Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Hamd o Allahındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onun, Âhırette de hamd onun ve o öyle hakîm öyle habîr ki.
B.Bayraklı
1. Bütün övgüler, göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi olan Allah’adır. Âhirette de bütün övgüler O’na olacaktır. O’nun her işinde hikmet vardır ve O, her şeyden haberdardır.
A.Bayındır
1. Yaptığını mükemmel yapmak[1*], göklerde ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’a özgüdür[2*]. Yaptığını mükemmel yapmak, Ahirette de ona özgüdür. O, kararları doğru olan, her şeyin iç yüzünü bilendir.[1*] Hamd, birini yaptığı şeyden dolayı övmektir. “Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir.” gibi sözler buna girer. “Her şeyi mükemmel yapmak Allah’a özgüdür.” demek, en üstün övgüdür. Övgünün bir diğer çeşidi olan “şükür” ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah’tır. Allah’ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için ‘güzel’ yerine ‘mükemmel’ kelimesini kullandık.[2*] Fatiha 1/2, En’am 6/1, İsra 17/111, Kehf 18/1, Kasas 28/70, Fatır 35/1, Teğabun 64/1.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Bütün övgüler, göklerde ve yerde ne varsa kendisine ait olan Allah’a aittir. Ahirette de hamd O’na mahsustur. O tam hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyden hakkıyla haberdardır.
S.Ateş
1. Hamd, göklerde ve yerde bulunanların hepsi kendisinin olan Allah'a mahsustur. Âhirette de hamd O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sâhibidir; (her şeyi) haber alandır.
İngilizce Kelime Meali
الْحَمْدُ=All praises لِلَّهِ=(be) to Allah الَّذِى لَهُۥ=the One to Whom belongs مَا=whatever فِى=(is) in السَّمٰوٰتِ=the heavens وَمَا=and whatever فِى=(is) in الْأَرْضِ=the earth, وَلَهُ=and for Him الْحَمْدُ=(are) all praises فِى=in الْأَخِرَةِۚ=the Hereafter. وَهُوَ=And He الْحَكِيمُ=(is) the All‑Wise, الْخَبِيرُ=the All‑Aware.
(34) Sebe' Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   اَلْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adırالَّذِي=olan لَهُ=Kendisine ait مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=ne varsa فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve لَهُ=O′nadır الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»فِي الْآخِرَةِۚ=Ahiret′teوَ=ve هُوَ=O الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»الْخَبِيرُ=‑asıl‑”Haberi Olan”dır«habîr»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   يَعْلَمُ=bilir مَا=olanı يَلِجُ=giriyor فِي=içine الْأَرْضِ=yeryüzününوَ=ve مَا=olanı يَخْرُجُ=dışarı çıkıyor«ihrãc»مِنْهَا=oradanوَ=ve مَا=olanı يَنْزِلُ=iniyor مِنَ السَّمَاءِ=göktenوَ=ve مَا=olanı يَعْرُجُ=çıkıyor فِيهَاۚ=orayaوَ=ve هُوَ=O الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahları Örten”dir«ğafûr»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَا تَأْتِينَا=gelmeyecek bize السَّاعَةُۖ=o Saat«saat»قُلْ=de ki بَلَىٰ=Hayır!وَ=yemin olsun رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»لَتَأْتِيَنَّكُمْ=o mutlaka gelecektir sizeعَالِمِ=bilendir الْغَيْبِۖ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»لَا يَعْزُبُ=gizli kalmaz عَنْهُ=O′ndan مِثْقَالُ=ağırlığınca olan ذَرَّةٍ=bir zerreفِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَلَا=ne de فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَلَا=yoktur أَصْغَرُ=küçük مِنْ ذَٰلِكَ=işte bundan وَلَا=ne de أَكْبَرُ=büyükإِلَّا=dışında فِي=içinde olması كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metinin«kitãb»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   لِيَجْزِيَ=karşılığını«cezã»vermesi için الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِۚ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»أُولَٰئِكَ=işte onlar ki لَهُمْ=onlar içindir مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesi«mağfiret»وَ=ve رِزْقٌ=faydalandırılan «nimetler» «rızk»كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler سَعَوْا=çalışmış فِي=hakkında آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»مُعَاجِزِينَ=aciz bırakmağaأُولَٰئِكَ=işte onlar ki لَهُمْ=onlar içindir عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مِنْ رِجْزٍ=bir pislikten(veya ”toz”)«ricz»أَلِيمٌ=üzüntü veren
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve يَرَى=görürler ki الَّذِينَ=kimseler أُوتُوا=verilmiş الْعِلْمَ=o Bilgi«ilm»الَّذِي=olanın أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكَ=sana مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»هُوَ=kendisi الْحَقَّ=o Gerçektir«hakk»وَ=ve يَهْدِي=yol gösterir«hüdã»إِلَىٰ صِرَاطِ=yoluna«sırãt»الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"in«azîz»الْحَمِيدِ=‑asıl‑”Övülecek Olan”ın«hamîd»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»هَلْ=mi? نَدُلُّكُمْ=gösterelim size عَلَىٰ رَجُلٍ=bir adamı يُنَبِّئُكُمْ=haber veren sizeإِذَا=zaman مُزِّقْتُمْ=siz parçalandığınız كُلَّ=hepten مُمَزَّقٍ=dağılıpإِنَّكُمْ=(haber veren)ki siz لَفِي=mutlaka içinde olacaksınız خَلْقٍ=bir yaratılış جَدِيدٍ=yeni
 ‎﴾ 8 ﴿‎   أَ=mu? فْتَرَىٰ=uydurdu«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah′ın كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib»أَمْ=yoksa mı? بِهِ=‑var‑kendisinde جِنَّةٌۗ=bir delilik(veya”cinlenme”)بَلِ=Hayır!الَّذِينَ=kimseler لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′eفِي=içindedir الْعَذَابِ=o ceza«azãb»وَ=ve الضَّلَالِ=o yolunu şaşırmışlık«dalãl»الْبَعِيدِ=uzak
 ‎﴾ 9 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَرَوْا=görmüyorlar إِلَىٰ مَا=bulunanı بَيْنَ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasında»önlerindeوَ=ve مَا=bulunanı خَلْفَهُمْ=artlarında«halef»مِنَ السَّمَاءِ=gökten وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzündenإِنْ=eğer نَشَأْ=dilesek نَخْسِفْ=batırırız بِهِمُ=onları الْأَرْضَ=o topraklaraأَوْ=ya da نُسْقِطْ=düşürürüz عَلَيْهِمْ=üzerlerine كِسَفًا=parçalar مِنَ السَّمَاءِۚ=göktenإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِكُلِّ عَبْدٍ=tüm «kulluk»hizmet«abd»edenler için مُنِيبٍ=yönelen
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=verdik دَاوُودَ=Dãvûd′a مِنَّا=tarafımızdan فَضْلًاۖ=bir üstünlük«fadl»يَا=Ey! جِبَالُ=dağlar أَوِّبِي=yönelin مَعَهُ=onunla beraber وَ=ve de الطَّيْرَۖ=kuşlarوَ=ve أَلَنَّا=yumuşattık لَهُ=ona الْحَدِيدَ=demiri
 ‎﴾ 11 ﴿‎   أَنِ=diye اعْمَلْ=yap سَابِغَاتٍ=geniş zırhlarوَ=ve قَدِّرْ=ölçüp biç«kadîr_mikdãr»فِي السَّرْدِۖ=dokumasınıوَ=ve اعْمَلُوا=yapın صَالِحًاۖ=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»إِنِّي=şu bir gerçek ki Ben بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرٌ=görenim«basîr»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve لِسُلَيْمَانَ=Süleymãn′a mahsustu الرِّيحَ=o rüzgârغُدُوُّهَا=sabah gidişi شَهْرٌ=bir aydıوَ=ve رَوَاحُهَا=akşam dönüşü شَهْرٌۖ=bir aydıوَ=ve أَسَلْنَا=akıttık لَهُ=onun için عَيْنَ=kaynağını الْقِطْرِۖ=bakır(veya”katran”)وَ=ve مِنَ=‑vardı‑bazı الْجِنِّ=cinlerden مَنْ=kimseler يَعْمَلُ=iş yapan بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında»بِإِذْنِ=izniyle رَبِّهِۖ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَ=ve مَنْ=kim يَزِغْ=sapıyor olsa مِنْهُمْ=içlerinde عَنْ أَمْرِنَا=yapılmasını istemiş olduğumuz şeyden«emr»نُذِقْهُ=tattırırız ona مِنْ عَذَابِ=cezasından«azãb»السَّعِيرِ=o ”Tutuşturulmuş”un«saîr»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   يَعْمَلُونَ=yaparlardı لَهُ=ona مَا=şeyleri يَشَاءُ=dilediğiمِنْ مَحَارِيبَ=kalelerden وَ=ve تَمَاثِيلَ=heykellerdenوَ=ve جِفَانٍ=leğenler كَالْجَوَابِ=havuzlar gibiوَ=ve قُدُورٍ=kazanlar رَاسِيَاتٍۚ=yerinden oynamayanاعْمَلُوا=işler yapın! آلَ=ailesi دَاوُودَ=Dãvûd′unشُكْرًاۚ=kıymet bilerek«şekûr_şãkir»وَ=ve قَلِيلٌ=azdır مِنْ عِبَادِيَ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimden الشَّكُورُ=kıymet bilen«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا=zaman قَضَيْنَا=hükmettiğimiz عَلَيْهِ=onun hakkında الْمَوْتَ=ölümeمَا دَلَّهُمْ=göstermedi onlara عَلَىٰ مَوْتِهِ=onun ölümünüإِلَّا=başkası دَابَّةُ الْأَرْضِ=bir ağaç kurdundanتَأْكُلُ=yiyen مِنْسَأَتَهُۖ=değneğiniفَ=sonra لَمَّا خَرَّ=yıkılınca تَبَيَّنَتِ=ortaya çıktı الْجِنُّ=cinlerin أَنْ=olduklarıلَوْ=eğer كَانُوا=olsalardı يَعْلَمُونَ=biliyor الْغَيْبَ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»مَا لَبِثُوا=kalmayacak فِي=içinde الْعَذَابِ=o ceza«azãb»الْمُهِينِ=küçük düşürücü
 ‎﴾ 15 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=bulunuyordu لِسَبَإٍ=Sebe için فِي=içerisinde مَسْكَنِهِمْ=meskenkeri آيَةٌۖ=bir açık işaret«ãyet»جَنَّتَانِ=iki bahçe عَنْ يَمِينٍ=sağda وَ=ve شِمَالٍۖ=soldaكُلُوا=yiyin مِنْ رِزْقِ=faydalandırılan «nimetlerin»den«rızk»رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb»وَ=ve اشْكُرُوا=kıymet bilici olun«şekûr_şãkir»لَهُۚ=O′na karşıبَلْدَةٌ=bir belde طَيِّبَةٌ=temiz«tayyib»وَ=ve رَبٌّ=bir "Efendi ve Sahib"«rabb»غَفُورٌ=günahları örtücü«ğafûr»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   فَ=fakat أَعْرَضُوا=aldırış etmediler«iğ′rãd»فَ=bunun üzerine أَرْسَلْنَا=gönderdik عَلَيْهِمْ=üzerlerine سَيْلَ=selini الْعَرِمِ=o barajınوَ=ve بَدَّلْنَاهُمْ=çevirdik بِجَنَّتَيْهِمْ=onların iki bahçesiniجَنَّتَيْنِ=iki bahçeye ذَوَاتَيْ=olan أُكُلٍ=yemişli خَمْطٍ=buruk وَ=ve أَثْلٍ=acı meyveliوَ=ve(çevirdik) شَيْءٍ=bir şeye مِنْ سِدْرٍ=Sidr(Hünnap) ağaçlı قَلِيلٍ=az sayıda
 ‎﴾ 17 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu جَزَيْنَاهُمْ=karşılığınıı«cezã»ödetişimizdir onlaraبِمَا=karşılık كَفَرُواۖ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmelerine«küfr_kãfir»وَ=ve هَلْ=miyiz? نُجَازِي=Biz karşılığını ödetir«cezã»إِلَّا=başkasına الْكَفُورَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerden«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık بَيْنَهُمْ=onların arasında وَ=ile بَيْنَ الْقُرَى=o yerleşimler«karye»الَّتِي=olduğumuz بَارَكْنَا=bereket vermiş«berekãt_mubãrek»فِيهَا=içerisindeقُرًى=yerleşimler«karye»ظَاهِرَةً=açıkça görünenوَ=ve قَدَّرْنَا=ölçüye bağladık«kadîr_mikdãr»فِيهَا=oralar içerisinde السَّيْرَۖ=o yürüyüşüسِيرُوا=yürüyün فِيهَا=oralarda لَيَالِيَ=geceleri وَ=ve أَيَّامًا=gündüzleri آمِنِينَ=güven içinde
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=sonra قَالُوا=dediler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»بَاعِدْ=uzaklaştır بَيْنَ=arasını أَسْفَارِنَا=seferlerimizinوَ=ve ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettiler أَنْفُسَهُمْ=kendilerineفَ=böylece جَعَلْنَاهُمْ=çevirdik onları أَحَادِيثَ=hikayelereوَ=ve مَزَّقْنَاهُمْ=darmadağın ettik onları كُلَّ=hepsini مُمَزَّقٍۚ=parçalayarakإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِكُلِّ=herkes için صَبَّارٍ=zorluklara göğüs geren«sabr_sãbir»شَكُورٍ=kıymet bilen«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki صَدَّقَ=gerçeği söylemiştir«sıdk_sãdık»عَلَيْهِمْ=onlar hakkında إِبْلِيسُ=İblis ظَنَّهُ=zannında«zann»فَ=böylece اتَّبَعُوهُ=peşine takıldılar«ittebã»onunإِلَّا=başka فَرِيقًا=bir kesimden«ferîk»مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=yoktu لَهُ=ona ait عَلَيْهِمْ=onlar üzerinde مِنْ=herhangi سُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»إِلَّا=sırf لِنَعْلَمَ=tanıyıp ayırdedelim diyedirمَنْ=kimseyi يُؤْمِنُ=inanıp güvenen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′eمِمَّنْ=olan kimseden هُوَ=kendisi مِنْهَا=bundan فِي=içinde شَكٍّۗ=bir ikilem«şekk»وَ=ve رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeyi حَفِيظٌ=muhafaza edendir«hafîz»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   قُلِ=de ki ادْعُوا=çağırın«duã»الَّذِينَ=olduklarınızı زَعَمْتُمْ=sizin iddia etmiş«zağm»مِنْ دُونِ=değil de اللَّهِۖ=Allah′ıلَا يَمْلِكُونَ=yetki sahibi«mãlik»değildirler مِثْقَالَ=ağırlığınca ذَرَّةٍ=zerre فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَلَا=ne de فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve مَا=yoktur لَهُمْ=onların فِيهِمَا=bu ikisinde مِنْ=herhangi شِرْكٍ=bir ortaklıkları«şirk_müşrik»وَ=ve مَا=yoktur لَهُ=O′na مِنْهُمْ=onlardan مِنْ=herhangi ظَهِيرٍ=bir arka çıkacak
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve لَا تَنْفَعُ=fayda vermez الشَّفَاعَةُ=o şefaat عِنْدَهُ=O′nun katındaإِلَّا=hariç لِمَنْ=kimselerinki أَذِنَ=izin verdiği لَهُۚ=O′nunحَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman فُزِّعَ=korku giderildiği عَنْ قُلُوبِهِمْ=onların yüreklerindenقَالُوا=dediler ki مَاذَا=ne? قَالَ=demişti رَبُّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»قَالُوا=dediler ki الْحَقَّۖ=o Gerçeği«hakk»وَ=ve هُوَ=O′dur الْعَلِيُّ=‑asıl‑”Yüce Olan”«alî»الْكَبِيرُ=‑asıl‑”Büyük Olan”«kebîr»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kim? يَرْزُقُكُمْ=«nimetlerinden» faydalandırıyor«rızk»مِنَ السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzününقُلِ=de ki اللَّهُۖ=Allah′tırوَ=ve(de) إِنَّا=ki biz أَوْ=ya da إِيَّاكُمْ=sizلَعَلَىٰ=mutlaka ‑temeli‑üzerindeyiz هُدًى=bir yol gösterişin«hüdã»أَوْ=veya فِي=içindeyiz ضَلَالٍ=bir yolu şaşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   قُلْ=de ki لَا تُسْأَلُونَ=sorulacak değilsiniz عَمَّا=olduklarımızdan أَجْرَمْنَا=bizim suç«cürüm_mücrim»olarak işlemişوَلَا=ne de نُسْأَلُ=biz sorulacağız عَمَّا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapmakta
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قُلْ=de ki يَجْمَعُ=toplayacak بَيْنَنَا=bir araya bizi رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»ثُمَّ=sonrasında يَفْتَحُ=açıklığa kavuşturacak hükmü verecektir بَيْنَنَا=aramızda بِالْحَقِّ=o Gerçek«hakk»ileوَ=ve هُوَ=O الْفَتَّاحُ=‑asıl‑”Açıklığa Kavuşturacak Olan”dır«fettãh»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   قُلْ=de ki أَرُونِيَ=gösterin banaالَّذِينَ=olduklarınızı أَلْحَقْتُمْ=sizin tutmuş بِهِ=O′na شُرَكَاءَۖ=denkler«şerîk»كَلَّاۚ=Asla olmaz!بَلْ=aksine هُوَ=Kendisi اللَّهُ=Allah′ın الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَاكَ=Biz göndermedik seniإِلَّا=olman dışında كَافَّةً=bütünüyle لِلنَّاسِ=insanlar için بَشِيرًا=bir müjdeleyici وَ=ve نَذِيرًا=bir uyarıcıوَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar ki مَتَىٰ=ne zaman هَٰذَا=bu الْوَعْدُ=verilen söz«va′d»إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   قُلْ=de ki لَكُمْ=‑vardır‑sizin için مِيعَادُ=verilmiş bir söz«va′d»يَوْمٍ=bir gün içinلَا تَسْتَأْخِرُونَ=geri kalacak değilsiniz عَنْهُ=ondan سَاعَةً=bir saatوَلَا=ne de تَسْتَقْدِمُونَ=ileri geçeceksiniz
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَنْ نُؤْمِنَ=biz asla inanıp güvenmeyiz«îmãn»بِهَٰذَا=bu الْقُرْآنِ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân′a«kur′ãn»وَلَا=ne de الَّذِينَ=olanlara بَيْنَ يَدَيْهِۗ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında»وَلَوْتَرَىٰ=bir görseydin إِذِ=o vakit الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenleri«zulm_zãlim»مَوْقُوفُونَ=tutuklanmışعِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»يَرْجِعُ=laf atarlarken بَعْضُهُمْ=onlardan kimi إِلَىٰ بَعْضٍ=kimine الْقَوْلَ=o söyleneniيَقُولُ=derler ki الَّذِينَ=kimseler اسْتُضْعِفُوا=aciz«daîf»duruma düşürülmüş لِلَّذِينَ=kimselere اسْتَكْبَرُوا=büyüklenen«kibr»لَوْلَا=eğer olmasaydınız أَنْتُمْ=siz لَكُنَّا=muhakkak biz olurduk مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler اسْتَكْبَرُوا=büyüklenen«kibr»لِلَّذِينَ=kimselere اسْتُضْعِفُوا=aciz«daîf»duruma düşürülmüşأَ=mi? نَحْنُ=biz صَدَدْنَاكُمْ=alıkoyduk sizi عَنِ الْهُدَىٰ=o yol gösterişten«hüdã»بَعْدَ=sonra إِذْ=zamandan جَاءَكُمْۖ=size geldiğiبَلْ=yok aslında! كُنْتُمْ=idiniz مُجْرِمِينَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler اسْتُضْعِفُوا=aciz«daîf»duruma düşürülmüş لِلَّذِينَ=kimselere اسْتَكْبَرُوا=büyüklenmiş«kibr»بَلْ=yok aslında! مَكْرُ=kurulmuş planlardı«mekr»اللَّيْلِ=gece وَ=ve النَّهَارِ=gündüzإِذْ=o vakit تَأْمُرُونَنَا=istediğinizi söylerdiniz«emr» bizden أَنْ نَكْفُرَ=görmezlikten gelmemizi«küfr_kãfir»بِاللَّهِ=Allah′ıوَ=ve نَجْعَلَ=kılmamızı لَهُ=O′na أَنْدَادًاۚ=denkler«endãd»وَ=ve أَسَرُّوا=içlerinde gizlediler«sirra»النَّدَامَةَ=pişmanlıklarıلَمَّا رَأَوُا=görünce الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»وَ=ve de جَعَلْنَا=yaptık الْأَغْلَالَ=demir halkalar فِي أَعْنَاقِ=boyunlarına الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»هَلْ=mı? يُجْزَوْنَ=karşılığını«cezã»alıyorlar إِلَّا=dışında مَا=şeylerin كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=Biz göndermedik فِي قَرْيَةٍ=bir yerleşime«karye»مِنْ=herhangi نَذِيرٍ=bir uyarıcıإِلَّا=olmayan قَالَ=demiş مُتْرَفُوهَا=oranın refaha erdirilmişleriإِنَّا=ki biz بِمَا=şeylerin أُرْسِلْتُمْ=gönderildiğiniz sizin بِهِ=kendisini كَافِرُونَ=görmezlikten geleniz«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler kiنَحْنُ=biz أَكْثَرُ=daha çoğuz أَمْوَالًا=malca وَ=ve أَوْلَادًا=evlatçaوَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِمُعَذَّبِينَ=cezalandırılacak«azãb»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   قُلْ=de إِنَّ=ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»يَبْسُطُ=genişletir الرِّزْقَ=faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk»لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediğiوَ=ya da يَقْدِرُ=kısıt(ölçü) koyar«kadîr_mikdãr»وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir أَمْوَالُكُمْ=mallarınızوَلَا=ne de أَوْلَادُكُمْ=evlatlarınızبِالَّتِي=kendisiyle olduğunuz تُقَرِّبُكُمْ=sizin yaklaştırılacak عِنْدَنَا=katımızda زُلْفَىٰ=mertebeceإِلَّا=başkadır مَنْ=kimseler آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve عَمِلَ=yapmış صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»فَ=şu halde أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=kendilerinedir جَزَاءُ=bir karşılık«cezã»الضِّعْفِ=kat kat fazlası بِمَا=olduklarının عَمِلُوا=onların yapmışوَ=ve هُمْ=onlar فِي الْغُرُفَاتِ=köşkler içinde آمِنُونَ=güvendedir
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler يَسْعَوْنَ=çalışanفِي آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»hakkında مُعَاجِزِينَ=etkisiz kılmağaأُولَٰئِكَ=işte onlar فِي=içine الْعَذَابِ=o cezanın«azãb»مُحْضَرُونَ=getirileceklerdir
 ‎﴾ 39 ﴿‎   قُلْ=de إِنَّ=ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»يَبْسُطُ=genişletir الرِّزْقَ=faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk»لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediği مِنْ عِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerindenوَ=ya da يَقْدِرُ=kısıt(ölçü) koyar«kadîr_mikdãr»لَهُۚ=onun içinوَ=ve مَا=ne أَنْفَقْتُمْ=uğrunda sarf«infãk»etseniz مِنْ شَيْءٍ=bir şeydenفَ=bunun üzerine هُوَ=O يُخْلِفُهُۖ=ardından yerine getirir«halef»onunوَ=ve هُوَ=O خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sidir«hayr»الرَّازِقِينَ=«nimetlerden» faydalandıranların«rızk»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün يَحْشُرُهُمْ=toplar«haşr»onları جَمِيعًا=hep birlikteثُمَّ=sonrasında يَقُولُ=der ki لِلْمَلَائِكَةِ=meleklereأَ=mı? هَٰؤُلَاءِ=bunlar إِيَّاكُمْ=size كَانُوا=idiler يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor
 ‎﴾ 41 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سُبْحَانَكَ=Sen «zanlardan» aşkınsın«subhãn»أَنْتَ=Sen′sin وَلِيُّنَا=bizim "destek çıkan yakın"ımız«velî_evliyã»مِنْ دُونِهِمْۖ=değil de onlarبَلْ=yok aslında! كَانُوا=oldular يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmakta الْجِنَّۖ=cinlereأَكْثَرُهُمْ=onların çoğu بِهِمْ=onlara مُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmişlerdi«mü′min»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   فَ=şu halde الْيَوْمَ=o gün لَا يَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»değildir بَعْضُكُمْ=kiminiz لِبَعْضٍ=kimine نَفْعًا=bir faydayaوَلَا=ne de ضَرًّا=zarara«dırãr»وَ=ve نَقُولُ=Biz deriz ki لِلَّذِينَ=kimselere ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişذُوقُوا=tadın عَذَابَ=cezasını«azãb»النَّارِ=o Ateş«nãr»الَّتِي=olduğunuz كُنْتُمْ=olmuş بِهَا=onu تُكَذِّبُونَ=yalan sayıp duruyor«tekzîb»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara آيَاتُنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»بَيِّنَاتٍ=açık delilli«beyyine»قَالُوا=dediler ki مَا=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başka bir şey رَجُلٌ=bir adamdanيُرِيدُ=isteyen أَنْ يَصُدَّكُمْ=alıkoymayı siziعَمَّا=şeylerden كَانَ=oldukları يَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmakta آبَاؤُكُمْ=babalarınızınوَ=ve قَالُوا=dediler ki مَا=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başka bir şeyإِفْكٌ=bir Dolap′tan«ifk»مُفْتَرًىۚ=uydurulmuş«ifterã»وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لِلْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»لَمَّا جَاءَهُمْ=kendilerine gelinceإِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası سِحْرٌ=bir aldatmacadan(veya ”sihirden”) مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve مَا آتَيْنَاهُمْ=Biz vermemiştik onlara مِنْ=herhangi birini كُتُبٍ=«ilâhî» Metinlerden«kitãb»يَدْرُسُونَهَاۖ=okuyacakları kendileriniوَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=göndermemiştik إِلَيْهِمْ=onlara قَبْلَكَ=senden önce مِنْ=herhangi نَذِيرٍ=bir uyarıcı
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve كَذَّبَ=yalancı sayıp durmuşlardı«tekzîb»الَّذِينَ=kimseler مِنْ قَبْلِهِمْ=kendilerinden öncekiler içerisindenوَ=ve de مَا بَلَغُوا=erişmemişlerdir مِعْشَارَ=onda birine مَا=olduklarımızın آتَيْنَاهُمْ=onlara vermişفَ=bu halde كَذَّبُوا=yalancı sayıp durdular«tekzîb»رُسُلِيۖ=Elçilerimi«rasûl»فَ=sonra da كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu نَكِيرِ=beni inkar
 ‎﴾ 46 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَعِظُكُمْ=nasihat ediyorum size بِوَاحِدَةٍۖ=tek bir şeyiأَنْ تَقُومُوا=karşısında dikilmenizi«kıyãm»لِلَّهِ=Allah′ın مَثْنَىٰ=ikişer ikişer وَ=veya فُرَادَىٰ=teker tekerثُمَّ=sonra da تَتَفَكَّرُواۚ=üzerinde kafa yorun«tefekkür»مَا=yoktur بِصَاحِبِكُمْ=yoldaşınızda«eshãb_sãhib»مِنْ=herhangi جِنَّةٍۚ=bir delilik(veya”cinlenme”)إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası نَذِيرٌ=bir uyarıcıdan لَكُمْ=sizin içinبَيْنَ يَدَيْ=huzurunda«deyim  iki eli arasında»عَذَابٍ=bir cezanın«azãb»شَدِيدٍ=çetin
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قُلْ=de ki مَا سَأَلْتُكُمْ=ben istemedim sizden مِنْ=herhangi أَجْرٍ=bir bedel«ecr»فَ=şu halde هُوَ=o لَكُمْۖ=size aittirإِنْ=değildir أَجْرِيَ=benim bedelim«ecr»إِلَّا=olandan başkası عَلَى=ait اللَّهِۖ=Allah′aوَ=ve هُوَ=O عَلَىٰ=üzerinde كُلِّ شَيْءٍ=her şey شَهِيدٌ=sağlam bir tanıktır«şehîd»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   قُلْ=de إِنَّ=ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»يَقْذِفُ=atar(veya ”ortaya koyar”) بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»عَلَّامُ=bilendir الْغُيُوبِ=Görülmeyen«gerçek» leri«ğayb»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   قُلْ=de ki جَاءَ=gelmiştir الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»وَ=ve مَا=değildir يُبْدِئُ=ilk kez yapacak(yaratacak)«bedee»الْبَاطِلُ=o uyduruk ve asılsız«bãtıl»olanوَمَا=ne de يُعِيدُ=”ikinci kez yapacak(yaratacak)”«eãde»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنْ=eğer ضَلَلْتُ=yolu saşırmışsam«dalãl»فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece أَضِلُّ=yolu saşırırım«dalãl»عَلَىٰ=aleyhine نَفْسِيۖ=kendiminوَ=ve إِنِ=eğer اهْتَدَيْتُ=gösterilmiş yola girmişsem«hüdã»فَ=o zaman بِ=ötürüdür مَا=şeyden يُوحِي=mesajla ilettiği«vahy»إِلَيَّ=bana رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imin«rabb»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O سَمِيعٌ=işitendir«semí»قَرِيبٌ=yakında olandır«karîb»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَلَوْتَرَىٰ=bir görseydinإِذْ=o vakit فَزِعُوا=telaşa düştükleriniفَ=bu halde لَا=yoktur فَوْتَ=kurtuluşوَ=ve أُخِذُوا=yakalanmışlardır مِنْ مَكَانٍ=bir yerden قَرِيبٍ=yakında«karîb»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve de قَالُوا=derlerdi ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِهِ=onaوَ=oysa أَنَّىٰ=nasıl olur? لَهُمُ=onlar içinالتَّنَاوُشُ=elde etmeleri مِنْ مَكَانٍ=yerden بَعِيدٍ=uzak
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve قَدْ=emin olun ki كَفَرُوا=görmezlikten gelmişlerdi«küfr_kãfir»بِهِ=onu مِنْ قَبْلُۖ=daha önceوَ=ve يَقْذِفُونَ=fırlatıp duruyorlardı بِالْغَيْبِ=«gıyaben»”görmemekle birlikte”«ğayb»مِنْ مَكَانٍ=bir yerden بَعِيدٍ=uzak
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve حِيلَ=perde çekildi بَيْنَهُمْ=onların arasına وَ=ile بَيْنَ=arasına مَا=olduğu يَشْتَهُونَ=canlarının çekiyor«şehvet»كَمَا=gibi فُعِلَ=yapıldığı بِأَشْيَاعِهِمْ=camialarındakilere«şiyá»مِنْ قَبْلُۚ=bundan önceإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=olmuşlardı فِي=içinde شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مُرِيبٍ=kuşku veren
Âyet Metni : (Sebe'.1) (22. Cüz | 428. Sayfa)
Okunuşu :
1. elḥamdü lillâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍi velehü-lḥamdü fi-l'âḫirah. vehüve-lḥakîmü-lḫabîr.
(Sebe'.1) Grameri
الْحَمْدُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْحَمْدُ : All praises ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ح م دلِلّٰهِ : (be) to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لِلّٰهِ : Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هالَّذِى : One Who ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril tekil]لَهُ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لَهُ : Him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]مَا : whatever ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]فِى : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]السَّمَاوَاتِ : the ::: [Belirlilik Takısı]السَّمَاوَاتِ : heavens ::: [İsim] [Dişil çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س م ووَمَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَمَا : whatever ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]فِى : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْأَرْضِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْأَرْضِ : earth ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ر ضوَلَهُ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَلَهُ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]وَلَهُ : Him ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]الْحَمْدُ : (are) the ::: [Belirlilik Takısı]الْحَمْدُ : all praises ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ح م دفِى : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْاٰخِرَةِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْاٰخِرَةِ : Hereafter ::: [İsim] [Dişil tekil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ خ روَهُوَ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَهُوَ : He ::: [Şahıs Zamiri] [Şahıs:O/eril]الْحَكِيمُ : (is) the ::: [Belirlilik Takısı]الْحَكِيمُ : All‑Wise ::: [İsim] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ح ك مالْخَبِيرُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْخَبِيرُ : All‑Aware ::: [Sıfat] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: خ ب ر
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu