Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Hakikat felâh buldu o mü´minler
B.Bayraklı
1. Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir.
A.Bayındır
1. Müminler /Allah’a inanıp güvenenler, kesinlikle umduklarına kavuşacaklardır.[*][*] Bakara 2/1-5, Tevbe 9/88, Ahzab 33/5.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Hakiki mü’minler, gerçekten kurtuluşa ereceklerdir.
S.Ateş
1. Felâha ulaştı o mü’minler.
İngilizce Kelime Meali
قَدْ=Indeed, أَفْلَحَ=successful الْمُؤْمِنُونَ=(are) the believers
(23) Mü'minûn Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   قَدْ=emin olun ki أَفْلَحَ=selamete«felãh»ulaştı الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»«sûrenin adıdır»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=onlar فِي صَلَاتِهِمْ=«iyilik istemek»namazlarında«salãt»خَاشِعُونَ=saygılı
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=onlar عَنِ اللَّغْوِ=düşünmeden söylenmiş söze«lağv»مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyen«iğ′rãd»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=onlar لِلزَّكَاةِ=zekat için فَاعِلُونَ=uğraşan
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=onlar لِفُرُوجِهِمْ=edep yerlerini حَافِظُونَ=muhafaza eden
 ‎﴾ 6 ﴿‎   إِلَّا=ancak hariç عَلَىٰ أَزْوَاجِهِمْ=eşleriأَوْ=yahut مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُهُمْ=güçlerininفَ=bu halde إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar غَيْرُ=değildirler مَلُومِينَ=kınanacak
 ‎﴾ 7 ﴿‎   فَ=şu halde مَنِ=kim ابْتَغَىٰ=arayışında olursa وَرَاءَ=ötesinin ذَٰلِكَ=işte bununفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْعَادُونَ=haddi aşanlar
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ise لَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri لِأَمَانَاتِهِمْ=emanetlerini وَ=ve عَهْدِهِمْ=Sözleşmelerini«ahd»رَاعُونَ=önemseyen
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ise لَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri عَلَىٰ صَلَوَاتِهِمْ=«iyilik istemek»namazlarını«salãt»يُحَافِظُونَ=muhafaza eden
 ‎﴾ 10 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْوَارِثُونَ=‑asıl‑varisler
 ‎﴾ 11 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَرِثُونَ=varis olan الْفِرْدَوْسَ=o Yemyeşil Bahçe′ye(*)هُمْ=kendileri فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»(*) orj FİRDEVS
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki خَلَقْنَا=Biz yarattık الْإِنْسَانَ=insanı مِنْ سُلَالَةٍ=süzülmüş özden مِنْ طِينٍ=çamurdan
 ‎﴾ 13 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında جَعَلْنَاهُ=koyduk onu نُطْفَةً=bir taşmış damla(veya ”döl damlası”)olarak فِي قَرَارٍ=bir kalış yerine مَكِينٍ=”yüksek mertebede”
 ‎﴾ 14 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında خَلَقْنَا=yarattık النُّطْفَةَ=o taşmış damladan(veya ”döl damlası”) عَلَقَةً=bir pıhtı(veya ”tutunan şey”)فَ=sonra da خَلَقْنَا=yarattık الْعَلَقَةَ=o pıhtıdan(veya ”tutunan şey”) مُضْغَةً=bir lokma et parçasıفَ=sonra خَلَقْنَا=yarattık الْمُضْغَةَ=bir lokma et parçasından عِظَامًا=kemiklerفَ=ki كَسَوْنَا=giydirdik الْعِظَامَ=o kemiklere لَحْمًا=etثُمَّ=sonrasında أَنْشَأْنَاهُ=vücuda getirdik«inşá»onu خَلْقًا=bir yaratık olarak آخَرَۚ=bambaşkaفَ=şu halde تَبَارَكَ=bereket kaynağıdır«berekãt_mubãrek»اللَّهُ=Allahأَحْسَنُ=en güzelidir«hasen»الْخَالِقِينَ=yaratıcıların
 ‎﴾ 15 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz بَعْدَ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun لَمَيِّتُونَ=muhakkak öleceksiniz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»تُبْعَثُونَ=diriltileceksiniz«ba′s»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun خَلَقْنَا=yarattık فَوْقَكُمْ=üstünüzde سَبْعَ=yedi طَرَائِقَ=yolوَ=ve مَا=değiliz كُنَّا=olan عَنِ الْخَلْقِ=o yapıdan غَافِلِينَ=habersiz«ğãfil»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=su بِقَدَرٍ=bir ölçüyle«kadîr_mikdãr»فَ=sonra أَسْكَنَّاهُ=yerleştirdik onu فِي الْأَرْضِۖ=yeryüzündeوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz عَلَىٰ ذَهَابٍ=gidermeğe بِهِ=onu لَقَادِرُونَ=kesinlikle güç yetireniz«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=sonra da أَنْشَأْنَا=vücuda getirdik«inşá»لَكُمْ=size بِهِ=onunlaجَنَّاتٍ=bahçeleri مِنْ نَخِيلٍ=hurma وَ=ve أَعْنَابٍ=üzümلَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=içlerinde فَوَاكِهُ=meyveler كَثِيرَةٌ=birçokوَ=ve مِنْهَا=onlardan تَأْكُلُونَ=yiyorsunuz
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve شَجَرَةً=bir ağaç تَخْرُجُ=ortaya çıkan«ihrãc»مِنْ طُورَ=Dağ′ından سَيْنَاءَ=Sina(*)تَنْبُتُ=biten بِالدُّهْنِ=yağlı olarak وَ=ve صِبْغٍ=daldırdıkları لِلْآكِلِينَ=yiyenlerin(*) orj SEYNÃE
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِي الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"da«en′ãm»لَعِبْرَةًۖ=kesinlikle bir ibretنُسْقِيكُمْ=içiriyoruz size مِمَّا=şeylerden فِي بُطُونِهَا=karınlarındakiوَ=ve لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=onlarda مَنَافِعُ=faydalar كَثِيرَةٌ=birçokوَ=ve مِنْهَا=onlardan تَأْكُلُونَ=yersiniz
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve عَلَيْهَا=onların üzerinde وَ=ve عَلَى=üzerinde الْفُلْكِ=gemilerin تُحْمَلُونَ=taşınırsınız
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik نُوحًا=Nûh′u إِلَىٰ قَوْمِهِ=kendi toplumuna«kavm»فَ=sonra قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′aمَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilah غَيْرُهُۖ=O′ndan başkaأَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=bunun üzerine قَالَ=dediler ki الْمَلَأُ=ileri gelenleri الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ قَوْمِهِ=toplumundan«kavm»مَا=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başka bir şey بَشَرٌ=bir insandan مِثْلُكُمْ=sizin denginizيُرِيدُ=istiyor أَنْ يَتَفَضَّلَ=üstün gelmeyi«fadl»عَلَيْكُمْ=sizeوَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah لَأَنْزَلَ=mutlaka indirirdi مَلَائِكَةً=melekleriمَا سَمِعْنَا=işitmedik بِهَٰذَا=böyle bir şey فِي آبَائِنَا=babalarımızdan الْأَوَّلِينَ=geçmişteki
 ‎﴾ 25 ﴿‎   إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası رَجُلٌ=bir adamdan بِهِ=‑bulunan‑kendisinde جِنَّةٌ=delilik(veya”cinlenme”)فَ=şu halde تَرَبَّصُوا=gözetleyin بِهِ=onu حَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»انْصُرْنِي=yardım et bana بِمَا=karşılık كَذَّبُونِ=yalancı sayıp durmalarına«tekzîb»beni
 ‎﴾ 27 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَوْحَيْنَا=mesaj iletmiştik«vahy»إِلَيْهِ=onaأَنِ اصْنَعِ=kurgulayıp hazırla diye الْفُلْكَ=o gemiyi بِأَعْيُنِنَا=gözetimimizle وَ=ve وَحْيِنَا=mesajla ilettiğimizle«vahy»فَ=sonra إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği أَمْرُنَا=yapılmasını isteyecek olduğumuz şey«emr»وَ=ve فَارَ=kaynayınca التَّنُّورُۙ=tandırفَ=bunun üzerine اسْلُكْ=sok (bindir) فِيهَا=onun içine مِنْ كُلٍّ=her cinsten زَوْجَيْنِ= اثْنَيْنِ=iki وَ=ve de أَهْلَكَ=aileni«ehl»إِلَّا=yalnız hariç مَنْ=olanları سَبَقَ=geçmiş عَلَيْهِ=aleyhlerinde الْقَوْلُ=o söylenen مِنْهُمْۖ=onlar içindeوَ=ve لَا تُخَاطِبْنِي=yalvarma banaفِي=hakkında الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُواۖ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar مُغْرَقُونَ=boğulacaklardır
 ‎﴾ 28 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman اسْتَوَيْتَ=geçtiğiniz أَنْتَ=sen وَ=ve مَنْ=kimseler مَعَكَ=beraberindeki عَلَى الْفُلْكِ=o gemiyeفَ=bunun üzerine قُلِ=de ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adırالَّذِي=olan نَجَّانَا=bizi kurtarmış مِنَ الْقَوْمِ=o toplumdan«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=de ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَنْزِلْنِي=kondur beni مُنْزَلًا=bir kondurmayla مُبَارَكًا=bereketli«berekãt_mubãrek»وَ=ve أَنْتَ=Sensin خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»şekilde الْمُنْزِلِينَ=konduracak«münzil»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنَّا=olanız لَمُبْتَلِينَ=kesinlikle sınayacak«belã»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَنْشَأْنَا=vücuda getirdik«inşá»مِنْ بَعْدِهِمْ=onların ardından قَرْنًا=bir nesil«karîn»آخَرِينَ=başka
 ‎﴾ 32 ﴿‎   فَ=sonra da أَرْسَلْنَا=gönderdik فِيهِمْ=kendi içlerinden رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»مِنْهُمْ=onlaraأَنِ اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin diye اللَّهَ=Allah′aمَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilah غَيْرُهُۖ=O′ndan başkaأَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلَأُ=ileri gelenlerمِنْ قَوْمِهِ=toplumundan«kavm»الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِلِقَاءِ=buluşmasını الْآخِرَةِ=Ahiretوَ=ve أَتْرَفْنَاهُمْ=kendilerini refaha erdirdiklerimiz فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünyaمَا=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başka bir şey بَشَرٌ=bir insandan مِثْلُكُمْ=sizin denginizيَأْكُلُ=yiyor مِمَّا=şeylerden تَأْكُلُونَ=sizin yediğiniz مِنْهُ=kendisindenوَ=ve يَشْرَبُ=içiyor مِمَّا=şeylerden تَشْرَبُونَ=sizin içtiğiniz
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَطَعْتُمْ=benimseyip uyarsanız«ta′at»بَشَرًا=bir insana مِثْلَكُمْ=sizin denginizإِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki olursunuz إِذًا=o zaman لَخَاسِرُونَ=kesinlikle zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   أَ=mü? يَعِدُكُمْ=söz veriyor«va′d» size أَنَّكُمْ=ki siz إِذَا=zaman مِتُّمْ=öldüğünüzوَ=ve كُنْتُمْ=haline geldiğiniz تُرَابًا=toprak وَ=ve عِظَامًا=kemikأَنَّكُمْ=olduğunuzu مُخْرَجُونَ=«topraktan» dışarı çıkarılacak«ihrãc»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   هَيْهَاتَ=ne kadar uzakهَيْهَاتَ=ne kadar uzak لِمَا=şey تُوعَدُونَ=size söz verilen«va′d»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   إِنْ=değildir هِيَ=bu إِلَّا=başkası حَيَاتُنَا=hayatımızdan الدُّنْيَا=dünyaنَمُوتُ=ölürüz وَ=ve نَحْيَا=yaşarızوَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِمَبْعُوثِينَ=diriltilecek«ba′s»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası رَجُلٌ=bir adamdanافْتَرَىٰ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib»وَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz لَهُ=ona بِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvecekler«mü′min»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»انْصُرْنِي=yardım et banaبِمَا=karşılık كَذَّبُونِ=yalancı sayıp durmalarına«tekzîb»beni
 ‎﴾ 40 ﴿‎   قَالَ=dedi ki عَمَّا قَلِيلٍ=biraz sonra لَيُصْبِحُنَّ=kesinlikle onlar olacaklar نَادِمِينَ=pişman
 ‎﴾ 41 ﴿‎   فَ=sonra أَخَذَتْهُمُ=yakaladı onları الصَّيْحَةُ=o kuvvetli ses بِ=ile(veya"uygun olarak") الْحَقِّ=o Gerçek«hakk»فَ=böylece جَعَلْنَاهُمْ=çevirdik onları غُثَاءًۚ=çerçöpeفَ=ki بُعْدًا=uzak olsun لِلْقَوْمِ=toplum«kavm»الظَّالِمِينَ=o "haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَنْشَأْنَا=vücuda getirdik«inşá»مِنْ بَعْدِهِمْ=onların ardındanقُرُونًا=bir nesil«karîn»آخَرِينَ=başka
 ‎﴾ 43 ﴿‎   مَا تَسْبِقُ=ileri geçmez مِنْ=herhangi أُمَّةٍ=bir topluluk«ümmet»أَجَلَهَا=kendi vadesindenوَمَا=ne de يَسْتَأْخِرُونَ=geri kalır
 ‎﴾ 44 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَرْسَلْنَا=gönderdik رُسُلَنَا=Elçilerimizi«rasûl»تَتْرَىٰۖ=ardı ardınaكُلَّمَا=her ne zaman جَاءَ=geldiyse أُمَّةً=bir topluluğa«ümmet»رَسُولُهَا=kendi Elçisi«rasûl»كَذَّبُوهُۚ=onlar yalancı sayıp durdular«tekzîb»onuفَ=böylece أَتْبَعْنَا=peşine taktık«ittebã»بَعْضَهُمْ=kimini بَعْضًا=kimininوَ=ve جَعَلْنَاهُمْ=yaptık onları أَحَادِيثَۚ=bir yaşanmış olayفَ=ki بُعْدًا=uzak olsun لِقَوْمٍ=toplum«kavm»لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَرْسَلْنَا=gönderdik مُوسَىٰ=Mûsã′yı وَ=ve أَخَاهُ=kardeşi هَارُونَ=Hãrûn′uبِآيَاتِنَا=açık işaretlerimizle«ãyet»وَ=ve(ile) سُلْطَانٍ="dayanacak şey"«sultãn»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve مَلَئِهِ=ileri gelenlerineفَ=zira اسْتَكْبَرُوا=büyüklendiler«kibr»وَ=ve كَانُوا=oldular قَوْمًا=bir toplum«kavm»عَالِينَ=böbürlenen
 ‎﴾ 47 ﴿‎   فَ=sonra قَالُوا=dediler kiأَ=mi? نُؤْمِنُ=inanıp güveneceğiz«îmãn»لِبَشَرَيْنِ=iki insana مِثْلِنَا=bizim dengimizوَ=iken قَوْمُهُمَا=o ikisinin toplumu«kavm»لَنَا=bize عَابِدُونَ=«kulluk»hizmetkarlık«abd»eder
 ‎﴾ 48 ﴿‎   فَ=sonra da كَذَّبُوهُمَا=yalancı sayıp durdular«tekzîb»o ikisiniفَ=böylece كَانُوا=oldular مِنَ الْمُهْلَكِينَ=helak edilenlerden
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girerler«hüdã»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=kıldık ابْنَ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlunu وَ=ve أُمَّهُ=annesini آيَةً=bir açık işaret«ãyet»وَ=ve آوَيْنَاهُمَا=yerleştirdik o ikisini إِلَىٰ رَبْوَةٍ=bir tepeyeذَاتِ=olan قَرَارٍ=bir kalış yeri وَ=ve مَعِينٍ=suyu
 ‎﴾ 51 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الرُّسُلُ=Elçiler«rasûl»كُلُوا=yiyin مِنَ الطَّيِّبَاتِ=temiz«tayyib»şeylerdenوَ=ve اعْمَلُوا=yapın صَالِحًاۖ=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»إِنِّي=şu bir gerçek ki Ben بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor عَلِيمٌ=bilenim«alîm»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذِهِ=şu kendisi أُمَّتُكُمْ=topluluğunuzun«ümmet»أُمَّةً=bir topluluktur«ümmet»وَاحِدَةً=tekوَ=ve de أَنَا=Ben رَبُّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inizimفَ=öyleyse اتَّقُونِ=kendinizi sakındırın«takvã»Bana yönelik
 ‎﴾ 53 ﴿‎   فَ=fakat تَقَطَّعُوا=ayırdılar أَمْرَهُمْ=yapılması istenmiş oldukları şeyi«emr»بَيْنَهُمْ=aralarında زُبُرًاۖ=parçalara«zebûr»(veya ”yazma parçalarına”)كُلُّ=her حِزْبٍ=taraftar«hizb»بِمَا=şeylerle لَدَيْهِمْ=kendilerindeki فَرِحُونَ=sevinmektedir
 ‎﴾ 54 ﴿‎   فَ=şu halde ذَرْهُمْ=bırak onları فِي=içinde غَمْرَتِهِمْ=dalmışlıkحَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 55 ﴿‎   أَ=mı? يَحْسَبُونَ=onlar sanıyorlar أَنَّمَا=olduğunu ki نُمِدُّهُمْ=veriyoruz onlara بِهِ=onunla مِنْ مَالٍ=maldan وَ=ve بَنِينَ=oğullardan
 ‎﴾ 56 ﴿‎   نُسَارِعُ=koşuşuyoruz لَهُمْ=onlar için فِي الْخَيْرَاتِۚ=fayda veren ve iyiliklerde«hayr»بَلْ=yok aslında! لَا يَشْعُرُونَ=onlar farkına varmazlar
 ‎﴾ 57 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri مِنْ=dolayı خَشْيَةِ=çekinmekten«huşû»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»مُشْفِقُونَ=titreyen
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerine«ãyet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimseler هُمْ=kendileri بِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»لَا يُشْرِكُونَ=«ortak»denkler kabul etmeyen«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve لَّذِينَ=kimseler يُؤْتُونَ=verenمَا=olduklarını آتَوْا=vermiş وَ=halde قُلُوبُهُمْ=kalpleri وَجِلَةٌ=ürpermişأَنَّهُمْ=diye kendileri إِلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»رَاجِعُونَ=dönecek
 ‎﴾ 61 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar يُسَارِعُونَ=koşuşurlar فِي الْخَيْرَاتِ=fayda veren ve iyiliklerde«hayr»وَ=ve هُمْ=onlar لَهَا=bunlar için سَابِقُونَ=önde gidenlerdir
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve لَا نُكَلِّفُ=Biz teklif etmeyiz نَفْسًا=bir kimseyeإِلَّا=başkasını وُسْعَهَاۖ=gücünün yetiğindenوَ=ve لَدَيْنَا=katımızdadır كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»يَنْطِقُ=konuşan بِالْحَقِّۚ=o Gerçek«hakk»ileوَ=ve هُمْ=onlara لَا يُظْلَمُونَ=asla "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez
 ‎﴾ 63 ﴿‎   بَلْ=Yok! قُلُوبُهُمْ=onların kalpleri فِي=içindedir غَمْرَةٍ=dalmışlık مِنْ هَٰذَا=bundanوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onların أَعْمَالٌ=işleri مِنْ دُونِ=dışında ذَٰلِكَ=işte bununهُمْ=onlar لَهَا=bunlar için عَامِلُونَ=çabalarlar
 ‎﴾ 64 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman أَخَذْنَا=yakaladığımızمُتْرَفِيهِمْ=refaha erdirilmişlerini بِالْعَذَابِ=o ceza«azãb»ileإِذَا=hemen هُمْ=onlar يَجْأَرُونَ=feryada başlarlar
 ‎﴾ 65 ﴿‎   لَا تَجْأَرُوا=feryadetmeyin الْيَوْمَۖ=bugünإِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz مِنَّا=Biz′den لَا تُنْصَرُونَ=yardım görmeyeceksiniz
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَدْ=kesinlikle كَانَتْ=idi آيَاتِي=«açık işaret»ayetlerim«ãyet»تُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»عَلَيْكُمْ=sizeفَ=fakat كُنْتُمْ=idiniz عَلَىٰ أَعْقَابِكُمْ=arkanıza تَنْكِصُونَ=dönüyor
 ‎﴾ 67 ﴿‎   مُسْتَكْبِرِينَ=büyüklenerek«kibr»بِهِ=onun hakkında سَامِرًا=geceleyin تَهْجُرُونَ=kötü şeyler söylüyorsunuz
 ‎﴾ 68 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde لَمْ يَدَّبَّرُوا=arkasındakini düşünmediler«tedebbür»الْقَوْلَ=o söyleneninأَمْ=yoksa mı? جَاءَهُمْ=onlara geldiمَا=şey لَمْ يَأْتِ=gelmeyen آبَاءَهُمُ=atalarına الْأَوَّلِينَ=önceki
 ‎﴾ 69 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَمْ يَعْرِفُوا=tanımadılar رَسُولَهُمْ=Elçilerini«rasûl»فَ=böylece de هُمْ=onlar لَهُ=onu مُنْكِرُونَ=inkar ederler
 ‎﴾ 70 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlar بِهِ=‑vardır‑ onda جِنَّةٌۚ=bir delilik(veya”cinlenme”)بَلْ=Hayır! جَاءَهُمْ=o getirdi kendilerine بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»وَ=ve أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لِلْحَقِّ=o Gerçek′ten«hakk»كَارِهُونَ=hoşlanmıyorlar
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve لَوِ=eğer اتَّبَعَ=peşine takılsaydı«ittebã»الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»أَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerinin«hevã»لَفَسَدَتِ=kesinlikle "ortalığı karıştıran kötülükler"e«fesãd»uğrardı السَّمَاوَاتُ=gökler وَ=ve الْأَرْضُ=yeryüzüوَ=ve مَنْ=kimseler فِيهِنَّۚ=bunların içindekiبَلْ=yok aslında! أَتَيْنَاهُمْ=Biz getirdik onlara بِذِكْرِهِمْ=«ilâhî» Tembih′lerini«zikr»فَ=sonra da هُمْ=onlar عَنْ ذِكْرِهِمْ=«ilâhî» Tembih′lerine«zikr»مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenlerdir«iğ′rãd»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? تَسْأَلُهُمْ=sen istiyorsun onlardan خَرْجًا=bir vergiفَ=şu halde خَرَاجُ=vergisi رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»خَيْرٌۖ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»وَ=ve هُوَ=O خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»الرَّازِقِينَ=«nimetlerden» faydalandırandır«rızk»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَتَدْعُوهُمْ=kesinlikle çağırıyorsun«duã»onları إِلَىٰ صِرَاطٍ=bir yola«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′eعَنِ الصِّرَاطِ=yoldan«sırãt»لَنَاكِبُونَ=kesinlikle saparlar
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer رَحِمْنَاهُمْ=Biz merhamet«rahmet»etseydik onlaraوَ=ve كَشَفْنَا=kaldırsaydık مَا=olan بِهِمْ=onlarla مِنْ ضُرٍّ=sıkıntı durumunu«darrã»لَلَجُّوا=mutlaka devam ederlerdi فِي طُغْيَانِهِمْ=azmışlıklarında«tuğyãn_tağ′ût»يَعْمَهُونَ=bocalamağa
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَخَذْنَاهُمْ=Biz yakaladık onları بِالْعَذَابِ=o ceza«azãb»ileفَ=bu halde مَا اسْتَكَانُوا=boyun eğmediler لِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»وَمَا=ne de يَتَضَرَّعُونَ=yalvardılar O′na
 ‎﴾ 77 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman فَتَحْنَا=açtığımızعَلَيْهِمْ=üzerlerine بَابًا=bir kapı ذَا=olan عَذَابٍ=bir ceza«azãb»شَدِيدٍ=şiddetliإِذَا=derhal هُمْ=onlar فِيهِ=onun içinde مُبْلِسُونَ=üzgün ve umutsuz kalırlar
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisidir الَّذِي=olan أَنْشَأَ=vücuda getirmiş«inşá»لَكُمُ=sizin içinالسَّمْعَ=işitmeyi وَ=ve الْأَبْصَارَ=gözleri وَ=ve الْأَفْئِدَةَۚ=gönülleriقَلِيلًا=azıcık مَا=ne kadar da! تَشْكُرُونَ=kıymet biliyorsunuz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisidir الَّذِي=olan ذَرَأَكُمْ=sizi yaratıp çoğaltmış فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve إِلَيْهِ=O′nun yanına تُحْشَرُونَ=toplanacaksınız«haşr»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisidir الَّذِي=olan يُحْيِي=hayat verecek وَ=ve يُمِيتُ=öldürecekوَ=ve لَهُ=O′na aittir اخْتِلَافُ=birbiri ardına gelmesi«halef»اللَّيْلِ=gecenin وَ=ve النَّهَارِۚ=gündüzünأَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   بَلْ=Yok! قَالُوا=onlar dediler مِثْلَ=dengini مَا=olduklarının قَالَ=demiş الْأَوَّلُونَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 82 ﴿‎   قَالُوا=dediler kiأَ=mı? إِذَا=zaman مِتْنَا=öldüğümüzوَ=ve كُنَّا=olduğumuz تُرَابًا=toprak وَ=ve عِظَامًا=kemikأَ=miyiz? إِنَّا=ki biz لَمَبْعُوثُونَ=kesinlikle diriltilecekler«ba′s»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki وُعِدْنَا=söz verilmişti«va′d»bizeنَحْنُ=bize وَ=ve آبَاؤُنَا=atalarımızaهَٰذَا=bu مِنْ قَبْلُ=öncedenإِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası أَسَاطِيرُ=satıra döktüklerinden الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 84 ﴿‎   قُلْ=de ki لِمَنِ=kime aittir? الْأَرْضُ=yeryüzü وَ=ve مَنْ=bulunanlar فِيهَا=oranın içerisinde إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 85 ﴿‎   سَيَقُولُونَ=diyecekler ki لِلَّهِۚ=Allah′ındırقُلْ=de ki أَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 86 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kimdir? رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»السَّمَاوَاتِ=göğün السَّبْعِ=yediوَ=ve رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   سَيَقُولُونَ=diyecekler ki لِلَّهِۚ=Allah′ındırقُلْ=de ki أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kimdir?بِيَدِهِ=elinde olan مَلَكُوتُ=idaresi«melekût»كُلِّ شَيْءٍ=her şeyinوَ=ve هُوَ=O يُجِيرُ=koruyup kollayandır وَ=ve لَا يُجَارُ=korunup kollanmaz عَلَيْهِ=kendisine karşıإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 89 ﴿‎   سَيَقُولُونَ=diyecekler ki لِلَّهِۚ=Allah′a aittirقُلْ=de ki فَ=öyleyse أَنَّىٰ=nasıl? تُسْحَرُونَ=aldatmacaya(veya ”sihire”) kapılıyorsunuz
 ‎﴾ 90 ﴿‎   بَلْ=Yok! أَتَيْنَاهُمْ=Biz getirdik onlara بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»وَ=oysa إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَكَاذِبُونَ=kesinlikle yalan söyleyenlerdir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   مَا اتَّخَذَ=edinmemiştir اللَّهُ=Allah مِنْ=herhangi وَلَدٍ=bir çocukوَ=ve مَا كَانَ=olmamıştır مَعَهُ=O′nunla beraber مِنْ=herhangi إِلَٰهٍۚ=bir ilâhإِذًا=o vakit لَذَهَبَ=mutlaka götürürdü كُلُّ=her إِلَٰهٍ=ilâh بِمَا=olduğunu خَلَقَ=yaratmışوَ=ve لَعَلَا=muhakkak üstün gelirdi بَعْضُهُمْ=onlardan kimi عَلَىٰ بَعْضٍۚ=kimineسُبْحَانَ=aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allah عَمَّا=olduklarından يَصِفُونَ=onların sıfat olarak veriyor
 ‎﴾ 92 ﴿‎   عَالِمِ=O bilir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»وَ=ve الشَّهَادَةِ=Tanıklık edilenlenleri«şãhid»فَ=şu halde تَعَالَىٰ=yücedir عَمَّا=olduklarından يُشْرِكُونَ=onların «Allah′a» «ortak»denkler kabul etmekte«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   قُلْ=de ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِمَّا=durumunda تُرِيَنِّي=bana göstermen مَا=şeyi يُوعَدُونَ=kendilerine söz verilen«va′d»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»فَ=o zaman لَا تَجْعَلْنِي=bulundurma beni فِي=içinde الْقَوْمِ=toplumun«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz عَلَىٰ=hakkında أَنْ نُرِيَكَ=sana göstermeمَا=şeyi نَعِدُهُمْ=kendilerine söz verdiğimiz«va′d»لَقَادِرُونَ=kesinlikle güç yetireniz«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 96 ﴿‎   اِدْفَعْ=savuştur بِالَّتِي=olanla هِيَ=kendisi أَحْسَنُ=en güzeli«hasen»السَّيِّئَةَۚ=fenalığı«seyyiãt»نَحْنُ=Biz أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)biliyoruz بِمَا=olduklarını يَصِفُونَ=onların sıfat olarak veriyor
 ‎﴾ 97 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=de ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَعُوذُ=sığınırım بِكَ=sanaمِنْ هَمَزَاتِ=arkadan kışkırtmalarından الشَّيَاطِينِ=şeytanların
 ‎﴾ 98 ﴿‎   وَ=ve أَعُوذُ=sığınırım بِكَ=sana رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَنْ يَحْضُرُونِ=yanımda bulunmalarından benim
 ‎﴾ 99 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءَ=geldiğiأَحَدَهُمُ=onlardan birine الْمَوْتُ=ölümقَالَ=der ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»ارْجِعُونِ=geri döndür beni
 ‎﴾ 100 ﴿‎   لَعَلِّي=olur ki ben أَعْمَلُ=yaparım صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»فِيمَا=yerde تَرَكْتُۚ=terk ettiğimكَلَّاۚ=Asla olmaz! إِنَّهَا=ki bu كَلِمَةٌ=bir kelamdır(sözdür)«kelime_kelimãt»هُوَ=onun قَائِلُهَاۖ=kendisini söylediğiوَ=ve مِنْ وَرَائِهِمْ=‑vardır‑önlerinde بَرْزَخٌ=bir engel(*)إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=güne يُبْعَثُونَ=diriltilecekleri«ba′s»(*) orj BERZAH
 ‎﴾ 101 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman نُفِخَ=üflendiği فِي الصُّورِ=”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr»فَ=bunun üzerine لَا=olmaz أَنْسَابَ=bir soybağı بَيْنَهُمْ=aralarında يَوْمَئِذٍ=o günوَلَا=ne de يَتَسَاءَلُونَ=birbirlerine soru sorarlar(*) orj SÛR
 ‎﴾ 102 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَنْ=kimin ثَقُلَتْ=ağır gelirse مَوَازِينُهُ=tartılarıفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erenlerdir
 ‎﴾ 103 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimin خَفَّتْ=hafif kalırsa مَوَازِينُهُ=tartılarıفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir خَسِرُوا=zarara sokmuş«hãsir_husrãn»أَنْفُسَهُمْ=kendileriniفِي جَهَنَّمَ=Cehennem′de خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   تَلْفَحُ=yalar وُجُوهَهُمُ=yüzlerini النَّارُ=o Ateş«nãr»وَ=ve هُمْ=kendileri فِيهَا=oranın içinde كَالِحُونَ=dişleri görünür
 ‎﴾ 105 ﴿‎   أَ=miydi? لَمْ تَكُنْ=değil آيَاتِي=«açık işaret»ayetlerim«ãyet»تُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»عَلَيْكُمْ=sizeفَ=bu durumda كُنْتُمْ=idiniz بِهَا=onları تُكَذِّبُونَ=yalan sayıp duruyor«tekzîb»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»غَلَبَتْ=yendi عَلَيْنَا=bizi شِقْوَتُنَا=bahtsızlığımızوَ=ve كُنَّا=biz olduk قَوْمًا=bir toplum«kavm»ضَالِّينَ=yolunu saşırmış«dalãl»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»أَخْرِجْنَا=dışarı çıkar«ihrãc» bizi مِنْهَا=oradanفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer عُدْنَا=”ikinci kez yaparsak”«eãde»فَ=bu durumda إِنَّا=şu bir gerçek ki oluruz ظَالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اخْسَئُوا=sinin فِيهَا=oradaوَ=ve لَا تُكَلِّمُونِ=konuşmayın Bana
 ‎﴾ 109 ﴿‎   إِنَّهُ=şu bir gerçek ki كَانَ=bulunuyordu فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْ عِبَادِي=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimden يَقُولُونَ=diyen رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»فَ=şu halde اغْفِرْ=günahlarımızı ört«mağfiret»لَنَا=bizim وَ=ve ارْحَمْنَا=merhamet«rahmet»et bizeوَ=ve أَنْتَ=Sen خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sisin«hayr»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   فَ=fakat اتَّخَذْتُمُوهُمْ=siz almıştınız onları سِخْرِيًّا=alayaحَتَّىٰ=dek أَنْسَوْكُمْ=size unutturana ذِكْرِي=anmayı Beni(veya ”ilâhî Tembihimi”)«zikr»وَ=ve كُنْتُمْ=idiniz مِنْهُمْ=onlara تَضْحَكُونَ=gülüyor
 ‎﴾ 111 ﴿‎   إِنِّي=şu bir gerçek ki Ben جَزَيْتُهُمُ=karşılığı verdim«cezã»onlara الْيَوْمَ=bugünبِمَا=ötürü صَبَرُوا=yılmadan dayanmalarından«sabr_sãbir»أَنَّهُمْ=ki onların هُمُ=kendileridir الْفَائِزُونَ=o kurtularak murada erenlerin«fevz»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   قَالَ=dedi kiكَمْ=ne kadar? لَبِثْتُمْ=kaldınız فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeعَدَدَ=sayısınca سِنِينَ=yıl
 ‎﴾ 113 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَبِثْنَا=kaldık يَوْمًا=bir günأَوْ=yahut بَعْضَ=belli bir kısmı يَوْمٍ=gününفَ=şu halde اسْأَلِ=sor الْعَادِّينَ=sayısını tutanlara
 ‎﴾ 114 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنْ لَبِثْتُمْ=kalmadınız إِلَّا=dışında قَلِيلًاۖ=azıcık bir şeyلَوْ=keşke أَنَّكُمْ=olsanız كُنْتُمْ=olmuş تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 115 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde حَسِبْتُمْ=sandınız أَنَّمَا=olduğunu ki خَلَقْنَاكُمْ=yarattık sizi عَبَثًا=boş yereوَ=ve أَنَّكُمْ=olduğunuzu إِلَيْنَا=Bize لَا تُرْجَعُونَ=döndürülmeyecek
 ‎﴾ 116 ﴿‎   فَ=öyleyse تَعَالَى=çok yücedir اللَّهُ=Allah الْمَلِكُ=o ”Hükümdar"dır«melik»الْحَقُّۖ=gerçek«hakk»لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=dışında هُوَ=O′nunرَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş»الْكَرِيمِ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 117 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَدْعُ=«çağrıda bulunma»dua ederse«duã»مَعَ=beraber اللَّهِ=Allah′la إِلَٰهًا=bir ilâha آخَرَ=başkaلَا=olmayan بُرْهَانَ=bir delil«burhãn»لَهُ=hakkında بِهِ=kendisininفَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece حِسَابُهُ=onun hesabı عِنْدَ=katındadır رَبِّهِۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermezler الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 118 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=de ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»اغْفِرْ=günahlarımızı ört«mağfiret»وَ=ve ارْحَمْ=merhamet«rahmet»etوَ=ve أَنْتَ=Sen خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sisin«hayr»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
Âyet Metni : (Mü'minûn.1) (18. Cüz | 342. Sayfa)
Okunuşu :
1. ḳad efleḥa-lmü'minûn.
(Mü'minûn.1) Grameri
قَدْ : Indeed ::: [Edat/Kesinlik]أَفْلَحَ : successful ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ف ل حالْمُؤْمِنُونَ : (are) the ::: [Belirlilik Takısı]الْمُؤْمِنُونَ : believers ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ م ن
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu