Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ey o Peygamber! Allahdan kork ve kâfirlere, münafıklara itaat etme, muhakkak ki Allah bir alîm hakîm bulunuyor
B.Bayraklı
1. Ey Peygamber! Allah’a saygılı ol! İnkârcılara ve münâfıklara itaat etme! Elbette Allah, her şeyi bilmektedir; her şeyi yerli yerince yapmaktadır.
A.Bayındır
1. Ey Nebi! Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakın! Kâfirlere ve münafıklara /iki yüzlülere boyun eğme[*]. Şüphesiz Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.[*] Furkan 25/52, Ahzab 33/48, Kalem 68/8.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Ey Nebi! Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşa! İnkârcıların ve münafıklar(ın dedikoduları)a uyma! Şüphesiz Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
S.Ateş
1. Ey peygamber, Allah'tan kork; kâfirlere ve münâfıklara itâ‘at etme. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
İngilizce Kelime Meali
يٰٓأَيُّهَا النَّبِىُّ=O Prophet! اتَّقِ=Fear اللَّهَ=Allah وَلَا=and (do) not تُطِعِ=obey الْكٰفِرِينَ=the disbelievers وَالْمُنٰفِقِينَۗ=and the hypocrites. إِنَّ=Indeed, اللَّهَ=Allah كَانَ=is عَلِيمًا=All‑Knower, حَكِيمًا=All‑Wise.
(33) Ahzâb Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»اتَّقِ=kendini sakındır«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve لَا تُطِعِ=benimseyip uyma«ta′at»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»وَ=ve de الْمُنَافِقِينَۗ=«inançta» ikiyüzlülere«münãfık»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=ve اتَّبِعْ=katıl«ittebã»مَا=olana يُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيْكَ=sana مِنْ رَبِّكَۚ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرًا=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى اللَّهِۚ=Allah′aوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah وَكِيلاً=sırtı emniyetle dayayacak kimse«vekîl»olarak
 ‎﴾ 4 ﴿‎   مَا جَعَلَ=yapmadı اللَّهُ=Allah لِرَجُلٍ=bir adamaمِنْ قَلْبَيْنِ=iki kalp فِي جَوْفِهِۚ=onun göğüs boşluğundaوَ=ve مَا جَعَلَ=kılmadı أَزْوَاجَكُمُ=eşleriniziاللَّائِي=olduğunuz تُظَاهِرُونَ=”bana anamın sırtı gibisin” der(*)مِنْهُنَّ=içlerinde«dişil»أُمَّهَاتِكُمْۚ=sizin annelerinizوَ=ve مَا جَعَلَ=kılmadı أَدْعِيَاءَكُمْ=evlatlıklarınızı أَبْنَاءَكُمْۚ=sizin oğullarınızذَٰلِكُمْ=işte bu قَوْلُكُمْ=söylediklerinizdir sizin بِأَفْوَاهِكُمْۖ=ağızlarınızdaوَ=ve اللَّهُ=Allah يَقُولُ=söyler الْحَقَّ=‑asıl‑Gerçeği«hakk»وَ=ve هُوَ=O يَهْدِي=yolunu gösterir«hüdã»السَّبِيلَ=‑asıl‑Yolun«sebîl»(*) orj ZIHÃR
 ‎﴾ 5 ﴿‎   اُدْعُوهُمْ=çağırın«duã»onları لِآبَائِهِمْ=babalarına göreهُوَ=bu أَقْسَطُ=daha hakkaniyetlidir«kıst»عِنْدَ=katında اللَّهِۚ=Allahفَ=fakat إِنْ=eğer لَمْ تَعْلَمُوا=bilmiyorsanız آبَاءَهُمْ=babalarınıفَ=bu halde إِخْوَانُكُمْ=sizin kardeşlerinizdir فِي الدِّينِ=bu dinde«dîn»وَ=ve de مَوَالِيكُمْۚ="destek çıkan yakın"larınızdır«velî_evliyã»وَ=ve لَيْسَ=yoktur عَلَيْكُمْ=size جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh»فِيمَا=olduğunuzda أَخْطَأْتُمْ=yanılarak yapmış بِهِ=bununla ilgiliوَلَٰكِنْ=fakat‑vardır‑ مَا=olduğu(nda) تَعَمَّدَتْ=kasten yapmış قُلُوبُكُمْۚ=kalplerinizinوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   النَّبِيُّ=şu Peygamber«nebî»أَوْلَىٰ=daha yakındır بِالْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»مِنْ أَنْفُسِهِمْۖ=kendilerindenوَ=ve أَزْوَاجُهُ=onun eşleri أُمَّهَاتُهُمْۗ=onların anneleridirوَ=ise أُولُو الْأَرْحَامِ=ana rahminden akrabalarبَعْضُهُمْ=onlardan kimi أَوْلَىٰ=daha yakındırlar بِبَعْضٍ=kimine فِي كِتَابِ=«ilâhî» Metininde«kitãb»اللَّهِ=Allah′ınمِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»وَ=ve الْمُهَاجِرِينَ=göç edenlerden«muhãcir»إِلَّا=ancak hariç أَنْ تَفْعَلُوا=yapmanız إِلَىٰ أَوْلِيَائِكُمْ="destek çıkan yakın"larınıza«velî_evliyã»مَعْرُوفًاۚ=«hakka» uygun«ma′rûf»olan bir şeyiكَانَ=olandır ذَٰلِكَ=işte bu فِي الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinde«kitãb»مَسْطُورًا=sıralanmış«mestûr»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَخَذْنَا=Biz almıştık مِنَ النَّبِيِّينَ=Peygamberlerden«nebî»مِيثَاقَهُمْ=Taahhütlerini«mîsak»وَ=ve مِنْكَ=senden وَ=ve مِنْ نُوحٍ=Nûh′dan وَ=ve إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′denوَ=ve مُوسَىٰ=Mûsã′dan وَ=ve عِيسَى=Îsã′dan ابْنِ مَرْيَمَۖ=Meryem′in oğluوَ=ve de أَخَذْنَا=almıştık مِنْهُمْ=onlardan مِيثَاقًا=bir Taahhüt«mîsak»غَلِيظًا=sapasağlam
 ‎﴾ 8 ﴿‎   لِيَسْأَلَ=sorması içindir الصَّادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlara«sıdk_sãdık»عَنْ صِدْقِهِمْۚ=sadakatlerini«sıdk_sãdık»وَ=ve de أَعَدَّ=hazırlamıştır لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»عَذَابًا=bir ceza«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَةَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=size olanإِذْ=bir vakit جَاءَتْكُمْ=gelmişti size جُنُودٌ=ordularفَ=bunun üzerine أَرْسَلْنَا=Biz göndermiştik عَلَيْهِمْ=onların üzerine رِيحًا=bir rüzgârوَ=ve جُنُودًا=ordular لَمْ تَرَوْهَاۚ=sizin görmediğiniz kendileriniوَ=ve كَانَ=idi اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرًا=gören«basîr»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِذْ=bir vakit جَاءُوكُمْ=onlar gelmişlerdiمِنْ فَوْقِكُمْ=üst tarafınızdan وَ=ve مِنْ أَسْفَلَ=alt tarafınızdan مِنْكُمْ=sizinوَ=ve إِذْ=o vakit زَاغَتِ=kaymıştı الْأَبْصَارُ=gözlerوَ=ve بَلَغَتِ=dayanmıştı الْقُلُوبُ=yürekler الْحَنَاجِرَ=hançerelereوَ=ve تَظُنُّونَ=zanda bulunuyordunuz«zann»بِ=ilgili اللَّهِ=Allah′laالظُّنُونَا=o zanlarla«zann»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   هُنَالِكَ=işte orada ابْتُلِيَ=sınanmıştı«belã»الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»وَ=ve زُلْزِلُوا=sarsılmışlardı زِلْزَالًا=bir sarsıntı ile شَدِيدًا=şiddetli
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit يَقُولُ=derler ki الْمُنَافِقُونَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»وَ=ve الَّذِينَ=kimseler فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde مَرَضٌ=bir hastalıkمَا وَعَدَنَا=söz vermemiştir«va′d» bize اللَّهُ=Allah وَ=ve رَسُولُهُ=Elçisi«rasûl»إِلَّا=olması dışında غُرُورًا=kandırma şeklinde
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=o vakit قَالَتْ=demişti ki طَائِفَةٌ=bir grup مِنْهُمْ=onlardanيَا=Ey! أَهْلَ=ahalisi يَثْرِبَ=Yesrib(Yesrib:Medine)لَا=yoktur مُقَامَ=duracak yer لَكُمْ=sizeفَ=şu halde ارْجِعُواۚ=dönünوَ=ve يَسْتَأْذِنُ=izin istiyordu فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْهُمُ=onlardan النَّبِيَّ=Peygamberden«nebî»يَقُولُونَ=diyerek إِنَّ=ki بُيُوتَنَا=evlerimiz عَوْرَةٌ=açıktadırوَ=oysa مَا=değildi هِيَ=onlar بِعَوْرَةٍۖ=açıktaإِنْ يُرِيدُونَ=istemiyorlardı إِلَّا=başkasını فِرَارًا=kaçmaktan
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer دُخِلَتْ=girilseydi عَلَيْهِمْ=onların üzerine مِنْ أَقْطَارِهَا=her yanından oranınثُمَّ=sonra da سُئِلُوا=istenseydi الْفِتْنَةَ=o sıkıntı«fitne»لَآتَوْهَا=muhakkak yaparlardı onuوَ=ve مَا تَلَبَّثُوا=geciktirmezlerdi بِهَا=onu إِلَّا=dışında يَسِيرًا=azıcık
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki كَانُوا=idiler عَاهَدُوا=Sözleşme«ahd»yapmış اللَّهَ=Allah′la مِنْ قَبْلُ=daha önceلَا يُوَلُّونَ=dönmeyeceklerine الْأَدْبَارَۚ=arkalarına«dubur»وَ=ve كَانَ=olandır عَهْدُ=Sözleşme«ahd»اللَّهِ=Allah′a olan مَسْئُولًا=sorumlu tutulacak
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قُلْ=de ki لَنْ يَنْفَعَكُمُ=asla fayda vermez size الْفِرَارُ=kaçmakإِنْ=eğer فَرَرْتُمْ=kaçıyorsanız مِنَ الْمَوْتِ=ölümdenأَوِ=veya الْقَتْلِ=öldürülmektenوَ=ki إِذًا=o vakit لَا تُمَتَّعُونَ=yaşatılmazsınız إِلَّا=dışında قَلِيلًا=pek az
 ‎﴾ 17 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْذَا=kimdir? الَّذِي=olan يَعْصِمُكُمْ=sizi engelleyecek مِنَ اللَّهِ=Allah′tanإِنْ=eğer أَرَادَ=kastetse بِكُمْ=size سُوءًا=bir fenalık«sú»أَوْ=yahut أَرَادَ=kastetse بِكُمْ=size رَحْمَةًۚ=bir merhamet«rahmet»وَ=oysa يَجِدُونَ=onlar bulmayacaklardır لَهُمْ=kendilerineمِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قَدْ=kesinlikle يَعْلَمُ=biliyor اللَّهُ=Allah الْمُعَوِّقِينَ=alıkoyanları مِنْكُمْ=aranızdanوَ=ve الْقَائِلِينَ=diyenleri لِإِخْوَانِهِمْ=kardeşlerine هَلُمَّ=gelin إِلَيْنَاۖ=bizeوَ=ki لَا يَأْتُونَ=onlar gelmezler الْبَأْسَ=o kuvvet uygulamaya«be′s»إِلَّا=hariç قَلِيلًا=pek az
 ‎﴾ 19 ﴿‎   أَشِحَّةً=cimriler olarak عَلَيْكُمْۖ=size karşıفَ=sonra إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği الْخَوْفُ=o korkuرَأَيْتَهُمْ=görürsün onları يَنْظُرُونَ=bakar إِلَيْكَ=sanaتَدُورُ=dönerek أَعْيُنُهُمْ=gözleriكَالَّذِي=kimse gibi يُغْشَىٰ=baygınlık çöken عَلَيْهِ=üzerine مِنَ الْمَوْتِۖ=ölümden ötürüفَ=sonra da إِذَا=zaman ذَهَبَ=gittiği الْخَوْفُ=o korkuسَلَقُوكُمْ=incitirler sizi بِأَلْسِنَةٍ=dillerle حِدَادٍ=sivriأَشِحَّةً=düşkünlük göstererek عَلَى=karşı الْخَيْرِۚ=mala‑mülke«hayr»أُولَٰئِكَ=işte onlar لَمْ يُؤْمِنُوا=inanıp güvenmemişlerdir«îmãn»فَ=bunun üzerine أَحْبَطَ=işe yaramaz«habt»kılmıştır اللَّهُ=Allah أَعْمَالَهُمْۚ=onların işleriniوَ=ve كَانَ=olandır ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى=göre اللَّهِ=Allah′a يَسِيرًا=kolay
 ‎﴾ 20 ﴿‎   يَحْسَبُونَ=sanıyorlardı الْأَحْزَابَ=o taraftar topluluklarının«hizb»لَمْ يَذْهَبُواۖ=gitmedikleriniوَ=ve إِنْ=eğer يَأْتِ=gelseler الْأَحْزَابُ=o taraftar toplulukları«hizb»يَوَدُّوا=temenni ederlerdi لَوْ=keşke أَنَّهُمْ=olsalar بَادُونَ=çölde فِي=arasında الْأَعْرَابِ=çöl Araplarıيَسْأَلُونَ=sorsalar عَنْ أَنْبَائِكُمْۖ=haberleriniziوَ=ve لَوْ=eğer كَانُوا=olsalardı فِيكُمْ=içinizdeمَا قَاتَلُوا=savaşa girmezlerdi إِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazcık
 ‎﴾ 21 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=bulunur لَكُمْ=sizin için فِي رَسُولِ=Elçisinde«rasûl»اللَّهِ=Allah′ınأُسْوَةٌ=bir örnek حَسَنَةٌ=en güzel«hasen»لِمَنْ=kimseler için كَانَ=olan يَرْجُوا=umut ediyorاللَّهَ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمَ=gününe الْآخِرَ=Ahiretوَ=ve ذَكَرَ=anan«zikr»اللَّهَ=Allah′ı كَثِيرًا=çok
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا=zaman رَأَى=gördükleri الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»الْأَحْزَابَ=o taraftar topluluklarını«hizb»قَالُوا=dediler ki هَٰذَا=budur مَا=şey وَعَدَنَا=bize söz verdiği«va′d»اللَّهُ=Allah′ın وَ=ve رَسُولُهُ=Elçisinin«rasûl»وَ=ve صَدَقَ=gerçeği söylemiş(veya ”sözüne sadık kalmış”)«sıdk_sãdık»اللَّهُ=Allah وَ=ve رَسُولُهُۚ=Elçisi«rasûl»وَ=ve مَا زَادَهُمْ=artırmadı onlarda إِلَّا=başka bir şeyi إِيمَانًا=inanç ve güvenden«îmãn»وَ=ve تَسْلِيمًا=teslimiyetten«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»رِجَالٌ=erkeklerصَدَقُوا=sadık kaldılar«sıdk_sãdık»مَا=olduklarına عَاهَدُوا=Sözleşme«ahd»yapmış اللَّهَ=Allah′la عَلَيْهِۖ=üzerindeفَ=böylece مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi قَضَىٰ=yerine getirdi نَحْبَهُ=adak oluşunuوَ=ve de مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi يَنْتَظِرُۖ=beklemektelerوَ=ve مَا بَدَّلُوا=onlar değişmemişlerdir تَبْدِيلًا=herhangi bir değişiklikle
 ‎﴾ 24 ﴿‎   لِيَجْزِيَ=karşılığını«cezã»versin diyedir اللَّهُ=Allah الصَّادِقِينَ=sadık kalanlara«sıdk_sãdık»بِصِدْقِهِمْ=sadakatlerinin«sıdk_sãdık»وَ=ve(diyedir) يُعَذِّبَ=cezalandırsın«azãb»الْمُنَافِقِينَ=«inançta» ikiyüzlüleri«münãfık»إِنْ=eğer شَاءَ=dilerseأَوْ=yahut يَتُوبَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapsın«hiddetten merhamete» عَلَيْهِمْۚ=onlar hakkındaإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve رَدَّ=geri çevirdi اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimseleri كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِغَيْظِهِمْ=hınçlarıylaلَمْ يَنَالُوا=elde etmediler خَيْرًاۚ=bir fayda ve iyilik«hayr»وَ=ve كَفَى=yeter اللَّهُ=Allah الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»الْقِتَالَۚ=savaştaوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah قَوِيًّا=güçlü«kaviyy»عَزِيزًا=üstün gelir«azîz»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve أَنْزَلَ=indirdiالَّذِينَ=kimseleri ظَاهَرُوهُمْ=onlara yardım etmiş مِنْ أَهْلِ=Bilenleri«ehl»içerisinden الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»مِنْ صَيَاصِيهِمْ=kalelerindenوَ=ve قَذَفَ=düşürdü فِي قُلُوبِهِمُ=kalplerine الرُّعْبَ=o korkuyuفَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»تَقْتُلُونَ=öldürüyordunuzوَ=ve تَأْسِرُونَ=esir alıyordunuz فَرِيقًا=bir kesimi«ferîk»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve أَوْرَثَكُمْ=miras verdi size أَرْضَهُمْ=onların topraklarınıوَ=ve دِيَارَهُمْ=yurtlarını وَ=ve أَمْوَالَهُمْ=mallarınıوَ=ve أَرْضًا=toprakları لَمْ تَطَئُوهَاۚ=henüz ayak basmadığınız kendisineوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرًا=güç yetirir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»قُلْ=de ki لِأَزْوَاجِكَ=eşlerineإِنْ=eğer كُنْتُنَّ=iseniz تُرِدْنَ=siz istiyorالْحَيَاةَ=hayatını الدُّنْيَا=dünya وَ=ve زِينَتَهَا=oranın hoşa giden şeylerini«ziynet»فَ=o zaman تَعَالَيْنَ=gelin أُمَتِّعْكُنَّ=geçimlik mal vereyim sizeوَ=ve أُسَرِّحْكُنَّ=salayım sizi سَرَاحًا=salarak جَمِيلًا=güzelce
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كُنْتُنَّ=iseniz تُرِدْنَ=siz istiyor اللَّهَ=Allah′ı وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisini«rasûl»وَ=ve الدَّارَ=yurdunu الْآخِرَةَ=Ahiretفَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah أَعَدَّ=hazırlamıştırلِلْمُحْسِنَاتِ=güzel davrananlar«ihsãn_muhsin»için مِنْكُنَّ=sizdenأَجْرًا=bir bedel«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   يَا=Ey! نِسَاءَ=kadınları النَّبِيِّ=Peygamber′in«nebî»مَنْ=kim يَأْتِ=yaparsa مِنْكُنَّ=sizdenبِفَاحِشَةٍ=bir ahlaksızlık«fahşa»مُبَيِّنَةٍ=apaçık«mübîn»يُضَاعَفْ=yapılır لَهَا=onun için الْعَذَابُ=o ceza«azãb»ضِعْفَيْنِۚ=iki katوَ=ve كَانَ=olandır ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى=göre اللَّهِ=Allah′a يَسِيرًا=kolay
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَقْنُتْ=karşısında hürmetle durursa«kãnit»مِنْكُنَّ=sizdenلِلَّهِ=Allah için وَ=ve de رَسُولِهِ=Elçisi«rasûl»وَ=ve تَعْمَلْ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»نُؤْتِهَا=veririz ona أَجْرَهَا=bedelini«ecr»مَرَّتَيْنِ=iki kezوَ=ve أَعْتَدْنَا=hazırlamışızdır لَهَا=onun için رِزْقًا=faydalandırılan «nimetler» «rızk»كَرِيمًا=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   يَا=Ey! نِسَاءَ=kadınları النَّبِيِّ=Peygamber′in«nebî»لَسْتُنَّ=siz değilsiniz كَأَحَدٍ=herhangi biri gibi مِنَ النِّسَاءِۚ=kadınlardanإِنِ=eğer اتَّقَيْتُنَّ=kendinizi sakındırıyorsanız«takvã»فَ=o zaman لَا تَخْضَعْنَ=edalı söylemeyin بِالْقَوْلِ=söyleneniفَ=bu halde يَطْمَعَ=ümitlenmesin الَّذِي=olan فِي قَلْبِهِ=kalbinde مَرَضٌ=bir hastalıkوَ=ve قُلْنَ=söyleyin قَوْلًا=söz مَعْرُوفًا=«hakka» uygun«ma′rûf»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve قَرْنَ=bağlanın«karîn»فِي بُيُوتِكُنَّ=evlerinizeوَ=ve لَا تَبَرَّجْنَ=kendinizi sergilemeyinتَبَرُّجَ=kendini sergilemesi gibi الْجَاهِلِيَّةِ=yanlış olanın, doğru bilindiği halde yapılması anlayışının«cãhiliyye»الْأُولَىٰۖ=evvelki وَ=ve أَقِمْنَ=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de آتِينَ=verin الزَّكَاةَ=o zekatıوَ=ve أَطِعْنَ=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُۚ=Elçisine«rasûl»إِنَّمَا=ancak ve sadece يُرِيدُ=ister اللَّهُ=Allah لِيُذْهِبَ=gidermeyi عَنْكُمُ=sizden الرِّجْسَ=o pisliği«rics»أَهْلَ=ahalisi!«ehl»الْبَيْتِ=o Ev′inوَ=ve يُطَهِّرَكُمْ=temizlemeyi sizi تَطْهِيرًا=tertemiz
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرْنَ=hatırda tutun«zikr»مَا=olanları يُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»فِي بُيُوتِكُنَّ=evlerinizdeمِنْ آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerinden«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve الْحِكْمَةِۚ=Hikmet′tenإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır لَطِيفًا=incelikleri bilir«latîf»خَبِيرًا=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim» erkekler وَ=ve الْمُسْلِمَاتِ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim» kadınlarوَ=ve الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekler وَ=ve الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlarوَ=ve الْقَانِتِينَ=karşısında hürmetle duran«kãnit»erkekler وَ=ve الْقَانِتَاتِ=karşısında hürmetle duran«kãnit»kadınlarوَ=ve الصَّادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık»erkekler وَ=ve الصَّادِقَاتِ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık»kadınlarوَ=ve الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs geren«sabr_sãbir»erkekler وَ=ve الصَّابِرَاتِ=zorluklara göğüs geren«sabr_sãbir»kadınlarوَ=ve الْخَاشِعِينَ=saygılı erkekler وَ=ve الْخَاشِعَاتِ=saygılı kadınlarوَ=ve الْمُتَصَدِّقِينَ=bağışlayıp bırakan«sadaka»erkekler وَ=ve الْمُتَصَدِّقَاتِ=ve bağışlayıp bırakan«sadaka»kadınlarوَ=ve الصَّائِمِينَ=oruç tutan erkekler وَ=ve الصَّائِمَاتِ=oruç tutan kadınlarوَ=ve الْحَافِظِينَ=muhafaza eden erkekler فُرُوجَهُمْ=ırzlarını وَ=ve الْحَافِظَاتِ=muhafaza eden kadınlarوَ=ve الذَّاكِرِينَ=hatırda tutan«zikr»erkekler اللَّهَ=Allah′ı كَثِيرًا=çok وَ=ve الذَّاكِرَاتِ=hatırda tutan«zikr»kadınlarأَعَدَّ=hazırlamıştır اللَّهُ=Allah لَهُمْ=onlar için مَغْفِرَةً=günahlarının örtülmesini«mağfiret»وَ=ve de أَجْرًا=bir bedeli«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لِمُؤْمِنُ=inanıp güvenmiş«mü′min»bir erkeğin وَلَا=ne de مُؤْمِنَةٍ=inanıp güvenmiş«mü′min»bir kadınınإِذَا=zaman قَضَى=hüküm verdiği اللَّهُ=Allah وَ=ve رَسُولُهُ=Elçisi«rasûl»أَمْرًا=bir yapılması istenmiş olan şeyde«emr»أَنْ يَكُونَ=olması لَهُمُ=onlara ait الْخِيَرَةُ=tercihin مِنْ أَمْرِهِمْۗ=yapılması istenmiş olduklarında«emr»وَ=ve مَنْ=kim يَعْصِ=karşı gelirse اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»فَ=o zaman قَدْ=kesinlikle ضَلَّ=yolunu şaşırır«dalãl»ضَلَالًا=bir yolunu saşırmışlıkla«dalãl»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit تَقُولُ=diyordun kiلِلَّذِي=olduğuna أَنْعَمَ=nimet vermiş اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِ=kendisine«eril»وَ=ve أَنْعَمْتَ=senin nimet verdiğin عَلَيْهِ=kendisine«eril»أَمْسِكْ=tut عَلَيْكَ=senin yanında زَوْجَكَ=kendi«eril» eşiniوَ=ve اتَّقِ=kendini sakındır«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve تُخْفِي=gizliyordun فِي نَفْسِكَ=içindeمَا=şeyi اللَّهُ=Allah′ın مُبْدِيهِ=kendisini açığa vuracağıوَ=ve تَخْشَى=çekiniyordun«huşû»النَّاسَ=insanlardanوَ=ve اللَّهُ=Allah أَحَقُّ=daha hakedendir«hakk»أَنْ تَخْشَاهُۖ=kendisinden çekinmeni«huşû»فَ=sonra da لَمَّا قَضَىٰ=bitirince زَيْدٌ=Zeyd مِنْهَا=onunla«dişil» وَطَرًا=ilişiğiniزَوَّجْنَاكَهَا=Biz sana nikahladık onu«dişil»لِكَيْ=için لَا يَكُونَ=olmaması عَلَى الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»حَرَجٌ=bir sıkıntı«harac»فِي=hususunda أَزْوَاجِ=eş yapmak أَدْعِيَائِهِمْ=evlatlıklarınıإِذَا=zaman قَضَوْا=bitirildiği مِنْهُنَّ=onlarla«dişil» وَطَرًاۚ=ilişikوَ=ve كَانَ=olandır أَمْرُ=yapılmasını istemiş olduğu şey«emr»اللَّهِ=Allah′ın مَفْعُولًا=yerine getirilecek
 ‎﴾ 38 ﴿‎   مَا كَانَ=olmaz عَلَى النَّبِيِّ=Peygambere«nebî»مِنْ=herhangi حَرَجٍ=bir sıkıntı«harac»فِيمَا=bir şeyde فَرَضَ=takdir etmiş olduğu«farada»اللَّهُ=Allah′ın لَهُۖ=kendisineسُنَّةَ=uyguladığı usullerdir«sünnet»اللَّهِ=Allah′ın فِي=içinde الَّذِينَ=kimseler خَلَوْا=geçmiş مِنْ قَبْلُۚ=sizden önceوَ=ve كَانَ=olandır أَمْرُ=yapılmasını istemiş olduğu şey«emr»اللَّهِ=Allah′ın قَدَرًا=bir ölçüyle«kadîr_mikdãr»مَقْدُورًا=ölçüp biçilmiş«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُبَلِّغُونَ=duyuran رِسَالَاتِ=mesajlarını«risãlet»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve يَخْشَوْنَهُ=çekinen«huşû» O′ndanوَ=ve لَا يَخْشَوْنَ=çekinmeyen«huşû»أَحَدًا=birinden إِلَّا=başka اللَّهَۗ=Allah′tanوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah حَسِيبًا=hesap görücü olarak
 ‎﴾ 40 ﴿‎   مَا كَانَ=değildir مُحَمَّدٌ=Muhammedأَبَا=babası أَحَدٍ=birinin مِنْ رِجَالِكُمْ=içinizdeki erkeklerdenوَلَٰكِنْ=fakat رَسُولَ=bir Elçisidir«rasûl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve خَاتَمَ=kapanışıdır(veya ”sonudur”) النَّبِيِّينَۗ=Peygamberlerin«nebî»وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمًا=bilir«alîm»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»اللَّهَ=Allah′ı ذِكْرًا=anarak«zikr»كَثِيرًا=çok
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve سَبِّحُوهُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirin«tesbih»O′nun بُكْرَةً=sabahleyin وَ=ve أَصِيلًا=akşamleyin
 ‎﴾ 43 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan يُصَلِّي=iyiliğinizi istemekte«salãt»عَلَيْكُمْ=sizin وَ=ve de مَلَائِكَتُهُ=melekleriلِيُخْرِجَكُمْ=dışarı çıkarmak«ihrãc»için sizi مِنَ الظُّلُمَاتِ=karanlıklardan«zulumãt»إِلَى النُّورِۚ=aydınlığa«nûr»وَ=ve كَانَ=olandır بِالْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»karşı رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   تَحِيَّتُهُمْ=onların karşılanmaları يَوْمَ=o gün يَلْقَوْنَهُ=kendisine kavuştukları سَلَامٌۚ="Selam!"dır«selãm»وَ=ve أَعَدَّ=hazırlanmıştır لَهُمْ=onlara أَجْرًا=bir bedel«ecr»كَرِيمًا=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَرْسَلْنَاكَ=gönderdik seniشَاهِدًا=bir tanık«şãhid» olarak وَ=ve مُبَشِّرًا=bir müjdeci olarak وَ=ve نَذِيرًا=bir uyarıcı olarak
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve دَاعِيًا=bir çağrıcı«duã» olarak إِلَى اللَّهِ=Allah′a بِإِذْنِهِ=O′nun izniyleوَ=ve سِرَاجًا=bir fener olarak مُنِيرًا=aydınlatıcı
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve بَشِّرِ=müjdele الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»بِأَنَّ=olduğunu لَهُمْ=onlar için مِنَ اللَّهِ=Allah′tan فَضْلًا=bir lütuf«fadl»كَبِيرًا=büyük
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve لَا تُطِعِ=benimseyip uyma«ta′at»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»وَ=ve الْمُنَافِقِينَ=«inançta» ikiyüzlülere«münãfık»وَ=ve دَعْ=aldırma أَذَاهُمْ=onların çektirdiklerineوَ=ve تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى اللَّهِۚ=Allah′aوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah وَكِيلاً=sırtı emniyetle dayayacak kimse«vekîl»olarak
 ‎﴾ 49 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِذَا=zaman نَكَحْتُمُ=nikahladığınız الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlarıثُمَّ=sonrasında طَلَّقْتُمُوهُنَّ=onları«dişil» boşadığınız مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ تَمَسُّوهُنَّ=onlara«dişil» dokunmanızdanفَ=o zaman مَا=yoktur لَكُمْ=size ait عَلَيْهِنَّ=onların üzerinde«dişil» مِنْ=herhangi عِدَّةٍ=bir ”Sayılı Müddet”(*) تَعْتَدُّونَهَاۖ=sayacağınız kendisiniفَ=bu halde مَتِّعُوهُنَّ=geçimliklerini verin onlara«dişil» وَ=ve سَرِّحُوهُنَّ=serbest bırakın onları«dişil»سَرَاحًا=bir bırakışla جَمِيلًا=güzel (*) orj İDDET
 ‎﴾ 50 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَحْلَلْنَا=serbest«helãl»kıldık لَكَ=sana أَزْوَاجَكَ=eşleriniاللَّاتِي=olduğun آتَيْتَ=vermiş أُجُورَهُنَّ=bedellerini«dişil»«ecr»وَ=ve مَا=olduklarını مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»يَمِينُكَ=gücününمِمَّا=olduklarının içinden أَفَاءَ=yöneltmiş«efãe»اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْكَ=sanaوَ=ve بَنَاتِ=kızlarını عَمِّكَ=amcanın وَ=ve بَنَاتِ=kızlarını عَمَّاتِكَ=halalarınınوَ=ve بَنَاتِ=kızlarını خَالِكَ=dayının وَ=ve بَنَاتِ=kızlarını خَالَاتِكَ=teyzelerininاللَّاتِي=olan هَاجَرْنَ=göç etmiş«muhãcir»مَعَكَ=seninle beraberوَ=ve امْرَأَةً=kadını مُؤْمِنَةً=inanıp güvenmiş«mü′min»إِنْ=eğer وَهَبَتْ=bedelsiz verip bahşederse نَفْسَهَا=kendisini لِلنَّبِيِّ=Peygambere«nebî»إِنْ=eğer أَرَادَ=dilerse النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»أَنْ يَسْتَنْكِحَهَا=kendisini nikahlamakخَالِصَةً=halis olarak«hãlis_muhlis»لَكَ=sana مِنْ دُونِ=dışında الْمُؤْمِنِينَۗ=inanıp güvenenlerin«mü′min»قَدْ=elbette عَلِمْنَا=biliyoruz مَا=şeyi فَرَضْنَا=takdir etmiş olduğumuz«farada»عَلَيْهِمْ=onlaraفِي=hakkında أَزْوَاجِهِمْ=eşleri وَ=ve(hakkında) مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُهُمْ=güçlerininلِكَيْلَا يَكُونَ=olmaması içindir عَلَيْكَ=sana حَرَجٌۗ=bir sıkıntı«harac»وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   تُرْجِي=geri bırakırsın مَنْ=kimseyi تَشَاءُ=dilediğin مِنْهُنَّ=onlardan«dişil»وَ=ve تُؤْوِي=alırsın إِلَيْكَ=yanına مَنْ=kimseyi تَشَاءُۖ=dilediğinوَ=ve مَنِ=kimseyi ابْتَغَيْتَ=arzu ettiğin مِمَّنْ=olduklarından عَزَلْتَ=ayrılmışفَ=bu halde لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكَۚ=senin üzerindeذَٰلِكَ=işte budur أَدْنَىٰ=en elverişli olanأَنْ تَقَرَّ=aydınlanmasına أَعْيُنُهُنَّ=gözlerinin«dişil»وَ=ve لَا يَحْزَنَّ=tasalanmamalarınaوَ=ve يَرْضَيْنَ=hoşnut kalmalarına«rıdvãn»بِمَا=olduklarından آتَيْتَهُنَّ=onlara«dişil» vermişكُلُّهُنَّۚ=tümüne«dişil»وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olanı فِي قُلُوبِكُمْۚ=sizin kalplerinizdeوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلِيمًا=bilir«alîm»حَلِيمًا=anlayışlı«halîm»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   لَا يَحِلُّ=serbest«helãl»değildir لَكَ=sana النِّسَاءُ=kadınlar مِنْ بَعْدُ=bundan sonraوَلَا=ne de أَنْ تَبَدَّلَ=değiştirmek بِهِنَّ=onları«dişil» مِنْ أَزْوَاجٍ=başka eşlerleوَلَوْ=bile أَعْجَبَكَ=çok hoşuna gitse حُسْنُهُنَّ=onların«dişil» güzellikleri«hasen»إِلَّا=bunun dışındadır مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»يَمِينُكَۗ=gücününوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeyi رَقِيبًا=gözetleyici
 ‎﴾ 53 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَدْخُلُوا=girmeyin بُيُوتَ=evlerine النَّبِيِّ=Peygamberin«nebî»إِلَّا=dışında أَنْ يُؤْذَنَ=izin verilmesi لَكُمْ=size إِلَىٰ طَعَامٍ=yemek içinغَيْرَ نَاظِرِينَ=beklemeksizin إِنَاهُ=vaktiniوَلَٰكِنْ=fakat إِذَا=zaman دُعِيتُمْ=çağrıldığınız«duã»فَ=bu halde ادْخُلُوا=girinفَ=sonra إِذَا=zaman طَعِمْتُمْ=yemeği yediğiniz فَ=bunun üzerine انْتَشِرُوا=dağılınوَ=ve لَا مُسْتَأْنِسِينَ=dalmayın لِحَدِيثٍۚ=sözeإِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكُمْ=işte bu كَانَ=idi يُؤْذِي=incitiyor النَّبِيَّ=Peygamberi«nebî»فَ=fakat يَسْتَحْيِي=o utanır مِنْكُمْۖ=sizdenوَ=ise اللَّهُ=Allah لَا يَسْتَحْيِي=utanmaz مِنَ الْحَقِّۚ=‑asıl‑Gerçek′ten«hakk»وَ=ve إِذَا=zaman سَأَلْتُمُوهُنَّ=onlardan«dişil» istediğiniz مَتَاعًا=bir şeyفَ=şu halde اسْأَلُوهُنَّ=isteyin onlardan«dişil» مِنْ وَرَاءِ=arkasından حِجَابٍۚ=perdeninذَٰلِكُمْ=işte bu أَطْهَرُ=daha temizdirلِقُلُوبِكُمْ=sizin kalpleriniz için وَ=ve قُلُوبِهِنَّۚ=onların«dişil» kalpleri içinوَ=ve مَا كَانَ=olmaz لَكُمْ=sizin أَنْ تُؤْذُوا=sıkıntı vermeniz رَسُولَ=Elçisine«rasûl»اللَّهِ=Allah′ınوَلَا=ve olmaz أَنْ تَنْكِحُوا=nikahlamanız أَزْوَاجَهُ=onun eşleriniمِنْ بَعْدِهِ=kendisinden sonra أَبَدًاۚ=sonsuza dekإِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكُمْ=işte bu كَانَ=olandır عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın عَظِيمًا=muazzam«azîm»bir şey
 ‎﴾ 54 ﴿‎   إِنْ=ister تُبْدُوا=açığa vurun شَيْئًا=bir şeyiأَوْ=ister تُخْفُوهُ=gizleyin onuفَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمًا=bilir«alîm»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْهِنَّ=onlara«dişil»فِي=hakkında آبَائِهِنَّ=onların«dişil» babalarıوَلَا=ne أَبْنَائِهِنَّ=onların«dişil» oğullarıوَلَا=ne إِخْوَانِهِنَّ=onların«dişil» kardeşleriوَلَا=ne أَبْنَاءِ=oğulları إِخْوَانِهِنَّ=onların«dişil» kardeşlerininوَلَا=ne أَبْنَاءِ=oğulları أَخَوَاتِهِنَّ=onların«dişil» kız kardeşlerininوَلَا=ne نِسَائِهِنَّ=onların«dişil» kadınlarıوَلَا=ne de مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُهُنَّۗ=güçlerinin«dişil»وَ=ve اتَّقِينَ=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelikإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلَىٰ=üzerinde كُلِّ شَيْءٍ=her şey شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah وَ=ve مَلَائِكَتَهُ=melekleriيُصَلُّونَ=iyilik isterler«salãt»عَلَى النَّبِيِّۚ=Peygambere«nebî»يَا أَيُّهَا=Ey! اَلَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»صَلُّوا=siz iyilik isteyin«salãt»عَلَيْهِ=onaوَ=ve سَلِّمُوا=teslim«teslîm_müslim»olun تَسْلِيمًا=tam bir teslimiyetle«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=olanları يُؤْذُونَ=incitmekte اللَّهَ=Allah′ı وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisini«rasûl»لَعَنَهُمُ=dışlayıp horlamıştır«la′net»onları اللَّهُ=Allahفِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve الْآخِرَةِ=Ahiret′teوَ=ve أَعَدَّ=hazırlamıştır لَهُمْ=onlar için عَذَابًا=bir ceza«azãb»مُهِينًا=alçaltıcı
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselere يُؤْذُونَ=inciten الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekleri وَ=ve الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlarıبِغَيْرِ=dışındaki ile مَا=olduklarının اكْتَسَبُوا=yapmışفَقَدِ=emin olun ki احْتَمَلُوا=yüklenmişlerdir بُهْتَانًا=bir iftiraوَ=ve إِثْمًا=bir günah«ism_esîm»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»قُلْ=söyle لِأَزْوَاجِكَ=eşlerine وَ=ve بَنَاتِكَ=kızlarınaوَ=ve نِسَاءِ=kadınlarına الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»يُدْنِينَ=sarınsınlar عَلَيْهِنَّ=üzerlerine«dişil» مِنْ جَلَابِيبِهِنَّۚ=üstlük örtülerini(*)ذَٰلِكَ=işte budur أَدْنَىٰ=en uygun olan أَنْ يُعْرَفْنَ=onların anlaşılıp bilinmesi içinفَ=böylece لَا يُؤْذَيْنَۗ=incitilmesinlerوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm» (*) orj CELÃBÎB
 ‎﴾ 60 ﴿‎   لَئِنْ=kesinlikle eğer لَمْ يَنْتَهِ=vazgeçmezlerse الْمُنَافِقُونَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»وَ=ve الَّذِينَ=kimseler فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde مَرَضٌ=bir hastalıkوَ=ve الْمُرْجِفُونَ=çalkantıya yol açanlar«racfe»فِي الْمَدِينَةِ=o şehirdeلَنُغْرِيَنَّكَ=muhakkak üstüne süreriz seni بِهِمْ=onlarınثُمَّ=sonrasında لَا يُجَاوِرُونَكَ=yanında kalmazlar senin فِيهَا=oradaإِلَّا=olması dışında قَلِيلًا=biraz
 ‎﴾ 61 ﴿‎   مَلْعُونِينَۖ=dışlanıp horlanırlar«la′net»أَيْنَ مَا=her nerede ثُقِفُوا=rastlansalarأُخِذُوا=yakalanırlar وَ=ve قُتِّلُوا=öldürülürler تَقْتِيلًا=şiddetle
 ‎﴾ 62 ﴿‎   سُنَّةَ=uyguladığı usullerdir«sünnet»اللَّهِ=Allah′ınفِي=içinde الَّذِينَ=kimseler خَلَوْا=geçmiş مِنْ قَبْلُۖ=öncedenوَ=ve لَنْ تَجِدَ=asla bulmayacaksın لِسُنَّةِ=uyguladığı usuller«sünnet»için اللَّهِ=Allah′ın تَبْدِيلًا=bir değişim
 ‎﴾ 63 ﴿‎   يَسْأَلُكَ=soruyorlar sana النَّاسُ=insanlar عَنِ=hakkında السَّاعَةِۖ=o Saat«saat»قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece عِلْمُهَا=onun bilgisi«ilm»عِنْدَ=katındadır اللَّهِۚ=Allah′ınوَ=ve مَا=ne? يُدْرِيكَ=bileceksin لَعَلَّ=belki de السَّاعَةَ=o Saat«saat»تَكُونُ=olur قَرِيبًا=yakında«karîb»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَعَنَ=dışlayıp horlamıştır«la′net»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir»وَ=ve أَعَدَّ=hazırlamıştır لَهُمْ=onlar için سَعِيرًا=bir ”Tutuşturulmuş”u«saîr»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=orada أَبَدًاۖ=sonsuza dekلَا يَجِدُونَ=bulmayacaklardır وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   يَوْمَ=gün تُقَلَّبُ=çevrildiği وُجُوهُهُمْ=yüzleri فِي=içinde النَّارِ=o Ateş′in«nãr»يَقُولُونَ=derler ki يَا=Ah! لَيْتَنَا=keşke biz أَطَعْنَا=benimseyip uysaydık«ta′at»اللَّهَ=Allah′aوَ=ve أَطَعْنَا=benimseyip uysaydık«ta′at»الرَّسُولَا=o Elçiye«rasûl»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»إِنَّا=ki biz أَطَعْنَا=benimseyip uyduk«ta′at»سَادَتَنَا=önderlerimize وَ=ve كُبَرَاءَنَا=büyüklerimizeفَ=sonra da أَضَلُّونَا=yolunu saşırttılar«dalãl» bize السَّبِيلَا=o yolun«sebîl»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»آتِهِمْ=ver onlara ضِعْفَيْنِ=iki kat مِنَ الْعَذَابِ=o cezadan«azãb»وَ=ve الْعَنْهُمْ=dışlayıp horla«la′net»onları لَعْنًا=bir dışlayıp horlayışla«la′net»كَبِيرًا=«büyük»ağır
 ‎﴾ 69 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَكُونُوا=olmayın كَالَّذِينَ=kimseler gibi آذَوْا=sıkıntıya sokan مُوسَىٰ=Mûsã′yıفَ=şu halde بَرَّأَهُ=temize çıkardı onu اللَّهُ=Allah مِمَّا=şeylerden قَالُواۚ=onların dedikleriوَ=ve كَانَ=idi عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın وَجِيهًا=itibarlı
 ‎﴾ 70 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve قُولُوا=söyleyin قَوْلًا=sözü سَدِيدًا=doğru
 ‎﴾ 71 ﴿‎   يُصْلِحْ=düzeltsin«ıslah_sulh»لَكُمْ=sizin أَعْمَالَكُمْ=işleriniziوَ=ve يَغْفِرْ=günahını örtsün«mağfiret»لَكُمْ=sizin ذُنُوبَكُمْۗ=suçlarınızın«zenb»وَ=ve مَنْ=kim يُطِعِ=benimseyip uyarsa«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»فَ=o zaman قَدْ=emin olun ki فَازَ=kurtularak ermiş olur«fevz»فَوْزًا=bir rahata«fevz»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz عَرَضْنَا=arzettik الْأَمَانَةَ=o emanetiعَلَى السَّمَاوَاتِ=göklere وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzüne وَ=ve الْجِبَالِ=dağlaraفَ=bu halde أَبَيْنَ=kaçındılar أَنْ يَحْمِلْنَهَا=yüklenmekten onuوَ=ve أَشْفَقْنَ=korktular مِنْهَا=ondanوَ=ve حَمَلَهَا=yüklendi onu الْإِنْسَانُۖ=insanإِنَّهُ=şu bir gerçek ki o كَانَ=idi ظَلُومًا=bolca "haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»جَهُولًا=bolca yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapan«cãhil»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   لِيُعَذِّبَ=cezalandırsın«azãb»diye اللَّهُ=Allah الْمُنَافِقِينَ=«inançta» ikiyüzlü«münãfık»erkekleri وَ=ve الْمُنَافِقَاتِ=«inançta» ikiyüzlü«münãfık»kadınlarıوَ=ve de الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»erkekleri وَ=ve الْمُشْرِكَاتِ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»kadınlarıوَ=ve(diye) يَتُوبَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapsın«hiddetten merhamete» اللَّهُ=Allahعَلَى=hakkında الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekler وَ=ve الْمُؤْمِنَاتِۗ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlarوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
Âyet Metni : (Ahzâb.1) (21. Cüz | 418. Sayfa)
Okunuşu :
1. yâ eyyühe-nnebiyyü-tteḳi-llâhe velâ tüṭi`i-lkâfirîne velmünâfiḳîn. inne-llâhe kâne `alîmen ḥakîmâ.
(Ahzâb.1) Grameri
يَاأَيُّهَا : O ::: [Edat/Seslenme]يَاأَيُّهَا : you ::: [İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)]النَّبِىُّ : the ::: [Belirlilik Takısı]النَّبِىُّ : Prophet! ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ن ب أاتَّقِ : Fear ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Sen/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: و ق ياللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هوَلَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَلَا : Do not ::: [Edat/Yasaklama (harf‑i nehiy)]تُطِعِ : obey ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Sen/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: ط و عالْكَافِرِينَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْكَافِرِينَ : disbelievers ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken fiilden Fiilimsi] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ك ف روَالْمُنَافِقِينَ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَالْمُنَافِقِينَ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالْمُنَافِقِينَ : hypocrites ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [Müfâale Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَاعَلَ] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ن ف قإِنَّ : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هكَانَ : is ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ك و نعَلِيمًا : All‑Knowing ::: [İsim] [Eril tekil] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ع ل محَكِيمًا : All‑Wise ::: [Sıfat] [Eril tekil] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ح ك م
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu