Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Yaklaştı Saat, yarıldı Kamer
B.Bayraklı
1-2. Kıyamet yaklaşıp ay yarılsa, onlar da bu oluşumu gözleriyle görseler, “Bu devamlı yapılan bir büyüdür” diyerek yüz çevirirler.
A.Bayındır
1. O saat /yeniden diriliş saati yaklaştı[1*]. Her şey ayan beyan ortaya çıktı[2*].[1*] Enbiya 21/1, 97, Necm 53/57.[2*] İnşikak’ul-kamer (نشقاق القمر) sözünün deyim olarak anlamı, bir şeyin ayan beyan ortaya çıkmasıdır (Müfredat شق md.). Muhammed aleyhisselamın, ayı yarma mucizesi gösterdiğine inananlar, kelime tercümesi yaparak bu ayete “Ay yarıldı” şeklinde motamot anlam vermişlerdir. Böyle bir mucize, Kur’an bütünlüğüne aykırıdır; çünkü Allah Teala Muhammed aleyhisselama hissî mucizeler vermediğini, ona verilen tek mucizenin Kur’an olduğunu bildirmiştir (İsra 17/59, Ankebut 29/50-51). Ay’ın kıyamet alameti olarak yarılacağını söyleyenler de bulunmaktadır (DİA, İnşikak’ul-kamer). Halbuki kıyamet, ansızın gelecektir; zaten son nebinin gelmesi ile (Ahzab 33/40) kıyametin bütün alametleri oluşmuştur (Muhammed 47/18).  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. (Kıyamet) saati yaklaştı ve gerçekler (ay gibi) apaçık ortaya çıktı.* Bkz. 16/1, 21/1, 33/63, 81/2 * Ayetteki “inşikak-i kamer” ifadesi, meallerin çoğunda “ayın yarılması” olarak tercüme edilse de, Arap edebiyatında bir işin gerçek yüzünün ortaya çıkmasına bir deyim olarak “inşikak-i kamer” denir. Yani ay gibi her şey ortaya çıktı. Bu itibarla, surenin anlam akışı içinde bu söylemi, “ayın yarılması” olarak değil de kıyamet saatinin yaklaştığına işaret eden “gerçeklerin ortaya çıkması” olarak anlamak daha doğru olur.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. O sâ‘at yaklaştı, ay yarıldı.
İngilizce Kelime Meali
اقْتَرَبَتِ=Has come near السَّاعَةُ=the Hour وَانشَقَّ=and has split الْقَمَرُ=the moon.
(54) Kamer Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   اِقْتَرَبَتِ=yaklaştı السَّاعَةُ=o Saat«saat»وَ=ve انْشَقَّ=ayrıl(ıp yarıl)dı الْقَمَرُ=Ay
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer يَرَوْا=görseler آيَةً=bir açık işaret«ãyet»يُعْرِضُوا=aldırış etmezler«iğ′rãd»وَ=ve يَقُولُوا=derler ki سِحْرٌ=bir aldatmacadır(veya ”sihirdir”) مُسْتَمِرٌّ=süregelen
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve كَذَّبُوا=yalan sayıp durdular«tekzîb»وَ=ve اتَّبَعُوا=peşine takıldılar«ittebã»أَهْوَاءَهُمْۚ=canlarının istediklerinin«hevã»وَ=oysa كُلُّ=her أَمْرٍ=yapılması istenmiş olan şey«emr»مُسْتَقِرٌّ=yerine oturacaktır
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَاءَهُمْ=geldi onlara مِنَ الْأَنْبَاءِ=haberlerdenمَا=olan فِي=içinde مُزْدَجَرٌ=engelleyici
 ‎﴾ 5 ﴿‎   حِكْمَةٌ=hikmet بَالِغَةٌۖ=üstün olanفَ=fakat مَا تُغْنِ=fayda vermiyor النُّذُرُ=o kendisine karşı uyarılan şeyler
 ‎﴾ 6 ﴿‎   فَ=öyleyse تَوَلَّ=sırt çevir«tevellã»عَنْهُمْۘ=onlardanيَوْمَ=gün يَدْعُ=çağıracağı«duã»الدَّاعِ=o çağırıcının«duã»إِلَىٰ شَيْءٍ=bir şeye نُكُرٍ=görülmemiş
 ‎﴾ 7 ﴿‎   خُشَّعًا=çekinerek«huşû»أَبْصَارُهُمْ=gözleriيَخْرُجُونَ=dışarı çıkarlar«ihrãc»مِنَ الْأَجْدَاثِ=mezarlardanكَأَنَّهُمْ=sanki gibidirler onlar جَرَادٌ=çekirgeler مُنْتَشِرٌ=yayılan
 ‎﴾ 8 ﴿‎   مُهْطِعِينَ=koşanlardır إِلَى=yanına الدَّاعِۖ=o çağıranın يَقُولُ=derler ki الْكَافِرُونَ=o «ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»هَٰذَا=bu يَوْمٌ=bir gündür عَسِرٌ=çetin
 ‎﴾ 9 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalancı sayıp durmuştu«tekzîb»قَبْلَهُمْ=onlardan önce قَوْمُ=toplumu«kavm»نُوحٍ=Nûh′unفَ=öyleki كَذَّبُوا=yalancı sayıp durdular«tekzîb»عَبْدَنَا=«kulluk»hizmetkârımızı«abd»وَ=ve قَالُوا=dediler ki مَجْنُونٌ=cin etkisindedir(veya ”deli”)وَ=ve ازْدُجِرَ=o engellenmişti
 ‎﴾ 10 ﴿‎   فَ=sonra دَعَا=«çağrıda bulunma»dua etti«duã»رَبَّهُ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»أَنِّي=ki ben مَغْلُوبٌ=yenik düştüm فَ=bu halde انْتَصِرْ=yardım et
 ‎﴾ 11 ﴿‎   فَ=bunun üzerine فَتَحْنَا=açtık أَبْوَابَ=kapılarını السَّمَاءِ=göğünبِمَاءٍ=bir su ile مُنْهَمِرٍ=boşalan
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve فَجَّرْنَا=fışkırttık الْأَرْضَ=yeryüzünü(veya"o toprakları") عُيُونًا=göze gözeفَ=böylece الْتَقَى=birleşti الْمَاءُ=o suعَلَىٰ أَمْرٍ=bir yapılması istenmiş olan şey«emr» için قَدْ قُدِرَ=ölçüp biçilmiş«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve حَمَلْنَاهُ=taşıdık onuعَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde ذَاتِ=bulunanın أَلْوَاحٍ=tahtalar وَ=ve دُسُرٍ=çiviler
 ‎﴾ 14 ﴿‎   تَجْرِي=akıp gidiyordu بِأَعْيُنِنَا=gözetimimizleجَزَاءً=bir karşılık«cezã»olarak لِمَنْ=kimseye كَانَ=olmuş كُفِرَ=görmezlikten gelinen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki تَرَكْنَاهَا=bıraktık onu آيَةً=bir açık işaret«ãyet»olarakفَ=bu halde هَلْ=mıdır? مِنْ=‑var‑herhangi مُدَّكِرٍ=bir ibret alacak
 ‎﴾ 16 ﴿‎   فَ=şu halde كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَذَابِي=benim cezam«azãb»وَ=ve نُذُرِ=kendisine karşı uyarılan şeyler
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki يَسَّرْنَا=Biz kolaylaştırdık الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»لِلذِّكْرِ=tembih«zikr»içinفَ=bu halde هَلْ=mıdır? مِنْ=‑var‑herhangi مُدَّكِرٍ=bir öğüt alacak«zikr»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalan sayıp durdu«tekzîb»عَادٌ=Âdفَ=sonra da كَيْفَ=nasıl? كَانَ=oldu عَذَابِي=cezam«azãb»وَ=ve نُذُرِ=kendisine karşı uyarılan şeyler
 ‎﴾ 19 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَرْسَلْنَا=gönderdik عَلَيْهِمْ=onların üstüneرِيحًا=bir rüzgar صَرْصَرًا=uğultuluفِي يَوْمِ=bir gününde نَحْسٍ=uğursuzluk مُسْتَمِرٍّ=devam eden
 ‎﴾ 20 ﴿‎   تَنْزِعُ=çekip alıyordu النَّاسَ=insanlarıكَأَنَّهُمْ=sanki gibiydi onlar أَعْجَازُ=kütükleri نَخْلٍ=hurma مُنْقَعِرٍ=köklerinden sökülmüş
 ‎﴾ 21 ﴿‎   فَ=böylece كَيْفَ=nasıl? كَانَ=oldu عَذَابِي=benim cezam«azãb»وَ=ve نُذُرِ=kendisine karşı uyarılan şeyler
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki يَسَّرْنَا=Biz kolaylaştırdık الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»لِلذِّكْرِ=tembih«zikr»içinفَ=bu halde هَلْ=mıdır? مِنْ=‑var‑herhangi مُدَّكِرٍ=bir öğüt alacak«zikr»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalan sayıp durdu«tekzîb»ثَمُودُ=Semûd بِالنُّذُرِ=o kendisine karşı uyarılan şeyleri
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=sonra da قَالُوا=dediler kiأَ=mı? بَشَرًا=insana مِنَّا=bizden وَاحِدًا=bir نَتَّبِعُهُ=katılacağız«ittebã»إِنَّا=(dediler)ki biz oluruz إِذًا=o vakit لَفِي=kesinlikle içindeضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»وَ=ve سُعُرٍ=çıldırmışlık(veya”acı”)
 ‎﴾ 25 ﴿‎   أَ=mı? أُلْقِيَ=bırakıldı الذِّكْرُ=o «ilâhî» Tembih«zikr»عَلَيْهِ=ona مِنْ بَيْنِنَا=aramızdanبَلْ=aslında هُوَ=o كَذَّابٌ=bir yalancıdır«kizb_kãzib»أَشِرٌ=küstah
 ‎﴾ 26 ﴿‎   سَيَعْلَمُونَ=onlar bilecekler غَدًا=yarınمَنِ=kimdir الْكَذَّابُ=o yalancı«kizb_kãzib»الْأَشِرُ=küstah
 ‎﴾ 27 ﴿‎   إِنَّا=ki Biz مُرْسِلُوا=göndereceğiz النَّاقَةِ=o dişi deveyiفِتْنَةً=bir imtihan«fitne»olarak لَهُمْ=onlaraفَ=bunun üzerine ارْتَقِبْهُمْ=sen izle onları وَ=ve اصْطَبِرْ=zorluklara göğüs ger«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve نَبِّئْهُمْ=haber ver onlaraأَنَّ=olduğunu الْمَاءَ=suyun قِسْمَةٌ=pay edilmiş بَيْنَهُمْۖ=aralarındaكُلُّ=‑olsun‑her شِرْبٍ=içme payı مُحْتَضَرٌ=hazırda
 ‎﴾ 29 ﴿‎   فَ=fakat نَادَوْا=çağırdılar صَاحِبَهُمْ=bir yoldaşlarını«eshãb_sãhib»فَ=bunun üzerine تَعَاطَىٰ=bıçağı çekti فَ=sonra da عَقَرَ=kesti
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَ=bu halde كَيْفَ=nasıl? كَانَ=oldu عَذَابِي=cezam«azãb»وَ=ve نُذُرِ=kendisine karşı uyarılan şeyler
 ‎﴾ 31 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَرْسَلْنَا=gönderdik عَلَيْهِمْ=onların üzerine صَيْحَةً=kuvvetli ses وَاحِدَةً=bir tekفَ=böylece كَانُوا=oldular كَهَشِيمِ=çerçöpe dönmüş kuru otları gibi الْمُحْتَظِرِ=ağılın
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki يَسَّرْنَا=Biz kolaylaştırdık الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»لِلذِّكْرِ=tembih«zikr»içinفَ=bu halde هَلْ=mıdır? مِنْ=‑var‑herhangi مُدَّكِرٍ=bir öğüt alacak«zikr»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalan sayıp durdu«tekzîb»قَوْمُ=toplumu«kavm»لُوطٍ=Lût′unبِالنُّذُرِ=o kendisine karşı uyarılan şeyleri
 ‎﴾ 34 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَرْسَلْنَا=gönderdik عَلَيْهِمْ=üstlerine حَاصِبًا=bir fırtınaإِلَّا=hariç آلَ=ailesi لُوطٍۖ=Lût′unنَجَّيْنَاهُمْ=kurtardık onları بِسَحَرٍ=seher vakti
 ‎﴾ 35 ﴿‎   نِعْمَةً=bir nimet olarak مِنْ عِنْدِنَاۚ=katımızdanكَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=Biz karşılığını«cezã»veririz مَنْ=kimselere شَكَرَ=kıymet bilen«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَنْذَرَهُمْ=uyarmıştı onları بَطْشَتَنَا=Bizim yakalamamız konusundaفَ=fakat تَمَارَوْا=kuşku duydular بِ=ilgili النُّذُرِ=o kendisine karşı uyarılan şeylerle
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki رَاوَدُوهُ=istediler onu(onu:yakalamamızı) عَنْ ضَيْفِهِ=onun konuklarındanفَ=bunun üzerine طَمَسْنَا=kör ettik أَعْيُنَهُمْ=gözleriniفَ=o halde ذُوقُوا=tadın عَذَابِي=cezamı«azãb»وَ=ve نُذُرِ=kendisine karşı uyarılan şeyleri
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki صَبَّحَهُمْ=sabah yakaladı onları بُكْرَةً=erkendenعَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُسْتَقِرٌّ=kalıcı kılınmış
 ‎﴾ 39 ﴿‎   فَ=böylece ذُوقُوا=tadın عَذَابِي=cezamı«azãb»وَ=ve نُذُرِ=kendisine karşı uyarılan şeyleri
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki يَسَّرْنَا=Biz kolaylaştırdık الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»لِلذِّكْرِ=tembih«zikr»içinفَ=bu halde هَلْ=mıdır? مِنْ=‑var‑herhangi مُدَّكِرٍ=bir öğüt alacak«zikr»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَاءَ=gelmiştirآلَ=toplumuna«kavm»فِرْعَوْنَ=Firavun′un النُّذُرُ=o kendisine karşı uyarılan şeyler
 ‎﴾ 42 ﴿‎   كَذَّبُوا=yalan sayıp durdular«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»كُلِّهَا=bütünüyleفَ=sonra da أَخَذْنَاهُمْ=yakaladık onlarıأَخْذَ=yakalamasıdır عَزِيزٍ=bir üstün gelenin«azîz»مُقْتَدِرٍ=bir güç yetirenin«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   أَ=mı? أَكُفَّارُكُمْ=sizin «ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlarınız خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»مِنْ أُولَٰئِكُمْ=ötekilerinizdenأَمْ=yoksa mı? لَكُمْ=‑var‑sizin için بَرَاءَةٌ=bir muafiyet(veya”aklanma”) فِي الزُّبُرِ=o yazma parçalarında«zebûr»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlarنَحْنُ=biz جَمِيعٌ=bir topluluğuz مُنْتَصِرٌ=birbirine destek çıkan
 ‎﴾ 45 ﴿‎   سَيُهْزَمُ=bozguna uğrayacaktır الْجَمْعُ=o toplulukوَ=ve يُوَلُّونَ=döneceklerdir الدُّبُرَ=arkalarını çevirip«dubur»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   بَلِ=Hayır! السَّاعَةُ=o Saat′tir«saat»مَوْعِدُهُمْ=buluşmaları«mev′id»وَ=ve السَّاعَةُ=o Saat«saat»أَدْهَىٰ=en ıstıraplı وَ=ve أَمَرُّ=en acıdır
 ‎﴾ 47 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُجْرِمِينَ=o suç işleyenler«cürüm_mücrim»فِي=içindedirler ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»وَ=ve سُعُرٍ=çıldırmışlık(veya”acı”)
 ‎﴾ 48 ﴿‎   يَوْمَ=o gün يُسْحَبُونَ=sürüklenecekler فِي=içine النَّارِ=o Ateş′in«nãr»عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ=yüzüstüذُوقُوا=tadın مَسَّ=dokunuşunu سَقَرَ=Cehennem′in
 ‎﴾ 49 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كُلَّ=her شَيْءٍ=şeyi خَلَقْنَاهُ=yarattık بِقَدَرٍ=bir ölçü«kadîr_mikdãr»ile
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir أَمْرُنَا=yapılmasını isteyecek olduğumuz şey«emr»إِلَّا=olandan başkası وَاحِدَةٌ=bir kezكَلَمْحٍ=kırpma gibidir بِالْبَصَرِ=göz ile
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَهْلَكْنَا=Biz helak ettik أَشْيَاعَكُمْ=sizin düşünce camianızdakileriفَ=bu halde هَلْ=mıdır? مِنْ=‑var‑herhangi مُدَّكِرٍ=bir öğüt alacak«zikr»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve كُلُّ=her شَيْءٍ=şey فَعَلُوهُ=yaptıklarıفِي=içindedir الزُّبُرِ=o yazma parçalarının«zebûr»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve كُلُّ=hepsi صَغِيرٍ=küçük وَ=ve كَبِيرٍ=büyük مُسْتَطَرٌ=satıra dökülmüştür
 ‎﴾ 54 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُتَّقِينَ=o kendini sakındıranlar«takvã»فِي جَنَّاتٍ=Cennetlerdedir وَ=ve نَهَرٍ=ırmaklardadırlar
 ‎﴾ 55 ﴿‎   فِي مَقْعَدِ=bir yerindedirler صِدْقٍ=hakikat(veya”sadakat”)«sıdk_sãdık»عِنْدَ=katında مَلِيكٍ=mülkün sahibinin مُقْتَدِرٍ=güç yetirenin«kadîr_mikdãr»
Âyet Metni : (Kamer.1) (27. Cüz | 528. Sayfa)
Okunuşu :
1. iḳterabeti-ssâ`atü venşeḳḳa-lḳamer.
(Kamer.1) Grameri
اقْتَرَبَتِ : Has come near ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/dişil] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: ق ر بالسَّاعَةُ : the ::: [Belirlilik Takısı]السَّاعَةُ : Hour ::: [İsim] [Dişil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: س و عوَانْشَقَّ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَانْشَقَّ : has split ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [İnfiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِنْفَعَلَ] Kök: ش ق قالْقَمَرُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْقَمَرُ : moon ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ق م ر
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu