُ=gelince kendisine الْبُشْرَىٰ=o müjdeيُجَادِلُنَا=tartışmaya girişti Bizimle فِي=hakkında قَوْمِ=toplumu«kavm»لُوطٍ=Lût′un
 ‎﴾ 75 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm لَحَلِيمٌ=çok anlayışlıydı«halîm»أَوَّاهٌ=(merhamet veya dua ile)çok ah vah edendi مُنِيبٌ=gönülden «Allah′a» yönelendi
 ‎﴾ 76 ﴿‎   يَا=Ey! إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنْ هَٰذَاۖ=bunaإِنَّهُ=şu bir gerçek ki o قَدْ=kesinlikle جَاءَ=gelmiştirأَمْرُ=yapılmasını isteyecek olduğu şeydir«emr»رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَ=ve إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onların آتِيهِمْ=gelecektir kendilerine عَذَابٌ=bir ceza«azãb»غَيْرُ مَرْدُودٍ=geri çevrilmeyecek
 ‎﴾ 77 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَاءَتْ=gelince رُسُلُنَا=Elçilerimiz«rasûl»لُوطًا=Lût′aسِيءَ=fena«sú»oldu بِهِمْ=onlardan dolayıوَ=ve ضَاقَ=göğsünü bastı بِهِمْ=onlardan dolayı ذَرْعًا=bir sıkıntıوَ=ve قَالَ=dedi ki هَٰذَا=bu يَوْمٌ=bir gündür عَصِيبٌ=çetin 
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve جَاءَهُ=geldi قَوْمُهُ=toplumu«kavm»يُهْرَعُونَ=koşarak إِلَيْهِ=onaوَ=ve مِنْ قَبْلُ=daha önce كَانُوا=olmuşlardı يَعْمَلُونَ=yapıyor السَّيِّئَاتِۚ=fena«seyyiãt»işlerقَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»هَٰؤُلَاءِ=şunlar بَنَاتِي=kızlarımdırهُنَّ=onlar«dişil» أَطْهَرُ=daha temizdir لَكُمْۖ=sizin içinفَ=öyleyse اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve لَا تُخْزُونِ=utanç«hızy»vermeyin bana فِي ضَيْفِيۖ=konuklarım içindeأَ=mu? لَيْسَ=yok مِنْكُمْ=aranızdan رَجُلٌ=bir adam رَشِيدٌ=doğru yola erişmiş«rüşd»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَقَدْ=eminiz ki عَلِمْتَ=sen bilirsinمَا=yoktur لَنَا=bizim için فِي بَنَاتِكَ=senin kızlarında مِنْ=herhangi حَقٍّ=bir hak«hakk»وَ=ve(dediler) إِنَّكَ=ki sen لَتَعْلَمُ=bilirsin مَا=olduğumuzu نُرِيدُ=bizim istiyor
 ‎﴾ 80 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَوْ=keşke أَنَّ=olsa لِيَ=benim için بِكُمْ=size karşı قُوَّةً=bir güçأَوْ=yahut آوِي=sığınabilseydim إِلَىٰ رُكْنٍ=bir yere شَدِيدٍ=sağlam
 ‎﴾ 81 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=Ey! لُوطُ=Lûtإِنَّا=ki biz رُسُلُ=Elçileriyiz«rasûl»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَنْ يَصِلُوا=asla ilişmeyecekler إِلَيْكَۖ=sanaفَ=şu halde أَسْرِ=gece yola çıkar بِأَهْلِكَ=aileni«ehl»بِقِطْعٍ=bir parçasında مِنَ اللَّيْلِ=bu geceninوَ=ve لَا يَلْتَفِتْ=ardına dönüp bakmasın مِنْكُمْ=aranızdan أَحَدٌ=biriإِلَّا=hariçtir امْرَأَتَكَۖ=karınإِنَّهُ=(dediler)ki مُصِيبُهَا=başına gelecek olan onun«dişil» مَا=şeydir أَصَابَهُمْۚ=onların başına gelenإِنَّ=şu bir gerçek ki مَوْعِدَهُمُ=buluşulacak olan«mev′id»الصُّبْحُۚ=sabah vaktidirأَ=midir? لَيْسَ=değil الصُّبْحُ=sabah بِقَرِيبٍ=yakında«karîb»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَ=gelince أَمْرُنَا=yapılmasını isteyecek olduğumuz şey«emr»جَعَلْنَا=çevirdik عَالِيَهَا=oranın üstünü سَافِلَهَا=altınaوَ=ve أَمْطَرْنَا=yağdırdık عَلَيْهَا=oranın üzerine حِجَارَةً=taşlar مِنْ سِجِّيلٍ=pişmiş balçıktan مَنْضُودٍ=birbirini izleyen
 ‎﴾ 83 ﴿‎   مُسَوَّمَةً=işaretlenmiş عِنْدَ=katından رَبِّكَۖ=senin "Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَ=ve مَا=değildir هِيَ=onlar مِنَ الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»بِبَعِيدٍ=uzak
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve إِلَىٰ مَدْيَنَ=‑vardı‑Medyen′e أَخَاهُمْ=kardeşleri شُعَيْبًاۚ=Şuayb′ıقَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′aمَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilâh غَيْرُهُۖ=O′ndan başkaوَ=ve لَا تَنْقُصُوا=eksik tutmayın الْمِكْيَالَ=ölçüyü وَ=ve الْمِيزَانَۚ=tartıyıإِنِّي=(dedi)ki ben أَرَاكُمْ=görüyorum sizi بِخَيْرٍ=mal‑mülk«hayr»içindeوَ=ve(dedi) إِنِّي=ki ben أَخَافُ=korkuyorum عَلَيْكُمْ=sizin hakkınızda عَذَابَ=cezasından«azãb»يَوْمٍ=bir günün مُحِيطٍ=çepeçevre kuşatıcı
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»أَوْفُوا=tam yapın الْمِكْيَالَ=ölçüyü وَ=ve الْمِيزَانَ=tartıyı بِالْقِسْطِۖ=hakkaniyetle«kıst»وَ=ve لَا تَبْخَسُوا=eksik vermeyin النَّاسَ=insanların أَشْيَاءَهُمْ=mallarınıوَ=ve لَا تَعْثَوْا=karışıklık çıkarmayın فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde مُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapıcı
 ‎﴾ 86 ﴿‎   بَقِيَّتُ=bıraktıkları اللَّهِ=Allah′ın خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْ=sizin içinإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَۚ=inanıp güvenenler«mü′min»وَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben عَلَيْكُمْ=sizin üzerinize بِحَفِيظٍ=bir muhafız«hafîz»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! شُعَيْبُ=Şuaybأَ=mı? صَلَاتُكَ=«iyilik istemek»namazın«salãt»تَأْمُرُكَ=istiyor«emr» senden (veya"gerektiriyor") أَنْ نَتْرُكَ=bırakmamızı مَا=olduklarını يَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor آبَاؤُنَا=babalarımızınأَوْ=yahut أَنْ نَفْعَلَ=yapmamamızı فِي أَمْوَالِنَا=mallarımızda مَا=olduklarımızı نَشَاءُۖ=istiyorإِنَّكَ=(dediler)ki لَأَنْتَ=kesinlikle sen الْحَلِيمُ=anlayışlı«halîm»biriydin الرَّشِيدُ=doğru yol tutmuş«rüşd»biriydin
 ‎﴾ 88 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza!إِنْ=eğer كُنْتُ=isem عَلَىٰ=üzere بَيِّنَةٍ=bir açık delil«beyyine»مِنْ رَبِّي="Efendi ve Sahib"imden«rabb»وَ=ve رَزَقَنِي=faydalandırmışsa«rızk»beni مِنْهُ=kendi katından رِزْقًا=bir faydalandırdığı «nimet» «rızk»ile حَسَنًاۚ=güzel olan«hasen»وَ=ve مَا أُرِيدُ=istemiyorum أَنْ أُخَالِفَكُمْ=aykırı hareket etmeyi«ihtilãf» size إِلَىٰ مَا=şeylere أَنْهَاكُمْ=vazgeçmenizi istediğim«nehy» sizden عَنْهُۚ=kendisindenإِنْ أُرِيدُ=istemiyorum إِلَّا=başkasını الْإِصْلَاحَ=düzeltmekten«ıslah_sulh»مَا=olduğumu اسْتَطَعْتُۚ=güç yetirmiş«istitãat»وَ=ve مَا=olmaz تَوْفِيقِي=başarmam إِلَّا=olması dışında بِاللَّهِۚ=Allah′tanعَلَيْهِ=O′na تَوَكَّلْتُ=sırtımı güvenle dayadım«tevekkül»وَ=ve إِلَيْهِ=O′na أُنِيبُ=gönülden yönelirim
 ‎﴾ 89 ﴿‎   وَ=ve يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»لَا يَجْرِمَنَّكُمْ=sevk etmesin«cürüm_mücrim»شِقَاقِي=ters düşmeniz banaأَنْ يُصِيبَكُمْ=gelmesine başınıza مِثْلُ=dengiمَا=olanların أَصَابَ=başına gelmiş قَوْمَ=toplumunun«kavm»نُوحٍ=Nûh′unأَوْ=yahut قَوْمَ=toplumunun«kavm»هُودٍ=Hûd′un أَوْ=veya قَوْمَ=toplumunun«kavm»صَالِحٍۚ=Salih′inوَ=ve de مَا=değildir قَوْمُ=toplumu«kavm»لُوطٍ=Lût′un مِنْكُمْ=sizden بِبَعِيدٍ=uzak
 ‎﴾ 90 ﴿‎   وَ=ve اسْتَغْفِرُوا=günahlarınızın örtülmesini dileyin«istiğfar»رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»ثُمَّ=sonrasında تُوبُوا=olumsuzluktan dönüş yapın«tevbe_tevvãb»إِلَيْهِۚ=O′naإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»وَدُودٌ=hep sevendir«vedûd_meveddet»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! شُعَيْبُ=Şuayb مَا نَفْقَهُ=biz değerlendirip kavramıyoruz«fıkh»كَثِيرًا=çoğunu مِمَّا=şeylerin تَقُولُ=senin söylediğinوَ=ve(dediler) إِنَّا=ki biz لَنَرَاكَ=kesinlikle görüyoruz seni فِينَا=içimizde ضَعِيفًاۖ=aciz«daîf»وَ=ve لَوْلَا=olmasaydı رَهْطُكَ=yakın çevren لَرَجَمْنَاكَۖ=kesinlikle seni taşlardıkوَ=ve مَا=yoktur أَنْتَ=senin عَلَيْنَا=bize karşı بِعَزِيزٍ=bir üstün gelişin«azîz»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»أَ=mi? رَهْطِي=yakın çevrem أَعَزُّ=daha üstün gelendir عَلَيْكُمْ=size مِنَ اللَّهِ=Allah′tanوَ=oysa اتَّخَذْتُمُوهُ=bıraktınız Onu وَرَاءَكُمْ=arkanızda ظِهْرِيًّاۖ=sırt dönmekleإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor مُحِيطٌ=kuşatmıştır
 ‎﴾ 93 ﴿‎   وَ=ve يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْمَلُوا=yapın عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ=imkânınızın elverdiğiniإِنِّي=ki ben عَامِلٌۖ=yapıyorumسَوْفَ=ileride تَعْلَمُونَ=bileceksiniz مَنْ=kime يَأْتِيهِ=geleceğiniعَذَابٌ=bir cezanın«azãb»يُخْزِيهِ=utanca«hızy»sokanوَ=ve مَنْ=kimin هُوَ=kendisi كَاذِبٌۖ=yalan söyleyendir«kizb_kãzib»وَ=ve ارْتَقِبُوا=gözetleyin إِنِّي=ki ben مَعَكُمْ=sizinle beraber رَقِيبٌ=gözetliyorum
 ‎﴾ 94 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَاءَ=gelince أَمْرُنَا=yapılmasını isteyecek olduğumuz şey«emr»نَجَّيْنَا=kurtardık شُعَيْبًا=Şuayb′ıوَ=ve de الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مَعَهُ=onunla beraberبِرَحْمَةٍ=bir merhametle«rahmet»مِنَّا=tarafımızdanوَ=ve أَخَذَتِ=aldı الَّذِينَ=kimseleri ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş الصَّيْحَةُ=o kuvvetli sesفَ=sonra da أَصْبَحُوا=oldular فِي دِيَارِهِمْ=yurtlarında جَاثِمِينَ=yere yığılıp kalmışlar
 ‎﴾ 95 ﴿‎   كَأَنْ=sanki gibidir لَمْ يَغْنَوْا=hiç yaşamamışlar فِيهَاۗ=oradaأَلَا=şunu iyi bilin ki بُعْدًا=uzaklaştırıldı لِمَدْيَنَ=Medyenكَمَا=gibi بَعِدَتْ=uzaklaştırıldığı ثَمُودُ=Semûd′un
 ‎﴾ 96 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=gönderdik مُوسَىٰ=Mûsã′yı بِآيَاتِنَا=açık işaretlerimizle«ãyet»وَ=ve(ile) سُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 97 ﴿‎   إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve مَلَئِهِ=adamlarınaفَ=bu halde اتَّبَعُوا=onlar katıldılar«ittebã»أَمْرَ=yapılmasını istediği şeye«emr»فِرْعَوْنَۖ=Firavun′unوَ=ve مَا=değildi أَمْرُ=yapılmasını istediği şey«emr»فِرْعَوْنَ=Firavun′un بِرَشِيدٍ=doğru yola eriştiren«rüşd»
 ‎﴾ 98 ﴿‎   يَقْدُمُ=o öncülük edecektir قَوْمَهُ=toplumuna«kavm»يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»فَ=sonra da أَوْرَدَهُمُ=sürükleyecektir onları النَّارَۖ=o Ateş′e«nãr»وَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür الْوِرْدُ=o yer الْمَوْرُودُ=vardıkları
 ‎﴾ 99 ﴿‎   وَ=ve أُتْبِعُوا=peşlerine takıldı«ittebã»فِي هَٰذِهِ=bu kendisinde لَعْنَةً=bir dışlanıp horlanmışlık«la′net»وَ=ve de يَوْمَ=gününde الْقِيَامَةِۚ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»بِئْسَ=ne kötüdür الرِّفْدُ=o hediye الْمَرْفُودُ=bağışlanan
 ‎﴾ 100 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ أَنْبَاءِ=haberlerindendir الْقُرَىٰ=o yerleşimlerin«karye»نَقُصُّهُ=anlattıklarımız عَلَيْكَۖ=sanaمِنْهَا=oralardan bazıları قَائِمٌ=ayaktadır وَ=veya حَصِيدٌ=silinmiştir
 ‎﴾ 101 ﴿‎   وَ=ve مَا ظَلَمْنَاهُمْ=Biz "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmedik onlara وَلَٰكِنْ=ama ظَلَمُوا=onlar "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettiler أَنْفُسَهُمْۖ=kendilerineفَ=sonra da مَا أَغْنَتْ=sağlamadı عَنْهُمْ=kendilerineآلِهَتُهُمُ=ilahları الَّتِي=oldukları يَدْعُونَ=onların«çağrıda bulunma»dua etmekte«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahمِنْ=herhangi شَيْءٍ=bir şeyلَمَّا جَاءَ=gelince أَمْرُ=yapılmasını isteyecek olduğu şey«emr»رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَ=ve مَا زَادُوهُمْ=artırmadı onlarda غَيْرَ=başkasını تَتْبِيبٍ=kayıptan
 ‎﴾ 102 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyledir أَخْذُ=yakalaması رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»إِذَا=zaman أَخَذَ=yakaladığı الْقُرَىٰ=o yerleşimleri«karye»وَ=iken هِيَ=kendisi ظَالِمَةٌۚ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişإِنَّ=ki أَخْذَهُ=O′nun yakalaması أَلِيمٌ=üzüntü vericidir«elîm»شَدِيدٌ=şiddetlidir
 ‎﴾ 103 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِمَنْ=kimse için خَافَ=korkmuş عَذَابَ=cezalandırmasından«azãb»الْآخِرَةِۚ=Ahiret′inذَٰلِكَ=işte bu يَوْمٌ=bir gündür مَجْمُوعٌ=toplanacağı لَهُ=kendisine النَّاسُ=insanlarınوَ=ve ذَٰلِكَ=işte bu يَوْمٌ=bir gündür مَشْهُودٌ=tanık«şãhid» olunacak
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve مَا نُؤَخِّرُهُ=Biz geciktirmeyiz onu إِلَّا=olması dışında لِأَجَلٍ=bir vade için مَعْدُودٍ=belirlenmiş
 ‎﴾ 105 ﴿‎   يَوْمَ=bir gün يَأْتِ=gelince لَا تَكَلَّمُ=konuşmayacağı نَفْسٌ=bir kimsenin إِلَّا=dışında بِإِذْنِهِۚ=O′nun izniفَ=o zaman مِنْهُمْ=onlardan bazısı شَقِيٌّ=sıkıntıdadır وَ=veya da سَعِيدٌ=mutludur
 ‎﴾ 106 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere شَقُوا=sıkıntıda olanفَ=bu durumda فِي النَّارِ=o Ateş′tedirler«nãr»لَهُمْ=onlar içindir فِيهَا=orada زَفِيرٌ=korkunç çığlıklar وَ=ve شَهِيقٌ=inlemeler
 ‎﴾ 107 ﴿‎   خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oradaمَا=sürece دَامَتِ=kaldığı السَّمَاوَاتُ=gökler وَ=ve الْأَرْضُ=yeryüzüإِلَّا=dışında مَا=oldukları شَاءَ=dilemiş رَبُّكَۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»فَعَّالٌ=yapandır لِمَا=neyi يُرِيدُ=dilerse
 ‎﴾ 108 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere سُعِدُوا=mutlu olanفَ=bu durumda فِي الْجَنَّةِ=Cennet′tedirlerخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oradaمَا=sürece دَامَتِ=durduğu السَّمَاوَاتُ=gökler وَ=ve الْأَرْضُ=yeryüzüإِلَّا=dışında مَا=oldukları شَاءَ=dilemiş رَبُّكَۖ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»عَطَاءً=bir lütuftur غَيْرَ=olmayan مَجْذُوذٍ=kesintisi
 ‎﴾ 109 ﴿‎   فَ=o halde لَا تَكُ=olmasın فِي مِرْيَةٍ=bir tereddüdün مِمَّا=olduklarından يَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmakta هَٰؤُلَاءِۚ=onlarınمَا يَعْبُدُونَ=onlar «kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmazlar إِلَّا=başkasına كَمَا=gibi olandan يَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yaptıkları آبَاؤُهُمْ=babalarının مِنْ قَبْلُۚ=daha önceوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَمُوَفُّوهُمْ=kesinlikle vereceğiz onlara نَصِيبَهُمْ=paylarını غَيْرَ=olmadan مَنْقُوصٍ=eksiltme
 ‎﴾ 110 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=verdik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»فَ=sonra da اخْتُلِفَ=ayrılığa düşüldü«ihtilãf»فِيهِۚ=ondaوَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı كَلِمَةٌ=bir kelam(söz)«kelime_kelimãt»سَبَقَتْ=önceden geçmiş مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»tarafındanلَقُضِيَ=kesinlikle hüküm verilirdi بَيْنَهُمْۚ=aralarındaوَ=ve إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَفِي=kesinlikle içindedirler شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِنْهُ=onun hakkında مُرِيبٍ=kuşku veren
 ‎﴾ 111 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki كُلًّا=tümüne لَمَّا=olandır لَيُوَفِّيَنَّهُمْ=kesinlikle tastamam verecek رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»أَعْمَالَهُمْۚ=onların yaptıklarınaإِنَّهُ=ki O بِمَا=olduklarından يَعْمَلُونَ=onların yapıyor خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   فَ=o halde اسْتَقِمْ=dosdoğru ol كَمَا=gibi أُمِرْتَ=senden istendiği söylendiği«emr»وَ=ve de(olsun) مَنْ=kimseler تَابَ=olumsuzluktan dönüş yapan«tevbe_tevvãb»مَعَكَ=seninle beraberوَ=ve de لَا تَطْغَوْاۚ=aşırı gitmeyin«tuğyãn_tağ′ût»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 113 ﴿‎   وَ=ve لَا تَرْكَنُوا=meyletmeyin إِلَى الَّذِينَ=kimselere ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişفَ=sonra تَمَسَّكُمُ=dokunur size النَّارُ=o Ateş«nãr»وَ=ve مَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah مِنْ=herhangi biri أَوْلِيَاءَ="destek çıkacak yakın"lardan«velî_evliyã»ثُمَّ=sonrasında لَا تُنْصَرُونَ=yardım görmezsiniz
 ‎﴾ 114 ﴿‎   وَ=ve أَقِمِ=gereğince yerine getir«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»طَرَفَيِ=iki tarafında النَّهَارِ=gündüzünوَ=ve زُلَفًا=yakın vakitlerinde مِنَ اللَّيْلِۚ=geceninإِنَّ=şu bir gerçek ki الْحَسَنَاتِ=güzellikler«hasen»يُذْهِبْنَ=giderir السَّيِّئَاتِۚ=fenalıkları«seyyiãt»ذَٰلِكَ=işte bu ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih′tir«zikr»لِلذَّاكِرِينَ=hatırda tutacaklara«zikr»
 ‎﴾ 115 ﴿‎   وَ=ve اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُضِيعُ=heba etmez أَجْرَ=bedellerini«ecr»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 116 ﴿‎   فَ=ve لَوْلَا=hiç olmazsa كَانَ=olsaydı مِنَ الْقُرُونِ=o nesillerden«karîn»مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önceki أُولُو بَقِيَّةٍ=fazilet sahipleriيَنْهَوْنَ=vazgeçilmesini isteyen«nehy»عَنِ الْفَسَادِ="ortalığı karıştıran kötülükler"den«fesãd»فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeإِلَّا=dışındadır قَلِيلًا=çok azı مِمَّنْ=kimselerden أَنْجَيْنَا=kurtardığımız مِنْهُمْۗ=içlerindenوَ=ve اتَّبَعَ=peşine takıldılar«ittebã»الَّذِينَ=olanlar ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişمَا=şeyin أُتْرِفُوا=onları refaha erdiren فِيهِ=kendisi içindeوَ=ve de كَانُوا=oldular مُجْرِمِينَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 117 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=değildi رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لِيُهْلِكَ=helak edecek الْقُرَىٰ=o yerleşimleri«karye»بِظُلْمٍ="haksızlık ve kötülük"le«zulm_zãlim»وَ=iken أَهْلُهَا=oranın ahalisi«ehl»مُصْلِحُونَ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapanlar
 ‎﴾ 118 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لَجَعَلَ=kesinlikle yapardı النَّاسَ=insanları أُمَّةً=bir topluluk«ümmet»وَاحِدَةًۖ=tekوَ=oysa لَا يَزَالُونَ=sona gelmiyorlar مُخْتَلِفِينَ=ayrılığa düşmekte«ihtilãf»
 ‎﴾ 119 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir مَنْ=kimseler رَحِمَ=merhamet«rahmet»ettiği رَبُّكَۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَ=ve لِذَٰلِكَ=işte bunun için خَلَقَهُمْۗ=yarattı onlarıوَ=ve تَمَّتْ=yerine gelmiştir كَلِمَةُ=kelamı(sözleri)«kelime_kelimãt»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَأَمْلَأَنَّ=kesinlikle dolduracağım جَهَنَّمَ=Cehennem′i مِنَ الْجِنَّةِ=cinlerden وَ=ve النَّاسِ=insanlardan أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 120 ﴿‎   وَ=ve كُلًّا=her şeyi نَقُصُّ=anlatıyoruz عَلَيْكَ=sana مِنْ أَنْبَاءِ=haberlerinden الرُّسُلِ=o Elçilerin«rasûl»مَا=olan نُثَبِّتُ=sağlamlaştıracak بِهِ=kendisiyle فُؤَادَكَۚ=senin kalbiniوَ=ve جَاءَكَ=gelmiştir sana فِي=içinde هَٰذِهِ=bunun kendisinin الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»وَ=ve مَوْعِظَةٌ=bir nasihat وَ=ve ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih«zikr»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»için
 ‎﴾ 121 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=de ki لِلَّذِينَ=kimselere لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»اعْمَلُوا=yapın عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ=imkânınızın elverdiğiniإِنَّا=ki biz عَامِلُونَ=yapmaktayız
 ‎﴾ 122 ﴿‎   وَ=ve de انْتَظِرُوا=bekleyin إِنَّا=ki biz مُنْتَظِرُونَ=beklemekteyiz
 ‎﴾ 123 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′a aittir غَيْبُ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününوَ=ve إِلَيْهِ=O′na يُرْجَعُ=döndürülür الْأَمْرُ=o yapılması istenmiş olan«emr»كُلُّهُ=bütünüyleفَ=o halde اعْبُدْهُ=«kulluk»hizmet«abd»et O′na وَ=ve تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَيْهِۚ=O′naوَ=ve مَا=değildir رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapmakta
Âyet Metni : (Hûd.12) (12. Cüz | 222. Sayfa)
Okunuşu :
12. fele`alleke târiküm ba`ḍa mâ yûḥâ ileyke veḍâiḳum bihî ṣadruke ey yeḳûlû levlâ ünzile `aleyhi kenzün ev câe me`ahû melek. innemâ ente neẕîr. vellâhü `alâ külli şey'iv vekîl.
(Hûd.12) Grameri
فَلَعَلَّكَ : so ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]فَلَعَلَّكَ : possibly ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]فَلَعَلَّكَ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]تَارِكٌ : (may) give up ::: [İsim] [Eril] [etken fiilden Fiilimsi] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ت ر كبَعْضَ : a part ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ب ع ضمَا : (of) what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]يُوحَىٰٓ : is revealed ::: [Türemiş Fiil] [Edilgen Çatı] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [e‑haline çekilmiş fiil (muzârî mansûb)] Kök: و ح يإِلَيْكَ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]إِلَيْكَ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]وَضَآئِقٌ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَضَآئِقٌ : straitened ::: [İsim] [Eril] [etken fiilden Fiilimsi] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ض ي قبِهِ : by ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِهِ : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]صَدْرُكَ : breast ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ص د رصَدْرُكَ : your ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]أَنْ : because ::: [Bağlaç/YanCümlecik (harf‑i masdarî)]يَقُولُوا : say ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [e‑haline çekilmiş fiil (muzârî mansûb)] Kök: ق و ليَقُولُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]لَوْلَآ : Why not ::: [Edat/Teşvik (harf‑i tehdîd)]أُنْزِلَ : is sent down ::: [Türemiş Fiil] [Edilgen Çatı] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ن ز لعَلَيْهِ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَلَيْهِ : him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]كَنْزٌ : a treasure ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ك ن زأَوْ : or ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]جَآءَ : has come ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ج ي أمَعَهُ : with ::: [Zarf/Konum] [e‑haline çekilmiş (mansûb)]مَعَهُ : him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]مَلَكٌ : an Angel ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: م ل كإِنَّمَآ : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]إِنَّمَآ : only ::: [Engel Takısı (harf‑i kâffe)]أَنْتَ : you ::: [Şahıs Zamiri] [Şahıs:Sen/eril]نَذِيرٌ : (are) a warner ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ن ذ روَاللهُ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَاللهُ : Allah ::: [Özel İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ل هعَلَىٰ : on ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]كُلِّ : every ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ك ل لشَىْءٍ : thing ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ش ي أوَكِيلٌ : a Guardian ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: و ك ل
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu