Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. De ki: Vahy olundu bana hakıkat bir takım cinnin dinleyip de şöyle dedikleri: inan olsun biz acâib bir Kur´an dinledik.
B.Bayraklı
1-2. De ki: Cinlerden bir grubun, Kur’ân’ı dinleyip toplumlarına şöyle dedikleri bana vahyolundu: “Biz, doğru yola ileten eşsiz bir Kur’ân dinledik. Bu yüzden ona inandık. Artık Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.”
A.Bayındır
1. De ki: “Bana, bir grup cinin beni dinleyip (diğer cinlere) şöyle dedikleri vahyedildi: ‘Biz hayranlık uyandıran bir kur’an /ayet kümesi[1*] dinledik[2*].[1*] Kur'ân, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olan kur (القُرْء) veya kar (القَرْء)’dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah’ın kitabına Kur’an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu’l-Arab). Arapçada Kur’ân (قُرْآنً)’ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur’ân (قُرْآن) kelimesine, bağlamına göre, kur’ânlar diye de anlam verilebilir. Benzer ayetler için bkz: Yusuf 12/2, Taha 20/113-114, Zümer 39/28, Fussilet 41/3, Şura 42/7, Zuhruf 43/1-3, Ahkaf 46/12.[2*] Ahkaf 46/29.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1-2. (Ey Resul!) De ki: “Bana, cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinlediği ve (kendi toplumlarına gidip) şöyle dediği vahyolundu: ‘Şüphesiz biz doğru yola ileten hayranlık verici bir Kur’an dinledik de ona inandık. Artık, Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.’”* Bkz. 46/29-32  Dipnotlar »
S.Ateş
1. De ki: Cinlerden bir topluluğun Kur'ân dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu: "Biz harikulâde güzel bir Kur'ân dinledik.
İngilizce Kelime Meali
قُلْ=Say, أُوحِىَ=`It has been revealed إِلَىَّ=to me أَنَّهُ=that اسْتَمَعَ=listened نَفَرٌ=a group مِّنَ=of الْجِنِّ=the jinn, فَقَالُوٓا=and they said, إِنَّا=`Indeed, we سَمِعْنَا=heard قُرْءَانًا=a Quran عَجَبًا=amazing,
(72) Cin Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   قُلْ=de ki أُوحِيَ=mesajla iletildi«vahy»إِلَيَّ=banaأَنَّهُ=olduğu اسْتَمَعَ=dinlemiş نَفَرٌ=bir grubun مِنَ الْجِنِّ=cinlerdenفَ=sonra da قَالُوا=dedikleriإِنَّا=ki biz سَمِعْنَا=dinledik قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»عَجَبًا=hayret verici
 ‎﴾ 2 ﴿‎   يَهْدِي=yolunu gösteriyor إِلَى الرُّشْدِ=doğru yola erişmenin«rüşd»فَ=bunun üzerine آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِهِۖ=onaوَ=ve لَنْ نُشْرِكَ=asla «ortak»denkler kabul etmeyeceğiz«şirk_müşrik»بِرَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imize«rabb»أَحَدًا=bir kimseyi
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve(inanıp güvendik) أَنَّهُ=olduğuna تَعَالَىٰ=yüce جَدُّ=azametinin رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imizin«rabb»مَا اتَّخَذَ=edinmemiş صَاحِبَةً=bir«eş»hayat arkadaşı«eshãb_sãhib»وَلَا=ne de وَلَدًا=bir çocuk
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve(inanıp güvendik) أَنَّهُ=olduğuna كَانَ=olmuş يَقُولُ=söylüyor سَفِيهُنَا=bizim aklı ermezin«sefîh»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah شَطَطًا=gerçeklikten uzak şeyler
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve(inanıp güvendik) أَنَّا=olduğumuza ظَنَنَّا=zannetmiş«zann»أَنْ لَنْ تَقُولَ=asla söylemeyeceğini الْإِنْسُ=insanların وَ=ve الْجِنُّ=cinlerinعَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve(zannetmiştik) أَنَّهُ=şunu ki كَانَ=idi رِجَالٌ=bazı adamlar مِنَ الْإِنْسِ=insanlardanيَعُوذُونَ=sığınır بِرِجَالٍ=bazı adamlara مِنَ الْجِنِّ=cinlerdenفَ=bu halde زَادُوهُمْ=onlar artırırdı onlarda رَهَقًا=«günaha» sürüklemeyi«rahek»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve أَنَّهُمْ=öyledir ki onlar ظَنُّوا=zannetmişlerdi«zann»كَمَا=gibi ظَنَنْتُمْ=sizin zannettiğiniz«zann»أَنْ لَنْ يَبْعَثَ=asla çıkarmayacağını«ba′s»اللَّهُ=Allah′ın أَحَدًا=birini
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve أَنَّا=öyleyiz ki biz لَمَسْنَا=yokladık السَّمَاءَ=göğüفَ=fakat وَجَدْنَاهَا=bulduk onu مُلِئَتْ=doldurulmuşحَرَسًا=koruyucularla شَدِيدًا=kuvvetli وَ=ve شُهُبًا=ışınlarla
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve أَنَّا=öyleyiz ki biz كُنَّا=idik نَقْعُدُ=oturuyor مِنْهَا=ondaki(o:gök) bazı مَقَاعِدَ=yerlere لِلسَّمْعِۖ=işitmek içinفَ=fakat مَنْ=kim يَسْتَمِعِ=dinlemek istese الْآنَ=şimdiيَجِدْ=bulur لَهُ=kendi için شِهَابًا=bir ışın رَصَدًا=rasat yapan(gözetleyen) olarak
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve أَنَّا=öyleyiz ki biz لَا نَدْرِي=bilmiyoruzأَ=mü? شَرٌّ=zarar ve kötülük«şerr»أُرِيدَ=istendi بِمَنْ=kimselere فِي الْأَرْضِ=yeryüzündekiأَمْ=yoksa mı? أَرَادَ=diledi بِهِمْ=onları رَبُّهُمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»رَشَدًا=doğru yola eriştirmeyi«rüşd»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve أَنَّا=öyleyiz ki biz مِنَّا=bazımız الصَّالِحُونَ=düzgün kimselerdir«sãlih_sãlihãt»وَ=ve de مِنَّا=bazımız دُونَ=başkasıdır ذَٰلِكَۖ=işte bundanكُنَّا=biz طَرَائِقَ=yollardayız قِدَدًا=çeşit çeşit
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve أَنَّا=öyleyiz ki biz ظَنَنَّا=kanaat getirdik أَنْ=olduğumuza لَنْ نُعْجِزَ=bizim asla etkisiz kılmayak اللَّهَ=Allah′ı فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=ve(olduğumuza) لَنْ نُعْجِزَهُ=bizim O′nu asla etkisiz kılmayacak هَرَبًا=kaçmakla
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve أَنَّا=öyleyiz ki biz لَمَّا سَمِعْنَا=işittiğimizde الْهُدَىٰ=o yol gösterişi«hüdã»آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِهِۖ=onaفَ=bu halde مَنْ=kim يُؤْمِنُ=inanıp güvenirse«îmãn»بِرَبِّهِ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»فَ=o zaman لَا يَخَافُ=korkmaz بَخْسًا=eksikliğe uğratılmaktanوَلَا=ne de رَهَقًا=«günaha» sürüklenmeden«rahek»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve أَنَّا=öyleyiz ki biz مِنَّا=bazımız الْمُسْلِمُونَ=teslim olmuşlarız«teslîm_müslim»وَ=ve مِنَّا=bazımız الْقَاسِطُونَۖ=«kendilerince»ölçütler getirenlerdir«kãsit»فَ=bu halde مَنْ=kimler أَسْلَمَ=teslim olursa«teslîm_müslim»فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onlar تَحَرَّوْا=aramışlardır رَشَدًا=bir doğru yola erişmeyi«rüşd»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَأَمَّا=gelince الْقَاسِطُونَ=«kendilerince»ölçütler getirenlere«kãsit»فَ=bu halde كَانُوا=olmuşlardır لِجَهَنَّمَ=Cehennem′e حَطَبًا=bir odun
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve أَنْ لَوِ=eğer اسْتَقَامُوا=gitselerdi عَلَى الطَّرِيقَةِ=o yola doğruلَأَسْقَيْنَاهُمْ=muhakkak sulardık onları مَاءً=su ile غَدَقًا=bol
 ‎﴾ 17 ﴿‎   لِنَفْتِنَهُمْ=imtihan«fitne»için فِيهِۚ=onunlaوَ=ve مَنْ=kim يُعْرِضْ=aldırış etmezse«iğ′rãd»عَنْ ذِكْرِ=«ilâhî» Tembih′ine«zikr»رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»يَسْلُكْهُ=O sokar onu عَذَابًا=bir cezaya«azãb»صَعَدًا=sarp
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve أَنَّ=şöyle ki الْمَسَاجِدَ=«secde yeri»mescidler«mescid»لِلَّهِ=Allah içindirفَ=öyleyse لَا تَدْعُوا=«çağrıda bulunma»dua etmeyin«duã»مَعَ=beraber اللَّهِ=Allah′la أَحَدًا=bir kimseye
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve(mesajla iletildi) أَنَّهُ=olduğu ki لَمَّا قَامَ=kalkınca عَبْدُ=«kulluk»hizmetkârı«abd»اللَّهِ=Allah′ınيَدْعُوهُ=«çağrıda bulunma»dua edip«duã»O′naكَادُوا=nerdeyse يَكُونُونَ=oluyorlardı عَلَيْهِ=onun üzerinde لِبَدًا=yığın gibi
 ‎﴾ 20 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَدْعُوا=«çağrıda bulunma»dua ederim«duã»رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»وَ=ve لَا أُشْرِكُ=«ortak»denk kabul etmem«şirk_müşrik»بِهِ=O′na أَحَدًا=bir kimseyi
 ‎﴾ 21 ﴿‎   قُلْ=de إِنِّي=ki ben لَا أَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»değilim لَكُمْ=sizin için ضَرًّا=bir zarara«dırãr»وَلَا=ne de رَشَدًا=bir doğru yola eriştirmeye«rüşd»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   قُلْ=de إِنِّي=ki لَنْ يُجِيرَنِي=asla kurtarmayacak beni مِنَ اللَّهِ=Allah′tan أَحَدٌ=birisiوَ=ve لَنْ أَجِدَ=ben asla bulmayacağım مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında مُلْتَحَدًا=bir sığınak
 ‎﴾ 23 ﴿‎   إِلَّا=başkası değildir بَلَاغًا=bir duyurudan مِنَ اللَّهِ=Allah′tan وَ=ve رِسَالَاتِهِۚ=mesajlarından«risãlet»وَ=ve مَنْ=kim يَعْصِ=karşı çıkarsa اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki لَهُ=‑vardır‑ona نَارَ=ateşi«nãr»جَهَنَّمَ=Cehennem′inخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=içinde أَبَدًا=sonsuza dek
 ‎﴾ 24 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman رَأَوْا=gördükleriمَا=şeyi يُوعَدُونَ=kendilerine söz verilen«va′d»فَ=o zaman سَيَعْلَمُونَ=bileceklerdir مَنْ=kim أَضْعَفُ=daha acizdir«daîf»نَاصِرًا=yardımcı olan«nãsîr» olarakوَ=ve أَقَلُّ=daha azdır عَدَدًا=sayıca
 ‎﴾ 25 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنْ أَدْرِي=bilmemأَ=mıdır? قَرِيبٌ=yakında«karîb»مَا=şey تُوعَدُونَ=size söz verilen«va′d»أَمْ=yoksa mı? يَجْعَلُ=koyacak لَهُ=onun için رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»أَمَدًا=uzun bir süre
 ‎﴾ 26 ﴿‎   عَالِمُ=bilendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»فَ=sonra da لَا يُظْهِرُ=göstermez عَلَىٰ غَيْبِهِ=Kendine ait Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»أَحَدًا=kimseye
 ‎﴾ 27 ﴿‎   إِلَّا=hariç مَنِ=kimseler ارْتَضَىٰ=uygun gördüğü مِنْ رَسُولٍ=Elçilerden«rasûl»فَ=bu durumda إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O يَسْلُكُ=sevk ederمِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ=onun huzurundan«deyim  iki eli arasında»(veya ”önünden”) وَ=ve مِنْ خَلْفِهِ=ardından«halef»رَصَدًا=gözetleyiciler
 ‎﴾ 28 ﴿‎   لِيَعْلَمَ=bilsin diye أَنْ=olduklarını قَدْ=çok iyi أَبْلَغُوا=duyurmuş رِسَالَاتِ=mesajlarını«risãlet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»وَ=ve أَحَاطَ=kuşatmıştır بِمَا=şeyleri لَدَيْهِمْ=onlarda bulunanوَ=ve أَحْصَىٰ=saymıştır كُلَّ شَيْءٍ=herşeyi عَدَدًا=sayıca
Âyet Metni : (Cin.1) (29. Cüz | 572. Sayfa)
Okunuşu :
1. ḳul ûḥiye ileyye ennehü-steme`a neferum mine-lcinni feḳâlû innâ semi`nâ ḳur'ânen `acebâ.
(Cin.1) Grameri
قُلْ : say ::: [Basit Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Sen/eril] Kök: ق و لأُوحِىَ : It has been revealed ::: [Türemiş Fiil] [Edilgen Çatı] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: و ح يإِلَىَّ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]إِلَىَّ : me ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Ben]أَنَّهُ : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]أَنَّهُ : that ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]اسْتَمَعَ : listened attentively ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: س م عنَفَرٌ : a group ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ن ف رمِنَ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْجِنِّ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْجِنِّ : jinn ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ج ن نفَقَالُوٓا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]فَقَالُوٓا : said ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ق و لفَقَالُوٓا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]إِنَّا : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]إِنَّا : We ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Biz]سَمِعْنَا : heard ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] Kök: س م عسَمِعْنَا : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]قُرْآنًا : a Quran ::: [Özel İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ق ر أعَجَبًا : amazing ::: [Sıfat] [Eril tekil] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ع ج ب
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu