Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Tesbîh eder Allah için göklerdeki ve yerdeki o öyle lekesiz kuddûs, melik ki hem azîz, hem hakîm.
B.Bayraklı
1. Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, kutsal kurtuluşun tek kaynağı, kudret ve hikmet sahibi Allah’ı tesbih ediyor/anıyor.
A.Bayındır
1. Göklerde ne var yerde ne varsa; mutlak hükümdar, tertemiz, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah’ı[1*] tesbih etmekte /ona boyun eğmektedir[2*].[1*] Taha 20/114, Mü’minun 23/116, Haşr 59/23-24.[2*] Gökler, yer ve onlarda bulunan her şey Allah’ın koyduğu kurallara gönüllü olarak boyun eğer (İsra 17/44, Haşr 59/24, Teğabün 64/1). İmtihan için yaratılan insanlar ve cinler (Hûd 11/7, Kehf 18/7, Zariyat 51/56, Mülk 67/2) ise imtihan konusu olan işlerde serbest bırakılmışlardır. Bunun dışındaki alanlarda; örneğin nefes alıp verme, yeme, içme, giyinme, barınma, dinlenme ve benzeri konularda; Allah’ın doğada koyduğu kanunlara boyun eğmeden yaşayamazlar.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Göklerde ve yerde olan her şey, mülkün sahibi, eksiklikten ve noksanlıktan uzak, aziz ve hâkim olan Allah’ı tesbih eder (O’nun verdiği vazifeyi icra ederek O’na karşı sorumluluğunu yerine getirir).
S.Ateş
1. Göklerde ve yerde bulunanların hepsi pâdişâh, mukaddes, azîz, hakîm olan Allah'ı tesbîh etmektedir.
İngilizce Kelime Meali
يُسَبِّحُ=Glorifies لِلَّهِ=Allah مَا=whatever فِى=(is) in السَّمٰوٰتِ=the heavens وَمَا=and whatever فِى=(is) in الْأَرْضِ=the earth, الْمَلِكِ=the Sovereign, الْقُدُّوسِ=the Holy, الْعَزِيزِ=the All‑Mighty, الْحَكِيمِ=the All‑Wise.
(62) Cuma Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يُسَبِّحُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»لِلَّهِ=Allah′ınمَا=şeyler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdekiوَ=ve مَا=şeyler فِي الْأَرْضِ=yeryüzündekiالْمَلِكِ=‑asıl‑”Hükümdar"dır«melik»الْقُدُّوسِ=‑asıl‑”Saygıdeğer Olan”dır«kuddûs»الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمِ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   هُوَ=O الَّذِي=olandır بَعَثَ=çıkarmış«ba′s»فِي=arasında الْأُمِّيِّينَ=kitabı olmamış olanlar«ümmî»رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»مِنْهُمْ=kendilerinden olanيَتْلُوا=sayıp döken«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara آيَاتِهِ=O′nun «açık işaret»ayetlerini«ãyet»وَ=ve يُزَكِّيهِمْ=yücelten kendileriniوَ=ve يُعَلِّمُهُمُ=öğreten onlara الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»وَ=ve الْحِكْمَةَ=Hikmet′iوَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كَانُوا=idiler مِنْ قَبْلُ=önceden لَفِي=kesinlikle içinde ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve آخَرِينَ=diğerlerine مِنْهُمْ=onlardanلَمَّا يَلْحَقُوا=henüz katılmamış بِهِمْۚ=kendilerineوَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu فَضْلُ=lütfudur«fadl»اللَّهِ=Allah′ınيُؤْتِيهِ=vereceği مَنْ=kimseye يَشَاءُۚ=dilediği(veya”dileyen”)وَ=ve اللَّهُ=Allah ذُو=sahibidir الْفَضْلِ=lütuf«fadl»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   مَثَلُ=durumuالَّذِينَ=kimselerin حُمِّلُوا=yükletilmiş التَّوْرَاةَ=Tevrat ثُمَّ=sonra da لَمْ يَحْمِلُوهَا=taşımayan onuكَمَثَلِ=durumu gibidir الْحِمَارِ=eşeğin يَحْمِلُ=taşıyan أَسْفَارًاۚ=kitaplarبِئْسَ=ne kötüdür مَثَلُ=durumu الْقَوْمِ=toplumun«kavm»الَّذِينَ=olan كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِۚ=Allah′ınوَ=ve اللَّهُ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»الْقَوْمَ=o topluma«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler هَادُوا=Yahudi olanإِنْ=eğer زَعَمْتُمْ=iddia ediyorsanız«zağm»أَنَّكُمْ=sizin olduğunuzu أَوْلِيَاءُ="destek çıkan yakın"ları«velî_evliyã»لِلَّهِ=Allah′ınمِنْ دُونِ=değil de النَّاسِ=insanlarفَ=o halde تَمَنَّوُا=temenni edin الْمَوْتَ=ölümüإِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=oysa لَا يَتَمَنَّوْنَهُ=temenni etmezler onu أَبَدًا=sonsuza dekبِمَا=şeylerle قَدَّمَتْ=önden gönderdiği أَيْدِيهِمْۚ=ellerininوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِالظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenleri«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   قُلْ=de إِنَّ=ki الْمَوْتَ=ölüm الَّذِي=olduğunuzdur تَفِرُّونَ=sizin kaçmakta مِنْهُ=kendisindenفَ=şu halde إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o مُلَاقِيكُمْۖ=bulacaktır siziثُمَّ=sonrasında تُرَدُّونَ=geri döndürüleceksiniz إِلَىٰ عَالِمِ=Bilen′e الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»وَ=ve الشَّهَادَةِ=Tanıklık edilenlenleri«şãhid»فَ=sonra da يُنَبِّئُكُمْ=O haber verecektir size بِمَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 9 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِذَا=zaman نُودِيَ=çağrı yapıldığı لِلصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namaza«salãt»مِنْ يَوْمِ=gününde الْجُمُعَةِ=Cuma«sûrenin adıdır»فَ=bunun üzerine اسْعَوْا=koşun إِلَىٰ ذِكْرِ=anmağa(veya ”ilâhî Tembihine”)«zikr»اللَّهِ=Allah′ıوَ=ve ذَرُوا=bırakın الْبَيْعَۚ=alışverişiذَٰلِكُمْ=işte bu خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْ=sizin içinإِنْ=eğer كُنْتُمْ=olursanız تَعْلَمُونَ=bilecek
 ‎﴾ 10 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman قُضِيَتِ=tamamladığınız الصَّلَاةُ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»فَ=o zaman انْتَشِرُوا=dağılın فِي الْأَرْضِ=yeryüzüneوَ=ve ابْتَغُوا=arayışında olun مِنْ فَضْلِ=lütfunun«fadl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve اذْكُرُوا=anın«zikr»اللَّهَ=Allah′ı كَثِيرًا=çokçaلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman رَأَوْا=gördükleri تِجَارَةً=bir ticaret أَوْ=veya لَهْوًا=bir eğlenceانْفَضُّوا=dağılıp gittiler إِلَيْهَا=onlaraوَ=ve تَرَكُوكَ=bıraktılar seni قَائِمًاۚ=ayaktaقُلْ=de ki مَا=bulunan عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ınخَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»مِنَ اللَّهْوِ=eğlenceden وَ=ve مِنَ التِّجَارَةِۚ=ticarettenوَ=ve اللَّهُ=Allah خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sidir«hayr»الرَّازِقِينَ=«nimetlerden» faydalandıranların«rızk»
Âyet Metni : (Cuma.1) (28. Cüz | 553. Sayfa)
Okunuşu :
1. yüsebbiḥu lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍi-lmeliki-lḳuddûsi-l`azîzi-lḥakîm.
(Cuma.1) Grameri
يُسَبِّحُ : Glorifies ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: س ب حلِلّٰهِ : for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لِلّٰهِ : Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل همَا : whatever ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]فِى : (is) in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]السَّمَاوَاتِ : the ::: [Belirlilik Takısı]السَّمَاوَاتِ : heavens ::: [İsim] [Dişil çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س م ووَمَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَمَا : whatever ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]فِى : (is) in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْأَرْضِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْأَرْضِ : earth ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ر ضالْمَلِكِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْمَلِكِ : Sovereign ::: [Sıfat] [Eril tekil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: م ل كالْقُدُّوسِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْقُدُّوسِ : Holy ::: [Sıfat] [Eril tekil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ق د سالْعَزِيزِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْعَزِيزِ : All‑Mighty, ::: [Sıfat] [Eril tekil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ع ز زالْحَكِيمِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْحَكِيمِ : All‑Wise. ::: [Sıfat] [Eril tekil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ح ك م
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu