Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. İstedi bir sâil bir azâbı ki olacak
B.Bayraklı
1-3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah’tan kâfirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu.
A.Bayındır
1. Birisi, (ileride) gerçekleşecek olan azabı (hemen şimdi) istedi[*].[*] Enfal 8/32, Yunus 10/50-51, Hac 22/47, Şuara 26/204, Ankebut 29/53-54, Saffat 37/176.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. (Âhireti inkâra şartlanmış) birisi çıkıp, (alaylı bir şekilde) başlarına gelecek azabı sordu.* Bkz. 8/32, 22/47, 38/16  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Bir soran, inecek azâbı sordu:
İngilizce Kelime Meali
سَأَلَ=Asked سَآئِلٌۢ=a questioner بِعَذَابٍ=for a punishment وَاقِعٍ=bound to happen
(70) Meâric Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   سَأَلَ=sordu سَائِلٌ=bir soranبِعَذَابٍ=bir cezayı«azãb»وَاقِعٍ=olacak olan
 ‎﴾ 2 ﴿‎   لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için لَيْسَ=yoktur لَهُ=onu دَافِعٌ=def edecek
 ‎﴾ 3 ﴿‎   مِنَ اللَّهِ=Allah′tandırذِي=sahibi olan الْمَعَارِجِ=«merdivenler»”Yükseğe Çıkan Yollar”ın«sûrenin adıdır»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   تَعْرُجُ=yükselir الْمَلَائِكَةُ=melekler وَ=ve الرُّوحُ=«Ruh»"İlâhi Destek"«rûh»إِلَيْهِ=O′naفِي=içinde يَوْمٍ=bir günكَانَ=olan مِقْدَارُهُ=ölçüsü«kadîr_mikdãr»خَمْسِينَ أَلْفَ=elli bin سَنَةٍ=yıl
 ‎﴾ 5 ﴿‎   فَ=şu halde اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»صَبْرًا=bir yılmadan dayanma ile«sabr_sãbir»جَمِيلًا=güzel
 ‎﴾ 6 ﴿‎   إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar يَرَوْنَهُ=görüyorlar onu بَعِيدًا=uzakta
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ise نَرَاهُ=Biz görüyoruz onu قَرِيبًا=yakında«karîb»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   يَوْمَ=o gün تَكُونُ=olur السَّمَاءُ=gök كَالْمُهْلِ=erimiş maden(veya ”kaynar yağ”veya ”iltihap”) gibi
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve تَكُونُ=olur الْجِبَالُ=dağlar كَالْعِهْنِ=(renkli)yün gibi
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve لَا يَسْأَلُ=sormaz حَمِيمٌ=bir dost حَمِيمًا=bir dostu
 ‎﴾ 11 ﴿‎   يُبَصَّرُونَهُمْۚ=birbirlerine gösterilirlerيَوَدُّ=temenni eder الْمُجْرِمُ=o suç işleyen«cürüm_mücrim»لَوْ=keşke يَفْتَدِي=kurtulma bedeli«fidye» olarak verseمِنْ عَذَابِ=cezası«azãb»için يَوْمِئِذٍ=o gününبِبَنِيهِ=oğullarını
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve صَاحِبَتِهِ=«eşini»hayat arkadaşını«eshãb_sãhib»وَ=ve أَخِيهِ=kardeşini
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve de فَصِيلَتِهِ=yakınlarını الَّتِي=olan تُؤْوِيهِ=kendisini barındırmakta
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimseleri فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde جَمِيعًا=bütünüyleثُمَّ=sonra da يُنْجِيهِ=kendisini kurtarsın
 ‎﴾ 15 ﴿‎   كَلَّاۖ=Asla olmaz!إِنَّهَا=şu bir gerçek ki o لَظٰى=alevler saçan bir ateştir
 ‎﴾ 16 ﴿‎   نَزَّاعَةً=çekip alır لِلشَّوَىٰ=derileri
 ‎﴾ 17 ﴿‎   تَدْعُوا=çağırır«duã»مَنْ=kimseyi أَدْبَرَ=arkasını dönen«dubur»وَ=ve تَوَلَّىٰ=sırt çevirip giden«tevellã»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve جَمَعَ=yığıp فَ=sonra da أَوْعَىٰ=saklayanı
 ‎﴾ 19 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْإِنْسَانَ=insan خُلِقَ=yaratılmıştır هَلُوعًا=yetinmeyip yakınan şekilde
 ‎﴾ 20 ﴿‎   إِذَا=zaman مَسَّهُ=kendisine dokunduğu الشَّرُّ=o zarar ve kötülük«şerr»جَزُوعًا=sızlanır
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman مَسَّهُ=dokunduğu الْخَيْرُ=fayda ve iyilik«hayr»مَنُوعًا=eli sıkıdır
 ‎﴾ 22 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir الْمُصَلِّينَ=«iyilik istemek»namaza«salãt»duranlar
 ‎﴾ 23 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=kendileri عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ=«iyilik istemek»namazlarında«salãt»دَائِمُونَ=daimi
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir فِي أَمْوَالِهِمْ=‑var olan‑kendilerinin malında حَقٌّ=bir hak«hakk» (veya ”borç”) مَعْلُومٌ=belli
 ‎﴾ 25 ﴿‎   لِلسَّائِلِ=isteyenler için وَ=ve(için) الْمَحْرُومِ=yoksun kalmışlar
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir يُصَدِّقُونَ=tasdik eden«tasdîk_musaddik»بِيَوْمِ=gününü الدِّينِ=o Yargılama«dîn»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=kendileri مِنْ عَذَابِ=cezasından«azãb»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»مُشْفِقُونَ=korkanlar
 ‎﴾ 28 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki عَذَابَ=cezası«azãb»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»غَيْرُ مَأْمُونٍ=güvende(veya ”kesin emin”) olunmayandır
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=kendileri لِفُرُوجِهِمْ=ırzlarını حَافِظُونَ=muhafaza edenler
 ‎﴾ 30 ﴿‎   إِلَّا=dışındadır عَلَىٰ أَزْوَاجِهِمْ=eşleriأَوْ=ya da مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُهُمْ=güçlerininفَ=bu durumda إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar غَيْرُ مَلُومِينَ=kınanmazlar
 ‎﴾ 31 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَنِ=kim ابْتَغَىٰ=arayışında olursa وَرَاءَ=ötesinin ذَٰلِكَ=işte bununفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْعَادُونَ=hakkı aşanlardır
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=kendileri لِأَمَانَاتِهِمْ=emanetlerini وَ=ve عَهْدِهِمْ=Sözleşmelerini«ahd»رَاعُونَ=gözeten
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=kendileri بِشَهَادَاتِهِمْ=tanıklıklarını«şãhid»قَائِمُونَ=dimdik yapan
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir هُمْ=kendileri عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ=«iyilik istemek»namazlarını«salãt»(veya “iyilik isteyişlerini”) يُحَافِظُونَ=muhafaza eden
 ‎﴾ 35 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar فِي جَنَّاتٍ=Cennetlerde مُكْرَمُونَ=ağırlananlardır«ikrãm»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=bu halde مَالِ=neyi‑var‑? الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»قِبَلَكَ=sana doğru مُهْطِعِينَ=koşuyorlar
 ‎﴾ 37 ﴿‎   عَنِ الْيَمِينِ=sağ taraftan وَ=ve عَنِ الشِّمَالِ=sol taraftanعِزِينَ=topluluklar halinde
 ‎﴾ 38 ﴿‎   أَ=mu? يَطْمَعُ=umuyor كُلُّ=her امْرِئٍ=kişi مِنْهُمْ=onlardanأَنْ يُدْخَلَ=sokulacağını جَنَّةَ=Cennetine نَعِيمٍ=Nimet
 ‎﴾ 39 ﴿‎   كَلَّاۖ=Asla olmaz!إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz خَلَقْنَاهُمْ=yarattık onları مِمَّا=şeyden يَعْلَمُونَ=bildikleri
 ‎﴾ 40 ﴿‎   فَ=şu halde لَا=olmaz أُقْسِمُ=yemin etmem بِرَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْمَشَارِقِ=doğuların وَ=ve الْمَغَارِبِ=batılarınإِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَقَادِرُونَ=kesinlikle güç yetiririz«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   عَلَىٰ=üstüne أَنْ نُبَدِّلَ=yerine koymaya خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"sini«hayr»مِنْهُمْ=kendilerindenوَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=Biz بِمَسْبُوقِينَ=önüne geçilecek
 ‎﴾ 42 ﴿‎   فَ=öyleyse ذَرْهُمْ=bırak onları يَخُوضُوا=dalsınlar وَ=ve يَلْعَبُوا=oynasınlarحَتَّىٰ=kadar يُلَاقُوا=kavuşuncaya يَوْمَهُمُ=günlerine الَّذِي=olan يُوعَدُونَ=kendilerine söz veriliyor«va′d»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   يَوْمَ=o gün يَخْرُجُونَ=dışarı çıkarlar«ihrãc»مِنَ الْأَجْدَاثِ=kabirlerden سِرَاعًا=hızlı hızlıكَأَنَّهُمْ=sanki gibidir onlar إِلَىٰ نُصُبٍ=hedeflere يُوفِضُونَ=koşuyorlar
 ‎﴾ 44 ﴿‎   خَاشِعَةً=saygıyla eğilmiş أَبْصَارُهُمْ=gözleriتَرْهَقُهُمْ=kaplar«rahk»onları ذِلَّةٌۚ=bir boyun eğikliği«zillet»ذَٰلِكَ=işte budur الْيَوْمُ=o gün الَّذِي=oldukları كَانُوا=olmuş يُوعَدُونَ=kendilerine söz veriliyor«va′d»
Âyet Metni : (Meâric.1) (29. Cüz | 568. Sayfa)
Okunuşu :
1. seele sâilüm bi`aẕâbiv vâḳi`.
(Meâric.1) Grameri
سَأَلَ : Asked ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: س أ لسَائِلٌ : a questioner ::: [İsim] [Eril] [etken fiilden Fiilimsi] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: س أ لبِعَذَابٍ : about ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِعَذَابٍ : a punishment ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ع ذ بوَاقِعٍ : bound to happen ::: [Sıfat] [Eril] [etken fiilden Fiilimsi] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: و ق ع
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu