Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Bir Sûre ki indirdik ve farz kıldık hem içinde açık açık âyetler indirdik gerek ki beller tutarsınız
B.Bayraklı
1. Bu, hükümlerini farz kılarak indirdiğimiz bir sûredir. Bu sûrede düşünüp öğüt alasınız diye apaçık deliller de indirdik.
A.Bayındır
1. Bu, indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir.[*] Bu surede apaçık ayetler indirdik belki doğru bilgileri kullanırsınız.[*] Ayette geçen “sûre” kelimesinin kök anlamı “çevreleme ve yükselme”dir. “Şehrin etrafını çeviren duvar” için aynı kökten “sûr” kelimesi kullanılır (Hadid 57/13). İki ucu birleşik ve sınır ifade eden bir yapıda olduğu için bileziğe “sivâr” denir (İnsan 76/21). “Sûre” kelimesi de bir şeyi diğerlerinden ayırmak için çizilen sınırı ifade eder. Sınırlar, yerine göre değişebilir. Nitekim Kur’ân’ın 114 bölümünden her birini diğerinden ayıran çeşitli ölçütler vardır. Mesela Fâtiha sûresi, Allah’ın dininin temel ilkelerini en öz biçimde bildirir. Yusuf sûresi bir kıssayı tüm ayrıntılarıyla baştan sona anlatır. Ancak sûre kelimesi Kur’ân’da daha kapsamlı bir kullanıma sahiptir. “Herhangi bir konudaki ayetlerden oluşan anlam kümesi” olarak tanımlayabileceğimiz “kur’ân” kavramı ile sûre kavramı arasında bir irtibat vardır. Ayetlerdeki kullanımlara bakılırsa sûrenin, “herhangi bir konudaki ardışık ayetler topluluğu” olduğu söylenebilir. Bu yönüyle her sûre bir kur’ândır ancak her kur’ân sûre değildir. Çünkü kur’ânın oluşması için ardışık ayetler şart değildir. Herhangi bir konuda farklı yerlerden seçilen ayetler kur’ânı oluşturur ancak mushaftaki yerleri açısından ardışık ayetler olmadığı için bunlara sûre denmez. Ardışık ayetlerden oluşan bir sûrenin herhangi bir ayeti, bir başka anlam kümesinin ayeti de olabilir.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. (Bu) bizim indirdiğimiz ve (hükümlerinin tatbikini) farz kıldığımız bir suredir. Öğüt alasınız diye onda apaçık ayetler indirdik.
S.Ateş
1. Bu indirdiğimiz ve uygulanmasını farz kıldığımız bir sûredir. Düşünüp öğüt almanız için onda açık açık âyetler indirdik.
İngilizce Kelime Meali
سُورَةٌ=A Surah ‑ أَنزَلْنٰهَا=We (have) sent it down وَفَرَضْنٰهَا=and We (have) made it obligatory, وَأَنزَلْنَا=and We (have) revealed فِيهَآ=therein ءَايٰتٍۭ=Verses بَيِّنٰتٍ=clear, لَّعَلَّكُمْ=so that you may تَذَكَّرُونَ=take heed.
(24) Nûr Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   سُورَةٌ=bir sûredir أَنْزَلْنَاهَا=indirdiğimiz kendisini وَ=ve فَرَضْنَاهَا=takdir etmiş olduğumuz«farada»kendisiniوَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik فِيهَا=onun içinde آيَاتٍ=«açık işaret»ayetler«ãyet»بَيِّنَاتٍ=açık delilli«beyyine»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırsınız«tezekkür»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   الزَّانِيَةُ=zina eden kadına وَ=ve الزَّانِي=zina eden erkeğeفَ=bunun üzerine اجْلِدُوا=vurun كُلَّ وَاحِدٍ=her birine مِنْهُمَا=o ikisinden مِائَةَ=yüz جَلْدَةٍۖ=değnekوَ=ve لَا تَأْخُذْكُمْ=tutmasın sizi بِهِمَا=o ikisine karşı رَأْفَةٌ=acıma duygusuفِي دِينِ=Yargılamasında«dîn»اللَّهِ=Allah′ınإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz تُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِۖ=Ahiretوَ=ve لْيَشْهَدْ=tanık«şãhid» olsun عَذَابَهُمَا=o ikisinin cezasına«azãb»طَائِفَةٌ=bir grup مِنَ=içerisinden الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   اَلزَّانِي=o zina eden erkek لَا يَنْكِحُ=nikahlamayacaktır إِلَّا=başkasını زَانِيَةً=zina eden bir kadındanأَوْ=veya مُشْرِكَةً=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»bir kadındanوَ=ve الزَّانِيَةُ=o zina eden kadın لَا يَنْكِحُهَا=nikahlamayacaktır kendini إِلَّا=başkasıyla زَانٍ=zina eden bir erkektenأَوْ=veya مُشْرِكٌۚ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»erkektenوَ=ve حُرِّمَ=yasak«haram»kılınmıştır ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler يَرْمُونَ=suç atan الْمُحْصَنَاتِ=«evlilikle» koruma altına alınmış kadınlaraثُمَّ=sonrasında لَمْ يَأْتُوا=getirmeyen بِأَرْبَعَةِ=dört شُهَدَاءَ=sağlam tanık«şehîd»فَ=bu halde اجْلِدُوهُمْ=vurun onlara ثَمَانِينَ=seksen جَلْدَةً=değnekوَ=ve لَا تَقْبَلُوا=kabul etmeyin لَهُمْ=onlardan شَهَادَةً=bir tanıklık«şãhid»أَبَدًاۚ=sonsuza dekوَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْفَاسِقُونَ=yoldan çıkmış kimselerdir«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   إِلَّا=ancak hariçtir الَّذِينَ=kimseler تَابُوا=olumsuzluktan dönüş yapmış«tevbe_tevvãb»مِنْ بَعْدِ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundanوَ=ve de أَصْلَحُوا=kendini düzeltmiş«ıslah_sulh»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler يَرْمُونَ=suç atan أَزْوَاجَهُمْ=eşlerineوَ=ve لَمْ يَكُنْ=olmayan لَهُمْ=onların شُهَدَاءُ=sağlam tanıkları«şehîd»إِلَّا=başka أَنْفُسُهُمْ=kendilerindenفَ=bu halde شَهَادَةُ=tanıklığı«şãhid»أَحَدِهِمْ=onların birininأَرْبَعُ=dört defa شَهَادَاتٍ=tanık«şãhid» tutmadır بِاللَّهِۙ=Allah′ıإِنَّهُ=diye kendisi لَمِنَ الصَّادِقِينَ=mutlaka gerçeği söyleyenlerdendir«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve الْخَامِسَةُ=beşincisiأَنَّ=diye لَعْنَتَ=dışlayıp horlayışı«la′net»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْهِ=kendi«eril» üzerine olsunإِنْ=eğer كَانَ=o ise«eril» مِنَ الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerden«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve يَدْرَأُ=savar عَنْهَا=ondan«dişil» الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»أَنْ تَشْهَدَ=onun«dişil» tanıklık edişi«şãhid»أَرْبَعَ=dört defaشَهَادَاتٍ=tanık«şãhid» tutmadır بِاللَّهِۙ=Allah′ıإِنَّهُ=ki olduğuna«eril» لَمِنَ الْكَاذِبِينَ=kesinlikle yalan söyleyenlerden«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve de الْخَامِسَةَ=beşinci defaأَنَّ=olsun diye غَضَبَ=hiddetini«ğadab»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْهَا=kendi üzerine«dişil»إِنْ=eğer كَانَ=o olursa«eril» مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَلَوْلَا=ya olmasaydı فَضْلُ=lütfu«fadl»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=sizeوَ=ve رَحْمَتُهُ=merhameti«rahmet»وَ=ve أَنَّ=olması اللَّهَ=Allah′ın تَوَّابٌ=olumsuzluktan dönüş yapan«hiddetten merhamete»«tevbe_tevvãb»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olan«hakîm»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler جَاءُوا=getirmiş بِالْإِفْكِ=o Dolap′ı«ifk»عُصْبَةٌ=bir küme insandır مِنْكُمْۚ=aranızdanلَا تَحْسَبُوهُ=sanmayın onu شَرًّا=zararlı ve kötü«şerr»لَكُمْۖ=sizin içinبَلْ=yok aslında! هُوَ=o خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْۚ=sizin içinلِكُلِّ=‑vardır‑ hepsi için امْرِئٍ=kişilere مِنْهُمْ=onlardan مَا=oldukları اكْتَسَبَ=işlemiş مِنَ الْإِثْمِۚ=günahtan«ism_esîm»وَ=ise الَّذِينَ=kimselere تَوَلَّىٰ=işin başına geçen كِبْرَهُ=onun en büyüğüمِنْهُمْ=içlerindenلَهُ=‑vardır‑ onun için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   لَوْلَا=olsa ya!إِذْ=zaman سَمِعْتُمُوهُ=onu işittiğinizظَنَّ=zanda bulunsa«zann»الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekler وَ=ve الْمُؤْمِنَاتُ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlar بِأَنْفُسِهِمْ=birbirlerineخَيْرًا="faydalı ve iyi"«hayr»yöndeوَ=ve قَالُوا=deseler هَٰذَا=bu إِفْكٌ=bir Dolap′tır«ifk»مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   لَوْلَا=olsa ya! جَاءُوا=getirseler عَلَيْهِ=ona بِأَرْبَعَةِ=dört شُهَدَاءَۚ=sağlam tanık«şehîd»فَ=bu halde إِذْ=zaman لَمْ يَأْتُوا=getirmedikleri بِالشُّهَدَاءِ=o sağlam tanıkları«şehîd»فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onlar عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allahهُمُ=kendileridir الْكَاذِبُونَ=yalan söyleyenler«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı فَضْلُ=lütfu«fadl»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=sizeوَ=ve رَحْمَتُهُ=merhameti«rahmet»فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve الْآخِرَةِ=Ahiret′teلَمَسَّكُمْ=mutlaka dokunurdu sizeفِي=hakkında مَا=şey أَفَضْتُمْ=daldığınız فِيهِ=içineعَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   إِذْ=çünkü تَلَقَّوْنَهُ=siz alıyorsunuz onu بِأَلْسِنَتِكُمْ=dillerinizleوَ=ve تَقُولُونَ=söylüyorsunuz بِأَفْوَاهِكُمْ=ağızlarınızlaمَا=şeyi لَيْسَ=olmayan لَكُمْ=sizin بِهِ=kendisi hakkında عِلْمٌ=bir bilginiz«ilm»وَ=ve تَحْسَبُونَهُ=sanıyorsunuz onu هَيِّنًا=önemsiz bir şeyوَ=oysa هُوَ=o عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah عَظِيمٌ=muazzamdır«azîm»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve لَوْلَا=hiç olmazsa إِذْ=zaman سَمِعْتُمُوهُ=onu işittiğinizقُلْتُمْ=deseydiniz ki مَا يَكُونُ=olmaz لَنَا=bize göre أَنْ نَتَكَلَّمَ=konuşmamız بِهَٰذَا=bunuسُبْحَانَكَ=Sen «zanlardan» aşkınsın«subhãn»هَٰذَا=bu بُهْتَانٌ=bir iftiradır عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   يَعِظُكُمُ=nasihat ediyor size اللَّهُ=Allahأَنْ تَعُودُوا=”ikinci kez yapmamanız”«eãde»için لِمِثْلِهِ=onun dengini أَبَدًا=sonsuza dekإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve يُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمُ=size الْآيَاتِۚ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere يُحِبُّونَ=isteyen أَنْ تَشِيعَ=yayılıp taraftar toplamasınıالْفَاحِشَةُ=o ahlaksızlığın«fahşa»فِي=içinde الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve الْآخِرَةِۚ=Ahiret′teوَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilirوَ=ise أَنْتُمْ=siz لَا تَعْلَمُونَ=bilmezsiniz
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve لَوْلَا=ya olmasaydı فَضْلُ=lütfu«fadl»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=sizeوَ=ve de رَحْمَتُهُ=merhameti«rahmet»وَ=ve أَنَّ=olması اللَّهَ=Allah′ın رَءُوفٌ=çok şefkatli رَحِيمٌ=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَتَّبِعُوا=peşine takılmayın«ittebã»خُطُوَاتِ=adımlarının الشَّيْطَانِۚ=şeytanınوَ=ve مَنْ=kim يَتَّبِعْ=peşine takılırsa«ittebã»خُطُوَاتِ=adımlarının الشَّيْطَانِ=şeytanınفَ=bu durumda إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o يَأْمُرُ=yapılmasını istediğini söyler«emr»بِالْفَحْشَاءِ=ahlaksızlıkların«fahşa»وَ=ve الْمُنْكَرِۚ=çirkinliklerin«münker»وَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı فَضْلُ=lütfu«fadl»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=sizeوَ=ve de رَحْمَتُهُ=merhameti«rahmet»مَا زَكَىٰ=temizlemezdi مِنْكُمْ=aranızdan مِنْ=herhangi أَحَدٍ=birini أَبَدًا=sonsuza dekوَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah يُزَكِّي=arındırır مَنْ=kimseyi يَشَاءُۗ=dileyen(veya ”dilediği”)وَ=ve اللَّهُ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَا يَأْتَلِ=yemin etmesinler أُولُوا=sahipleri الْفَضْلِ=lütuf«fadl»مِنْكُمْ=aranızdanوَ=ve(sahipleri) السَّعَةِ=servetأَنْ يُؤْتُوا=vermemeğe أُولِي=olanlara الْقُرْبَىٰ=yakınlığı وَ=ve الْمَسَاكِينَ=zavallılara«miskîn»وَ=ve الْمُهَاجِرِينَ=göç edenlere«muhãcir»فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِۖ=Allah′ınوَ=ve لْيَعْفُوا=affetsinler وَ=ve لْيَصْفَحُواۗ=umursamasınlar«safha»أَ=mi? لَا تُحِبُّونَ=hoşunuza gitmez أَنْ يَغْفِرَ=günahlarınızı örtmesi«mağfiret»اللَّهُ=Allah′ın لَكُمْۗ=sizinوَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   «إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَرْمُونَ=suç atanالْمُحْصَنَاتِ=«evlilikle» koruma altına alınmış kadınlara الْغَافِلَاتِ=‑asıl‑habersiz«ğãfil»الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenmiş«mü′min»لُعِنُوا=dışlanıp horlanmışlardır«la′net»فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve الْآخِرَةِ=Ahiret′teوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   يَوْمَ=o gün تَشْهَدُ=tanıklık«şãhid» edecektir عَلَيْهِمْ=kendilerineأَلْسِنَتُهُمْ=dilleri وَ=ve أَيْدِيهِمْ=elleri وَ=ve أَرْجُلُهُمْ=ayaklarıبِمَا=şeylere كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 25 ﴿‎   يَوْمَئِذٍ=o gün يُوَفِّيهِمُ=tam yerine getirir onlara اللَّهُ=Allah دِينَهُمُ=yargılamalarını«dîn»الْحَقَّ=‑asıl‑ Gerçek«hakk»olanوَ=ve يَعْلَمُونَ=onlar bilirlerأَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisinin الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   اَلْخَبِيثَاتُ=pis«habîs»kadınlar لِلْخَبِيثِينَ=pis«habîs»erkekler içindirوَ=ve الْخَبِيثُونَ=pis«habîs»erkekler لِلْخَبِيثَاتِۖ=pis«habîs»kadınlar içindirوَ=ve الطَّيِّبَاتُ=temiz«tayyib»kadınlar لِلطَّيِّبِينَ=temiz«tayyib»erkekler içindirوَ=ve الطَّيِّبُونَ=temiz«tayyib»erkekler لِلطَّيِّبَاتِۚ=temiz«tayyib»kadınlar içindirأُولَٰئِكَ=işte onlar مُبَرَّءُونَ=uzaktırlar مِمَّا=şeylerden يَقُولُونَۖ=onların söyledikleriلَهُمْ=onlar içindir مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesi«mağfiret»وَ=ve رِزْقٌ=faydalandırıldıkları «nimetler» «rızk»كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَدْخُلُوا=girmeyin بُيُوتًا=evlereغَيْرَ=başka بُيُوتِكُمْ=kendi evlerinizdenحَتَّىٰ=olmadan تَسْتَأْنِسُوا=tanıtmanızوَ=ve تُسَلِّمُوا=selam«selãm»vermeniz عَلَىٰ أَهْلِهَاۚ=oranın ahalisine«ehl»ذَٰلِكُمْ=işte bu خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْ=sizin içinلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırsınız«tezekkür»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ تَجِدُوا=bulmayacak olursanız فِيهَا=orada أَحَدًا=kimseyiفَ=o zaman لَا تَدْخُلُوهَا=girmeyin oraya حَتَّىٰ=kadar يُؤْذَنَ=izin verilinceye لَكُمْۖ=sizeوَ=ve إِنْ=eğer قِيلَ=denirse لَكُمُ=size ارْجِعُوا=dönün!فَ=o zaman da ارْجِعُواۖ=dönünهُوَ=bu أَزْكَىٰ=daha temizdir لَكُمْۚ=sizin içinوَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   لَيْسَ=yoktur عَلَيْكُمْ=size جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh»أَنْ تَدْخُلُوا=girmenizde بُيُوتًا=evlere غَيْرَ مَسْكُونَةٍ=oturulmayanفِيهَا=‑bulunan‑içerisinde مَتَاعٌ=bir mal لَكُمْۚ=size aitوَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olduğunuzu تُبْدُونَ=açığa vuruyor وَ=ve مَا=olduğunuzu تَكْتُمُونَ=gizliyor
 ‎﴾ 30 ﴿‎   قُلْ=söyle لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkeklereيَغُضُّوا=çeksinler مِنْ أَبْصَارِهِمْ=bakışlarınıوَ=ve يَحْفَظُوا=muhafaza etsinler فُرُوجَهُمْۚ=mahrem yerleriniذَٰلِكَ=işte bu أَزْكَىٰ=daha temizdir لَهُمْۗ=onlar içinإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»بِمَا=olduklarından يَصْنَعُونَ=onların kurgulayıp hazırlıyor
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=söyle لِلْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlaraيَغْضُضْنَ=çeksinler مِنْ أَبْصَارِهِنَّ=bakışlarını«dişil»وَ=ve يَحْفَظْنَ=muhafaza etsinler فُرُوجَهُنَّ=mahrem yerlerini«dişil»وَ=ve لَا يُبْدِينَ=açıkça göstermesinler زِينَتَهُنَّ=hoşa giden şeylerini«dişil»«ziynet»إِلَّا=dışında مَا=şeyler ظَهَرَ=görünen مِنْهَاۖ=onlardanوَ=ve لْيَضْرِبْنَ=koysunlar بِخُمُرِهِنَّ=başörtülerini«dişil» عَلَىٰ=üstüne جُيُوبِهِنَّۖ=göğüs yırtmaçlarınınوَ=ve لَا يُبْدِينَ=açıkça göstermesinler زِينَتَهُنَّ=hoşa giden şeylerini«dişil»«ziynet»إِلَّا=dışındakilere لِبُعُولَتِهِنَّ=kocaları أَوْ=yahut آبَائِهِنَّ=onların«dişil» babalarıأَوْ=yahut آبَاءِ=babaları بُعُولَتِهِنَّ=kocalarınınأَوْ=yahut أَبْنَائِهِنَّ=onların«dişil» oğulları أَوْ=yahut أَبْنَاءِ=oğulları بُعُولَتِهِنَّ=kocalarınınأَوْ=yahut إِخْوَانِهِنَّ=onların«dişil» kardeşleri أَوْ=yahut بَنِي=oğulları إِخْوَانِهِنَّ=onların«dişil» erkek kardeşlerininأَوْ=yahut بَنِي=oğulları أَخَوَاتِهِنَّ=onların«dişil» kız kardeşlerininأَوْ=yahut نِسَائِهِنَّ=onların«dişil» kadınlarıأَوْ=yahut مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُهُنَّ=güçlerinin«dişil»أَوِ=yahut التَّابِعِينَ=onların«dişil» tabi′leri (hizmetlileri) غَيْرِ=olmayan أُولِي=sahibi الْإِرْبَةِ=arzu ve ihtiyaç مِنَ الرِّجَالِ=erkekler içerisindenأَوِ=yahut الطِّفْلِ=çocuklara الَّذِينَ=olan لَمْ يَظْهَرُوا=henüz farkında olmamış عَلَىٰ عَوْرَاتِ=açık yerlerinin النِّسَاءِۖ=kadınlarınوَ=ve لَا يَضْرِبْنَ=vurmasınlar بِأَرْجُلِهِنَّ=ayaklarını«dişil»لِيُعْلَمَ=bilinmesi için مَا=olduklarının يُخْفِينَ=gizliyor مِنْ زِينَتِهِنَّۚ=hoşa giden şeylerinden«dişil»«ziynet»وَ=ve تُوبُوا=olumsuzluktan dönüş yapın«tevbe_tevvãb»إِلَى اللَّهِ=Allah′a جَمِيعًا=bütünüyle أَيُّهَ=Ey! الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve أَنْكِحُوا=nikahlatın الْأَيَامَىٰ=bekarları مِنْكُمْ=aranızdanوَ=ve الصَّالِحِينَ=düzgün kimseleri«sãlih_sãlihãt»مِنْ عِبَادِكُمْ=erkek «kulluk»hizmet«abd»edenlerinizden وَ=ve إِمَائِكُمْۚ=kadın hizmet edenlerinizden«eme»إِنْ=eğer يَكُونُوا=iseler فُقَرَاءَ=yoksulيُغْنِهِمُ=zenginleştirecektir onları اللَّهُ=Allah مِنْ فَضْلِهِۗ=lütfundan«fadl»وَ=ve اللَّهُ=Allah وَاسِعٌ=kapsayandır«vãsi»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve لْيَسْتَعْفِفِ=kendilerini tutsunlar الَّذِينَ=kimseler لَا يَجِدُونَ=varlığı olmayan نِكَاحًا=evlilik içinحَتَّىٰ=kadar يُغْنِيَهُمُ=onları zengin edinceye اللَّهُ=Allah مِنْ فَضْلِهِۗ=lütfundan«fadl»وَ=ise الَّذِينَ=kimselere يَبْتَغُونَ=arayışında olan الْكِتَابَ=yazılı anlaşma«kitãb»yapmakمِمَّا=olduklarından مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُكُمْ=gücünüzünفَ=bunun üzerine كَاتِبُوهُمْ=yazılı anlaşma«kitãb»yapın onlarlaإِنْ=eğer عَلِمْتُمْ=görürseniz فِيهِمْ=onlar hakkında خَيْرًاۖ=bir fayda ve iyilik«hayr»وَ=ve de آتُوهُمْ=verin onlara مِنْ مَالِ=malından اللَّهِ=Allah′ın الَّذِي=olduğu آتَاكُمْۚ=size vermişوَ=ve لَا تُكْرِهُوا=zorlamayın فَتَيَاتِكُمْ=kız çalışanlarınızı«fetã»عَلَى الْبِغَاءِ=kötü davranmayaإِنْ=eğer أَرَدْنَ=istiyorlarsa تَحَصُّنًا=evlenmeyi (veya ”namuslu kalmayı”)لِتَبْتَغُوا=arayışı için عَرَضَ=sunduklarının الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَاۚ=dünyaوَ=ve مَنْ=kim يُكْرِهْهُنَّ=zorlarsa onları«dişil»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah مِنْ بَعْدِ=sonra إِكْرَاهِهِنَّ=zorlanmalarından«dişil»غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَنْزَلْنَا=indirdik إِلَيْكُمْ=sizeآيَاتٍ=«açık işaret»ayetler«ãyet»مُبَيِّنَاتٍ=apaçık«mübîn»وَ=ve مَثَلًا=bir örnek مِنَ الَّذِينَ=kimseler içerisinden خَلَوْا=gelip geçmiş مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önceوَ=ve مَوْعِظَةً=bir nasihat لِلْمُتَّقِينَ=o kendini sakındıranlar«takvã»için
 ‎﴾ 35 ﴿‎   اللَّهُ=Allah نُورُ=aydınlığıdır«nûr»«sûrenin adıdır»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzününمَثَلُ=durumu نُورِهِ=O′nun aydınlığının«nûr»كَمِشْكَاةٍ=bir kandil gibidirفِيهَا=‑vardır‑onun içerisinde مِصْبَاحٌۖ=bir lambaالْمِصْبَاحُ=o lamba فِي=içerisindedir زُجَاجَةٍۖ=bir camınالزُّجَاجَةُ=o cam كَأَنَّهَا=sanki gibidir kendisi كَوْكَبٌ=bir parlayan gezegen دُرِّيٌّ=incidenيُوقَدُ=yakılır مِنْ شَجَرَةٍ=ağacındakilerden مُبَارَكَةٍ=bereketli«berekãt_mubãrek»زَيْتُونَةٍ=zeytinلَا=ne شَرْقِيَّةٍ=doğudan وَلَا=ne de غَرْبِيَّةٍ=batıdanيَكَادُ=öyle ki neredeyse زَيْتُهَا=onun yağı يُضِيءُ=ışık verirوَلَوْ=bile لَمْ تَمْسَسْهُ=ona değmese نَارٌۚ=bir ateş«nãr»نُورٌ=aydınlık«nûr»عَلَىٰ=üstüne نُورٍۗ=aydınlık«nûr»يَهْدِي=yolunu gösterir«hüdã»اللَّهُ=Allah لِنُورِهِ=aydınlığının«nûr»مَنْ=kimseye يَشَاءُۚ=dileyen(veya ”dilediği”)وَ=ve يَضْرِبُ=örnekler verir اللَّهُ=Allah الْأَمْثَالَ=benzetmelerle لِلنَّاسِۗ=insanlaraوَ=ve اللَّهُ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فِي بُيُوتٍ=‑bulunur‑evlerdeأَذِنَ=izin verdiği اللَّهُ=Allah′ın أَنْ تُرْفَعَ=yükseltilmesineوَ=ve يُذْكَرَ=anılmasına«zikr»فِيهَا=içlerinde اسْمُهُ=adınınيُسَبِّحُ=onlar «zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»لَهُ=O′nun فِيهَا=oradaبِالْغُدُوِّ=sabah وَ=ve الْآصَالِ=akşam
 ‎﴾ 37 ﴿‎   رِجَالٌ=adamlardır لَا تُلْهِيهِمْ=kendilerini alıkoymadığıتِجَارَةٌ=ticaretin وَلَا=ne de بَيْعٌ=alışverişinعَنْ ذِكْرِ=anmaktan(veya ”ilâhî Tembihinden”)«zikr»اللَّهِ=Allah′ıوَ=ve إِقَامِ=gereğince yerine getirmekten«ekãme»الصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de إِيتَاءِ=vermekten الزَّكَاةِۙ=o zekatıيَخَافُونَ=korkarlar يَوْمًا=bir gündenتَتَقَلَّبُ=ters döneceği فِيهِ=onda الْقُلُوبُ=yüreklerin وَ=ve الْأَبْصَارُ=gözlerin
 ‎﴾ 38 ﴿‎   لِيَجْزِيَهُمُ=karşılığını«cezã»vermesi içindir اللَّهُ=Allah′ınأَحْسَنَ=daha güzeliyle«hasen»مَا=olduklarının عَمِلُوا=yapmışوَ=ve(için) يَزِيدَهُمْ=artırması onlara مِنْ فَضْلِهِۗ=lütfundan«fadl»وَ=ve اللَّهُ=Allah يَرْزُقُ=«nimetlerden» faydalandırır«rızk»مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediği بِغَيْرِ=olmadan حِسَابٍ=bir hesap(veya”ölçü”)
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»أَعْمَالُهُمْ=onların işleri كَسَرَابٍ=bir serap gibidir بِقِيعَةٍ=düz arazidekiيَحْسَبُهُ=sanır onu الظَّمْآنُ=susayan biri مَاءً=bir suحَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءَهُ=ona vardığı لَمْ يَجِدْهُ=bulmaz onda شَيْئًا=herhangi bir şeyوَ=ve de وَجَدَ=bulur اللَّهَ=Allah′ı عِنْدَهُ=kendi yanındaفَ=bu halde وَفَاهُ=O tam verecektir ona حِسَابَهُۗ=hesabınıوَ=ve اللَّهُ=Allah سَرِيعُ=çabuktur الْحِسَابِ=hesapta
 ‎﴾ 40 ﴿‎   أَوْ=yahut كَظُلُمَاتٍ=karanlıklar«zulumãt»gibidirفِي بَحْرٍ=bir denizdeki لُجِّيٍّ=enginيَغْشَاهُ=üstünü örter onun مَوْجٌ=bir dalgaمِنْ فَوْقِهِ=‑vardır‑onun üstünde مَوْجٌ=bir dalgaمِنْ فَوْقِهِ=‑vardır‑onun üstünde سَحَابٌۚ=bir bulutظُلُمَاتٌ=karanlıklar«zulumãt»بَعْضُهَا=kiminin فَوْقَ=üstünde بَعْضٍ=kimisiإِذَا=zaman أَخْرَجَ=dışarı çıkardığı«ihrãc»يَدَهُ=elini لَمْ يَكَدْ يَرَاهَاۗ=neredeyse görmeyecek onuوَ=ve مَنْ=kimseye لَمْ يَجْعَلِ=vermediği اللَّهُ=Allah′ın لَهُ=kendisine نُورًا=bir aydınlık«nûr»فَ=bu halde مَا=olmayacaktır لَهُ=onun مِنْ نُورٍ=bir aydınlığı«nûr»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah ki يُسَبِّحُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»لَهُ=O′nun içinمَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündekiوَ=ve الطَّيْرُ=kuşlar صَافَاتٍۖ=saflar halindekiكُلٌّ=her biri قَدْ=emin ol ki عَلِمَ=bilirصَلَاتَهُ=kendi «iyilik istemek»namazını«salãt»وَ=ve تَسْبِيحَهُۗ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirmeyi«tesbih»O′nunوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِمَا=olduklarını يَفْعَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzününوَ=ve إِلَى اللَّهِ=Allah′adır الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın يُزْجِي=sürüyor سَحَابًا=bulutlarıثُمَّ=sonrasında يُؤَلِّفُ=birleştirir بَيْنَهُ=onun arasınıثُمَّ=sonrasında يَجْعَلُهُ=yığar (sıkıştırır) onları رُكَامًا=üst üsteفَ=sonra da تَرَى=görürsün الْوَدْقَ=yağmurun يَخْرُجُ=ortaya çıktığını«ihrãc»مِنْ خِلَالِهِ=bunun arasındanوَ=ve يُنَزِّلُ=indirir مِنَ السَّمَاءِ=gökteki مِنْ جِبَالٍ=dağlardan فِيهَا=orada مِنْ بَرَدٍ=bir doluفَ=böylece يُصِيبُ=vurur بِهِ=onunla مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediğiوَ=ve يَصْرِفُهُ=öteye çevirir onu عَنْ مَنْ=kimseden يَشَاءُۖ=dilediğiيَكَادُ=neredeyse سَنَا=parıltısı بَرْقِهِ=bunun şimşeğininيَذْهَبُ=alır بِالْأَبْصَارِ=gözleri
 ‎﴾ 44 ﴿‎   يُقَلِّبُ=döndürür اللَّهُ=Allah اللَّيْلَ=gece وَ=ve النَّهَارَۚ=gündüzüإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَعِبْرَةً=kesinlikle bir ibretلِأُولِي=olanlar için الْأَبْصَارِ=gözleri
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah خَلَقَ=yaratmıştır كُلَّ=her دَابَّةٍ=canlıyı مِنْ مَاءٍۖ=sudanفَ=sonra da مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi يَمْشِي=yürür عَلَىٰ=üzerinde بَطْنِهِ=karnıوَ=ve مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi يَمْشِي=yürür عَلَىٰ=üstünde رِجْلَيْنِ=iki ayakوَ=ve مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi يَمْشِي=yürür عَلَىٰ=üstünde أَرْبَعٍۚ=dördüيَخْلُقُ=yaratır اللَّهُ=Allah مَا=neyi يَشَاءُۚ=dilerseإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki أَنْزَلْنَا=Biz indirdik آيَاتٍ=«açık işaret»ayetler«ãyet»مُبَيِّنَاتٍۚ=apaçık«mübîn»وَ=ve اللَّهُ=Allah يَهْدِي=yolunu gösterir«hüdã»مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dileyen(veya ”dilediği”) إِلَىٰ صِرَاطٍ=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve بِالرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl»وَ=ve أَطَعْنَا=benimseyip uyduk«ta′at»ثُمَّ=sonrasında يَتَوَلَّىٰ=sırt çeviriyor«tevellã»فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْهُمْ=onlardanمِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَۚ=işte bununوَ=ve مَا=değillerdir أُولَٰئِكَ=işte onlar بِالْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman دُعُوا=çağırıldıkları«duã»إِلَى اللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»لِيَحْكُمَ=hüküm vermesi için بَيْنَهُمْ=aralarındaإِذَا=bir de bakarsın ki فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْهُمْ=onlara مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenlerdir«iğ′rãd»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer يَكُنْ=olursa لَهُمُ=kendi lehlerine الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»يَأْتُوا=gelirler إِلَيْهِ=ona مُذْعِنِينَ=itaat ederek
 ‎﴾ 50 ﴿‎   أَ=mı? فِي=‑var‑ içinde قُلُوبِهِمْ=kalplerinin مَرَضٌ=bir hastalıkأَمِ=yoksa mı? ارْتَابُوا=kuşku duydularأَمْ=yoksa mı? يَخَافُونَ=korkuyorlarأَنْ يَحِيفَ=haksızlık yapacağından اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِمْ=kendilerineوَ=ve رَسُولُهُۚ=Elçisinin«rasûl»بَلْ=yok aslında! أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenlerdir«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece كَانَ=oldu قَوْلَ=söylediği الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»إِذَا=zaman دُعُوا=çağırıldıkları«duã»إِلَى اللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»لِيَحْكُمَ=hükmetmesi için بَيْنَهُمْ=aralarındaأَنْ يَقُولُوا=diye demeleri سَمِعْنَا=”işittik وَ=ve أَطَعْنَاۚ=benimseyip uyduk”«ta′at»وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erenler
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimler يُطِعِ=benimseyip uyarsa«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»وَ=ve يَخْشَ=çekinirse«huşû»اللَّهَ=Allah′tan وَ=ve يَتَّقْهِ=kendini sakındırırsa«takvã»O′na yönelikفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْفَائِزُونَ=o kurtularak murada erenlerin«fevz»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve أَقْسَمُوا=yemin ettiler بِاللَّهِ=Allah′a جَهْدَ=var gücüyle«cihãd»أَيْمَانِهِمْ=yeminlerininلَئِنْ=muhakkak ki eğer أَمَرْتَهُمْ=istendiği söylenirse«emr» onlaraلَيَخْرُجُنَّۖ=kesinlikle dışarı(sefere) çıkacaklarına«ihrãc»قُلْ=de ki لَا تُقْسِمُواۖ=yemin etmeyinطَاعَةٌ=benimseyip uyma«ta′at»مَعْرُوفَةٌۚ=«hakka» uygun«ma′rûf»olandırإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah خَبِيرٌ=haberdardır«habîr»بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor
 ‎﴾ 54 ﴿‎   قُلْ=de ki أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′aوَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»الرَّسُولَۖ=şu Elçiye«rasûl»فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirseniz«tevellã»فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece عَلَيْهِ=‑vardır‑ona مَا=olan حُمِّلَ=kendisine yükletilmişوَ=ve عَلَيْكُمْ=size مَا=olan حُمِّلْتُمْۖ=size yükletilmişوَ=ve إِنْ=eğer تُطِيعُوهُ=benimseyip uyarsanız«ta′at»ona تَهْتَدُواۚ=gösterilmiş yola girmiş«hüdã»olursunuzوَ=ve مَا=yoktur عَلَى=«üzerinde»sorumluluğunda الرَّسُولِ=o Elçinin«rasûl»إِلَّا=başkası الْبَلَاغُ=tebliğ edişten الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَعَدَ=söz vermiştir«va′d»اللَّهُ=Allahالَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مِنْكُمْ=aranızdanوَ=ve de عَمِلُوا=yapmışlara الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ=muhakkak artlarından yerlerine geçirecektir«halef»فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeكَمَا=gibi اسْتَخْلَفَ=yerlerine geçirdiği«halef»الَّذِينَ=kimseleri مِنْ قَبْلِهِمْ=kendilerinden öncekiler içerisindenوَ=ve لَيُمَكِّنَنَّ=kesinlikle sağlamlaştıracaktır لَهُمْ=kendilerine دِينَهُمُ=dinlerini«dîn»الَّذِي=olduğu ارْتَضَىٰ=uygun görmüş لَهُمْ=kendileri içinوَ=ve لَيُبَدِّلَنَّهُمْ=mutlaka erdirecektir onları مِنْ بَعْدِ=ardından خَوْفِهِمْ=korkularının أَمْنًاۚ=bir güveneيَعْبُدُونَنِي=«kulluk»hizmet«abd»edecekler banaلَا يُشْرِكُونَ=«ortak»denkler kabul etmeyecekler«şirk_müşrik»بِي=bana شَيْئًاۚ=bir şeyiوَ=ve مَنْ=kim(ler) كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بَعْدَ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundanفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْفَاسِقُونَ=yoldan çıkanlardır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de آتُوا=verin الزَّكَاةَ=o zekatıوَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 57 ﴿‎   لَا تَحْسَبَنَّ=sanma الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مُعْجِزِينَ=aciz bırakacaklarını فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzündeوَ=iken مَأْوَاهُمُ=onların barınacakları yer«me′va»النَّارُۖ=o Ateş«nãr»وَ=ve لَبِئْسَ=ne kötüdür الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لِيَسْتَأْذِنْكُمُ=izin istesinler الَّذِينَ=kimseler مَلَكَتْ=idare ettiği«melekût»أَيْمَانُكُمْ=gücünüzünوَ=ve الَّذِينَ=kimseler لَمْ يَبْلُغُوا=henüz ermemiş olan الْحُلُمَ=erginliğe مِنْكُمْ=aranızdanثَلَاثَ=üç مَرَّاتٍۚ=vakitteمِنْ قَبْلِ=önce صَلَاةِ=«iyilik istemek»namazından«salãt»الْفَجْرِ=«Tanyeri»sabahوَ=ve حِينَ=zaman تَضَعُونَ=çıkaracağınız ثِيَابَكُمْ=elbisenizi مِنَ الظَّهِيرَةِ=öğle vaktiوَ=ve مِنْ بَعْدِ=sonra صَلَاةِ=«iyilik istemek»namazından«salãt»الْعِشَاءِۚ=yatsıثَلَاثُ=üç vakittir عَوْرَاتٍ=mahrem olan لَكُمْۚ=sizin içinلَيْسَ=yoktur عَلَيْكُمْ=size وَلَا=ne de عَلَيْهِمْ=onlara جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh»بَعْدَهُنَّۚ=bunun dışındaطَوَّافُونَ=girip çıkarsınız عَلَيْكُمْ=yanına بَعْضُكُمْ=kiminiz عَلَىٰ بَعْضٍۚ=kimininكَذَٰلِكَ=işte böyle يُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمُ=size الْآيَاتِۗ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman بَلَغَ=erdikleri الْأَطْفَالُ=çocuklarınız مِنْكُمُ=içinizde الْحُلُمَ=erginlik çağınaفَ=o zaman لْيَسْتَأْذِنُوا=izin istesinlerكَمَا=gibi اسْتَأْذَنَ=izin istedikleri الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۚ=kendilerinden öncekiler içerisindenكَذَٰلِكَ=işte böyle يُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمْ=size آيَاتِهِۗ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve الْقَوَاعِدُ=oturup kalmış مِنَ النِّسَاءِ=kadınlarınاللَّاتِي=olan لَا يَرْجُونَ=arzu etmiyor نِكَاحًا=evlenmeyiفَ=bu halde لَيْسَ=yoktur عَلَيْهِنَّ=kendileri için«dişil» جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh»أَنْ يَضَعْنَ=çıkarmalarında ثِيَابَهُنَّ=dış örtülerini«dişil»غَيْرَ=olmadan مُتَبَرِّجَاتٍ=sergileme بِزِينَةٍۖ=hoşa giden şeyleri«ziynet»وَ=ve أَنْ يَسْتَعْفِفْنَ=kendilerini tutmaları خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَهُنَّۗ=kendileri için«dişil»وَ=ve اللَّهُ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   لَيْسَ=yoktur عَلَى الْأَعْمَىٰ=köre حَرَجٌ=bir sıkıntı«harac»وَلَا=ne عَلَى الْأَعْرَجِ=topala حَرَجٌ=bir sıkıntı«harac»وَلَا=ne عَلَى الْمَرِيضِ=hastaya حَرَجٌ=bir sıkıntı«harac»وَلَا=ne de عَلَىٰ أَنْفُسِكُمْ=sizeأَنْ تَأْكُلُوا=yemenizde مِنْ بُيُوتِكُمْ=kendi evlerinizdeأَوْ=yahut بُيُوتِ=evlerinde آبَائِكُمْ=babalarınızınأَوْ=yahut بُيُوتِ=evlerinde أُمَّهَاتِكُمْ=annelerinizinأَوْ=yahut بُيُوتِ=evlerinde إِخْوَانِكُمْ=kardeşlerinizinأَوْ=yahut بُيُوتِ=evlerinde أَخَوَاتِكُمْ=kız kardeşlerinizinأَوْ=yahut بُيُوتِ=evlerinde أَعْمَامِكُمْ=amcalarınızınأَوْ=yahut بُيُوتِ=evlerinden عَمَّاتِكُمْ=halalarınızınأَوْ=yahut بُيُوتِ=evlerinde أَخْوَالِكُمْ=dayılarınızınأَوْ=yahut بُيُوتِ=evlerinde خَالَاتِكُمْ=teyzelerinizinأَوْ=yahut مَا=olduklarınızın مَلَكْتُمْ=idare etmekte«melekût»مَفَاتِحَهُ=anahtarlarınıأَوْ=yahut صَدِيقِكُمْۚ=arkadaşınızın«sadîk»لَيْسَ=yoktur عَلَيْكُمْ=üzerinize جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh»أَنْ تَأْكُلُوا=yemenizde جَمِيعًا=hep birlikteأَوْ=yahut أَشْتَاتًاۚ=ayrı ayrıفَ=bunun üzerine إِذَا=zaman دَخَلْتُمْ=girdiğiniz بُيُوتًا=evlereفَ=o zaman سَلِّمُوا=selam«selãm»verin عَلَىٰ أَنْفُسِكُمْ=kendinize (veya”birbirinize”)تَحِيَّةً=bir karşılamayla مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِ=Allah′ınمُبَارَكَةً=bereketli«berekãt_mubãrek»طَيِّبَةًۚ=temiz«tayyib»كَذَٰلِكَ=işte böyle يُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمُ=size الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»الَّذِينَ=kimselerdir آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»وَ=ve إِذَا=zaman كَانُوا=oldukları مَعَهُ=onunla beraberعَلَىٰ أَمْرٍ=yapılması istenen bir şey«emr» için جَامِعٍ=toplucaلَمْ يَذْهَبُوا=gitmezler حَتَّىٰ=kadar يَسْتَأْذِنُوهُۚ=izin alıncaya ondanإِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَسْتَأْذِنُونَكَ=izin alan sendenأُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِۚ=Elçisine«rasûl»فَ=bunun üzerine إِذَا=zaman اسْتَأْذَنُوكَ=senden izin istedikleri لِبَعْضِ=kimi için شَأْنِهِمْ=işlerininفَ=o zaman أْذَنْ=izin ver لِمَنْ=kimse için شِئْتَ=dilediğin مِنْهُمْ=onlardanوَ=ve اسْتَغْفِرْ=günahlarının örtülmesini dile«istiğfar»لَهُمُ=onlar için اللَّهَۚ=Allah′tanإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   لَا تَجْعَلُوا=bir tutmayın دُعَاءَ=çağrısını«duã»الرَّسُولِ=o Elçinin«rasûl»بَيْنَكُمْ=aranızdaكَدُعَاءِ=çağrısı«duã»gibi بَعْضِكُمْ=kiminizin بَعْضًاۚ=kiminiقَدْ=emin olun ki يَعْلَمُ=bilir اللَّهُ=Allahالَّذِينَ=kimseleri يَتَسَلَّلُونَ=sıvışıp giden مِنْكُمْ=içinizdeki لِوَاذًاۚ=birbirinin arkasına gizlenerekفَ=o halde لْيَحْذَرِ=sakınsınlar الَّذِينَ=kimseler يُخَالِفُونَ=dönen«hulf»عَنْ أَمْرِهِ=yapılmasını istemiş olduğu şeyden«emr»أَنْ تُصِيبَهُمْ=onların başına gelmesinden فِتْنَةٌ=bir sıkıntının«fitne»أَوْ=yahut يُصِيبَهُمْ=onların başına gelmesinden عَذَابٌ=bir cezanın«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki لِلَّهِ=Allah′ındırمَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzündeقَدْ=emin olun ki يَعْلَمُ=bilir مَا=olduğunuz şeyi أَنْتُمْ=sizin عَلَيْهِ=kendisi üzerindeوَ=ve يَوْمَ=o gün يُرْجَعُونَ=döndürülüp götürüleceklerdir إِلَيْهِ=O′naفَ=sonra da يُنَبِّئُهُمْ=haber verecektir onlara بِمَا=olduklarını عَمِلُواۗ=yapmışوَ=ve اللَّهُ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
Âyet Metni : (Nûr.1) (18. Cüz | 350. Sayfa)
Okunuşu :
1. sûratün enzelnâhâ veferaḍnâhâ veenzelnâ fîhâ âyâtim beyyinâtil le`alleküm teẕekkerûn.
(Nûr.1) Grameri
سُورَةٌ : A Surah ::: [İsim] [Dişil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: س و رأَنْزَلْنَاهَا : (have) sent down ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ن ز لأَنْزَلْنَاهَا : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]أَنْزَلْنَاهَا : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/dişil]وَفَرَضْنَاهَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَفَرَضْنَاهَا : (have) made obligatory ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] Kök: ف ر ضوَفَرَضْنَاهَا : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]وَفَرَضْنَاهَا : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/dişil]وَأَنْزَلْنَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَأَنْزَلْنَا : (have) revealed ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ن ز لوَأَنْزَلْنَا : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]فِيهَآ : therein ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]فِيهَآ : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/dişil]اٰيَاتٍ : Verses ::: [İsim] [Dişil çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ي يبَيِّنَاتٍ : clear ::: [Sıfat] [Dişil çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ب ي نلَعَلَّكُمْ : so that, perhaps ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]لَعَلَّكُمْ : you (you all) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]تَذَكَّرُونَ : take heed ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [Tefa'ul Kalıbı] [فَـعَلَ=>تَفَعَّلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ذ ك رتَذَكَّرُونَ : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu