Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ey o bütün insanlar! Rabbınıza korunun, çünkü o saat zelzelesi çok büyük bir şeydir
B.Bayraklı
1. Ey insanlar! Rabbinize saygı gösterin! Çünkü son saatin sarsıntısı gerçekten büyük olacaktır.
A.Bayındır
1. Ey insanlar! Rabbinize karşı yanlış yapmaktan sakının! O saatin[1*] /yeniden diriliş saatinin sarsıntısı,[2*] gerçekten büyük bir şeydir.[1*] En’am 6/31, A’raf 7/187, Nahl 16/77, Kehf 18/21, 36, Hac 22/6-7, Rum 30/12-16, 55, Lokman 31/34, Ahzab 33/63, Sebe 34/3, Zuhruf 43/66, Muhammed 47/18, Naziat 79/42-46.[2*] Zilzal 99/1-8.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Ey İnsanlar! Rabbinizin öngördüğü şekilde yaşayın. Çünkü son saatin (kıyametin) sarsıntısı pek büyük bir şeydir!* Bkz. 56/4-5, 69/14-15, 99/1-2  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Ey insanlar, Rabbinizden korkun, çünkü (Duruşma) sâ‘ati(ni)n depremi, cidden korkunç bir şeydir.
İngilizce Kelime Meali
يٰٓأَيُّهَا النَّاسُ=O mankind! اتَّقُوا=Fear رَبَّكُمْۚ=your Lord. إِنَّ=Indeed, زَلْزَلَةَ=(the) convulsion السَّاعَةِ=(of) the Hour شَىْءٌ=(is) a thing عَظِيمٌ=great.
(22) Hac Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»رَبَّكُمْۚ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»yönelikإِنَّ=şu bir gerçek ki زَلْزَلَةَ=depremi السَّاعَةِ=o Saat′in«saat»شَيْءٌ=bir şeydir عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   يَوْمَ=gün تَرَوْنَهَا=onu gördüğünüzتَذْهَلُ=unutur كُلُّ=her مُرْضِعَةٍ=emziren عَمَّا=olduğunu أَرْضَعَتْ=emzirmişوَ=ve تَضَعُ=bırakır كُلُّ=her ذَاتِ حَمْلٍ=«yüklü»gebe حَمْلَهَا=yükünüوَ=ve تَرَى=görürsün النَّاسَ=insanları سُكَارَىٰ=sarhoşوَ=iken مَا=değil هُمْ=kendileri بِسُكَارَىٰ=sarhoş haldeوَلَٰكِنَّ=fakat عَذَابَ=cezası«azãb»اللَّهِ=Allah′ın شَدِيدٌ=şiddetlidir
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve مِنَ النَّاسِ=insanlardan مَنْ=kimi يُجَادِلُ=tartışırفِي=hakkında اللَّهِ=Allah بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍ=bir bilgi«ilm»وَ=ve يَتَّبِعُ=katılır«ittebã»كُلَّ=her شَيْطَانٍ=şeytana مَرِيدٍ=asi
 ‎﴾ 4 ﴿‎   كُتِبَ=«yazıldı»yazılarak gerekli kılındı«kitãb»عَلَيْهِ=onun hakkındaأَنَّهُ=olduğu ki مَنْ=kim تَوَلَّاهُ="destek çıkan yakın"«velî_evliyã»kılarsa onu فَ=o zaman أَنَّهُ=olduğu onun يُضِلُّهُ=ona yolunu saşırtacak«dalãl»وَ=ve يَهْدِيهِ=onu götürecek إِلَىٰ عَذَابِ=cezasına«azãb»السَّعِيرِ=o ”Tutuşturulmuş”un«saîr»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlarإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz فِي=içerisinde رَيْبٍ=bir kuşku مِنَ الْبَعْثِ=o dirilmeden«ba′s»فَ=şu halde إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz خَلَقْنَاكُمْ=yarattık sizi مِنْ تُرَابٍ=topraktanثُمَّ=sonrasında مِنْ نُطْفَةٍ=taşmış damladan(veya ”döl damlası”)ثُمَّ=sonrasında مِنْ عَلَقَةٍ=pıhtıdan(veya ”tutunan şey”)ثُمَّ=sonrasında مِنْ مُضْغَةٍ=bir çiğnem et parçasındanمُخَلَّقَةٍ=biçimlenmiş وَ=ve de غَيْرِ=olmayan مُخَلَّقَةٍ=biçimlenmişلِنُبَيِّنَ=bildirmek«beyãn»için لَكُمْۚ=sizeوَ=ve نُقِرُّ=tutarız فِي الْأَرْحَامِ=rahimlerde مَا=neyi نَشَاءُ=dilersekإِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vadeye مُسَمًّى=belirlenmişثُمَّ=sonrasında نُخْرِجُكُمْ=dışarı çıkarırız«ihrãc»sizi طِفْلًا=bir bebek olarakثُمَّ=sonrasında لِتَبْلُغُوا=ermeniz için أَشُدَّكُمْۖ=güçlü halinizeوَ=ve مِنْكُمْ=aranızdan مَنْ=kimi يُتَوَفَىٰ=öldürülürوَ=ve de مِنْكُمْ=aranızdan مَنْ=kimi يُرَدُّ=itilirإِلَىٰ أَرْذَلِ=en kötü çağına الْعُمُرِ=ömrün لِكَيْلَا يَعْلَمَ=bilmez hale gelmesi içinمِنْ بَعْدِ=sonra عِلْمٍ=bir bilgiden«ilm»شَيْئًاۚ=bir şeyوَ=ve تَرَى=görürsün الْأَرْضَ=yeryüzünü هَامِدَةً=kurumuş ölmüşفَ=sonra إِذَا=bakarsın ki أَنْزَلْنَا=Biz indirmişiz عَلَيْهَا=onun üzerine الْمَاءَ=suyuاهْتَزَّتْ=titreşir وَ=ve رَبَتْ=kabarırوَ=ve أَنْبَتَتْ=bitirir مِنْ كُلِّ=her زَوْجٍ=çifti بَهِيجٍ=güzel
 ‎﴾ 6 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisinin الْحَقُّ=‑asıl‑Gerçek«hakk»وَ=ve أَنَّهُ=olduğundan يُحْيِي=hayat verecek الْمَوْتَىٰ=ölüyeوَ=ve أَنَّهُ=olduğundan عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetiren«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve(ötürüdür) أَنَّ=olduğundan السَّاعَةَ=o Saatin«saat»آتِيَةٌ=gelecekلَا=olmayan رَيْبَ=bir kuşku فِيهَا=kendisinde(veya "hakkında")وَ=ve أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ınيَبْعَثُ=diriltecek«ba′s»مَنْ=kimseleri فِي الْقُبُورِ=kabirlerdeki
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve مِنَ النَّاسِ=‑vardır‑insanlardan مَنْ=kimseler يُجَادِلُ=tartışan فِي=hakkında اللَّهِ=Allahبِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍ=bir bilgi«ilm»وَلَا=ne هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»وَلَا=ne de كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»مُنِيرٍ=aydınlatıcı
 ‎﴾ 9 ﴿‎   ثَانِيَ=öteye döndürür عِطْفِهِ=boynunuلِيُضِلَّ=yolu saşırtmak«dalãl»için عَنْ=hakkında سَبِيلِ=yolu«sebîl»اللَّهِۖ=Allah′ınلَهُ=‑vardır‑ona فِي الدُّنْيَا=dünyada خِزْيٌۖ=bir utanç«hızy»وَ=ve نُذِيقُهُ=tattıracağız ona يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»عَذَابَ=cezasını«azãb»الْحَرِيقِ=yangın
 ‎﴾ 10 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِمَا=ötürüdür قَدَّمَتْ=önceden yaptıklarından يَدَاكَ=senin ellerininوَ=ve(ötürüdür) أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ın لَيْسَ=olmayacak بِظَلَّامٍ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edici لِلْعَبِيدِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlere
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve مِنَ النَّاسِ=‑vardır‑insanlardan مَنْ=kimseler يَعْبُدُ=«kulluk»hizmet«abd»eden اللَّهَ=Allah′a عَلَىٰ حَرْفٍۖ=sınır noktadaفَ=şu halde إِنْ=eğer أَصَابَهُ=başına gelirse kendisinin خَيْرٌ=bir fayda ve iyilik«hayr»اطْمَأَنَّ=huzura kavuşur بِهِۖ=onunlaوَ=ve إِنْ=eğer أَصَابَتْهُ=başına gelirse onun فِتْنَةٌ=bir sıkıntı«fitne»انْقَلَبَ=döner عَلَىٰ=üzerine وَجْهِهِ=kendi takdiriخَسِرَ=o zarara sokmuştur«hãsir_husrãn»الدُّنْيَا=dünyayı وَ=ve de الْآخِرَةَۚ=Ahiret′iذَٰلِكَ=işte bu هُوَ=kendisidir الْخُسْرَانُ=o zarar edişin«hãsir_husrãn»الْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   يَدْعُوا=«çağrıda bulunma»dua eder«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah مَا=şeylere لَا يَضُرُّهُ=zarar«dırãr»vermeyen kendisineوَ=ve مَا=şeylere لَا يَنْفَعُهُۚ=yarar sağlamayan kendisineذَٰلِكَ=işte bunun هُوَ=kendisidir الضَّلَالُ=o yolunu saşırmışlığın«dalãl»الْبَعِيدُ=uzak
 ‎﴾ 13 ﴿‎   يَدْعُوا=«çağrıda bulunma»dua eder«duã»لَمَنْ=kesinlikle kimseye ضَرُّهُ=zararı«dırãr»أَقْرَبُ=daha yakın مِنْ نَفْعِهِۚ=faydasındanلَبِئْسَ=ne kötüdür الْمَوْلَىٰ=o himaye eden«mevlã»وَ=ve لَبِئْسَ=ne kötüdür الْعَشِيرُ=o yakınlık«aşîr»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُدْخِلُ=sokacaktırالَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»جَنَّاتٍ=Cennetlere تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُۚ=ırmaklarإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَفْعَلُ=yapar مَا=şeyi يُرِيدُ=istediği
 ‎﴾ 15 ﴿‎   مَنْ=kim كَانَ=ise يَظُنُّ=zannediyor«zann»أَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ=asla yardım etmeyeceğini kendisine اللَّهُ=Allah′ınفِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve الْآخِرَةِ=Ahiret′teفَ=o zaman لْيَمْدُدْ=yönelsin بِسَبَبٍ=bir vesile ile إِلَى السَّمَاءِ=göğeثُمَّ=sonra da لْيَقْطَعْ=ilişkilerini kessinفَ=sonra da لْيَنْظُرْ=baksınهَلْ=mu? يُذْهِبَنَّ=gideriyor كَيْدُهُ=onun hazırladığı düzen«keyd»مَا=şeyi يَغِيظُ=hınçlandığı
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle أَنْزَلْنَاهُ=Biz indirdik onuآيَاتٍ=«açık işaret»ayetler«ãyet»olarak بَيِّنَاتٍ=açık delilli«beyyine»وَ=ve أَنَّ=işin gerçeği اللَّهَ=Allah يَهْدِي=yol gösterir«hüdã»مَنْ=kimseye يُرِيدُ=isteyen(veya ”istediği”)
 ‎﴾ 17 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve الَّذِينَ=olanları هَادُوا=Yahudi وَ=ve الصَّابِئِينَ=Sãbiîleri وَ=ve النَّصَارَىٰ=Hıristiyanlarıوَ=ve الْمَجُوسَ=Mecûsileri وَ=ve الَّذِينَ=olanları أَشْرَكُوا=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etmiş«şirk_müşrik»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَفْصِلُ=ayıracaktır بَيْنَهُمْ=onların arasınıيَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۚ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ=üzerinde كُلِّ شَيْءٍ=her şey شَهِيدٌ=sağlam bir tanıktır«şehîd»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin أَنَّ=olduğunu ki اللَّهَ=Allah′ınيَسْجُدُ=yere yüz koyuyorlar«secde»لَهُ=O′na(veya”O′nun için”) مَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdekiوَ=ve مَنْ=kimseler فِي الْأَرْضِ=yeryüzündekiوَ=ve الشَّمْسُ=Güneş وَ=ve الْقَمَرُ=Ay وَ=ve النُّجُومُ=yıldızlarوَ=ve الْجِبَالُ=dağlar وَ=ve الشَّجَرُ=ağaçlar وَ=ve الدَّوَابُّ=hayvanlarوَ=ve de كَثِيرٌ=birçoğu مِنَ النَّاسِۖ=insanlardanوَ=ve كَثِيرٌ=birçoğunun حَقَّ=gerçekleşmiştir«hakk»عَلَيْهِ=kendisine الْعَذَابُۗ=o ceza«azãb»وَ=ve مَنْ=kimi يُهِنِ=aşağılatırsa اللَّهُ=Allahفَ=o zaman مَا=olmaz لَهُ=ona مِنْ=herhangi مُكْرِمٍۚ=bir değer verecek«ikrãm»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَفْعَلُ=yapar مَا=neyi يَشَاءُ=dilerse
 ‎﴾ 19 ﴿‎   هَٰذَانِ=işte şunlar خَصْمَانِ=iki karşıt tarafاخْتَصَمُوا=çekişen فِي=hakkında رَبِّهِمْۖ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»فَ=şu halde الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»قُطِّعَتْ=biçilmiştir لَهُمْ=kendilerine ثِيَابٌ=giysi مِنْ نَارٍ=bir ateşten«nãr»يُصَبُّ=dökülüyor مِنْ فَوْقِ=üstünden رُءُوسِهِمُ=başlarının الْحَمِيمُ=o kaynar su
 ‎﴾ 20 ﴿‎   يُصْهَرُ=eritiliyor بِهِ=onunla مَا=olanlar فِي بُطُونِهِمْ=karınlarının içindeوَ=ve الْجُلُودُ=derileri
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve لَهُمْ=onlar içindir مَقَامِعُ=kamçılar مِنْ حَدِيدٍ=demirden
 ‎﴾ 22 ﴿‎   كُلَّمَا=her sefer أَرَادُوا=istediklerinde أَنْ يَخْرُجُوا=dışarı çıkmak«ihrãc»مِنْهَا=oradan مِنْ=dolayı غَمٍّ=ıstıraptanأُعِيدُوا=iade edildiler«eãde»فِيهَا=orayaوَ=ve ذُوقُوا=tadın عَذَابَ=cezasını«azãb»الْحَرِيقِ=o yangın
 ‎﴾ 23 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُدْخِلُ=sokarالَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»جَنَّاتٍ=Cennetlere تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُ=ırmaklarيُحَلَّوْنَ=takınırlar فِيهَا=orada مِنْ أَسَاوِرَ=bilezikler مِنْ ذَهَبٍ=altın وَ=ve(takınırlar) لُؤْلُؤًاۖ=inciوَ=ve لِبَاسُهُمْ=onların giysileri فِيهَا=orada حَرِيرٌ=ipektir
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve هُدُوا=yolu gösterilmiştir«hüdã»إِلَى الطَّيِّبِ=«temiz»güzelinin«tayyib»مِنَ الْقَوْلِ=söyleneninوَ=ve هُدُوا=yol gösterilmiştir«hüdã»إِلَىٰ صِرَاطِ=yoluna«sırãt»الْحَمِيدِ=‑asıl‑”Övülecek Olan”ın«hamîd»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve يَصُدُّونَ=alıkoyan عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve الْمَسْجِدِ=«secde yeri»Mescit′ten(*)«mescid»الْحَرَامِ=o Hürmetli(*)«haram»الَّذِي=olduğumuz جَعَلْنَاهُ=onu kılmış لِلنَّاسِ=bütün insanlar için سَوَاءً=eşitالْعَاكِفُ=yerli olan فِيهِ=orada وَ=ve الْبَادِۚ=dışarıdan gelenوَ=ve مَنْ=kim يُرِدْ=isterse فِيهِ=orada بِإِلْحَادٍ=haktan sapmak بِظُلْمٍ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ileنُذِقْهُ=tattırırız ona مِنْ عَذَابٍ=bir ceza«azãb»أَلِيمٍ=üzüntü veren«elîm»(*) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit بَوَّأْنَا=yerleştirmiştik لِإِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′i مَكَانَ=yerine الْبَيْتِ=o Ev′inأَنْ=diye لَا تُشْرِكْ=«ortak»denk kabul etme«şirk_müşrik»بِي=bana شَيْئًا=bir şeyiوَ=ve طَهِّرْ=temizle بَيْتِيَ=Ev′imi لِلطَّائِفِينَ=etrafını dolanacaklar«tavãf» içinوَ=ve(için) الْقَائِمِينَ=ayakta duracaklar«kıyãm»وَ=ve(için) الرُّكَّعِ=saygıyla eğilecekler«rükû»السُّجُودِ=yere yüz koyacaklar«secde»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve أَذِّنْ=ilan et فِي=içinde النَّاسِ=insanlar بِالْحَجِّ=o Haccı«hacc»«sûrenin adıdır»يَأْتُوكَ=gelsinler sana رِجَالًا=yaya olarakوَ=veya عَلَىٰ=üzerinde كُلِّ=bütün ضَامِرٍ=bineklerيَأْتِينَ=gelen مِنْ كُلِّ فَجٍّ=her yoldan عَمِيقٍ=uzak
 ‎﴾ 28 ﴿‎   لِيَشْهَدُوا=tanık«şãhid» olmaları için مَنَافِعَ=faydalara لَهُمْ=kendileri içinوَ=ve de يَذْكُرُوا=anmaları«zikr»için اسْمَ=adını اللَّهِ=Allah′ınفِي أَيَّامٍ=günlerde مَعْلُومَاتٍ=bilinenعَلَىٰ=üzerine مَا=olduklarının رَزَقَهُمْ=onlara faydalandırmış«rızk»مِنْ بَهِيمَةِ=hayvanlardan الْأَنْعَامِۚ="kesimlik otlayan"«en′ãm»فَ=sonra da كُلُوا=yiyin مِنْهَا=onlardanوَ=ve أَطْعِمُوا=yedirin الْبَائِسَ=darlıktakine«be′s»الْفَقِيرَ=fakire
 ‎﴾ 29 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında لْيَقْضُوا=gidersinler تَفَثَهُمْ=kirleriniوَ=ve لْيُوفُوا=yerine getirsinler نُذُورَهُمْ=adaklarınıوَ=ve لْيَطَّوَّفُوا=dolansınlar«tavãf»بِالْبَيْتِ=o Ev′i(*) الْعَتِيقِ=Eski(*)(*) orj BEYTİL ATÎK
 ‎﴾ 30 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte budurوَ=ve(bununla birlikte) مَنْ=kim يُعَظِّمْ=saygı gösterirse حُرُمَاتِ=yasaklarına«haram»اللَّهِ=Allah′ınفَ=o zaman هُوَ=o خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»لَهُ=kendisi için عِنْدَ=katında رَبِّهِۗ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَ=ve أُحِلَّتْ=serbest«helãl»kılınmıştır لَكُمُ=sizin için الْأَنْعَامُ="kesimlik otlayan hayvanlar"«en′ãm»إِلَّا=dışındaki مَا=olanlar يُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»عَلَيْكُمْۖ=sizeفَ=bunun üzerine اجْتَنِبُوا=uzak durun الرِّجْسَ=pisliğine«rics»مِنَ الْأَوْثَانِ=putlarınوَ=ve اجْتَنِبُوا=uzak durun قَوْلَ=lafın الزُّورِ=yalanına
 ‎﴾ 31 ﴿‎   حُنَفَاءَ=tek ilâha inananları«hanîf» olun لِلَّهِ=Allah′ınغَيْرَ مُشْرِكِينَ=«ortak»denkler kabul etmeyerek«şirk_müşrik»بِهِۚ=O′naوَ=ve مَنْ=kim يُشْرِكْ=«ortak»denkler kabul ederse«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′aفَ=o zaman كَأَنَّمَا=sanki olan gibidir خَرَّ=düşmüş مِنَ السَّمَاءِ=göktenفَ=sonra da تَخْطَفُهُ=kapacak kendisini الطَّيْرُ=kuşأَوْ=veya تَهْوِي=sürükleyecek بِهِ=onu الرِّيحُ=rüzgârفِي مَكَانٍ=bir yere سَحِيقٍ=uzak
 ‎﴾ 32 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte budurوَ=ve(bununla birlikte) مَنْ=kim يُعَظِّمْ=saygı gösterirse شَعَائِرَ=işaretlerine اللَّهِ=Allah′ınفَ=bu durumda إِنَّهَا=şu bir gerçek ki bu مِنْ تَقْوَى=kendini sakındırmasındandır«takvã»الْقُلُوبِ=kalplerin
 ‎﴾ 33 ﴿‎   لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=onlarda مَنَافِعُ=menfaatlerإِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vadeye مُسَمًّى=belirlenmişثُمَّ=sonrasında مَحِلُّهَا=onların varacakları yer إِلَى=yanıdır الْبَيْتِ=o Ev′in(*) الْعَتِيقِ=Eski(*)(*) orj BEYTİL ATÎK
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لِكُلِّ أُمَّةٍ=her topluluk«ümmet»için جَعَلْنَا=Biz yaptık مَنْسَكًا=bir kurban etme«nüsük_mensek»şekliلِيَذْكُرُوا=anmaları«zikr»için اسْمَ=adını اللَّهِ=Allah′ınعَلَىٰ=üzerine مَا=oldukları رَزَقَهُمْ=onlara faydalandırmış«rızk»مِنْ بَهِيمَةِ=hayvanlardan الْأَنْعَامِۗ="kesimlik otlayan"«en′ãm»فَ=şu halde إِلَٰهُكُمْ=ilâhınız إِلَٰهٌ=ilâhtır وَاحِدٌ=bir tekفَ=öyleyse لَهُ=O′na أَسْلِمُواۗ=teslim olun«teslîm_müslim»وَ=ve بَشِّرِ=müjde ver الْمُخْبِتِينَ=o alçakgönüllü olanlara
 ‎﴾ 35 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir إِذَا=zaman ذُكِرَ=anıldığı«zikr»اللَّهُ=Allahوَجِلَتْ=titremiş قُلُوبُهُمْ=kalpleriوَ=ve الصَّابِرِينَ=göğüs germiş«sabr_sãbir»عَلَىٰ مَا=olanlara أَصَابَهُمْ=başlarına gelmişوَ=ve الْمُقِيمِي=gereğince yerine getirenlerdir«ekãme»الصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve مِمَّا=şeylerden رَزَقْنَاهُمْ=onları faydalandırdığımız«rızk»يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»ederler
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=gelince الْبُدْنَ=büyükbaş hayvanlaraجَعَلْنَاهَا=yaptık onları لَكُمْ=sizin için مِنْ شَعَائِرِ=işaretlerinden اللَّهِ=Allah′ınلَكُمْ=sizin içindir فِيهَا=onlarda خَيْرٌۖ=bir fayda ve iyilik«hayr»فَ=öyleyse اذْكُرُوا=anın«zikr»اسْمَ=adını اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْهَا=onların üzerlerineصَوَافَۖ=dizilmişlerkenفَ=sonra إِذَا=zaman وَجَبَتْ=düştükleri جُنُوبُهَا=yanları üzerineفَ=o zaman كُلُوا=yiyin مِنْهَا=onlardanوَ=ve أَطْعِمُوا=yedirin الْقَانِعَ=kanaatkar olana وَ=ve الْمُعْتَرَّۚ=zor durumda olanaكَذَٰلِكَ=işte böyle سَخَّرْنَاهَا=hizmet verir kılmıştır onları لَكُمْ=sizeلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   لَنْ يَنَالَ=asla ulaşmaz اللَّهَ=Allah′a لُحُومُهَا=onların etleri وَلَا=ne de دِمَاؤُهَا=kanlarıوَلَٰكِنْ=fakat يَنَالُهُ=ulaşır O′na التَّقْوَىٰ=kendini sakındırması«takvã»مِنْكُمْۚ=aranızdakilerinكَذَٰلِكَ=işte böyle سَخَّرَهَا=hizmet verir kılmıştır onları لَكُمْ=sizeلِتُكَبِّرُوا=yüceltmeniz«tekbîr»için اللَّهَ=Allah′ıعَلَىٰ=hakkında مَا=şeyler هَدَاكُمْۗ=size yol gösterdiği«hüdã»وَ=ve بَشِّرِ=müjde ver الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlara«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   إِنَّ=(olduğunu)ki اللَّهَ=Allah يُدَافِعُ=savunur عَنِ الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِنَّ=(olduğunu)ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez كُلَّ=kim varsa خَوَّانٍ=hain كَفُورٍ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   أُذِنَ=izin verilmiştir لِلَّذِينَ=kimselere يُقَاتَلُونَ=kendileriyle savaşılanبِ=karşılık أَنَّهُمْۚ=olmalarına ظُلِمُواۚ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmişوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ نَصْرِهِمْ=yardım etmeğe onlara لَقَدِيرٌ=kesinlikle güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir أُخْرِجُوا=dışarı çıkarılmış«ihrãc»مِنْ دِيَارِهِمْ=yurtlarından بِغَيْرِ=olmayan şekilde حَقٍّ=hakka uygun«hakk»إِلَّا=sırf أَنْ يَقُولُوا=dediler diye رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»اللَّهُۗ=Allah′tırوَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı دَفْعُ=def etmesi اللَّهِ=Allah′ınالنَّاسَ=insanların بَعْضَهُمْ=kimini بِبَعْضٍ=kimi ileلَهُدِّمَتْ=mutlaka yıkılırdı صَوَامِعُ=manastırlar وَ=ve بِيَعٌ=kiliseler وَ=ve صَلَوَاتٌ=havralar«salãt»وَ=ve de مَسَاجِدُ=«secde yeri»mescidler«mescid»يُذْكَرُ=anılan«zikr»فِيهَا=içlerinde اسْمُ=ismi اللَّهِ=Allah′ın كَثِيرًاۗ=çokçaوَ=ve لَيَنْصُرَنَّ=kesinlikle yardım eder اللَّهُ=Allah مَنْ=kimseye يَنْصُرُهُۗ=O′na yardım edenإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَقَوِيٌّ=çok güçlüdür«kaviyy»عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir إِنْ=eğer مَكَّنَّاهُمْ=imkan ve yerleşim versek onlara فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeأَقَامُوا=gereğince yerine getiren«ekãme»الصَّلَاةَ=o namazı«salãt»وَ=ve آتَوُا=veren الزَّكَاةَ=o zekatıوَ=ve(kimselerdir) أَمَرُوا=yapılmasını istediklerini söyleyen«emr»بِالْمَعْرُوفِ=«hakka» uygun«ma′rûf»olanlarınوَ=ve نَهَوْا=vazgeçilmesini isteyen«nehy»عَنِ الْمُنْكَرِۗ=çirkinliklerden«münker»وَ=ve لِلَّهِ=Allah′a aittir عَاقِبَةُ=neticesi الْأُمُورِ=o yapılması istenmiş olan şeylerin«emr»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer يُكَذِّبُوكَ=yalancı sayıp duruyorlarsa«tekzîb»seniفَ=o zaman قَدْ=emin ol ki كَذَّبَتْ=yalancı sayıp durdu«tekzîb»قَبْلَهُمْ=onlardan önceقَوْمُ=toplumu«kavm»نُوحٍ=Nûh وَ=ve عَادٌ=Âd وَ=ve de ثَمُودُ=Semûd
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve قَوْمُ=toplumu«kavm»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′inوَ=ve de قَوْمُ=toplumu«kavm»لُوطٍ=Lût′un
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»مَدْيَنَۖ=Medyen′inوَ=ve de كُذِّبَ=yalancı sayılıp durulmuştu«tekzîb»مُوسَىٰ=Mûsãفَ=bunun üzerine أَمْلَيْتُ=süre vermiştim لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»ثُمَّ=sonrasında أَخَذْتُهُمْۖ=yakalamıştım onlarıفَ=sonra كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu نَكِيرِ=beni inkar
 ‎﴾ 45 ﴿‎   فَ=böylece كَأَيِّنْ=nice مِنْ قَرْيَةٍ=‑vardır‑yerleşimler«karye»أَهْلَكْنَاهَا=helak ettik oraları وَ=iken هِيَ=onlar ظَالِمَةٌ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenler فَ=sonra da هِيَ=kendisi خَاوِيَةٌ=çökmüştür عَلَىٰ=üstüne عُرُوشِهَا=tavanlarıوَ=ve(nice vardır) بِئْرٍ=kuyu مُعَطَّلَةٍ=terkedilmişوَ=ve قَصْرٍ=saraylar مَشِيدٍ=sağlam
 ‎﴾ 46 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَسِيرُوا=dolaşmadılar فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeفَ=böylece تَكُونَ=olur لَهُمْ=onların قُلُوبٌ=kalpleriيَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacakları«akl»بِهَا=kendisiyleأَوْ=yahut آذَانٌ=kulaklarıيَسْمَعُونَ=işitecekleri بِهَاۖ=kendisiyleفَ=şu halde إِنَّهَا=şu bir gerçek ki لَا تَعْمَى=kör olmaz الْأَبْصَارُ=gözlerوَلَٰكِنْ=fakat تَعْمَى=kör olur الْقُلُوبُ=kalpler الَّتِي=olan فِي الصُّدُورِ=göğüslerde
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve يَسْتَعْجِلُونَكَ=çabucak istiyorlar senden بِالْعَذَابِ=o cezayı«azãb»وَ=oysa لَنْ يُخْلِفَ=asla dönmez«hulf»اللَّهُ=Allah وَعْدَهُۚ=söz verdiğinden«va′d»وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki يَوْمًا=bir günعِنْدَ=katında رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»كَأَلْفِ سَنَةٍ=bin sene gibidir مِمَّا=olduğunuzdan تَعُدُّونَ=saymakta
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve كَأَيِّنْ=nice مِنْ قَرْيَةٍ=‑vardır‑yerleşim«karye»أَمْلَيْتُ=mühlet verdim لَهَا=oraya وَ=iken هِيَ=orası ظَالِمَةٌ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenlerثُمَّ=sonrasında أَخَذْتُهَا=yakaladım orayıوَ=ve إِلَيَّ=ancak Banadır الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlarإِنَّمَا=ancak ve sadece أَنَا=ben لَكُمْ=sizin için نَذِيرٌ=bir uyarıcıyım مُبِينٌ=apaçık (veya"açıklığa kavuşturan")«mübîn»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   فَ=şu halde الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»لَهُمْ=‑vardır‑kendileri için مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesi«mağfiret»وَ=ve رِزْقٌ=faydalandırıldıkları «nimetler» «rızk»كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler سَعَوْا=çalışmış فِي آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»مُعَاجِزِينَ=etkisiz bırakmayaأُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»الْجَحِيمِ=Cehennem′in
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=göndermemiştik مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisindenمِنْ=herhangi رَسُولٍ=bir Elçi«rasûl»وَلَا=ne de نَبِيٍّ=bir Peygamber«nebî»إِلَّا=olmayan إِذَا=zaman تَمَنَّىٰ=temenni ettiğiأَلْقَى=(laf) atmış الشَّيْطَانُ=şeytan فِي أُمْنِيَّتِهِ=onun temennisineفَ=bunun üzerine يَنْسَخُ=siler اللَّهُ=Allah مَا=olduğunu يُلْقِي=(laf) atıyor الشَّيْطَانُ=şeytanınثُمَّ=sonrasında يُحْكِمُ=sağlamlaştırır اللَّهُ=Allah آيَاتِهِۗ=kendi «açık işaret»ayetlerini«ãyet»وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   لِيَجْعَلَ=yapmak için مَا=olduğunu يُلْقِي=(laf) atıyor الشَّيْطَانُ=şeytanın فِتْنَةً=bir imtihan«fitne»لِلَّذِينَ=kimselere فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde مَرَضٌ=bir hastalıkوَ=ve الْقَاسِيَةِ=katılaşanlara قُلُوبُهُمْۗ=kalpleriوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»لَفِي=kesinlikle içindedirler شِقَاقٍ=bir ayrılık بَعِيدٍ=uzak
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve لِيَعْلَمَ=bilsinler diye الَّذِينَ=kimseler أُوتُوا=verilmiş الْعِلْمَ=o Bilgi«ilm»أَنَّهُ=olduğunu onun الْحَقُّ=‑asıl‑Gerçek«hakk»مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»فَ=sonra da يُؤْمِنُوا=inanıp güvensinler«îmãn»بِهِ=onaفَ=böylece تُخْبِتَ=saygı duysun لَهُ=ona قُلُوبُهُمْۗ=kalpleriوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allahلَهَادِ=kesinlikle yolunu gösterir«hüdã»الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِلَىٰ صِرَاطٍ=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَ=ve لَا يَزَالُ=bitmez olması الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»فِي مِرْيَةٍ=kuşku içinde مِنْهُ=ondanحَتَّىٰ=kadar تَأْتِيَهُمُ=kendilerine gelinceye السَّاعَةُ=o Saat«saat»بَغْتَةً=ansızınأَوْ=yahut(kadar) يَأْتِيَهُمْ=kendilerine gelinceye عَذَابُ=cezası«azãb»يَوْمٍ=bir günün عَقِيمٍ=kısır
 ‎﴾ 56 ﴿‎   اَلْمُلْكُ=‑asıl‑hükümranlık«mülk»يَوْمَئِذٍ=o gün لِلَّهِ=Allah′ındırيَحْكُمُ=hükmeder بَيْنَهُمْۚ=onların aralarındaفَ=o zaman الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»فِي جَنَّاتِ=Cennetlerindedirler النَّعِيمِ=Bol Nimet(*)(*) orj NEÎM
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»فَ=bunun üzerine أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=‑vardır‑kendileri için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُهِينٌ=alçaltan
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=gelince الَّذِينَ=kimselere هَاجَرُوا=göç etmiş«muhãcir»فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınثُمَّ=sonrasında قُتِلُوا=öldürülenler أَوْ=veya مَاتُوا=vefat edenlerلَيَرْزُقَنَّهُمُ=kesinlikle faydalandıracaktır«rızk»onları اللَّهُ=Allahرِزْقًا=bir faydalandırmayla«rızk»حَسَنًاۚ=güzel«hasen»وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın لَهُوَ=kesinlikle Kendisidir خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"si«hayr»الرَّازِقِينَ=«nimetlerden» faydalandıranların«rızk»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   لَيُدْخِلَنَّهُمْ=kesinlikle sokacaktır onları مُدْخَلًا=bir yere يَرْضَوْنَهُۗ=hoşnut kalacakları«rıdvãn»kendisindenوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَعَلِيمٌ=kesinlikle bilendir«alîm»حَلِيمٌ=anlayışlıdır«halîm»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte budurوَ=ve(bununla birlikte) مَنْ=kim عَاقَبَ=ceza verirse بِمِثْلِ=dengiyle مَا=olanın عُوقِبَ=ceza olarak verilmiş بِهِ=kendisineثُمَّ=sonrasında بُغِيَ=kötülük edilirse عَلَيْهِ=kendi aleyhineلَيَنْصُرَنَّهُ=kesinlikle yardım edecektir ona اللَّهُۗ=Allahإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَعَفُوٌّ=çok affedicidir«afüvv»غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ın يُولِجُ=sokuyor اللَّيْلَ=geceyi فِي=içine النَّهَارِ=gündüzünوَ=ve يُولِجُ=sokuyor النَّهَارَ=gündüzü فِي=içine اللَّيْلِ=geceninوَ=ve أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ın سَمِيعٌ=işiten«semí»بَصِيرٌ=gören«basîr»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisinin الْحَقُّ=‑asıl‑Gerçek«hakk»وَ=ve(ötürüdür) أَنَّ=olmasından مَا=şeylerin يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ettikleri«duã»مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında هُوَ=kendisinin الْبَاطِلُ=‑asıl‑uyduruk ve asılsız«bãtıl»وَ=ve(ötürüdür) أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisinin الْعَلِيُّ=‑asıl‑”Yüce Olan”«alî»الْكَبِيرُ=‑asıl‑”Büyük Olan”«kebîr»
 ‎﴾ 63 ﴿‎    أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın أَنْزَلَ=indirmiş مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=bir suفَ=sonra da تُصْبِحُ=olur الْأَرْضُ=yeryüzü مُخْضَرَّةًۗ=yemyeşilإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَطِيفٌ=incelikleri bilendir«latîf»خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   لَهُ=O′nundur مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=ne varsa فِي الْأَرْضِۗ=yeryüzündeوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın لَهُوَ=kesinlikle Kendisidir الْغَنِيُّ=‑asıl‑”İhtiyaçsız ve Eksiksiz Olan”«ğaniyy»الْحَمِيدُ=‑asıl‑”Övülecek Olan”«hamîd»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın سَخَّرَ=hizmet verir kılmış لَكُمْ=sizin için مَا=şeyleri فِي الْأَرْضِ=yeryüzündekiوَ=ve الْفُلْكَ=gemileri تَجْرِي=akıp giden فِي الْبَحْرِ=denizde بِأَمْرِهِ=yapılması istenmiş olduğu«emr»ileوَ=ve يُمْسِكُ=tutuyor السَّمَاءَ=göğüأَنْ تَقَعَ=düşer diye عَلَى=üstüne الْأَرْضِ=yeryüzününإِلَّا=olması dışında بِإِذْنِهِۗ=O′nun izniإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِالنَّاسِ=insanlara لَرَءُوفٌ=çok şefkatlidir رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan أَحْيَاكُمْ=sizi diriltmişثُمَّ=sonrasında يُمِيتُكُمْ=öldürecek siziثُمَّ=sonrasında يُحْيِيكُمْۗ=hayat verecek sizeإِنَّ=şu bir gerçek ki الْإِنْسَانَ=insan لَكَفُورٌ=«ilâhi sözleri» çok görmezlikten gelendir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   لِكُلِّ=hepsi için أُمَّةٍ=toplulukların«ümmet»جَعَلْنَا=Biz belirledik مَنْسَكًا=bir kurban etme«nüsük_mensek»şekliهُمْ=onlar نَاسِكُوهُۖ=kurban ederler«nüsük_mensek»onuفَ=şu halde لَا يُنَازِعُنَّكَ=çekişip durmasınlar seninle فِي الْأَمْرِۚ=bu yapılması istenmiş şeyde«emr»وَ=ve ادْعُ=çağır«duã»إِلَىٰ رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»إِنَّكَ=ki sen لَعَلَىٰ=kesinlikle ‑temeli‑üzerindesin هُدًى=bir yol gösterişin«hüdã»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer جَادَلُوكَ=tartışırlarsa seninle فَ=o zaman قُلِ=de kiاللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor
 ‎﴾ 69 ﴿‎   اللَّهُ=Allah يَحْكُمُ=hükmedecektir بَيْنَكُمْ=aranızda يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»فِي=hakkında مَا=şeyler كُنْتُمْ=olduğunuz فِيهِ=kendisinde تَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   أَ=misin? لَمْ تَعْلَمْ=bilmezأَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın يَعْلَمُ=bilir مَا=ne varsa فِي السَّمَاءِ=gökte وَ=ve الْأَرْضِۗ=yeryüzündeإِنَّ=ki ذَٰلِكَ=işte bu فِي كِتَابٍۚ=bir «ilâhî» Metindedir«kitãb»إِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى اللَّهِ=Allah′a يَسِيرٌ=kolaydır
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve يَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorlarمِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah مَا=şeye لَمْ يُنَزِّلْ=indirmemiş olduğu بِهِ=kendisine سُلْطَانًا="dayanacak bir şey"«sultãn»وَ=ve مَا=şeye لَيْسَ=olmayan لَهُمْ=kendilerinin بِهِ=onun hakkında عِلْمٌۗ=bir bilgileri«ilm»وَ=ve مَا=olmayacaktır لِلظَّالِمِينَ=o "haksızlık ve kötülük" edenlere«zulm_zãlim»مِنْ=herhangi نَصِيرٍ=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِمْ=kendilerine آيَاتُنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»بَيِّنَاتٍ=açık delilli«beyyine»تَعْرِفُ=tanırsın فِي وُجُوهِ=yüzlerinde الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»الْمُنْكَرَۖ=o çirkinliği«münker»يَكَادُونَ=neredeyse يَسْطُونَ=saldıracaklarبِالَّذِينَ=kimselere يَتْلُونَ=sayıp döken«tilãvet»عَلَيْهِمْ=kendilerine آيَاتِنَاۗ=ayetlerimizi«ãyet»قُلْ=de ki أَ=mi? فَ=şu halde أُنَبِّئُكُمْ=haber vereyim size بِشَرٍّ=daha zararlı ve kötüsünü«şerr»مِنْ ذَٰلِكُمُۗ=işte bundanالنَّارُ=o Ateş!«nãr»وَعَدَهَا=söz vermiştir«va′d» orayı اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlarضُرِبَ=verildi مَثَلٌ=bir örnekفَ=şu halde اسْتَمِعُوا=dinleyin لَهُۚ=onuإِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=olduklarınız تَدْعُونَ=sizin«çağrıda bulunma»dua etmekte«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahلَنْ يَخْلُقُوا=asla yaratmayacaklar ذُبَابًا=bir sinekوَلَوِ=bile اجْتَمَعُوا=bir araya gelseler لَهُۖ=onun içinوَ=ve إِنْ=eğer يَسْلُبْهُمُ=kapsa onlardan الذُّبَابُ=o sinek شَيْئًا=bir şeyلَا يَسْتَنْقِذُوهُ=kurtarmayacaktır onu مِنْهُۚ=ondanضَعُفَ=acizdir«daîf»الطَّالِبُ=isteyen وَ=ve de الْمَطْلُوبُ=istenen
 ‎﴾ 74 ﴿‎   مَا قَدَرُوا=(kafalarında)ölçülendirmiş«kadîr_mikdãr»değiller اللَّهَ=Allah′ın حَقَّ=gerçeğe«hakk»uygun olarak قَدْرِهِۗ=güç yetirişini«kadîr_mikdãr»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَقَوِيٌّ=kesinlikle güçlüdür«kaviyy»عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   اللَّهُ=Allah يَصْطَفِي=seçer مِنَ الْمَلَائِكَةِ=meleklerden رُسُلًا=Elçiler«rasûl»وَ=ve مِنَ النَّاسِۚ=insanlardanإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   يَعْلَمُ=bilir مَا=olanı بَيْنَ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasında»onların önlerindeوَ=ve مَا=olanı خَلْفَهُمْۗ=artlarında«halef»وَ=ve إِلَى اللَّهِ=Allah′a تُرْجَعُ=döndürülür الْأُمُورُ=o yapılması istenmiş olan şeyler«emr»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»ارْكَعُوا=saygıyla eğilin«rükû»وَ=ve اسْجُدُوا=yere yüz koyun«secde»وَ=ve اعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»edin رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»وَ=ve افْعَلُوا=yapın الْخَيْرَ=fayda vereni ve iyiliği«hayr»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve جَاهِدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»edin فِي=uğrunda اللَّهِ=Allahحَقَّ=hakkıyla«hakk»جِهَادِهِۚ=O′na ”var güçle mücadele”nin«cihãd»هُوَ=O اجْتَبَاكُمْ=seçti siziوَ=ve مَا جَعَلَ=yapmadı عَلَيْكُمْ=size فِي الدِّينِ=bu dinde«dîn»مِنْ=herhangi حَرَجٍۚ=bir sıkıntı«harac»مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet»أَبِيكُمْ=babanız إِبْرَاهِيمَۚ=İbrãhîm′inهُوَ=O سَمَّاكُمُ=adını verdi size الْمُسْلِمِينَ=Teslim/müslüman olmuşlar«teslîm_müslim»مِنْ قَبْلُ=bundan önce وَ=ve فِي هَٰذَا=bunun esnasındaلِيَكُونَ=olması için الرَّسُولُ=o Elçinin«rasûl»شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»عَلَيْكُمْ=hakkınızdaوَ=ve(için) تَكُونُوا=olmanız sizin شُهَدَاءَ=sağlam tanıklar«şehîd»عَلَى=hakkında النَّاسِۚ=insanlarınفَ=şu halde أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de آتُوا=verin الزَّكَاةَ=o zekatıوَ=ve اعْتَصِمُوا=sıkı tutunun بِاللَّهِ=Allah′aهُوَ=O′dur مَوْلَاكُمْۖ=himaye edeniniz«mevlã»فَ=ki نِعْمَ=ne güzel الْمَوْلَىٰ=himaye edendir«mevlã»وَ=ve نِعْمَ=ne güzel النَّصِيرُ=yardım eden«nasîr»
Âyet Metni : (Hac.1) (17. Cüz | 332. Sayfa)
Okunuşu :
1. yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbeküm. inne zelzelete-ssâ`ati şey'ün `ażîm.
(Hac.1) Grameri
يَاأَيُّهَا : O ::: [Edat/Seslenme]يَاأَيُّهَا : you ::: [İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)]النَّاسُ : the ::: [Belirlilik Takısı]النَّاسُ : mankind! ::: [İsim] [Eril çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ن و ساتَّقُوا : Fear ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: و ق ياتَّقُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]رَبَّكُمْ : Lord ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ر ب برَبَّكُمْ : your ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]إِنَّ : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]زَلْزَلَةَ : convulsion ::: [İsim] [Dişil] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ز ل ز لالسَّاعَةِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]السَّاعَةِ : Hour ::: [İsim] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س و عشَىْءٌ : (is) a thing ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ش ي أعَظِيمٌ : great ::: [Sıfat] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ع ظ م
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu