Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ta, Sin, bunlar sana Kur´anın ve mübîn bir kitabın âyetleri
B.Bayraklı
1. Tâ, sîn. Bunlar, Kur’ân’ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.
A.Bayındır
1. Tâ-Sîn[1*]! Bunlar Kur’ân’ın[2*], apaçık olan Kitab’ın ayetleridir[3*].[1*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.[2*] Kur'ân, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olan kur’ (القُرْء) veya kar’ (القَرْء)’dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah’ın kitabına Kur’an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu’l-Arab). Arapçada kur’ân (قُرْآنً)’ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur’ân (قُرْآن) kelimesine kur’ânlar diye de anlam verilebilir.[3*] Hicr 15/1.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Ta, sin. Bu (okuna)nlar Kur’an’ın ve (hakikatleri) apaçık (bildiren) Kitab’ın ayetleridir.* “Ta-Sin” harfleri ile ilgili 2/1 dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Tâ sîn. Şunlar Kur'ân'ın ve apaçık bir Kitabın âyetleridir.
İngilizce Kelime Meali
طسٓۚ=Ta Seen. تِلْكَ=These ءَايٰتُ=(are the) Verses الْقُرْءَانِ=(of) the Quran وَكِتَابٍ=and a Book مُّبِينٍ=clear
(27) Neml Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   طسۚ=«T harfi»Tã «S harfi»Sînتِلْكَ=şunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْقُرْآنِ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ın«kur′ãn»وَ=ve كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metinin«kitãb»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve بُشْرَىٰ=müjdedir لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُقِيمُونَ=gereğince yerine getiren«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de يُؤْتُونَ=veren الزَّكَاةَ=o zekatıوَ=ve هُمْ=onlar بِالْآخِرَةِ=Ahiret′e هُمْ=kendileri يُوقِنُونَ=kanî olurlar«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselerin لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′eزَيَّنَّا=hoşlarına giden şeyler yaptık«ziynet»لَهُمْ=kendilerine أَعْمَالَهُمْ=yaptıklarınıفَ=bu halde هُمْ=onlar يَعْمَهُونَ=bocalayıp dururlar
 ‎﴾ 5 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir لَهُمْ=‑var olan‑kendileri için سُوءُ=en fenası«sú»الْعَذَابِ=o cezanın«azãb»وَ=ve هُمْ=onlar فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te هُمُ=kendileri الْأَخْسَرُونَ=en çok zarar edenlerdir«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve إِنَّكَ=şu bir gerçek ki لَتُلَقَّى=kesinlikle verilmektedir sana الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân«kur′ãn»مِنْ لَدُنْ=katından حَكِيمٍ=hükümleri doğru olanın«hakîm»عَلِيمٍ=bilenin«alîm»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti مُوسَىٰ=Mûsã لِأَهْلِهِ=ailesine«ehl»إِنِّي=ki ben آنَسْتُ=farkettim نَارًا=bir ateş«nãr»سَآتِيكُمْ=getireceğim size مِنْهَا=oradan بِخَبَرٍ=bir malumatأَوْ=yahut آتِيكُمْ=getireceğim size بِشِهَابٍ=bir köz قَبَسٍ=yanar haldeلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَصْطَلُونَ=ateşe sokulup ısınırsınız
 ‎﴾ 8 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَهَا=gelince oraya نُودِيَ=seslenildiأَنْ بُورِكَ=bereketli«berekãt_mubãrek»kılındı diye مَنْ=kimse فِي النَّارِ=o ateşteki«nãr»وَ=ve مَنْ=kimse حَوْلَهَا=oranın çevresindekiوَ=ve سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allah رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 9 ﴿‎   يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã إِنَّهُ=(seslenildi)ki أَنَا=Benim اللَّهُ=Allahالْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”«hakîm»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve أَلْقِ=at عَصَاكَۚ=değneğiniفَ=sonra لَمَّا رَآهَا=görünce onu تَهْتَزُّ=titreşir كَأَنَّهَا=sanki gibi o جَانٌّ=bir yılanوَلَّىٰ=döndü مُدْبِرًا=arkasını çevirip«dubur»وَ=halde لَمْ يُعَقِّبْۚ=geri dönmezيَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã لَا تَخَفْ=korkma!إِنِّي=(seslenildi)ki لَا يَخَافُ=korkmayacaktır لَدَيَّ=benim katımda الْمُرْسَلُونَ=o Elçi«rasûl»gönderilmişler
 ‎﴾ 11 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir مَنْ=kimse ظَلَمَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişثُمَّ=sonra da بَدَّلَ=değiştirmiş حُسْنًا=güzelliği«hasen»بَعْدَ=yerine سُوءٍ=fenalığın«sú»فَ=şu halde إِنِّي=(seslenildi)ki Benim غَفُورٌ=bağışlayan«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametli«rahîm»olan
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve أَدْخِلْ=sok يَدَكَ=elini فِي جَيْبِكَ=koynunaتَخْرُجْ=dışarı çıksın«ihrãc»بَيْضَاءَ=bembeyaz مِنْ غَيْرِ=olmadan سُوءٍۖ=bir fenalık«sú»فِي=içindedir تِسْعِ=dokuz آيَاتٍ=açık işaret«ãyet»إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve قَوْمِهِۚ=onun toplumuna«kavm»إِنَّهُمْ=(seslenildi)ki onlar كَانُوا=oldular قَوْمًا=bir toplum«kavm»فَاسِقِينَ=yoldan çıkmış«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَتْهُمْ=onlara gelince آيَاتُنَا=açık işaretlerimiz«ãyet»مُبْصِرَةً=görünür haldeقَالُوا=dediler ki هَٰذَا=bu سِحْرٌ=bir aldatmacadır(veya ”sihirdir”) مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve جَحَدُوا=görmezlikten geldiler«küfr_kãfir»بِهَا=onlarıوَ=halde اسْتَيْقَنَتْهَا=kanaat getirdikleri onlara أَنْفُسُهُمْ=kendileriظُلْمًا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ederek وَ=ve عُلُوًّاۚ=üste çıkarak«ulüvv»فَ=şu halde انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonu الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanların
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdikدَاوُودَ=Dãvûd′a وَ=ve سُلَيْمَانَ=Süleymãn′a عِلْمًاۖ=bir bilgi«ilm»وَ=ve قَالَا=dediler ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adırالَّذِي=olan فَضَّلَنَا=bizi üstte tutmuş«fadl»عَلَىٰ كَثِيرٍ=birçoğuna مِنْ عِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinden الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve وَرِثَ=mirasçı oldu سُلَيْمَانُ=Süleymãn دَاوُودَۖ=Dãvûd′aوَ=ve قَالَ=dedi ki يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlarعُلِّمْنَا=öğretildi bize مَنْطِقَ=konuşma şekli الطَّيْرِ=kuşlarınوَ=ve أُوتِينَا=verildi bize مِنْ كُلِّ شَيْءٍۖ=her şey içerisindenإِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bunun لَهُوَ=muhakkak kendisi الْفَضْلُ=o lütuftur«fadl»الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve حُشِرَ=toplandı«haşr»لِسُلَيْمَانَ=Süleymãn için جُنُودُهُ=ordularıمِنَ الْجِنِّ=cinlerden وَ=ve الْإِنْسِ=insanlardan وَ=ve الطَّيْرِ=kuşlardanفَ=bu halde هُمْ=onlar يُوزَعُونَ=yöneltiliyordu
 ‎﴾ 18 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman أَتَوْا=geldikleri عَلَىٰ وَادِ=vadisine النَّمْلِ=karıncaقَالَتْ=dedi ki نَمْلَةٌ=bir karınca«sûrenin adıdır»يَا أَيُّهَا=Ey! النَّمْلُ=karıncalar ادْخُلُوا=girin مَسَاكِنَكُمْ=yuvalarınızaلَا يَحْطِمَنَّكُمْ=ezmesinler sizi سُلَيْمَانُ=Süleymãn وَ=ve جُنُودُهُ=ordularıوَ=iken هُمْ=onlar لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=bunun üzerine تَبَسَّمَ=o gülümsedi ضَاحِكًا=neşelenerek مِنْ قَوْلِهَا=onun(o:karınca) söylediğineوَ=ve قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb»أَوْزِعْنِي=yönelt beniأَنْ أَشْكُرَ=kıymet bilici olmaya«şekûr_şãkir»نِعْمَتَكَ=nimetineالَّتِي=olduğun أَنْعَمْتَ=bahşetmiş عَلَيَّ=bana وَ=ve عَلَىٰ وَالِدَيَّ=ana‑babamaوَ=ve أَنْ أَعْمَلَ=yapmaya صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»تَرْضَاهُ=hoşnut olacağın«rıdvãn»kendisinden وَ=ve أَدْخِلْنِي=sok beni بِرَحْمَتِكَ=merhametinle«rahmet»فِي=içine عِبَادِكَ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinin الصَّالِحِينَ=düzgün işler yapan«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve تَفَقَّدَ=yokladı الطَّيْرَ=kuşlarıفَ=sonra قَالَ=dedi ki مَا=neyim? لِيَ=‑var‑ benim لَا أَرَى=görmedim الْهُدْهُدَ=Hüdhüdüأَمْ=yoksa mı? كَانَ=oldu مِنَ الْغَائِبِينَ=kayıplardan
 ‎﴾ 21 ﴿‎   لَأُعَذِّبَنَّهُ=mutlaka cezalandıracağım«azãb»onu عَذَابًا=bir cezayla«azãb»شَدِيدًا=çetinأَوْ=ya da لَأَذْبَحَنَّهُ=mutlaka keseceğim onuأَوْ=yahut da لَيَأْتِيَنِّي=muhakkak getirecek bana بِسُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَكَثَ=durup bekledi غَيْرَ بَعِيدٍ=uzun sürmeyecek şekildeفَ=sonra قَالَ=dedi ki أَحَطْتُ=ben gördüm بِمَا=şeyleri لَمْ تُحِطْ=senin görmediğin بِهِ=onunla ilgiliوَ=ve جِئْتُكَ=getirdim sana مِنْ سَبَإٍ=Seba′dan بِنَبَإٍ=bir haber يَقِينٍ=kuşku olmayan«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   إِنِّي=(dedi)ki ben وَجَدْتُ=buldum امْرَأَةً=bir kadın تَمْلِكُهُمْ=hükümdarlık«melik»eden onlaraوَ=ve أُوتِيَتْ=kendisine«dişil» verilmiştir مِنْ كُلِّ شَيْءٍ=her şeydenوَ=ve لَهَا=‑vardır‑ onun«dişil» عَرْشٌ=bir tahtı«arş»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَجَدْتُهَا=gördüm onun«dişil» وَ=ve قَوْمَهَا=toplumunun«kavm»يَسْجُدُونَ=yere yüz koyduğunu«secde»لِلشَّمْسِ=Güneş′e(veya”Güneş için”)مِنْ دُونِ=değil de اللَّهِ=Allah′aوَ=ve زَيَّنَ=hoşlarına giden şeyler yaptığını«ziynet»لَهُمُ=onlara الشَّيْطَانُ=şeytanın أَعْمَالَهُمْ=onların işleriniفَ=sonra da صَدَّهُمْ=alıkoyduğunu onları عَنِ السَّبِيلِ=o yoldan«sebîl»فَ=böylece هُمْ=onların لَا يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmediklerini«hüdã»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   أَلَّا يَسْجُدُوا=yere yüz koymadıklarını«secde»لِلَّهِ=Allah′a(veya”Allah için”)الَّذِي=olan يُخْرِجُ=dışarı çıkarmakta«ihrãc»الْخَبْءَ=gizli olanıفِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve يَعْلَمُ=bilen مَا=şeyleri تُخْفُونَ=gizledikleriوَ=ve مَا=şeyleri تُعْلِنُونَ=açığa vurdukları
 ‎﴾ 26 ﴿‎   اللَّهُ=Allah لَا=olmayandır إِلَٰهَ=İlâh إِلَّا=başka هُوَ=Kendisindenرَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   قَالَ=dedi ki سَنَنْظُرُ=bakacağız أَ=mi? صَدَقْتَ=gerçeği«sıdk_sãdık»söyledinأَمْ=yoksa mı? كُنْتَ=oldun مِنَ الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerden«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   اِذْهَبْ=götür بِكِتَابِي=yazdıklarımı«ketb»هَٰذَا=buفَ=sonra أَلْقِهْ=bırak إِلَيْهِمْ=onlaraثُمَّ=sonrasında تَوَلَّ=dönüp uzaklaş«tevellã»عَنْهُمْ=onlardanفَ=sonra da انْظُرْ=bak مَاذَا=ne يَرْجِعُونَ=cevap dönecekler
 ‎﴾ 29 ﴿‎   قَالَتْ=dedi«dişil» يَا أَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=ileri gelenlerإِنِّي=ki أُلْقِيَ=bırakıldı إِلَيَّ=bana«dişil» كِتَابٌ=bir yazı«ketb»كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   إِنَّهُ=(dedi)ki o مِنْ سُلَيْمَانَ=Süleymãn′dandırوَ=ve إِنَّهُ=(dedi)ki o بِسْمِ=adıyladır اللَّهِ=Allah′ın الرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»الرَّحِيمِ=‑asıl‑“Merhametli Olan”«rahîm»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   أَلَّا تَعْلُوا=büyüklük taslamayın diye عَلَيَّ=bana karşı«eril»وَ=ve أْتُونِي=gelin bana«eril» مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim»olarak
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki«dişil»يَا أَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=ileri gelenler أَفْتُونِي=hüküm bildirin bana«fetvã»فِي أَمْرِي=yapılmasını isteyecek olduğumda«emr»مَا كُنْتُ=ben olmam«dişil» قَاطِعَةً=karar veren أَمْرًا=yapılması istenecek bir şeye«emr»حَتَّىٰ=kadar تَشْهَدُونِ=siz şahidim oluncaya
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki نَحْنُ=biz أُولُوا=sahibiyiz قُوَّةٍ=güçوَ=ve أُولُوا=sahibiz«be′s»بَأْسٍ=kuvvet uygulama yeteneğine«be′s»شَدِيدٍ=şiddetliوَ=ise الْأَمْرُ=yapılması istenecek şey«emr»إِلَيْكِ=sana«dişil» bağlıdırفَ=bu halde انْظُرِي=bak sen«dişil» مَاذَا=neyin تَأْمُرِينَ=yapılmasını istediğini söyleyeceğine«emr»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   قَالَتْ=dedi«dişil» إِنَّ=ki الْمُلُوكَ=hükümdarlar إِذَا=zaman دَخَلُوا=girdikleri قَرْيَةً=bir yerleşime«karye»أَفْسَدُوهَا="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yaparlar orayaوَ=ve جَعَلُوا=yaparlar أَعِزَّةَ=en "kudretli ve üstünler"ini«izzet»أَهْلِهَا=ahalisinin«ehl»أَذِلَّةًۖ=boyun eğikliği«zillet»içindeوَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle يَفْعَلُونَ=yapacaklardır
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve إِنِّي=(dedi)ki ben مُرْسِلَةٌ=göndereyim«dişil» إِلَيْهِمْ=onlara بِهَدِيَّةٍ=bir hediyeفَ=sonra da نَاظِرَةٌ=bakayım«dişil» بِمَ=ne ile يَرْجِعُ=dönecekler الْمُرْسَلُونَ=o Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا جَاءَ=gelince o سُلَيْمَانَ=Süleymãn′aقَالَ=dedi ki«eril» أَ=mi? تُمِدُّونَنِ=yardım etmek istiyorsunuz bana بِمَالٍ=bir mal ileفَ=şu halde مَا=oldukları آتَانِيَ=bana vermiş اللَّهُ=Allah′ın خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»مِمَّا=şeylerden آتَاكُمْ=verdiği sizeبَلْ=Aksine! أَنْتُمْ=kendiniz بِهَدِيَّتِكُمْ=hediyenizle تَفْرَحُونَ=sevinirsiniz
 ‎﴾ 37 ﴿‎   اِرْجِعْ=dön إِلَيْهِمْ=onlaraفَ=bu halde لَنَأْتِيَنَّهُمْ=mutlaka onlara geleceğim«eril» بِجُنُودٍ=ordularlaلَا قِبَلَ=karşı koymayacakları لَهُمْ=kendilerinin بِهَا=onaوَ=ve لَنُخْرِجَنَّهُمْ=muhakkak dışarı çıkaracağım«ihrãc»onları مِنْهَا=oradan أَذِلَّةً=boyun eğikliği«zillet»ileوَ=halde هُمْ=kendileri صَاغِرُونَ=küçük düşmüş«sağãr»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» يَاأَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=ileri gelenlerأَيُّكُمْ=hanginiz يَأْتِينِي=getirecek bana بِعَرْشِهَا=onun«dişil» tahtını«arş»قَبْلَ=önce أَنْ يَأْتُونِي=gelmelerinden bana«eril» مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman«teslîm_müslim»olarak
 ‎﴾ 39 ﴿‎   قَالَ=dedi ki عِفْرِيتٌ=bir hin olanı مِنَ الْجِنِّ=cinlerdenأَنَا=ben آتِيكَ=getiririm sana«eril» بِهِ=onuقَبْلَ=önce أَنْ تَقُومَ=ayağa kalkmandan«kıyãm»مِنْ مَقَامِكَۖ=yerindenوَ=ve إِنِّي=(dedi)ki ben عَلَيْهِ=bunda لَقَوِيٌّ=çok güçlüyüm«kaviyy»أَمِينٌ=güvenilirim
 ‎﴾ 40 ﴿‎   قَالَ=dedi ki الَّذِي=olan عِنْدَهُ=kendisinde عِلْمٌ=bir bilgi«ilm»مِنَ الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinden«kitãb»أَنَا=ben آتِيكَ=getiririm sana«eril» بِهِ=onuقَبْلَ=önce أَنْ يَرْتَدَّ=geri dönmesinden إِلَيْكَ=sana طَرْفُكَۚ=gözünün kapağınınفَ=bunun üzerine لَمَّا رَآهُ=görünce onu مُسْتَقِرًّا=yerleşmiş عِنْدَهُ=katındaقَالَ=dedi ki«eril» هَٰذَا=bu مِنْ فَضْلِ=lütfundandır«fadl»رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»لِيَبْلُوَنِي=sınaması«belã» için beniءَ=miyim? أَشْكُرُ=kıymet bilecek«şekûr_şãkir»أَمْ=yoksa mı? أَكْفُرُۖ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geleceğim«küfr_kãfir»وَ=ve مَنْ=kim شَكَرَ=kıymet bilirse«şekûr_şãkir»فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَشْكُرُ=kıymet bilir«şekûr_şãkir»لِنَفْسِهِۖ=kendisi içinوَ=ve مَنْ=kim كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»فَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»غَنِيٌّ=”ihtiyaçsız ve eksiksiz”dir«ğaniyy»كَرِيمٌ=ikram edendir«kerîm»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» نَكِّرُوا=tanınmaz yapın لَهَا=kendisine«dişil» عَرْشَهَا=tahtını«dişil»«arş»نَنْظُرْ=bakalım أَ=mi? تَهْتَدِي=gösterilmiş yola girecek«dişil»«hüdã»أَمْ=yoksa mı? تَكُونُ=olacak مِنَ الَّذِينَ=kimselerden لَا يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmeyen«hüdã»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَتْ=gelince«dişil» قِيلَ=dendi ki أَ=mi? هَٰكَذَا=böyle عَرْشُكِۖ=senin«dişil» tahtın«arş»قَالَتْ=dedi ki«dişil» كَأَنَّهُ=sanki gibi o هُوَۚ=odurوَ=ve أُوتِينَا=verilmişti bize الْعِلْمَ=o Bilgi«ilm»مِنْ قَبْلِهَا=ondan«dişil» önceوَ=ve كُنَّا=biz olmuştuk مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olanlar«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve صَدَّهَا=alıkoymuştu onu«dişil»مَا=şeyler كَانَتْ=olduğu تَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmış مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِۖ=Allahإِنَّهَا=şu bir gerçek ki kendisi«dişil» كَانَتْ=idi مِنْ قَوْمٍ=bir toplumdan«kavm»كَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   قِيلَ=dendi ki لَهَا=ona«dişil» ادْخُلِي=gir الصَّرْحَۖ=köşkeفَ=sonra لَمَّا رَأَتْهُ=görünce«dişil» onu حَسِبَتْهُ=sandı«dişil» onu لُجَّةً=derin bir suوَ=ve كَشَفَتْ=sıvadı«dişil» عَنْ سَاقَيْهَاۚ=bacaklarını«dişil»قَالَ=dedi«eril» إِنَّهُ=ki o صَرْحٌ=bir köşktür مُمَرَّدٌ=parlak(veya"döşeli") مِنْ قَوَارِيرَۗ=billurdanقَالَتْ=o dedi«dişil» رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=(dedi)ki ben«dişil» ظَلَمْتُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettim نَفْسِي=kendimeوَ=ve أَسْلَمْتُ=teslim oldum«dişil»«teslîm_müslim»مَعَ=beraber سُلَيْمَانَ=Süleymãn′laلِلَّهِ=Allah′a رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik إِلَىٰ ثَمُودَ=Semûd′aأَخَاهُمْ=kardeşleri صَالِحًا=Salih′iأَنِ اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin diye اللَّهَ=Allah′aفَ=sonra إِذَا=birden oldu هُمْ=onlar فَرِيقَانِ=iki kesim«ferîk»يَخْتَصِمُونَ=birbiriyle çekişen
 ‎﴾ 46 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»لِمَ=niçin? تَسْتَعْجِلُونَ=koşuyorsunuz بِالسَّيِّئَةِ=fenalığa«seyyiãt»قَبْلَ=önce الْحَسَنَةِۖ=güzellikten«hasen»لَوْلَا=hiç olmazsa تَسْتَغْفِرُونَ=günahlarınızın örtülmesini dileseniz«istiğfar»اللَّهَ=Allah′tanلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki اطَّيَّرْنَا=uğursuzluğa uğradık بِكَ=senin yüzündenوَ=ve بِمَنْ=kimseler yüzünden مَعَكَۚ=seninle beraber olanقَالَ=dedi ki طَائِرُكُمْ=uğursuzluğunuz عِنْدَ=katındadır اللَّهِۖ=Allah′ınبَلْ=yok aslında! أَنْتُمْ=siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz«kavm»تُفْتَنُونَ=imtihan edilen«fitne»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve كَانَ=idi فِي الْمَدِينَةِ=‑var‑şehirde تِسْعَةُ=dokuz رَهْطٍ=kişiيُفْسِدُونَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapan فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَ=ve لَا يُصْلِحُونَ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapmayan
 ‎﴾ 49 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَقَاسَمُوا=karşılıklı and içerek بِاللَّهِ=Allah′aلَنُبَيِّتَنَّهُ=kesinlikle gece baskını yapalım ona وَ=ve de أَهْلَهُ=ailesine«ehl»ثُمَّ=sonrasında لَنَقُولَنَّ=mutlaka diyelim لِوَلِيِّهِ="destek çıkan yakın"ına«velî_evliyã»مَا شَهِدْنَا=tanık«şãhid» olmadık مَهْلِكَ=helakine أَهْلِهِ=ailesinin«ehl»وَ=ve(diyelim) إِنَّا=ki Biz لَصَادِقُونَ=kesinlikle gerçeği söyleyeniz«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve مَكَرُوا=planını kurdular«mekr»مَكْرًا=bir planın«mekr»وَ=ve de مَكَرْنَا=Biz planını kurduk«mekr»مَكْرًا=bir planın«mekr»وَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 51 ﴿‎   فَ=şu halde انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonucu مَكْرِهِمْ=kurdukları planların«mekr»أَنَّا=(olduğuna)ki biz دَمَّرْنَاهُمْ=yerle bir ettik kendileriniوَ=ve قَوْمَهُمْ=toplumlarını«kavm»أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 52 ﴿‎   فَ=şu halde تِلْكَ=işte şunlar بُيُوتُهُمْ=onların evleridirخَاوِيَةً=çökmüş ıssız kalmış بِمَا=karşılık ظَلَمُواۗ=onların "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmelerineإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْلَمُونَ=bilen
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve أَنْجَيْنَا=kurtardık الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de كَانُوا=olan يَتَّقُونَ=kendini sakındırıyor«takvã»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve لُوطًا=Lût إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm»أَ=mı? تَأْتُونَ=yapıyorsunuz الْفَاحِشَةَ=o ahlaksızlığı«fahşa»وَ=iken أَنْتُمْ=siz تُبْصِرُونَ=görüyor
 ‎﴾ 55 ﴿‎   أَ=mi? ئِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz لَتَأْتُونَ=kesinlikle yaklaşıyorsunuz الرِّجَالَ=erkeklere شَهْوَةً=canınız çekerek«şehvet»مِنْ دُونِ=değil de النِّسَاءِۚ=kadınlaraبَلْ=yok aslında! أَنْتُمْ=siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz تَجْهَلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapan«cãhil»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   فَ=fakat مَا كَانَ=olmadı جَوَابَ=cevabı قَوْمِهِ=toplumunun«kavm»إِلَّا=başkası أَنْ قَالُوا=demelerindenأَخْرِجُوا=dışarı çıkarın«ihrãc»آلَ=ailesini لُوطٍ=Lût مِنْ قَرْيَتِكُمْۖ=yerleşiminizden«karye»إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar أُنَاسٌ=insanlarmış يَتَطَهَّرُونَ=pek temizlenen
 ‎﴾ 57 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَنْجَيْنَاهُ=kurtardık onu وَ=ve أَهْلَهُ=ailesini«ehl»إِلَّا=hariç امْرَأَتَهُ=karısıقَدَّرْنَاهَا=ölçüp biçtik«kadîr_mikdãr»olmasını مِنَ الْغَابِرِينَ=kalanlardan
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve أَمْطَرْنَا=yağdırdık عَلَيْهِمْ=üzerlerine مَطَرًاۖ=bir yağmurفَ=şu halde سَاءَ=ne fenadır«sú»مَطَرُ=yağmuru الْمُنْذَرِينَ=uyarılanların
 ‎﴾ 59 ﴿‎   قُلِ=de ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adırوَ=ve سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَىٰ عِبَادِهِ=O′nun «kulluk»hizmet«abd»edenlerine الَّذِينَ=olduğu اصْطَفَىٰۗ=seçmişآ=mı? للَّهُ=Allah خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»أَمَّا=yoksa mı? يُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kim? خَلَقَ=yarattı السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünüوَ=ve أَنْزَلَ=indirdi لَكُمْ=size مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=suفَ=sonra أَنْبَتْنَا=bitirdik بِهِ=onunla حَدَائِقَ=bahçeler ذَاتَ=olan بَهْجَةٍ=gönül açıcıمَا كَانَ=olmaz لَكُمْ=sizin أَنْ تُنْبِتُوا=bitirmeniz شَجَرَهَاۗ=bir ağacınıأَ=mı? إِلَٰهٌ=bir ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah′laبَلْ=Hayır! هُمْ=onlar قَوْمٌ=bir toplumdur«kavm»يَعْدِلُونَ=denkler tutmuş«adl»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kimdir? جَعَلَ=yapan الْأَرْضَ=yeryüzünü قَرَارًا=bir kalış yeriوَ=ve جَعَلَ=yapan خِلَالَهَا=içinde أَنْهَارًا=ırmaklarوَ=ve جَعَلَ=yapan لَهَا=üstünde رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)larوَ=ve جَعَلَ=koyan بَيْنَ=arasına الْبَحْرَيْنِ=iki deniz حَاجِزًاۗ=bir perdeأَ=mı? إِلَٰهٌ=bir ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah'laبَلْ=Hayır! أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmiyorlar
 ‎﴾ 62 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kimdir? يُجِيبُ=karşılık veren الْمُضْطَرَّ=darda kalmışaإِذَا=zaman دَعَاهُ=«çağrıda bulunma»dua ettiği«duã»وَ=ve يَكْشِفُ=kaldıran السُّوءَ=fenalığı«sú»وَ=ve يَجْعَلُكُمْ=yapan sizi خُلَفَاءَ=artlarından yerlerine geçenler«halef»الْأَرْضِۗ=o topraklaraأَ=mı? إِلَٰهٌ=bir ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah′laقَلِيلًا=azıcık مَا=ne kadar da! تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarıyorsunuz«tezekkür»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kimdir? يَهْدِيكُمْ=yol gösteren«hüdã»sizeفِي=içinde ظُلُمَاتِ=karanlıkları«zulumãt»الْبَرِّ=karanın وَ=ve الْبَحْرِ=denizinوَ=ve مَنْ=kimdir? يُرْسِلُ=gönderen الرِّيَاحَ=rüzgârlarıبُشْرًا=müjdeci olarak بَيْنَ يَدَيْ=huzurunda«deyim  iki eli arasında»رَحْمَتِهِۗ=merhametinin«rahmet»أَ=mı? إِلَٰهٌ=ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah′laتَعَالَى=yücedir اللَّهُ=Allah عَمَّا=şeylerden يُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   أَمَّنْ=yahut kimdir? يَبْدَأُ=ilk kez yapan«bedee»الْخَلْقَ=yaratmayıثُمَّ=sonrasında يُعِيدُهُ=”ikinci kez yapan”«eãde»onuوَ=ve مَنْ=kimdir? يَرْزُقُكُمْ=«nimetlerden» faydalandıran«rızk»siziمِنَ السَّمَاءِ=gökten وَ=ve الْأَرْضِۗ=yeryüzündenأَ=mı? إِلَٰهٌ=ilâh مَعَ=‑vardır‑beraber اللَّهِۚ=Allah′laقُلْ=de ki هَاتُوا=getirin بُرْهَانَكُمْ=delilinizi«burhãn»إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   قُلْ=de ki لَا يَعْلَمُ=bilmez مَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündekiالْغَيْبَ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»إِلَّا=başka اللَّهُۚ=Allah′tanوَ=ve مَا يَشْعُرُونَ=farkına varmazlar أَيَّانَ=ne zaman يُبْعَثُونَ=dirileceklerinin«ba′s»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   بَلِ=Yok! aslında ادَّارَكَ=ardarda geldi عِلْمُهُمْ=onların bilgileri«ilm»فِي=hakkındaki الْآخِرَةِۚ=Ahiretبَلْ=yok aslında! هُمْ=onlar فِي=içindedirler شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِنْهَاۖ=ondanبَلْ=yok aslında! هُمْ=onlar مِنْهَا=onunla ilgili عَمُونَ=kördürler
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»أَ=mı? إِذَا=zaman كُنَّا=olduğumuz تُرَابًا=toprak وَ=ve آبَاؤُنَا=babalarımızأَ=mi? ئِنَّا=biz لَمُخْرَجُونَ=«topraktan» dışarı çıkarılacaklarız«ihrãc»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki وُعِدْنَا=söz verildi«va′d»bize هَٰذَا=buنَحْنُ=bize وَ=ve آبَاؤُنَا=atalarımıza مِنْ قَبْلُ=öncedenإِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası أَسَاطِيرُ=satıra döktüklerinden الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 69 ﴿‎   قُلْ=de ki سِيرُوا=gezinin فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeفَ=sonra da انْظُرُوا=bakın كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğunaعَاقِبَةُ=sonunun الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlerin«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   وَ=ve لَا تَحْزَنْ=üzülme عَلَيْهِمْ=onlaraوَ=ve لَا تَكُنْ=olma فِي ضَيْقٍ=sıkıntıda مِمَّا=şeylerden يَمْكُرُونَ=kurdukları«mekr»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar ki مَتَىٰ=ne zamandır? هَٰذَا=bu الْوَعْدُ=verilen söz«va′d»إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قُلْ=de ki عَسَىٰ=belki de أَنْ يَكُونَ=olmuştur رَدِفَ=yakından takip eder لَكُمْ=siziبَعْضُ=kimisi الَّذِي=olduğunuzun تَسْتَعْجِلُونَ=sizin acele etmekte
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لَذُو=kesinlikle sahibidir فَضْلٍ=lütuf«fadl»عَلَى النَّاسِ=insanlara karşıوَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmezler«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لَيَعْلَمُ=kesinlikle bilirمَا=olduklarını تُكِنُّ=örtüyor«meknun_ekinnet»صُدُورُهُمْ=onların göğüslerinin وَ=ve مَا=olduklarını يُعْلِنُونَ=açığa vuruyor
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve مَا=yoktur مِنْ=herhangi غَائِبَةٍ=bir gizli şey فِي السَّمَاءِ=gökte وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündeإِلَّا=olmayan فِي كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metinde«kitãb»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bu الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân«kur′ãn»يَقُصُّ=anlatıyorعَلَىٰ بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarınaأَكْثَرَ=birçoğunu الَّذِي=olduklarının هُمْ=kendilerinin فِيهِ=hakkında يَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَهُدًى=kesinlikle bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve رَحْمَةٌ=bir merhamettir«rahmet»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»يَقْضِي=karar verir بَيْنَهُمْ=onlar arasında بِحُكْمِهِۚ=hükmüyleوَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   فَ=o halde تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى اللَّهِۖ=Allah′aإِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen عَلَى=‑temeli‑üzerindesin الْحَقِّ=o Gerçeğin«hakk»الْمُبِينِ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَا=değilsin تُسْمِعُ=duyuracak الْمَوْتَىٰ=ölülereوَ=ve لَا=değilsin تُسْمِعُ=işittirecek الصُّمَّ=sağırlara الدُّعَاءَ=o çağrıyı«duã»إِذَا=zaman وَلَّوْا=döndükleri مُدْبِرِينَ=arkalarını çevirmiş«dubur»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِهَادِي=yolu gösterecek«hüdã»الْعُمْيِ=körlere عَنْ ضَلَالَتِهِمْۖ=yolu saşırmışlıklarından«dalãl»إِنْ تُسْمِعُ=sen duyuracak değilsin إِلَّا=başkasına مَنْ=kimselerden يُؤْمِنُ=inanıp güvenen«îmãn»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet»فَ=bu halde هُمْ=onlar مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman«teslîm_müslim»olurlar
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman وَقَعَ=geldiği الْقَوْلُ=o söylenen عَلَيْهِمْ=başlarınaأَخْرَجْنَا=ortaya çıkarırız«ihrãc»لَهُمْ=onlara دَابَّةً=bir canlı مِنَ الْأَرْضِ=yeryüzündenتُكَلِّمُهُمْ=konuşur onlarla أَنَّ=olduğunu ki النَّاسَ=insanlar كَانُوا=oldular بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet»لَا يُوقِنُونَ=kanî olmayan«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün نَحْشُرُ=toplarız«haşr»مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ=her topluluktan«ümmet»فَوْجًا=bir bölükمِمَّنْ=kimselerden يُكَذِّبُ=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»فَ=sonra هُمْ=onlar يُوزَعُونَ=sevk edilirler
 ‎﴾ 84 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءُوا=geldikleri قَالَ=der kiأَ=mu? أَكَذَّبْتُمْ=yalan sayıp durdunuz«tekzîb»بِآيَاتِي=«açık işaret»ayetlerimi«ãyet»وَ=halde لَمْ تُحِيطُوا=tam kavramadığınız بِهَا=onları عِلْمًا=bilgice«ilm»أَمَّاذَا=yoksa ne? كُنْتُمْ=idiniz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve وَقَعَ=gerçekleşmiştir الْقَوْلُ=o söylenen عَلَيْهِمْ=onlaraبِمَا=karşılık ظَلَمُوا=onların "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmelerineفَ=şu halde هُمْ=onlar لَا يَنْطِقُونَ=konuşmayacaklardır
 ‎﴾ 86 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ يَرَوْا=görmediler أَنَّا=ki Biz جَعَلْنَا=yaptık اللَّيْلَ=geceyiلِيَسْكُنُوا=istirahat etmeleri için فِيهِ=kendisi içerisindeوَ=ve النَّهَارَ=gündüzü مُبْصِرًاۚ=aydınlık verenإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün يُنْفَخُ=üfleneceği فِي الصُّورِ=”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr»فَ=o zaman فَزِعَ=dehşete kapılımışlardır مَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdekiوَ=ve مَنْ=kimseler فِي الْأَرْضِ=yeryüzündekiإِلَّا=dışındaki مَنْ=kimseler شَاءَ=dilediği اللَّهُۚ=Allah′ınوَ=ve كُلٌّ=hepsi أَتَوْهُ=gelecektir O′na دَاخِرِينَ=boyun bükerek(*) orj SÛR
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=ve تَرَى=gördüğün الْجِبَالَ=dağlarتَحْسَبُهَا=sandığın kendilerini جَامِدَةً=donukوَ=iken هِيَ=kendileri تَمُرُّ=yürür مَرَّ=yürüyüşüyle السَّحَابِۚ=bulutlarınصُنْعَ=kurgulayıp hazırladığıdır اللَّهِ=Allah′ın الَّذِي=olan أَتْقَنَ=doğru inşa etmekte كُلَّ شَيْءٍۚ=her şeyiإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»بِمَا=olduklarınızdan تَفْعَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 89 ﴿‎   مَنْ=kim جَاءَ=getirirse بِالْحَسَنَةِ=güzelliği«hasen»فَ=o zaman لَهُ=onadır خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"si«hayr»مِنْهَا=ondanوَ=ve هُمْ=onlar مِنْ فَزَعٍ=dehşetinden يَوْمَئِذٍ=o günün آمِنُونَ=güvendedirler
 ‎﴾ 90 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim جَاءَ=getirirse بِالسَّيِّئَةِ=bir fenalık«seyyiãt»فَ=o zaman كُبَّتْ=atılır وُجُوهُهُمْ=onların yüzleri فِي النَّارِ=o Ateş′e«nãr»هَلْ=mı? تُجْزَوْنَ=karşılığını«cezã»alıyorsunuz إِلَّا=dışında مَا=şeylerin كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 91 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana أَنْ أَعْبُدَ=«kulluk»hizmet«abd»etmeminرَبَّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»هَٰذِهِ=şu الْبَلْدَةِ=kentinالَّذِي=olduğu حَرَّمَهَا=kendisini hürmetli«haram»kılmışوَ=ve لَهُ=O′nundur كُلُّ=her شَيْءٍۖ=şeyوَ=ve أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana أَنْ أَكُونَ=olmamın مِنَ الْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuşlardan«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   وَ=ve de(istendiği söylendi) أَنْ أَتْلُوَا=sayıp dökmemin«tilãvet»الْقُرْآنَۖ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»فَ=şu halde مَنِ=kim اهْتَدَىٰ=gösterilmiş yola girerse«hüdã»فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَهْتَدِي=gösterilmiş yola girer«hüdã»لِنَفْسِهِۖ=kendisi için وَ=ve مَنْ=kim ضَلَّ=yolunu şaşırırsa«dalãl»فَ=o zaman da قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنَا=ben مِنَ الْمُنْذِرِينَ=uyarıcılardanım
 ‎﴾ 93 ﴿‎   وَ=ve قُلِ=de ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adırسَيُرِيكُمْ=O size gösterecek آيَاتِهِ=açık işaretlerini«ãyet»فَ=bunun üzerine تَعْرِفُونَهَاۚ=siz tanıyacaksınız onlarıوَ=ve مَا=değildir رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapmakta
Âyet Metni : (Neml.1) (19. Cüz | 377. Sayfa)
Okunuşu :
1. ṭâ-sîn. tilke âyâtü-lḳur'âni vekitâbim mübîn.
(Neml.1) Grameri
طسٓ : Ta Seen ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]تِلْكَ : these ::: [İşaret Zamiri] [Dişil tekil]اٰيَاتُ : (are the) Verses ::: [İsim] [Dişil çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ي يالْقُرْاٰنِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]الْقُرْاٰنِ : Quran ::: [Özel İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ق ر أوَكِتَابٍ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَكِتَابٍ : a Book ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ك ت بمُبِينٍ : clear ::: [İsim] [Eril] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ب ي ن
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu