Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Tesbih etmekte Allahı Göklerde ve yerdeki, o öyle azîz, öyle hakîmdir
B.Bayraklı
1. Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah’ı tesbih etmektedir. O,güçlüdür; hikmet sahibidir.
A.Bayındır
1. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih eder /ona boyun eğer[*]. O, daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.[*] Gökler, yer ve onlarda bulunan her şey Allah’ın koyduğu kurallara gönüllü olarak boyun eğer (İsra 17/44, Nur 24/41, Fussilet 41/11, Haşr 59/1, Saf 61/1). İmtihan için yaratılan insanlar ve cinler (Hûd 11/7, Kehf 18/7, Zariyat 51/56, Mülk 67/2) ise imtihan konusu olan işlerde serbest bırakılmışlardır. Bunun dışındaki alanlarda; nefes alıp verme, yeme, içme, giyinme, barınma, dinlenme ve benzeri konularda; Allah’ın doğada koyduğu kanunlara boyun eğmeden yaşayamazlar.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir (O’nun verdiği vazifeyi icra ederek O’na karşı sorumluluğunu yerine getirmektedir). O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.
S.Ateş
1. Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbîh etmiştir. O, azîzdir hakîmdir.
İngilizce Kelime Meali
سَبَّحَ=Glorifies لِلَّهِ=[to] Allah مَا=whatever فِى=(is) in السَّمٰوٰتِ=the heavens وَالْأَرْضِۖ=and the earth, وَهُوَ=and He الْعَزِيزُ=(is) the All‑Mighty, الْحَكِيمُ=the All‑Wise.
(57) Hadîd Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   سَبَّحَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»لِلَّهِ=Allah′ınمَا=şeyler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzündeوَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   لَهُ=O′nundur مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzününيُحْيِي=hayat verir وَ=ve يُمِيتُۖ=öldürürوَ=ve هُوَ=O عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   هُوَ=O الْأَوَّلُ=‑asıl‑“İlk”dir«evvel»وَ=ve الْآخِرُ=‑asıl‑“Son”dur«ãhir»وَ=ve الظَّاهِرُ=“Varlığı Besbelli Olan”dır«zãhir»وَ=ve الْبَاطِنُۖ=“Görülemeyen”dir«bãtın»وَ=ve هُوَ=O بِكُلِّ=her شَيْءٍ=şeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünüفِي=içinde سِتَّةِ=altı أَيَّامٍ=günثُمَّ=sonrasında اسْتَوَىٰ=geçen عَلَى=başına الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş»يَعْلَمُ=bilir مَا=olanı يَلِجُ=giriyor فِي الْأَرْضِ=yeryüzüneوَ=ve مَا=olanı يَخْرُجُ=dışarı(ortaya) çıkanı«ihrãc»مِنْهَا=oradanوَ=ve مَا=olanı يَنْزِلُ=iniyor مِنَ السَّمَاءِ=göktenوَ=ve مَا=olanı يَعْرُجُ=çıkıyor فِيهَاۖ=orayaوَ=ve هُوَ=O مَعَكُمْ=sizinle beraberdir أَيْنَ مَا=her nerede كُنْتُمْۚ=olsanızوَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   لَهُ=O′nundur مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzününوَ=ve إِلَى اللَّهِ=Allah′a تُرْجَعُ=döndürülecektir الْأُمُورُ=o yapılması istenmiş olan şeyler«emr»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   يُولِجُ=sokar اللَّيْلَ=geceyi فِي=içine النَّهَارِ=gündüzünوَ=ve يُولِجُ=sokar النَّهَارَ=gündüzü فِي=içine اللَّيْلِۚ=geceninوَ=ve هُوَ=O عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِذَاتِ=özünü الصُّدُورِ=göğüslerin
 ‎﴾ 7 ﴿‎   آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»وَ=ve أَنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»edin مِمَّا=şeylerden جَعَلَكُمْ=kıldığı sizi مُسْتَخْلَفِينَ=artlarından yerlerine geçenler«halef»فِيهِۖ=kendisindeفَ=bu halde الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مِنْكُمْ=aranızdan وَ=ve أَنْفَقُوا=uğrunda sarf«infãk»edenلَهُمْ=‑vardır‑onlara أَجْرٌ=bir bedel«ecr»كَبِيرٌ=büyük
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve مَا=neyiniz? لَكُمْ=‑var‑sizinلَا تُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmiyorsunuz«îmãn»بِاللَّهِۙ=Allah′a وَ=ve الرَّسُولُ=o Elçiye«rasûl»يَدْعُوكُمْ=o çağırdı«duã»sizi لِتُؤْمِنُوا=inanıp güvenmeye«îmãn»بِرَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»وَ=iken قَدْ أَخَذَ=almış مِيثَاقَكُمْ=Taahhütlerinizi«mîsak»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«îmãn»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan يُنَزِّلُ=indirmekte عَلَىٰ عَبْدِهِ=«kulluk»hizmetkârına«abd»آيَاتٍ=«açık işaret»ayetler«ãyet»بَيِّنَاتٍ=açık delilli«beyyine»لِيُخْرِجَكُمْ=dışarı çıkarmak«ihrãc»için sizi مِنَ الظُّلُمَاتِ=karanlıklardan«zulumãt»إِلَى النُّورِۚ=aydınlığa«nûr»وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِكُمْ=size karşıلَرَءُوفٌ=çok şefkatlidir رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve مَا=neyiniz? لَكُمْ=‑var‑sizinأَلَّا تُنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»etmiyorsunuz فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=iken لِلَّهِ=Allah′a ait مِيرَاثُ=mirası السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzününلَا يَسْتَوِي=bir olmazمِنْكُمْ=aranızdan مَنْ=kimseler أَنْفَقَ=uğrunda sarf«infãk»eden مِنْ قَبْلِ=önce الْفَتْحِ=zaferden(veya”ön açıklığından”)وَ=ve قَاتَلَۚ=savaşanlarأُولَٰئِكَ=işte bunlar أَعْظَمُ=daha büyüktür دَرَجَةً=derece olarakمِنَ الَّذِينَ=kimselerden أَنْفَقُوا=uğrunda sarf«infãk»etmiş مِنْ بَعْدُ=sonradan وَ=ve قَاتَلُواۚ=savaşanlardanوَ=ve كُلًّا=hepsine وَعَدَ=söz vermiştir«va′d»اللَّهُ=Allah الْحُسْنَىٰۚ=en güzeli«hasen»وَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرٌ=haberdardır«habîr»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   مَنْ=kimdir? ذَا=kimse الَّذِي=olan يُقْرِضُ=borç verecek اللَّهَ=Allah′aقَرْضًا=bir borç ile حَسَنًا=güzel«hasen»فَ=ki sonra da يُضَاعِفَهُ=kat kat artırsın onu لَهُ=kendisi içinوَ=ve لَهُ=‑vardır‑ona أَجْرٌ=bir bedel«ecr»كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   يَوْمَ=o gün تَرَى=görürsünالْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekleri وَ=ve الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min»kadınları يَسْعَىٰ=koşarlarنُورُهُمْ=aydınlıkları«nûr»بَيْنَ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasında»önlerinde وَ=ve بِأَيْمَانِهِمْ=sağlarındaبُشْرَاكُمُ=sizin müjdeniz الْيَوْمَ=bugün جَنَّاتٌ=Cennetlerdirتَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُ=ırmaklarخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۚ=oranın içindeذَٰلِكَ=işte budur هُوَ=kendisi الْفَوْزُ=o kurtularak murada erişin«fevz»الْعَظِيمُ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   يَوْمَ=o gün يَقُولُ=derler kiالْمُنَافِقُونَ=«inançta» ikiyüzlü«münãfık»erkekler وَ=ve الْمُنَافِقَاتُ=«inançta» ikiyüzlü«münãfık»kadınlar لِلَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«mü′min»انْظُرُونَا=bakın bize نَقْتَبِسْ=yararlanalım مِنْ نُورِكُمْ=sizin aydınlığınızdan«nûr»قِيلَ=denilir ki ارْجِعُوا=dönün وَرَاءَكُمْ=arkanızaفَ=bu halde الْتَمِسُوا=arayın نُورًا=bir aydınlık«nûr»فَ=sonra da ضُرِبَ=çekilir بَيْنَهُمْ=aralarına بِسُورٍ=bir surلَهُ=‑vardır‑ onun بَابٌ=kapısı بَاطِنُهُ=iç tarafındaفِيهِ=‑vardır‑orada الرَّحْمَةُ=o merhamet«rahmet»وَ=ve de ظَاهِرُهُ=‑vardır‑dışında مِنْ قِبَلِهِ=ona bakan tarafta الْعَذَابُ=o ceza«azãb»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   يُنَادُونَهُمْ=seslenirler onlaraأَ=miydik? لَمْ نَكُنْ=değil مَعَكُمْۖ=sizinle beraberقَالُوا=derlerdi ki بَلَىٰ=Evet!وَلَٰكِنَّكُمْ=ama siz فَتَنْتُمْ=sıkıntıya soktunuz«fitne»أَنْفُسَكُمْ=kendi kendiniziوَ=ve تَرَبَّصْتُمْ=beklediniz وَ=ve ارْتَبْتُمْ=kuşkulandınızوَ=ve غَرَّتْكُمُ=aldattı sizi الْأَمَانِيُّ=kuruntularحَتَّىٰ=kadar جَاءَ=gelinceye أَمْرُ=yapılmasını isteyecek olduğu şey«emr»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve غَرَّكُمْ=aldattı sizi بِاللَّهِ=Allah ile الْغَرُورُ=o çok aldatıcı
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَ=bunun üzerine الْيَوْمَ=bugün لَا يُؤْخَذُ=alınmaz مِنْكُمْ=sizden فِدْيَةٌ=bir kurtulma bedeli«fidye»وَلَا=ne de مِنَ الَّذِينَ=kimselerden كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مَأْوَاكُمُ=barınacağınız yer«me′va»النَّارُۖ=o Ateş′tir«nãr»هِيَ=odur(o:ateş) مَوْلَاكُمْۖ=sizin himaye edeniniz«mevlã»وَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ يَأْنِ=vakti gelmedi لِلَّذِينَ=kimseler için آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»أَنْ تَخْشَعَ=çekinmesinin«huşû»قُلُوبُهُمْ=kalplerininلِذِكْرِ=«ilâhî» Tembih′ine«zikr»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve مَا=olduğuna نَزَلَ=indiriyor مِنَ الْحَقِّ=o Gerçek′ten«hakk»وَ=ve لَا يَكُونُوا=olmasınlar كَالَّذِينَ=kimseler gibi أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metin«kitãb»مِنْ قَبْلُ=bundan önceفَ=sonra da طَالَ=uzun süren عَلَيْهِمُ=kendilerinde الْأَمَدُ=ömürفَ=bu halde قَسَتْ=katılaşan قُلُوبُهُمْۖ=kalpleriوَ=ve كَثِيرٌ=çoğu مِنْهُمْ=onların فَاسِقُونَ=yoldan çıkmıştır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   اِعْلَمُوا=bilin أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın يُحْيِي=hayat veriyor الْأَرْضَ=yeryüzüne بَعْدَ=sonra مَوْتِهَاۚ=oranın ölümündenقَدْ=emin olun ki بَيَّنَّا=açıkladık لَكُمُ=size الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُصَّدِّقِينَ=«hakikati»tasdik eden«tasdîk_musaddik»erkekler وَ=ve الْمُصَّدِّقَاتِ=«hakikati»tasdik eden«tasdîk_musaddik»kadınlarوَ=ve أَقْرَضُوا=borç verenler اللَّهَ=Allah′a قَرْضًا=bir borçla حَسَنًا=güzel«hasen»يُضَاعَفُ=kat kat yapılır لَهُمْ=onlaraوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için أَجْرٌ=bir bedel«ecr»كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رُسُلِهِ=Elçilerine«rasûl»أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الصِّدِّيقُونَۖ=hep gerçekleri söyleyenler«sıdk_sãdık»وَ=ve الشُّهَدَاءُ=sağlam tanıklar«şehîd»عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için أَجْرُهُمْ=bedelleri«ecr»وَ=ve نُورُهُمْۖ=aydınlıkları«nûr»الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»الْجَحِيمِ=Cehennem′in
 ‎﴾ 20 ﴿‎   اِعْلَمُوا=bilin أَنَّمَا=olduğunu الْحَيَاةُ=hayatının الدُّنْيَا=dünyaلَعِبٌ=bir oyun وَ=ve لَهْوٌ=bir eğlence وَ=ve زِينَةٌ=hoşa giden bir şeydir«ziynet»وَ=ve تَفَاخُرٌ=övünmedir بَيْنَكُمْ=kendi aranızdaوَ=ve تَكَاثُرٌ=”Çokluk Rekabeti”dir فِي الْأَمْوَالِ=malda وَ=ve الْأَوْلَادِۖ=evlattaكَمَثَلِ=durumu gibidir غَيْثٍ=bir yağmurunأَعْجَبَ=hoşuna giden الْكُفَّارَ=ekip«küfr_kãfir»duranların نَبَاتُهُ=onun bitirdiğiثُمَّ=sonra يَهِيجُ=o kururفَ=bu halde تَرَاهُ=görürsün onu مُصْفَرًّا=sapsarıثُمَّ=sonrasında يَكُونُ=olur حُطَامًاۖ=çerçöpوَ=ve de فِي الْآخِرَةِ=‑vardır‑Ahiret′te عَذَابٌ=bir ceza«azãb»شَدِيدٌ=çetinوَ=ve مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesi«mağfiret»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan وَ=ve رِضْوَانٌۚ=bir hoşnutluk«rıdvãn»وَ=ve مَا=değildir الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَا=dünyaإِلَّا=başka bir şey مَتَاعُ=bir geçimlik varlıktan الْغُرُورِ=aldatıcı
 ‎﴾ 21 ﴿‎   سَابِقُوا=koşun إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ=günahlarınızın örtülüşüne«mağfiret»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»وَ=ve جَنَّةٍ=bir Cennet′e عَرْضُهَا=genişliği كَعَرْضِ=genişliği gibi olan السَّمَاءِ=göğün وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününأُعِدَّتْ=hazırlanmış لِلَّذِينَ=kimseler için آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رُسُلِهِۚ=Elçilerine«rasûl»ذَٰلِكَ=işte bu فَضْلُ=lütfudur«fadl»اللَّهِ=Allah′ınيُؤْتِيهِ=vereceği kendisini مَنْ=kimseye يَشَاءُۚ=dilediğiوَ=ve اللَّهُ=Allah ذُو=sahibidir الْفَضْلِ=lütuf«fadl»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   مَا=yoktur ki أَصَابَ=başa gelen مِنْ=herhangi مُصِيبَةٍ=bir musibetفِي الْأَرْضِ=yeryüzünde وَلَا=ne de فِي أَنْفُسِكُمْ=kendi canlarınızdaإِلَّا=olmasın فِي كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metinde«kitãb»مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ نَبْرَأَهَاۚ=Biz yaratmadan onuإِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى اللَّهِ=Allah′a يَسِيرٌ=kolaydır
 ‎﴾ 23 ﴿‎   لِكَيْلَا تَأْسَوْا=üzülmemeniz içindir عَلَىٰ مَا=olanlara فَاتَكُمْ=elinizden çıkmışوَ=ve(içindir) لَا تَفْرَحُوا=şımarmamanız بِمَا=olduklarıyla آتَاكُمْۗ=size vermişوَ=ve اللَّهُ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmezكُلَّ=kim varsa مُخْتَالٍ=kendini beğenen فَخُورٍ=övünen
 ‎﴾ 24 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَبْخَلُونَ=cimrilik edenوَ=ve de يَأْمُرُونَ=yapılmasını isteyen«emr»النَّاسَ=insanlardan بِالْبُخْلِۗ=cimriliğinوَ=ve مَنْ=kim يَتَوَلَّ=sırt çevirirse«tevellã»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisi الْغَنِيُّ=‑asıl‑”İhtiyaçsız ve Eksiksiz Olan”dır«ğaniyy»الْحَمِيدُ=‑asıl‑”Övülecek Olan”dır«hamîd»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik رُسُلَنَا=Elçilerimizi«rasûl»بِالْبَيِّنَاتِ=o açık delillerle«beyyine»وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik مَعَهُمُ=onlarla beraber الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»وَ=ve الْمِيزَانَ=ölçüyüلِيَقُومَ=ayakta tutsunlar«kıyãm»diye النَّاسُ=insanlar بِالْقِسْطِۖ=hakkaniyetli«kıst»وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik الْحَدِيدَ=demiriفِيهِ=kendisinde bulunan بَأْسٌ=bir kuvvet uygulaması«be′s»شَدِيدٌ=şiddetliوَ=ve مَنَافِعُ=birçok yararlar لِلنَّاسِ=insanlaraوَ=ve لِيَعْلَمَ=bilsin diye اللَّهُ=Allahمَنْ=kimin يَنْصُرُهُ=kendisine yardım edeceğini وَ=ve رُسُلَهُ=Elçilerine«rasûl»بِالْغَيْبِۚ=«gıyaben»”görmemekle birlikte”«ğayb»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah قَوِيٌّ=güçlüdür«kaviyy»عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=gönderdikنُوحًا=Nûh′u وَ=ve إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′iوَ=ve جَعَلْنَا=koyduk فِي=içerisinde ذُرِّيَّتِهِمَا=o ikisinin "soylarının devamı"nın«zurriyyãt»النُّبُوَّةَ=Peygamberliği«nebî»وَ=ve الْكِتَابَۖ=o «ilâhî» Metini«kitãb»فَ=şu halde مِنْهُمْ=onlardan bazıları مُهْتَدٍۖ=gösterilmiş yola girmişler′dir«hüdã»وَ=ve de كَثِيرٌ=çoğu مِنْهُمْ=onlardan فَاسِقُونَ=yoldan çıkmıştır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında قَفَيْنَا=ardarda gönderdik عَلَىٰ آثَارِهِمْ=onların peşine بِرُسُلِنَا=Elçilerimizi«rasûl»وَ=ve قَفَيْنَا=ardına kattık بِعِيسَى=Îsã′yı ابْنِ مَرْيَمَ=Meryem′in oğluوَ=ve آتَيْنَاهُ=verdik ona الْإِنْجِيلَ=İncil′iوَ=ve جَعَلْنَا=koyduk فِي قُلُوبِ=kalplerine الَّذِينَ=kimselerin اتَّبَعُوهُ=katılmış«ittebã»onaرَأْفَةً=şefkat وَ=ve رَحْمَةً=merhamet«rahmet»وَ=gelince رَهْبَانِيَّةً=ruhbanlığa ابْتَدَعُوهَا=icadettikleri kendisiniمَا كَتَبْنَاهَا=Biz «yazmamıştık»yazarak gerekli kılmamıştık«kitãb»onu عَلَيْهِمْ=onlaraإِلَّا=sırf ابْتِغَاءَ=kazanırlar رِضْوَانِ=hoşnutluğunu«rıdvãn»اللَّهِ=Allah′ınفَ=sonra da مَا رَعَوْهَا=uymadılar ona حَقَّ=hakkıyla«hakk»رِعَايَتِهَاۖ=riayetininفَ=bunun üzerine آتَيْنَا=verdik الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مِنْهُمْ=onlardan أَجْرَهُمْۖ=bedellerini«ecr»وَ=ve de كَثِيرٌ=birçoğu مِنْهُمْ=onlardan فَاسِقُونَ=yoldan çıkmıştır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»بِرَسُولِهِ=O′nun Elçisine«rasûl»يُؤْتِكُمْ=versin size كِفْلَيْنِ=iki pay مِنْ رَحْمَتِهِ=merhametinden«rahmet»وَ=ve يَجْعَلْ=yapsın لَكُمْ=sizin içinنُورًا=bir aydınlık«nûr»تَمْشُونَ=yürüyeceğiniz بِهِ=kendisiyleوَ=ve يَغْفِرْ=günahlarınızı örtsün«mağfiret»لَكُمْۚ=sizinوَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   لِئَلَّا يَعْلَمَ=bilmezlik etmesinler أَهْلُ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»أَلَّا يَقْدِرُونَ=ölçü koyamayacaklarını«kadîr_mikdãr»عَلَىٰ شَيْءٍ=herhangi bir şeye مِنْ فَضْلِ=lütfundan«fadl»اللَّهِۙ=Allah′ınوَ=ve أَنَّ=olduğunu الْفَضْلَ=lütfun«fadl»بِيَدِ=elinde اللَّهِ=Allah′ınيُؤْتِيهِ=O verir onu مَنْ=kimseye يَشَاءُۚ=dilediğiوَ=ve اللَّهُ=Allah ذُو=sahibidir الْفَضْلِ=lütuf«fadl»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
Âyet Metni : (Hadîd.1) (27. Cüz | 537. Sayfa)
Okunuşu :
1. sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.
(Hadîd.1) Grameri
سَبَّحَ : Glorifies ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] Kök: س ب حلِلّٰهِ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لِلّٰهِ : Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل همَا : whatever ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]فِى : in ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]السَّمَاوَاتِ : the ::: [Belirlilik Takısı]السَّمَاوَاتِ : heavens ::: [İsim] [Dişil çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س م ووَالْأَرْضِ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَالْأَرْضِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالْأَرْضِ : earth ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ر ضوَهُوَ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَهُوَ : He ::: [Şahıs Zamiri] [Şahıs:O/eril]الْعَزِيزُ : (is) the ::: [Belirlilik Takısı]الْعَزِيزُ : All‑Mighty ::: [İsim] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ع ز زالْحَكِيمُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْحَكِيمُ : All‑Wise ::: [Sıfat] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ح ك م
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu