Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ta, Sin, Mim.
B.Bayraklı
1. Tâ, sîn, mîm.
A.Bayındır
1. Tâ-Sîn-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Tâ, Sin, Mim.* Bu harflerle ilgili 2/1 dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Tâ sîn mîm.
İngilizce Kelime Meali
طسٓمٓ=Ta Seem Meem.
(28) Kasas Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   طسم=«T harfi»Tã «S harfi»Sîn «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   تِلْكَ=şunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»الْمُبِينِ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   نَتْلُوا=sayıp döküyoruz«tilãvet»عَلَيْكَ=sanaمِنْ=bir kısmınık نَبَإِ=haberinin مُوسَىٰ=Mûsã′nın وَ=ve فِرْعَوْنَ=Firavun′unبِالْحَقِّ=gerçekliğiyle«hakk»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِرْعَوْنَ=Firavun عَلَا=ululandı فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَ=ve جَعَلَ=yaptı أَهْلَهَا=ahalisini«ehl»شِيَعًا=camia camia«şiyá»يَسْتَضْعِفُ=aciz«daîf»duruma düşürmüştü طَائِفَةً=bir grubu مِنْهُمْ=onlardanيُذَبِّحُ=kesiyordu أَبْنَاءَهُمْ=onların oğullarınıوَ=ve يَسْتَحْيِي=hayatta bırakıyordu نِسَاءَهُمْۚ=onların kadınlarınıإِنَّهُ=şu bir gerçek ki o كَانَ=idi مِنَ الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanlardan
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve نُرِيدُ=Biz istiyorduk أَنْ نَمُنَّ=lütfetmeyiعَلَى الَّذِينَ=kimselere اسْتُضْعِفُوا=aciz«daîf»duruma düşürülmüş فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَ=ve نَجْعَلَهُمْ=yapmak onları أَئِمَّةً=önde olanlarوَ=ve نَجْعَلَهُمُ=yapmak onları الْوَارِثِينَ=mirasçı
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve نُمَكِّنَ=makam ve imkanlar vermek لَهُمْ=onlara فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَ=ve نُرِيَ=göstermek فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve هَامَانَ=Hãmãn′a وَ=ve جُنُودَهُمَا=o ikisinin ordularınaمِنْهُمْ=onlardan مَا=şeyi كَانُوا=oldukları يَحْذَرُونَ=çekinmiş
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَىٰ أُمِّ=annesine مُوسَىٰ=Mûsã′nınأَنْ أَرْضِعِيهِۖ=emzirmesini onuفَ=şu halde إِذَا=zaman خِفْتِ=korktuğun عَلَيْهِ=onun hakkında«eril»فَ=o zaman أَلْقِيهِ=bırak onu فِي الْيَمِّ=suyun içineوَ=ve لَا تَخَافِي=korkma وَ=ve de لَا تَحْزَنِيۖ=üzülmeإِنَّا=şu bir gerçek ki Biz رَادُّوهُ=geri döndüreceğiz onu إِلَيْكِ=sanaوَ=ve جَاعِلُوهُ=yapacağız onu مِنَ الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlerden
 ‎﴾ 8 ﴿‎   فَ=sonra الْتَقَطَهُ=aldı onu آلُ=ailesi فِرْعَوْنَ=Firavun′unلِيَكُونَ=olması için لَهُمْ=kendilerine عَدُوًّا=bir düşmanوَ=ve حَزَنًاۗ=bir hüzünإِنَّ=şu bir gerçek ki فِرْعَوْنَ=Firavun وَ=ve هَامَانَ=Hãmãn وَ=ve جُنُودَهُمَا=o ikisinin orduları كَانُوا=idiler خَاطِئِينَ=hata yapmışlar«hatá»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve قَالَتِ=dedi ki امْرَأَتُ=karısı فِرْعَوْنَ=Firavun′unقُرَّتُ=aydınlığı عَيْنٍ=göz لِي=‑var‑bana وَ=ve de لَكَۖ=‑var‑sanaلَا تَقْتُلُوهُ=öldürmeyin onu عَسَىٰ=belki أَنْ يَنْفَعَنَا=yararı dokunur bizeأَوْ=ya da نَتَّخِذَهُ=ediniriz onu وَلَدًا=bir evlatوَ=haldeydi هُمْ=onlar لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmamış
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve أَصْبَحَ=oldu(veya "sabahladı") فُؤَادُ=gönlü أُمِّ=annesinin مُوسَىٰ=Mûsã′nın فَارِغًاۖ=bomboşإِنْ=şu bir gerçek ki كَادَتْ=neredeyse لَتُبْدِي=muhakkak açığa vuracaktı بِهِ=onuلَوْلَا=eğer olmasaydık أَنْ رَبَطْنَا=Biz iyice pekiştirmiş عَلَىٰ قَلْبِهَا=onun«dişil» kalbiniلِتَكُونَ=olması için مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve قَالَتْ=dedi ki«dişil» لِأُخْتِهِ=onun«eril» kız kardeşine قُصِّيهِۖ=takip et onu«eril»فَ=bunun üzerine بَصُرَتْ=o gözetledi«dişil» بِهِ=onu«eril» عَنْ جُنُبٍ=bir taraftanوَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve حَرَّمْنَا=Biz yasak etmiştik«haram»عَلَيْهِ=ona«eril» الْمَرَاضِعَ=süt anneleri مِنْ قَبْلُ=daha önceفَ=sonra قَالَتْ=o«dişil» dedi ki هَلْ=mi? أَدُلُّكُمْ=göstereyim size عَلَىٰ أَهْلِ=ahalisini«ehl»بَيْتٍ=bir evinيَكْفُلُونَهُ=bakımını üstlenecek onun«eril» لَكُمْ=sizin içinوَ=ve هُمْ=kendileri لَهُ=ona«eril» نَاصِحُونَ=nasihatte bulunacak
 ‎﴾ 13 ﴿‎   فَ=böylece رَدَدْنَاهُ=geri döndürdük onu«eril» إِلَىٰ أُمِّهِ=annesineكَيْ=diye تَقَرَّ=aydın olsun عَيْنُهَا=gözü«dişil»وَ=ve لَا تَحْزَنَ=üzülmesinوَ=ve de لِتَعْلَمَ=bilsin diye أَنَّ=olduğunu وَعْدَ=söz verdiğinin«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقٌّ=gerçek(leşecek)«hakk»وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا بَلَغَ=erince أَشُدَّهُ=güçlü haline وَ=ve اسْتَوَىٰ=iyice oturmuş hale gelinceآتَيْنَاهُ=Biz verdik ona حُكْمًا=bir hikmet وَ=ve عِلْمًاۚ=bir bilgi«ilm»وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve دَخَلَ=girdi الْمَدِينَةَ=o şehreعَلَىٰ حِينِ=bir anda غَفْلَةٍ=habersiz«ğãfil»haldeki مِنْ أَهْلِهَا=oranın ahalisinden«ehl»olanlarفَ=sonra وَجَدَ=buldu فِيهَا=orada رَجُلَيْنِ=iki adamı يَقْتَتِلَانِ=dövüşürهَٰذَا=bu مِنْ شِيعَتِهِ=kendi camiasından«şiyá»وَ=ve de هَٰذَا=şu مِنْ عَدُوِّهِۖ=düşmanlarındanفَ=bunun üzerine اسْتَغَاثَهُ=yardım istedi ondan الَّذِي=olan مِنْ شِيعَتِهِ=kendi camiasından«şiyá»عَلَى الَّذِي=olana karşı مِنْ عَدُوِّهِ=düşmanlarındanفَ=sonra da وَكَزَهُ=bir yumruk indirdi ona مُوسَىٰ=Mûsãفَ=böylece قَضَىٰ=işini bitirdi عَلَيْهِۖ=onunقَالَ=dedi ki هَٰذَا=bu مِنْ عَمَلِ=yaptığındandır الشَّيْطَانِۖ=şeytanınإِنَّهُ=şu bir gerçek ki o عَدُوٌّ=bir düşmandır مُضِلٌّ=yolu saşırtıcı«dalãl»مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قَالَ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=ki ben ظَلَمْتُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettim نَفْسِي=nefsimeفَ=şu halde اغْفِرْ=günahımı ört«mağfiret»لِي=benimفَ=bunun üzerine غَفَرَ=O günahını örttü«mağfiret»لَهُۚ=onunإِنَّهُ=şu bir gerçek ki هُوَ=O الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahı Örten”dir«ğafûr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»بِمَا=karşılık أَنْعَمْتَ=nimet vermene عَلَيَّ=banaفَ=şu halde لَنْ أَكُونَ=asla olmayacağım ظَهِيرًا=arka çıkan لِلْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlere«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   فَ=böylece أَصْبَحَ=sabahladı فِي الْمَدِينَةِ=o şehirde خَائِفًا=korku içinde يَتَرَقَّبُ=gözetleyerekفَ=sonra إِذَا=baktı ki الَّذِي=kimse اسْتَنْصَرَهُ=kendisinden yardım isteyen بِالْأَمْسِ=dün يَسْتَصْرِخُهُۚ=yardım istiyor ondanقَالَ=dedi لَهُ=ona مُوسَىٰ=Mûsãإِنَّكَ=ki sen لَغَوِيٌّ=kesinlikle yoldan şaşmışsın«gayy»مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا أَنْ أَرَادَ=isteyince أَنْ يَبْطِشَ=yakalamakبِالَّذِي=kimseyi هُوَ=o عَدُوٌّ=düşman لَهُمَا=her ikisineقَالَ=dedi ki يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsãأَ=mi? تُرِيدُ=istiyorsun أَنْ تَقْتُلَنِي=öldürmeyi beniكَمَا=gibi قَتَلْتَ=öldürdüğün نَفْسًا=bir canı بِالْأَمْسِۖ=dünإِنْ تُرِيدُ=sen istemiyorsun إِلَّا=başkasını أَنْ تَكُونَ=olmaktan جَبَّارًا=bir zor kullanan«cebbãr»فِي الْأَرْضِ=bu topraklardaوَ=ve de مَا تُرِيدُ=istemiyorsun أَنْ تَكُونَ=olmak مِنَ الْمُصْلِحِينَ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapanlardan
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldi رَجُلٌ=bir adamمِنْ أَقْصَى=uzak ucundan الْمَدِينَةِ=o şehrin يَسْعَىٰ=koşarakقَالَ=dedi يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsãإِنَّ=ki الْمَلَأَ=ileri gelenler يَأْتَمِرُونَ=birbirlerine isteklerini söylüyorlar«emr»بِكَ=seninle ilgiliلِيَقْتُلُوكَ=öldürmek için seniفَ=şu halde اخْرُجْ=sen dışarı çık«ihrãc»إِنِّي=şu bir gerçek ki ben لَكَ=sana مِنَ النَّاصِحِينَ=nasihatte bulunanlardanım
 ‎﴾ 21 ﴿‎   فَ=böylece خَرَجَ=o dışarı çıktı«ihrãc»مِنْهَا=oradanخَائِفًا=korku içinde يَتَرَقَّبُۖ=gözetleyerekقَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»نَجِّنِي=kurtar beni مِنَ الْقَوْمِ=o toplumdan«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا تَوَجَّهَ=yönelince تِلْقَاءَ=tarafına مَدْيَنَ=Medyenقَالَ=dedi ki عَسَىٰ=umarım ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»أَنْ يَهْدِيَنِي=yolunu gösterir«hüdã»bana سَوَاءَ=düzünün السَّبِيلِ=o yolun«sebîl»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا وَرَدَ=varınca مَاءَ=suyuna مَدْيَنَ=Medyenوَجَدَ=buldu عَلَيْهِ=onun başındaأُمَّةً=bir topluluk«ümmet»مِنَ النَّاسِ=insanlardan يَسْقُونَ=hayvan sularkenوَ=ve وَجَدَ=buldu مِنْ دُونِهِمُ=onların dışındaامْرَأَتَيْنِ=iki kız تَذُودَانِۖ=sudan menedenقَالَ=dedi ki مَا=nedir? خَطْبُكُمَاۖ=siz ikinizin«dişil» meselesi«hatb»قَالَتَا=dediler ki«dişil» لَا نَسْقِي=biz sulamayızحَتَّىٰ=kadar يُصْدِرَ=sulayıp çekilene الرِّعَاءُۖ=çobanlarوَ=ve de أَبُونَا=bizim babamız شَيْخٌ=bir ihtiyardır كَبِيرٌ=yaşı ilerlemiş
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=bunun üzerine سَقَىٰ=o suladı لَهُمَا=o ikisi için«dişil»ثُمَّ=sonrasında تَوَلَّىٰ=dönüp gitti«tevellã»إِلَى الظِّلِّ=gölgeyeفَ=sonra da قَالَ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=ki ben لِمَا=olduklarına أَنْزَلْتَ=indirecek إِلَيَّ=bana مِنْ خَيْرٍ=fayda ve iyilik«hayr»içerisinden فَقِيرٌ=muhtacım
 ‎﴾ 25 ﴿‎   فَ=sonra جَاءَتْهُ=geldi ona إِحْدَاهُمَا=o ikisinden biriتَمْشِي=yürüyerek عَلَى اسْتِحْيَاءٍ=utana utanaقَالَتْ=dedi«dişil» إِنَّ=ki أَبِي=babam يَدْعُوكَ=seni çağırıyor«duã»لِيَجْزِيَكَ=karşılığını vermek«cezã»için sana أَجْرَ=bedeli«ecr»olarak مَا=olduğunun سَقَيْتَ=sulamış لَنَاۚ=bizim içinفَ=sonra da لَمَّا جَاءَهُ=gelince ona«eril» وَ=ve قَصَّ=anlatınca عَلَيْهِ=ona«eril» الْقَصَصَ=o hikayeyi«kasas»«sûrenin adıdır»قَالَ=dedi ki«eril» لَا تَخَفْۖ=korkmaنَجَوْتَ=kurtuldun مِنَ الْقَوْمِ=o toplumdan«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki إِحْدَاهُمَا=o ikisinden biriيَا=Ey! أَبَتِ=babacığım اسْتَأْجِرْهُۖ=bedelli tut onuإِنَّ=(dedi)ki خَيْرَ=en "faydalı ve iyi"sidir«hayr»مَنِ=kimselerin اسْتَأْجَرْتَ=bedelli«ecr»tutacağınالْقَوِيُّ=güçlü«kaviyy»الْأَمِينُ=güvenilir
 ‎﴾ 27 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنِّي=ki ben أُرِيدُ=istiyorumأَنْ أُنْكِحَكَ=nikahlamayı sana إِحْدَى=birini ابْنَتَيَّ=kızımdan هَاتَيْنِ=şu ikiعَلَىٰ=karşılığında أَنْ تَأْجُرَنِي=bana hizmet etmen ثَمَانِيَ=sekiz حِجَجٍۖ=yılفَ=sonra إِنْ=eğer أَتْمَمْتَ=tamamlarsan عَشْرًا=on′a فَ=o zaman مِنْ عِنْدِكَۖ=o senin katındandırوَ=ve مَا أُرِيدُ=ben istemem أَنْ أَشُقَّ=meşekkat çıkarmak عَلَيْكَۚ=sanaسَتَجِدُنِي=bulacaksın beniإِنْ=eğer شَاءَ=dilerse اللَّهُ=Allahمِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerden«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   قَالَ=dedi ki ذَٰلِكَ=işte bu بَيْنِي=benim aramdadır وَ=ile بَيْنَكَۖ=seninأَيَّمَا=hangisini الْأَجَلَيْنِ=vadelerin قَضَيْتُ=bitirirsemفَ=o zaman لَا=olmasın عُدْوَانَ=düşmanlık عَلَيَّۖ=banaوَ=ve اللَّهُ=Allah′tırعَلَىٰ=üzerinde مَا=olduğumuz نَقُولُ=söylüyorوَكِيلٌ=sırtı emniyetle dayayacak kimse«vekîl»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا قَضَىٰ=henüz bitirmişti مُوسَى=Mûsã الْأَجَلَ=o vadeyiوَ=ki سَارَ=gece yola çıktı بِأَهْلِهِ=ailesiyle«ehl»آنَسَ=gördü مِنْ جَانِبِ=tarafında الطُّورِ=o Dağ نَارًا=bir ateş«nãr»قَالَ=dedi لِأَهْلِهِ=ailesine«ehl»امْكُثُوا=siz durup bekleyin!إِنِّي=ki ben آنَسْتُ=farkettim نَارًا=bir ateş«nãr»لَعَلِّي=olur ki ben آتِيكُمْ=getiririm size مِنْهَا=oradan بِخَبَرٍ=bir bilgiأَوْ=yahut جَذْوَةٍ=bir kor مِنَ النَّارِ=o ateşten«nãr»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَصْطَلُونَ=ateşe sokulup ısınırsınız
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا أَتَاهَا=oraya varınca نُودِيَ=seslenildiمِنْ شَاطِئِ=kıyısından الْوَادِ=vadinin الْأَيْمَنِ=sağdaki فِي الْبُقْعَةِ=o yerde الْمُبَارَكَةِ=bereketli«berekãt_mubãrek»مِنَ الشَّجَرَةِ=ağaçtanأَنْ=diye يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã إِنِّي=şu bir gerçek ki أَنَا=Ben′im اللَّهُ=Allahرَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve أَنْ=diye أَلْقِ=at عَصَاكَۖ=değneğiniفَ=sonra da لَمَّا رَآهَا=görünce onu تَهْتَزُّ=titreşir كَأَنَّهَا=sanki gibi o جَانٌّ=bir yılanوَلَّىٰ=döndü مُدْبِرًا=arkasını çevirerek«dubur»وَ=ve لَمْ يُعَقِّبْۚ=arkasına bakmadıيَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã أَقْبِلْ=dön وَ=ve لَا تَخَفْۖ=korkmaإِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen مِنَ الْآمِنِينَ=güvende olanlardansın
 ‎﴾ 32 ﴿‎   اُسْلُكْ=sok يَدَكَ=elini فِي جَيْبِكَ=koynunaتَخْرُجْ=dışarı çıksın«ihrãc»بَيْضَاءَ=bembeyaz مِنْ غَيْرِ=olmadan سُوءٍ=bir fenalık«sú»وَ=ve اضْمُمْ=çek إِلَيْكَ=kendine جَنَاحَكَ=kolunu مِنَ=karşı الرَّهْبِۖ=korkuyaفَ=şu halde ذَانِكَ=işte bunlar بُرْهَانَانِ=iki delildir«burhãn»مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve مَلَئِهِۚ=onun ileri gelenlerineإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=olmuşlardır قَوْمًا=bir toplum«kavm»فَاسِقِينَ=yoldan çıkan«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالَ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=ki ben قَتَلْتُ=öldürmüştüm مِنْهُمْ=onlardan نَفْسًا=bir kişiفَ=şu halde أَخَافُ=korkuyorum أَنْ يَقْتُلُونِ=öldürmelerinden beni
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=gelince أَخِي=kardeşim هَارُونُ=Hãrûn′aهُوَ=o أَفْصَحُ=daha akıcıdır مِنِّي=benden لِسَانًا=dil olarakفَ=şu halde أَرْسِلْهُ=gönder onu مَعِيَ=benimle beraberرِدْءًا=bir yardım eden olarak يُصَدِّقُنِيۖ=tasdik eden«tasdîk_musaddik»beniإِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkuyorum أَنْ يُكَذِّبُونِ=yalancı sayıp durmalarından«tekzîb»beni
 ‎﴾ 35 ﴿‎   قَالَ=dedi ki سَنَشُدُّ=kuvvetlendireceğiz عَضُدَكَ=senin pazunu بِأَخِيكَ=kardeşinleوَ=ve نَجْعَلُ=yapacağız لَكُمَا=ikiniz için سُلْطَانًا="dayanacak bir şey"«sultãn»فَ=böylece لَا يَصِلُونَ=onlar erişmeyeceklerdir إِلَيْكُمَاۚ=ikinize بِ=ötürü آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizden«ãyet»أَنْتُمَا=ikiniz وَ=ve مَنِ=kimseler اتَّبَعَكُمَا=katılan«ittebã»ikinize الْغَالِبُونَ=üstün geleceksiniz
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَهُمْ=gelince onlara مُوسَىٰ=Mûsã بِآيَاتِنَا=açık işaretlerimizle«ãyet»بَيِّنَاتٍ=açık delilli«beyyine»olarakقَالُوا=dediler ki مَا=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başka bir şey سِحْرٌ=bir aldatmacadan(veya ”sihirden”) مُفْتَرًى=uydurulmuş«ifterã»وَ=ve مَا سَمِعْنَا=işitmedik بِهَٰذَا=böyle bir şey فِي=arasında آبَائِنَا=atalarımız الْأَوَّلِينَ=önceki
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki مُوسَىٰ=Mûsãرَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)biliyorبِمَنْ=kimin جَاءَ=getirdiğini بِالْهُدَىٰ=o yol gösterişi«hüdã»مِنْ عِنْدِهِ=kendi katındanوَ=ve مَنْ=kimin تَكُونُ=olacağını لَهُ=kendisine ait عَاقِبَةُ=sonunun الدَّارِۖ=o yurdunإِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermeyecektir الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki فِرْعَوْنُ=Firavun يَا أَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=ileri gelenlerمَا عَلِمْتُ=bilmiyorum لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilâh غَيْرِي=benden başkaفَ=bu halde أَوْقِدْ=ateş yak لِي=benim için يَا=Ey! هَامَانُ=Hãmãnعَلَى=üzerinde الطِّينِ=çamurunفَ=sonra da اجْعَلْ=yap لِي=bana صَرْحًا=bir kuleلَعَلِّي=olur ki diye ben أَطَّلِعُ=çıkıp bileyim إِلَىٰ إِلَٰهِ=ilâhını مُوسَىٰ=Mûsã′nınوَ=ve إِنِّي=şu bir gerçek ki ben لَأَظُنُّهُ=kesinlikle olduğuna kanaat getirdim«zann»onun مِنَ الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerden«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve اسْتَكْبَرَ=büyüklendiler«kibr»هُوَ=o وَ=ve جُنُودُهُ=orduları فِي الْأَرْضِ=o topraklarda بِغَيْرِ=aykırı olarak الْحَقِّ=o Gerçeğe«hakk»وَ=ve ظَنُّوا=zannettiler«zann»أَنَّهُمْ=olduklarını إِلَيْنَا=Bize لَا يُرْجَعُونَ=döndürülmeyecek
 ‎﴾ 40 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَخَذْنَاهُ=tuttuk onu وَ=ve de جُنُودَهُ=ordularınıفَ=sonra da نَبَذْنَاهُمْ=attık فِي الْيَمِّۖ=o suyun içineفَ=şu halde انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonu الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim» 
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَاهُمْ=Biz yaptık onları أَئِمَّةً=önderlerيَدْعُونَ=çağıran«duã»إِلَى النَّارِۖ=o Ateş′e«nãr»وَ=ve يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»لَا يُنْصَرُونَ=yardım görmeyecekler
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve أَتْبَعْنَاهُمْ=peşine taktık«ittebã»onların فِي هَٰذِهِ=şu kendisinde الدُّنْيَا=dünyanın لَعْنَةًۖ=bir dışlanıp horlanmışlık«la′net»وَ=ise يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»هُمْ=onlar مِنَ الْمَقْبُوحِينَ=iğrenç görülenlerdendir
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdik مُوسَى=Mûsã′ya الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»مِنْ بَعْدِ=sonra مَا أَهْلَكْنَا=biz helak ettikten الْقُرُونَ=nesilleri«karîn»الْأُولَىٰ=evvelkiبَصَائِرَ=göstergelerdir«besãir»لِلنَّاسِ=insanlar içinوَ=ve هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»olarak وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»olarakلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırlar«tezekkür»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve مَاكُنْتَ=değildin sen بِجَانِبِ=tarafında الْغَرْبِيِّ=batıإِذْ=vakit قَضَيْنَا=bildirdiğimiz إِلَىٰ مُوسَى=Mûsã′ya الْأَمْرَ=o yapılması istenen şeyi«emr»وَ=ve de مَا كُنْتَ=değildin sen مِنَ الشَّاهِدِينَ=tanık«şãhid» olanlardan
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَلَٰكِنَّا=fakat Biz أَنْشَأْنَا=vücuda getirdik«inşá»قُرُونًا=nesiller«karîn»فَ=böylece تَطَاوَلَ=uzun sürdü عَلَيْهِمُ=onlarda الْعُمُرُۚ=ömürوَ=ve مَا كُنْتَ=değildin sen ثَاوِيًا=oturmuş فِي=arasında أَهْلِ=ahalisi«ehl»مَدْيَنَ=Medyenتَتْلُوا=sayıp dökesin«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»وَلَٰكِنَّا=fakat كُنَّا=Biziz مُرْسِلِينَ=Elçi«rasûl»gönderen
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve مَا كُنْتَ=değildin sen بِجَانِبِ=tarafında الطُّورِ=o Dağإِذْ=zaman نَادَيْنَا=seslendiğimizوَلَٰكِنْ=fakat رَحْمَةً=bir merhamettir«rahmet»مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»لِتُنْذِرَ=uyarasın diye قَوْمًا=bir toplumu«kavm»مَا أَتَاهُمْ=gelmemiştir kendilerine مِنْ=herhangi نَذِيرٍ=bir uyarıcı مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisindenلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırlar«tezekkür»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ya لَوْلَا=olmasaydıأَنْ تُصِيبَهُمْ=başlarına gelmesi مُصِيبَةٌ=bir musibetinبِمَا=karşılık قَدَّمَتْ=yaptıklarına أَيْدِيهِمْ=ellerininفَ=o zaman يَقُولُوا=diyeceklerdi ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»لَوْلَا=hiç olmazsa أَرْسَلْتَ=gönderseydin إِلَيْنَا=bize رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»فَ=böylece نَتَّبِعَ=katılsaydık«ittebã»آيَاتِكَ=«açık işaret»ayetlerine«ãyet»وَ=ve نَكُونَ=olsaydık مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَهُمُ=gelince onlara الْحَقُّ=‑asıl‑Gerçek«hakk»مِنْ عِنْدِنَا=katımızdanقَالُوا=dediler ki لَوْلَا أُوتِيَ=verilseydi ya! مِثْلَ=dengi مَا=olanın أُوتِيَ=verilmiş مُوسَىٰۚ=Mûsã′yaأَ=miydi? وَ=peki لَمْ يَكْفُرُوا=görmezlikten gelmemişler«küfr_kãfir»بِمَا=olanı أُوتِيَ=verilmiş مُوسَىٰ=Mûsã′ya مِنْ قَبْلُۖ=daha önceقَالُوا=dediler ki سِحْرَانِ=iki aldatmacadır(veya ”sihirdir”) تَظَاهَرَا=birbirini destekleyenوَ=ve قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz بِكُلٍّ=tümüyle كَافِرُونَ=görmezlikten gelenleriz«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   قُلْ=de ki فَ=o halde أْتُوا=getirin بِكِتَابٍ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِ=Allah′ın هُوَ=kendisi أَهْدَىٰ=daha iyi yol göstersin«hüdã»مِنْهُمَا=bu ikisindenأَتَّبِعْهُ=ben katılayım«ittebã»onaإِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ يَسْتَجِيبُوا=karşılık vermezlerse لَكَ=sanaفَ=o zaman اعْلَمْ=bil أَنَّمَا=olduğunu يَتَّبِعُونَ=onların katılıyor«ittebã»أَهْوَاءَهُمْۚ=canlarının istediklerine«hevã»وَ=ve مَنْ=kimdir? أَضَلُّ=daha çok yolunu şaşırmış«dalãl»مِمَّنِ=kimseden اتَّبَعَ=katılan«ittebã»هَوَاهُ=canının istediğine«hevã»بِغَيْرِ=olmadan هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»مِنَ اللَّهِۚ=Allah′tanإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»الْقَوْمَ=topluma«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki وَصَّلْنَا=birbirine bitiştirdik لَهُمُ=onlar için الْقَوْلَ=o söyleneniلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırlar«tezekkür»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerin آتَيْنَاهُمُ=kendilerine verdiğimiz الْكِتَابَ=«ilâhî» Metini«kitãb»مِنْ قَبْلِهِ=bundan önceهُمْ=kendileri بِهِ=ona يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirler«îmãn»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman يُتْلَىٰ=o sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlaraقَالُوا=dediler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِهِ=onaإِنَّهُ=(dediler)ki o الْحَقُّ=‑asıl‑Gerçek′tir«hakk»مِنْ رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imizden«rabb»إِنَّا=(dediler)ki biz كُنَّا=idik مِنْ قَبْلِهِ=ondan önce مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuşlar«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlara يُؤْتَوْنَ=verilir أَجْرَهُمْ=bedelleri«ecr»مَرَّتَيْنِ=iki kezبِمَا=karşılık صَبَرُوا=yılmadan dayanmalarına«sabr_sãbir»وَ=ve يَدْرَءُونَ=onlar savarlar بِالْحَسَنَةِ=güzel davranışla«ihsãn_muhsin»السَّيِّئَةَ=fenalığı«seyyiãt»وَ=ve مِمَّا=şeylerden رَزَقْنَاهُمْ=faydalandırdığımız«rızk»onları يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»ederler
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman سَمِعُوا=işittikleri اللَّغْوَ=düşünmeden söylenmiş söz«lağv»أَعْرَضُوا=aldırış etmediler«iğ′rãd»عَنْهُ=onaوَ=ve قَالُوا=dediler ki لَنَا=bize aittir أَعْمَالُنَا=bizim işlerimizوَ=ve لَكُمْ=size aittir أَعْمَالُكُمْ=sizin işlerinizسَلَامٌ=Selam!«selãm»عَلَيْكُمْ=sizeلَا نَبْتَغِي=biz peşine takılmayız الْجَاهِلِينَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanların«cãhil»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَا تَهْدِي=yolu gösterecek«hüdã»değilsinمَنْ=kimseye أَحْبَبْتَ=sevdiğinوَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah يَهْدِي=yol gösterir«hüdã»مَنْ=kimseye يَشَاءُۚ=dileyen(veya ”dilediği”)وَ=ve هُوَ=O أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِالْمُهْتَدِينَ=gösterilmiş yola girecekleri«hüdã»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki إِنْ=eğer نَتَّبِعِ=biz katılırsak«ittebã»الْهُدَىٰ=o yol gösterişe«hüdã»مَعَكَ=seninle beraberنُتَخَطَّفْ=atılırız مِنْ أَرْضِنَاۚ=topraklarımızdanأَ=mi? وَ=peki لَمْ نُمَكِّنْ=Biz bir mekan vermedikلَهُمْ=onlara حَرَمًا=hürmetli«haram»آمِنًا=güvenliيُجْبَىٰ=toplanıp getirildi إِلَيْهِ=oraya ثَمَرَاتُ=ürünleri كُلِّ شَيْءٍ=her şeyinرِزْقًا=faydalandırıldıkları «nimetler» «rızk»olarak مِنْ لَدُنَّا=katımızdanوَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve كَمْ=nice أَهْلَكْنَا=Biz helak ettik مِنْ قَرْيَةٍ=yerleşimi«karye»بَطِرَتْ=şımarmış مَعِيشَتَهَاۖ=oranın refahı içindeفَ=bu halde تِلْكَ=işte şunlar مَسَاكِنُهُمْ=onların meskenleridirلَمْ تُسْكَنْ=iskan edilmedi مِنْ بَعْدِهِمْ=onlardan sonra إِلَّا=hariç قَلِيلًاۖ=pek azوَ=ve كُنَّا=olduk نَحْنُ=Biz الْوَارِثِينَ=varis
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=değildir رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»مُهْلِكَ=helak edici الْقُرَىٰ=o yerleşimleri«karye»حَتَّىٰ=kadar يَبْعَثَ=çıkarıncaya«ba′s»فِي أُمِّهَا=onların Ana′sında رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»يَتْلُوا=sayıp döken«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara آيَاتِنَاۚ=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»وَ=ve مَا كُنَّا=Biz değiliz مُهْلِكِي=helak edici الْقُرَىٰ=o yerleşimleri«karye»إِلَّا=olmadan وَ=halde أَهْلُهَا=ahalisi«ehl»ظَالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=gelince مَا=olana أُوتِيتُمْ=size verilmiş مِنْ شَيْءٍ=herşeydenفَ=bu halde مَتَاعُ=geçimlik varlığıdır الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَا=dünya وَ=ve زِينَتُهَاۚ=hoşunuza giden şeyleridir«ziynet»oranınوَ=ise مَا=olan عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ınخَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»وَ=ve أَبْقَىٰۚ=daha kalıcıdırأَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   أَ=midir? فَ=şu halde مَنْ=kimse وَعَدْنَاهُ=söz verdiğimiz«va′d»kendisine وَعْدًا=verilen bir sözü«va′d»حَسَنًا=güzel«hasen»فَ=sonra da هُوَ=kendisi لَاقِيهِ=kesinlikle ona kavuşacak olanكَمَنْ=kimse gibi مَتَّعْنَاهُ=yaşattığımız kendisineمَتَاعَ=geçimlik varlığını الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَا=dünyaثُمَّ=sonrasında هُوَ=o يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»مِنَ الْمُحْضَرِينَ=getirileceklerden olan
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün يُنَادِيهِمْ=O seslenir onlaraفَ=sonra da يَقُولُ=der ki أَيْنَ=nerede? شُرَكَائِيَ=benim «ortak»denklerim«şirk_müşrik»الَّذِينَ=olduğunuz كُنْتُمْ=olmuş تَزْعُمُونَ=iddia ediyor«zağm»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   قَالَ=derler kiالَّذِينَ=kimseler حَقَّ=gerçekleşmiş«hakk»olan عَلَيْهِمُ=kendilerine الْقَوْلُ=o söylenenرَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»هَٰؤُلَاءِ=şunlardır الَّذِينَ=kimseler أَغْوَيْنَا=yoldan şaştırdığımız«gayy»أَغْوَيْنَاهُمْ=yoldan şaştırdık«gayy» onları كَمَا=gibi غَوَيْنَاۖ=kendimiz yoldan şaştığımız«gayy»تَبَرَّأْنَا=irtibatı koparıp geldik إِلَيْكَۖ=sanaمَا كَانُوا=olmadılar إِيَّانَا=Bize يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmakta
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve قِيلَ=denir ki ادْعُوا=çağırın«duã»شُرَكَاءَكُمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerinizi«şirk_müşrik»فَ=sonra دَعَوْهُمْ=çağırırlar«duã»onlarıفَ=şu halde لَمْ يَسْتَجِيبُوا=karşılık vermezler لَهُمْ=onlaraوَ=ve رَأَوُا=görürler الْعَذَابَۚ=o cezayı«azãb»لَوْ=keşke أَنَّهُمْ=olsalardı كَانُوا=olmuş يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola giriyor«hüdã»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün يُنَادِيهِمْ=sesleneceği onlara فَ=sonra da يَقُولُ=diyeceğiمَاذَا=ne? أَجَبْتُمُ=karşılık verdiniz الْمُرْسَلِينَ=Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlere 
 ‎﴾ 66 ﴿‎   فَ=bu halde عَمِيَتْ=körlük gelir عَلَيْهِمُ=onlara الْأَنْبَاءُ=haberlere يَوْمَئِذٍ=o günفَ=sonra da هُمْ=onlar لَا يَتَسَاءَلُونَ=birbirlerine soru sormayacaklar
 ‎﴾ 67 ﴿‎   فَأَمَّا=ama مَنْ=kim تَابَ=olumsuzluktan dönüş yaparsa«tevbe_tevvãb»وَ=ve آمَنَ=inanıp güvenirse«îmãn»وَ=ve عَمِلَ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»فَ=o zaman عَسَىٰ=umulur أَنْ يَكُونَ=olması مِنَ الْمُفْلِحِينَ=selamete«felãh»erenlerden
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»يَخْلُقُ=yaratır مَا=neyi يَشَاءُ=dilerse وَ=ve يَخْتَارُۗ=seçerمَا كَانَ=değildir لَهُمُ=onların الْخِيَرَةُۚ=o seçimسُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allahوَ=ve تَعَالَىٰ=yücedir عَمَّا=olduklarından يُشْرِكُونَ=onların «Allah′a» «ortak»denkler kabul etmekte«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»يَعْلَمُ=bilirمَا=olduğunu تُكِنُّ=gizliyor صُدُورُهُمْ=göğüslerininوَ=ve مَا=olduğunu يُعْلِنُونَ=örtüyor«meknun_ekinnet»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O اللَّهُ=Allah′tırلَا=olmayan إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۖ=Kendisindenلَهُ=O′nadır الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»فِي الْأُولَىٰ=ilkte وَ=ve de الْآخِرَةِۖ=sondaوَ=ve لَهُ=O′nundur الْحُكْمُ=Hükümوَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قُلْ=de ki أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza!إِنْ=eğer جَعَلَ=kılsa اللَّهُ=Allah عَلَيْكُمُ=üzerinize اللَّيْلَ=geceyi سَرْمَدًا=sürekliإِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»مَنْ=kimdir? إِلَٰهٌ=ilâh غَيْرُ=başka اللَّهِ=Allah′tanيَأْتِيكُمْ=getirecek size بِضِيَاءٍۖ=bir ışıkأَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَسْمَعُونَ=işitmiyor
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قُلْ=de ki أَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza!إِنْ=eğer جَعَلَ=kılsa اللَّهُ=Allah عَلَيْكُمُ=üzerinize النَّهَارَ=gündüzü سَرْمَدًا=sürekliإِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»مَنْ=kimdir? إِلَٰهٌ=ilâh غَيْرُ=başka اللَّهِ=Allah′tanيَأْتِيكُمْ=getirecek size بِلَيْلٍ=bir geceyi تَسْكُنُونَ=dinleneceğiniz فِيهِۖ=içerisindeأَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تُبْصِرُونَ=görmüyor
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve مِنْ رَحْمَتِهِ=merhametinden«rahmet»جَعَلَ=var etti لَكُمُ=sizin içinاللَّيْلَ=geceyi وَ=ve النَّهَارَ=gündüzüلِتَسْكُنُوا=dinlenmeniz için فِيهِ=ondaوَ=ve لِتَبْتَغُوا=aramanız için مِنْ فَضْلِهِ=O′nun lütfunu«fadl»وَ=ve لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=o gün يُنَادِيهِمْ=seslenir onlara فَ=sonra da يَقُولُ=der kiأَيْنَ=nerede? شُرَكَائِيَ=«ortaklar»«Bana tuttuğunuz» denklerim«şirk_müşrik»الَّذِينَ=olduğunuz كُنْتُمْ=olmuş تَزْعُمُونَ=iddia ediyor«zağm»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve نَزَعْنَا=çekip alırız مِنْ كُلِّ=her أُمَّةٍ=topluluktan«ümmet»شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»فَ=sonra da قُلْنَا=deriz ki هَاتُوا=getirin بُرْهَانَكُمْ=delilinizi«burhãn»فَ=o zaman عَلِمُوا=bilirler أَنَّ=olduğunu الْحَقَّ=o Gerçek′in«hakk»لِلَّهِ=Allah′a aitوَ=ve ضَلَّ=kaybolup giderler عَنْهُمْ=kendilerinden مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki قَارُونَ=Kârun كَانَ=idi مِنْ قَوْمِ=toplumundan«kavm»مُوسَىٰ=Mûsã′nınفَ=fakat بَغَىٰ=azmışlık etmişti عَلَيْهِمْۖ=onlara karşıوَ=ve آتَيْنَاهُ=vermiştik ona مِنَ الْكُنُوزِ=hazinelerdenمَا=olan إِنَّ=ki مَفَاتِحَهُ=onun anahtarları لَتَنُوءُ=kesinlikle ağır geliyorبِالْعُصْبَةِ=bir küme insana أُولِي=sahibi الْقُوَّةِ=güçإِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لَهُ=ona قَوْمُهُ=toplumu«kavm»لَا تَفْرَحْۖ=şımarmaإِنَّ=(dediler)ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الْفَرِحِينَ=şımarıkları
 ‎﴾ 77 ﴿‎   وَ=ve ابْتَغِ=arayışında olفِي=içinde مَا=şeyler آتَاكَ=sana verdiği اللَّهُ=Allah′ınالدَّارَ=yurdunun الْآخِرَةَۖ=Ahiretوَ=ve de لَا تَنْسَ=unutma نَصِيبَكَ=nasibini مِنَ الدُّنْيَاۖ=dünyadanوَ=ve أَحْسِنْ=güzel davran«ihsãn_muhsin»كَمَا=gibi أَحْسَنَ=güzel davrandığı«ihsãn_muhsin»اللَّهُ=Allah′ın إِلَيْكَۖ=sanaوَ=ve لَا تَبْغِ=isteme الْفَسَادَ="ortalığı karıştıran kötülükleri"«fesãd»فِي الْأَرْضِۖ=o topraklardaإِنَّ=(dediler)ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanları
 ‎﴾ 78 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أُوتِيتُهُ=bana verildi oعَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde عِلْمٍ=bir bilgi«ilm»عِنْدِيۚ=katımdakiأَ=mı? وَ=peki لَمْ يَعْلَمْ=bilmediأَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın قَدْأَهْلَكَ=helak etmişمِنْ قَبْلِهِ=kendisinden önceki مِنَ الْقُرُونِ=nesillerden«karîn»مَنْ=kimseleri هُوَ=kendisi أَشَدُّ=daha ötede مِنْهُ=ondan قُوَّةً=kuvvetçeوَ=ve أَكْثَرُ=daha çok جَمْعًاۚ=topluluk(veya”birikim”) olarakوَ=ve لَا يُسْأَلُ=sorulmayacaktır عَنْ=hakkında ذُنُوبِهِمُ=suçları«zenb»الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenlere«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   فَ=sonra da خَرَجَ=çıktı«ihrãc»عَلَىٰ=karşısına قَوْمِهِ=toplumunun«kavm»فِي=içinde زِينَتِهِۖ=hoşa giden şeyleri«ziynet»قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler يُرِيدُونَ=isteyen الْحَيَاةَ=hayatını الدُّنْيَا=dünyaيَا=Ah! لَيْتَ=keşke olsaydı لَنَا=bizim مِثْلَ=bir dengiمَا=olanların أُوتِيَ=verilmiş قَارُونُ=Kârun′aإِنَّهُ=(dediler)ki o لَذُو=kesinlikle sahibiydi حَظٍّ=bir pay عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimselere أُوتُوا=verilmiş الْعِلْمَ=o Bilgi«ilm»وَيْلَكُمْ=yazık sizeثَوَابُ=getirisi«sevãb»اللَّهِ=Allah′ın خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِمَنْ=kimse için آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve عَمِلَ=yapan صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»وَ=ve لَا يُلَقَّاهَا=kavuşturulmaz ona إِلَّا=başkası الصَّابِرُونَ=zorluklara göğüs gerenlerden«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   فَ=sonra خَسَفْنَا=batırdık بِهِ=onu وَ=ve بِدَارِهِ=meskenini الْأَرْضَ=o topraklaraفَ=bu halde مَا كَانَ=olmadı لَهُ=ona ait مِنْ=herhangi فِئَةٍ=bir insan grubuيَنْصُرُونَهُ=yardım edecek ona مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahوَ=ve مَا كَانَ=o değildi مِنَ الْمُنْتَصِرِينَ=kendine yardım edecek
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve أَصْبَحَ=oldular الَّذِينَ=kimseler تَمَنَّوْا=isteyen مَكَانَهُ=onun yerini بِالْأَمْسِ=dünيَقُولُونَ=diyenlerوَيْ=vay be! كَأَنَّ=demek ki اللَّهَ=Allah يَبْسُطُ=genişletiyor الرِّزْقَ=faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk»لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediği مِنْ عِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerindenوَ=ya da يَقْدِرُۖ=kısıt(ölçü) koyar«kadîr_mikdãr»لَوْلَا=eğer olmasaydı أَنْ مَنَّ=lütfetmesi اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْنَا=bizeلَخَسَفَ=kesinlikle yere batırırdı بِنَاۖ=biziوَيْ=vay be! كَأَنَّهُ=demek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermiyor الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   تِلْكَ=işte الدَّارُ=yurdu الْآخِرَةُ=Ahiretنَجْعَلُهَا=veririz orayı لِلَّذِينَ=kimselere لَا يُرِيدُونَ=istemeyen عُلُوًّا=üste çıkmayı«ulüvv»فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَلَا=ne de فَسَادًاۚ="ortalığı karıştıran kötülükleri"«fesãd»وَ=ve الْعَاقِبَةُ=‑asıl‑sonuç لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlarındır«takvã»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   مَنْ=kim جَاءَ=getirirse بِالْحَسَنَةِ=güzel davranışlar«ihsãn_muhsin»فَ=o zaman لَهُ=onadır خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"si«hayr»مِنْهَاۖ=ondanوَ=ve مَنْ=kim جَاءَ=getirirse بِالسَّيِّئَةِ=fenalıklar«seyyiãt»فَ=o zaman لَا يُجْزَى=karşılık«cezã»verilmez الَّذِينَ=kimselere عَمِلُوا=yapmış السَّيِّئَاتِ=fenalıkları«seyyiãt»إِلَّا=başkasıyla مَا=şeylerden كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 85 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِي=olan فَرَضَ=takdir etmiş«farada»عَلَيْكَ=sana الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»لَرَادُّكَ=muhakkak seni döndürecektir إِلَىٰ مَعَادٍۚ=varılacak yereقُلْ=de ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilirمَنْ=kimin جَاءَ=getirdiğini بِالْهُدَىٰ=o yol gösterişi«hüdã»وَ=ve مَنْ=kimin هُوَ=kendisi فِي=içindedir ضَلَالٍ=bir yolu şaşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve مَا كُنْتَ=değildin تَرْجُوا=umuyor أَنْ يُلْقَىٰ=verileceğini إِلَيْكَ=sana الْكِتَابُ=şu «ilâhî» Metinin«kitãb»إِلَّا=başkası değildir رَحْمَةً=bir merhametten«rahmet»مِنْ رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»فَ=şu halde لَا تَكُونَنَّ=olma sakın ظَهِيرًا=arka çıkan لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve لَا يَصُدُّنَّكَ=alıkoymasınlar sakın seni عَنْ آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerinden«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınبَعْدَ=sonra إِذْ=zamandan أُنْزِلَتْ=indirildiği إِلَيْكَۖ=sanaوَ=ve ادْعُ=çağır«duã»إِلَىٰ رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»وَ=ve لَا تَكُونَنَّ=olma sakın مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=ve لَا تَدْعُ=«çağrıda bulunma»dua etme«duã»مَعَ=beraber اللَّهِ=Allah′la إِلَٰهًا=bir ilâha آخَرَۘ=başkaلَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۚ=O′ndanكُلُّ=her شَيْءٍ=şey هَالِكٌ=helak olacaktırإِلَّا=başka وَجْهَهُۚ=O′nun «yüz»benliğindenلَهُ=O′nundur الْحُكْمُ=Hüküm وَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
Âyet Metni : (Kasas.1) (20. Cüz | 385. Sayfa)
Okunuşu :
1. ṭâ-sîn-mîm.
(Kasas.1) Grameri
طسٓمٓ : Ta Seem Meem ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu