Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lâm Mîm,
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, mîm.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Mîm![*][*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif, Lâm, Mîm.* Bu harflerle ilgili Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lam mîm.
İngilizce Kelime Meali
الٓمٓ=Alif Laam Meem
(3) Âl-i İmrân Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الم=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   اللَّهُ=Allah′tır لَا=olmayan إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَ=Kendisindenالْحَيُّ=”Hep Diri Kalan”dır«hayy»الْقَيُّومُ=”Hep Ayakta Olan”dır«kayyûm»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   نَزَّلَ=inmesini sağladı عَلَيْكَ=sana الْكِتَابَ=şu «ilâhî» Metnin«kitãb»بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»مُصَدِّقًا=tasdik edici«tasdîk_musaddik»لِمَا=şeyleri بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurundaki«deyim  iki eli arasında»وَ=ve أَنْزَلَ=indirmişti التَّوْرَاةَ=Tevrat′ı وَ=ve الْإِنْجِيلَ=İncil′i
 ‎﴾ 4 ﴿‎   مِنْ قَبْلُ=önceden هُدًى=bir yol gösterici olarak«hüdã»لِلنَّاسِ=insanlar için وَ=ve de أَنْزَلَ=indirdi الْفُرْقَانَۗ=o «iyiyle kötüyü» Ayırdeden′i«furkãn»إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınلَهُمْ=‑vardır‑onlara عَذَابٌ=bir ceza«azãb»شَدِيدٌۗ=çetinوَ=ve اللَّهُ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»ذُو انْتِقَامٍ=«suça» ceza verendir«intikãm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın لَا يَخْفَىٰ=gizli kalmaz عَلَيْهِ=Kendisine شَيْءٌ=bir şey فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَلَا=ne de فِي السَّمَاءِ=gökte
 ‎﴾ 6 ﴿‎   هُوَ=Kendisi الَّذِي=olandır يُصَوِّرُكُمْ=sizi şekillendirmiş فِي الْأَرْحَامِ=rahimlerde كَيْفَ=nasıl يَشَاءُۚ=dilediyseلَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَ=O′ndanالْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   هُوَ=Kendisi الَّذِي=olandır أَنْزَلَ=indirmiş عَلَيْكَ=sana الْكِتَابَ=şu «ilâhî» Metni«kitãb»مِنْهُ=ondan bazı آيَاتٌ=«açık işaret»ayetler«ãyet»مُحْكَمَاتٌ=muhkemdirهُنَّ=onlar أُمُّ=anasıdır الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metnin«kitãb»وَ=ve de أُخَرُ=diğerleri مُتَشَابِهَاتٌۖ=benzeşenlerdir«muteşãbih»فَ=şu halde أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde زَيْغٌ=eğrilikفَ=bu durumda يَتَّبِعُونَ=peşine takılırlar«ittebã»مَا=olanın تَشَابَهَ=benzeşiyor«muteşãbih»مِنْهُ=ondaابْتِغَاءَ=arayışına girerek الْفِتْنَةِ=o sıkıntının«fitne»وَ=ve de ابْتِغَاءَ=arayışına girerek تَأْوِيلِهِۗ=onun ”vardığı sonucun”«te′vîl»وَ=oysa مَايَعْلَمُ=bilmez تَأْوِيلَهُ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl»إِلَّا=başkası اللَّهُۗ=Allah′tanوَ=ise الرَّاسِخُونَ=ileri gidenler فِي الْعِلْمِ=o Bilgi′de«ilm»يَقُولُونَ=derler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِهِ=onaكُلٌّ=hepsi مِنْ عِنْدِ=katındandır رَبِّنَاۗ="Efendi ve Sahib"imizin«rabb»وَ=ve مَا يَذَّكَّرُ=düşünüp ders çıkarmaz«tezekkür»إِلَّا=başkası أُولُوا=sahiplerinden الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»لَا تُزِغْ=eğriltme قُلُوبَنَا=kalplerimizi بَعْدَ=sonra إِذْ=zamandan هَدَيْتَنَا=bize yol gösterdiğin«hüdã»وَهَبْ=bahşet لَنَا=bize مِنْ لَدُنْكَ=katından رَحْمَةًۚ=bir merhamet«rahmet»إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Sen أَنْتَ=Kendin الْوَهَّابُ=‑asıl‑”Bahşeden”sin«vehhãb»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»إِنَّكَ=(derler)ki Sen جَامِعُ=toplayacak olansın النَّاسِ=insanları لِيَوْمٍ=bir gün içinلَا=olmayan رَيْبَ=bir kuşku فِيهِۚ=kendisinde(veya "hakkında")إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُخْلِفُ=dönmez«hulf»الْمِيعَادَ=o verilmiş sözden«va′d»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَنْ تُغْنِيَ=asla yarar sağlamaz عَنْهُمْ=kendilerine أَمْوَالُهُمْ=mallarıوَلَا=ne de أَوْلَادُهُمْ=çocuklarıمِنَ اللَّهِ=Allah′a karşı شَيْئًاۖ=bir şeyeوَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمْ=kendileri وَقُودُ=yakıtıdır النَّارِ=o Ateş′in«nãr»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   كَدَأْبِ=âdeti gibi آلِ=ailesinin فِرْعَوْنَ=Firavunوَ=ve الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۚ=onlardan öncekiكَذَّبُوا=onlar yalan sayıp durdular«tekzîb»بِآيَاتِنَا=açık işaretlerimizi«ãyet»فَ=bunun üzerine أَخَذَهُمُ=yakaladı onları اللَّهُ=Allah بِ=ile(veya"ötürü") ذُنُوبِهِمْۗ=suçları«zenb»وَ=ve اللَّهُ=Allah′ın شَدِيدُ=çetindir الْعِقَابِ=cezası
 ‎﴾ 12 ﴿‎   قُلْ=de ki لِلَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»سَتُغْلَبُونَ=yenileceksiniz وَ=ve تُحْشَرُونَ=toplanacaksınız«haşr»إِلَىٰ جَهَنَّمَۚ=Cehennem′eوَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür الْمِهَادُ=o yatılacak yer
 ‎﴾ 13 ﴿‎   قَدْ=emin olun ki كَانَ=bulunmaktadır لَكُمْ=sizin için آيَةٌ=bir açık işaret«ãyet»فِي فِئَتَيْنِ=şu iki toplulukta الْتَقَتَاۖ=karşılaşanفِئَةٌ=bir topluluk تُقَاتِلُ=çarpışan فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ise أُخْرَىٰ=öteki كَافِرَةٌ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerdi«küfr_kãfir»يَرَوْنَهُمْ=gören onları مِثْلَيْهِمْ=kendilerinin iki katı رَأْيَ=görüşüyle الْعَيْنِۚ=gözünوَ=iken اللَّهُ=Allah يُؤَيِّدُ=destekler بِنَصْرِهِ=yardımıyla مَنْ=kimseyi يَشَاءُۗ=dilediğiإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَعِبْرَةً=kesinlikle bir ibretلِأُولِي=sahip olanlar için الْأَبْصَارِ=gözlere
 ‎﴾ 14 ﴿‎   زُيِّنَ=hoşlarına giden bir şey oldu«ziynet»لِلنَّاسِ=insanlaraحُبُّ=sevmek الشَّهَوَاتِ=canın çektiklerini«şehvet»مِنَ النِّسَاءِ=kadınlardan وَ=ve الْبَنِينَ=evlatlarıوَ=ve الْقَنَاطِيرِ=yükleri الْمُقَنْطَرَةِ=yığılmış مِنَ الذَّهَبِ=altından وَ=ve de الْفِضَّةِ=gümüştenوَ=ve الْخَيْلِ=atları الْمُسَوَّمَةِ=salmaوَ=ve الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"ı«en′ãm»وَ=ve الْحَرْثِۗ=ekinleriذَٰلِكَ=işte bunlar مَتَاعُ=geçimlik varlığıdır الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَاۖ=dünyaوَ=ve اللَّهُ=Allah عِنْدَهُ=kendi katında olandır حُسْنُ=güzeli«hasen»الْمَآبِ=o varılacak yerin
 ‎﴾ 15 ﴿‎   قُلْ=de ki أَ=mi? ؤُنَبِّئُكُمْ=haber vereyim size بِخَيْرٍ=daha "faydalı ve iyi"sini«hayr»مِنْ ذَٰلِكُمْۚ=işte bunlardanلِلَّذِينَ=‑vardır‑kimseler için اتَّقَوْا=kendini sakındıran«takvã»عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»جَنَّاتٌ=Cennetlerتَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklarخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oranın içindeوَ=ve(vardır) أَزْوَاجٌ=eşler مُطَهَّرَةٌ=temiz kılınmış وَ=ve رِضْوَانٌ=bir hoşnutluk«rıdvãn»مِنَ اللَّهِۗ=Allah′tanوَ=ve اللَّهُ=Allah بَصِيرٌ=görendir«basîr»بِالْعِبَادِ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri
 ‎﴾ 16 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler يَقُولُونَ=diyen رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»إِنَّنَا=ki biz آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»فَ=şu halde اغْفِرْ=günahını ört«mağfiret»لَنَا=bizim için ذُنُوبَنَا=suçlarımızın«zenb»وَ=ve قِنَا=koru bizi عَذَابَ=cezasından«azãb»النَّارِ=o Ateş«nãr»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenlerdir«sabr_sãbir»وَ=ve الصَّادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlardır«sıdk_sãdık»وَ=ve الْقَانِتِينَ=karşısında hürmetle duranlardır«kãnit»وَ=ve الْمُنْفِقِينَ=uğrunda sarf«infãk»edenlerdirوَ=ve de الْمُسْتَغْفِرِينَ=günahlarının örtülmesini dileyenlerdir«istiğfar»بِالْأَسْحَارِ=seher vakitlerinde 
 ‎﴾ 18 ﴿‎   شَهِدَ=tanıklık«şãhid» yapar اللَّهُ=Allahأَنَّهُ=olduğuna ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَ=O′ndanوَ=ve de الْمَلَائِكَةُ=meleklerوَ=ve أُولُوا=sahipleri الْعِلْمِ=o Bilgi′nin«ilm»قَائِمًا=ayakta tutan بِالْقِسْطِۚ=hakkaniyeti«kıst»لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَ=O′ndanالْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الدِّينَ=‑asıl‑din«dîn»عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah الْإِسْلَامُۗ=İslam′dır«islãm»وَ=ve مَا اخْتَلَفَ=ayrılığa düşmediler«ihtilãf»الَّذِينَ=kimseler أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»إِلَّا=olması dışındaمِنْ بَعْدِ=sonra مَا جَاءَهُمُ=gelmesinden onlara الْعِلْمُ=o Bilginin«ilm»بَغْيًا=fesatla بَيْنَهُمْۗ=aralarındakiوَ=ve مَنْ=kim يَكْفُرْ=görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınفَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَرِيعُ=çabuktur الْحِسَابِ=hesapta
 ‎﴾ 20 ﴿‎   فَ=şu halde إِنْ=eğer حَاجُّوكَ=tartışırlarsa seninleفَ=o zaman قُلْ=de ki أَسْلَمْتُ=teslim oldum«teslîm_müslim»وَجْهِيَ=«yüzümü»benliğimle لِلَّهِ=Allah′aوَ=ve(teslim oldu) مَنِ=kimseler اتَّبَعَنِۗ=katılan«ittebã»banaوَ=ve قُلْ=de ki لِلَّذِينَ=kimselere أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»وَ=ve الْأُمِّيِّينَ=kitabı olmamış olanlara«ümmî»أَ=mu? أَسْلَمْتُمْۚ=siz teslim oldunuz«teslîm_müslim»فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer أَسْلَمُوا=teslim oldularsa«teslîm_müslim»فَقَدِ=emin ol ki اهْتَدَوْاۖ=gösterilmiş yola girmişlerdir«hüdã»وَ=ve إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã»فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece عَلَيْكَ=senin «üzerinde»sorumluluğundadır الْبَلَاغُۗ=duyurmakوَ=ve de اللَّهُ=Allah بَصِيرٌ=görendir«basîr»بِالْعِبَادِ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri
 ‎﴾ 21 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَكْفُرُونَ=görmezlikten gelen«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve يَقْتُلُونَ=etkisiz kılanlar(veya”öldürenler”) النَّبِيِّينَ=Peygamberleri«nebî»بِغَيْرِ=olmayan şekilde حَقٍّ=hakka uygun«hakk»وَ=ve يَقْتُلُونَ=etkisiz kılanlar(veya”öldürenler”) الَّذِينَ=kimseleri يَأْمُرُونَ=yapılmasını istediğini söyleyen«emr»بِالْقِسْطِ=hakkaniyetin«kıst»مِنَ النَّاسِ=insanlar arasındaفَ=şu halde بَشِّرْهُمْ=müjdele onlara بِعَذَابٍ=bir cezayı«azãb»أَلِيمٍ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir حَبِطَتْ=bir işe yaramamış«habt»أَعْمَالُهُمْ=yaptıklarıفِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve de الْآخِرَةِ=Ahiret′teوَ=ve مَا=yoktur لَهُمْ=onlara مِنْ=herhangi نَاصِرِينَ=bir yardım edecek«nãsîr»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الَّذِينَ=kimseleri أُوتُوا=verilmiş olan نَصِيبًا=bir pay مِنَ الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinden«kitãb»يُدْعَوْنَ=çağırılıyorlar«duã»إِلَىٰ كِتَابِ=Metnine«kitãb»اللَّهِ=Allah′ınلِيَحْكُمَ=hüküm vermesi için بَيْنَهُمْ=aralarındaثُمَّ=sonrasında يَتَوَلَّىٰ=sırt çevirir«tevellã»فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْهُمْ=onlardanوَ=ve هُمْ=onlar مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenlerdir«iğ′rãd»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّهُمْ=olmalarından قَالُوا=demiş لَنْ تَمَسَّنَا=asla dokunmayacak bize النَّارُ=o Ateş«nãr»إِلَّا=başka أَيَّامًا=günlerden مَعْدُودَاتٍۖ=sayılıوَ=oysa غَرَّهُمْ=yanıltmıştır onları فِي دِينِهِمْ=dinlerinde«dîn»مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَفْتَرُونَ=uydurmakta«ifterã»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   فَ=şu halde كَيْفَ=nasıldır? إِذَا=zaman جَمَعْنَاهُمْ=onları topladığımız لِيَوْمٍ=bir gün içinلَا=olmayan رَيْبَ=bir kuşku فِيهِ=kendisinde(veya "hakkında")وَ=ve وُفِّيَتْ=tastamam verilir كُلُّ=her نَفْسٍ=kişinin مَا=oldukları كَسَبَتْ=kazanmışوَ=ve de هُمْ=onlara لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قُلِ=de ki اللَّهُمَّ=Allah′ım مَالِكَ=yetki sahibidir«mãlik»الْمُلْكِ=‑asıl‑hükümranlığın«mülk»تُؤْتِي=Sen verirsin الْمُلْكَ=o hükümranlığı«mülk»مَنْ=kimseye تَشَاءُ=dilediğinوَ=ve تَنْزِعُ=çekip alırsın الْمُلْكَ=o hükümranlığı«mülk»مِمَّنْ=kimseden تَشَاءُ=dilediğinوَ=ve تُعِزُّ=üstün konuma getirirsin مَنْ=kimseyi تَشَاءُ=dilediğinوَ=ve تُذِلُّ=boyun eğikliği«zillet»verirsin مَنْ=kimseye تَشَاءُۖ=dilediğinبِيَدِكَ=Senin elindedir الْخَيْرُۖ=mal‑mülk«hayr»إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Sen عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirensin«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   تُولِجُ=sokarsın اللَّيْلَ=geceyi فِي النَّهَارِ=gündüzeوَ=ve تُولِجُ=sokarsın النَّهَارَ=gündüzü فِي اللَّيْلِۖ=geceyeوَ=ve تُخْرِجُ=dışarı çıkarırsın«ihrãc»الْحَيَّ=diriyi مِنَ الْمَيِّتِ=ölüdenوَ=ve تُخْرِجُ=dışarı çıkarırsın«ihrãc»الْمَيِّتَ=ölüyü مِنَ الْحَيِّۖ=diriden وَ=ve تَرْزُقُ=«nimetlerden» faydalandırırsın«rızk»مَنْ=kimseyi تَشَاءُ=dilediğin بِغَيْرِ=olmadan حِسَابٍ=bir hesap(veya”ölçü”)
 ‎﴾ 28 ﴿‎   لَا يَتَّخِذِ=edinmesin الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir»أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»مِنْ دُونِ=değil de الْمُؤْمِنِينَۖ=inanıp güvenenleri«mü′min»وَ=ve مَنْ=kim يَفْعَلْ=yaparsa ذَٰلِكَ=işte bunuفَ=o zaman لَيْسَ=değildir مِنَ اللَّهِ=Allah′tan فِي شَيْءٍ=herhangi bir şey içerisindeإِلَّا=hariç أَنْ تَتَّقُوا=kendinizi sakındırmanız«takvã»مِنْهُمْ=onlardan تُقَاةًۗ=tehlike olarakوَ=ve يُحَذِّرُكُمُ=uyarıyor sizi اللَّهُ=Allah نَفْسَهُۗ=Kendisine karşıوَ=ve de إِلَى اللَّهِ=Allah′adır الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنْ=eğer تُخْفُوا=gizleseniz مَا=olanı فِي صُدُورِكُمْ=göğüslerinizdeأَوْ=veya تُبْدُوهُ=açığa vursanız onu يَعْلَمْهُ=bilir onu اللَّهُۗ=Allahوَ=ve يَعْلَمُ=bilir مَا=olanı فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve de مَا=olanı فِي الْأَرْضِۗ=yeryüzündeوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   يَوْمَ=o gün تَجِدُ=bulur كُلُّ=her نَفْسٍ=kişiمَا=olduklarını عَمِلَتْ=yapmış مِنْ خَيْرٍ=fayda veren ve iyilikten«hayr»مُحْضَرًا=hazırdaوَ=ve مَا=olduklarını عَمِلَتْ=yapmış مِنْ سُوءٍ=fenalıktan«sú»تَوَدُّ=o temenni eder لَوْ=keşke أَنَّ=olsa بَيْنَهَا=onun arasında وَ=ile بَيْنَهُ=kendisi أَمَدًا=bir mesafe بَعِيدًاۗ=uzakوَ=ve يُحَذِّرُكُمُ=uyarıyor sizi اللَّهُ=Allah نَفْسَهُۗ=kendisine karşıوَ=ve اللَّهُ=Allah رَءُوفٌ=şefkatlidir بِالْعِبَادِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlere
 ‎﴾ 31 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz تُحِبُّونَ=seviyor اللَّهَ=Allah′ıفَ=o zaman اتَّبِعُونِي=katılın«ittebã»banaيُحْبِبْكُمُ=sever sizi اللَّهُ=Allahوَ=ve يَغْفِرْ=günahlarını örter«mağfiret»لَكُمْ=sizin için ذُنُوبَكُمْۗ=suçlarınızın«zenb»وَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قُلْ=de ki أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve الرَّسُولَۖ=o Elçiye«rasûl»فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã»فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah اصْطَفَىٰ=seçti آدَمَ=Âdem′i وَ=ve نُوحًا=Nûh′uوَ=ve آلَ=ailesini إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′inوَ=ve آلَ=ailesini عِمْرَانَ=İmrãn′ın«sûrenin adıdır»عَلَى=üzerine الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 34 ﴿‎   ذُرِّيَّةً="devam eden soy"lardır«zurriyyãt»بَعْضُهَا=kimisi مِنْ بَعْضٍۗ=kimindenوَ=ve اللَّهُ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَتِ=demişti امْرَأَتُ=karısı عِمْرَانَ=İmrãn′ınرَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=ki ben نَذَرْتُ=adadım لَكَ=sana مَا=olanı فِي بَطْنِي=karnımdaمُحَرَّرًا=tam hür olarakفَ=o halde تَقَبَّلْ=kabul eyle مِنِّيۖ=bendenإِنَّكَ=şu bir gerçek ki Sen أَنْتَ=Kendin السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”sin«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”sin«alîm»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=böylece لَمَّا وَضَعَتْهَا=doğurunca onu«dişil»قَالَتْ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=ki ben وَضَعْتُهَا=doğurdum onu«dişil» أُنْثَىٰ=kızوَ=iken اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilen بِمَا=neyi وَضَعَتْ=doğurduğunuوَ=ve لَيْسَ=değildir الذَّكَرُ=erkek كَالْأُنْثَىٰۖ=kız gibiوَ=ve(dedi) إِنِّي=ki ben سَمَّيْتُهَا=adını verdim ona«dişil» مَرْيَمَ=Meryemوَ=ve(dedi) إِنِّي=ki ben أُعِيذُهَا=sığındırıyorum onu«dişil» بِكَ=Sanaوَ=ve de ذُرِّيَّتَهَا=onun«dişil» "soyunun devamı"nı«zurriyyãt»مِنَ الشَّيْطَانِ=şeytandan الرَّجِيمِ=kovulmuş
 ‎﴾ 37 ﴿‎   فَ=bunun üzerine تَقَبَّلَهَا=kabul eyledi onu«dişil» رَبُّهَا="Efendi ve Sahib"i«rabb»بِقَبُولٍ=bir kabulle حَسَنٍ=güzel«hasen»وَ=ve أَنْبَتَهَا=yetiştirdi onu«dişil» نَبَاتًا=bir bitki şeklinde حَسَنًا=güzel«hasen»وَ=ve de كَفَلَهَا=bakımını üstlendi onun«dişil» زَكَرِيَّاۖ=Zekeriyyãكُلَّمَا=her دَخَلَ=girdiğinde عَلَيْهَا=onun yanına«dişil» زَكَرِيَّا=Zekeriyyã الْمِحْرَابَ=mihrabaوَجَدَ=bulurdu عِنْدَهَا=katında«dişil» رِزْقًاۖ=faydalandırıldığı «nimet» «rızk»قَالَ=dedi ki يَا=Ey! مَرْيَمُ=Meryem أَنَّىٰ=nasıl? لَكِ=sana ait oldu هَٰذَاۖ=buقَالَتْ=o«dişil» dedi ki هُوَ=bu مِنْ عِنْدِ=katındandır اللَّهِۖ=Allahإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَرْزُقُ=«nimetlerden» faydalandırır«rızk»مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediği بِغَيْرِ=olmadan حِسَابٍ=bir hesap(veya”ölçü”)
 ‎﴾ 38 ﴿‎   هُنَالِكَ=orada دَعَا=«çağrıda bulunma»dua etti«duã»زَكَرِيَّا=Zekeriyyã رَبَّهُۖ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»هَبْ=bahşet لِي=bana مِنْ لَدُنْكَ=katından ذُرِّيَّةً=bir "soy devamı"«zurriyyãt»طَيِّبَةًۖ=temiz«tayyib»إِنَّكَ=(dedi)ki Sen سَمِيعُ=işitensin«semí»الدُّعَاءِ=«çağrıda bulunma»duayı«duã»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   فَ=bunun üzerine نَادَتْهُ=seslendiler ona الْمَلَائِكَةُ=meleklerوَ=iken هُوَ=o قَائِمٌ=kalkmış يُصَلِّي=«iyilik istemek»namaza«salãt»فِي الْمِحْرَابِ=mabeddeأَنَّ=ki اللَّهَ=Allah يُبَشِّرُكَ=müjdeler sana بِيَحْيَىٰ=Yahyã′yıمُصَدِّقًا=tasdik edici«tasdîk_musaddik»olarak بِكَلِمَةٍ=bir kelamı(sözü)«kelime_kelimãt»مِنَ اللَّهِ=Allah′tanوَ=ve سَيِّدًا=önder biri olarak وَ=ve حَصُورًا=nefsine hakim biri olarak وَ=ve de نَبِيًّا=bir Peygamber«nebî»olarakمِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerin«sãlih_sãlihãt»içinden
 ‎﴾ 40 ﴿‎   قَالَ=dedi kiرَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَنَّىٰ=nasıl? يَكُونُ=olur لِي=bana ait غُلَامٌ=bir oğulوَ=iken قَدْ=bu arada بَلَغَنِيَ=gelip çatmış bana الْكِبَرُ=ihtiyarlıkوَ=ve de امْرَأَتِي=karım عَاقِرٌۖ=kısırقَالَ=dedi ki كَذَٰلِكَ=işte böyle اللَّهُ=Allah يَفْعَلُ=yapar مَا=neyi يَشَاءُ=isterse
 ‎﴾ 41 ﴿‎   قَالَ=dedi kiرَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»اجْعَلْ=kıl لِي=benim için آيَةًۖ=bir açık işaret«ãyet»قَالَ=O dedi ki آيَتُكَ=senin açık işaretin«ãyet»أَلَّا تُكَلِّمَ=bir kelam«kelime_kelimãt»etmemendir(söz söylememendir) النَّاسَ=insanlara ثَلَاثَةَ=üç أَيَّامٍ=günإِلَّا=başka رَمْزًاۗ=işarettenوَ=ve اذْكُرْ=an«zikr»رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ini«rabb»كَثِيرًا=çokçaوَ=ve de سَبِّحْ=«zanlardan» aşkınlığını dile getir«tesbih»O′nun بِالْعَشِيِّ=akşamleyin وَ=ve الْإِبْكَارِ=sabahleyin
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَتِ=demişti الْمَلَائِكَةُ=Meleklerيَا=Ey! مَرْيَمُ=Meryem إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah اصْطَفَاكِ=seçti seniوَ=ve طَهَّرَكِ=temiz kıldı seniوَ=ve de اصْطَفَاكِ=üstün kıldı seni عَلَىٰ نِسَاءِ=kadınlarına الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 43 ﴿‎   يَا=Ey! مَرْيَمُ=Meryem اقْنُتِي=karşısında hürmetle dur«kãnit»لِرَبِّكِ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»(veya ”Efendi ve Sahibin için”)وَ=ve اسْجُدِي=yere yüz koy«secde»وَ=ve de ارْكَعِي=saygıyla eğil«rükû»مَعَ=beraber الرَّاكِعِينَ=saygıyla eğilenlerle«rükû»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ أَنْبَاءِ=haberlerindendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»in«ğayb»نُوحِيهِ=mesajla iletiyoruz«vahy» kendisini إِلَيْكَۚ=sanaوَ=ve مَا كُنْتَ=sen değildin لَدَيْهِمْ=onların katında إِذْ=zaman يُلْقُونَ=atıyor oldukları أَقْلَامَهُمْ=(kura)oklarınıأَيُّهُمْ=hangisi diye onların يَكْفُلُ=üstlenecek مَرْيَمَ=Meryem′iوَ=ve مَا كُنْتَ=sen değildin لَدَيْهِمْ=yanlarında إِذْ=zaman يَخْتَصِمُونَ=birbirleriyle çekiştikleri
 ‎﴾ 45 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَتِ=demişti الْمَلَائِكَةُ=meleklerيَا=Ey! مَرْيَمُ=Meryem إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah يُبَشِّرُكِ=müjdeliyor seni بِكَلِمَةٍ=bir kelam(mesaj)«kelime_kelimãt»ile مِنْهُ=Kendisindenاسْمُهُ=onun adı الْمَسِيحُ=Mesih′dirعِيسَى=Îsã ابْنُ مَرْيَمَ=Meryem′in oğluوَجِيهًا=itibarlıdır فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve de الْآخِرَةِ=Ahiret′teوَ=ve مِنَ الْمُقَرَّبِينَ=«Allah′a» yakın olanlardandır«mukarreb»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve يُكَلِّمُ=o konuşacaktır النَّاسَ=insanlara فِي الْمَهْدِ=beşikteوَ=ve كَهْلًا=yetişkinlikteوَ=ve مِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerdendir«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki«dişil»رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَنَّىٰ=nasıl? يَكُونُ=olur لِي=bana ait وَلَدٌ=bir çocukوَ=iken لَمْ يَمْسَسْنِي=dokunmamış bana بَشَرٌۖ=bir insanقَالَ=dedi ki كَذَٰلِكِ=işte böyle اللَّهُ=Allah يَخْلُقُ=yaratır مَا=neyi يَشَاءُ=isterseإِذَا=zaman قَضَىٰ=hükmettiği أَمْرًا=bir yapılması gereken şeye«emr»فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَقُولُ=der لَهُ=ona كُنْ=Ol!فَ=bunun üzerine يَكُونُ=o olur
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve يُعَلِّمُهُ=öğretecektir ona الْكِتَابَ=şu «ilâhî» Metni«kitãb»وَ=ve de الْحِكْمَةَ=Hikmet′iوَ=ve التَّوْرَاةَ=Tevrat′ı وَ=ve الْإِنْجِيلَ=İncil′i
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve رَسُولًا=bir Elçidir«rasûl»إِلَىٰ بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarınaأَنِّي=şu bir gerçek ki ben قَدْ=emin olun جِئْتُكُمْ=getirdim size بِآيَةٍ=bir açık işaret«ãyet»مِنْ رَبِّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»أَنِّي=şöyle ki ben أَخْلُقُ=yaratırım لَكُمْ=sizin için مِنَ الطِّينِ=çamurdan كَهَيْئَةِ=şeklindeki gibisini الطَّيْرِ=kuşunفَ=sonra da أَنْفُخُ=üflerim فِيهِ=içine فَ=bunun üzerine يَكُونُ=o olur طَيْرًا=bir kuş بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِۖ=Allah′ınوَ=ve أُبْرِئُ=iyileştiririm الْأَكْمَهَ=körü وَ=ve الْأَبْرَصَ=alacalıyıوَ=ve أُحْيِي=hayat veririm الْمَوْتَىٰ=ölülere بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِۖ=Allah′ınوَ=ve أُنَبِّئُكُمْ=haber veririm size بِمَا=olduklarınızı تَأْكُلُونَ=sizin yiyor وَ=ve مَا=olduklarınızı تَدَّخِرُونَ=sizin biriktiriyor فِي بُيُوتِكُمْۚ=evlerinizdeإِنَّ=ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لَكُمْ=sizin içinإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve مُصَدِّقًا=bir tasdik edici«tasdîk_musaddik»olarak لِمَا=olanları بَيْنَ يَدَيَّ=benim huzurumda«deyim  iki eli arasında»مِنَ التَّوْرَاةِ=Tevrat′tanوَ=ve لِأُحِلَّ=serbest«helãl»kılmak için لَكُمْ=sizeبَعْضَ=kimi الَّذِي=şeyleri حُرِّمَ=yasak«haram»kılınmış عَلَيْكُمْۚ=sizeوَ=ve جِئْتُكُمْ=getirdim size بِآيَةٍ=bir açık işaret«ãyet»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»فَ=o halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 51 ﴿‎   إِنَّ=(dedi)ki اللَّهَ=Allah′tır رَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb»وَ=ve de رَبُّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"iniz«rabb»فَ=o halde اعْبُدُوهُۗ=«kulluk»hizmet«abd»edin O′naهَٰذَا=bu صِرَاطٌ=yoldur«sırãt»مُسْتَقِيمٌ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا أَحَسَّ=sezince عِيسَىٰ=Îsã مِنْهُمُ=onlardan الْكُفْرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelişi«küfr_kãfir»قَالَ=dedi ki مَنْ=kimler أَنْصَارِي=Yardım Edenlerim«ensãr»إِلَى=yönelik اللَّهِۖ=Allah′aقَالَ=dediler ki الْحَوَارِيُّونَ=o Havariler نَحْنُ=biziz أَنْصَارُ=Yardım Edenleri«ensãr»اللَّهِ=Allah′ınآمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′aوَ=ve اشْهَدْ=tanık«şãhid» ol بِأَنَّا=olduğumuza مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olanlar«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِمَا=olduklarına أَنْزَلْتَ=Senin indirmişوَ=ve de اتَّبَعْنَا=katıldık«ittebã»الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl»فَ=o halde اكْتُبْنَا=«yazma»kaydet«ketb» bizi مَعَ=beraber الشَّاهِدِينَ=tanıklık«şãhid» edenlerle
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve مَكَرُوا=onlar plan kurdular«mekr»وَ=ve de مَكَرَ=plan kurdu«mekr»اللَّهُۖ=Allahوَ=ise اللَّهُ=Allah خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»الْمَاكِرِينَ=plan kurandır«mekr»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti اللَّهُ=Allahيَا=Ey! عِيسَىٰ=Îsã إِنِّي=ki Ben مُتَوَفِّيكَ=vefat ettireceğim seniوَ=ve رَافِعُكَ=yükselteceğim seni إِلَيَّ=Kendimeوَ=ve مُطَهِّرُكَ=temizleyeceğim seni مِنَ الَّذِينَ=kimselerden كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve de جَاعِلُ=kılacağım الَّذِينَ=kimseleri اتَّبَعُوكَ=katılan«ittebã»sana فَوْقَ=üstünde الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»إِلَىٰ=yönelik يَوْمِ=gününe الْقِيَامَةِۖ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»ثُمَّ=sonrasında إِلَيَّ=Banadır مَرْجِعُكُمْ=dönüşünüzفَ=sonra da أَحْكُمُ=hüküm vereceğim بَيْنَكُمْ=aranızdaفِي=hakkında مَا=şeyler كُنْتُمْ=olduğunuz فِيهِ=kendisinde تَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf» 
 ‎﴾ 56 ﴿‎   فَ=ve de أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»فَ=bunun üzerine أُعَذِّبُهُمْ=cezalandıracağım«azãb»onları عَذَابًا=bir cezayla«azãb»شَدِيدًا=şiddetliفِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve de الْآخِرَةِ=Ahiret′teوَ=ve مَا=yoktur لَهُمْ=onlara مِنْ=herhangi نَاصِرِينَ=bir yardımcı olacak«nãsîr»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»فَ=bunun üzerine يُوَفِّيهِمْ=O tam olarak verecektir onlara أُجُورَهُمْۗ=bedellerini«ecr»وَ=ve اللَّهُ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenleri«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte budur نَتْلُوهُ=sayıp döktüğümüz«tilãvet»kendisini عَلَيْكَ=sanaمِنَ الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerden«ãyet»وَ=ve الذِّكْرِ=o «ilâhî» Tembih′ten«zikr»الْحَكِيمِ=hükümleri doğru olan«hakîm»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki مَثَلَ=durumu عِيسَىٰ=Îsã′nın عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ınكَمَثَلِ=durumu gibidir آدَمَۖ=Âdem′inخَلَقَهُ=yarattı onu مِنْ تُرَابٍ=topraktanثُمَّ=sonrasında قَالَ=dedi ki لَهُ=ona كُنْ=Ol!فَ=bunun üzerine يَكُونُ=o olur
 ‎﴾ 60 ﴿‎   الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"indendirفَ=öyleyse لَا تَكُنْ=olma مِنَ الْمُمْتَرِينَ=kuşkulananlardan
 ‎﴾ 61 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَنْ=kim حَاجَّكَ=tartışırsa seninle فِيهِ=onun hakkındaمِنْ بَعْدِ=sonra مَا=olandan جَاءَكَ=sana gelmiş مِنَ الْعِلْمِ=o Bilgi«ilm»içerisindenفَ=o zaman قُلْ=de ki تَعَالَوْا=gelin نَدْعُ=çağıralım«duã»أَبْنَاءَنَا=oğullarımızı وَ=ve أَبْنَاءَكُمْ=oğullarınızıوَ=ve نِسَاءَنَا=kadınlarımızı وَ=ve نِسَاءَكُمْ=kadınlarınızıوَ=ve أَنْفُسَنَا=kendimizi(veya"birbirimizi") وَ=ve أَنْفُسَكُمْ=kendinizi(veya"birbirinizi")ثُمَّ=sonrasında نَبْتَهِلْ=gönülden yakaralımفَ=böylece نَجْعَلْ=kılalım لَعْنَتَ=dışlayıp horlayışını«la′net»اللَّهِ=Allah′ın عَلَى=üstüne الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerin«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   إِنَّ=işin doğrusu هَٰذَا=bunun لَهُوَ=kesinlikle kendisi الْقَصَصُ=o hikayedir«kasas»الْحَقُّۚ=gerçek«hakk»وَ=ve مَا=yoktur مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilâh إِلَّا=başka اللَّهُۚ=Allah′tanوَ=ve إِنَّ=işin doğrusu اللَّهَ=Allah′ın لَهُوَ=kesinlikle kendisi الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   فَ=öyleyse إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã»فَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِالْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanları
 ‎﴾ 64 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»تَعَالَوْا=gelin إِلَىٰ كَلِمَةٍ=bir kelama(söze)«kelime_kelimãt»سَوَاءٍ=bir(denk) olan بَيْنَنَا=bizim aramızda وَ=ile بَيْنَكُمْ=sizinأَلَّا نَعْبُدَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»etmeyelim إِلَّا=başkasına اللَّهَ=Allah′tanوَ=ve لَا نُشْرِكَ=«ortak»denkler kabul etmeyelim«şirk_müşrik»بِهِ=O′na شَيْئًا=herhangi bir şeyiوَ=ve لَا يَتَّخِذَ=edinmeyelim بَعْضُنَا=kimimiz بَعْضًا=kimini أَرْبَابًا="Efendi ve Sahib"ler«rabb»مِنْ دُونِ=değil de اللَّهِۚ=Allah′ıفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã»فَ=o zaman قُولُوا=deyin ki اشْهَدُوا=tanık«şãhid» olun بِأَنَّا=olduğumuza مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olanlar«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لِمَ=niçin? تُحَاجُّونَ=tartışıyorsunuz فِي=hakkında إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′inوَ=iken مَا أُنْزِلَتِ=indirilmemiş التَّوْرَاةُ=Tevrat وَ=ve de الْإِنْجِيلُ=İncil إِلَّا=olması dışında مِنْ بَعْدِهِۚ=ondan sonraأَ=musunuz? فَ=peki لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramıyor«akl»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   هَا=işte أَنْتُمْ=siz هَٰؤُلَاءِ=böylesinizحَاجَجْتُمْ=tartıştınız فِيمَا=olan hakkında لَكُمْ=size ait بِهِ=kendisiyle ilgili عِلْمٌ=bir bilgi«ilm»فَ=peki لِمَ=niçin? تُحَاجُّونَ=tartışıyorsunuz فِيمَا=şey hakkında لَيْسَ=olmamış لَكُمْ=size ait بِهِ=kendisiyle ilgili عِلْمٌۚ=bir bilgi«ilm»وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilirوَ=ise أَنْتُمْ=siz لَا تَعْلَمُونَ=bilmezsiniz
 ‎﴾ 67 ﴿‎   مَا كَانَ=değildi إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm يَهُودِيًّا=bir Yahudi وَلَا=ne de نَصْرَانِيًّا=bir Hıristiyanوَلَٰكِنْ=fakat كَانَ=idi حَنِيفًا=tek ilâha inanan«hanîf»şekilde مُسْلِمًا=bir teslim/müslüman olan«teslîm_müslim»وَ=ve مَا كَانَ=değildi مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki أَوْلَى=en yakın«velî_evliyã»olanı النَّاسِ=insanların بِإِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′eلَلَّذِينَ=kesinlikle kimselerdir اتَّبَعُوهُ=katılanlar«ittebã»onaوَ=ve هَٰذَا=bu النَّبِيُّ=Peygamberdir«nebî»وَ=ve de الَّذِينَ=kimselerdir آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ise اللَّهُ=Allah وَلِيُّ="destek çıkan yakın"ıdır«velî_evliyã»الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَدَّتْ=temenni ettiler ki طَائِفَةٌ=bir grup مِنْ أَهْلِ=Bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لَوْ يُضِلُّونَكُمْ=yolu saşırtsalar«dalãl»sizeوَ=oysa مَايُضِلُّونَ=yolu saşırtmıyorlar«dalãl»إِلَّا=başkasına أَنْفُسَهُمْ=kendilerindenوَ=ve de مَا يَشْعُرُونَ=farkında değiller
 ‎﴾ 70 ﴿‎   يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لِمَ=niçin? تَكْفُرُونَ=görmezlikten geliyorsunuz«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınوَ=iken أَنْتُمْ=siz تَشْهَدُونَ=tanık«şãhid» oluyor
 ‎﴾ 71 ﴿‎   يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لِمَ=niçin? تَلْبِسُونَ=bürüyorsunuz الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk»بِالْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsızla«bãtıl»وَ=ve تَكْتُمُونَ=gizliyorsunuz الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk»وَ=iken أَنْتُمْ=siz تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve قَالَتْ=dedi ki طَائِفَةٌ=bir grup مِنْ أَهْلِ=Bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»آمِنُوا=inanın بِالَّذِي=olana أُنْزِلَ=indirilmiş عَلَى=üzerine الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَجْهَ=başında النَّهَارِ=gündüzünوَ=ve اكْفُرُوا=görmezlikten gelin«küfr_kãfir»آخِرَهُ=onun sonundaلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=dönerler
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve لَا تُؤْمِنُوا=inanıp güvenmeyin«îmãn»إِلَّا=başkasına لِمَنْ=kimseden تَبِعَ=katılmış«ittebã»دِينَكُمْ=sizin dininize«dîn»قُلْ=de إِنَّ=ki الْهُدَىٰ=‑asıl‑yol gösteriş«hüdã»هُدَى=yol gösterişidir«hüdã»اللَّهِ=Allah′ınأَنْ يُؤْتَىٰ=veriliyor diye أَحَدٌ=birineمِثْلَ=dengi مَا=olanın أُوتِيتُمْ=size verilmişأَوْ=veya(diye) يُحَاجُّوكُمْ=deliller getiriyorlar size عِنْدَ=katında رَبِّكُمْۗ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb»قُلْ=de إِنَّ=ki الْفَضْلَ=lütuf«fadl»بِيَدِ=elindedir اللَّهِ=Allah′ınيُؤْتِيهِ=verir onu مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediğiوَ=ve اللَّهُ=Allah وَاسِعٌ=kapsayandır«vãsi»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   يَخْتَصُّ=has kılar بِرَحْمَتِهِ=merhametini«rahmet»مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediğiوَ=ve اللَّهُ=Allah ذُو=sahibidir الْفَضْلِ=lütuf«fadl»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve مِنْ أَهْلِ=‑vardır‑ Bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»مَنْ=kimselerإِنْ=eğer تَأْمَنْهُ=emanet etsen ona بِقِنْطَارٍ=yığınlarcaيُؤَدِّهِ=iade eder onu إِلَيْكَ=sanaوَ=ve مِنْهُمْ=‑vardır‑ onlardan مَنْ=kimselerإِنْ=eğer تَأْمَنْهُ=ona emanet etsen بِدِينَارٍ=bir dinarıلَا يُؤَدِّهِ=iade etmez onu إِلَيْكَ=sana إِلَّا=olmadıkça مَا دُمْتَ=devam etmen عَلَيْهِ=başına قَائِمًاۗ=dikilmeyeذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّهُمْ=olduklarından قَالُوا=demişلَيْسَ=yoktur عَلَيْنَا=bize yönelik فِي=hakkında الْأُمِّيِّينَ=kitabı olmamış olanlar«ümmî»سَبِيلٌ=bir kınama gerekçesi«sebîl»وَ=oysa يَقُولُونَ=söylüyorlar عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah الْكَذِبَ=o yalanı«kizb_kãzib»وَ=iken هُمْ=kendileri يَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 76 ﴿‎   بَلَىٰ=Hayır! مَنْ=kim أَوْفَىٰ=yerine getirirse بِعَهْدِهِ=Sözleşmesini«ahd»وَ=ve de اتَّقَىٰ=kendini sakındırırsa«takvã»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranları«takvã»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَشْتَرُونَ=satanبِعَهْدِ=Sözleşmesini«ahd»اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve de أَيْمَانِهِمْ=yeminleriniثَمَنًا=bir paraya قَلِيلًا=azıcıkأُولَٰئِكَ=işte onların لَا=yoktur خَلَاقَ=bir nasip لَهُمْ=kendilerine ait فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′teوَ=ve لَا يُكَلِّمُهُمُ=konuşmayacak onlarla اللَّهُ=Allahوَلَا=ne يَنْظُرُ=bakacak إِلَيْهِمْ=onlara يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»وَلَا=ne de يُزَكِّيهِمْ=arındıracaktır onlarıوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki مِنْهُمْ=‑vardır‑onların içerisinde لَفَرِيقًا=kesinlikle bir kesim«ferîk»يَلْوُونَ=eğip bükerler أَلْسِنَتَهُمْ=dillerini بِالْكِتَابِ=o metinle«kitãb»لِتَحْسَبُوهُ=siz sanasınız diye onu مِنَ الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinden«kitãb»وَ=iken مَا=değil هُوَ=kendisi مِنَ الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinden«kitãb»وَ=ve يَقُولُونَ=derler ki هُوَ=o مِنْ عِنْدِ=katındandır اللَّهِ=Allah′ınوَ=iken مَا=değil هُوَ=kendisi مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِ=Allahوَ=ve يَقُولُونَ=söylerler عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah الْكَذِبَ=o yalanı«kizb_kãzib»وَ=iken هُمْ=kendileri يَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 79 ﴿‎   مَا كَانَ=olmaz لِبَشَرٍ=bir insan içinأَنْ يُؤْتِيَهُ=vermesi ona اللَّهُ=Allah′ın الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»وَ=ve الْحُكْمَ=Hikmet′i وَ=ve النُّبُوَّةَ=Peygamberliği«nebî»ثُمَّ=sonra da يَقُولَ=demesi لِلنَّاسِ=insanlaraكُونُوا=olun عِبَادًا=«kulluk»hizmet«abd»eden لِي=banaمِنْ دُونِ=değil de اللَّهِ=Allah′aوَلَٰكِنْ=fakat كُونُوا=olun رَبَّانِيِّينَ=Allah Dostları«rabbãnî»بِمَا=şeylerle كُنْتُمْ=olduğunuz تُعَلِّمُونَ=sizin öğretmekte الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metinden«kitãb»وَ=ve بِمَا=şeylerle كُنْتُمْ=olduğunuz تَدْرُسُونَ=dersini yapmakta
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve لَا يَأْمُرَكُمْ=istediğini söylemez«emr» sizden أَنْ تَتَّخِذُوا=edinmeniziالْمَلَائِكَةَ=Melekleri وَ=ve النَّبِيِّينَ=Peygamberleri«nebî»أَرْبَابًاۗ="Efendi ve Sahib"ler«rabb»أَ=mi? يَأْمُرُكُمْ=yapılmasını istediğini söyler«emr» sizden بِالْكُفْرِ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmenin«küfr_kãfir»بَعْدَ=sonra إِذْ=zamandan أَنْتُمْ=sizin olduğunuz مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَخَذَ=almıştı اللَّهُ=Allah مِيثَاقَ=Taahhütünü«mîsak»النَّبِيِّينَ=Peygamberlerin«nebî»لَمَا=kesinlikle olduklarıma آتَيْتُكُمْ=vermiş size مِنْ كِتَابٍ=«ilâhî» Metinden«kitãb»وَ=ve حِكْمَةٍ=Hikmet′tenثُمَّ=sonra da جَاءَكُمْ=geldiğinde رَسُولٌ=bir Elçi«rasûl»مُصَدِّقٌ=tasdik edici«tasdîk_musaddik»لِمَا=olanları مَعَكُمْ=beraberinizdeلَتُؤْمِنُنَّ=mutlaka inanıp güveneceksiniz«îmãn»بِهِ=ona وَ=ve لَتَنْصُرُنَّهُۚ=mutlaka yardım edeceksiniz onaقَالَ=demişti ki أَ=mi? أَقْرَرْتُمْ=kabullendinizوَ=ve(mı?) أَخَذْتُمْ=aldınız عَلَىٰ=üzerinize ذَٰلِكُمْ=işte bu إِصْرِيۖ=ağır sorumluluğumu«ısr»قَالُوا=dediler ki أَقْرَرْنَاۚ=kabullendikقَالَ=dedi ki فَ=o halde اشْهَدُوا=tanıklık«şãhid» edinوَ=ve de أَنَا=ben مَعَكُمْ=sizinle beraber مِنَ الشَّاهِدِينَ=tanıklık«şãhid» edenlerdenim
 ‎﴾ 82 ﴿‎   فَ=şu halde مَنْ=kim تَوَلَّىٰ=sırt çevirirse«tevellã»بَعْدَ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundanفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْفَاسِقُونَ=yoldan çıkmışlardır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde غَيْرَ=başkasının دِينِ=dininden«dîn»اللَّهِ=Allah′ın يَبْغُونَ=arayışına giriyorlarوَ=iken لَهُ=O′na أَسْلَمَ=teslim olmuş«teslîm_müslim»مَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündeki طَوْعًا=benimseyip uyarak«ta′at»وَ=veya كَرْهًا=istemeyerekوَ=ve إِلَيْهِ=O′na يُرْجَعُونَ=döndürüleceklerdir
 ‎﴾ 84 ﴿‎   قُلْ=de ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′aوَ=ve مَا=olanlara أُنْزِلَ=indirilmiş عَلَيْنَا=bizeوَ=ve مَا=olanlara أُنْزِلَ=indirilmiş عَلَىٰ=üzerine إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in وَ=ve إِسْمَاعِيلَ=İsmãîl′inوَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk′ın وَ=ve يَعْقُوبَ=Ya′kûb′un وَ=ve الْأَسْبَاطِ=gelen nesillerinوَ=ve de مَا=olanlara أُوتِيَ=verilmiş مُوسَىٰ=Mûsã′yaوَ=ve عِيسَىٰ=Îsã′ya وَ=ve النَّبِيُّونَ=Peygamberlere«nebî»مِنْ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"leri tarafındanلَا نُفَرِّقُ=ayırım yapmayız بَيْنَ=arasında أَحَدٍ=herhangi birinin مِنْهُمْ=onlardanوَ=ve نَحْنُ=biz لَهُ=O′na مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olanlarız«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَبْتَغِ=arayışına girerse غَيْرَ=başka الْإِسْلَامِ=İslam′dan«islãm»دِينًا=bir din«dîn»فَ=şu halde لَنْ يُقْبَلَ=asla kabul edilmeyecektir مِنْهُ=ondanوَ=ve هُوَ=o فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te مِنَ الْخَاسِرِينَ=zarar edenlerdendir«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 86 ﴿‎   كَيْفَ=nasıl? يَهْدِي=yol gösterir«hüdã»اللَّهُ=Allah قَوْمًا=bir topluma«kavm»كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بَعْدَ=sonra إِيمَانِهِمْ=inanç ve güvenlerinden«îmãn»وَ=ve شَهِدُوا=tanıklık«şãhid» ettikten أَنَّ=olduğuna الرَّسُولَ=o Elçinin«rasûl»حَقٌّ=gerçek«hakk»وَ=ve جَاءَهُمُ=kendilerine geldikten الْبَيِّنَاتُۚ=o açık deliller«beyyine»وَ=ise اللَّهُ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã»الْقَوْمَ=o topluma«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların جَزَاؤُهُمْ=karşılığı«cezã»أَنَّ=olmasıdır عَلَيْهِمْ=onların üzerine لَعْنَةَ=dışlayışının ve horlayışının«la′net»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve الْمَلَائِكَةِ=meleklerinوَ=ve de النَّاسِ=insanların أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 88 ﴿‎   خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oranın içindeلَا يُخَفَّفُ=hafifletilmeyecektir عَنْهُمُ=onlardan الْعَذَابُ=o ceza«azãb»وَلَا=ne de هُمْ=onlara يُنْظَرُونَ=bakılır
 ‎﴾ 89 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir الَّذِينَ=kimseler تَابُوا=olumsuzluktan dönüş yapan«tevbe_tevvãb»مِنْ بَعْدِ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundanوَ=ve de أَصْلَحُوا=kendini düzelten«ıslah_sulh»فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بَعْدَ=sonra إِيمَانِهِمْ=inanç ve güvenlerinden«îmãn»ثُمَّ=sonrasında ازْدَادُوا=artan كُفْرًا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelişleri«küfr_kãfir»لَنْ تُقْبَلَ=asla kabul edilmeyecektir تَوْبَتُهُمْ=olumsuzluktan dönüşleri«tevbe_tevvãb»وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الضَّالُّونَ=yolunu saşırmışlardır«dalãl»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve de مَاتُوا=ölenوَ=iken هُمْ=kendileri كُفَّارٌ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»dururفَ=bu durumda لَنْ يُقْبَلَ=asla kabul edilmeyecektir مِنْ أَحَدِهِمْ=onlardan birindenمِلْءُ=dolusu الْأَرْضِ=yeryüzü ذَهَبًا=altınوَلَوِ=olsa bile افْتَدَىٰ=bir kurtulma bedeli«fidye» olarak vermiş بِهِۗ=onuأُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=‑vardır‑kendileri için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»وَ=ve مَا=olmayacak لَهُمْ=onlara مِنْ نَاصِرِينَ=yardımcı olan«nãsîr»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   لَنْ تَنَالُوا=asla ermeyeceksiniz الْبِرَّ=iyi davranışa«birr_ebrãr»حَتَّىٰ=kadar تُنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»edinceye مِمَّا=şeylerden تُحِبُّونَۚ=sevdiğinizوَ=ve مَا=neyi تُنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»etseniz مِنْ شَيْءٍ=herhangi bir şeydenفَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِهِ=onu عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   كُلُّ=bütün الطَّعَامِ=yiyecekler كَانَ=idi حِلًّا=serbest«helãl»لِبَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğulları içinإِلَّا=başkası مَا=olduklarından حَرَّمَ=yasak«haram»kılmış إِسْرَائِيلُ=İsrãîl′in عَلَىٰ نَفْسِهِ=kendisineمِنْ قَبْلِ=önce أَنْ تُنَزَّلَ=indirilmesinin sağlanmasından التَّوْرَاةُۗ=Tevrat′ınقُلْ=de ki فَ=o halde أْتُوا=getirin بِالتَّوْرَاةِ=Tevrat′ı فَ=sonra da اتْلُوهَا=sayıp dökün«tilãvet» onları إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   فَ=şu halde مَنِ=kim افْتَرَىٰ=uydurursa«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah الْكَذِبَ=o yalanı«kizb_kãzib»مِنْ بَعْدِ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundanفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenlerdir«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   قُلْ=de ki صَدَقَ=gerçeği söyledi(veya "sözüne sadık kaldı")«sıdk_sãdık»اللَّهُۗ=Allahفَ=o halde اتَّبِعُوا=katılın«ittebã»مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in حَنِيفًا=tek ilâha inanma«hanîf»şeklindeوَ=ve مَا كَانَ=o değildi مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 96 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki أَوَّلَ=ilk بَيْتٍ=ev وُضِعَ=kurulan لِلنَّاسِ=insanlara لَلَّذِي=kesinlikle olandır بِبَكَّةَ=Bekke′deمُبَارَكًا=bir berekettir«berekãt_mubãrek»وَ=ve de هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»لِلْعَالَمِينَ=alemlere
 ‎﴾ 97 ﴿‎   فِيهِ=oradadır آيَاتٌ=açık işaretler«ãyet»بَيِّنَاتٌ=açık delilli«beyyine»مَقَامُ=durduğu yerler إِبْرَاهِيمَۖ=İbrãhîm′inوَ=ve مَنْ=kimse دَخَلَهُ=giren oraya كَانَ=olur آمِنًاۗ=güvene ermişوَ=ve لِلَّهِ=‑vardır‑Allah için عَلَى=üzerinde النَّاسِ=insanlarınحِجُّ=hac yapma«hacc»الْبَيْتِ=o Ev′eمَنِ=kimseye اسْتَطَاعَ=gücü yeten«istitãat»إِلَيْهِ=ona سَبِيلًاۚ=yol«sebîl»olarakوَ=ve مَنْ=kim كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَنِيٌّ=”ihtiyaçsız ve eksiksiz” olandır«ğaniyy»عَنِ الْعَالَمِينَ=alemlerden
 ‎﴾ 98 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لِمَ=niçin? تَكْفُرُونَ=görmezlikten geliyorsunuz«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınوَ=iken اللَّهُ=Allah شَهِيدٌ=sağlam bir tanık«şehîd»عَلَىٰ مَا=olduklarınıza تَعْمَلُونَ=yapmakta
 ‎﴾ 99 ﴿‎   قُلْ=de ki يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لِمَ=niçin? تَصُدُّونَ=alıkoyuyorsunuz عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınمَنْ=kimseleri آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»تَبْغُونَهَا=arayışına girerek oraya عِوَجًا=eğriliğinوَ=iken أَنْتُمْ=siz شُهَدَاءُۗ=sağlam tanıklar«şehîd»وَ=ve مَا=değildir اللَّهُ=Allah بِغَافِلٍ=habersiz«ğãfil»عَمَّا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor
 ‎﴾ 100 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِنْ=eğer تُطِيعُوا=benimseyip uyarsanız«ta′at»فَرِيقًا=bir kesime«ferîk»مِنَ الَّذِينَ=olanlardan أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»يَرُدُّوكُمْ=döndürürler sizi بَعْدَ=sonra إِيمَانِكُمْ=inancınızdan ve güveninizden«îmãn»كَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   وَ=ve كَيْفَ=nasıl? تَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirsiniz«küfr_kãfir»وَ=iken أَنْتُمْ=size تُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»عَلَيْكُمْ=üzerinize آيَاتُ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınوَ=iken فِيكُمْ=aranızda رَسُولُهُۗ=O′nun Elçisi«rasûl»وَ=ve مَنْ=kim يَعْتَصِمْ=sıkı tutunursa بِاللَّهِ=Allah′aفَ=bu halde قَدْ=emin olun ki هُدِيَ=yolu gösterilmiştir«hüdã»إِلَىٰ صِرَاطٍ=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik حَقَّ=hakkıyla«hakk»تُقَاتِهِ=sakınmanın«takvã»ona yönelikوَ=ve لَا تَمُوتُنَّ=ölmeyin sakın إِلَّا=olması dışında وَ=iken أَنْتُمْ=siz مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olanlar«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   وَ=ve اعْتَصِمُوا=sıkı tutunun بِحَبْلِ=ipine اللَّهِ=Allah′ın جَمِيعًا=hep birlikteوَ=ve de لَا تَفَرَّقُواۚ=bölünmeyinوَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»نِعْمَتَ=nimetini اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=üzerinizdekiإِذْ=bir vakit كُنْتُمْ=idiniz أَعْدَاءً=düşmanlarفَ=bunun üzerine أَلَّفَ=O alıştırdı بَيْنَ=arasını قُلُوبِكُمْ=kalplerinizinفَ=sonra da أَصْبَحْتُمْ=haline geldiniz بِنِعْمَتِهِ=O′nun nimetiyle إِخْوَانًا=kardeşlerوَ=ve كُنْتُمْ=idiniz عَلَىٰ شَفَا=kenarında حُفْرَةٍ=bir çukurun مِنَ النَّارِ=o Ateş′ten«nãr»فَ=bunun üzerine أَنْقَذَكُمْ=O kurtardı sizi مِنْهَاۗ=ondanكَذَٰلِكَ=işte böyle يُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمْ=size آيَاتِهِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girersiniz«hüdã»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve لْتَكُنْ=olsun مِنْكُمْ=aranızdan أُمَّةٌ=bir topluluk«ümmet»يَدْعُونَ=çağıran«duã»إِلَى الْخَيْرِ=fayda verene ve iyiliğe«hayr»وَ=ve de يَأْمُرُونَ=yapılmasını istediğini söyleyen«emr»بِالْمَعْرُوفِ=«hakka» uygun«ma′rûf»olanların وَ=ve يَنْهَوْنَ=vazgeçilmesini isteyen«nehy»عَنِ الْمُنْكَرِۚ=çirkinliklerden«münker»وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erenlerdir
 ‎﴾ 105 ﴿‎   وَ=ve de لَا تَكُونُوا=olmayınكَالَّذِينَ=kimseler gibi تَفَرَّقُوا=bölünen وَ=ve اخْتَلَفُوا=ayrılığa düşen«ihtilãf»مِنْ بَعْدِ=sonra مَا جَاءَهُمُ=kendilerine gelmesinden الْبَيِّنَاتُۚ=o açık delillerin«beyyine»وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=‑vardır‑kendileri için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   يَوْمَ=o gün تَبْيَضُّ=ağarır وُجُوهٌ=yüzlerوَ=veya تَسْوَدُّ=kararır وُجُوهٌۚ=yüzlerفَ=bu halde أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere اسْوَدَّتْ=kararan وُجُوهُهُمْ=yüzleriأَ=mi? كَفَرْتُمْ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geldiniz«küfr_kãfir»بَعْدَ=sonra إِيمَانِكُمْ=inanıp güvenişinizden«îmãn»فَ=öyleyse ذُوقُوا=tadın الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»بِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olmanıza تَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   وَ=ve أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere ابْيَضَّتْ=ağaran وُجُوهُهُمْ=yüzleriفَ=bunun üzerine فِي=içindedirler رَحْمَةِ=merhameti«rahmet»اللَّهِ=Allah′ınهُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   تِلْكَ=Işte onlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınنَتْلُوهَا=sayıp döküyoruz«tilãvet» onları عَلَيْكَ=sana بِالْحَقِّۗ=o Gerçek«hakk»ileوَ=ve مَا=değildir اللَّهُ=Allah يُرِيدُ=istiyor ظُلْمًا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»لِلْعَالَمِينَ=alemlere
 ‎﴾ 109 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve مَا=olanlar فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzündeوَ=ve إِلَى اللَّهِ=Allah′a تُرْجَعُ=döndürülür الْأُمُورُ=o yapılması istenmiş olan şeyler«emr»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   كُنْتُمْ=siz oldunuz خَيْرَ=en "faydalı ve iyi"«hayr»أُمَّةٍ=bir topluluk«ümmet»أُخْرِجَتْ=ortaya çıkarılmış«ihrãc»لِلنَّاسِ=insanlar içinتَأْمُرُونَ=yapılmasını istediğinizi söylersiniz«emr»بِالْمَعْرُوفِ=«hakka» uygun«ma′rûf»olanların وَ=ve de تَنْهَوْنَ=vazgeçilmesini istersiniz«nehy»عَنِ الْمُنْكَرِ=çirkinliklerden«münker»وَ=ve تُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirsiniz«îmãn»بِاللَّهِۗ=Allah′aوَ=ve لَوْ=eğer olsaydı آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»أَهْلُ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لَكَانَ=kesinlikle olurdu خَيْرًا="faydalı ve iyi"«hayr»لَهُمْۚ=kendileri içinمِنْهُمُ=onlardan bazısı الْمُؤْمِنُونَ=o inanıp güvenenlerdir«mü′min»وَ=ise أَكْثَرُهُمُ=onların çoğu الْفَاسِقُونَ=o yoldan çıkmışlardır«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   لَنْ يَضُرُّوكُمْ=asla zarar«dırãr»vermezler size إِلَّا=başka أَذًىۖ=bir eziyettenوَ=ve إِنْ=bile يُقَاتِلُوكُمْ=savaşsalar sizinle يُوَلُّوكُمُ=dönüp kaçarlar size الْأَدْبَارَ=arkalarını«dubur»ثُمَّ=sonra da لَا يُنْصَرُونَ=yardım görmeyecekler
 ‎﴾ 112 ﴿‎   ضُرِبَتْ=vurulmuştur عَلَيْهِمُ=onlara الذِّلَّةُ=boyun eğikliği«zillet»أَيْنَ مَا=her nerede ثُقِفُوا=yakalansalarإِلَّا=olmaları hariç بِحَبْلٍ=bir iple مِنَ اللَّهِ=Allah′tanوَ=ve(ile) حَبْلٍ=bir ip مِنَ النَّاسِ=insanlardanوَ=ve de بَاءُوا=uğradılar بِغَضَبٍ=bir hiddete«ğadab»مِنَ اللَّهِ=Allah′tanوَ=ve ضُرِبَتْ=vurulmuştur عَلَيْهِمُ=üzerlerine الْمَسْكَنَةُۚ=o miskinlikذَٰلِكَ=işte bu بِ=karşılıktır أَنَّهُمْ=olmalarına كَانُوا=olmuş يَكْفُرُونَ=görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve يَقْتُلُونَ=etkisiz kılıyor(veya”öldürüyor”) الْأَنْبِيَاءَ=Peygamberleri«nebî»بِغَيْرِ=olmayan şekilde حَقٍّۚ=hakka uygun«hakk»ذَٰلِكَ=işte bu بِمَا=karşılıktır عَصَوْا=karşı çıkmalarınaوَ=ve كَانُوا=olduklarına يَعْتَدُونَ=haddi aşıyor
 ‎﴾ 113 ﴿‎   لَيْسُوا=değillerdir سَوَاءًۗ=birمِنْ أَهْلِ=‑vardır‑Bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»أُمَّةٌ=bir topluluk«ümmet»قَائِمَةٌ=ayakta dik duranيَتْلُونَ=onlar sayıp dökerler«tilãvet»آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınآنَاءَ=saatlerinde اللَّيْلِ=geceوَ=halde هُمْ=kendileri يَسْجُدُونَ=yere yüz koyarlar«secde»
 ‎﴾ 114 ﴿‎   يُؤْمِنُونَ=onlar inanıp güvenirler«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِ=Ahiretوَ=ve de يَأْمُرُونَ=yapılmasını istediklerini söylerler«emr»بِالْمَعْرُوفِ=«hakka» uygun«ma′rûf»olanların وَ=ve يَنْهَوْنَ=vazgeçilmesini isterler«nehy»عَنِ الْمُنْكَرِ=çirkinliklerden«münker»وَ=ve يُسَارِعُونَ=koşuşanlar فِي الْخَيْرَاتِ=fayda verende ve iyilikte«hayr»وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onlar مِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerdendir«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 115 ﴿‎   وَ=ve مَا=oldukları يَفْعَلُوا=onların yapıyor مِنْ خَيْرٍ=fayda verici ve iyilik«hayr»olarak فَ=şu halde لَنْ يُكْفَرُوهُۗ=asla görmezlikten gelinmeyecektir«küfr_kãfir»kendisiوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِالْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranları«takvã»
 ‎﴾ 116 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَنْ تُغْنِيَ=asla yarar sağlamayacaktır عَنْهُمْ=kendilerine أَمْوَالُهُمْ=malları وَلَا=ne de أَوْلَادُهُمْ=evlatlarıمِنَ اللَّهِ=Allah′a karşı شَيْئًاۖ=herhangi bir şeyeوَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۚ=o Ateş′in«nãr»هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 117 ﴿‎   مَثَلُ=durumu مَا=şeylerin يُنْفِقُونَ=onların uğrunda sarf«infãk»ettikleri فِي=içinde هَٰذِهِ=şu الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَا=dünyaكَمَثَلِ=durumu gibidir رِيحٍ=bir rüzgârın فِيهَا=kendisinde olan صِرٌّ=aşırı soğukأَصَابَتْ=başına gelir حَرْثَ=ekininin قَوْمٍ=bir toplumun«kavm»ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş أَنْفُسَهُمْ=kendi kendilerineفَ=sonra da أَهْلَكَتْهُۚ=mahveden onuوَ=ve مَا ظَلَمَهُمُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmemiştir onlara اللَّهُ=Allah وَلَٰكِنْ=fakat أَنْفُسَهُمْ=kendileri يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ederler
 ‎﴾ 118 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَتَّخِذُوا=edinmeyin بِطَانَةً=sırdaş مِنْ دُونِكُمْ=birbiriniz dışındaلَا يَأْلُونَكُمْ=onlar geri durmazlar sizi خَبَالًا=harabetmedenوَدُّوا=temenni ederler مَا=şeyleri عَنِتُّمْ=zora düşeceğinizقَدْ=emin olun ki بَدَتِ=açığa çıkar الْبَغْضَاءُ=nefret مِنْ أَفْوَاهِهِمْ=onların ağızlarındanوَ=ise مَا=oldukları تُخْفِي=gizliyor صُدُورُهُمْ=göğüslerinin أَكْبَرُۚ=daha «büyük»ağırdırقَدْ=emin olun ki بَيَّنَّا=bildirdik«beyãn»لَكُمُ=size الْآيَاتِۖ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=olduysanız تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 119 ﴿‎   هَا=işte أَنْتُمْ=siz أُولَاءِ=bunlarsınızتُحِبُّونَهُمْ=seversiniz onları وَ=iken لَا يُحِبُّونَكُمْ=onlar sevmez siziوَ=ve تُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirsiniz«îmãn»بِالْكِتَابِ=o «ilâhî» Metine«kitãb»كُلِّهِ=tümüneوَ=ve إِذَا=zaman لَقُوكُمْ=sizinle karşılaştıkları قَالُوا=dediler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»وَ=ise إِذَا=zaman خَلَوْا=yalnız kaldıklarıعَضُّوا=ısırdılar عَلَيْكُمُ=sizin hakkınızda الْأَنَامِلَ=parmak uçlarını مِنَ الْغَيْظِۚ=o hınçtanقُلْ=de ki مُوتُوا=ölün بِ=ile غَيْظِكُمْۗ=hıncınızإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِذَاتِ=özünü الصُّدُورِ=göğüslerin
 ‎﴾ 120 ﴿‎   إِنْ=eğer تَمْسَسْكُمْ=dokunsa size حَسَنَةٌ=bir güzellik«hasen»تَسُؤْهُمْ=canını sıkar onlarınوَ=ve إِنْ=eğer تُصِبْكُمْ=başınıza gelse sizin سَيِّئَةٌ=bir fenalık«seyyiãt»يَفْرَحُوا=sevinirler بِهَاۖ=onaوَ=ve إِنْ=eğer تَصْبِرُوا=yılmadan dayanırsanız«sabr_sãbir»وَ=ve de تَتَّقُوا=kendinizi sakındırırsanız«takvã»لَا يَضُرُّكُمْ=zarar«dırãr»vermez sizde كَيْدُهُمْ=hazırladıkları düzen«keyd»شَيْئًاۗ=bir şeyeإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=onların yapıyor مُحِيطٌ=kuşatandır
 ‎﴾ 121 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit غَدَوْتَ=erkenden gitmiştin مِنْ أَهْلِكَ=ailenden«ehl»تُبَوِّئُ=yerleştirmeye الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»مَقَاعِدَ=mevzilere لِلْقِتَالِۗ=savaş içinوَ=ve اللَّهُ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 122 ﴿‎   إِذْ=bir vakit هَمَّتْ=meyletmişti طَائِفَتَانِ=iki grup مِنْكُمْ=aranızdan أَنْ تَفْشَلَا=zafiyete kapılmayaوَ=iken اللَّهُ=Allah وَلِيُّهُمَاۗ=o ikisinin "destek çıkan yakın"ı«velî_evliyã»وَ=ve عَلَى اللَّهِ=Allah′a فَ=bu halde لْيَتَوَكَّلِ=sırtlarını güvenle dayasınlar«tevekkül»الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 123 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki نَصَرَكُمُ=yardım etmişti size اللَّهُ=Allah بِبَدْرٍ=Bedir′deوَ=iken أَنْتُمْ=siz أَذِلَّةٌۖ=boynu eğik«zillet»فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 124 ﴿‎   إِذْ=bir vakit تَقُولُ=diyorsun ki لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»أَ=mi? لَنْ يَكْفِيَكُمْ=hiç yetmez size أَنْ يُمِدَّكُمْ=yardıma gelmesi size رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb»بِ=ile ثَلَاثَةِ=üç آلَافٍ=bini مِنَ الْمَلَائِكَةِ=meleklerden مُنْزَلِينَ=indirilmiş
 ‎﴾ 125 ﴿‎   بَلَىٰۚ=Evet! إِنْ=eğer تَصْبِرُوا=yılmadan dayanırsanız«sabr_sãbir»وَ=ve de تَتَّقُوا=kendinizi sakındırırsanız«takvã»وَ=ve يَأْتُوكُمْ=varsalar size مِنْ فَوْرِهِمْ=ânınızda هَٰذَا=şuيُمْدِدْكُمْ=yardım eder size رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»بِ=ile خَمْسَةِ=beş آلَافٍ=bini مِنَ الْمَلَائِكَةِ=meleklerden مُسَوِّمِينَ=işaretli 
 ‎﴾ 126 ﴿‎   وَ=ve مَا جَعَلَهُ=yapmadı onu اللَّهُ=Allahإِلَّا=olmasından başka بُشْرَىٰ=bir müjde لَكُمْ=sizeوَ=ve de لِتَطْمَئِنَّ=yatışsın diye قُلُوبُكُمْ=kalpleriniz بِهِۗ=onunlaوَ=ve مَا=değildir النَّصْرُ=o yardım إِلَّا=olmasından başka مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِ=Allah′ınالْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"«azîz»الْحَكِيمِ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”«hakîm»
 ‎﴾ 127 ﴿‎   لِيَقْطَعَ=kesip atsın diye طَرَفًا=bir kısmını مِنَ الَّذِينَ=kimselerden كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»أَوْ=veya يَكْبِتَهُمْ=perişan etsin فَ=sonra da يَنْقَلِبُوا=dönüp gitsinler خَائِبِينَ=hüsrana uğramışlar olarak
 ‎﴾ 128 ﴿‎   لَيْسَ=yoktur لَكَ=senin için مِنَ الْأَمْرِ=o yapılması istenende«emr»شَيْءٌ=bir şeyأَوْ=ya يَتُوبَ=O olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapar«hiddetten merhamete» عَلَيْهِمْ=haklarındaأَوْ=ya da يُعَذِّبَهُمْ=cezalandırır«azãb»onları فَإِنَّهُمْ=olduklarından dolayı ظَالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 129 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve مَا=olanlar فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzündeيَغْفِرُ=O günahlarını örter«mağfiret»لِمَنْ=kimsenin يَشَاءُ=dilediğiوَ=ve يُعَذِّبُ=cezalandırır«azãb»مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediğiوَ=ve de اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 130 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَأْكُلُوا=yemeyin الرِّبَا=faizi«ribã»أَضْعَافًا=katlarla مُضَاعَفَةًۖ=katlanmışوَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
 ‎﴾ 131 ﴿‎   وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»النَّارَ=o Ateş′e«nãr»yönelikالَّتِي=olan أُعِدَّتْ=hazırlanmış لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için
 ‎﴾ 132 ﴿‎   وَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 133 ﴿‎   وَ=ve سَارِعُوا=koşuşunإِلَىٰ مَغْفِرَةٍ=günahların örtülüşüne«mağfiret»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»وَ=ve de جَنَّةٍ=bir Cennet′eعَرْضُهَا=genişliğindedir السَّمَاوَاتُ=gökler وَ=ve الْأَرْضُ=yeryüzüأُعِدَّتْ=hazırlanmıştır لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlar«takvã»için
 ‎﴾ 134 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»eden فِي السَّرَّاءِ=sevinçte«serrã»وَ=ve de الضَّرَّاءِ=sıkıntı durumu(nda)«darrã»وَ=ve الْكَاظِمِينَ=sıkıntısını içinde tutmaya çalışanlar«kezîm»الْغَيْظَ=o hınçlanmanınوَ=ve de الْعَافِينَ=affedenler عَنِ النَّاسِۗ=insanlarıوَ=ise اللَّهُ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananları«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 135 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler إِذَا=zaman فَعَلُوا=yaptıkları فَاحِشَةً=bir ahlaksızlık«fahşa»أَوْ=ya da(zaman) ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettikleri أَنْفُسَهُمْ=kendi kendilerineذَكَرُوا=hatırlarlar«zikr»اللَّهَ=Allah′ıفَ=sonra hemen اسْتَغْفَرُوا=günahlarının örtülmesini dilerler«istiğfar»لِذُنُوبِهِمْ=suçlarının«zenb»وَ=ve مَنْ=kim يَغْفِرُ=günahını örter«mağfiret»الذُّنُوبَ=suçların«zenb»إِلَّا=başka اللَّهُ=Allah′tanوَ=ve لَمْ يُصِرُّوا=onlar ısrar etmezler عَلَىٰ مَا=şeylerde فَعَلُوا=yaptıklarıوَ=iken هُمْ=kendileri يَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 136 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların جَزَاؤُهُمْ=karşılığı«cezã»مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesidir«mağfiret»مِنْ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"leri tarafındanوَ=ve de جَنَّاتٌ=Cennetlerdirتَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklarخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۚ=oranın içindeوَ=ve نِعْمَ=ne güzeldir أَجْرُ=bedeli«ecr»الْعَامِلِينَ=Uğraşanların«ãmil»
 ‎﴾ 137 ﴿‎   قَدْ=emin olun ki خَلَتْ=gelip geçmiştir مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önce سُنَنٌ=uygulanan usuller«sünnet»فَ=şu halde سِيرُوا=dolaşın فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde فَ=sonra da انْظُرُوا=bakınكَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna عَاقِبَةُ=sonunun الْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp durmuşların«tekzîb»
 ‎﴾ 138 ﴿‎   هَٰذَا=bu بَيَانٌ=bir bildiridir«beyãn»لِلنَّاسِ=insanlaraوَ=ve هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve de مَوْعِظَةٌ=bir nasihattir لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlara«takvã»
 ‎﴾ 139 ﴿‎   وَ=ve لَا=ne تَهِنُوا=zayıflık gösterin وَلَا=ne de تَحْزَنُوا=üzülünوَ=ve أَنْتُمُ=sizsiniz الْأَعْلَوْنَ=üstün gelecek olanإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«îmãn»
 ‎﴾ 140 ﴿‎   إِنْ=eğer يَمْسَسْكُمْ=dokunduysa size قَرْحٌ=bir yaraفَ=şu halde قَدْ=emin olun ki مَسَّ=dokunmuştu الْقَوْمَ=o topluma«kavm»قَرْحٌ=bir yara مِثْلُهُۚ=onun dengiوَ=ve تِلْكَ=işte o الْأَيَّامُ=«ceza»günleridirنُدَاوِلُهَا=çevirip durduğumuz kendilerini بَيْنَ=arasında النَّاسِ=insanlarوَ=ve لِيَعْلَمَ=bilmesi içindir اللَّهُ=Allah′ın الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve(için) يَتَّخِذَ=edinmesi مِنْكُمْ=aranızdan شُهَدَاءَۗ=sağlam tanıklar«şehîd»وَ=ve اللَّهُ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenleri«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 141 ﴿‎   وَ=ve لِيُمَحِّصَ=iyice saflaştırması için اللَّهُ=Allah′ın الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve يَمْحَقَ=mahvetmesi الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 142 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? حَسِبْتُمْ=siz sandınız أَنْ تَدْخُلُوا=gireceğinizi الْجَنَّةَ=Cennet′eوَ=ve لَمَّا يَعْلَمِ=daha bilmeden اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimseleri جَاهَدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»eden مِنْكُمْ=aranızdanوَ=ve de يَعْلَمَ=bil(me)den الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenleri«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 143 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki كُنْتُمْ=idiniz تَمَنَّوْنَ=arzuluyor الْمَوْتَ=ölümü مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ تَلْقَوْهُ=onunla karşılaşmadanفَ=sonra قَدْ=emin olun ki رَأَيْتُمُوهُ=gördünüz onuوَ=ise أَنْتُمْ=siz تَنْظُرُونَ=bakıp duruyorsunuz
 ‎﴾ 144 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir مُحَمَّدٌ=Muhammed إِلَّا=başkası رَسُولٌ=bir Elçiden«rasûl»قَدْ خَلَتْ=gelip geçmiştir مِنْ قَبْلِهِ=ondan önce الرُّسُلُۚ=o Elçiler«rasûl»أَ=mi? فَ=şu haldeإِنْ=eğer مَاتَ=o vefat ederse أَوْ=veya قُتِلَ=öldürülürseانْقَلَبْتُمْ=geriye döneceksiniz عَلَىٰ=üzerinde أَعْقَابِكُمْۚ=«ökçe»topuklarınızınوَ=ve مَنْ=kim يَنْقَلِبْ=geriye dönerse عَلَىٰ=üzerinde عَقِبَيْهِ=«ökçe»topuğuفَ=bu durumda لَنْ يَضُرَّ=asla zarar«dırãr»vermeyecektir اللَّهَ=Allah′a شَيْئًاۗ=herhangi birوَ=ve سَيَجْزِي=karşılığını«cezã»verecektir اللَّهُ=Allah الشَّاكِرِينَ=kıymet bilenlerin«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 145 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=yoktur لِنَفْسٍ=bir kişi için أَنْ تَمُوتَ=ölmek إِلَّا=olması dışında بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِ=Allah′ınكِتَابًا=«yazma»yazılarak gerekli kılınmış«kitãb»şekilde مُؤَجَّلًاۗ=bir süreye göreوَ=ve مَنْ=kim يُرِدْ=isterse ثَوَابَ=getirisini«sevãb»الدُّنْيَا=dünyanınنُؤْتِهِ=kendisine veririz مِنْهَا=ondanوَ=ve مَنْ=kim يُرِدْ=isterse ثَوَابَ=getirisini«sevãb»الْآخِرَةِ=Ahiret′inنُؤْتِهِ=kendisine veririz مِنْهَاۚ=ondanوَ=ve سَنَجْزِي=karşılığını«cezã»vereceğiz الشَّاكِرِينَ=kıymet bilenlerin«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 146 ﴿‎   وَ=ve كَأَيِّنْ=‑vardır‑niceleri مِنْ نَبِيٍّ=Peygamberden«nebî»قَاتَلَ=çarpıştığı مَعَهُ=kendisiyle beraber رِبِّيُّونَ=Allah Dostlarının«rabbãnî»كَثِيرٌ=birçokفَ=sonra مَا وَهَنُوا=zayıflık göstermediler لِمَا=şeylerde أَصَابَهُمْ=başlarına gelmiş فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve مَا ضَعُفُوا=acizlik«daîf»göstermedilerوَ=ve de مَا اسْتَكَانُواۗ=boyun eğmedilerوَ=ve اللَّهُ=Allah يُحِبُّ=sever الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenleri«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 147 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=değildi قَوْلَهُمْ=dedikleri إِلَّا=başka أَنْ قَالُوا=demelerindenرَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»اغْفِرْ=günahını ört«mağfiret»لَنَا=bizim çin ذُنُوبَنَا=suçlarımızın«zenb»وَ=ve إِسْرَافَنَا=ölçüyü aşmamızın«isrãf_müsrif»فِي أَمْرِنَا=yapılması istenmiş (veya"yapılmasını istemiş") olduğumuzda«emr»وَ=ve de ثَبِّتْ=sağlam tut أَقْدَامَنَا=ayaklarımızıوَ=ve انْصُرْنَا=yardım et bize عَلَى=karşı الْقَوْمِ=topluma«kavm»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 148 ﴿‎   فَ=böylece آتَاهُمُ=verdi onlara اللَّهُ=Allah ثَوَابَ=getirisini«sevãb»الدُّنْيَا=dünyanınوَ=ve de حُسْنَ=güzelini«hasen»ثَوَابِ=getirisinin«sevãb»الْآخِرَةِۗ=Ahiret′inوَ=ve اللَّهُ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananları«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 149 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِنْ=eğer تُطِيعُوا=benimseyip uyarsanız«ta′at»الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»يَرُدُّوكُمْ=çevirirler sizi عَلَىٰ أَعْقَابِكُمْ=arkanızaفَ=böylece تَنْقَلِبُوا=dönüşürsünüz خَاسِرِينَ=zarar edenlere«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 150 ﴿‎   بَلِ=Hayır! اللَّهُ=Allah′tır مَوْلَاكُمْۖ=himaye edeniniz«mevlã»وَ=ve هُوَ=O خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sidir«hayr»النَّاصِرِينَ=yardımcı olanların«nãsîr»
 ‎﴾ 151 ﴿‎   سَنُلْقِي=salacağız فِي قُلُوبِ=kalplerine الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»الرُّعْبَ=korkuyuبِمَا=karşılık أَشْرَكُوا=«ortak»denkler kabul etmelerine«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′aمَا=olduğu لَمْ يُنَزِّلْ=indirmemiş بِهِ=kendilerine سُلْطَانًاۖ="dayanacak bir şey"«sultãn»وَ=ve مَأْوَاهُمُ=barınacakları yer«me′va»النَّارُۚ=o Ateş′tir«nãr»وَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür مَثْوَى=varacağı yer الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 152 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki صَدَقَكُمُ=sadık kalmış oldu«sıdk_sãdık»size اللَّهُ=Allah وَعْدَهُ=söz verdiği şeyde«va′d»إِذْ=zaman تَحُسُّونَهُمْ=onları imha ettiğiniz بِإِذْنِهِۖ=kendi izniyleحَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman فَشِلْتُمْ=siz zayıf düştüğünüzوَ=ve(zaman) تَنَازَعْتُمْ=çekişip durduğunuz فِي=hakkında الْأَمْرِ=o yapılması istenmiş şey«emr»وَ=ve(zaman) عَصَيْتُمْ=karşı çıktığınızمِنْ بَعْدِ=sonra مَا أَرَاكُمْ=göstermesinden size مَا=şeyi تُحِبُّونَۚ=sevdiğinizمِنْكُمْ=‑vardı‑aranızdan مَنْ=kimseler يُرِيدُ=isteyen الدُّنْيَا=dünyayıوَ=ve مِنْكُمْ=‑vardı‑aranızdan مَنْ=kimseler يُرِيدُ=isteyen الْآخِرَةَۚ=Ahiret′iثُمَّ=sonrasında صَرَفَكُمْ=O geri çevirdi sizi عَنْهُمْ=onlardan لِيَبْتَلِيَكُمْۖ=sınamak«belã» için siziوَ=ve لَقَدْ=emin olun ki عَفَا=cezanızı affetti عَنْكُمْۗ=sizinوَ=ve اللَّهُ=Allah ذُو=sahibidir فَضْلٍ=lütuf«fadl»عَلَى=karşı الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 153 ﴿‎   إِذْ=bir vakit تُصْعِدُونَ=tırmanarak uzaklaşıyordunuz وَ=ve لَا تَلْوُونَ=dönüp bakmıyordunuz عَلَىٰ أَحَدٍ=herhangi bir kimseyeوَ=iken الرَّسُولُ=o Elçi«rasûl»يَدْعُوكُمْ=çağırıyor«duã»sizi فِي أُخْرَاكُمْ=arkanızdanفَ=bunun üzerine أَثَابَكُمْ=O getirisini«sevãb»verdi size غَمًّا=gam olarak بِغَمٍّ=gam üstüneلِكَيْلَا تَحْزَنُوا=üzülmeyin diye عَلَىٰ مَا=şeye فَاتَكُمْ=elinizden kaçan وَلَا=ne de مَا=şeye أَصَابَكُمْۗ=başınıza gelenوَ=ve اللَّهُ=Allah خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=yapmakta
 ‎﴾ 154 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَنْزَلَ=indirdi عَلَيْكُمْ=sizeمِنْ بَعْدِ=ardından الْغَمِّ=o üzüntünün أَمَنَةً=bir güvenنُعَاسًا=bir uyku يَغْشَىٰ=bürüyen طَائِفَةً=bir grubu مِنْكُمْۖ=aranızdanوَ=ve طَائِفَةٌ=bir grup قَدْ=emin olun ki أَهَمَّتْهُمْ=kaygısına düşmüştü أَنْفُسُهُمْ=kendilerininيَظُنُّونَ=zanda bulunuyorlar«zann»بِاللَّهِ=Allah′a karşı غَيْرَ الْحَقِّ=gerçeğe«hakk»aykırı şekildeظَنَّ=kanaatiyle«zann»الْجَاهِلِيَّةِۖ=doğru bilindiği halde yanlış olanın yapılması«cãhiliyye»يَقُولُونَ=diyorlar ki هَلْ=mıdır? لَنَا=‑var‑bizim için مِنَ الْأَمْرِ=bu yapılması istenmiş olanda«emr»مِنْ=herhangi شَيْءٍۗ=bir şeyقُلْ=de إِنَّ=ki الْأَمْرَ=bu yapılması istenmiş şey«emr»كُلَّهُ=tümüyle لِلَّهِۗ=Allah′a aittirيُخْفُونَ=onlar gizliyorlar فِي أَنْفُسِهِمْ=kendi içlerinde مَا=şeyleri لَا يُبْدُونَ=açığa vurmayacakları لَكَۖ=sanaيَقُولُونَ=diyorlar ki لَوْ=eğer كَانَ=olsaydı لَنَا=bizim için مِنَ الْأَمْرِ=bu yapılması istenmiş olanda«emr»شَيْءٌ=bir şeyمَا قُتِلْنَا=öldürülmezdik هَاهُنَاۗ=buradaقُلْ=de ki لَوْ=bile كُنْتُمْ=olsaydınız فِي بُيُوتِكُمْ=evlerinizdeلَبَرَزَ=mutlaka çıkarlardıالَّذِينَ=kimseler كُتِبَ=«yazma»yazılarak gerekli kılınan«kitãb»عَلَيْهِمُ=üzerlerine الْقَتْلُ=öldürülmeإِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْۖ=yatacakları yereوَ=ve لِيَبْتَلِيَ=sınaması«belã» içindir اللَّهُ=Allah′ın مَا=olanı فِي صُدُورِكُمْ=göğüslerinizdeوَ=ve لِيُمَحِّصَ=açığa çıkarması içindir مَا=olanı فِي قُلُوبِكُمْۗ=kalplerinizdeوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِذَاتِ=kendisindekini الصُّدُورِ=göğüslerin
 ‎﴾ 155 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseleri تَوَلَّوْا=sırt çevirip giden«tevellã»مِنْكُمْ=aranızdanيَوْمَ=günü الْتَقَى=karşılaşma الْجَمْعَانِ=iki topluluğun(veya "ordunun")إِنَّمَا=ancak ve sadece اسْتَزَلَّهُمُ=kaydırmak istedi الشَّيْطَانُ=şeytanبِ=karşılık بَعْضِ=kimisine مَا=şeylerin كَسَبُواۖ=edindikleriوَ=ve لَقَدْ=emin olun ki عَفَا=affetti اللَّهُ=Allah عَنْهُمْۗ=onlarıإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»حَلِيمٌ=anlayışlıdır«halîm»
 ‎﴾ 156 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَكُونُوا=olmayın كَالَّذِينَ=kimseler gibi كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve قَالُوا=diyen لِإِخْوَانِهِمْ=kardeşleri içinإِذَا=zaman ضَرَبُوا=sefere çıktıkları فِي الْأَرْضِ=o topraklardaأَوْ=ya da(zaman) كَانُوا=oldukları غُزًّى=savaştaلَوْ=eğer كَانُوا=olsalardı عِنْدَنَا=bizim katımızda مَا مَاتُوا=ölmezlerdi وَ=veya مَا قُتِلُوا=öldürülmezlerdiلِيَجْعَلَ=yapması içindir اللَّهُ=Allah′ın ذَٰلِكَ=işte bunu حَسْرَةً=bir pişmanlık(veya"üzüntü") فِي قُلُوبِهِمْۗ=kalplerindeوَ=ve اللَّهُ=Allah′tır يُحْيِي=hayat veren وَ=ve de يُمِيتُۗ=öldürenوَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=yapmakta بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 157 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer قُتِلْتُمْ=öldürülürseniz فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın أَوْ=ya da مُتُّمْ=ölürsenizلَمَغْفِرَةٌ=kesinlikle günahların örtülmesi«mağfiret»مِنَ اللَّهِ=Allah tarafından وَ=ve de رَحْمَةٌ=merhamet«rahmet»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»مِمَّا=şeylerden يَجْمَعُونَ=onların topladıkları
 ‎﴾ 158 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer مُتُّمْ=ölürseniz أَوْ=veya قُتِلْتُمْ=öldürülürsenizلَإِلَى اللَّهِ=kesinlikle Allah′a تُحْشَرُونَ=toplanacaksınız«haşr»
 ‎﴾ 159 ﴿‎   فَ=sonra بِمَا=sebebiyle رَحْمَةٍ=bir merhamet«rahmet»مِنَ اللَّهِ=Allah′tanلِنْتَ=sen yumuşak davrandın لَهُمْۖ=onlaraوَ=ve لَوْ=eğer كُنْتَ=olsaydın فَظًّا=kaba غَلِيظَ=katı الْقَلْبِ=yürekliلَانْفَضُّوا=kesinlikle dağılır giderlerdi مِنْ حَوْلِكَۖ=çevrendenفَ=şu halde اعْفُ=affet عَنْهُمْ=onlarıوَ=ve اسْتَغْفِرْ=günahlarının örtülmesini dile«istiğfar»لَهُمْ=onlar içinوَ=ve شَاوِرْهُمْ=danış onlara فِي الْأَمْرِۖ=o yapılması gereken şeyi«emr»فَ=sonra da إِذَا=anda عَزَمْتَ=karar kıldığın فَ=bu durumda تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى اللَّهِۚ=Allah′aإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُتَوَكِّلِينَ=sırtını güvenle dayayanları«tevekkül»
 ‎﴾ 160 ﴿‎   إِنْ=eğer يَنْصُرْكُمُ=yardım ederse size اللَّهُ=Allahفَ=o zaman لَا=yoktur غَالِبَ=yenecek لَكُمْۖ=siziوَ=ve إِنْ=eğer يَخْذُلْكُمْ=yüz üstü bırakırsa siziفَ=şu halde مَنْ=kimdir ذَا=o şahıs الَّذِي=olan يَنْصُرُكُمْ=size yardım edecek مِنْ بَعْدِهِۗ=O′ndan sonraوَ=ve عَلَى اللَّهِ=Allah′a فَ=öyleyse لْيَتَوَكَّلِ=sırtlarını güvenle dayasınlar«tevekkül»الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 161 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لِنَبِيٍّ=bir Peygamberin«nebî»أَنْ يَغُلَّۚ=yolsuzluk yapmasıوَ=ve مَنْ=kim يَغْلُلْ=yolsuzluk yaparsaيَأْتِ=getirir بِمَا=şeyi غَلَّ=yolsuzluk yaptığı يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۚ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»ثُمَّ=sonrasında تُوَفَىٰ=tamamen verilir كُلُّ=her نَفْسٍ=kişiye مَا=oldukları كَسَبَتْ=kazanmışوَ=ve de هُمْ=onlara لَا يُظْلَمُونَ=bir "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez
 ‎﴾ 162 ﴿‎   أَ=midir? فَ=şu haldeمَنِ=kimse اتَّبَعَ=katılan«ittebã»رِضْوَانَ=hoşnutluğuna«rıdvãn»اللَّهِ=Allah′ınكَمَنْ=kimse gibi بَاءَ=uğramış بِسَخَطٍ=bir öfkeye مِنَ اللَّهِ=Allah′tanوَ=ve de مَأْوَاهُ=onun barınacağı yer«me′va»جَهَنَّمُۚ=Cehennem′dirوَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 163 ﴿‎   هُمْ=onlar دَرَجَاتٌ=derece derecedirler عِنْدَ=katında اللَّهِۗ=Allah′ınوَ=ve اللَّهُ=Allah بَصِيرٌ=görendir«basîr»بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 164 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki مَنَّ=lütufta bulundu اللَّهُ=Allah عَلَى الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»إِذْ=zaman بَعَثَ=çıkardığı«ba′s»فِيهِمْ=onların arasında رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»مِنْ أَنْفُسِهِمْ=kendi içlerindenيَتْلُوا=sayıp döken«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara آيَاتِهِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»وَ=ve يُزَكِّيهِمْ=arındıran onlarıوَ=ve يُعَلِّمُهُمُ=öğreten kendilerine الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»وَ=ve de الْحِكْمَةَ=şu Hikmet′iوَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كَانُوا=idiler مِنْ قَبْلُ=daha önce لَفِي=kesinlikle içinde ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 165 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمَّا أَصَابَتْكُمْ=gelince başınıza مُصِيبَةٌ=bir musibetقَدْ=emin olun ki أَصَبْتُمْ=getirdiniz başlarına مِثْلَيْهَا=onun iki katınıقُلْتُمْ=dediniz ki أَنَّىٰ=neredendir? هَٰذَاۖ=buقُلْ=de ki هُوَ=o مِنْ عِنْدِ=katındandır أَنْفُسِكُمْۗ=kendi kendinizinإِنَّ=(de)ki اللَّهَ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 166 ﴿‎   وَ=ise مَا=şeyler أَصَابَكُمْ=başınıza gelenيَوْمَ=gün الْتَقَى=karşılaştığı الْجَمْعَانِ=iki topluluğun(veya "ordunun")فَ=şu halde بِ=iledir إِذْنِ=izni اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve لِيَعْلَمَ=O′nun bilmesi içindir الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»
 ‎﴾ 167 ﴿‎   وَ=ve لِيَعْلَمَ=bilmesi içindir الَّذِينَ=kimseleri نَافَقُواۚ=«inançta» ikiyüzlülük«münãfık»edenوَ=ve قِيلَ=denmişti ki لَهُمْ=kendilerineتَعَالَوْا=gelin قَاتِلُوا=savaşın فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınأَوِ=ya da ادْفَعُواۖ=savununقَالُوا=dediler ki لَوْ=eğer نَعْلَمُ=bilseydik قِتَالًا=savaşmayı لَاتَّبَعْنَاكُمْۗ=kesinlikle katılırdık«ittebã»sizeهُمْ=onlar لِلْكُفْرِ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmeye«küfr_kãfir»يَوْمَئِذٍ=o gün أَقْرَبُ=daha yakındı مِنْهُمْ=onlardaki لِلْإِيمَانِۚ=inanıp güvenmeden«îmãn»يَقُولُونَ=söylüyorlar بِأَفْوَاهِهِمْ=ağızlarıyla مَا=şeyi لَيْسَ=olmayan فِي قُلُوبِهِمْۗ=kalplerindeوَ=iken اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilen بِمَا=olduklarını يَكْتُمُونَ=içlerinde saklıyor
 ‎﴾ 168 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselere قَالُوا=diyen لِإِخْوَانِهِمْ=kardeşleri için وَ=iken قَعَدُوا=oturmuşلَوْ=eğer أَطَاعُونَا=benimseyip uysalardı«ta′at»bize مَا قُتِلُواۗ=öldürülmezlerdiقُلْ=de ki فَ=şu halde ادْرَءُوا=savın عَنْ أَنْفُسِكُمُ=kendinizden الْمَوْتَ=ölümüإِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 169 ﴿‎   وَ=ve لَا تَحْسَبَنَّ=sanma sakın الَّذِينَ=kimseleri قُتِلُوا=öldürülen فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınأَمْوَاتًاۚ=ölüler olarakبَلْ=yok aslında! أَحْيَاءٌ=diridir عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»يُرْزَقُونَ=«nimetlerden» faydalandırılıyorlar«rızk»
 ‎﴾ 170 ﴿‎   فَرِحِينَ=sevinirler بِمَا=olduklarına آتَاهُمُ=kendilerine vermiş اللَّهُ=Allah′ın مِنْ فَضْلِهِ=lütfundan«fadl»وَ=ve يَسْتَبْشِرُونَ=müjdelemek isterler بِالَّذِينَ=kimselere لَمْ يَلْحَقُوا=henüz katılmamış بِهِمْ=kendilerine مِنْ خَلْفِهِمْ=arkalarından«halef»أَلَّا=olmadığını خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=onlaraوَلَا=ne de هُمْ=kendilerinin يَحْزَنُونَ=üzüleceğini
 ‎﴾ 171 ﴿‎   يَسْتَبْشِرُونَ=müjdelemek isterler بِنِعْمَةٍ=bir nimeti مِنَ اللَّهِ=Allah′tanوَ=ve de فَضْلٍ=bir lütfu«fadl»وَ=ve أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın لَا يُضِيعُ=heba etmeyecekأَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»
 ‎﴾ 172 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir اسْتَجَابُوا=karşılık verenلِلَّهِ=Allah′a وَ=ve الرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl»مِنْ بَعْدِ=sonra مَا أَصَابَهُمُ=isabet etmesinden size الْقَرْحُۚ=o yaraلِلَّذِينَ=‑vardır‑ kimseler için أَحْسَنُوا=güzel davranan«ihsãn_muhsin»مِنْهُمْ=onlardan وَ=ve(için) اتَّقَوْا=kendini sakındıranlar«takvã»أَجْرٌ=bir bedel«ecr»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 173 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir قَالَ=dediği لَهُمُ=kendilerine النَّاسُ=insanlarınإِنَّ=ki النَّاسَ=insanlar قَدْ=kesinlikle جَمَعُوا=bir araya gelmişler لَكُمْ=size karşıفَ=şu halde اخْشَوْهُمْ=çekinin«huşû» onlardanفَ=bunun üzerine زَادَهُمْ=artırdı onlarda إِيمَانًا=inanç ve güveni«îmãn»وَ=ve قَالُوا=dediler ki حَسْبُنَا=yeter bize اللَّهُ=Allahوَ=ve نِعْمَ=ne güzel الْوَكِيلُ=sırtı emniyetle dayayacak kimsedir«vekîl»
 ‎﴾ 174 ﴿‎   فَ=böylece انْقَلَبُوا=geri döndüler بِنِعْمَةٍ=bir nimetle مِنَ اللَّهِ=Allah′tan وَ=ve(ile) فَضْلٍ=bir lütuf«fadl»لَمْ يَمْسَسْهُمْ=kendilerine dokunmadı سُوءٌ=bir fenalık«sú»وَ=ve اتَّبَعُوا=katıldılar«ittebã»رِضْوَانَ=hoşnutluğuna«rıdvãn»اللَّهِۗ=Allah′ınوَ=ve اللَّهُ=Allah ذُو=sahibidir فَضْلٍ=lütuf«fadl»عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 175 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece ذَٰلِكُمُ=işte bu الشَّيْطَانُ=şeytan يُخَوِّفُ=korkutur أَوْلِيَاءَهُ="destek çıkan yakın"larından«velî_evliyã»فَ=öyleyse لَا تَخَافُوهُمْ=korkmayın onlardan وَ=ve خَافُونِ=korkun Bendenإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenmiş«mü′min»
 ‎﴾ 176 ﴿‎   وَ=ve لَا يَحْزُنْكَ=üzmesin seni الَّذِينَ=kimseler يُسَارِعُونَ=koşuşan فِي الْكُفْرِۚ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelişte«küfr_kãfir»إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَنْ يَضُرُّوا=asla zarar«dırãr»vermeyecekler اللَّهَ=Allah′a شَيْئًاۗ=herhangi birيُرِيدُ=istiyor اللَّهُ=Allah أَلَّا يَجْعَلَ=oluşturmamak لَهُمْ=onlar için حَظًّا=bir pay فِي الْآخِرَةِۖ=Ahiret′teوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 177 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler اشْتَرَوُا=satın alan الْكُفْرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelişi«küfr_kãfir»بِ=karşılık الْإِيمَانِ=inanıp güvenmeye«îmãn»لَنْ يَضُرُّوا=asla zarar«dırãr»vermezler اللَّهَ=Allah′a شَيْئًا=herhangi birوَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 178 ﴿‎   وَ=ve لَا يَحْسَبَنَّ=sanmasınlar sakın الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»أَنَّمَا=ki نُمْلِي=süre tanımamız لَهُمْ=kendilerine خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»لِأَنْفُسِهِمْۚ=kendileri içinإِنَّمَا=ancak ve sadece نُمْلِي=Biz süre veririz لَهُمْ=onlaraلِيَزْدَادُوا=artıracaklar diye إِثْمًاۚ=günahı«ism_esîm»وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُهِينٌ=alçaltıcı
 ‎﴾ 179 ﴿‎   مَا كَانَ=değildir اللَّهُ=Allah لِيَذَرَ=bırakacak الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»عَلَىٰ مَا=olduğunuza أَنْتُمْ=sizin عَلَيْهِ=üzerindeحَتَّىٰ=kadar يَمِيزَ=ayırıncaya الْخَبِيثَ=pis olanı«habîs»مِنَ الطَّيِّبِۗ=temizden«tayyib»وَ=ve مَا كَانَ=değildir اللَّهُ=Allah لِيُطْلِعَكُمْ=haberdar kılacak sizi عَلَى الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»e«ğayb»وَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah يَجْتَبِي=seçer مِنْ رُسُلِهِ=Elçilerinden«rasûl»مَنْ=kimseyi يَشَاءُۖ=dilediğiفَ=öyleyse آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رُسُلِهِۚ=Elçilerine«rasûl»وَ=ve إِنْ=eğer تُؤْمِنُوا=inanıp güvenirseniz«îmãn»وَ=ve de تَتَّقُوا=kendinizi sakındırırsanız«takvã»فَ=şu halde لَكُمْ=‑vardır‑sizin için أَجْرٌ=bir bedel«ecr»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 180 ﴿‎   وَ=ve لَا يَحْسَبَنَّ=sakın sanmasınlar ki الَّذِينَ=kimseler يَبْخَلُونَ=cimrilik edenبِمَا=olduklarıyla آتَاهُمُ=onlara vermiş اللَّهُ=Allah′ın مِنْ فَضْلِهِ=lütfundan«fadl»هُوَ=o خَيْرًا="faydalı ve iyi"dir«hayr»لَهُمْۖ=kendileri içinبَلْ=yok aslında! هُوَ=o شَرٌّ=zararlı ve kötüdür«şerr»لَهُمْۖ=kendileri içinسَيُطَوَّقُونَ=boyunlarına dolandırılacaktır مَا=şeyler بَخِلُوا=cimrilik ettikleri بِهِ=kendisiyle يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۗ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مِيرَاثُ=mirası السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve de الْأَرْضِۗ=yeryüzününوَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=yapıyor خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»
 ‎﴾ 181 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki سَمِعَ=işitti اللَّهُ=Allah قَوْلَ=söylediğini الَّذِينَ=kimselerin قَالُوا=diyenإِنَّ=ki اللَّهَ=Allah فَقِيرٌ=fakirdir وَ=oysa نَحْنُ=biz أَغْنِيَاءُۘ=zenginizسَنَكْتُبُ=kayıt altına alacağız«ketb»مَا=şeyleri قَالُوا=onların dedikleriوَ=ve de قَتْلَهُمُ=etkisiz kılmalarını(veya”öldürmelerini”) الْأَنْبِيَاءَ=Peygamberleri«nebî»بِغَيْرِ=olmayan şekilde حَقٍّ=hakka uygun«hakk»وَ=ve نَقُولُ=diyeceğiz ki ذُوقُوا=tadın عَذَابَ=cezasını«azãb»الْحَرِيقِ=yangın
 ‎﴾ 182 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِمَا=olduğuna karşılıktır قَدَّمَتْ=yapıp öne sürmüş أَيْدِيكُمْ=ellerinizinوَ=ve أَنَّ=şöyle ki اللَّهَ=Allah لَيْسَ=değildir بِظَلَّامٍ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edecek لِلْعَبِيدِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlere
 ‎﴾ 183 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir قَالُوا=diyen إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah عَهِدَ=Sözleşme«ahd»yaptı إِلَيْنَا=bizleأَلَّا نُؤْمِنُ=inanıp güvenmeyelim«îmãn»diye لِرَسُولٍ=bir Elçiye«rasûl»حَتَّىٰ=kadar يَأْتِيَنَا=bize getirinceye بِقُرْبَانٍ=bir kurban تَأْكُلُهُ=yiyeceği kendisini النَّارُۗ=o Ateş′in«nãr»قُلْ=de ki قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=gelmişti size رُسُلٌ=Elçiler«rasûl»مِنْ قَبْلِي=benden önceبِالْبَيِّنَاتِ=o açık delillerle«beyyine»وَ=ve بِالَّذِي=şeylerle قُلْتُمْ=dediğinizفَ=öyleyse لِمَ=niçin? قَتَلْتُمُوهُمْ=etkisiz kıldınız(veya "öldürdünüz") onlarıإِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 184 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كَذَّبُوكَ=yalancı sayıp durdularsa«tekzîb»seniفَ=şu halde قَدْ=emin ol ki كُذِّبَ=yalancı sayılıp durulmuştu«tekzîb»رُسُلٌ=Elçiler«rasûl»مِنْ قَبْلِكَ=senden önceجَاءُوا=getirdiler بِالْبَيِّنَاتِ=o açık delilleri«beyyine»وَ=ve الزُّبُرِ=o yazma parçalarını«zebûr»وَ=ve de الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metni«kitãb»الْمُنِيرِ=aydınlatıcı
 ‎﴾ 185 ﴿‎   كُلُّ=her نَفْسٍ=nefis ذَائِقَةُ=tadacak(olan)dır الْمَوْتِۗ=ölümüوَ=ve إِنَّمَا=ancak ve sadece تُوَفَوْنَ=eksiksiz verilir size أُجُورَكُمْ=bedelleriniz«ecr»يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۖ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»فَ=bu durumda مَنْ=kim زُحْزِحَ=çekilip kurtarılırsa عَنِ النَّارِ=o Ateş′ten«nãr»وَ=ve de أُدْخِلَ=sokulursa الْجَنَّةَ=Cennet′eفَ=şu halde قَدْ=emin olun ki فَازَۗ=o kurtulup murada ermiştir«fevz»وَ=ve مَا=değildir الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَا=dünyaإِلَّا=başkası مَتَاعُ=bir geçimlik varlıktan الْغُرُورِ=aldatıcı
 ‎﴾ 186 ﴿‎   لَتُبْلَوُنَّ=kesinlikle sınanacaksınız«belã»فِي أَمْوَالِكُمْ=mallarınız konusunda وَ=ve de أَنْفُسِكُمْ=nefislerinizوَ=ve لَتَسْمَعُنَّ=kesinlikle duyacaksınızمِنَ الَّذِينَ=kimselerden أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önceوَ=ve مِنَ الَّذِينَ=kimselerden أَشْرَكُوا=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»أَذًى=can yakıcı şeyler كَثِيرًاۚ=çokوَ=ve إِنْ=eğer تَصْبِرُوا=yılmadan dayanırsanız«sabr_sãbir»وَ=ve de تَتَّقُوا=kendinizi sakındırırsanız«takvã»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ عَزْمِ=kararlılık gerektirenlerindendir الْأُمُورِ=o yapılması istenmiş olan şeylerin«emr»
 ‎﴾ 187 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَخَذَ=almıştı اللَّهُ=Allah مِيثَاقَ=Taahhütünü«mîsak»الَّذِينَ=kimselerin أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»لَتُبَيِّنُنَّهُ=kesinlikle bildireceksiniz«beyãn»onu لِلنَّاسِ=insanlara وَ=ve de لَا تَكْتُمُونَهُ=gizlemeyeceksiniz onuفَ=bunun üzerine نَبَذُوهُ=onlar attılar onu وَرَاءَ=ardına ظُهُورِهِمْ=sırtlarınınوَ=ve اشْتَرَوْا=karşılığında aldılar بِهِ=onun ثَمَنًا=bir para قَلِيلًاۖ=azıcıkفَ=o halde بِئْسَ=ne kötü şey مَا=oldukları يَشْتَرُونَ=karşılığında almakta
 ‎﴾ 188 ﴿‎   لَا تَحْسَبَنَّ=sanma sakın الَّذِينَ=kimseler يَفْرَحُونَ=sevinen بِمَا=şeylerle أَتَوْا=ettikleriوَ=ve de يُحِبُّونَ=seven أَنْ يُحْمَدُوا=övülmeyi«hamd»بِمَا=şeylerle لَمْ يَفْعَلُوا=yapmadıklarıفَ=şu halde لَا تَحْسَبَنَّهُمْ=sanma sakın onlara بِمَفَازَةٍ=‑vardır‑bir kurtularak rahata erme«fevz»مِنَ الْعَذَابِۖ=o cezadan«azãb»وَ=oysa لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 189 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve de الْأَرْضِۗ=yeryüzününوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=herşeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 190 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي خَلْقِ=‑vardır‑yaratılışında السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününوَ=ve de اخْتِلَافِ=birbirinin ardından gelişinde«halef»اللَّيْلِ=gecenin وَ=ve النَّهَارِ=gündüzünلَآيَاتٍ=açık işaretler«ãyet»لِأُولِي=sahipleri için الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb»
 ‎﴾ 191 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَذْكُرُونَ=anan«zikr»اللَّهَ=Allah′ı قِيَامًا=ayakta وَ=ve قُعُودًا=oturarak وَ=ve عَلَىٰ=üzerinde جُنُوبِهِمْ=yanlarıوَ=ve de يَتَفَكَّرُونَ=kafa yorarlar«tefekkür»فِي=hakkında خَلْقِ=yaratılışı السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününرَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»مَا خَلَقْتَ=yaratmadın هَٰذَا=bunu بَاطِلًا=uyduruk ve asılsız«bãtıl»şekildeسُبْحَانَكَ=Sen «zanlardan» aşkınsın«subhãn»فَ=şu halde قِنَا=koru bizi عَذَابَ=cezasından«azãb»النَّارِ=o Ateş«nãr»
 ‎﴾ 192 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Sen مَنْ=kimi تُدْخِلِ=sokarsan النَّارَ=o Ateş′e«nãr»فَ=şu halde قَدْ=kesinlikle أَخْزَيْتَهُۖ=utanca«hızy»sokmuşsundur onuوَ=ve de مَا=yoktur لِلظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlere«zulm_zãlim»مِنْ أَنْصَارٍ=Yardım Edecekler«ensãr»
 ‎﴾ 193 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»إِنَّنَا=şu bir gerçek ki biz سَمِعْنَا=işittik مُنَادِيًا=bir davetçiيُنَادِي=çağıran لِلْإِيمَانِ=inanıp güvenmeye«îmãn»أَنْ آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»diye بِرَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»فَ=bunun üzerine آمَنَّاۚ=inandık ve güvendik«îmãn»رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»فَ=şu halde اغْفِرْ=günahını ört«mağfiret»لَنَا=bizim için ذُنُوبَنَا=suçlarımızın«zenb»وَ=ve كَفِّرْ=görmezlikten gel«küfr_kãfir»عَنَّا=bizden سَيِّئَاتِنَا=fenalıklarımızı«seyyiãt»وَ=ve تَوَفَّنَا=canımızı al مَعَ=beraber الْأَبْرَارِ=iyi davranışta bulunanlarla«birr_ebrãr»
 ‎﴾ 194 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»وَ=bir de آتِنَا=ver bize مَا=olduğunu وَعَدْتَنَا=bize söz vermiş«va′d»عَلَىٰ رُسُلِكَ=Senin Elçilerine«rasûl»وَ=ve لَا تُخْزِنَا=utanç verme«hızy» bize يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۗ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Sen لَا تُخْلِفُ=dönmezsin«hulf»الْمِيعَادَ=o verilmiş sözden«va′d»
 ‎﴾ 195 ﴿‎   فَ=bunun üzerine اسْتَجَابَ=karşılık olarak dedi لَهُمْ=onlara رَبُّهُمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»أَنِّي=olduğunu ki Ben لَا أُضِيعُ=heba etmeyeceğim عَمَلَ=yaptığını عَامِلٍ=bir Uğraşanın«ãmil»مِنْكُمْ=aranızdanمِنْ ذَكَرٍ=erkekler içerisinden أَوْ=veya(içerisinden) أُنْثَىٰۖ=kadınlarبَعْضُكُمْ=kiminiz مِنْ بَعْضٍۖ=kimindensinizفَ=şu halde الَّذِينَ=kimseleri هَاجَرُوا=göç eden«muhãcir»وَ=ve(ya) أُخْرِجُوا=dışarı çıkarılan«ihrãc»مِنْ دِيَارِهِمْ=yurtlarındanوَ=ve(ya) أُوذُوا=sıkıntıya sokulan فِي سَبِيلِي=benim yolumda«sebîl»وَ=ve(ya) قَاتَلُوا=vuruşan وَ=ve(ya) قُتِلُوا=öldürülenلَأُكَفِّرَنَّ=kesinlikle görmezlikten geleceğim«küfr_kãfir»عَنْهُمْ=onlardan سَيِّئَاتِهِمْ=fenalıklarını«seyyiãt»وَ=ve لَأُدْخِلَنَّهُمْ=muhakkak sokacağım onları جَنَّاتٍ=Cennetlere تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklarثَوَابًا=bir getiri«sevãb»olarak مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِۗ=Allah′ınوَ=ve اللَّهُ=Allah′ın عِنْدَهُ=kendisinin katındadır حُسْنُ=en güzeli«hasen»الثَّوَابِ=getirinin«sevãb»
 ‎﴾ 196 ﴿‎   لَا يَغُرَّنَّكَ=aldatmasın sakın seni تَقَلُّبُ=dolaşması الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»فِي الْبِلَادِ=şehirlerde
 ‎﴾ 197 ﴿‎   مَتَاعٌ=bir geçimlik varlıktır قَلِيلٌ=azıcıkثُمَّ=sonrasında مَأْوَاهُمْ=barınacakları yer«me′va»جَهَنَّمُۚ=Cehennem′dirوَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür الْمِهَادُ=o yatılacak yer
 ‎﴾ 198 ﴿‎   لَٰكِنِ=fakat الَّذِينَ=kimseler اتَّقَوْا=kendini sakındıran«takvã»رَبَّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»yönelikلَهُمْ=‑vardır‑onlar için جَنَّاتٌ=Cennetlerتَجْرِي=akar مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklarخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oradaنُزُلًا=ağırlanmadır مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِۗ=Allah′ınوَ=ve مَا=olanlar عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allahخَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلْأَبْرَارِ=iyi davranışta bulunanlar«birr_ebrãr»için
 ‎﴾ 199 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki مِنْ أَهْلِ=‑vardır‑Bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لَمَنْ=kesinlikle kimseler يُؤْمِنُ=inanıp güvenen«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكُمْ=sizeوَ=ve de مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْهِمْ=kendilerineخَاشِعِينَ=saygılıdırlar لِلَّهِ=Allah′a karşıلَا يَشْتَرُونَ=satmazlar بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ثَمَنًا=bir paraya قَلِيلًاۗ=azıcıkأُولَٰئِكَ=işte لَهُمْ=‑vardır‑onlara أَجْرُهُمْ=bedelleri«ecr»عِنْدَ=katında رَبِّهِمْۗ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَرِيعُ=çabuktur الْحِسَابِ=hesapta
 ‎﴾ 200 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»اصْبِرُوا=yılmadan dayanın«sabr_sãbir»وَ=ve صَابِرُوا=zorluklara göğüs gerin«sabr_sãbir»وَ=ve رَابِطُوا=hazır bulununوَ=ve de اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
Âyet Metni : (Âl-i İmrân.1) (3. Cüz | 50. Sayfa)
Okunuşu :
1. "
(Âl-i İmrân.1) Grameri
الٓمٓ : Alif Laam Meem ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu