Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Sana geldikleri vakıt o münafıklar dediler ki: şehadet ederiz hakikaten sen şübhesiz Allahın Resulüsün. Allah da biliyor ki: hakikaten sen şübhesiz onun Resulüsün, bununla beraber Allah şehadet ediyorki doğrusu münafıklar kat´iyyen yalancıdırlar.
B.Bayraklı
1. Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin kesinlikle Allah’ın peygamberi olduğuna tanıklık ederiz” derler. Allah, senin, O’nun peygamberi olduğunu biliyor ve Allah münafıkların yalancı olduğuna tanıklık ediyor.
A.Bayındır
1. Münafıklar (iki yüzlüler) sana geldiklerinde: "Biz şahidiz ki sen kesinlikle Allah'ın elçisisin." dediler. Evet, Allah biliyor ki sen kesinlikle onun elçisisin; ama Allah şahit ki münafıklar kesinlikle yalancıdırlar[*].[*] Münafıkların yalancı kimseler oldukları birçok ayette vurgulanmış (Tevbe 9/77, 107, Mücadele 58/18, Haşr 59/11), bu yalancılıklarından dolayı acı bir azaba uğrayacakları ve hem Allah’ı hem de insanları kandırmaya çalıştıkları için cehennemin en alt tabakasına atılacakları haber verilmiştir (Bakara 2/8-10, 76, Nisa 4/142-145).  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Münafıklar sana geldiklerinde; “Biz şehadet ederiz ki sen kesinlikle Allah’ın Resul’üsün!” derler. Evet, Allah biliyor ki, elbette sen O’nun elçisisin. Bunun yanında Allah münafıkların yalancı olduklarını (samimi olmadıklarını) da biliyor.
S.Ateş
1. Münâfıklar sana geldikleri zaman: "Senin muhakkak Allah’ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz" derler. Senin muhakkak kendisinin elçisi olduğunu Allah bilir ve Allah münafıkların yalancı olduklarına tanıklık eder.
İngilizce Kelime Meali
إِذَا=When جَآءَكَ=come to you الْمُنٰفِقُونَ=the hypocrites, قَالُوا=they say, نَشْهَدُ=`We testify إِنَّكَ=that you لَرَسُولُ=(are) surely (the) Messenger اللَّهِۗ=(of) Allah.` وَاللَّهُ=And Allah يَعْلَمُ=knows إِنَّكَ=that you لَرَسُولُهُۥ=(are) surely His Messenger, وَاللَّهُ=and Allah يَشْهَدُ=testifies إِنَّ=that الْمُنٰفِقِينَ=the hypocrites لَكٰذِبُونَ=(are) surely liars.
(63) Münâfikûn Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   إِذَا=zaman جَاءَكَ=sana geldikleri الْمُنَافِقُونَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»قَالُوا=derlerdi ki نَشْهَدُ=tanıklık«şãhid» ederizإِنَّكَ=ki sen لَرَسُولُ=kesinlikle Elçisisin«rasûl»اللَّهِۗ=Allah′ınوَ=iken اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=biliyor إِنَّكَ=ki sen لَرَسُولُهُ=kesinlikle onun Elçisisin«rasûl»وَ=ise اللَّهُ=Allah يَشْهَدُ=tanıklık eder إِنَّ=ki الْمُنَافِقِينَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»«sûrenin adıdır»لَكَاذِبُونَ=kesinlikle yalan söyleyenlerdir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   اتَّخَذُوا=yaptılar أَيْمَانَهُمْ=yeminlerini جُنَّةً=bir kalkanفَ=sonra da صَدُّوا=alıkoydular عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِۚ=Allah′ınإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki سَاءَ=ne fenadır«sú»مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapmış
 ‎﴾ 3 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُمْ=olmaları آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»ثُمَّ=sonrasında كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»فَ=bunun üzerine طُبِعَ=damgalandı عَلَىٰ=üzeri قُلُوبِهِمْ=kalplerininفَ=zira هُمْ=onlar لَا يَفْقَهُونَ=değerlendirip kavramazlar«fıkh»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman رَأَيْتَهُمْ=onları gördüğünتُعْجِبُكَ=hoşuna gider أَجْسَامُهُمْۖ=cüsseleriوَ=ve إِنْ=eğer يَقُولُوا=konuşsalar تَسْمَعْ=dinlersin لِقَوْلِهِمْۖ=söyledikleriniكَأَنَّهُمْ=sanki gibidir onlar خُشُبٌ=odunlar مُسَنَّدَةٌۖ=dayalıيَحْسَبُونَ=sanırlar كُلَّ=her صَيْحَةٍ=kuvvetli sesi عَلَيْهِمْۚ=kendi aleyhlerindeهُمُ=onlar الْعَدُوُّ=düşmandırفَ=bu halde احْذَرْهُمْۚ=onlardan sakınقَاتَلَهُمُ=kahredesicileri اللَّهُۖ=Allah′ınأَنَّىٰ=nasıl? يُؤْفَكُونَ=döndürülüyorlar
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمْ=onlaraتَعَالَوْا=gelin يَسْتَغْفِرْ=günahlarınızın örtülmesini dilesin«istiğfar»لَكُمْ=sizin için رَسُولُ=Elçisi«rasûl»اللَّهِ=Allah′ınلَوَّوْا=çevirirler رُءُوسَهُمْ=başlarınıوَ=ve رَأَيْتَهُمْ=görürsün onların يَصُدُّونَ=geri durduklarını(veya ”alıkoyduklarını”)وَ=ve هُمْ=onlar مُسْتَكْبِرُونَ=büyüklenirler«kibr»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   سَوَاءٌ=birdir عَلَيْهِمْ=onlaraأَ=ha سْتَغْفَرْتَ=günahlarının örtülmesini dilemişsin«istiğfar»لَهُمْ=onlar içinأَمْ=ha لَمْ تَسْتَغْفِرْ=günahlarının örtülmesini dilememişsin«istiğfar»لَهُمْ=onlar içinلَنْ يَغْفِرَ=asla günahlarını örtmeyecektir«mağfiret»اللَّهُ=Allah لَهُمْۚ=onlarınإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»الْقَوْمَ=o topluma«kavm»الْفَاسِقِينَ=yoldan çıkan«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   هُمُ=onlar الَّذِينَ=kimselerdir يَقُولُونَ=diyen لَا تُنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»etmeyinعَلَىٰ مَنْ=bulunanlara عِنْدَ=katında رَسُولِ=Elçisinin«rasûl»اللَّهِ=Allah′ınحَتَّىٰ=kadar يَنْفَضُّواۗ=dağılıp gidinceyeوَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır خَزَائِنُ=hazineleri السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve de الْأَرْضِ=yeryüzününوَلَٰكِنَّ=fakat الْمُنَافِقِينَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»لَا يَفْقَهُونَ=değerlendirip kavramazlar«fıkh»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   يَقُولُونَ=diyorlar kiلَئِنْ=kesinlikle eğer رَجَعْنَا=dönersek إِلَى الْمَدِينَةِ=Medine′yeلَيُخْرِجَنَّ=mutlaka dışarı çıkaracaktır«ihrãc»الْأَعَزُّ=daha üstün olan مِنْهَا=oradan الْأَذَلَّۚ=boynu eğik«zillet»olanıوَ=oysa لِلَّهِ=Allah′a aittir الْعِزَّةُ=‑asıl‑"kudret ve üstünlük"«izzet»وَ=ve لِرَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»وَ=ve لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»وَلَٰكِنَّ=fakat الْمُنَافِقِينَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 9 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تُلْهِكُمْ=alıkoymasın sizi أَمْوَالُكُمْ=mallarınız وَلَا=ne de أَوْلَادُكُمْ=çocuklarınızعَنْ ذِكْرِ=anmaktan(veya ”ilâhî Tembihinden”)«zikr»اللَّهِۚ=Allah′ıوَ=ve مَنْ=kim يَفْعَلْ=yaparsa ذَٰلِكَ=işte bunuفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْخَاسِرُونَ=o zarar edenlerdir«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve أَنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»edin مِنْ مَا=şeylerden رَزَقْنَاكُمْ=sizi faydalandırdığımız«rızk»مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ يَأْتِيَ=gelmeden أَحَدَكُمُ=birinize الْمَوْتُ=ölümفَ=ki sonra يَقُولَ=dersiniz رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»لَوْلَا=hiç olmazsa أَخَّرْتَنِي=sonraya bıraksaydın beniإِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vadeye قَرِيبٍ=yakında«karîb»فَ=böylece أَصَّدَّقَ=bağış yapsaydım«sadaka»وَ=ve أَكُنْ=olsaydım مِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerden«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve لَنْ يُؤَخِّرَ=asla sonraya bırakmaz اللَّهُ=Allah نَفْسًا=bir canıإِذَا=zaman جَاءَ=geldiği أَجَلُهَاۚ=vadesiوَ=ve اللَّهُ=Allah خَبِيرٌ=haberdardır«habîr»بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor
Âyet Metni : (Münâfikûn.1) (28. Cüz | 554. Sayfa)
Okunuşu :
1. iẕâ câeke-lmünâfiḳûne ḳâlû neşhedü inneke lerasûlü-llâh. vellâhü ya`lemü inneke lerasûlüh. vellâhü yeşhedü inne-lmünâfiḳîne lekâẕibûn.
(Münâfikûn.1) Grameri
إِذَا : When ::: [Zarf/Zaman]جَآءَكَ : come to ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ج ي أجَآءَكَ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]الْمُنَافِقُونَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْمُنَافِقُونَ : hypocrites ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [Müfâale Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَاعَلَ] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ن ف ققَالُوا : say ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ق و لقَالُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]نَشْهَدُ : We testify ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Biz] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ش ه دإِنَّكَ : indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]إِنَّكَ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]لَرَسُولُ : (are) surely ::: [Kesinlik Takısı]لَرَسُولُ : (the) Messenger ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ر س لاللهِ : (of) Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هوَاللهُ : and ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]وَاللهُ : Allah ::: [Özel İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ل هيَعْلَمُ : knows ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ع ل مإِنَّكَ : indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]إِنَّكَ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]لَرَسُولُهُ : (are) surely ::: [Kesinlik Takısı]لَرَسُولُهُ : Messenger ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ر س للَرَسُولُهُ : His ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]وَاللهُ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَاللهُ : Allah ::: [Özel İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ل هيَشْهَدُ : testifies ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ش ه دإِنَّ : that ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]الْمُنَافِقِينَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْمُنَافِقِينَ : hypocrites ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [Müfâale Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَاعَلَ] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ن ف قلَكَاذِبُونَ : (are) surely ::: [Kesinlik Takısı]لَكَاذِبُونَ : liars ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken fiilden Fiilimsi] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ك ذ ب
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu