Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Evet işitti Allah, işitti o kadının dediğini ki kocası hakkında sana mücadele ediyor ve Allaha şikâyet eyliyordu, Allah da muhaverenizi dinliyordu, çünkü Allah işidir, görür.
B.Bayraklı
1. Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, ikinizin konuşmasını işitmektedir. Çünkü Allah her şeyi işitendir; her şeyi görendir.
A.Bayındır
1. Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikayette bulunan kadının[*] sözünü, Allah elbette işitti; çünkü Allah birbirinizle yaptığınız konuşmayı dinliyordu. Şüphesiz Allah, dinleyen ve görendir.[*] Bu kadın, sahabi hanımlardan Havle binti Sa’lebe’dir. Kocası Evs b. Sâmit ona zıhar yapmıştı.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. (Ey Resul!) Kocası hakkında seninle tartışan (hüküm için direnen) ve Allah’a şikâyette bulunan (kadın)ın sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Çünkü Allah gizli açık bütün konuşmaları işitir, bütün yaptıklarınızı bilir.* Kocası “zihar” yapan bir kadın, Hz. Peygambere gelerek kocasını şikâyet etmiş ve “zihar” yoluyla kocasından boşanarak çocuklarından ayrılmasını ve yuvasının dağılmasını istememişti. Bilindiği gibi cahiliye devri geleneğinden olan “zihar”, bir adamın karısına: “Sen bana anamın sırtı gibisin/annem kadar haramsın” demek suretiyle kadının o erkeğe haram olması âdetidir. Hz. Peygamber de kadına: “Sen ona haramsın” deyince, yuvasının dağılmasını istemeyen kadın Hz. Peygamberle tartışmaya başlamıştı. Bunun üzerine gelen bu ayetlerle cahiliye devrinden kalan “zihar” geleneği yıkılmış oldu.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, görendir.
İngilizce Kelime Meali
قَدْ=Indeed, سَمِعَ اللَّهُ=Allah has heard قَوْلَ=(the) speech الَّتِى=(of) one who تُجٰدِلُكَ=disputes with you فِى=concerning زَوْجِهَا=her husband وَتَشْتَكِىٓ=and she directs her complaint إِلَى=to اللَّهِ=Allah. وَاللَّهُ=And Allah يَسْمَعُ=hears تَحَاوُرَكُمَآۚ=(the) dialogue of both of you. إِنَّ=Indeed, اللَّهَ=Allah سَمِيعٌۢ=(is) All‑Hearer, بَصِيرٌ=All‑Seer.
(58) Mücâdele Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   قَدْ=emin olun ki سَمِعَ=işitti اللَّهُ=Allahقَوْلَ=söylediğini الَّتِي=olanın«dişil» تُجَادِلُكَ=seninle tartışmaktaفِي=hakkında زَوْجِهَا=kocasıوَ=ve(olanın) تَشْتَكِي=şikayette bulunmakta إِلَى اللَّهِ=Allah′aوَ=ve اللَّهُ=Allah يَسْمَعُ=işitir تَحَاوُرَكُمَاۚ=ikinizin birbirinizle konuşmanızıإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler يُظَاهِرُونَ=bana anamın sırtı gibisin diyen(*) مِنْكُمْ=aranızdan مِنْ نِسَائِهِمْ=kadınlarınaمَا=değildir هُنَّ=onlar«dişil» أُمَّهَاتِهِمْۖ=onların analarıإِنْ=değildir أُمَّهَاتُهُمْ=onların anaları إِلَّا=başkası اللَّائِي=olanlardan وَلَدْنَهُمْۚ=onları doğurmuşوَ=ve إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَيَقُولُونَ=kesinlikle söylüyorlarمُنْكَرًا=çirkin«münker» bir şey مِنَ الْقَوْلِ=söz olarak وَ=ve de زُورًاۚ=bir yalanوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَعَفُوٌّ=çok affedicidir«afüvv»غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»(*) orj ZIHÃR
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler يُظَاهِرُونَ=bana anamın sırtı gibisin diyen(*) مِنْ نِسَائِهِمْ=kadınlarınaثُمَّ=sonra da يَعُودُونَ=geri dönenler«eãde»لِمَا=olduklarına قَالُوا=söylemişفَ=o zaman تَحْرِيرُ=özgürlüğüne kavuşturacaktır رَقَبَةٍ=bir «esir»alıkonmuşu«rakabe»مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ يَتَمَاسَّاۚ=temaslarındanذَٰلِكُمْ=işte budur تُوعَظُونَ=nasihat edildiğiniz بِهِۚ=kendisiyleوَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرٌ=haberdardır«habîr»(*) orj ZIHÃR
 ‎﴾ 4 ﴿‎   فَ=bu halde مَنْ=kimse لَمْ يَجِدْ=imkân bulmayanفَ=o zaman صِيَامُ=oruç tutacaktır شَهْرَيْنِ=iki ay مُتَتَابِعَيْنِ=peşpeşe«ittebã»مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ يَتَمَاسَّاۖ=temaslarındanفَ=bu halde مَنْ=kimse لَمْ يَسْتَطِعْ=güç yetiremeyen«istitãat»فَ=o zaman da إِطْعَامُ=doyuracaktır سِتِّينَ=altmış مِسْكِينًاۚ=zavallıyı«miskîn»ذَٰلِكَ=işte bu لِتُؤْمِنُوا=inanıp güvenmeniz«îmãn»içindir بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِۚ=Elçisine«rasûl»وَ=ve تِلْكَ=bunlar حُدُودُ=sınırlarıdır اللَّهِۗ=Allah′ınوَ=ve لِلْكَافِرِينَ=‑vardır‑«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يُحَادُّونَ=sınır koyan اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»كُبِتُوا=alçaltılacaktır كَمَا=gibi كُبِتَ=alçaltıldıklarıالَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۚ=kendilerinden öncekiler içerisindenوَ=ve قَدْ=emin olun ki أَنْزَلْنَا=Biz indirdik آيَاتٍ=«açık işaret»ayetler«ãyet»بَيِّنَاتٍۚ=açık delilli«beyyine»وَ=ve لِلْكَافِرِينَ=‑vardır‑«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُهِينٌ=küçük düşürücü
 ‎﴾ 6 ﴿‎   يَوْمَ=gün يَبْعَثُهُمُ=onları dirilteceği«ba′s»اللَّهُ=Allah′ın جَمِيعًا=toplucaفَ=bunun üzerine يُنَبِّئُهُمْ=haber verecektir kendilerine بِمَا=olduklarını عَمِلُواۚ=yapmışأَحْصَاهُ=saymıştır onu اللَّهُ=Allah وَ=iken نَسُوهُۚ=onlar unutmuşlar onuوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلَىٰ=hakkında كُلِّ شَيْءٍ=her şey شَهِيدٌ=sağlam bir tanıktır«şehîd»
 ‎﴾ 7 ﴿‎    أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın يَعْلَمُ=biliyorمَا=olanı فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve مَا=olanı فِي الْأَرْضِۖ=yeryüzündeمَا يَكُونُ=olmaz مِنْ=herhangi نَجْوَىٰ=gizli konuşan ثَلَاثَةٍ=üç kişiإِلَّا=olmayan هُوَ=O رَابِعُهُمْ=dördüncüleriوَلَا=ne de خَمْسَةٍ=beş kişiإِلَّا=olmayan هُوَ=O سَادِسُهُمْ=altıncılarıوَلَا=ne de أَدْنَىٰ=daha az مِنْ ذَٰلِكَ=işte bundanوَلَا=ne de أَكْثَرَ=daha çokإِلَّا=mutlaka هُوَ=O مَعَهُمْ=onlarla beraberdir أَيْنَ مَا=her nerede كَانُواۖ=olsalarثُمَّ=sonrasında يُنَبِّئُهُمْ=haber verir onlara بِمَا=olduklarını عَمِلُواۚ=yapmışيَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۚ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الَّذِينَ=kimseleri نُهُوا=vazgeçmeleri istenen«nehy»عَنِ النَّجْوَىٰ=gizli gizli konuşmaktanثُمَّ=sonra يَعُودُونَ=”ikinci kez yapıyorlar”«eãde»لِمَا=şeyleri نُهُوا=vazgeçmeleri istenen«nehy»عَنْهُ=kendisindenوَ=ve يَتَنَاجَوْنَ=gizli gizli konuşuyorlar بِالْإِثْمِ=o günah«ism_esîm»hususundaوَ=ve الْعُدْوَانِ=düşmanlık وَ=ve مَعْصِيَتِ=karşı çıkma الرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl»وَ=ve إِذَا=zaman جَاءُوكَ=sana geldikleriحَيَّوْكَ=selamlıyorlar seni بِمَا=olduğuyla لَمْ يُحَيِّكَ=seni selamlamıyor بِهِ=kendisiyle اللَّهُ=Allah′ınوَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar فِي أَنْفُسِهِمْ=kendi içlerindeلَوْلَا يُعَذِّبُنَا=cezalandırsa«azãb»ya! bizi اللَّهُ=Allahبِمَا=karşılık نَقُولُۚ=dediğimizeحَسْبُهُمْ=yeter onlara جَهَنَّمُ=Cehennemيَصْلَوْنَهَاۖ=ateşe gireceklerdir oradaفَ=şu halde بِئْسَ=ne kötüdür الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِذَا=zaman تَنَاجَيْتُمْ=aranızda gizli konuştuğunuzفَ=bu halde لَا تَتَنَاجَوْا=konuşmayın بِالْإِثْمِ=günah«ism_esîm»ileوَ=ve(ile) الْعُدْوَانِ=düşmanlık وَ=ve(ile) مَعْصِيَتِ=karşı geliş الرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl»وَ=ve تَنَاجَوْا=konuşun بِالْبِرِّ=iyi davranışla«birr_ebrãr»وَ=ve(ile) التَّقْوَىٰۖ=kendini sakındırma«takvã»وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikالَّذِي=olduğunuz إِلَيْهِ=katına تُحْشَرُونَ=sizin toplanacak«haşr»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece النَّجْوَىٰ=o gizli konuşma مِنَ الشَّيْطَانِ=şeytandandırلِيَحْزُنَ=üzülsünler diyedir الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=iken لَيْسَ=değil بِضَارِّهِمْ=zarar verecek kendilerine شَيْئًا=herhangi birإِلَّا=olmadıkça بِإِذْنِ=izni اللَّهِۚ=Allah′ınوَ=ve عَلَى اللَّهِ=Allah′a فَ=şu halde لْيَتَوَكَّلِ=sırtlarını güvenle dayasınlar«tevekkül»الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَكُمْ=sizeتَفَسَّحُوا=yer açın فِي الْمَجَالِسِ=meclislerdeفَ=bunun üzerine افْسَحُوا=yer açın kiيَفْسَحِ=genişlik versin اللَّهُ=Allah لَكُمْۖ=sizeوَ=ve de إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği انْشُزُوا=kalkın فَ=o zaman da انْشُزُوا=kalkın kiيَرْفَعِ=yükseltsin اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مِنْكُمْ=aranızdanوَ=ve الَّذِينَ=kimseleri أُوتُوا=verilmiş الْعِلْمَ=o Bilgi«ilm»دَرَجَاتٍۚ=derecelerleوَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرٌ=haberdardır«habîr»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِذَا=zaman نَاجَيْتُمُ=gizli konuşacağınız الرَّسُولَ=o Elçi«rasûl»ileفَ=bu halde قَدِّمُوا=verin بَيْنَ يَدَيْ=huzurundakilere«deyim  iki eli arasında»نَجْوَاكُمْ=gizli konuşmanızın صَدَقَةًۚ=bağışlayıp bırakılan birşey«sadaka»ذَٰلِكَ=işte bu خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْ=sizin için وَ=ve أَطْهَرُۚ=daha temizdirفَ=fakat إِنْ=eğer لَمْ تَجِدُوا=bulmayacak olursanızفَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   أَ=mi? أَشْفَقْتُمْ=çekindiniz أَنْ تُقَدِّمُوا=vermenizdenبَيْنَ يَدَيْ=huzurunda«deyim  iki eli arasında»نَجْوَاكُمْ=gizli konuşmanızın صَدَقَاتٍۚ=bağışlayıp bırakılan birşey«sadaka»فَ=ki إِذْ=o vakit لَمْ تَفْعَلُوا=yapmadınızوَ=oysa تَابَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yaptı«hiddetten merhamete» اللَّهُ=Allah عَلَيْكُمْ=sizin hakkınızdaفَ=şu halde أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de آتُوا=verin الزَّكَاةَ=o zekatıوَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُۚ=Elçisine«rasûl»وَ=ve اللَّهُ=Allah خَبِيرٌ=haberdardır«habîr»بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor
 ‎﴾ 14 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الَّذِينَ=kimseleri تَوَلَّوْا="destek çıkan yakın"«velî_evliyã»edinenقَوْمًا=bir toplumu«kavm»غَضِبَ=hiddet«ğadab»ettiği اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِمْ=kendilerineمَا=değildir هُمْ=onlar مِنْكُمْ=sizden وَلَا=ne de مِنْهُمْ=onlardanوَ=ve يَحْلِفُونَ=yemin ediyorlar عَلَى الْكَذِبِ=o yalan«kizb_kãzib»üzerineوَ=iken هُمْ=kendileri يَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 15 ﴿‎   أَعَدَّ=hazırlamıştır اللَّهُ=Allah لَهُمْ=onlar için عَذَابًا=bir ceza«azãb»شَدِيدًاۖ=çetinإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onların سَاءَ=ne fenadır«sú»مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 16 ﴿‎   اتَّخَذُوا=yaptılar أَيْمَانَهُمْ=yeminlerini جُنَّةً=bir kalkanفَ=sonra da صَدُّوا=alıkoydular عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınفَ=şu halde لَهُمْ=‑vardır‑onlara عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُهِينٌ=küçük düşürücü
 ‎﴾ 17 ﴿‎   لَنْ تُغْنِيَ=asla korumayacak عَنْهُمْ=kendileriniأَمْوَالُهُمْ=malları وَلَا=ne de أَوْلَادُهُمْ=çocuklarıمِنَ اللَّهِ=Allah′tan شَيْئًاۚ=herhangi bir şeyeأُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr»هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   يَوْمَ=gün يَبْعَثُهُمُ=onları dirilteceği«ba′s»اللَّهُ=Allah′ın جَمِيعًا=toplucaفَ=bu halde يَحْلِفُونَ=yemin edecekler لَهُ=O′naكَمَا=oldukları gibi يَحْلِفُونَ=yemin ediyor لَكُمْۖ=sizeوَ=ve يَحْسَبُونَ=sanacaklardır أَنَّهُمْ=olduklarını عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde شَيْءٍۚ=bir şeyinأَلَا=şunu iyi bilin إِنَّهُمْ=ki onlar هُمُ الْكَاذِبُونَ=yalan söyleyenlerdir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   اِسْتَحْوَذَ=kuşatmıştır عَلَيْهِمُ=onları الشَّيْطَانُ=şeytanفَ=sonra da أَنْسَاهُمْ=unutturmuştur onlara ذِكْرَ=«ilâhî» Tembih′ini«zikr»اللَّهِۚ=Allah′ınأُولَٰئِكَ=işte onlar حِزْبُ=taraftarlarıdır«hizb»الشَّيْطَانِۚ=şeytanınأَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki حِزْبَ=taraftarları«hizb»الشَّيْطَانِ=şeytanınهُمُ=kendileridir الْخَاسِرُونَ=zarar edenlerin«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يُحَادُّونَ=sınır koyan اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»أُولَٰئِكَ=işte onlar فِي=arasındadırlar الْأَذَلِّينَ=en boyunları eğikler«zillet»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   كَتَبَ=«yazdı»yazarak gerekli kıldı ki«kitãb»اللَّهُ=Allahلَأَغْلِبَنَّ=kesinlikle galip geleceğim أَنَا=Ben وَ=ve رُسُلِيۚ=Elçilerim«rasûl»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah قَوِيٌّ=güçlüdür«kaviyy»عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   لَا تَجِدُ=görmezsin قَوْمًا=bir toplumun«kavm»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِ=Ahiretيُوَادُّونَ=sevgi duyduklarını«vedûd_meveddet»مَنْ=kimselere حَادَّ=sınır koyan اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»وَلَوْ=bile كَانُوا=olsa آبَاءَهُمْ=babaları أَوْ=yahut أَبْنَاءَهُمْ=oğullarıأَوْ=yahut إِخْوَانَهُمْ=kardeşleri أَوْ=yahut عَشِيرَتَهُمْۚ=yakınları«aşîr»أُولَٰئِكَ=işte onlar ki كَتَبَ=«yazdı»yazarak gerekli kıldı«kitãb»فِي قُلُوبِهِمُ=onların kalplerine الْإِيمَانَ=inanç ve güveni«îmãn»وَ=ve أَيَّدَهُمْ=desteklemiştir onları بِرُوحٍ=bir «Ruh»"İlâhi Destek"«rûh»ile مِنْهُۖ=kendindenوَ=ve يُدْخِلُهُمْ=sokacaktır onları جَنَّاتٍ=Cennetlereتَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُ=ırmaklarخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۚ=oradaرَضِيَ=hoşnut olmuştur«rıdvãn»اللَّهُ=Allah عَنْهُمْ=onlardanوَ=ve de رَضُوا=onlar hoşnut olmuşlardır«rıdvãn»عَنْهُۚ=O′ndanأُولَٰئِكَ=işte onlar حِزْبُ=tarafındakilerdir«hizb»اللَّهِۚ=Allah′ınأَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki حِزْبَ=tarafındakiler«hizb»اللَّهِ=Allah′ınهُمُ=kendileridir الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»ulaşacak olanların
Âyet Metni : (Mücâdele.1) (28. Cüz | 542. Sayfa)
Okunuşu :
1. ḳad semi`a-llâhü ḳavle-lletî tücâdilüke fi zevcihâ veteştekî ile-llâh. vellâhü yesme`u teḥâvurakümâ. inne-llâhe semî`um beṣîr.
(Mücâdele.1) Grameri
قَدْ : Indeed ::: [Edat/Kesinlik]سَمِعَ : has heard ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: س م عاللهُ : Allah ::: [Özel İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ل هقَوْلَ : (the) speech ::: [İsim] [Eril] [fiilden Fiilimsi] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ق و لالَّتِى : (of) one who ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Dişil tekil]تُجَادِلُكَ : disputes with ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Sen/eril] [Müfâale Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَاعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ج د لتُجَادِلُكَ : you ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Sen/eril]فِى : in concerning<= ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]زَوْجِهَا : husband ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ز و جزَوْجِهَا : her ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/dişil]وَتَشْتَكِىٓ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَتَشْتَكِىٓ : she directs her complaint ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/dişil] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ش ك وإِلَى : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]اللهِ : Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هوَاللهُ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَاللهُ : Allah ::: [Özel İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ل هيَسْمَعُ : hears ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:O/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: س م عتَحَاوُرَكُمَا : dialogue of ::: [İsim] [Eril] [türemiş fiilden Fiilimsi] [Tefâul Kalıbı] [فَـعَلَ=>تَفَاعَلَ] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ح و رتَحَاوُرَكُمَا : both of you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz İkiniz]إِنَّ : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هسَمِيعٌ : (is) All‑Hearing ::: [Sıfat] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: س م عبَصِيرٌ : All‑Seeing ::: [Sıfat] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ب ص ر
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu