Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ey o bütün iyman edenler! Düşmanımı ve düşmanınızı dostlar yerine tutmayın, siz onlara meveddet ilka ediyorsunuz, onlar ise haktan size gelene küfrettiler, rabbınız Allaha iyman ediyorsunuz diye sizi ve Peygamberi çıkarıyorlardı, eğer sizler benim yolumda ve rızam uğurunda cihad için çıktınızsa... Siz meveddetle onlara sir veriyorsunuz, halbuki ben sizin gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da hepsini bilirim ve içinizden her kim onu yaparsa artık düz yolun ortasında şaşırmış olur.
B.Bayraklı
1. Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyiniz. Onlar, size gelen gerçeği inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah’a inandığınızdan dolayı Peygamberi ve sizi yurdunuzdan çıkardıkları halde, siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için yurdunuzdan çıktığınız halde, içinizde onlara sevgi gizliyorsunuz. Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.
A.Bayındır
1. Ey inanıp güvenenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler /yakın dostlar edinmeyin[1*]. Siz onlara karşı sevgi gösteriyorsunuz. Oysa onlar, size gelen gerçeği görmezlikten geldiler. Rabbiniz olan Allah’a inanıp güveniyorsunuz diye hem elçiyi hem de sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer benim yolumda cihad etmek[2*] ve benim rızamı kazanmak için (Mekke’den) çıktıysanız bunu yapmayın[3*]. Hâlâ onlara içten içe sevgi besliyorsunuz. Halbuki ben, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da biliyorum. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.[1*] Âl-i İmran 3/28, Nisa 4/144, Maide 5/57, Enfal 8/72-73, Tevbe 9/23[2*] “Cihad (جهاد)”, düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah’ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır. Birini doğru yoldan çıkarmak için gösterilen gayrete de cihad denir (Ankebut 29/8).[3*] Tevbe 9/24, Mücadele 58/22.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin! Onlar size gelen gerçeği inkâr ettikleri ve Rabbiniz olan Allah’a inandığınızdan dolayı Resulü ve sizi (yurdunuz Mekke’den) çıkardıkları halde siz onlara sevgi(niz yüzünden) sır veriyorsunuz. Eğer benim yolumda cihad etmek ve benim rızamı kazanmak için (yurdunuzdan) çıktıysanız (böyle yapmayın)! İçinizde onlara sevgi besliyorsunuz. Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa (onlara sevgi gösterip sır verirse) doğru yoldan sapmış olur.* Bkz. 3/28, 4/139, 144, 5/51, 57, 9/23, 19/81, 29/25, 58/22 * Burada, Allah’a, Peygambere ve onun dava arkadaşlarına kasıtlı olarak düşmanlık edenlere karşı inananların sevgi beslememesi ve onları dost/sırdaş edinmemesi isteniyor. 9 ve 13. ayetlere bakıldığında da benzer bir muhteva görülecektir. Ancak, 7 ve 8. ayetlerde anlaşılıyor ki, inanmayanlarla diyalog kurmanın yasaklanması, sadece inananlara karşı aktif şekilde düşmanlık yapanları kapsamaktadır. Aksi takdirde tebliğ vazifesini icra etmek mümkün olmaz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Elçiyi ve sizi (yurdunuzdan) çıkardıkları halde siz onlara sevgi (bildiren mektup) iletiyorsunuz. Benim yolumda cihâdetmek ve benim rızâmı kazanmak için (yurdunuzdan) çıktığınız halde içinizde onlara sevgi (mi) gizliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.
İngilizce Kelime Meali
يٰٓأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا=O you who believe! لَا=(Do) not تَتَّخِذُوا=take عَدُوِّى=My enemies وَعَدُوَّكُمْ=and your enemies أَوْلِيَآءَ=(as) allies تُلْقُونَ=offering إِلَيْهِم=them بِالْمَوَدَّةِ=love وَقَدْ=while كَفَرُوا=they have disbelieved =in what جَآءَكُم=came to you مِّنَ=of الْحَقِّ=the truth, يُخْرِجُونَ=driving out الرَّسُولَ=the Messenger وَإِيَّاكُمْۙ=and yourselves أَن=because تُؤْمِنُوا=you believe بِاللَّهِ=in Allah, رَبِّكُمْ=your Lord. إِن=If كُنتُمْ=you خَرَجْتُمْ=come forth جِهٰدًا=(to) strive فِى=in سَبِيلِى=My way وَابْتِغَآءَ=and (to) seek مَرْضَاتِىۚ=My Pleasure. تُسِرُّونَ=You confide إِلَيْهِم=to them بِالْمَوَدَّةِ=love, وَأَنَا=but I Am أَعْلَمُ=most knowing بِمَآ=of what أَخْفَيْتُمْ=you conceal وَمَآ=and what أَعْلَنتُمْۚ=you declare. وَمَن=And whoever يَفْعَلْهُ=does it مِنكُمْ=among you فَقَدْ=then certainly ضَلَّ=he has strayed سَوَآءَ=(from the) straight السَّبِيلِ=path.
(60) Mümtehine Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَتَّخِذُوا=edinmeyin عَدُوِّي=benim düşmanımı وَ=ve عَدُوَّكُمْ=sizin düşmanınızı أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»تُلْقُونَ=siz sunuyorsunuz إِلَيْهِمْ=onlara بِالْمَوَدَّةِ=o sevgiyi«vedûd_meveddet»وَ=ve قَدْ=emin olun ki كَفَرُوا=onlar görmezlikten geldiler«küfr_kãfir»بِمَا=olanları جَاءَكُمْ=gelmiş size مِنَ الْحَقِّ=o Gerçek′ten«hakk»يُخْرِجُونَ=dışarı çıkardılar«ihrãc»الرَّسُولَ=o Elçiyi«rasûl»وَ=ve إِيَّاكُمْۙ=siziأَنْ تُؤْمِنُوا=inanıp güvendiniz«îmãn»diye بِاللَّهِ=Allah′a رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»olanإِنْ=bile كُنْتُمْ=olsanız خَرَجْتُمْ=dışarı(sefere) çıkmış«ihrãc»جِهَادًا=”var güçle mücadele”ye«cihãd»girişerek فِي سَبِيلِي=Benim yolumda«sebîl»وَ=ve ابْتِغَاءَ=kazanmaya مَرْضَاتِيۚ=Benim hoşnutluğumu«rıdvãn»تُسِرُّونَ=saklıyorsunuz«sirra»إِلَيْهِمْ=onlara بِالْمَوَدَّةِ=o sevgiyi«vedûd_meveddet»وَ=oysa أَنَا=Ben أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilirimبِمَا=olduğunuzu أَخْفَيْتُمْ=sizin gizlemiş وَ=ve مَا=olduğunuzu أَعْلَنْتُمْۚ=açığa vurmuşوَ=ve مَنْ=kim يَفْعَلْهُ=yaparsa onu مِنْكُمْ=aranızdanفَ=o zaman قَدْ=emin olun ki ضَلَّ=yolunu saşırmıştır«dalãl»سَوَاءَ=düzünün السَّبِيلِ=o yolun«sebîl»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   إِنْ=eğer يَثْقَفُوكُمْ=onlar ele geçirseler siziيَكُونُوا=olurlar لَكُمْ=size أَعْدَاءً=düşmanوَ=ve يَبْسُطُوا=uzatırlar إِلَيْكُمْ=sizeأَيْدِيَهُمْ=ellerini وَ=ve أَلْسِنَتَهُمْ=dillerini بِالسُّوءِ=fenalıkla«sú»وَ=ve وَدُّوا=temenni ederler لَوْ=keşke تَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelseniz«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   لَنْ تَنْفَعَكُمْ=asla fayda vermeyecek size أَرْحَامُكُمْ=akrabanız وَلَا=ne de أَوْلَادُكُمْۚ=çocuklarınızيَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»يَفْصِلُ=O ayıracaktır بَيْنَكُمْۚ=aranızıوَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   قَدْ=emin olun ki كَانَتْ=bulunur لَكُمْ=sizin için أُسْوَةٌ=bir örnek حَسَنَةٌ=güzel«hasen»فِي إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′de وَ=ve الَّذِينَ=kimselerde مَعَهُ=beraberindekiإِذْ=bir vakit قَالُوا=onlar demişlerdi لِقَوْمِهِمْ=toplumlarına«kavm»إِنَّا=ki biz بُرَآءُ=uzağız مِنْكُمْ=sizdenوَ=ve مِمَّا=olduklarınızdan تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmakta مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahكَفَرْنَا=tanımıyoruz بِكُمْ=siziوَ=ve بَدَا=açığa vurulmuştur بَيْنَنَا=bizim aramızda وَ=ile بَيْنَكُمُ=sizin aranızالْعَدَاوَةُ=bir düşmanlık وَ=ve الْبَغْضَاءُ=nefret أَبَدًا=sonsuza dekحَتَّىٰ=kadar تُؤْمِنُوا=siz inanıp güveninceye«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَحْدَهُ=bir tekإِلَّا=yalnız hariçtir قَوْلَ=dediği إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in لِأَبِيهِ=babasınaلَأَسْتَغْفِرَنَّ=muhakkak günahlarının örtülmesini dileyeceğim«istiğfar»لَكَ=senin içinوَ=bir halde مَا أَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»olmadığım لَكَ=senin için مِنَ اللَّهِ=Allah′tan مِنْ=herhangi شَيْءٍۖ=bir şeyeرَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»عَلَيْكَ=Sana تَوَكَّلْنَا=sırtımızı güvenle dayadık«tevekkül»وَ=ve إِلَيْكَ=Sana أَنَبْنَا=yöneldikوَ=ve إِلَيْكَ=Sanadır الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»لَا تَجْعَلْنَا=yapma bizi فِتْنَةً=bir imtihan«fitne»لِلَّذِينَ=kimseler için كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve اغْفِرْ=günahlarınınmızı ört«mağfiret»لَنَا=bizim رَبَّنَاۖ="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Senin أَنْتَ=kendin الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=vardır لَكُمْ=sizin içinفِيهِمْ=onlarda أُسْوَةٌ=bir örnek حَسَنَةٌ=güzel«hasen»لِمَنْ=kimseler için كَانَ=olan يَرْجُوا=arzu ediyor اللَّهَ=Allah′ıوَ=ve الْيَوْمَ=gününü الْآخِرَۚ=Ahiretوَ=ve مَنْ=kim يَتَوَلَّ=sırt çevirirse«tevellã»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisidir الْغَنِيُّ=‑asıl‑”İhtiyaçsız ve Eksiksiz Olan”«ğaniyy»الْحَمِيدُ=‑asıl‑”Övülecek Olan”«hamîd»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   عَسَى=belki de اللَّهُ=Allah أَنْ يَجْعَلَ=koyarبَيْنَكُمْ=sizin aranıza وَ=ile بَيْنَ الَّذِينَ=kimseler arasına عَادَيْتُمْ=kendilerine düşman olduğunuz مِنْهُمْ=onlardanمَوَدَّةًۚ=bir sevgi«vedûd_meveddet»وَ=ve اللَّهُ=Allah قَدِيرٌۚ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»وَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   لَا يَنْهَاكُمُ=vazgeçmenizi istemez«nehy» sizden اللَّهُ=Allahعَنِ الَّذِينَ=kimselerden لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ=savaşmayan sizinle فِي=hakkında الدِّينِ=bu din«dîn»وَ=ve لَمْ يُخْرِجُوكُمْ=dışarı çıkarmayan«ihrãc»sizi مِنْ دِيَارِكُمْ=yurtlarınızdanأَنْ تَبَرُّوهُمْ=iyi davranışta bulunmanızdan«birr_ebrãr»onlara وَ=ve تُقْسِطُوا=hakkaniyetli olmanızdan«kıst»إِلَيْهِمْۚ=onlaraإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُقْسِطِينَ=hakkaniyetlileri«kıst»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece يَنْهَاكُمُ=vazgeçmenizi ister«nehy» sizden اللَّهُ=Allahعَنِ الَّذِينَ=kimselerden قَاتَلُوكُمْ=savaşan sizinle فِي=hakkında الدِّينِ=şu din«dîn»وَ=ve أَخْرَجُوكُمْ=dışarı çıkaran«ihrãc»sizi مِنْ دِيَارِكُمْ=yurtlarınızdanوَ=veya ظَاهَرُوا=yardım eden عَلَىٰ إِخْرَاجِكُمْ=dışarı çıkarılmanıza«ihrãc»أَنْ تَوَلَّوْهُمْۚ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»yapmanızı onlarıوَ=ve مَنْ=kim يَتَوَلَّهُمْ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»yaparsa onlarıفَ=bu halde أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِذَا=zaman جَاءَكُمُ=size geldiği الْمُؤْمِنَاتُ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlar مُهَاجِرَاتٍ=göç ederek«muhãcir»فَ=bu halde امْتَحِنُوهُنَّۖ=imtihan edin onları«dişil»اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِإِيمَانِهِنَّۖ=onların«dişil» inanç ve güvenlerini«îmãn»فَ=sonra da إِنْ=eğer عَلِمْتُمُوهُنَّ=olduklarını«dişil» anlarsanız مُؤْمِنَاتٍ=inanıp güvenmiş«dişil»«mü′min»فَ=o zaman لَا تَرْجِعُوهُنَّ=geri döndürmeyin onları«dişil» إِلَى الْكُفَّارِۖ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlaraلَا=değildir هُنَّ=onlar«dişil» حِلٌّ=serbest«helãl»لَهُمْ=onlaraوَلَا=ne de هُمْ=onlar يَحِلُّونَ=serbest«helãl»لَهُنَّۖ=onlara«dişil»وَ=ve آتُوهُمْ=verin onlara«eril» مَا=olduklarını أَنْفَقُواۚ=uğrunda sarf«infãk»etmişوَلَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكُمْ=sizin için أَنْ تَنْكِحُوهُنَّ=nikahlamanızda onları«dişil»إِذَا=takdirde آتَيْتُمُوهُنَّ=kendilerine«dişil» verdiğiniz أُجُورَهُنَّۚ=bedellerini«dişil»«ecr»وَ=ve لَا تُمْسِكُوا=elinizde tutmayın بِعِصَمِ=nikah akitlerini الْكَوَافِرِ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»kadınlarınوَ=ve اسْأَلُوا=isteyin مَا=olduğunuzu أَنْفَقْتُمْ=uğrunda sarf«infãk»etmişوَ=ve de لْيَسْأَلُوا=onlar istesinler مَا=olduklarını أَنْفَقُواۚ=uğrunda sarf«infãk»etmişذَٰلِكُمْ=işte bu size حُكْمُ=hükmüdür اللَّهِۖ=Allah′ınيَحْكُمُ=O hükmediyor بَيْنَكُمْۚ=aranızdaوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer فَ=bunun üzerine اتَكُمْ=giderse شَيْءٌ=herhangi biri مِنْ أَزْوَاجِكُمْ=eşlerinizden إِلَى الْكُفَّارِ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlaraفَ=sonra da عَاقَبْتُمْ=sıra size gelirse فَ=bu halde آتُوا=verinالَّذِينَ=kimselere ذَهَبَتْ=gitmiş أَزْوَاجُهُمْ=eşleriمِثْلَ=dengini مَا=olduklarının أَنْفَقُواۚ=uğrunda sarf«infãk»etmişوَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik الَّذِي=olduğunuz أَنْتُمْ=sizin بِهِ=kendisine مُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»إِذَا=zaman جَاءَكَ=sana geldiği الْمُؤْمِنَاتُ=inanıp güvenmiş«mü′min»kadınlarيُبَايِعْنَكَ=bağlılık sözü verirlerse sanaعَلَىٰ=hususunda أَنْ لَا يُشْرِكْنَ=«ortak»denk kabul etmemeleri«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′a شَيْئًا=bir şeyiوَ=ve لَا يَسْرِقْنَ=hırsızlık etmemeleri وَ=ve لَا يَزْنِينَ=zina etmemeleriوَ=ve لَا يَقْتُلْنَ=öldürmemeleri أَوْلَادَهُنَّ=kendilerinin«dişil» çocuklarınıوَ=ve لَا يَأْتِينَ=getirmemeleri بِبُهْتَانٍ=iftiraيَفْتَرِينَهُ=uydurarak«ifterã»onu بَيْنَ=arasında أَيْدِيهِنَّ=elleri«dişil» وَ=ile أَرْجُلِهِنَّ=ayakları«dişil»وَ=ve لَا يَعْصِينَكَ=karşı gelmemeleri sana فِي مَعْرُوفٍۙ=«hakka» uygun olanda«ma′rûf»فَ=o zaman بَايِعْهُنَّ=bağlılık sözlerini«dişil» kabul etوَ=ve اسْتَغْفِرْ=günahlarının örtülmesini dile«istiğfar»لَهُنَّ=onlar için«dişil» اللَّهَۖ=Allah′tanإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَتَوَلَّوْا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»olmayın قَوْمًا=bir topluma«kavm»غَضِبَ=hiddet«ğadab»ettiği اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِمْ=kendilerineقَدْ=kesinlikle يَئِسُوا=umudu kesmiş olan مِنَ الْآخِرَةِ=Ahiret′tenكَمَا=gibi يَئِسَ=umudu kestiği الْكُفَّارُ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlarınمِنْ أَصْحَابِ=yoldaşlarından«eshãb_sãhib»الْقُبُورِ=mezarlık
Âyet Metni : (Mümtehine.1) (28. Cüz | 549. Sayfa)
Okunuşu :
1. yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕû `adüvvî ve`adüvveküm evliyâe tülḳûne ileyhim bilmeveddeti veḳad keferû bimâ câeküm mine-lḥaḳḳ. yuḫricûne-rrasûle veiyyâküm en tü'minû billâhi rabbiküm. in küntüm ḫaractüm cihâden fî sebîlî vebtigâe merḍâtî tüsirrûne ileyhim bilmeveddeh. veenâ a`lemü bimâ aḫfeytüm vemâ a`lentüm. vemey yef`alhü minküm feḳad ḍalle sevâe-ssebîl.
(Mümtehine.1) Grameri
يَاأَيُّهَا : O ::: [Edat/Seslenme]يَاأَيُّهَا : you ::: [İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)]الَّذِينَ : who ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril çoğul]اٰمَنُوا : believe! ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: أ م ناٰمَنُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]لَا : (Do) not ::: [Edat/Yasaklama (harf‑i nehiy)]تَتَّخِذُوا : take ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: أ خ ذتَتَّخِذُوا : you (all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]عَدُوِّى : enemies ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ع د وعَدُوِّى : My ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]وَعَدُوَّكُمْ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَعَدُوَّكُمْ : enemies ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ع د ووَعَدُوَّكُمْ : your ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]أَوْلِيَآءَ : (as) allies ::: [İsim] [Eril çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: و ل يتُلْقُونَ : offering ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ل ق يتُلْقُونَ : you (all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]إِلَيْهِمْ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]إِلَيْهِمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]بِالْمَوَدَّةِ : with ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِالْمَوَدَّةِ : the ::: [Belirlilik Takısı]بِالْمَوَدَّةِ : love ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: و د دوَقَدْ : while ::: [Edat/Durum (harf‑i hâl)]وَقَدْ : in fact ::: [Edat/Kesinlik]كَفَرُوا : have disbelieved ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ك ف ركَفَرُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]بِمَا : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِمَا : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]جَآءَكُمْ : came to ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ج ي أجَآءَكُمْ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]مِنَ : of ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْحَقِّ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْحَقِّ : truth ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ح ق قيُخْرِجُونَ : driving out ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: خ ر جيُخْرِجُونَ : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]الرَّسُولَ : the ::: [Belirlilik Takısı]الرَّسُولَ : Messenger ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ر س لوَإِيَّاكُمْ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَإِيَّاكُمْ : yourselves ::: [Şahıs Zamiri(İkazlı)] [Şahıs:Siz/eril]أَنْ : because ::: [Bağlaç/YanCümlecik (harf‑i masdarî)]تُؤْمِنُوا : you believe ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [e‑haline çekilmiş fiil (muzârî mansûb)] Kök: أ م نتُؤْمِنُوا : you (all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]بِٱللّٰهِ : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِٱللّٰهِ : Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هرَبِّكُمْ : Lord ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ر ب برَبِّكُمْ : your ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]إِنْ : If ::: [Edat/Şart (harf‑i şart)]كُنْتُمْ : are ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Siz/eril] Kök: ك و نكُنْتُمْ : you ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]خَرَجْتُمْ : come forth ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Siz/eril] Kök: خ ر جخَرَجْتُمْ : you (all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]جِهَادًا : (to) strive ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ج ه دفِى : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]سَبِيلِى : way ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س ب لسَبِيلِى : My ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]وَابْتِغَآءَ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَابْتِغَآءَ : (to) seek ::: [İsim] [Eril] [türemiş fiilden Fiilimsi] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ب غ يمَرْضَاتِى : Pleasure ::: [İsim] [Dişil tekil] [fiilden Fiilimsi] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ر ض ومَرْضَاتِى : My ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]تُسِرُّونَ : confide ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: س ر رتُسِرُّونَ : you ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]إِلَيْهِمْ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]إِلَيْهِمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]بِالْمَوَدَّةِ : with ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِالْمَوَدَّةِ : the ::: [Belirlilik Takısı]بِالْمَوَدَّةِ : love ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: و د دوَأَنَا : but ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]وَأَنَا : I Am ::: [Şahıs Zamiri] [Şahıs:Ben]أَعْلَمُ : All‑Knowing ::: [İsim] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ع ل مبِمَآ : of ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِمَآ : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]أَخْفَيْتُمْ : conceal ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: خ ف يأَخْفَيْتُمْ : you ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]وَمَآ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَمَآ : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]أَعْلَنْتُمْ : declare ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ع ل نأَعْلَنْتُمْ : you ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]وَمَنْ : and ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]وَمَنْ : whoever ::: [Edat/Şart (harf‑i şart)]يَفْعَلْهُ : does ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: ف ع ليَفْعَلْهُ : it ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:O/eril]مِنْكُمْ : among ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]مِنْكُمْ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]فَقَدْ : then ::: [Edat/Sonuç]فَقَدْ : certainly ::: [Edat/Kesinlik]ضَلَّ : he has strayed ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ض ل لسَوَآءَ : (from) straight ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: س و يالسَّبِيلِ : the ::: [Belirlilik Takısı]السَّبِيلِ : path ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س ب ل
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu