Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Tesbih etmekte Allah için Göklerdeki ve yerdeki, hem de azîz hakîm o
B.Bayraklı
1. Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ı anmaktadır. O, mülkünde galiptir; hikmet sahibidir.
A.Bayındır
1. Göklerde ne var yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder /ona boyun eğer[*]. O, daima üstün ve kararları doğru olandır.[*] Gökler, yer ve onlarda bulunan her şey Allah’ın koyduğu kurallara gönüllü olarak boyun eğer (İsra 17/44, Nur 24/41, Fussilet 41/11, Hadid 57/1, Saf 61/1). İmtihan için yaratılan insanlar ve cinler (Hûd 11/7, Kehf 18/7, Zariyat 51/56, Mülk 67/2) ise imtihan konusu olan işlerde serbest bırakılmışlardır. Bunun dışındaki alanlarda; örneğin nefes alıp verme, yeme, içme, giyinme, barınma, dinlenme ve benzeri konularda; Allah’ın doğada koyduğu kanunlara boyun eğmeden yaşayamazlar.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih eder (O’nun istediği şekilde vazifesini icra eder). O, dilediğini yapma kudretine sahiptir, her işinde ve her hükmünde bir hikmet vardır.
S.Ateş
1. Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbîh etmiş(O'nun şânının eksikliklerden uzak, zâtının yüce olduğunu anmışlar)dır. O, üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
İngilizce Kelime Meali
سَبَّحَ=Glorifies لِلَّهِ=[to] Allah مَا=whatever فِى=(is) in السَّمٰوٰتِ=the heavens وَمَا=and whatever فِى=(is) in الْأَرْضِۖ=the earth. وَهُوَ=And He الْعَزِيزُ=(is) the All‑Mighty, الْحَكِيمُ=the All‑Wise.
(59) Haşr Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   سَبَّحَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»لِلَّهِ=Allah′ınمَا=şeyler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve مَا=şeyler فِي الْأَرْضِۖ=yeryüzündekiوَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan أَخْرَجَ=dışarı çıkarmış«ihrãc»الَّذِينَ=kimseleri كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ أَهْلِ=Bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»مِنْ دِيَارِهِمْ=meskenlerinden(veya ”yurtlarından”)لِأَوَّلِ=ilkinde الْحَشْرِۚ=toplanmanın«haşr»مَا ظَنَنْتُمْ=siz zannetmemiştiniz«zann»أَنْ يَخْرُجُواۖ=onların dışarı çıkacaklarını«ihrãc»وَ=ve de ظَنُّوا=onlar zannetmişlerdi«zann»أَنَّهُمْ=olduklarını مَانِعَتُهُمْ=kendilerini koruyacak حُصُونُهُمْ=kalelerinin مِنَ اللَّهِ=Allah′tanفَ=bu halde أَتَاهُمُ=geldi onlara اللَّهُ=Allah مِنْ حَيْثُ=yerden لَمْ يَحْتَسِبُواۖ=ummadıklarıوَ=ve قَذَفَ=saldı فِي قُلُوبِهِمُ=yüreklerine الرُّعْبَۚ=o korkuyuيُخْرِبُونَ=harap ediyorlardı بُيُوتَهُمْ=evlerini بِأَيْدِيهِمْ=kendi elleriyleوَ=ve أَيْدِي=elleriyle الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»فَ=o halde اعْتَبِرُوا=ibret alın يَا=Ey! أُولِي=sahipleri الْأَبْصَارِ=basiret
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı أَنْ كَتَبَ=«yazmış»yazarak gerekli kılmış«kitãb»اللَّهُ=Allah عَلَيْهِمُ=onlara الْجَلَاءَ=o sürgünüلَعَذَّبَهُمْ=mutlaka cezalandırırdı«azãb»onları فِي الدُّنْيَاۖ=dünyadaوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te عَذَابُ=cezası«azãb»النَّارِ=o Ateş«nãr»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُمْ=olmaları شَاقُّوا=karşı gelmişاللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُۖ=Elçisine«rasûl»وَ=ve مَنْ=kim يُشَاقِّ=ters düşerse اللَّهَ=Allah′aفَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın شَدِيدُ=çetindir الْعِقَابِ=cezası«azãb»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   مَا=her ne قَطَعْتُمْ=kesmişseniz مِنْ لِينَةٍ=hurma ağaçlarındanأَوْ=yahut تَرَكْتُمُوهَا=bırakmışsanız kendisini قَائِمَةً=dikili عَلَىٰ=üzerinde أُصُولِهَا=kökleriفَ=şu halde بِإِذْنِ=izniyledir اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve لِيُخْزِيَ=utanca«hızy»sokması içindir الْفَاسِقِينَ=yoldan çıkanları«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=gelince مَا=şeye أَفَاءَ=yönelttiği«efãe»اللَّهُ=Allah′ın عَلَىٰ رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»مِنْهُمْ=onlardanفَ=şu halde مَا أَوْجَفْتُمْ=siz sürmemiştiniz عَلَيْهِ=onun üzerine مِنْ خَيْلٍ=bir at وَلَا=ne de رِكَابٍ=bir deveوَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah′tır يُسَلِّطُ=üstün gelmesini sağlayan رُسُلَهُ=Elçilerinin«rasûl»عَلَىٰ=üzerine مَنْ=kimselerin يَشَاءُۚ=dilediğiوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   مَا=şeyler أَفَاءَ=yönelttiği«efãe»اللَّهُ=Allah′ın عَلَىٰ رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»مِنْ أَهْلِ=ahalisinden«ehl»الْقُرَىٰ=o yerleşimlerin«karye»فَ=bu halde لِلَّهِ=Allah′a aittir وَ=ve لِلرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl»aittir وَ=ve لِذِي=olanlara aittir الْقُرْبَىٰ=yakınlığıوَ=ve الْيَتَامَىٰ=yetimlere وَ=ve الْمَسَاكِينِ=zavallılara«miskîn»وَ=ve de ابْنِ السَّبِيلِ=yolcuya(yolu«sebîl» devam edene)كَيْ=diye لَا يَكُونَ=olmasınدُولَةً=dolaşan bir şey بَيْنَ=arasında الْأَغْنِيَاءِ=zenginler مِنْكُمْۚ=aranızdanوَ=ve مَا=neyi آتَاكُمُ=vermişse size الرَّسُولُ=o Elçi«rasûl»فَ=bu halde خُذُوهُ=alın onuوَ=ve مَا=ne varsa نَهَاكُمْ=vazgeçmenizi istediği«nehy»sizden عَنْهُ=kendisinden فَ=bu durumda انْتَهُواۚ=vazgeçinوَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۖ=Allah′a yönelikإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın شَدِيدُ=şiddetlidir الْعِقَابِ=cezası«azãb»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   لِلْفُقَرَاءِ=fakirler içindir الْمُهَاجِرِينَ=göç etmiş«muhãcir»الَّذِينَ=kimseler أُخْرِجُوا=dışarı çıkarılmış«ihrãc»مِنْ دِيَارِهِمْ=meskenkerinden(veya ”yurtlarından”) وَ=ve أَمْوَالِهِمْ=mallarındanيَبْتَغُونَ=ararlar فَضْلًا=bir lütuf«fadl»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan وَ=ve رِضْوَانًا=bir hoşnutluk«rıdvãn»وَ=ve يَنْصُرُونَ=yardım ederler اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُۚ=Elçisine«rasûl»أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الصَّادِقُونَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlar«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler تَبَوَّءُوا=yerleşen الدَّارَ=o yurdaوَ=ve الْإِيمَانَ=inanan ve güvenenler«îmãn»مِنْ قَبْلِهِمْ=onlardan öncekiler içerisindenيُحِبُّونَ=severler مَنْ=kimseleri هَاجَرَ=göç eden«muhãcir»إِلَيْهِمْ=kendilerineوَ=ve لَا يَجِدُونَ=duymazlar فِي صُدُورِهِمْ=göğüslerinde حَاجَةً=bir ihtiyaçمِمَّا=şeylerden أُوتُوا=verilenوَ=ve يُؤْثِرُونَ=öncelik verirler عَلَىٰ=üzerinde أَنْفُسِهِمْ=kendi canlarınınوَلَوْ=bile كَانَ=olsa بِهِمْ=kendilerinin خَصَاصَةٌۚ=ihtiyaçlarıوَ=ve مَنْ=kim يُوقَ=kendini sakındırırsa«takvã»شُحَّ=cimriliğine yönelik نَفْسِهِ=nefsininفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erenlerdir
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler جَاءُوا=gelmiş مِنْ بَعْدِهِمْ=onlardan sonra يَقُولُونَ=derler kiرَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»اغْفِرْ=günahlarımızı ört«mağfiret»لَنَا=bizimوَ=ve لِإِخْوَانِنَا=kardeşlerimizin الَّذِينَ=olan سَبَقُونَا=bizden önce geçmiş بِالْإِيمَانِ=inanç ve güvenle«îmãn»وَ=ve لَا تَجْعَلْ=bırakma فِي قُلُوبِنَا=kalplerimizde غِلًّا=bir kin لِلَّذِينَ=kimselere karşı آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Sen′sin رَءُوفٌ=çok şefkatli رَحِيمٌ=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الَّذِينَ=kimseleri نَافَقُوا=o «inançta» ikiyüzlülük«münãfık»etmişيَقُولُونَ=derler ki لِإِخْوَانِهِمُ=kardeşlerineالَّذِينَ=olan كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ أَهْلِ=Bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لَئِنْ=muhakkak ki eğer أُخْرِجْتُمْ=siz dışarı çıkarılırsanız«ihrãc»لَنَخْرُجَنَّ=kesinlikle biz dışarı çıkarız«ihrãc»مَعَكُمْ=sizinle beraberوَ=ve لَا نُطِيعُ=benimseyip uymayız«ta′at»فِيكُمْ=sizin aleyhinize أَحَدًا=herhangi bir kimseye أَبَدًا=sonsuza dekوَ=ve إِنْ=eğer قُوتِلْتُمْ=sizinle savaşılırsa لَنَنْصُرَنَّكُمْ=mutlaka size yardım ederizوَ=oysa اللَّهُ=Allah يَشْهَدُ=tanıklık«şãhid» ediyor إِنَّهُمْ=ki onlar لَكَاذِبُونَ=kesinlikle yalan söyleyenlerdir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   لَئِنْ=muhakkak ki eğer أُخْرِجُوا=onlar dışarı çıkarılsalar«ihrãc»لَا يَخْرُجُونَ=dışarı çıkmazlar«ihrãc»مَعَهُمْ=onlarla beraberوَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer قُوتِلُوا=savaşılsa kendileriyleلَا يَنْصُرُونَهُمْ=yardım etmezler onlaraوَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer نَصَرُوهُمْ=yardım edecek olsalar onlaraلَيُوَلُّنَّ=kesinlikle dönerler الْأَدْبَارَ=arkalarına«dubur»ثُمَّ=sonra da لَا يُنْصَرُونَ=yardım görmezler
 ‎﴾ 13 ﴿‎   لَأَنْتُمْ=kesinlikle siz أَشَدُّ=ötesiniz رَهْبَةً=korku olarak فِي صُدُورِهِمْ=onların kalplerindeمِنَ اللَّهِۚ=Allah′tanذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُمْ=olmaları قَوْمٌ=bir toplum«kavm»لَا يَفْقَهُونَ=değerlendirip kavramayan«fıkh»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   لَا يُقَاتِلُونَكُمْ=onlar savaşmazlar sizinle جَمِيعًا=bir bütün halindeإِلَّا=olması hariç فِي=içinde قُرًى=yerleşimlerin«karye»مُحَصَّنَةٍ=müstahkemأَوْ=yahut مِنْ وَرَاءِ=ardından جُدُرٍۚ=duvarlarınبَأْسُهُمْ=onların kuvvet uygulaması«be′s»بَيْنَهُمْ=birbirlerine شَدِيدٌۚ=şiddetlidirتَحْسَبُهُمْ=sen sanırsın onları جَمِيعًا=bir bütün halindeوَ=oysa قُلُوبُهُمْ=kalpleri شَتَّىٰۚ=dağınıktırذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُمْ=olmaları قَوْمٌ=bir toplum«kavm»لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayan«akl»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   كَمَثَلِ=durumu gibidir الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْ=kendilerinden öncekiler içerisinden قَرِيبًاۖ=yakın zamanda«karîb»ذَاقُوا=onlar tadmışlardır وَبَالَ=vebalini أَمْرِهِمْ=yapılması istenmiş olduklarının«emr»وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   كَمَثَلِ=durumu gibidir الشَّيْطَانِ=şeytanınإِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لِلْإِنْسَانِ=insana اكْفُرْ=”«ilâhi sözleri» görmezlikten gel!”«küfr_kãfir»فَ=sonra da لَمَّا كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelince«küfr_kãfir»oقَالَ=demişti إِنِّي=ki ben بَرِيءٌ=uzağım مِنْكَ=sendenإِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkarım اللَّهَ=Allah′tan رَبَّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 17 ﴿‎   فَ=böylece كَانَ=oldu عَاقِبَتَهُمَا=o ikisinin sonuأَنَّهُمَا=olması her ikisinin فِي النَّارِ=o Ateş′te«nãr»خَالِدَيْنِ=yerleşip kalacakları«hãlid»فِيهَاۚ=içindeوَ=ve ذَٰلِكَ=işte budur جَزَاءُ=karşılığı«cezã»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve لْتَنْظُرْ=baksın نَفْسٌ=kişi مَا=olduğuna قَدَّمَتْ=göndermiş لِغَدٍۖ=yarın içinوَ=ve de اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelikإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah خَبِيرٌ=haberdardır«habîr»بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve لَا تَكُونُوا=olmayın كَالَّذِينَ=olanlar gibiنَسُوا=unutmuş اللَّهَ=Allah′ıفَ=sonra da(gibi) أَنْسَاهُمْ=O′nun unutturdukları أَنْفُسَهُمْۚ=kendileriniأُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْفَاسِقُونَ=yoldan çıkanlardır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   لَا يَسْتَوِي=bir olmaz أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»النَّارِ=o Ateş′in«nãr»وَ=ve أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِۚ=Cennet′inأَصْحَابُ=yoldaşlarının«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِ=Cennet′in هُمُ=kendileridir الْفَائِزُونَ=o kurtularak murada erenler«fevz»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   لَوْ=eğer أَنْزَلْنَا=Biz indirseydik هَٰذَا=bu الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân′ı«kur′ãn»عَلَىٰ جَبَلٍ=bir dağaلَرَأَيْتَهُ=muhakkak görürdün onu خَاشِعًا=baş eğmişمُتَصَدِّعًا=parçalanmış مِنْ=dolayı خَشْيَةِ=çekinmekten«huşû»اللَّهِۚ=Allah′tanوَ=ve تِلْكَ=bunlar الْأَمْثَالُ=örneklerdir نَضْرِبُهَا=anlattığımız kendilerini لِلنَّاسِ=insanlaraلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yorarlar«tefekkür»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   هُوَ=O اللَّهُ=Allahالَّذِي=öyle olandır ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۖ=Kendisindenعَالِمُ=bilir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»وَ=ve الشَّهَادَةِۖ=Tanıklık edilenleri«şãhid»هُوَ=O′dur الرَّحْمَٰنُ=“Merhametin Kaynağı”«rahmãn»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”«rahîm»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   هُوَ=O اللَّهُ=Allahالَّذِي=öyle olandır ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَ=Kendisindenالْمَلِكُ=‑asıl‑”Hükümdar"dır«melik»الْقُدُّوسُ=‑asıl‑”Saygıdeğer Olan”dır«kuddûs»السَّلَامُ=‑asıl‑"Selameti Veren"dir«selãm»الْمُؤْمِنُ=‑asıl‑”Güvene Kavuşturan”dır«mü′min»الْمُهَيْمِنُ=‑asıl‑”Gözeten”dir الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْجَبَّارُ=‑asıl‑"Zor Kullanıp Mecbur Bırakan"dır«cebbãr»الْمُتَكَبِّرُۚ=”En Büyüğün Kendisi Olduğunu Bildiren”dir«mütekebbir»سُبْحَانَ=aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allah عَمَّا=olduklarından يُشْرِكُونَ=onların «Allah′a» «ortak»denkler kabul etmekte«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   هُوَ=O اللَّهُ=Allah الْخَالِقُ=‑asıl‑”Yaratan”dır«hãlik»الْبَارِئُ=‑asıl‑”Düzeltip Güzelleştiren”dir«bãri»الْمُصَوِّرُۖ=‑asıl‑”Şekil Veren”dir«musavvir»لَهُ=O′nundur الْأَسْمَاءُ=«isimler»vasıflar«ism_esmã»الْحُسْنَىٰۚ=en güzel«hasen»يُسَبِّحُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»لَهُ=O′nunمَا=bulunanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzündeوَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
Âyet Metni : (Haşr.1) (28. Cüz | 545. Sayfa)
Okunuşu :
1. sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.
(Haşr.1) Grameri
سَبَّحَ : Glorifies ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] Kök: س ب حلِلّٰهِ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لِلّٰهِ : Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل همَا : whatever ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]فِى : (is) in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]السَّمَاوَاتِ : the ::: [Belirlilik Takısı]السَّمَاوَاتِ : heavens ::: [İsim] [Dişil çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س م ووَمَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَمَا : whatever ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]فِى : (is) in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْأَرْضِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْأَرْضِ : earth ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ر ضوَهُوَ : and ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]وَهُوَ : He ::: [Şahıs Zamiri] [Şahıs:O/eril]الْعَزِيزُ : (is) the ::: [Belirlilik Takısı]الْعَزِيزُ : All‑Mighty ::: [İsim] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ع ز زالْحَكِيمُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْحَكِيمُ : All‑Wise ::: [Sıfat] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ح ك م
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu