Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ta, Sin, Mim.
B.Bayraklı
1. Tâ, sîn, mîm.
A.Bayındır
1. Tâ-Sîn-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Tâ, Sin, Mim.* Bu harflerle ilgili 2/1 dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Tâ sîn mîm.
İngilizce Kelime Meali
طسٓمٓ=Ta Seem Meem.
(26) Şuarâ Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   طسم=«T harfi»Tã «S harfi»Sîn «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   تِلْكَ=şunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»الْمُبِينِ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   لَعَلَّكَ=herhalde sen بَاخِعٌ=helak edeceksin نَفْسَكَ=kendiniأَلَّا يَكُونُوا=değiller diye مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِنْ=eğer نَشَأْ=dilesek نُنَزِّلْ=indiririzعَلَيْهِمْ=onların üzerine مِنَ السَّمَاءِ=gökten آيَةً=bir açık işaret«ãyet»فَ=bunun üzerine ظَلَّتْ=kalır أَعْنَاقُهُمْ=boyunları لَهَا=ona خَاضِعِينَ=eğilir
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve مَا يَأْتِيهِمْ=gelmez onlara مِنْ=herhangi ذِكْرٍ=bir «ilâhî» Tembih«zikr»مِنَ الرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”ndan«rahmãn»مُحْدَثٍ=yeni olarakإِلَّا=olmadan كَانُوا=olmaları عَنْهُ=ona مُعْرِضِينَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   فَ=böylece قَدْ=emin olun ki كَذَّبُوا=yalan sayıp durdular«tekzîb»فَ=şu halde سَيَأْتِيهِمْ=kendilerine gelecektir أَنْبَاءُ=haberleriمَا=şeyin كَانُوا=oldukları بِهِ=kendisiyle يَسْتَهْزِئُونَ=alay ediyor
 ‎﴾ 7 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=bakmadılar إِلَى الْأَرْضِ=yeryüzüneكَمْ=kaç أَنْبَتْنَا=bitirmişiz فِيهَا=oradaمِنْ كُلِّ=her çeşitten زَوْجٍ=çifti كَرِيمٍ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِنَّ=(bakmadılar mı)ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةًۖ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»وَ=oysa مَا كَانَ=değillerdir أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَهُوَ=kesinlikle Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit نَادَىٰ=seslenmişti رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"i«rabb»مُوسَىٰ=Mûsã′yaأَنِ ائْتِ=git diye الْقَوْمَ=toplumuna«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   قَوْمَ=toplumuna«kavm»فِرْعَوْنَۚ=Firavun′unأَ=mı? لَا يَتَّقُونَ=onlar kendilerini sakındırmayacaklar«takvã»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   قَالَ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=ki ben أَخَافُ=korkuyorum أَنْ يُكَذِّبُونِ=yalancı sayıp durmalarından«tekzîb»beni
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve يَضِيقُ=daralıyor صَدْرِي=göğsümوَ=ve لَا يَنْطَلِقُ=açılmıyor لِسَانِي=dilimفَ=şu halde أَرْسِلْ=Elçilik«rasûl»ver إِلَىٰ هَارُونَ=Hãrûn′a
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onların عَلَيَّ=yükledikleri bana ذَنْبٌ=bir suç«zenb»فَ=bu halde أَخَافُ=korkuyorum أَنْ يَقْتُلُونِ=öldürmelerinden beni
 ‎﴾ 15 ﴿‎   قَالَ=O dedi ki كَلَّاۖ=Asla olmaz!فَ=şu halde اذْهَبَا=gidin ikiniz بِآيَاتِنَاۖ=açık işaretlerimizle«ãyet»إِنَّا=(dedi)ki Biz مَعَكُمْ=sizinle beraberiz مُسْتَمِعُونَ=işiteniz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   فَ=o halde أْتِيَا=gidin فِرْعَوْنَ=Firavun′a فَ=sonra da قُولَا=deyinإِنَّا=ki biz رَسُولُ=Elçisiyiz«rasûl»رَبِّ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 17 ﴿‎   أَنْ=diye أَرْسِلْ=gönder مَعَنَا=bizimle beraber بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=mi? لَمْ نُرَبِّكَ=biz seni yetiştirmedik فِينَا=içimizde وَلِيدًا=bir çocuk olarakوَ=ve de لَبِثْتَ=kaldın فِينَا=aramızda مِنْ عُمُرِكَ=ömründen سِنِينَ=nice yıllar
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve فَعَلْتَ=yaptın فَعْلَتَكَ=eylemini الَّتِي=olduğun فَعَلْتَ=yapmışوَ=ve أَنْتَ=sen مِنَ الْكَافِرِينَ=görmezlikten gelenlerdensin«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   قَالَ=dedi فَعَلْتُهَا=yapmıştım onu إِذًا=o vakitوَ=iken أَنَا=ben مِنَ الضَّالِّينَ=yolunu saşırmışlardan«dalãl»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   فَ=bunun üzerine فَرَرْتُ=kaçtım مِنْكُمْ=aranızdan لَمَّا خِفْتُكُمْ=korkunca sizdenفَ=sonra da وَهَبَ=bahşetti لِي=bana رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»حُكْمًا=bir hikmetوَ=ve جَعَلَنِي=yaptı beni مِنَ الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlerden
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve تِلْكَ=işte نِعْمَةٌ=nimet تَمُنُّهَا=kaktığın kendisini عَلَيَّ=başımaأَنْ عَبَّدْتَ=hizmetçi yaptın diyedir بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını
 ‎﴾ 23 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فِرْعَوْنُ=Firavunوَ=ya مَا=nedir? رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 24 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününوَ=ve مَا=olanların بَيْنَهُمَاۖ=ikisi arasındaإِنْ=eğer كُنْتُمْ=olacaksanız مُوقِنِينَ=kanî«yekîn_mûkin»kimseler
 ‎﴾ 25 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لِمَنْ=kimselere حَوْلَهُ=çevresindekiأَ=musunuz? لَا تَسْتَمِعُونَ=işitmiyor
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبُّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inizdir«rabb»وَ=ve de رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»آبَائِكُمُ=atalarınızın الْأَوَّلِينَ=önceki
 ‎﴾ 27 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنَّ=ki رَسُولَكُمُ=Elçiniz«rasûl»الَّذِي=olan أُرْسِلَ=gönderilmiş إِلَيْكُمْ=sizeلَمَجْنُونٌ=kesinlikle cin etkisindedir(veya”delirmiş”)
 ‎﴾ 28 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»الْمَشْرِقِ=doğunun وَ=ve الْمَغْرِبِ=batınınوَ=ve مَا=olanların بَيْنَهُمَاۖ=ikisi arasındaإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَئِنِ=kesinlikle eğer اتَّخَذْتَ=edinirsen إِلَٰهًا=bir ilâh غَيْرِي=benden başkaلَأَجْعَلَنَّكَ=mutlaka yapacağım seni مِنَ الْمَسْجُونِينَ=zindana atılanlardan
 ‎﴾ 30 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=mi? وَلَوْ=bile جِئْتُكَ=getirsem sanaبِشَيْءٍ=bir şey مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=o zaman أْتِ=getir بِهِ=onuإِنْ=mademki كُنْتَ=sensin مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   فَ=sonra أَلْقَىٰ=attı عَصَاهُ=değneğiniفَ=bunun üzerine إِذَا=birden oldu هِيَ=o ثُعْبَانٌ=bir ejderha مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve نَزَعَ=çekip aldı يَدَهُ=eliniفَ=bunun üzerine إِذَا=birden هِيَ=o بَيْضَاءُ=pasparlak oldu لِلنَّاظِرِينَ=bakanlara
 ‎﴾ 34 ﴿‎   قَالَ=dedi لِلْمَلَإِ=ileri gelenlere حَوْلَهُ=çevresindekiإِنَّ=ki هَٰذَا=bu لَسَاحِرٌ=muhakkak bir sihirbazdır(veya ”aldatmaca yapabilendir”) عَلِيمٌ=bilen«alîm»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   يُرِيدُ=istiyor أَنْ يُخْرِجَكُمْ=dışarı çıkarmayı«ihrãc»sizi مِنْ أَرْضِكُمْ=topraklarınızdan بِسِحْرِهِ=aldatmacasıyla(veya ”sihiriyle”)فَ=öyleyse مَاذَا=ne? تَأْمُرُونَ=yapılmasını istersiniz«emr»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَرْجِهْ=beklet onuوَ=ve أَخَاهُ=kardeşiniوَ=ve ابْعَثْ=çıkar«ba′s»فِي الْمَدَائِنِ=kentlerde حَاشِرِينَ=toplayıcılar«haşr»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   يَأْتُوكَ=getirsinler sana بِكُلِّ سَحَّارٍ=bütün sihirbazları(veya ”aldatmaca yapabilenleri”) عَلِيمٍ=bilen«alîm»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   فَ=böylece جُمِعَ=bir araya getirildi السَّحَرَةُ=sihirbazlar(veya ”aldatmaca yapabilenler”)لِمِيقَاتِ=vakti belirlenmiş olan için يَوْمٍ=bir günde مَعْلُومٍ=bilinen
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve de قِيلَ=denildi ki لِلنَّاسِ=insanlaraهَلْ=mısınız? أَنْتُمْ=siz مُجْتَمِعُونَ=toplanır
 ‎﴾ 40 ﴿‎   لَعَلَّنَا=olur ki biz نَتَّبِعُ=peşinden gideriz«ittebã»السَّحَرَةَ=o sihirbazların(veya ”aldatmaca yapabilenlerin”)إِنْ=eğer كَانُوا=olursa هُمُ=kendileri الْغَالِبِينَ=üstün gelenler
 ‎﴾ 41 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَ=gelince السَّحَرَةُ=sihirbazlar(veya ”aldatmaca yapabilenler”)قَالُوا=dediler ki لِفِرْعَوْنَ=Firavun′aأَ=mı? ئِنَّ=ki لَنَا=‑var‑bize لَأَجْرًا=kesinlikle bir bedel«ecr»إِنْ=eğer كُنَّا=olursak نَحْنُ=biz الْغَالِبِينَ=üstün gelenler
 ‎﴾ 42 ﴿‎   قَالَ=dedi ki نَعَمْ=Evet!وَ=ve(dedi) إِنَّكُمْ=ki siz olursunuz إِذًا=o zaman لَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ=kesinlikle yakınlardan«mukarreb»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَهُمْ=onlara مُوسَىٰ=Mûsãأَلْقُوا=atın مَا=olduğunuzu أَنْتُمْ=sizin مُلْقُونَ=atacak
 ‎﴾ 44 ﴿‎   فَ=böylece أَلْقَوْا=attılar حِبَالَهُمْ=iplerini وَ=ve عِصِيَّهُمْ=değnekleriniوَ=ve قَالُوا=dediler بِ=ile عِزَّةِ="kudret ve üstünlüğü"«izzet»فِرْعَوْنَ=Firavun′unإِنَّا=(dediler)ki لَنَحْنُ=kesinlikle biziz الْغَالِبُونَ=galip gelecekler
 ‎﴾ 45 ﴿‎   فَ=sonra أَلْقَىٰ=attı مُوسَىٰ=Mûsã عَصَاهُ=değneğiniفَ=bunun üzerine إِذَا=bir de ne olsun هِيَ=o تَلْقَفُ=yutuyor مَا=olduklarını يَأْفِكُونَ=dolap çevirerek«ifk»yapıyor
 ‎﴾ 46 ﴿‎   فَ=böylece أُلْقِيَ=düşürüldüler السَّحَرَةُ=sihirbazlar(veya ”aldatmaca yapabilenler”) سَاجِدِينَ=yere yüz koymaya«secde»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِرَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 48 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»مُوسَىٰ=Mûsã′nın وَ=ve هَارُونَ=Hãrûn′un
 ‎﴾ 49 ﴿‎   قَالَ=dedi ki آمَنْتُمْ=inanıp güvendiniz«îmãn»لَهُ=onaقَبْلَ=önce أَنْ آذَنَ=izin vermemden لَكُمْۖ=sizeإِنَّهُ=(dedi)ki o لَكَبِيرُكُمُ=muhakkak büyüğünüzdürالَّذِي=olan عَلَّمَكُمُ=size öğretmiş السِّحْرَ=aldatmacayı(veya ”sihiri”)فَ=o halde لَسَوْفَ=mutlaka ileride تَعْلَمُونَۚ=bileceksinizلَأُقَطِّعَنَّ=muhakkak keseceğim أَيْدِيَكُمْ=ellerinizi وَ=ve أَرْجُلَكُمْ=ayaklarınızıمِنْ خِلَافٍ=ters taraftan(veya"sözden dönmeden«hulf» dolayı")وَ=ve لَأُصَلِّبَنَّكُمْ=kesinlikle asacağım sizi أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 50 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَا ضَيْرَۖ=zararı yokإِنَّا=şu bir gerçek ki biz إِلَىٰ رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imize«rabb»مُنْقَلِبُونَ=dönecekleriz
 ‎﴾ 51 ﴿‎   إِنَّا=(dediler)ki biz نَطْمَعُ=umarızأَنْ يَغْفِرَ=günahlarını örteceğini«mağfiret»لَنَا=bize ait رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imizin«rabb»خَطَايَانَا=hatalarımızın«hatá»أَنْ كُنَّا=olduk diye أَوَّلَ=ilkönce الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَىٰ مُوسَىٰ=Mûsã′yaأَنْ أَسْرِ=gece yola çıkar diye بِعِبَادِي=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimiإِنَّكُمْ=(ilettik)ki siz مُتَّبَعُونَ=peşine takılacaklarsınız«ittebã»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَرْسَلَ=gönderdi فِرْعَوْنُ=Firavun فِي الْمَدَائِنِ=kentlere حَاشِرِينَ=toplayıcılar«haşr»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   إِنَّ=(diyerek)ki هَٰؤُلَاءِ=şunlar لَشِرْذِمَةٌ=kesinlikle bir topluluktur قَلِيلُونَ=az
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُمْ=(diyerek)ki onlar لَنَا=bize لَغَائِظُونَ=kesinlikle hınçlıdırlar
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve إِنَّا=(diyerek)ki biz لَجَمِيعٌ=kesinlikle bir topluluğuz حَاذِرُونَ=hazırlıklı
 ‎﴾ 57 ﴿‎   فَ=böylece أَخْرَجْنَاهُمْ=Biz dışarı çıkardık«ihrãc»onlarıمِنْ جَنَّاتٍ=bahçelerden وَ=ve de عُيُونٍ=çeşmeler(den)
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve كُنُوزٍ=hazineler(den)وَ=ve مَقَامٍ=yerler(den) كَرِيمٍ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyleydi وَ=iken أَوْرَثْنَاهَا=biz oraya varis yapmış بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını
 ‎﴾ 60 ﴿‎   فَ=sonra أَتْبَعُوهُمْ=peşine takıldılar«ittebã»onların مُشْرِقِينَ=gün doğumunda
 ‎﴾ 61 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا تَرَاءَى=birbirini görünce الْجَمْعَانِ=iki toplulukقَالَ=dediler أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»مُوسَىٰ=Mûsã′nınإِنَّا=ki biz لَمُدْرَكُونَ=kesinlikle erişildik
 ‎﴾ 62 ﴿‎   قَالَ=dedi ki كَلَّاۖ=Asla olmaz!إِنَّ=şu bir gerçek ki مَعِيَ=benimle beraberdir رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»سَيَهْدِينِ=O yol gösterecek«hüdã»bana
 ‎﴾ 63 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَىٰ مُوسَىٰ=Mûsã′yaأَنِ=diye اضْرِبْ=vur بِعَصَاكَ=değneğinle الْبَحْرَۖ=o denizeفَ=sonra انْفَلَقَ=o yarıldıفَ=böylece كَانَ=oldu كُلُّ=her فِرْقٍ=kısımكَالطَّوْدِ=bir dağ gibi الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve أَزْلَفْنَا=yaklaştırdık ثَمَّ=oraya الْآخَرِينَ=ötekileri
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve أَنْجَيْنَا=kurtardık مُوسَىٰ=Mûsã′yıوَ=ve مَنْ=kimseleri مَعَهُ=beraberindeki أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 66 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَغْرَقْنَا=boğduk الْآخَرِينَ=ötekilerini
 ‎﴾ 67 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةًۖ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»وَ=ve مَا كَانَ=değildir أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmişler«mü′min»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَهُوَ=kesinlikle Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve اتْلُ=sayıp dök«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara نَبَأَ=haberini إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in
 ‎﴾ 70 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لِأَبِيهِ=babasına وَ=ve قَوْمِهِ=toplumuna«kavm»مَا=neye? تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorsunuz
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki نَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyoruz أَصْنَامًا=putlaraفَ=sonra da نَظَلُّ=duruyoruz لَهَا=onların önünde عَاكِفِينَ=ibadete
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mı? يَسْمَعُونَكُمْ=onlar işitiyorlar siziإِذْ=iken تَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ediyor«duã»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   أَوْ=veya(mı?) يَنْفَعُونَكُمْ=fayda verebiliyorlar sizeأَوْ=veya(mı?) يَضُرُّونَ=zarar«dırãr»verebiliyorlar
 ‎﴾ 74 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki بَلْ=yok aslında! وَجَدْنَا=bulduk آبَاءَنَا=babalarımızı كَذَٰلِكَ=işte böyle يَفْعَلُونَ=yaparlarken
 ‎﴾ 75 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza! مَا=şeylere كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor
 ‎﴾ 76 ﴿‎   أَنْتُمْ=sizin وَ=ve آبَاؤُكُمُ=atalarınızın الْأَقْدَمُونَ=eski
 ‎﴾ 77 ﴿‎   فَ=şu halde إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar عَدُوٌّ=düşmanımdır لِي=benimإِلَّا=dışında رَبَّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 78 ﴿‎   اَلَّذِي=olandır خَلَقَنِي=yaratmış beniفَ=sonra da هُوَ=Kendisidir يَهْدِينِ=yol gösteren«hüdã»bana
 ‎﴾ 79 ﴿‎   وَ=ve الَّذِي=olandır هُوَ=Kendisi يُطْعِمُنِي=yedirmekte bana وَ=ve يَسْقِينِ=içirmekte bana
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman مَرِضْتُ=hastalandığımفَ=bu halde هُوَ=Kendisidir يَشْفِينِ=şifa veren bana
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve الَّذِي=olandır يُمِيتُنِي=öldürecek beniثُمَّ=sonrasında يُحْيِينِ=hayat verecek bana
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve الَّذِي=olandır أَطْمَعُ=umduğum أَنْ يَغْفِرَ=günahını örteceğini«mağfiret»لِي=benim için خَطِيئَتِي=hatamın«hatá»يَوْمَ=günü الدِّينِ=o Yargılama«dîn»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»هَبْ=bahşet لِي=bana حُكْمًا=bir hikmetوَ=ve أَلْحِقْنِي=kat beni بِالصَّالِحِينَ=düzgün kimselere«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve اجْعَلْ=kıl لِي=beni لِسَانَ=dili(veya ”ifadesi”) صِدْقٍ=gerçeğin(veya ”sadakatin”)«sıdk_sãdık»فِي=içinde الْآخِرِينَ=sonra gelenler
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve اجْعَلْنِي=kıl beni مِنْ وَرَثَةِ=varislerindenجَنَّةِ=Cennetinin النَّعِيمِ=Bol Nimet(*)(*) orj NEÎM
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve اغْفِرْ=günahlarını ört«mağfiret»لِأَبِي=babamınإِنَّهُ=şu bir gerçek ki o كَانَ=idi مِنَ الضَّالِّينَ=yolunu saşırmışlardan«dalãl»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve لَا تُخْزِنِي=utandırma«hızy» beni يَوْمَ=gün يُبْعَثُونَ=diriltilecekleri«ba′s»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   يَوْمَ=o gün لَا يَنْفَعُ=yarar vermezمَالٌ=mal وَلَا=ne de بَنُونَ=oğullar
 ‎﴾ 89 ﴿‎   إِلَّا=hariç مَنْ=kimseler أَتَى=getirmiş اللَّهَ=Allah′aبِقَلْبٍ=bir kalp سَلِيمٍ=bozulmamış sağlam
 ‎﴾ 90 ﴿‎   وَ=ve أُزْلِفَتِ=yaklaştırılır الْجَنَّةُ=Cennet لِلْمُتَّقِينَ=o kendini sakındıranlar«takvã»için
 ‎﴾ 91 ﴿‎   وَ=ve بُرِّزَتِ=karşısına çıkarılır الْجَحِيمُ=Cehennem لِلْغَاوِينَ=yoldan şaşmışların«gayy»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   وَ=ve قِيلَ=denilir ki لَهُمْ=onlaraأَيْنَ=nerede? مَا=şeyler كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor
 ‎﴾ 93 ﴿‎   مِنْ دُونِ=dışındakiler اللَّهِ=Allahهَلْ=mı? يَنْصُرُونَكُمْ=onlar yardım ediyorlar sizeأَوْ=veya mı? يَنْتَصِرُونَ=kendilerine yardım ediyorlar
 ‎﴾ 94 ﴿‎   فَ=sonra da كُبْكِبُوا=tepe taklak atılırlar فِيهَا=orayaهُمْ=onlar وَ=ve الْغَاوُونَ=azmışlar
 ‎﴾ 95 ﴿‎   وَ=ve جُنُودُ=askerleri إِبْلِيسَ=İblis′in أَجْمَعُونَ=hep birlikte
 ‎﴾ 96 ﴿‎   قَالُوا=dediler kiوَ=halde هُمْ=kendileri فِيهَا=orada يَخْتَصِمُونَ=çekişir
 ‎﴾ 97 ﴿‎   تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun! إِنْ=ki كُنَّا=imişiz لَفِي=kesinlikle içinde ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 98 ﴿‎   إِذْ=o vakit نُسَوِّيكُمْ=bir tutuyorduk siziبِرَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 99 ﴿‎   وَ=ve مَا أَضَلَّنَا=yolu saşırtmadı«dalãl» bize إِلَّا=başkası الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenlerden«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 100 ﴿‎   فَ=bu halde مَا=yoktur لَنَا=bize مِنْ=herhangi bir شَافِعِينَ=şefaatçi 
 ‎﴾ 101 ﴿‎   وَ=ve لَا=ne de صَدِيقٍ=bir arkadaş«sadîk»حَمِيمٍ=sıcak
 ‎﴾ 102 ﴿‎   فَ=şu halde لَوْ=keşke أَنَّ=olsa لَنَا=bizim için كَرَّةً=bir kere dahaفَ=böylece نَكُونَ=olsak مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةًۖ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»وَ=oysa مَا كَانَ=olmazlar أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَهُوَ=kesinlikle Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 105 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalancı sayıp durdu«tekzîb»قَوْمُ=toplumu«kavm»نُوحٍ=Nûh′un الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişleri
 ‎﴾ 106 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لَهُمْ=onlara أَخُوهُمْ=kardeşleri نُوحٌ=Nûhأَ=mısınız? لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   إِنِّي=(dedi)ki ben لَكُمْ=sizin için رَسُولٌ=bir Elçiyim«rasûl»أَمِينٌ=güvenilecek
 ‎﴾ 108 ﴿‎   فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik وَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 109 ﴿‎   وَ=ve مَا أَسْأَلُكُمْ=ben istemiyorum sizden عَلَيْهِ=ona karşı مِنْ=herhangi أَجْرٍۖ=bir bedel«ecr»إِنْ=değildir أَجْرِيَ=benim bedelim«ecr»إِلَّا=olandan başkası عَلَىٰ=ait رَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 110 ﴿‎   فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 111 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَ=miyiz? نُؤْمِنُ=biz inanıp güvenir«îmãn»لَكَ=sanaوَ=iken اتَّبَعَكَ=katılmış«ittebã»sana الْأَرْذَلُونَ=o bayağı kimseler
 ‎﴾ 112 ﴿‎   قَالَ=dedi ki وَ=ve مَا عِلْمِي=ben bilmem بِمَا=şeyleri كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 113 ﴿‎   إِنْ=değildir حِسَابُهُمْ=onların hesabı إِلَّا=olandan başkası عَلَىٰ=göre رَبِّيۖ="Efendi ve Sahib"ime«rabb»لَوْ=keşke تَشْعُرُونَ=farkına varsalar
 ‎﴾ 114 ﴿‎   وَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben بِطَارِدِ=kovacak الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»
 ‎﴾ 115 ﴿‎   إِنْ=değilim أَنَا=ben إِلَّا=başkası نَذِيرٌ=bir uyarıcıdan مُبِينٌ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 116 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ تَنْتَهِ=vazgeçmezsen يَا=Ey! نُوحُ=Nûhلَتَكُونَنَّ=mutlaka olacaksın hep مِنَ الْمَرْجُومِينَ=taşlananlardan
 ‎﴾ 117 ﴿‎   قَالَ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنَّ=ki قَوْمِي=toplumum«kavm»كَذَّبُونِ=yalancı sayıp durdu«tekzîb»beni
 ‎﴾ 118 ﴿‎   فَ=öyleyse افْتَحْ=açıklığa kavuştur بَيْنِي=benim aramda وَ=ile بَيْنَهُمْ=onlar فَتْحًا=tam bir açıklıklaوَ=ve نَجِّنِي=kurtar beniوَ=ve مَنْ=kimseleri مَعِيَ=beraberimdeki مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»
 ‎﴾ 119 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَنْجَيْنَاهُ=kurtardık onuوَ=ve de مَنْ=kimseleri مَعَهُ=onun beraberindekiفِي=içinde الْفُلْكِ=o gemi الْمَشْحُونِ=yüklü
 ‎﴾ 120 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَغْرَقْنَا=boğduk بَعْدُ=bunun ardından الْبَاقِينَ=geride kalanları
 ‎﴾ 121 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةًۖ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»وَ=oysa مَا كَانَ=değildir أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»
 ‎﴾ 122 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَهُوَ=kesinlikle Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 123 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalancı sayıp durdu«tekzîb»عَادٌ=Âd الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişleri
 ‎﴾ 124 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لَهُمْ=onlara أَخُوهُمْ=kardeşleri هُودٌ=Hûdأَ=mısınız? لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 125 ﴿‎   إِنِّي=(dedi)ki ben لَكُمْ=sizin için رَسُولٌ=bir Elçiyim«rasûl»أَمِينٌ=güvenilecek
 ‎﴾ 126 ﴿‎   فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 127 ﴿‎   وَ=ve مَا أَسْأَلُكُمْ=ben istemiyorum sizden عَلَيْهِ=ona karşı مِنْ=herhangi أَجْرٍۖ=bir bedel«ecr»إِنْ=değildir أَجْرِيَ=benim bedelim«ecr»إِلَّا=olandan başkası عَلَىٰ=ait رَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 128 ﴿‎   أَ= تَبْنُونَ=siz inşa ediyorsunuz بِكُلِّ=her رِيعٍ=tepeye آيَةً=bir açık işaret«ãyet»تَعْبَثُونَ=eğlenerek
 ‎﴾ 129 ﴿‎   وَ=ve(mi?) تَتَّخِذُونَ=ediniyorsunuz مَصَانِعَ=yerleşkelerلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَخْلُدُونَ=yerleşip kalırsınız«hãlid»
 ‎﴾ 130 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman بَطَشْتُمْ=yakaladığınızبَطَشْتُمْ=yakalıyorsunuz جَبَّارِينَ=zor kullananlar«cebbãr»olarak
 ‎﴾ 131 ﴿‎   فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 132 ﴿‎   وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»الَّذِي=olana yönelik أَمَدَّكُمْ=size yardım etmişبِمَا=olduklarınızla تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 133 ﴿‎   أَمَدَّكُمْ=O verdi size بِأَنْعَامٍ="kesimlik otlayan hayvanlar"«en′ãm»وَ=ve de بَنِينَ=oğullar
 ‎﴾ 134 ﴿‎   وَ=ve جَنَّاتٍ=bahçeler وَ=ve de عُيُونٍ=çeşmeler
 ‎﴾ 135 ﴿‎   إِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkuyorum عَلَيْكُمْ=üzerinize olmasından عَذَابَ=cezasının«azãb»يَوْمٍ=bir günün عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 136 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سَوَاءٌ=birdir عَلَيْنَا=bize أَ=ha وَعَظْتَ=nasihat etmişsinأَمْ=ha لَمْ تَكُنْ=olmamışsın مِنَ الْوَاعِظِينَ=nasihat edenlerden
 ‎﴾ 137 ﴿‎   إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası خُلُقُ=kalıplarından(veya"ahlaki yaratılış") الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 138 ﴿‎   وَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِمُعَذَّبِينَ=cezalandırılacak«azãb»
 ‎﴾ 139 ﴿‎   فَ=böylece كَذَّبُوهُ=yalancı sayıp durdular«tekzîb»onuفَ=sonra da أَهْلَكْنَاهُمْۗ=helak ettik onlarıإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةًۖ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»وَ=oysa مَا كَانَ=değildir أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 140 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَهُوَ=kesinlikle Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 141 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalancı sayıp durdu«tekzîb»ثَمُودُ=Semûd الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişleri
 ‎﴾ 142 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لَهُمْ=onlara أَخُوهُمْ=kardeşleri صَالِحٌ=Salihأَ=mısınız? لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 143 ﴿‎   إِنِّي=(dedi)ki ben لَكُمْ=sizin için رَسُولٌ=bir Elçiyim«rasûl»أَمِينٌ=güvenilecek
 ‎﴾ 144 ﴿‎   فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 145 ﴿‎   وَ=ve مَا أَسْأَلُكُمْ=ben istemiyorum sizden عَلَيْهِ=ona karşı مِنْ=herhangi أَجْرٍۖ=bir bedel«ecr»إِنْ=değildir أَجْرِيَ=benim bedelim«ecr»إِلَّا=olandan başkası عَلَىٰ=ait رَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 146 ﴿‎   أَ=misiniz? تُتْرَكُونَ=siz bırakılıp terkedilecek فِي مَا=olanda هَاهُنَا=burada آمِنِينَ=güvende
 ‎﴾ 147 ﴿‎   فِي جَنَّاتٍ=bahçelerde وَ=ve(içinde) عُيُونٍ=pınarlar
 ‎﴾ 148 ﴿‎   وَ=ve(içinde) زُرُوعٍ=ekinlerوَ=ve(içinde) نَخْلٍ=hurmalıklar طَلْعُهَا=tomurcuklu هَضِيمٌ=yumuşak
 ‎﴾ 149 ﴿‎   وَ=ve تَنْحِتُونَ=yontuyorsunuz مِنَ الْجِبَالِ=dağlardan بُيُوتًا=evler فَارِهِينَ=maharetle
 ‎﴾ 150 ﴿‎   فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 151 ﴿‎   وَ=ve لَا تُطِيعُوا=benimseyip uymayın«ta′at»أَمْرَ=yapılmasını istemiş olduğuna«emr»الْمُسْرِفِينَ=ölçüyü aşanların«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 152 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerin يُفْسِدُونَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapan فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve لَا يُصْلِحُونَ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapmayanların
 ‎﴾ 153 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنْتَ=sen مِنَ الْمُسَحَّرِينَ=aldatmacaya(veya ”sihire”) iyice kapılmışlardansın
 ‎﴾ 154 ﴿‎   مَا=değilsin أَنْتَ=sen إِلَّا=başkası بَشَرٌ=bir insandan مِثْلُنَا=bizim dengimizفَ=o halde أْتِ=getir bize بِآيَةٍ=bir açık işaret«ãyet»إِنْ=mademki كُنْتَ=sensin مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 155 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَٰذِهِ=şu نَاقَةٌ=bir dişi devedirلَهَا=‑vardır‑onun شِرْبٌ=su içme hakkıوَ=ve لَكُمْ=‑vardır‑sizin شِرْبُ=su içme hakkınızيَوْمٍ=bir gün مَعْلُومٍ=belli
 ‎﴾ 156 ﴿‎   وَ=ve لَا تَمَسُّوهَا=dokunmayın ona بِسُوءٍ=bir fenalıkla«sú»فَ=bu durumda يَأْخُذَكُمْ=yakalar sizi عَذَابُ=cezası«azãb»يَوْمٍ=bir günün عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 157 ﴿‎   فَ=sonra عَقَرُوهَا=kestiler onuفَ=sonra da أَصْبَحُوا=oldular نَادِمِينَ=pişman
 ‎﴾ 158 ﴿‎   فَ=bu halde أَخَذَهُمُ=yakaladı onları الْعَذَابُۗ=o ceza«azãb»إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةًۖ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»وَ=oysa مَا كَانَ=değildir أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmişler«mü′min»
 ‎﴾ 159 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَهُوَ=kesinlikle Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 160 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalancı sayıp durdu«tekzîb»قَوْمُ=toplumu«kavm»لُوطٍ=Lût الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişleri
 ‎﴾ 161 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لَهُمْ=onlara أَخُوهُمْ=kardeşleri لُوطٌ=Lûtأَ=mısınız? لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 162 ﴿‎   إِنِّي=(dedi)ki ben لَكُمْ=sizin için رَسُولٌ=bir Elçiyim«rasûl»أَمِينٌ=güvenilecek
 ‎﴾ 163 ﴿‎   فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 164 ﴿‎   وَ=ve مَا أَسْأَلُكُمْ=ben istemiyorum sizden عَلَيْهِ=ona karşı مِنْ=herhangi أَجْرٍۖ=bir bedel«ecr»إِنْ=değildir أَجْرِيَ=benim bedelim«ecr»إِلَّا=olandan başkası عَلَىٰ=ait رَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 165 ﴿‎   أَ=mi? تَأْتُونَ=gidiyorsunuz الذُّكْرَانَ=erkeklere مِنَ الْعَالَمِينَ=alemlerin içinde
 ‎﴾ 166 ﴿‎   وَ=ve de تَذَرُونَ=alakayı kesiyorsunuzمَا=olduğu خَلَقَ=yaratmış لَكُمْ=sizin için رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb»مِنْ أَزْوَاجِكُمْۚ=eşlerinizdenبَلْ=yok aslında! أَنْتُمْ=siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz«kavm»عَادُونَ=sınırı aşan
 ‎﴾ 167 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَئِنْ=kesinlikle eğer لَمْ تَنْتَهِ=vazgeçmezsen يَا=Ey! لُوطُ=Lûtلَتَكُونَنَّ=mutlaka olacaksın hep مِنَ الْمُخْرَجِينَ=dışarı çıkarılanlardan«ihrãc»
 ‎﴾ 168 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنِّي=ki ben لِعَمَلِكُمْ=sizin yaptığınıza مِنَ الْقَالِينَ=kızanlardanım
 ‎﴾ 169 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»نَجِّنِي=kurtar beni وَ=ve أَهْلِي=ailemi«ehl»مِمَّا=şeylerden يَعْمَلُونَ=onların yaptıkları
 ‎﴾ 170 ﴿‎   فَ=bunun üzerine نَجَّيْنَاهُ=kurtardık onu وَ=ve de أَهْلَهُ=ailesini«ehl»أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 171 ﴿‎   إِلَّا=hariç عَجُوزًا=bir kocamış kadın فِي الْغَابِرِينَ=geride kalanlar arasında
 ‎﴾ 172 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında دَمَّرْنَا=yerle bir ettik الْآخَرِينَ=ötekilerini
 ‎﴾ 173 ﴿‎   وَ=ve أَمْطَرْنَا=yağdırdık عَلَيْهِمْ=üzerlerine مَطَرًاۖ=bir yağmurفَ=şu halde سَاءَ=ne fenadır«sú»مَطَرُ=yağmuru الْمُنْذَرِينَ=uyarılanların
 ‎﴾ 174 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةًۖ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»وَ=oysa مَا كَانَ=değildir أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 175 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَهُوَ=kesinlikle Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 176 ﴿‎   كَذَّبَ=yalancı sayıp durdular«tekzîb»أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْأَيْكَةِ=Eyke′nin الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişleri
 ‎﴾ 177 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لَهُمْ=onlara شُعَيْبٌ=Şuaybأَ=mısınız? لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 178 ﴿‎   إِنِّي=(dedi)ki ben لَكُمْ=sizin için رَسُولٌ=bir Elçiyim«rasûl»أَمِينٌ=güvenilecek
 ‎﴾ 179 ﴿‎   فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 180 ﴿‎   وَ=ve مَا أَسْأَلُكُمْ=ben istemiyorum sizden عَلَيْهِ=ona karşı مِنْ=herhangi أَجْرٍۖ=bir bedel«ecr»إِنْ=değildir أَجْرِيَ=benim bedelim«ecr»إِلَّا=olandan başkası عَلَىٰ=ait رَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 181 ﴿‎   أَوْفُوا=tam yapın الْكَيْلَ=ölçüyüوَ=ve لَا تَكُونُوا=olmayın مِنَ الْمُخْسِرِينَ=zarar ettirenlerden«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 182 ﴿‎   وَ=ve زِنُوا=tartın بِالْقِسْطَاسِ=terazi ile الْمُسْتَقِيمِ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 183 ﴿‎   وَ=ve لَا تَبْخَسُوا=kısmayın النَّاسَ=insanların أَشْيَاءَهُمْ=mallarınıوَ=ve لَا تَعْثَوْا=karışıklık çıkarmayın فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde مُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapıcı
 ‎﴾ 184 ﴿‎   وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»الَّذِي=olana yönelik خَلَقَكُمْ=sizi yaratmışوَ=ve de الْجِبِلَّةَ=nesilleri الْأَوَّلِينَ=önceki
 ‎﴾ 185 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنْتَ=sen مِنَ الْمُسَحَّرِينَ=aldatmacaya(veya ”sihire”) iyice kapılmışlardansın
 ‎﴾ 186 ﴿‎   وَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen إِلَّا=başkası بَشَرٌ=bir insandan مِثْلُنَا=bizim dengimizوَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki نَظُنُّكَ=kanaat getirdik«zann»olduğuna senin لَمِنَ الْكَاذِبِينَ=kesinlikle yalan söyleyenlerden«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 187 ﴿‎   فَ=öyleyse أَسْقِطْ=düşür عَلَيْنَا=üzerimize كِسَفًا=parçalar مِنَ السَّمَاءِ=göktenإِنْ=mademki كُنْتَ=sensin مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 188 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor
 ‎﴾ 189 ﴿‎   فَ=böylece كَذَّبُوهُ=yalancı sayıp durdular«tekzîb»onuفَ=sonra da أَخَذَهُمْ=yakaladı kendilerini عَذَابُ=cezası«azãb»يَوْمِ=gününün الظُّلَّةِۚ=o gölgeإِنَّهُ=şu bir gerçek ki o كَانَ=idi عَذَابَ=cezası«azãb»يَوْمٍ=bir günün عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 190 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةًۖ=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»وَ=oysa مَا كَانَ=değildir أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 191 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَهُوَ=kesinlikle Kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 192 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَتَنْزِيلُ=kesinlikle indirmesidir رَبِّ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 193 ﴿‎   نَزَلَ=indirdi بِهِ=onu الرُّوحُ=«Ruh»"İlâhi Destek"(*)«rûh»الْأَمِينُ=Güvenilir(*)(*) orj RÛHULEMÎN
 ‎﴾ 194 ﴿‎   عَلَىٰ قَلْبِكَ=senin kalbineلِتَكُونَ=olman için مِنَ الْمُنْذِرِينَ=uyarıcılardan
 ‎﴾ 195 ﴿‎   بِلِسَانٍ=bir dille عَرَبِيٍّ=Arapça مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 196 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَفِي=kesinlikle içindedir زُبُرِ=yazma parçalarının«zebûr»الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 197 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki لَمْ يَكُنْ=olmadıلَهُمْ=onlar için آيَةً=bir açık işaret«ãyet»أَنْ يَعْلَمَهُ=bilmesi onu عُلَمَاءُ=bilginlerinin بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarının
 ‎﴾ 198 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer نَزَّلْنَاهُ=Biz indirseydik onuعَلَىٰ بَعْضِ=kimine الْأَعْجَمِينَ=yabancılardan
 ‎﴾ 199 ﴿‎   فَ=sonra da قَرَأَهُ=okusaydı onu عَلَيْهِمْ=onlaraمَا كَانُوا=olmazlardı بِهِ=ona مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 200 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle سَلَكْنَاهُ=Biz soktuk onu فِي قُلُوبِ=kalplerine الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlerin«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 201 ﴿‎   لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»بِهِ=onaحَتَّىٰ=kadar يَرَوُا=görünceye الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»الْأَلِيمَ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 202 ﴿‎   فَ=sonra يَأْتِيَهُمْ=o gelir onlara بَغْتَةً=ansızınوَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 203 ﴿‎   فَ=sonra da يَقُولُوا=derler ki هَلْ=muyuz? نَحْنُ=biz olur مُنْظَرُونَ=süre verilenler
 ‎﴾ 204 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde بِعَذَابِنَا=Bizim cezamızı«azãb»يَسْتَعْجِلُونَ=acele istiyorlar
 ‎﴾ 205 ﴿‎   أَفَرَأَيْتَ=bir baksana!«deyim  gördün mü»إِنْ=eğer مَتَّعْنَاهُمْ=Biz yaşatsak onları سِنِينَ=yıllarca
 ‎﴾ 206 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında جَاءَهُمْ=gelse onlara مَا=şey كَانُوا=oldukları يُوعَدُونَ=söz verilmiş«va′d»
 ‎﴾ 207 ﴿‎   مَا=ne?(veya"değildir") أَغْنَىٰ=yarar verecek عَنْهُمْ=kendilerineمَا=şeyler كَانُوا=oldukları يُمَتَّعُونَ=yararlandırılıyor
 ‎﴾ 208 ﴿‎   وَ=ve مَا أَهْلَكْنَا=Biz helak etmedik مِنْ=herhangi قَرْيَةٍ=bir yerleşimi«karye»إِلَّا=olmayan لَهَا=oranın مُنْذِرُونَ=uyarıcıları
 ‎﴾ 209 ﴿‎   ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih′tir«zikr»وَ=ve مَا كُنَّا=Biz değildik ظَالِمِينَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ediciler
 ‎﴾ 210 ﴿‎   وَ=ve مَا تَنَزَّلَتْ=indirmedi بِهِ=onu الشَّيَاطِينُ=şeytanlar
 ‎﴾ 211 ﴿‎   وَ=ve مَا=olmaz يَنْبَغِي=peşine takılmaları لَهُمْ=onlar içinوَ=ve مَا يَسْتَطِيعُونَ=güç yetiremezler«istitãat»
 ‎﴾ 212 ﴿‎   إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar عَنِ السَّمْعِ=işitmekten لَمَعْزُولُونَ=kesinlikle uzaklaştırılmışlardır
 ‎﴾ 213 ﴿‎   فَ=bu halde لَا تَدْعُ=«çağrıda bulunma»dua etme«duã»مَعَ=beraber اللَّهِ=Allah′laإِلَٰهًا=bir ilâha آخَرَ=başkaفَ=bu durumda تَكُونَ=olursun مِنَ الْمُعَذَّبِينَ=cezalandırılanlardan«azãb»
 ‎﴾ 214 ﴿‎   وَ=ve أَنْذِرْ=uyar عَشِيرَتَكَ=yakınlarını«aşîr»الْأَقْرَبِينَ=en yakın
 ‎﴾ 215 ﴿‎   وَ=ve اخْفِضْ=indir جَنَاحَكَ=kanadınıلِمَنِ=kimselere اتَّبَعَكَ=katılan«ittebã»sana مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»
 ‎﴾ 216 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer عَصَوْكَ=karşı çıkarlarsa sanaفَ=o zaman قُلْ=de إِنِّي=ki ben بَرِيءٌ=uzağım مِمَّا=şeylerden تَعْمَلُونَ=yaptığınız
 ‎﴾ 217 ﴿‎   وَ=ve تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"e«azîz»الرَّحِيمِ=‑asıl‑“Merhametli Olan”a«rahîm»
 ‎﴾ 218 ﴿‎   اَلَّذِي=olandır يَرَاكَ=görmekte seniحِينَ=zaman تَقُومُ=huzurda ayakta durduğun«kıyãm»
 ‎﴾ 219 ﴿‎   وَ=ve تَقَلُّبَكَ=dolaşmanı فِي السَّاجِدِينَ=yere yüz koyanlar«secde»içinde
 ‎﴾ 220 ﴿‎   إِنَّهُ=şu bir gerçek ki هُوَ=O السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”dir«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 221 ﴿‎   هَلْ=mi? أُنَبِّئُكُمْ=haber vereyim sizeعَلَىٰ مَنْ=kime تَنَزَّلُ=ineceğini الشَّيَاطِينُ=şeytanların
 ‎﴾ 222 ﴿‎   تَنَزَّلُ=onlar inerler عَلَىٰ كُلِّ=her أَفَاكٍ=yalancıya أَثِيمٍ=günahkar«ism_esîm»
 ‎﴾ 223 ﴿‎   يُلْقُونَ=onlar vereceklerdir السَّمْعَ=kulakوَ=ve أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu كَاذِبُونَ=yalan söyleyenlerdir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 224 ﴿‎   وَ=gelince الشُّعَرَاءُ=o Şairlere«sûrenin adıdır»يَتَّبِعُهُمُ=onlar katılırlar«ittebã»الْغَاوُونَ=o azmışlara
 ‎﴾ 225 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedinأَنَّهُمْ=olduklarını فِي كُلِّ=her birinde وَادٍ=vadilerin يَهِيمُونَ=şaşkın şaşkın dolaşıyor
 ‎﴾ 226 ﴿‎   وَ=ve أَنَّهُمْ=olduklarını يَقُولُونَ=söylüyorمَا=şeyleri لَا يَفْعَلُونَ=yapmayacakları
 ‎﴾ 227 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir الَّذِينَ=olanlar آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»وَ=ve ذَكَرُوا=anmış«zikr»اللَّهَ=Allah′ı كَثِيرًا=çokçaوَ=ve انْتَصَرُوا=hakkını savunmuş مِنْ بَعْدِ=sonra مَا ظُلِمُواۗ=kendilerine "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmesindenوَ=ve سَيَعْلَمُ=ileride bileceklerdir الَّذِينَ=olanlar ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişأَيَّ=nasıl مُنْقَلَبٍ=bir dönüşle يَنْقَلِبُونَ=döneceklerini
Âyet Metni : (Şuarâ.1) (19. Cüz | 367. Sayfa)
Okunuşu :
1. ṭâ-sîn-mîm.
(Şuarâ.1) Grameri
طسٓمٓ : Ta Seen Meem ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu