Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lâm, mim.
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, mîm.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap Yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif, Lam, Mim.* Bu harflerle ilgili 2/1 ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm mîm.
İngilizce Kelime Meali
الٓمٓ=Alif Lam Mim.
(32) Secde Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الم=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   تَنْزِيلُ=indirilişi الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinin«kitãb»لَا=olmayan رَيْبَ=bir kuşku فِيهِ=içerisinde(veya "hakkında")مِنْ رَبِّ="Efendi ve Sahib"indendir«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 3 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlar افْتَرَاهُۚ=uydurdu«ifterã»onuبَلْ=Hayır! هُوَ=o الْحَقُّ=o Gerçek′tir«hakk»مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»لِتُنْذِرَ=uyarman için قَوْمًا=bir toplumu«kavm»مَا أَتَاهُمْ=kendilerine gelmeyen مِنْ=herhangi نَذِيرٍ=bir uyarıcı مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisindenلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girerler«hüdã»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   اللَّهُ=Allah الَّذِي=olandır خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü وَ=ve مَا=şeyleri بَيْنَهُمَا=ikisi arasındakiفِي=içinde سِتَّةِ=altı أَيَّامٍ=günثُمَّ=sonrasında اسْتَوَىٰ=geçti عَلَى=başına الْعَرْشِۖ=«tahtın»saltanatın«arş»مَا=yoktur لَكُمْ=size مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında مِنْ=herhangi وَلِيٍّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de شَفِيعٍۚ=bir şefaatçiأَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَتَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   يُدَبِّرُ=arkasında bulunur«dubur»الْأَمْرَ=o yapılması istenmiş olan şeyin«emr»مِنَ السَّمَاءِ=gökten إِلَى الْأَرْضِ=yeryüzüneثُمَّ=sonrasında يَعْرُجُ=yükselir إِلَيْهِ=O′na فِي=içinde يَوْمٍ=bir günكَانَ=olandır مِقْدَارُهُ=onun ölçüsü«kadîr_mikdãr»أَلْفَ=bin سَنَةٍ=yıl مِمَّا=olduğunuzdan تَعُدُّونَ=saymakta
 ‎﴾ 6 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte Bu عَالِمُ=bilendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»وَ=ve الشَّهَادَةِ=Tanıklık edilenlenleri«şãhid»الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   الَّذِي=olandır أَحْسَنَ=güzellikler yapmış«ihsãn_muhsin»كُلَّ شَيْءٍ=herşeye خَلَقَهُۖ=yarattığıوَ=ve بَدَأَ=ilk kez yaptı«bedee»خَلْقَ=yaratmayı الْإِنْسَانِ=o insanı مِنْ طِينٍ=çamurdan
 ‎﴾ 8 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında جَعَلَ=yaptı نَسْلَهُ=onun neslini مِنْ سُلَالَةٍ=süzülmüş özdenمِنْ مَاءٍ=bir sudan(sıvıdan) مَهِينٍ=sefil
 ‎﴾ 9 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında سَوَّاهُ=iyice oturmuş bir hale getirdi onuوَ=ve نَفَخَ=üfledi فِيهِ=onun içine مِنْ رُوحِهِۖ=«Ruh»"İlâhi Destek"inden«rûh»وَ=ve جَعَلَ=yaptı لَكُمُ=sizin için السَّمْعَ=işitmeوَ=ve الْأَبْصَارَ=gözler وَ=ve الْأَفْئِدَةَۚ=gönüllerقَلِيلًا=azıcık مَا=ne kadar da! تَشْكُرُونَ=kıymet biliyorsunuz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dedilerأَ=mı? إِذَا=zaman ضَلَلْنَا=kaybolduğumuz«dalãl»فِي الْأَرْضِ=o topraklar içindeأَ=mi? إِنَّا=ki biz لَفِي=kesinlikle içinde olacağız خَلْقٍ=bir yaratılış جَدِيدٍۚ=yeniبَلْ=yok aslında! هُمْ=onlar بِلِقَاءِ=kavuşmayı رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»كَافِرُونَ=görmezlikten gelenlerdir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   قُلْ=de ki يَتَوَفَاكُمْ=vefat ettirir sizi مَلَكُ=meleği الْمَوْتِ=ölümالَّذِي=olan وُكِّلَ=yetkilendirilmiş«vekîl»بِكُمْ=sizinle ilgiliثُمَّ=sonrasında إِلَىٰ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»تُرْجَعُونَ=döndürülürsünüz
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَلَوْ تَرَىٰ=bir görseydin إِذِ=o zaman الْمُجْرِمُونَ=o suç işleyenleri«cürüm_mücrim»نَاكِسُوا=öne eğmiş رُءُوسِهِمْ=başlarını عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»أَبْصَرْنَا=gördük وَ=ve سَمِعْنَا=işittikفَ=şu halde ارْجِعْنَا=geri döndür bizi نَعْمَلْ=yapalım صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»إِنَّا=ki biz مُوقِنُونَ=kanîyiz«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer شِئْنَا=dileseydikلَآتَيْنَا=kesinlikle verirdik كُلَّ=her نَفْسٍ=kimseye هُدَاهَا=kendi yol gösterişini«hüdã»وَلَٰكِنْ=fakat حَقَّ=gerçekleşmiş oldu«hakk»الْقَوْلُ=o kelam مِنِّي=Bendenلَأَمْلَأَنَّ=mutlaka dolduracağım جَهَنَّمَ=Cehennem′iمِنَ=bazısından الْجِنَّةِ=cinlerin وَ=ve النَّاسِ=insanlarınأَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 14 ﴿‎   فَ=şu halde ذُوقُوا=tadın بِمَا=karşılık نَسِيتُمْ=unutmanızaلِقَاءَ=karşılaşmayı يَوْمِكُمْ=«vadedilen»gününüzle هَٰذَا=buإِنَّا=ki Biz نَسِينَاكُمْۖ=unutacağız siziوَ=ve ذُوقُوا=tadın عَذَابَ=cezasını«azãb»الْخُلْدِ=(orada)yerleşip kalma«hãlid»بِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olduklarınıza تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 15 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece يُؤْمِنُ=inanıp güvenirler«îmãn»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet»الَّذِينَ=kimselerإِذَا=zaman ذُكِّرُوا=tembihte bulunulduğu«tezkîr»بِهَا=kendilerineخَرُّوا=çöken سُجَّدًا=yere yüz koyarak«secde»وَ=ve سَبَّحُوا=«zanlardan» aşkınlığını dile getiren«tesbih»بِحَمْدِ=överek«hamd»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerini«rabb»وَ=ve هُمْ=onlar لَا يَسْتَكْبِرُونَ=büyüklenmezler«kibr»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   تَتَجَافَىٰ=uzak kalır جُنُوبُهُمْ=yanları عَنِ الْمَضَاجِعِ=yataklardanيَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ederler«duã»رَبَّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»خَوْفًا=korkarak وَ=ve طَمَعًا=umarakوَ=ve مِمَّا=şeylerden رَزَقْنَاهُمْ=onları faydalandırdığımız«rızk»يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»ederler
 ‎﴾ 17 ﴿‎   فَ=ve لَا تَعْلَمُ=bilmez نَفْسٌ=bir kimseمَا=ne أُخْفِيَ=saklandığını لَهُمْ=onlar içinمِنْ قُرَّةِ=aydınlatıcı أَعْيُنٍ=gözleriجَزَاءً=karşılık«cezã»olarak بِمَا=şeylere كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 18 ﴿‎   أَ=midir? فَ=şu halde مَنْ=kimse كَانَ=olan مُؤْمِنًا=inanıp güvenmiş«mü′min»كَمَنْ=kimse gibi كَانَ=olan فَاسِقًاۚ=yoldan çıkmış«fısk_fãsık»لَا يَسْتَوُونَ=onlar bir olmazlar
 ‎﴾ 19 ﴿‎   أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»فَ=şu halde لَهُمْ=onlar içindir جَنَّاتُ=Cennetler الْمَأْوَىٰ=barınılacak«me′va»نُزُلًا=ağırlanma بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere فَسَقُوا=yoldan çıkmış«fısk_fãsık»فَ=bunun üzerine مَأْوَاهُمُ=barınacakları yer«me′va»النَّارُۖ=o Ateş′tir«nãr»كُلَّمَا=her ne zaman أَرَادُوا=isteseler أَنْ يَخْرُجُوا=dışarı çıkmak«ihrãc»مِنْهَا=oradanأُعِيدُوا=iade edilirler«eãde»فِيهَا=orayaوَ=ve قِيلَ=denilmiştir ki لَهُمْ=onlaraذُوقُوا=tadın عَذَابَ=cezasını«azãb»النَّارِ=o Ateşin«nãr»الَّذِي=olduğunuz كُنْتُمْ=olmuş بِهِ=kendisini تُكَذِّبُونَ=yalan sayıp duruyor«tekzîb»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve لَنُذِيقَنَّهُمْ=mutlaka tattıracağız onlara مِنَ الْعَذَابِ=o cezayı«azãb»الْأَدْنَىٰ=daha(veya ”en”) yakınدُونَ=ayrı olarak الْعَذَابِ=cezadan«azãb»الْأَكْبَرِ=daha(veya ”en”)«büyük»ağırلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=dönerler
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim»مِمَّنْ=kimseden ذُكِّرَ=tembih edilmiş«tezkîr»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetleriyle«ãyet»رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"ininثُمَّ=sonrasında أَعْرَضَ=aldırış etmemiş«iğ′rãd»عَنْهَاۚ=onlaraإِنَّا=şu bir gerçek ki Biz مِنَ الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlerin«cürüm_mücrim»مُنْتَقِمُونَ=«suçlarına» cezasını vereniz«intikãm»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz vermiştik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»فَ=şu halde لَا تَكُنْ=olma فِي مِرْيَةٍ=kuşkuda مِنْ لِقَائِهِۖ=onun ulaşmasındanوَ=ve جَعَلْنَاهُ=yaptık onu هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»لِبَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğulları için
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yetiştirmiştik مِنْهُمْ=onların içinden أَئِمَّةً=öncülerيَهْدُونَ=yol gösteren«hüdã»بِأَمْرِنَا=yapılmasını istemiş olduğumuz şeyle«emr»لَمَّا=zaman صَبَرُواۖ=yılmadan dayandıkları«sabr_sãbir»وَ=ve كَانُوا=olduklarında بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet»يُوقِنُونَ=kanî olan«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»هُوَ=Kendisi يَفْصِلُ=ayıracaktır بَيْنَهُمْ=onların aralarınıيَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»فِيمَا=şeyler hakkında كَانُوا=oldukları فِيهِ=kendisinde يَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَهْدِ=yol göstermedi«hüdã»لَهُمْ=onlaraكَمْ=nicelerini أَهْلَكْنَا=helak etmemiz مِنْ قَبْلِهِمْ=onlardan öncekiler içerisinden مِنَ الْقُرُونِ=nesilleri«karîn»يَمْشُونَ=dolaştıkları فِي مَسَاكِنِهِمْۚ=yerleşim yerlerindeإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍۖ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»أَ=mı? فَ=şu halde لَا يَسْمَعُونَ=işitmiyorlar
 ‎﴾ 27 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=görmüyorlar أَنَّا=ki biz نَسُوقُ=sevkediyoruz الْمَاءَ=suyuإِلَى الْأَرْضِ=o topraklara الْجُرُزِ=kuruفَ=sonra da نُخْرِجُ=«topraktan» dışarı çıkarıyoruz«ihrãc»بِهِ=onunla زَرْعًا=ekinتَأْكُلُ=yiyor مِنْهُ=ondan أَنْعَامُهُمْ="kesimlik otlayan hayvanlar"ı«en′ãm»وَ=ve de أَنْفُسُهُمْۖ=kendileriأَ=mı? فَ=şu halde لَا يُبْصِرُونَ=görmüyorlar
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar مَتَىٰ=ne zaman? هَٰذَا=bu الْفَتْحُ=”açıklığa kavuşturma”إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   قُلْ=de kiيَوْمَ=günü الْفَتْحِ=”açıklığa kavuşturma” لَا يَنْفَعُ=fayda vermezالَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»إِيمَانُهُمْ=inanıp güvenmeleri«îmãn»وَ=ve لَا=olmayacaktır هُمْ=onlar يُنْظَرُونَ=mühlet verilen
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَ=şu halde أَعْرِضْ=sen aldırış etme«iğ′rãd»عَنْهُمْ=onlara وَ=ve انْتَظِرْ=bekleإِنَّهُمْ=ki onlar مُنْتَظِرُونَ=beklemekteler
Âyet Metni : (Secde.1) (21. Cüz | 415. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-mîm.
(Secde.1) Grameri
الٓمٓ : Alif Lam Mim ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu