Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. O necme kasem ederim indiği dem ki
B.Bayraklı
1-4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.
A.Bayındır
1. Ortaya çıktığında o yıldıza[1*] (kutup yıldızına) yemin olsun ki[2*][1*] Hevâ (هَوَى) kelimesinin kök anlamı, gök ile yer arasındaki boşluktur (Lisan’ul-arab). Sürekli bu boşlukta asılı olan Kutup yıldızı, güneş ışınları çekilince görünür hale gelir.[2*] Allah, birçok surede olduğu gibi bu surede de değer verdiği bir şeye yemin ederek bir başka şeyin önemine vurgu yapmaktadır. Burada değer verdiği şey, elif-lam takısı ile belirlilik kazanan "yıldız (necm)" kelimesidir. Nahl 16/16. ayette bu yıldızın yol bulmaya yaradığının anlatılması, buradaki "en-necm (النَّجْمِ)" kelimesinin "Kutup Yıldızı" olduğunu gösterir. Güney Kutbunda Sigma Octantis adı verilen, yıldızın da benzer özellikleri vardır.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1-2. Battığı zaman yıldıza/Allah’tan aşama aşama gelen mesaja andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed Hak’tan) sapmadı ve (batıla inanıp da) aldanmadı.
S.Ateş
1. Aşağı kayan yıldıza andolsun ki:
İngilizce Kelime Meali
وَالنَّجْمِ=By the star إِذَا=when هَوٰى=it goes down,
(53) Necm Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   وَ=yemin olsun النَّجْمِ=o yıldıza«sûrenin adıdır»إِذَا=zaman هَوَىٰ=yükselip indiği
 ‎﴾ 2 ﴿‎   مَا ضَلَّ=yolunu saşırmadı«dalãl»صَاحِبُكُمْ=sizin yoldaşınız«eshãb_sãhib»وَمَا=ne de غَوَىٰ=yoldan şaştı«gayy»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve مَا يَنْطِقُ=o konuşmaz عَنِ الْهَوَىٰ=canının istediğinden«hevã»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası وَحْيٌ=bir mesaj iletisinden«vahy»يُوحَىٰ=iletilen«vahy»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   عَلَّمَهُ=öğretti ona شَدِيدُ=çetin olan الْقُوَىٰ=kuvvette
 ‎﴾ 6 ﴿‎   ذُو=sahibi olan مِرَّةٍ=üstün özelliklerفَ=sonra da اسْتَوَىٰ=kuruldu
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=iken هُوَ=o بِالْأُفُقِ=ufukta الْأَعْلَىٰ=en yüksek
 ‎﴾ 8 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında دَنَا=yaklaştı فَ=sonra تَدَلَّىٰ=sarktı
 ‎﴾ 9 ﴿‎   فَ=böylece كَانَ=oldu قَابَ=uzunluğu kadar قَوْسَيْنِ=iki yayأَوْ=veya أَدْنَىٰ=daha az
 ‎﴾ 10 ﴿‎   فَ=sonra da أَوْحَىٰ=mesajla iletti«vahy»إِلَىٰ عَبْدِهِ=O′nun «kulluk»hizmetkârına«abd»مَا=olduğunu أَوْحَىٰ=O′nun mesajla iletmiş«vahy»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   مَا كَذَبَ=yalanlamadı الْفُؤَادُ=gönül مَا=olduğunu رَأَىٰ=görmüş
 ‎﴾ 12 ﴿‎   أَ=mu? فَ=şu halde تُمَارُونَهُ=kuşku duyuyorsunuz عَلَىٰ=üzerinde مَا=şey يَرَىٰ=onun gördüğü
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki رَآهُ=görmüştü onu نَزْلَةً=bir iniş ile أُخْرَىٰ=başka
 ‎﴾ 14 ﴿‎   عِنْدَ=yanında سِدْرَةِ=Sidr(Hünnap) ağacının(*) الْمُنْتَهَىٰ=Son Varılacak Olan(*)(*) orj SİDRETİLMÜNTEHÃ
 ‎﴾ 15 ﴿‎   عِنْدَهَا=onun(o:ağaç) yanındadır جَنَّةُ=bir bahçe(veya”Cennet”) الْمَأْوَىٰ=barınılacak«me′va»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   إِذْ=bir vakit يَغْشَى=kaplıyordu السِّدْرَةَ=Sidr(Hünnap) ağacını مَا=olan يَغْشَىٰ=kaplıyor
 ‎﴾ 17 ﴿‎   مَا زَاغَ=kaymadı الْبَصَرُ=o göz وَ=ve de مَا طَغَىٰ=aşırılık etmedi«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki رَأَىٰ=gördüمِنْ=bazılarını آيَاتِ=açık işaretlerinden«ãyet»رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»الْكُبْرَىٰ=en büyük
 ‎﴾ 19 ﴿‎   أَفَرَأَيْتُمْ=«deyim  gördünüz mü»bir baksanıza! اللَّاتَ=Lãt′a وَ=ve الْعُزَّىٰ=Uzzã′ya
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve مَنَاةَ=Menãt′a الثَّالِثَةَ=üçüncü olan الْأُخْرَىٰ=öbürü
 ‎﴾ 21 ﴿‎   أَ=mi? لَكُمُ=size ait الذَّكَرُ=erkek وَ=ve(mi?) لَهُ=O′na ait الْأُنْثَىٰ=kadın(veya”dişi”)
 ‎﴾ 22 ﴿‎   تِلْكَ=bu إِذًا=o halde قِسْمَةٌ=bir paylaşımdır ضِيزَىٰ=insafsızca
 ‎﴾ 23 ﴿‎   إِنْ=değildir هِيَ=onlar إِلَّا=başkası أَسْمَاءٌ=isimlerden«ism_esmã»سَمَّيْتُمُوهَا=«isim»sıfat olarak verdiğiniz«ism_esmã»kendilerini أَنْتُمْ=sizin وَ=ve آبَاؤُكُمْ=babalarınızınمَا أَنْزَلَ=indirmemiştir اللَّهُ=Allah بِهَا=onlara مِنْ=herhangi سُلْطَانٍۚ=bir "dayanacak bir şey"«sultãn»إِنْ يَتَّبِعُونَ=onlar katılmıyorlar«ittebã»إِلَّا=başkasına الظَّنَّ=zandan«zann»وَ=ve مَا=başkasına تَهْوَى=canının istediklerinden«hevã»الْأَنْفُسُۖ=nefislerinوَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَاءَهُمْ=kendilerine gelmiştir مِنْ رَبِّهِمُ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»الْهُدَىٰ=o yol gösteriş«hüdã»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   أَمْ=yoksa mıdır? لِلْإِنْسَانِ=‑var‑insan için مَا=oldukları تَمَنَّىٰ=umuyor
 ‎﴾ 25 ﴿‎   فَ=fakat لِلَّهِ=Allah′ındır الْآخِرَةُ=o Son وَ=ve الْأُولَىٰ=o İlk
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve كَمْ=‑vardır‑niceleri مِنْ مَلَكٍ=meleklerden فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdekiلَا تُغْنِي=yarar sağlamaz شَفَاعَتُهُمْ=onların şefaati شَيْئًا=herhangi birإِلَّا=olması hariç مِنْ بَعْدِ=sonra أَنْ يَأْذَنَ=izin vermesinden اللَّهُ=Allah′ınلِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediği وَ=ve يَرْضَىٰ=uygun gördüğü
 ‎﴾ 27 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِالْآخِرَةِ=Ahiret′eلَيُسَمُّونَ=muhakkak takıyorlar الْمَلَائِكَةَ=meleklere تَسْمِيَةَ=adlarını الْأُنْثَىٰ=dişilerin
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve مَا=yoktur لَهُمْ=onlarda بِهِ=onunla ilgili مِنْ=herhangi عِلْمٍۖ=bir bilgi«ilm»إِنْ يَتَّبِعُونَ=katılmıyorlar«ittebã»إِلَّا=başkasına الظَّنَّۖ=zandan«zann»وَ=oysa إِنَّ=şu bir gerçek ki الظَّنَّ=zan«zann»لَا يُغْنِي=kazandırmazمِنَ الْحَقِّ=o Gerçek«hakk»içerisinden شَيْئًا=bir şey
 ‎﴾ 29 ﴿‎   فَ=bu halde أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنْ مَنْ=kimseyeتَوَلَّىٰ=sırt çeviren«tevellã»عَنْ ذِكْرِنَا=«ilâhî» Tembih′imize«zikr»وَ=ve لَمْ يُرِدْ=istemeyen إِلَّا=başkasını الْحَيَاةَ=hayatından الدُّنْيَا=dünya
 ‎﴾ 30 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte budur مَبْلَغُهُمْ=onların erişecekleri مِنَ الْعِلْمِۚ=o Bilgi«ilm»içerisindenإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»هُوَ=kendisi أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِمَنْ=kimseleri ضَلَّ=yolunu saşırmış«dalãl»عَنْ=hakkında سَبِيلِهِ=O′nun yolu«sebîl»وَ=ve هُوَ=O أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِمَنِ=kimseleri اهْتَدَىٰ=gösterilmiş yola girmiş«hüdã»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=olanlar فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeلِيَجْزِيَ=karşılığını«cezã»alsın diyeالَّذِينَ=kimseler أَسَاءُوا=fenalık«sú» işlemiş بِمَا=olduklarıyla عَمِلُوا=yapmışوَ=ve(diye) يَجْزِيَ=karşılığını«cezã»alsınالَّذِينَ=kimseler أَحْسَنُوا=güzel davranmış«ihsãn_muhsin»بِالْحُسْنَى=o güzelliklerin«hasen»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَجْتَنِبُونَ=uzak duranكَبَائِرَ=büyüklerine الْإِثْمِ=günahın«ism_esîm»وَ=ve الْفَوَاحِشَ=ahlaksızlıklardan«fahşa»إِلَّا=hariç اللَّمَمَۚ=tekrar edilmeyen kabahatlerإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»وَاسِعُ=geniş gelendir«vãsi»الْمَغْفِرَةِۚ=günahları örtmeye«mağfiret»هُوَ=O أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِكُمْ=siziإِذْ=zaman أَنْشَأَكُمْ=sizi vücuda getirdiği«inşá»مِنَ الْأَرْضِ=yeryüzünden(veya ”o topraklardan”)وَ=ve إِذْ=iken أَنْتُمْ=siz أَجِنَّةٌ=ceninler فِي بُطُونِ=karınlarında أُمَّهَاتِكُمْۖ=annelerinizinفَ=o halde لَا تُزَكُّوا=temize çıkarmayın أَنْفُسَكُمْۖ=nefisleriniziهُوَ=O أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِمَنِ=kimseleri اتَّقَىٰ=kendini sakındıran«takvã»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   أَفَرَأَيْتَ=bir baksana!«deyim  gördün mü»الَّذِي=kimseye تَوَلَّىٰ=sırt çeviren«tevellã»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve أَعْطَىٰ=vereni قَلِيلًا=azıcık وَ=ve أَكْدَىٰ=kısıp cimrilik edeni
 ‎﴾ 35 ﴿‎   أَ=mı? عِنْدَهُ=kendi katında عِلْمُ=bilgisi«ilm»الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»in«ğayb»فَ=ki böylece هُوَ=o يَرَىٰ=görüyor
 ‎﴾ 36 ﴿‎   أَمْ=yoksa mi? لَمْ يُنَبَّأْ=bilgilendirilmediبِمَا=olan ile فِي صُحُفِ=sayfalarında مُوسَىٰ=Mûsã′nın
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in الَّذِي=olan وَفَىٰ=çok vefalı
 ‎﴾ 38 ﴿‎   أَلَّا تَزِرُ=yüklenmez«vizr»وَازِرَةٌ=bir yüklenen«vizr»وِزْرَ=yükünü«vizr»أُخْرَىٰ=başkasının
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve أَنْ=öyleki لَيْسَ=yoktur لِلْإِنْسَانِ=insana إِلَّا=başkası مَا=olduğundan سَعَىٰ=gayret etmiş
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve أَنَّ=öyleki سَعْيَهُ=onun gayreti سَوْفَ=ileride يُرَىٰ=görülecektir
 ‎﴾ 41 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يُجْزَاهُ=karşılığı verilecektir«cezã»ona الْجَزَاءَ=o karşılıkla«cezã»الْأَوْفَىٰ=tastamam
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve أَنَّ=öyleki إِلَىٰ رَبِّكَ=senin "Efendi ve Sahib"inedir«rabb»الْمُنْتَهَىٰ=son varılacak yer
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve أَنَّهُ=O öyledir ki هُوَ=Kendisidir أَضْحَكَ=güldüren وَ=ve أَبْكَىٰ=ağlatan
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve أَنَّهُ=O öyledir ki هُوَ=Kendisidir أَمَاتَ=öldüren وَ=ve أَحْيَا=yaşatan
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve أَنَّهُ=O öyledir ki خَلَقَ=yaratmıştır الزَّوْجَيْنِ=iki çiftiالذَّكَرَ=erkeği وَ=ve الْأُنْثَىٰ=dişiyi
 ‎﴾ 46 ﴿‎   مِنْ نُطْفَةٍ=taşmış damladan(veya ”döl damlası”) إِذَا=zaman تُمْنَىٰ=atıldığı
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve أَنَّ=öyleki عَلَيْهِ=O′nun sorumluluğundadır النَّشْأَةَ=vücuda getiriş«inşá»الْأُخْرَىٰ=tekrar
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve أَنَّهُ=O öyledir ki هُوَ=Kendisidir أَغْنَىٰ=zengin eden وَ=ve أَقْنَىٰ=bol veren
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve أَنَّهُ=O öyledir ki هُوَ=Kendisidir رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الشِّعْرَىٰ=Akyıldız′ın(Sirius)(*)(*) orj ŞÎRÃ
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve أَنَّهُ=O öyledir ki أَهْلَكَ=helak etmiştir عَادًا=Âd′ı الْأُولَىٰ=evvelki
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve ثَمُودَ=Semûd′u فَ=ki مَا أَبْقَىٰ=geriye bırakmadı
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve قَوْمَ=toplumu«kavm»نُوحٍ=Nûh مِنْ قَبْلُۖ=öncedenإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=idiler هُمْ=kendileri أَظْلَمَ=daha "haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»وَ=ve أَطْغَىٰ=azmış«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve الْمُؤْتَفِكَةَ=altı üstüne getirilen yerleri أَهْوَىٰ=yükseltip indirdi
 ‎﴾ 54 ﴿‎   فَ=böylece غَشَّاهَا=sardırttı onlara مَا=şey غَشَّىٰ=sardırdığı
 ‎﴾ 55 ﴿‎   فَ=bu halde بِأَيِّ=hangisinden? آلَاءِ=nimetinin رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»تَتَمَارَىٰ=kuşku duyuyorsun
 ‎﴾ 56 ﴿‎   هَٰذَا=bu نَذِيرٌ=bir uyarıcıdır مِنَ النُّذُرِ=kendisine karşı uyarılan şeylerden الْأُولَىٰ=evvelki
 ‎﴾ 57 ﴿‎   أَزِفَتِ=yaklaştı الْآزِفَةُ=o yaklaşacak
 ‎﴾ 58 ﴿‎   لَيْسَ=yoktur لَهَا=onu مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah كَاشِفَةٌ=açığa çıkaracak (veya”kaldıracak”) olan
 ‎﴾ 59 ﴿‎   أَ=mü? فَ=şu halde مِنْ=ötürü هَٰذَا=bu الْحَدِيثِ=sözden تَعْجَبُونَ=hayret ediyorsunuz
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve تَضْحَكُونَ=gülüyorsunuz وَ=oysa لَا تَبْكُونَ=ağlamıyorsunuz
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve أَنْتُمْ=siz سَامِدُونَ=aymazdınız
 ‎﴾ 62 ﴿‎   فَ=bu halde اسْجُدُوا=yere yüz koyun«secde»لِلَّهِ=Allah′a(veya”Allah için”) وَ=ve اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin
Âyet Metni : (Necm.1) (27. Cüz | 526. Sayfa)
Okunuşu :
1. vennecmi iẕâ hevâ.
(Necm.1) Grameri
وَالنَّجْمِ : by ::: [Edat/Yemin öntakı] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]وَالنَّجْمِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالنَّجْمِ : star ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ن ج مإِذَا : when ::: [Zarf/Zaman]هَوَىٰ : it goes down ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ه و ي
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu