Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. «Tebarek» ne yüce (feyyaz)dır o ki bütün âlemine bir nezîr olsun diye kuluna fürkanı indirdi
B.Bayraklı
1. Bütün insanlara bir uyarı olsun diye kuluna, hakla bâtılı ayıran kitabı indiren Allah, yüceler yücesidir.
A.Bayındır
1. Bu Furkan’ı /doğruyu yanlıştan ayıran bu Kitab’ı[1*], alemlere[2*] uyarıcı olsun[3*] diye kuluna indiren Allah, ne yüce bir bereket kaynağıdır![1*] Furkân, doğruyu yanlıştan ayırmak veya ayıran şey anlamında olup Allah’ın indirdiği kitapların ortak özelliğidir (Al-i İmran 3/4, Enbiya 21/48). Allah, kendini yanlışlardan koruyan müminlere de furkan yani doğruyu yanlıştan ayırma özelliği verir (Enfal 8/29).[2*] Bunlar insan ve cin topluluklarıdır (Zariyat 51/ 56).[3*] Uyarının kaynağı Allah’ın kitabıdır (Fussilet 41/2-3) Allah’ın resulü uyarma ve müjdeleme işini, o kitap ile yapar (Hud 11/2).  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı (Hak ile Batılı birbirinden ayıran Kur’an’ı) indiren Allah ne yüce bir bereket kaynağıdır.
S.Ateş
1. Âlemlere uyarıcı olması için kuluna Furkānı (hakkı bâtıldan ayırma ölçüsünü) indiren (Allah) pek kutludur!
İngilizce Kelime Meali
تَبَارَكَ=Blessed is He الَّذِى=Who نَزَّلَ=sent down الْفُرْقَانَ=the Criterion عَلٰى=upon عَبْدِهِۦ=His slave لِيَكُونَ=that he may be لِلْعٰلَمِينَ=to the worlds نَذِيرًا=a warner ‑
(25) Furkân Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   تَبَارَكَ=bereket kaynağıdır«berekãt_mubãrek»الَّذِي=olan نَزَّلَ=indirmiş الْفُرْقَانَ=o «iyiyle kötüyü» Ayırdeden′i«furkãn»«sûrenin adıdır»عَلَىٰ عَبْدِهِ=«kulluk»hizmetkârına«abd»لِيَكُونَ=olması için لِلْعَالَمِينَ=alemlere نَذِيرًا=bir uyarıcı
 ‎﴾ 2 ﴿‎   اَلَّذِي=olandır لَهُ=kendisine ait مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününوَ=ve لَمْ يَتَّخِذْ=O edinmemiştir وَلَدًا=bir çocukوَ=ve لَمْ يَكُنْ=olmamıştır لَهُ=O′nun شَرِيكٌ=ortağı فِي الْمُلْكِ=o hükümranlıkta«mülk»وَ=ve خَلَقَ=yaratmıştır كُلَّ شَيْءٍ=her şeyiفَ=sonra da قَدَّرَهُ=ölçülendirmiştir«kadîr_mikdãr»onu تَقْدِيرًا=bir ölçüyle«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve اتَّخَذُوا=edindiler مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında آلِهَةً=ilâhlarلَا يَخْلُقُونَ=yaratmayan شَيْئًا=bir şeyوَ=iken هُمْ=kendileri يُخْلَقُونَ=yaratılmaktaوَ=ve لَا يَمْلِكُونَ=yetki sahibi«mãlik»olmayan لِأَنْفُسِهِمْ=kendileri için ضَرًّا=bir zarara«dırãr»وَلَا=ne de نَفْعًا=bir yararaوَ=ve لَا يَمْلِكُونَ=yetki sahibi«mãlik»olmayan مَوْتًا=ölüme وَلَا=ne de حَيَاةً=yaşamaوَلَا=ve ne de نُشُورًا=dirilişe
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası إِفْكٌ=bir Dolap′tan«ifk»افْتَرَاهُ=uydurdu«ifterã»onuوَ=ve أَعَانَهُ=yardım etti ona عَلَيْهِ=onun hakkında قَوْمٌ=bir toplum«kavm»آخَرُونَۖ=başkaفَ=böylece قَدْ=emin olun ki جَاءُوا=vardılar ظُلْمًا=bir haksızlık ve kötülüğe«zulm_zãlim»وَ=ve de زُورًا=bir iftiraya
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki أَسَاطِيرُ=satıra döktükleridir الْأَوَّلِينَ=evvelkilerinاكْتَتَبَهَا=yazmış onlarıفَ=bu halde هِيَ=onlar تُمْلَىٰ=yazdırılıyor عَلَيْهِ=kendisine بُكْرَةً=sabah وَ=ve أَصِيلًا=akşam
 ‎﴾ 6 ﴿‎   قُلْ=de ki أَنْزَلَهُ=indirdi onu الَّذِي=olan يَعْلَمُ=bilmekte السِّرَّ=gizleri«sirra»فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzündekiإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O كَانَ=olandır غَفُورًا=günahları örtücü«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki مَالِ=nasıl olur? هَٰذَا=bu الرَّسُولِ=o Elçi«rasûl»يَأْكُلُ=yiyor الطَّعَامَ=yemekوَ=ve يَمْشِي=geziyor فِي الْأَسْوَاقِۙ=çarşılardaلَوْلَا أُنْزِلَ=indirilseydi ya! إِلَيْهِ=ona مَلَكٌ=bir melekفَ=böylece يَكُونَ=o olsaydı مَعَهُ=kendisiyle beraber نَذِيرًا=bir uyarıcı
 ‎﴾ 8 ﴿‎   أَوْ=yahut يُلْقَىٰ=verilseydi إِلَيْهِ=ona كَنْزٌ=bir hazineأَوْ=yahut تَكُونُ=olsaydı لَهُ=kendisinin جَنَّةٌ=bir bahçesiيَأْكُلُ=yiyeceği مِنْهَاۚ=oradanوَ=ve قَالَ=dediler ki الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»إِنْ تَتَّبِعُونَ=siz katılmıyorsunuz«ittebã»إِلَّا=başkasına رَجُلًا=bir adamdan مَسْحُورًا=aldatmacaya(veya ”sihire”) kapılmış
 ‎﴾ 9 ﴿‎   اُنْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl ضَرَبُوا=örnek verdilerلَكَ=senin için الْأَمْثَالَ=o benzetmelerleفَ=sonra da ضَلُّوا=yollarını saşırdılar«dalãl»فَ=şu halde لَا يَسْتَطِيعُونَ=güç yetiremezler«istitãat»سَبِيلًا=bir yola«sebîl»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   تَبَارَكَ=bereket kaynağıdır«berekãt_mubãrek»الَّذِي=ki O إِنْ=eğer شَاءَ=dilerse جَعَلَ=verir لَكَ=sana خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"sini«hayr»مِنْ ذَٰلِكَ=işte bundanجَنَّاتٍ=bahçeler(veya"cennetler") تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُ=ırmaklarوَ=ve يَجْعَلْ=yapar لَكَ=senin için قُصُورًا=saraylar
 ‎﴾ 11 ﴿‎   بَلْ=yok aslında! كَذَّبُوا=onlar yalan sayıp durdular«tekzîb»بِالسَّاعَةِۖ=o Saat′i«saat»وَ=ise أَعْتَدْنَا=Biz hazırlamışızdır مَنْ=kimselere كَذَّبَ=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِالسَّاعَةِ=o Saat′i«saat»سَعِيرًا=bir ”Tutuşturulmuş”u«saîr»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   إِذَا=zaman رَأَتْهُمْ=onları gördükleri مِنْ مَكَانٍ=bir yerden بَعِيدٍ=uzakسَمِعُوا=onlar işitirler لَهَا=oraya ait تَغَيُّظًا=bir hınç وَ=ve زَفِيرًا=bir homurtu
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman أُلْقُوا=atıldıklarıمِنْهَا=orada مَكَانًا=bir konuma«mekãn»ضَيِّقًا=dar مُقَرَّنِينَ=beraber olarak«karîn»دَعَوْا=çağırırlar«duã»هُنَالِكَ=orada ثُبُورًا=ölümü
 ‎﴾ 14 ﴿‎   لَا تَدْعُوا=çağırmayın«duã»الْيَوْمَ=bugün ثُبُورًا=ölüm وَاحِدًا=bir tekوَ=ve ادْعُوا=çağırın«duã»ثُبُورًا=ölüm كَثِيرًا=çok sayıda
 ‎﴾ 15 ﴿‎   قُلْ=de ki أَ=mu? ذَٰلِكَ=işte bu خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»أَمْ=yoksa mı? جَنَّةُ=Cennet الْخُلْدِ=yerleşip kalınacak«hãlid»الَّتِي=olan وُعِدَ=söz verilmiş«va′d»الْمُتَّقُونَۚ=o kendini sakındıranlara«takvã»كَانَتْ=olmuştur لَهُمْ=onlar için جَزَاءً=bir karşılık«cezã»وَ=ve مَصِيرًا=varış yeri
 ‎﴾ 16 ﴿‎   لَهُمْ=‑vardır‑onların فِيهَا=orada مَا=oldukları يَشَاءُونَ=istiyorخَالِدِينَۚ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»كَانَ=olandır عَلَىٰ=«üzerinde»sorumluluğunda رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَعْدًا=bir verilen söz«va′d»مَسْئُولًا=sorumlu olunacak
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün يَحْشُرُهُمْ=toplayacağı«haşr»onlarıوَ=ve de مَا=olduklarını يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahفَ=bu halde يَقُولُ=O der ki أَ=mi? أَنْتُمْ=siz أَضْلَلْتُمْ=yolunu saşırttınız«dalãl»عِبَادِي=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimin هَٰؤُلَاءِ=şuأَمْ=yoksa mı? هُمْ=kendileri ضَلُّوا=şaşırdılar«dalãl»السَّبِيلَ=o yolu«sebîl»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سُبْحَانَكَ=Sen «zanlardan» aşkınsın«subhãn»مَا كَانَ=olmaz يَنْبَغِي=arayışına girmemiz لَنَا=bizim أَنْ نَتَّخِذَ=edinmeninمِنْ دُونِكَ=Senin dışında مِنْ=herhangi birini أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lardan«velî_evliyã»وَلَٰكِنْ=fakat مَتَّعْتَهُمْ=Sen nimetlendirdin onları وَ=ve de آبَاءَهُمْ=atalarınıحَتَّىٰ=dek نَسُوا=unutuncaya الذِّكْرَ=o «ilâhî» Tembih′i«zikr»وَ=ve كَانُوا=oldular قَوْمًا=bir toplum«kavm»بُورًا=mahvoluşa giden
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki كَذَّبُوكُمْ=onlar yalan sayıp durdular«tekzîb»بِمَا=olduklarınızı تَقُولُونَ=sizin diyorفَ=bunun üzerine مَا تَسْتَطِيعُونَ=gücünüz yetmeyecektir«istitãat»صَرْفًا=geri döndürmeyeوَلَا=ne de نَصْرًاۚ=bir yardımaوَ=ve مَنْ=kim يَظْلِمْ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ederse مِنْكُمْ=aranızdanنُذِقْهُ=tattıracağız ona عَذَابًا=bir ceza«azãb»كَبِيرًا=«büyük»ağır
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=göndermedik قَبْلَكَ=senden önce مِنْ=herhangi birini الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlerdenإِلَّا=başkasını إِنَّهُمْ=olan kendileri لَيَأْكُلُونَ=muhakkak yiyor الطَّعَامَ=yemekوَ=ve يَمْشُونَ=geziyor فِي الْأَسْوَاقِۗ=çarşılardaوَ=ve جَعَلْنَا=Biz yaptık بَعْضَكُمْ=kiminizi لِبَعْضٍ=kimi için فِتْنَةً=bir imtihan«fitne»أَ=mısınız? تَصْبِرُونَۗ=yılmadan dayanacak«sabr_sãbir»وَ=ve كَانَ=olandır رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»بَصِيرًا=görüyor«basîr»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler لَا يَرْجُونَ=ummayan لِقَاءَنَا=Bizimle karşılaşmayıلَوْلَا أُنْزِلَ=indirilseydi ya! عَلَيْنَا=bize الْمَلَائِكَةُ=meleklerأَوْ=yahut نَرَىٰ=görseydik رَبَّنَاۗ="Efendi ve Sahib"imizi«rabb»لَقَدِ=emin olun ki اسْتَكْبَرُوا=büyüklendiler«kibr»فِي أَنْفُسِهِمْ=kendi içlerindeوَ=ve عَتَوْا=haddi aştılar عُتُوًّا=bir azmışlıkla كَبِيرًا=büyük
 ‎﴾ 22 ﴿‎   يَوْمَ=gün يَرَوْنَ=gördükleri الْمَلَائِكَةَ=melekleriلَا=yoktur بُشْرَىٰ=sevindirici bir haber يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlere«cürüm_mücrim»وَ=ve يَقُولُونَ=onlar derler ki حِجْرًا=yasaktır مَحْجُورًا=yasaklanmıştır
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve قَدِمْنَا=ilerisine geçtik إِلَىٰ مَا=olduklarının عَمِلُوا=yapmış مِنْ عَمَلٍ=iş olarakفَ=sonra da جَعَلْنَاهُ=yaptık onu هَبَاءً=toz zerreleri şeklinde مَنْثُورًا=saçılmış
 ‎﴾ 24 ﴿‎   أَصْحَابُ=yoldaşlarının«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِ=Cennet′in يَوْمَئِذٍ=o gün خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»مُسْتَقَرًّا=kalma yeriوَ=ve أَحْسَنُ=daha güzeldir«hasen»مَقِيلًا=dinlence yeri
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün تَشَقَّقُ=ayrıl(ıp yarıl)dığı السَّمَاءُ=göğün بِالْغَمَامِ=bulutlar ileوَ=ve نُزِّلَ=indirildiği الْمَلَائِكَةُ=meleklerin تَنْزِيلًا=bölük bölük
 ‎﴾ 26 ﴿‎   اَلْمُلْكُ=hükümranlık«mülk»يَوْمَئِذٍ=o gün الْحَقُّ=‑asıl‑Gerçek«hakk»لِلرَّحْمَٰنِۚ=“Merhametin Kaynağı”nındır«rahmãn»وَ=ve كَانَ=olmuştur يَوْمًا=bir gün عَلَى الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için عَسِيرًا=zor
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün يَعَضُّ=ısırır الظَّالِمُ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»عَلَىٰ يَدَيْهِ=elleriniيَقُولُ=der ki يَا=Ah! لَيْتَنِي=keşke benاتَّخَذْتُ=edinseydim مَعَ=beraber الرَّسُولِ=o Elçiyle«rasûl»سَبِيلًا=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   يَا=vay! وَيْلَتَىٰ=başıma gelene!لَيْتَنِي=keşke ben لَمْ أَتَّخِذْ=edinmeseydim فُلَانًا=falanı خَلِيلًا=dost
 ‎﴾ 29 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki أَضَلَّنِي=o yolumu saşırttı«dalãl»benim عَنِ=hakkında الذِّكْرِ=o «ilâhî» Tembih«zikr»بَعْدَ=sonra إِذْ=zamandan جَاءَنِيۗ=bana geldiğiوَ=ve كَانَ=olandır الشَّيْطَانُ=Şeytan لِلْإِنْسَانِ=insan için خَذُولًا=yüzüstü bırakıcı
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi الرَّسُولُ=o Elçi«rasûl»يَا=Ey! رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb»إِنَّ=ki قَوْمِي=toplumum«kavm»اتَّخَذُوا=tuttular هَٰذَا=bu الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân′ı«kur′ãn»مَهْجُورًا=terk edilmiş
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle جَعَلْنَا=Biz kıldık لِكُلِّ نَبِيٍّ=her Peygambere«nebî»عَدُوًّا=bir düşmanمِنَ الْمُجْرِمِينَۗ=suç işleyenlerden«cürüm_mücrim»وَ=ve كَفَىٰ=yeter بِرَبِّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»هَادِيًا=yol gösterici olarak«hüdã»وَ=ve نَصِيرًا=yardım eden«nasîr» olarak
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَوْلَا نُزِّلَ=indirilse ya! عَلَيْهِ=ona الْقُرْآنُ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân«kur′ãn»جُمْلَةً=topluca وَاحِدَةًۚ=tek bir parça olarakكَذَٰلِكَ=işte böyle لِنُثَبِّتَ=sağlamlaştıralım diyedir بِهِ=onunla فُؤَادَكَۖ=senin kalbiniوَ=ve رَتَّلْنَاهُ=düzene koyarak okuduk«tertîl» onu تَرْتِيلًا=bir düzende«tertîl»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve لَا يَأْتُونَكَ=getirmeyeceklerdir sana بِمَثَلٍ=bir örnekإِلَّا=olmadığımız جِئْنَاكَ=sana getirmiş بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»وَ=ve de أَحْسَنَ=en güzel«hasen»تَفْسِيرًا=açıklayanı
 ‎﴾ 34 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler يُحْشَرُونَ=toplanacak«haşr»عَلَىٰ=üzerinde وُجُوهِهِمْ=yüzlerinin إِلَىٰ جَهَنَّمَ=Cehennem′eأُولَٰئِكَ=işte onların شَرٌّ=zararlı ve kötüdür«şerr»مَكَانًا=konumu«mekãn»وَ=ve أَضَلُّ=daha çok şaşırmış olanlardır«dalãl»سَبِيلًا=yolu«sebîl»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık مَعَهُ=beraberinde أَخَاهُ=kardeşi هَارُونَ=Hãrûn′u وَزِيرًا=bir yardımcı
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=bunun üzerine قُلْنَا=dedik ki اذْهَبَا=gidin إِلَى الْقَوْمِ=toplumuna«kavm»الَّذِينَ=kimselerin كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»فَ=sonra da دَمَّرْنَاهُمْ=yerle bir ettik onları تَدْمِيرًا=tam bir yerle bir edişle
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=gelince قَوْمَ=toplumuna«kavm»نُوحٍ=Nûh′unلَمَّا كَذَّبُوا=onlar yalancı sayıp durunca«tekzîb»الرُّسُلَ=o Elçileri«rasûl»أَغْرَقْنَاهُمْ=boğduk onlarıوَ=ve جَعَلْنَاهُمْ=yaptık onları لِلنَّاسِ=insanlara آيَةًۖ=bir açık işaret«ãyet»وَ=ve أَعْتَدْنَا=hazırladık لِلظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlere«zulm_zãlim»عَذَابًا=bir ceza«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=gelince عَادًا=Âd′a وَ=ve ثَمُودَ=Semûd′aوَ=ve أَصْحَابَ=yoldaşlarına«eshãb_sãhib»الرَّسِّ=Res′inوَ=ve قُرُونًا=nesillere«karîn»بَيْنَ=arasındaki ذَٰلِكَ=işte bu كَثِيرًا=birçoğu
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve كُلًّا=her birinde ضَرَبْنَا=getirdik لَهُ=kendisine الْأَمْثَالَۖ=o örnekleriوَ=ve كُلًّا=her birinde تَبَّرْنَا=helak ettik تَتْبِيرًا=tam bir helakla
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَتَوْا=ulaşmışlardı عَلَى الْقَرْيَةِ=o yerleşime«karye»الَّتِي=olduğu أُمْطِرَتْ=yağdırılmışمَطَرَ=yağmurunun السَّوْءِۚ=o fenanın«sú»أَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَكُونُوا=olmadılar يَرَوْنَهَاۚ=görüyor orayıبَلْ=yok aslında! كَانُوا=onlar oldular لَا يَرْجُونَ=ummaz نُشُورًا=dirilişi
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman رَأَوْكَ=seni gördükleriإِنْ يَتَّخِذُونَكَ=yapmıyorlar seni إِلَّا=başka bir şey هُزُوًا=alay konusundanأَ=mudur? هَٰذَا=bu الَّذِي=olduğu بَعَثَ=çıkarmış«ba′s»اللَّهُ=Allah′ın رَسُولًا=Elçi«rasûl»olarak
 ‎﴾ 42 ﴿‎   إِنْ=(dediler)ki كَادَ=az kalsın لَيُضِلُّنَا=kesin yolu saşırtacaktı«dalãl»bize عَنْ=hakkında آلِهَتِنَا=ilâhlarımızلَوْلَا=eğer olmasaydı أَنْ صَبَرْنَا=yılmadan dayanmamız«sabr_sãbir»عَلَيْهَاۚ=onların ‑temeli‑üzerindeوَ=oysa سَوْفَ=ileride يَعْلَمُونَ=bilecekler حِينَ=zaman يَرَوْنَ=gördükleri الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»مَنْ=kim أَضَلُّ=daha çok şaşırmış olandır«dalãl»سَبِيلًا=yolu«sebîl»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   أَرَأَيْتَ=bir baksana!«deyim  gördün mü»مَنِ=kimseye اتَّخَذَ=edinenإِلَٰهَهُ=ilâhı هَوَاهُ=kendi arzusunuأَ=mi? فَ=şu halde أَنْتَ=sen تَكُونُ=olacaksın عَلَيْهِ=onun üstüne وَكِيلاًۙ=sırtı emniyetle dayayacak bir kimse«vekîl»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? تَحْسَبُ=sanıyorsunأَنَّ=olduğunu أَكْثَرَهُمْ=onların çoğunun يَسْمَعُونَ=işitiyorأَوْ=veya يَعْقِلُونَۚ=akıl erdirip kavrıyor«akl»إِنْ=değildir هُمْ=onlar إِلَّا=olandan başkası كَالْأَنْعَامِۖ="kesimlik otlayan hayvanlar"«en′ãm»gibiبَلْ=yok aslında! هُمْ=onlar أَضَلُّ=daha çok şaşırmıştır«dalãl»سَبِيلًا=yol«sebîl»olarak
 ‎﴾ 45 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَىٰ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ini«rabb»كَيْفَ=nasıl? مَدَّ=uzattı الظِّلَّ=gölgeyiوَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi لَجَعَلَهُ=muhakkak yapardı onu سَاكِنًا=hareketsizثُمَّ=sonrasında جَعَلْنَا=kıldık الشَّمْسَ=Güneş′i عَلَيْهِ=ona دَلِيلًا=bir yönlendirici
 ‎﴾ 46 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında قَبَضْنَاهُ=çekip aldık onu إِلَيْنَا=kendimizeقَبْضًا=bir çekişle يَسِيرًا=yumuşak
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan جَعَلَ=yapmış لَكُمُ=sizin için اللَّيْلَ=geceyi لِبَاسًا=bir örtünmeوَ=ve النَّوْمَ=uykuyu سُبَاتًا=bir dinlenmeوَ=ve جَعَلَ=yaptı النَّهَارَ=gündüzü نُشُورًا=bir dirilme
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan أَرْسَلَ=göndermiş الرِّيَاحَ=rüzgârlarıبُشْرًا=müjdeci olarak بَيْنَ يَدَيْ=huzurunda«deyim  iki eli arasında»رَحْمَتِهِۚ=merhametinin«rahmet»وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=bir su طَهُورًا=tertemiz
 ‎﴾ 49 ﴿‎   لِنُحْيِيَ=hayat verelim diye بِهِ=onunla بَلْدَةً=bir beldeye مَيْتًا=ölüوَ=ve نُسْقِيَهُ=sulayalım onunlaمِمَّا=şeylerden olan خَلَقْنَا=yarattığımızأَنْعَامًا="kesimlik otlayan hayvanlar"ı«en′ãm»وَ=ve أَنَاسِيَّ=insanları كَثِيرًا=birçok
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki صَرَّفْنَاهُ=dönüp dönüp açıkladıkبَيْنَهُمْ=onların aralarında لِيَذَّكَّرُوا=düşünüp ders çıkarsınlar«tezekkür»diyeفَ=fakat أَبَىٰ=direnir أَكْثَرُ=çoğu النَّاسِ=insanlarınإِلَّا=dışında كُفُورًا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelme«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer شِئْنَا=Biz dileseydikلَبَعَثْنَا=mutlaka çıkarırdık«ba′s»فِي=içerisinde كُلِّ=her قَرْيَةٍ=yerleşimin«karye»نَذِيرًا=bir uyarıcı
 ‎﴾ 52 ﴿‎   فَ=öyleyse لَا تُطِعِ=benimseyip uyma«ta′at»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»وَ=ve جَاهِدْهُمْ=”var güçle mücadele”«cihãd»et onlarla بِهِ=onunlaجِهَادًا=bir ”var güçle mücadele”ye«cihãd»girişerek كَبِيرًا=büyük
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan مَرَجَ=salıvermiş الْبَحْرَيْنِ=iki deniziهَٰذَا=bu عَذْبٌ=tatlıdır فُرَاتٌ=susuzluğu gidericidirوَ=ise هَٰذَا=bu مِلْحٌ=tuzludur أُجَاجٌ=acıdırوَ=ve جَعَلَ=yapmıştır بَيْنَهُمَا=ikisinin arasına بَرْزَخًا=bir engelوَ=ve حِجْرًا=bir mahrumiyet مَحْجُورًا=kavuşmaktan
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış مِنَ الْمَاءِ=sudan بَشَرًا=bir insanفَ=sonra da جَعَلَهُ=kılmıştır ona نَسَبًا=bir kan bağı وَ=ve صِهْرًاۗ=bir evlilik bağıوَ=ve كَانَ=olandır رَبُّكَ=senin "Efendi ve Sahib"in«rabb»قَدِيرًا=güç yetirir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَ=ve يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorlarمِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah مَا=şeylere لَا يَنْفَعُهُمْ=fayda vermeyen onlara وَ=ve لَا يَضُرُّهُمْۗ=zarar«dırãr»vermeyen onlaraوَ=ve كَانَ=olandır الْكَافِرُ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»عَلَىٰ=aleyhinde رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»ظَهِيرًا=bir destekçi
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَاكَ=Biz göndermedik seniإِلَّا=olmak dışında مُبَشِّرًا=bir müjdeleyici وَ=ve نَذِيرًا=bir uyarıcı
 ‎﴾ 57 ﴿‎   قُلْ=de ki مَا أَسْأَلُكُمْ=istemiyorum sizden عَلَيْهِ=ona مِنْ=herhangi أَجْرٍ=bir bedel«ecr»إِلَّا=başkaمَنْ=kimselerin شَاءَ=isteyenأَنْ يَتَّخِذَ=tutmasından إِلَىٰ=yanına رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»سَبِيلًا=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى الْحَيِّ=o “Hep Diri Kalan”a«hayy»الَّذِي=olan لَا يَمُوتُ=ölmeyecekوَ=ve سَبِّحْ=«zanlardan» aşkınlığını dile getir«tesbih»بِحَمْدِهِۚ=överek«hamd»O′nuوَ=ve كَفَىٰ=yetendir بِهِ=Kendisiبِذُنُوبِ=suçlarından«zenb»عِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerininخَبِيرًا=haberi olan«habîr»olarak
 ‎﴾ 59 ﴿‎   اَلَّذِي=olandır خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünüوَ=ve مَا=bulunanları بَيْنَهُمَا=ikisinin arasındaفِي سِتَّةِ=altı أَيَّامٍ=gündeثُمَّ=sonrasında اسْتَوَىٰ=geçti عَلَى=başına الْعَرْشِۚ=«tahtın»saltanatın«arş»الرَّحْمَٰنُ=‑asıl‑ “Merhametin Kaynağı”dır«rahmãn»فَ=o zaman اسْأَلْ=sor بِهِ=onu خَبِيرًا=bir haberi olana«habîr»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمُ=onlaraاسْجُدُوا=yere yüz koyun«secde»لِلرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”na«rahmãn»(veya”Merhametin Kaynağı için”)قَالُوا=derlerdi ki وَ=ya مَا=nedir? الرَّحْمَٰنُo “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»أَ=mıyız? أَنَسْجُدُ=yere yüz koyar«secde»لِمَا=olduğuna(veya”olduğun için”) تَأْمُرُنَا=senin bizden istiyor«emr»وَ=ve زَادَهُمْ=artırır onlarda نُفُورًا=nefreti
 ‎﴾ 61 ﴿‎   تَبَارَكَ=bereket kaynağıdır«berekãt_mubãrek»الَّذِي=olan جَعَلَ=yapmış فِي السَّمَاءِ=gökte بُرُوجًا=yıldız kümeleriوَ=ve جَعَلَ=yapmış فِيهَا=orada سِرَاجًا=bir kandilوَ=ve قَمَرًا=bir ay مُنِيرًا=aydınlatıcı
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisidir الَّذِي=olan جَعَلَ=yapmış اللَّيْلَ=gece وَ=ve النَّهَارَ=gündüzü خِلْفَةً=birbiri ardına gelen«halef»لِمَنْ=kimseler için أَرَادَ=isteyen أَنْ يَذَّكَّرَ=düşünüp ders çıkarmak«tezekkür»أَوْ=veya أَرَادَ=isteyen شُكُورًا=şükranlık duymak«şükûr»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   وَ=ve عِبَادُ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri الرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn»الَّذِينَ=kimselerdir يَمْشُونَ=yürümekte عَلَى الْأَرْضِ=yeryüzünde هَوْنًا=mütevazi olarakوَ=ise إِذَا=zaman خَاطَبَهُمُ=kendilerine laf attıkları الْجَاهِلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlar«cãhil»قَالُوا=dediler ki سَلَامًا=Selam!«selãm»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir يَبِيتُونَ=geceleyen لِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"leri için«rabb»سُجَّدًا=yere yüz koyarak«secde»وَ=ve قِيَامًا=dikilerek
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir يَقُولُونَ=diyen رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»اصْرِفْ=uzaklaştır عَنَّا=bizden عَذَابَ=cezasını«azãb»جَهَنَّمَۖ=Cehennemإِنَّ=(diyen)ki عَذَابَهَا=oranın cezası«azãb»كَانَ=olandır غَرَامًا=yüklenilmiş borç şeklinde
 ‎﴾ 66 ﴿‎   إِنَّهَا=(diyen)ki orası سَاءَتْ=ne fena«sú»مُسْتَقَرًّا=bir kalma yeri وَ=ve مُقَامًا=bir duracak yerdir
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir إِذَا=zaman أَنْفَقُوا=uğrunda sarf«infãk»ettikleriلَمْ يُسْرِفُوا=ölçüyü aşmayan«isrãf_müsrif»وَلَمْ=ne de يَقْتُرُوا=cimrilik edenوَ=ve كَانَ=olan بَيْنَ ذَٰلِكَ=işte bunun arasında قَوَامًا=duruyor
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir لَا يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua etmeyen«duã»مَعَ=beraber اللَّهِ=Allah′la إِلَٰهًا=bir ilâha آخَرَ=başkaوَ=ve لَا يَقْتُلُونَ=öldürmeyen النَّفْسَ=canı الَّتِي=olduğu حَرَّمَ=yasak«haram»etmiş اللَّهُ=Allah′ınإِلَّا=olması dışında بِالْحَقِّ=o Gerçeğe«hakk»uygunوَ=ve لَا يَزْنُونَۚ=zina etmeyenوَ=ve مَنْ=kim يَفْعَلْ=yaparsa ذَٰلِكَ=işte bunu يَلْقَ=biraraya gelmiş olur أَثَامًا=bir günahla«ism_esîm»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   يُضَاعَفْ=katlanır لَهُ=onun için الْعَذَابُ=o ceza«azãb»يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»وَ=ve يَخْلُدْ=yerleşip kalır«hãlid»فِيهِ=onun içinde مُهَانًا=aşağılanmış ve alçaltılmış olarak
 ‎﴾ 70 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir مَنْ=kimseler تَابَ=olumsuzluktan dönüş yapmış«tevbe_tevvãb»وَ=ve آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve عَمِلَ=yapmış عَمَلًا=bir iş صَالِحًا=düzgün«sãlih_sãlihãt»فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onları يُبَدِّلُ=takas edecektir اللَّهُ=Allahسَيِّئَاتِهِمْ=onların fenalıklarını«seyyiãt»حَسَنَاتٍۗ=güzelliklere«hasen»وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim تَابَ=olumsuzluktan dönüş yaparsa«tevbe_tevvãb»وَ=ve عَمِلَ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»فَ=bu durumda إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o يَتُوبُ=olumsuzluktan dönüş yapmış«tevbe_tevvãb»olur إِلَى اللَّهِ=Allah′a مَتَابًا=tam bir geri dönüşle«tevbe_tevvãb»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir لَا يَشْهَدُونَ=tanıklık«şãhid» yapmayan الزُّورَ=asılsız olanaوَ=ise إِذَا=zaman مَرُّوا=karşılaştıkları بِاللَّغْوِ=düşünmeden söylenmiş sözle«lağv»مَرُّوا=geçip giden كِرَامًا=saygıdeğer şekilde
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdirإِذَا=zaman ذُكِّرُوا=tembihte bulunulduğu«tezkîr»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetleriyle«ãyet»ilgili رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»لَمْ يَخِرُّوا=davranmayan عَلَيْهَا=onlara karşı صُمًّا=sağır وَ=ve عُمْيَانًا=kör
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir يَقُولُونَ=diyen رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»هَبْ=bahşet لَنَا=bize مِنْ أَزْوَاجِنَا=eşler وَ=ve ذُرِّيَّاتِنَا="devam eden soy"lar«zurriyyãt»قُرَّةَ=sevinci olarak أَعْيُنٍ=gözlerinوَ=ve اجْعَلْنَا=yap bizi لِلْمُتَّقِينَ=o kendini sakındıranlar«takvã»için إِمَامًا=önde olan
 ‎﴾ 75 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar يُجْزَوْنَ=karşılık«cezã»olarak alacaklar الْغُرْفَةَ=yüksek konumlarıبِمَا=nedeniyle صَبَرُوا=yılmadan dayanmaları«sabr_sãbir»وَ=ve يُلَقَّوْنَ=karşılaşacaklardır فِيهَا=oradaتَحِيَّةً=bir karşılamayla وَ=ve سَلَامًا=selamla«selãm»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۚ=oradaحَسُنَتْ=ne güzel مُسْتَقَرًّا=bir kalma yeri وَ=ve مُقَامًا=bir duracak yer
 ‎﴾ 77 ﴿‎   قُلْ=de ki مَا=ne? يَعْبَأُ=işi olsun بِكُمْ=sizle رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb»لَوْلَا=eğer olmasaydı دُعَاؤُكُمْۖ=«çağrıda bulunma»dualarınız«duã»فَ=fakat قَدْ=emin olun ki كَذَّبْتُمْ=yalan sayıp durdunuz«tekzîb»فَ=şu halde سَوْفَ=ileride يَكُونُ=o olacaktır لِزَامًا=yakaya yapışmış
Âyet Metni : (Furkân.1) (18. Cüz | 359. Sayfa)
Okunuşu :
1. tebârake-lleẕî nezzele-lfürḳâne `alâ `abdihî liyekûne lil`âlemîne neẕîrâ.
(Furkân.1) Grameri
تَبَارَكَ : Blessed is He ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [Tefâul Kalıbı] [فَـعَلَ=>تَفَاعَلَ] Kök: ب ر كالَّذِى : who ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril tekil]نَزَّلَ : sent down ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] Kök: ن ز لالْفُرْقَانَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْفُرْقَانَ : Criterion ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ف ر قعَلَىٰ : upon ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَبْدِهِ : slave ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ع ب دعَبْدِهِ : His ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]لِيَكُونَ : that ::: [Edat/Amaç]لِيَكُونَ : may be ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [e‑haline çekilmiş fiil (muzârî mansûb)] Kök: ك و نلِلْعَالَمِينَ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لِلْعَالَمِينَ : the ::: [Belirlilik Takısı]لِلْعَالَمِينَ : worlds ::: [İsim] [Eril çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ع ل منَذِيرًا : a warner ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ن ذ ر
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu