Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ey o bütün insan kömeleri! Sakının o Rabbınıza karşı gelmekten ki sizleri bir tek nefisten yarattı, ondan eşini yarattı da ikisinden bir çok erkekler ve dişiler üretti, sakının o Allaha karşı gelmekten ki siz onun ve o rahimlerin hurmetine biribirinizden dilek dilersiniz, çünkü o Allah üzerinizde gözcü bulunuyor
B.Bayraklı
1. Ey insanlar! Sizi tek bir cevherden/nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinizden sakınınız. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakınınız. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.
A.Bayındır
1. Ey insanlar! Sizi (atanız Âdem’i) nefsi vahideden /tek bir özden[1*] yaratan, eşini[2*] de ondan /o özden[3*] yaratan ve o ikisinden pek çok erkeği ve kadını yeryüzüne yayan[4*] Rabbinize karşı yanlış yapmaktan sakının! Adıyla birbirinizden istekte bulunduğunuz Allah’a ve size, kan bağı ile akraba olanlara karşı yanlış yapmaktan da sakının! Şüphesiz Allah sizi görüp gözetendir.[1*] Allah, insanlığın atası olan Âdem ve eşini nefsi vahideden /tek bir özden yaratmıştır (En’âm 6/98, A’râf 7/189, Zümer 39/6). İnsanın ahirette yeniden yaratılışı da ilk yaratılış gibi olacaktır (A’râf 7/29, Lokman 31/28). Tek bir özden yaratılan ilk insanın nutfesi, çamurdan süzülerek oluşturulan çoklu bir karışımdır (Mü'minûn 23/12, İnsan 76/2) Bu nutfe, insan soyunda meni ile ölçülendirilen mai mehinden süzülen bir nutfe yani anne ile babadan gelen üreme hücrelerinin (mai mehin /yumurta ve mai dafık /sperm) birleşmesiyle oluşan döllenmiş yumurtadır (Mü’ninûn 23/13, Secde 32/7-8, Necm 53/46, Kıyamet 75/37, Mürselat 77/20-21). Âdem ile Havva’nın nutfesiyle onların soyunun nutfesi içerik olarak aynı olmakla birlikte oluşumları farklıdır. Her insan, Âdem ile Havva’nın soyundandır. Allah, dilleri ve renkleri farklılaştırmış (Rum 30/22), birbirlerini tanımaları için onları milletlere ve boylara ayırmıştır (Hucurat 49/13). [2*] Eş anlamına gelen zevc kelimesi Kur’an’da hem erkek hem de kadın için kullanılır. Zevc kelimesinin dişili olan zevce fasih arapçada yoktur. (Nahl 16/72, Rum 30/21, Şûrâ 42/11). İkisi de nefs-i vahideden yani tek bir özden yaratılmıştır. (A'râf 7/189; İnsan 76/1-2).[3*] Ayette geçen nefs-i vahide bir sıfat tamlamasıdır. Nefs kelimesi lafzen müennes olduğu için sıfatı olan vahide kelimesi de müennes gelmiştir. Âdem’in eşinin de o nefs-i vahideden yaratıldığını ifade için müennes olan minha (منها) “ondan” zamiri kullanılmıştır. Sonra Allah Âdem ile Havva’yı birbirine eş yapmış ve insan soyu, onlarla başlamıştır (Bakara 2/35, A’râf 7/19).[4*] Hucurat 49/13.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan (onun özünden/maddesinden) eşini var eden ve her ikisinden birçok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize gönülden bağlanarak emirlerine itaat edin ve kötülüklerden sakının! Kendisi adına (Allah aşkına, Allah’a yemin olsun, Allah şahittir ki… gibi yemin edip) birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının, emirlerine sımsıkı sarılın ve aranızdaki komşuluk/akrabalık bağlarını koparmamaya özen gösterin! Unutmayın ki Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.* Bkz. 7/189 * Bu sûre “Ey insanlar” ifadesiyle başlayan hac suresi ile birlikte iki sureden biridir.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabâlık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözetleyicidir.
İngilizce Kelime Meali
يٰٓأَيُّهَا=O النَّاسُ=mankind! اتَّقُوا=Fear رَبَّكُمُ=your Lord الَّذِى=the One Who خَلَقَكُم=created you مِّن=from نَّفْسٍ=a soul وٰحِدَةٍ=single وَخَلَقَ=and created مِنْهَا=from it زَوْجَهَا=its mate وَبَثَّ=and dispersed مِنْهُمَا=from both of them رِجَالاً كَثِيرًا=many men وَنِسَآءًۚ=and women. وَاتَّقُوا=And fear اللَّهَ=Allah الَّذِى=(through) Whom تَسَآءَلُونَ=you ask بِهِۦ=[with it] وَالْأَرْحَامَۚ=and the wombs. إِنَّ=Indeed, اللَّهَ=Allah كَانَ=is عَلَيْكُمْ=over you رَقِيبًا=Ever‑Watchful.
(4) Nisâ Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»رَبَّكُمُ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»yönelikالَّذِي=olan خَلَقَكُمْ=sizi yaratmış مِنْ نَفْسٍ=nefisten(veya "kişiden") وَاحِدَةٍ=bir tekوَ=ve خَلَقَ=yaratmıştır مِنْهَا=ondan(o:nefis) زَوْجَهَا=onun(o:nefis)eşiniوَ=ve بَثَّ=yaymıştır مِنْهُمَا=o ikisinden رِجَالًا=erkekler كَثِيرًا=birçok وَ=ve نِسَاءًۚ=kadınlarوَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikالَّذِي=olduğunuz تَسَاءَلُونَ=birbirinizden istekte bulunuyor بِهِ=Kendisiyleوَ=ve de الْأَرْحَامَۚ=akrabalıklara yönelikإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلَيْكُمْ=üzerinizde رَقِيبًا=gözetleyici
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=ve آتُوا=verin الْيَتَامَىٰ=yetimlere أَمْوَالَهُمْۖ=mallarınıوَ=ve لَا تَتَبَدَّلُوا=değiştirmeyin الْخَبِيثَ=pisi«habîs»بِالطَّيِّبِۖ=temiz«tayyib»ileوَ=ve de لَا تَأْكُلُوا=yemeyin أَمْوَالَهُمْ=onların mallarını إِلَىٰ=ile أَمْوَالِكُمْۚ=kendi mallarınızإِنَّهُ=şu bir gerçek ki bu كَانَ=olandır حُوبًا=bir kabahat كَبِيرًا=«büyük»ağır
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer خِفْتُمْ=siz korkarsanız أَلَّا تُقْسِطُوا=hakkaniyetli olmayacağınızdan«kıst»فِي=hakkında الْيَتَامَىٰ=yetim kızlarفَ=o zaman انْكِحُوا=nikahlayın مَا=olanı طَابَ=temiz لَكُمْ=sizin için مِنَ النِّسَاءِ=kadınlardan مَثْنَىٰ=ikişer وَ=veya ثُلَاثَ=üçer وَ=veya رُبَاعَۖ=dörderفَ=şu halde إِنْ=eğer خِفْتُمْ=siz korkarsanız أَلَّا تَعْدِلُوا=denklik«adl»sağlamayacağınızdanفَ=o zaman da وَاحِدَةً=bir tanedir أَوْ=yahut مَا=olduğudur مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُكُمْۚ=gücünüzünذَٰلِكَ=işte budur أَدْنَىٰ=en uygun أَلَّا تَعُولُوا=dengeden(veya”sadakatten”) sapmamanıza
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve آتُوا=verin النِّسَاءَ=o kadınlara«sûrenin adıdır»صَدُقَاتِهِنَّ=bağışlanıp bırakılacakları onlara«dişil»«sadaka»نِحْلَةًۚ=gönül hoşluğuylaفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer طِبْنَ=bağışlarlarsa لَكُمْ=size عَنْ شَيْءٍ=herhangi bir şey مِنْهُ=ondan نَفْسًا=kendiliklerindenفَ=o zaman كُلُوهُ=yiyin onu هَنِيئًا=zevkle مَرِيئًا=iç huzuruyla
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve لَا تُؤْتُوا=vermeyin السُّفَهَاءَ=aklı ermeyenlere«sefîh»أَمْوَالَكُمُ=mallarınızıالَّتِي=olduğu جَعَلَ=yapmış اللَّهُ=Allah′ın لَكُمْ=sizin için قِيَامًا=bir destekوَ=ve ارْزُقُوهُمْ=«nimetlerden» faydalandırın«rızk»onları فِيهَا=onlardaki(onlar:mallar) وَ=ve de اكْسُوهُمْ=giydirin onlarıوَ=ve قُولُوا=deyin لَهُمْ=onlara قَوْلًا=söz مَعْرُوفًا=«hakka» uygun«ma′rûf»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve ابْتَلُوا=sınayın«belã»الْيَتَامَىٰ=yetimleriحَتَّىٰ=kadar إِذَا=zamana بَلَغُوا=varacakları النِّكَاحَ=nikahaفَ=bu durumda إِنْ=eğer آنَسْتُمْ=farkederseniz مِنْهُمْ=onlarda رُشْدًا=bir akıl erişkinliği«rüşd»فَ=o zaman ادْفَعُوا=verin إِلَيْهِمْ=kendilerine أَمْوَالَهُمْۖ=mallarınıوَ=ve لَا تَأْكُلُوهَا=yemeyin onları إِسْرَافًا=ölçüyü aşarak«isrãf_müsrif»وَ=ve بِدَارًا=acele ederek أَنْ يَكْبَرُواۚ=büyüyecekler diyeوَ=ve مَنْ=kimse كَانَ=olan غَنِيًّا=”ihtiyaçsız ve eksiksiz”«ğaniyy»فَ=bu durumda لْيَسْتَعْفِفْۖ=kendini tutsunوَ=ise مَنْ=kimse كَانَ=olan فَقِيرًا=yoksul فَ=o zaman لْيَأْكُلْ=yesin بِالْمَعْرُوفِۚ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekildeفَ=sonra da إِذَا=zaman دَفَعْتُمْ=geri verdiğiniz إِلَيْهِمْ=onlara أَمْوَالَهُمْ=mallarını فَ=bu durumda أَشْهِدُوا=tanık«şãhid» bulundurun عَلَيْهِمْۚ=yanlarındaوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah حَسِيبًا=hesap görmeye
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لِلرِّجَالِ=‑vardır‑ erkeklere نَصِيبٌ=pay مِمَّا=şeylerden تَرَكَ=geride bıraktıkları الْوَالِدَانِ=ana‑babanın وَ=ve الْأَقْرَبُونَ=akrabanınوَ=ve de لِلنِّسَاءِ=‑vardır‑ kadınlara نَصِيبٌ=pay مِمَّا=şeylerden تَرَكَ=geride bıraktıkları الْوَالِدَانِ=ana‑babanın وَ=ve الْأَقْرَبُونَ=akrabanınمِمَّا=şeylerden قَلَّ=az olsun مِنْهُ=ondan أَوْ=veya كَثُرَۚ=çok olsun نَصِيبًا=bir hisse مَفْرُوضًا=tayin edilmiş«farîdat»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman حَضَرَ=hazır bulundukları الْقِسْمَةَ=o bölüşümde أُولُوٰ=olanlar الْقُرْبَىٰ=yakınlığıوَ=ve الْيَتَامَىٰ=yetimler وَ=ve الْمَسَاكِينُ=zavallılar«miskîn»فَ=o zaman ارْزُقُوهُمْ=faydalandırın«rızk»onları مِنْهُ=ondanوَ=ve قُولُوا=deyin لَهُمْ=onlara قَوْلًا=bir kelam مَعْرُوفًا=«hakka» uygun«ma′rûf»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve لْيَخْشَ=çekinsinler«huşû»الَّذِينَ=olanlar لَوْ=eğer تَرَكُوا=bıraksalardı مِنْ خَلْفِهِمْ=artlarından yerlerine geçeceklerden«halef»ذُرِّيَّةً="devam eden soy"lar«zurriyyãt»ضِعَافًا=aciz«daîf»durumdaخَافُوا=korkacak عَلَيْهِمْ=onlar hakkındaفَ=sonra da لْيَتَّقُوا=kendilerini sakındırsınlar«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve لْيَقُولُوا=söylesinler قَوْلًا=laf سَدِيدًا=doğru
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَأْكُلُونَ=yiyen أَمْوَالَ=mallarını الْيَتَامَىٰ=yetimlerin ظُلْمًا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ileإِنَّمَا=ancak ve sadece يَأْكُلُونَ=yerler فِي=içine بُطُونِهِمْ=karınlarının نَارًاۖ=bir ateş«nãr»وَ=ve سَيَصْلَوْنَ=ileride ateşe gireceklerdir سَعِيرًا=bir ”Tutuşturulmuş”ta«saîr»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   يُوصِيكُمُ=tembih edip bırakır«vasıyyet»size اللَّهُ=Allahفِي=hakkında أَوْلَادِكُمْۖ=çocuklarınızلِلذَّكَرِ=erkeğe مِثْلُ=dengini حَظِّ=payının الْأُنْثَيَيْنِۚ=iki kadınınفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كُنَّ=iseler نِسَاءً=kadınlar فَوْقَ=üzerinde اثْنَتَيْنِ=ikininفَ=o zaman لَهُنَّ=onlarındır«dişil» ثُلُثَا=üçte ikisi مَا=olduğunun تَرَكَۖ=bırakmışوَ=ve إِنْ=eğer كَانَتْ=o ise«dişil» وَاحِدَةً=tek kişi فَ=o zaman لَهَا=onundur«dişil» النِّصْفُۚ=yarısıوَ=ve لِأَبَوَيْهِ=onun«eril» ana‑babasınadır لِكُلِّ=her وَاحِدٍ=birinin مِنْهُمَا=o ikisinden السُّدُسُ=altıda biri مِمَّا=şeylerden تَرَكَ=geride bıraktığıإِنْ=eğer كَانَ=bulunuyorsa لَهُ=onun«eril» وَلَدٌۚ=çocuğuفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ يَكُنْ=bulunmuyorsa لَهُ=onun«eril» وَلَدٌ=çocuğu وَ=ve de وَرِثَهُ=varis oluyorsa ona«eril» أَبَوَاهُ=onun«eril» ana‑babasıفَ=o zaman لِأُمِّهِ=onun«eril» annesinindir الثُّلُثُۚ=üçte birفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كَانَ=bulunuyorsa لَهُ=onun«eril» إِخْوَةٌ=kardeşleri فَ=o zaman لِأُمِّهِ=onun«eril» annesinindir السُّدُسُۚ=altıda birمِنْ بَعْدِ=sonradır وَصِيَّةٍ=vasiyetten«vasıyyet»يُوصِي=tembih edip bırakacağı«vasıyyet»بِهَا=kendisini أَوْ=ya da دَيْنٍۗ=borçtanآبَاؤُكُمْ=babalarınızın وَ=ve أَبْنَاؤُكُمْ=oğullarınızın لَا تَدْرُونَ=bilmezsiniz أَيُّهُمْ=hangisi أَقْرَبُ=daha yakındır لَكُمْ=size نَفْعًاۚ=yararı dokunmadaفَرِيضَةً=tayin edilmiş miktarlar«farîdat»مِنَ اللَّهِۗ=Allah tarafındandırإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve لَكُمْ=sizindir نِصْفُ=yarısı مَا=olduklarının تَرَكَ=bırakmış أَزْوَاجُكُمْ=eşlerinizinإِنْ=eğer لَمْ يَكُنْ=bulunmuyorsa لَهُنَّ=onlara ait«dişil» وَلَدٌۚ=çocukفَ=şu halde إِنْ=eğer كَانَ=bulunuyorsa لَهُنَّ=onlara ait«dişil» وَلَدٌ=çocukفَ=o zaman لَكُمُ=sizindir الرُّبُعُ=dörtte biri مِمَّا=şeylerden تَرَكْنَۚ=geride bıraktıklarıمِنْ بَعْدِ=sonra وَصِيَّةٍ=vasiyetten«vasıyyet»يُوصِينَ=tembih edip bıraktıkları«vasıyyet»بِهَا=kendisini أَوْ=veya دَيْنٍۚ=borçtanوَ=ve لَهُنَّ=onlarındır«dişil» الرُّبُعُ=dörtte biri مِمَّا=şeylerden تَرَكْتُمْ=geride bıraktığınızإِنْ=eğer لَمْ يَكُنْ=bulunuyorsa لَكُمْ=size ait وَلَدٌۚ=çocukفَ=şu halde إِنْ=eğer كَانَ=bulunuyorsa لَكُمْ=size ait وَلَدٌ=çocuk فَ=o zaman لَهُنَّ=onlarındır«dişil» الثُّمُنُ=sekizde biri مِمَّا=şeylerden تَرَكْتُمْۚ=geride bıraktığınızمِنْ بَعْدِ=sonra وَصِيَّةٍ=vasiyetten«vasıyyet»تُوصُونَ=tembih edip bırakacağınız«vasıyyet»بِهَا=kendisini أَوْ=veya دَيْنٍۗ=borçtanوَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=ise رَجُلٌ=erkek يُورَثُ=miras bırakan كَلَالَةً=kelâle biriأَوِ=veya(ise) امْرَأَةٌ=kadın وَ=ve(ise) لَهُ=‑var‑kendisinin أَخٌ=bir erkek kardeşi أَوْ=veya أُخْتٌ=bir kız kardeşiفَ=o zaman لِكُلِّ وَاحِدٍ=aittir herbirine مِنْهُمَا=o ikisinden السُّدُسُۚ=altıda birفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كَانُوا=olsalar أَكْثَرَ=daha fazla مِنْ ذَٰلِكَ=işte bundanفَ=o zaman هُمْ=onlar شُرَكَاءُ=ortaktırlar«şerîk»فِي الثُّلُثِۚ=üçte birdeمِنْ بَعْدِ=sonradır وَصِيَّةٍ=vasiyetten«vasıyyet»يُوصَىٰ=tembih edip bırakılmış«vasıyyet»بِهَا=kendisi أَوْ=veya دَيْنٍ=borçtanغَيْرَ=olmadan مُضَارٍّۚ=zarar vericiوَصِيَّةً=bir bırakılmış tembihtir«vasıyyet»مِنَ اللَّهِۗ=Allah′tan وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَلِيمٌ=anlayışlıdır«halîm»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   تِلْكَ=bunlar حُدُودُ=sınırlarıdır اللَّهِۚ=Allah′ınوَ=ve مَنْ=kim يُطِعِ=benimseyip uyarsa«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=O′nun Elçisine«rasûl»يُدْخِلْهُ=sokar onu جَنَّاتٍ=Cennetlereتَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklarخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۚ=oranın içindeوَ=ve ذَٰلِكَ=işte budur الْفَوْزُ=o kurtularak murada eriş«fevz»الْعَظِيمُ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve de مَنْ=kim يَعْصِ=karşı çıkarsa اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=O′nun Elçisine«rasûl»وَ=ve يَتَعَدَّ=aşarsa حُدُودَهُ=O′nun sınırlarınıيُدْخِلْهُ=sokar onu نَارًا=bir ateşe«nãr»خَالِدًا=yerleşip kalmak«hãlid»üzere فِيهَا=oranın içindeوَ=ve لَهُ=‑vardır‑onun için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُهِينٌ=alçaltıcı
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve اللَّاتِي=kimselere يَأْتِينَ=işleyen الْفَاحِشَةَ=o ahlaksızlığı«fahşa»مِنْ نِسَائِكُمْ=kadınlarınızdanفَ=bu durumda اسْتَشْهِدُوا=tanık«şãhid» getirin عَلَيْهِنَّ=onlara karşı«dişil» أَرْبَعَةً=dördünü مِنْكُمْۖ=aranızdanفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer شَهِدُوا=tanıklık«şãhid» ederlerseفَ=o zaman أَمْسِكُوهُنَّ=tutun onları«dişil» فِي الْبُيُوتِ=evlerdeحَتَّىٰ=kadar يَتَوَفَّاهُنَّ=gerçekleşinceye onlara«dişil» الْمَوْتُ=ölümأَوْ=ya da(kadar) يَجْعَلَ=oluşturuncaya اللَّهُ=Allah لَهُنَّ=onlar için«dişil» سَبِيلًا=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve اللَّذَانِ=iki kişiye«eril» يَأْتِيَانِهَا=işleyen onu مِنْكُمْ=aranızdanفَ=bu durumda آذُوهُمَاۖ=canını yakın o ikisininفَ=şu halde إِنْ=eğer تَابَا=olumsuzluktan dönüş yaparlarsa«tevbe_tevvãb»وَ=ve أَصْلَحَا=kendilerini düzeltirlerse«ıslah_sulh»فَ=o zaman أَعْرِضُوا=aldırış etmeyin«iğ′rãd»عَنْهُمَاۗ=o ikisineإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır تَوَّابًا=olumsuzluktan çok dönücü«hiddetten merhamete»«tevbe_tevvãb»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece التَّوْبَةُ=o olumsuzluktan geri dönüş«tevbe_tevvãb»عَلَى=göre اللَّهِ=Allah′a لِلَّذِينَ=kimseler içindirيَعْمَلُونَ=yapan السُّوءَ=bir fenalık«sú»بِجَهَالَةٍ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yaparak«cãhil»ثُمَّ=sonrasında يَتُوبُونَ=olumsuzluktan dönüş yapan«tevbe_tevvãb»مِنْ قَرِيبٍ=hemen yakın(zaman)da«karîb»فَ=sonra da أُولَٰئِكَ=onlardır يَتُوبُ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yaptığı«hiddetten merhamete» اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِمْۗ=haklarındaوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve لَيْسَتِ=değildir التَّوْبَةُ=o ”olumsuzluktan dönüş”«tevbe_tevvãb»لِلَّذِينَ=kimseler için يَعْمَلُونَ=yapan السَّيِّئَاتِ=fenalıklar«seyyiãt»حَتَّىٰ=kadar إِذَا=zamana حَضَرَ=gelip çattığı أَحَدَهُمُ=onların birine الْمَوْتُ=ölümقَالَ=diyen إِنِّي=ki ben تُبْتُ=olumsuzluktan dönüş yaptım«tevbe_tevvãb»الْآنَ=şimdiوَلَا=ne de(için) الَّذِينَ=kimseler يَمُوتُونَ=ölen وَ=iken هُمْ=kendileri كُفَّارٌۚ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlarأُولَٰئِكَ=işte onların أَعْتَدْنَا=hazırlamışızdır لَهُمْ=kendilerine عَذَابًا=bir ceza«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا يَحِلُّ=serbest«helãl»değildir لَكُمْ=size أَنْ تَرِثُوا=mirasçı olmanız النِّسَاءَ=kadınlara كَرْهًاۖ=hoşlanmayarakوَلَا=ne de تَعْضُلُوهُنَّ=sıkıştırmanız(veya"engellemeniz") onları«dişil» لِتَذْهَبُوا=götürmeniz için بِبَعْضِ=kimini مَا=olduklarınızın آتَيْتُمُوهُنَّ=sizin onlara«dişil» vermişإِلَّا=hariç أَنْ يَأْتِينَ=etmeleri بِفَاحِشَةٍ=bir ahlaksızlık«fahşa»مُبَيِّنَةٍۚ=apaçık«mübîn»وَ=ve عَاشِرُوهُنَّ=geçinin onlarla«dişil» بِالْمَعْرُوفِۚ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekildeفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كَرِهْتُمُوهُنَّ=hoşlanmazsanız onlardan«dişil»فَ=o zaman عَسَىٰ=olur ki أَنْ تَكْرَهُوا=sizin hoşlanmadığınız شَيْئًا=bir şeydirوَ=iken يَجْعَلَ=yapar اللَّهُ=Allah فِيهِ=onda خَيْرًا=fayda ve iyilik«hayr»كَثِيرًا=çok
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer أَرَدْتُمُ=isterseniz اسْتِبْدَالَ=değiştirmeyi زَوْجٍ=bir eşi مَكَانَ=yerine زَوْجٍ=bir eşinوَ=ve آتَيْتُمْ=vermiş olsanız إِحْدَاهُنَّ=onlardan«dişil» birine قِنْطَارًا=kantarlarcasınıفَ=şu halde لَا تَأْخُذُوا=almayın مِنْهُ=ondan(o:verilen) شَيْئًاۚ=bir şeyأَ=mısınız? تَأْخُذُونَهُ=alacak onu بُهْتَانًا=iftira ile وَ=ve إِثْمًا=günah«ism_esîm»ile مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve كَيْفَ=nasıl? تَأْخُذُونَهُ=alırsınız onuوَ=iken قَدْ=kesinlikle أَفْضَىٰ=birleşmiş(ilişkiye girmiş) بَعْضُكُمْ=kiminiz إِلَىٰ بَعْضٍ=kimiyleوَ=iken أَخَذْنَ=onlar almışlar مِنْكُمْ=sizden مِيثَاقًا=bir taahhüt«mîsak»غَلِيظًا=sağlam
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَا تَنْكِحُوا=nikahlamayınمَا=olduklarını نَكَحَ=nikahlamış آبَاؤُكُمْ=babalarınızın مِنَ النِّسَاءِ=kadınlardanإِلَّا=hariç مَا=olanlar قَدْ=bu arada سَلَفَۚ=geçmişإِنَّهُ=şu bir gerçek ki o كَانَ=idi فَاحِشَةً=bir ahlaksızlık«fahşa»وَ=ve مَقْتًا=kızdırıcı bir hususturوَ=ve سَاءَ=ne fenadır«sú»سَبِيلًا=yol«sebîl»olarak
 ‎﴾ 23 ﴿‎   حُرِّمَتْ=yasak«haram»kılındı عَلَيْكُمْ=sizeأُمَّهَاتُكُمْ=analarınız وَ=ve بَنَاتُكُمْ=kızlarınız وَ=ve أَخَوَاتُكُمْ=kız kardeşlerinizوَ=ve عَمَّاتُكُمْ=halalarınız وَ=ve خَالَاتُكُمْ=teyzelerinizوَ=ve بَنَاتُ=kızları الْأَخِ=erkek kardeşinوَ=ve بَنَاتُ=kızları الْأُخْتِ=kız kardeşinوَ=ve أُمَّهَاتُكُمُ=analarınız اللَّاتِي=olan أَرْضَعْنَكُمْ=sizi emzirmişوَ=ve أَخَوَاتُكُمْ=kardeşleriniz مِنَ الرَّضَاعَةِ=sütوَ=ve أُمَّهَاتُ=anaları نِسَائِكُمْ=kadınlarınızınوَ=ve رَبَائِبُكُمُ=üvey kızlarınız اللَّاتِي=olan فِي حُجُورِكُمْ=himayenizde مِنْ نِسَائِكُمُ=kadınlarınızdan اللَّاتِي=olduğunuz دَخَلْتُمْ=birleşmiş بِهِنَّ=kendileriyle«dişil»فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ تَكُونُوا=henüz değilseniz دَخَلْتُمْ=birleşmiş بِهِنَّ=kendileriyle«dişil»فَ=şu halde لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكُمْ=üzerinizeوَ=ve حَلَائِلُ=karıları أَبْنَائِكُمُ=oğullarınızın الَّذِينَ=olan مِنْ أَصْلَابِكُمْ=kendi soyunuzdanوَ=ve أَنْ تَجْمَعُوا=bir araya gelmeniz بَيْنَ=ile الْأُخْتَيْنِ=iki kız kardeşإِلَّا=hariçtir مَا=olanlar قَدْ=bu arada سَلَفَۗ=geçmişإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve de(yasak kılındı) الْمُحْصَنَاتُ=«evlilikle» koruma altına alınmış kadınlar مِنَ النِّسَاءِ=kadınlar içerisindenإِلَّا=dışında مَا=oldukları مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُكُمْۖ=gücünüzünكِتَابَ=«yazma»yazarak gerekli kıldığıdır«kitãb»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْۚ=sizeوَ=ve أُحِلَّ=serbest«helãl»kılındı لَكُمْ=sizeمَا=olan وَرَاءَ=ötesinde ذَٰلِكُمْ=işte bununأَنْ=diye تَبْتَغُوا=olmanın arayışında olun بِأَمْوَالِكُمْ=mallarınızla مُحْصِنِينَ=«evlilikle» koruma altına alınmış adamlarغَيْرَ=değil de مُسَافِحِينَۚ=zina eden adamlarفَ=bunun üzerine مَا=şeye اسْتَمْتَعْتُمْ=yararlandığınız بِهِ=kendisiyle مِنْهُنَّ=onlardan«dişil»فَ=şu halde آتُوهُنَّ=verin onlara«dişil» أُجُورَهُنَّ=bedellerini«dişil»«ecr»فَرِيضَةًۚ=tayin edilmiş miktarda«farîdat»وَلَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكُمْ=üzerinize فِيمَا=olduğunuzda تَرَاضَيْتُمْ=karşılıklı kabul etmiş بِهِ=onunla ilgiliمِنْ بَعْدِ=ardından الْفَرِيضَةِۚ=o tayin edilmiş miktarın«farîdat»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimse لَمْ يَسْتَطِعْ=güç yetiremeyen«istitãat»مِنْكُمْ=aranızdan طَوْلًا=kudret olarakأَنْ يَنْكِحَ=nikahlamaya الْمُحْصَنَاتِ=«evlilikle» koruma altına alınacak kadınları الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenmiş«mü′min»فَ=o zaman مِنْ مَا=‑vardır‑olduklarınızdan مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُكُمْ=gücünüzün مِنْ فَتَيَاتِكُمُ=kız çalışanlarınız içerisinden«fetã»الْمُؤْمِنَاتِۚ=inanıp güvenmiş«mü′min»وَ=ve اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِإِيمَانِكُمْۚ=sizin inanç ve güveninizi«îmãn»بَعْضُكُمْ=kiminiz مِنْ بَعْضٍۚ=kimindensinizفَ=öyleyse انْكِحُوهُنَّ=nikahlayın onları«dişil» بِإِذْنِ=izniyle أَهْلِهِنَّ=kendi«dişil» ailelerinin«ehl»وَ=ve آتُوهُنَّ=verin onlara«dişil» أُجُورَهُنَّ=kendi«dişil» bedellerini«ecr»بِالْمَعْرُوفِ=«hakka» uygun«ma′rûf»şekildeمُحْصَنَاتٍ=«evlilikle» koruma altına alınan kadınlar olarakغَيْرَ=değil de مُسَافِحَاتٍ=zina eden kadınlarوَلَا=ne de مُتَّخِذَاتِ=edinmiş kadınlar أَخْدَانٍۚ=gizli sevgiliفَ=sonra da إِذَا=iken أُحْصِنَّ=«evlilikle» koruma altına alınmışفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer أَتَيْنَ=ederlerse بِفَاحِشَةٍ=bir ahlaksızlık«fahşa»فَ=o zaman عَلَيْهِنَّ=‑vardır‑aleyhlerine«dişil» نِصْفُ=yarısı مَا=olanın عَلَى الْمُحْصَنَاتِ=«evlilikle» koruma altına alınmış kadının مِنَ الْعَذَابِۚ=cezasından«azãb»ذَٰلِكَ=işte bu لِمَنْ=içindir خَشِيَ=çekinenler«huşû»الْعَنَتَ=zora düşmekten مِنْكُمْۚ=aranızdanوَ=ise أَنْ تَصْبِرُوا=yılmadan dayanmanız«sabr_sãbir»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْۗ=sizin içinوَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   يُرِيدُ=istiyor اللَّهُ=Allah لِيُبَيِّنَ=bildirmeyi«beyãn»لَكُمْ=sizeوَ=ve يَهْدِيَكُمْ=yolunu göstermeyi«hüdã»size سُنَنَ=uyguladığı usullerin«sünnet»الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden öncekiler içerisindenوَ=ve يَتُوبَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapmayı«hiddetten merhamete» عَلَيْكُمْۗ=hakkınızdaوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah يُرِيدُ=istiyor أَنْ يَتُوبَ=olumsuzluktan dönüş«tevbe_tevvãb»yapmak«hiddetten merhamete» عَلَيْكُمْ=hakkınızdaوَ=oysa يُرِيدُ=istiyorlar الَّذِينَ=kimseler يَتَّبِعُونَ=katılan«ittebã»الشَّهَوَاتِ=canlarının çektiklerine«şehvet»أَنْ تَمِيلُوا=sapmanızı مَيْلًا=bir sapmayla عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   يُرِيدُ=istiyor اللَّهُ=Allah أَنْ يُخَفِّفَ=hafifletmek عَنْكُمْۚ=sizdenوَ=iken خُلِقَ=yaratılmış الْإِنْسَانُ=insan ضَعِيفًا=aciz«daîf»olarak
 ‎﴾ 29 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَأْكُلُوا=yemeyin أَمْوَالَكُمْ=mallarınızı بَيْنَكُمْ=aranızda بِالْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsız«bãtıl»şeylerleإِلَّا=hariç أَنْ تَكُونَ=olması تِجَارَةً=ticaretin عَنْ تَرَاضٍ=karşılıklı kabul ederek مِنْكُمْۚ=aranızdaوَ=ve de لَا تَقْتُلُوا=etkisiz hale getirmeyin(veya "öldürmeyin") أَنْفُسَكُمْۚ=kendi kendiniziإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِكُمْ=size رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَفْعَلْ=yaparsa ذَٰلِكَ=işte bunu عُدْوَانًا=düşmanlıkla وَ=ve de ظُلْمًا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ileفَ=şu halde سَوْفَ=ileride نُصْلِيهِ=yanmaya sokacağız onu نَارًاۚ=bir ateşte«nãr»وَ=ve كَانَ=olandır ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى اللَّهِ=Allah′a يَسِيرًا=kolay
 ‎﴾ 31 ﴿‎   إِنْ=eğer تَجْتَنِبُوا=uzak durursanız كَبَائِرَ=ağırlarına مَا=şeylerin تُنْهَوْنَ=vazgeçmeniz istenen«nehy»عَنْهُ=kendisindenنُكَفِّرْ=görmezlikten geliriz«küfr_kãfir»عَنْكُمْ=sizin سَيِّئَاتِكُمْ=fenalıklarınızı«seyyiãt»وَ=ve نُدْخِلْكُمْ=sokarız sizi مُدْخَلًا=bir yere كَرِيمًا=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve لَا تَتَمَنَّوْا=heveslenmeyin مَا=şeylere فَضَّلَ=üstte tuttuğu«fadl»اللَّهُ=Allah′ın بِهِ=onunla بَعْضَكُمْ=kiminizi عَلَىٰ=üzerine بَعْضٍۚ=kimininلِلرِّجَالِ=‑vardır‑ erkeklere نَصِيبٌ=pay مِمَّا=şeylerden اكْتَسَبُواۖ=kazandıklarıوَ=ve de لِلنِّسَاءِ=‑vardır‑ kadınlara نَصِيبٌ=pay مِمَّا=şeylerden اكْتَسَبْنَۚ=kazandıklarıوَ=ve اسْأَلُوا=isteyin اللَّهَ=Allah′tan مِنْ فَضْلِهِۗ=O′nun lütfunu«fadl»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمًا=bilir«alîm»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve لِكُلٍّ=her birine جَعَلْنَا=kıldık مَوَالِيَ=varislerمِمَّا=şeylerden تَرَكَ=geride bıraktıkları الْوَالِدَانِ=ana‑babanın وَ=ve الْأَقْرَبُونَۚ=akrabanınوَ=ve الَّذِينَ=kimselere عَقَدَتْ=akde bağladığı«dişil» أَيْمَانُكُمْ=yeminlerinizin فَ=şu halde(veya"hemen") آتُوهُمْ=verin نَصِيبَهُمْۚ=hisseleriniإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلَىٰ=üzerinde كُلِّ شَيْءٍ=herşey شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   الرِّجَالُ=erkekler قَوَّامُونَ=kollayıcıdır«kavvam»عَلَى=üzerinde النِّسَاءِ=kadınlarınبِمَا=nedeniyle فَضَّلَ=üstte tutması اللَّهُ=Allah′ın بَعْضَهُمْ=kiminizi عَلَىٰ=üzerine بَعْضٍ=kimininوَ=ve بِمَا=nedeniyle أَنْفَقُوا=uğrunda sarf etmeleri«eril»«infãk»مِنْ أَمْوَالِهِمْۚ=«eril»mallarındanفَ=o halde الصَّالِحَاتُ=düzgün«sãlih_sãlihãt»kadınlar قَانِتَاتٌ=«Allah» karşısında hürmetle duranlardır«kãnit»حَافِظَاتٌ=muhafaza edenlerdir لِلْغَيْبِ=gizli olanı(görülmeyeni)«ğayb»بِمَا=karşılık حَفِظَ=muhafaza etmesine اللَّهُۚ=Allah′ınوَ=ve اللَّاتِي=kimselere«dişil» تَخَافُونَ=korktuğunuz«eril» نُشُوزَهُنَّ=geçimsizliklerinden«dişil» فَ=bu durumda عِظُوهُنَّ=nasihat edin«eril» onlara«dişil»وَ=veya اهْجُرُوهُنَّ=yalnız bırakın«eril» onları«dişil» فِي الْمَضَاجِعِ=yataklarda وَ=ve اضْرِبُوهُنَّۖ=uzak tutun«eril» onları(*)«dişil»فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer أَطَعْنَكُمْ=benimseyip uyarlarsa«ta′at»size فَ=o zaman لَا تَبْغُوا=arayışında olmayın«eril» عَلَيْهِنَّ=onların aleyhine«dişil» سَبِيلًاۗ=bir yolun«sebîl»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلِيًّا=yüce«alî»كَبِيرًا=büyük«kebîr»(*) darabe fiili kullanımı içinbkz 43.5 ayeti
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer خِفْتُمْ=korkarsanız شِقَاقَ=ters düşmeden بَيْنِهِمَا=o ikisinin arasındaفَ=o zaman ابْعَثُوا=çıkarın«ba′s»حَكَمًا=bir hakem مِنْ أَهْلِهِ=onun«eril» ailesinden«ehl»وَ=ve حَكَمًا=bir hakem مِنْ أَهْلِهَا=onun«dişil» ailesinden«ehl»إِنْ=eğer يُرِيدَا=isterlerse إِصْلَاحًا=arayı düzeltmeyi«ıslah_sulh»يُوَفِّقِ=uzlaşmayı sağlar اللَّهُ=Allah بَيْنَهُمَاۗ=o ikisinin arasındaإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلِيمًا=bilen«alîm»خَبِيرًا=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′aوَ=ve لَا تُشْرِكُوا=«ortak»denkler kabul etmeyin«şirk_müşrik»بِهِ=O′na شَيْئًاۖ=herhangi bir şeyiوَ=ve بِالْوَالِدَيْنِ=‑vardır‑ana‑babaya إِحْسَانًا=güzel davranış«ihsãn_muhsin»وَ=ve بِذِي=olanlara الْقُرْبَىٰ=yakınlığı وَ=ve الْيَتَامَىٰ=yetimlereوَ=ve الْمَسَاكِينِ=zavallılara«miskîn»وَ=ve الْجَارِ=komşuya ذِي=olan الْقُرْبَىٰ=yakınlığıوَ=ve الْجَارِ=komşuya الْجُنُبِ=uzakوَ=ve الصَّاحِبِ=tanıdığa«eshãb_sãhib»بِالْجَنْبِ=yakındakiوَ=ve ابْنِ السَّبِيلِ=yolcuya(yolu«sebîl» devam edene)وَ=ve مَا=olduklarına مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُكُمْۗ=gücünüzünإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez مَنْ=kimseleri كَانَ=olan مُخْتَالًا=kendini beğenmiş فَخُورًا=övünen
 ‎﴾ 37 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَبْخَلُونَ=cimrilik edenوَ=ve de يَأْمُرُونَ=yapılmasını istediğini söyleyen«emr»النَّاسَ=insanlara بِالْبُخْلِ=cimriliğinوَ=ve يَكْتُمُونَ=gizleyen مَا=olduğunu آتَاهُمُ=onlara vermiş اللَّهُ=Allah′ın مِنْ فَضْلِهِۗ=lütfundan«fadl»وَ=oysa أَعْتَدْنَا=biz hazırladık لِلْكَافِرِينَ=o «ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»عَذَابًا=bir ceza«azãb»مُهِينًا=alçaltıcı
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»eden أَمْوَالَهُمْ=mallarını رِئَاءَ=gösterişe النَّاسِ=insanlaraوَ=ve لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَلَا=ne de بِالْيَوْمِ=gününe الْآخِرِۗ=Ahiretوَ=ve مَنْ=kimin يَكُنِ=ise الشَّيْطَانُ=şeytan لَهُ=kendisinin قَرِينًا=beraber olduğu«karîn»فَ=bu durumda سَاءَ=ne fena«sú»قَرِينًا=bir beraber olunandır«karîn»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve مَاذَا=ne olurdu عَلَيْهِمْ=onlara لَوْ=keşke آمَنُوا=inanıp güvenselerdi«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِ=Ahiretوَ=ve أَنْفَقُوا=uğrunda sarf«infãk»etselerdi مِمَّا=şeylerden رَزَقَهُمُ=onları faydalandırdığı«rızk»اللَّهُۚ=Allah′ınوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah بِهِمْ=onları عَلِيمًا=bilir«alîm»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَظْلِمُ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmez مِثْقَالَ=kadar ذَرَّةٍۖ=zerreوَ=ve إِنْ=eğer تَكُ=olsa حَسَنَةً=bir güzel davranış«ihsãn_muhsin»يُضَاعِفْهَا=kat kat yapar onuوَ=ve de يُؤْتِ=verir مِنْ لَدُنْهُ=katından أَجْرًا=bir bedel«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   فَ=şu halde كَيْفَ=nice olur?إِذَا=zaman جِئْنَا=getirdiğimiz مِنْ كُلِّ=her أُمَّةٍ=topluluktan«ümmet»بِشَهِيدٍ=sağlam bir tanık«şehîd»وَ=ve(zaman) جِئْنَا=getirdiğimiz بِكَ=seni عَلَىٰ=üzerine هَٰؤُلَاءِ=onların شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   يَوْمَئِذٍ=o gün يَوَدُّ=temenni ederlerالَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve de عَصَوُا=karşı çıkan الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl»لَوْ تُسَوَّىٰ=bir(veya"karışıp yok") olsalar بِهِمُ=kendileri الْأَرْضُ=yeryüzüneوَ=ve لَا يَكْتُمُونَ=gizlemeyeceklerdir اللَّهَ=Allah′tan حَدِيثًا=herhangi bir söz
 ‎﴾ 43 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَقْرَبُوا=yaklaşmayın الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namaza«salãt»وَ=iken أَنْتُمْ=siz سُكَارَىٰ=sarhoşحَتَّىٰ=kadar تَعْلَمُوا=bilinceye مَا=şeyi تَقُولُونَ=dediğinizوَلَا=ne de جُنُبًا=cünüp olarakإِلَّا=olmanız dışında عَابِرِي=katediyor سَبِيلٍ=bir yol«sebîl»حَتَّىٰ=kadar تَغْتَسِلُواۚ=yıkanıncayaوَ=ve إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مَرْضَىٰ=hastaأَوْ=yahut عَلَىٰ سَفَرٍ=bir yolculuktaأَوْ=yahut جَاءَ=gelmişse أَحَدٌ=biriniz مِنْكُمْ=aranızdan مِنَ الْغَائِطِ=tuvalettenأَوْ=yahut da لَامَسْتُمُ=dokunmuşsanız النِّسَاءَ=kadınlaraفَ=bunun üzerine لَمْ تَجِدُوا=bulmadıysanız مَاءً=suفَ=o zaman تَيَمَّمُوا=yönelin«teyemmum»صَعِيدًا=toprağa(veya"zemine") طَيِّبًا=temiz«tayyib»فَ=sonra da امْسَحُوا=el sürün«mesh»بِوُجُوهِكُمْ=yüzlerinize وَ=ve أَيْدِيكُمْۗ=ellerinizeإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَفُوًّا=çok affeder«afüvv»غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الَّذِينَ=kimseleri أُوتُوا=verilmiş نَصِيبًا=bir pay مِنَ الْكِتَابِ=«ilâhî» Metinden«kitãb»يَشْتَرُونَ=satın alıyorlar الضَّلَالَةَ=o yolu saşırmayı«dalãl»وَ=ve يُرِيدُونَ=istiyorlar أَنْ تَضِلُّوا=saşırmanızı«dalãl»السَّبِيلَ=o yolu«sebîl»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilir بِأَعْدَائِكُمْۚ=sizin düşmanlarınızıوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»olarakوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr» olarak
 ‎﴾ 46 ﴿‎   مِنَ الَّذِينَ=kimselerden bazısı هَادُوا=Yahudi olanيُحَرِّفُونَ=anlamını kaydırıyorlar«tahrif»الْكَلِمَ=o kelamın(sözün)«kelime_kelimãt»عَنْ مَوَاضِعِهِ=yerindenوَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar ki سَمِعْنَا=işittik وَ=ve عَصَيْنَا=toplandık(*)وَ=ve اسْمَعْ=dinle! غَيْرَ مُسْمَعٍ=dinlenilme haddimize değil!(**) وَ=ve رَاعِنَا=yönlendir( ) biziلَيًّا=çarpıtarak بِأَلْسِنَتِهِمْ=dilleriyleوَ=ve طَعْنًا=dil uzatarak فِي الدِّينِۚ=o dine«dîn»وَ=oysa لَوْ=keşke أَنَّهُمْ=olsalardı قَالُوا=demiş سَمِعْنَا=işittik وَ=ve أَطَعْنَا=benimseyip uyduk«ta′at»وَ=ve اسْمَعْ=dinle! وَ=ve انْظُرْنَا=gözet( *) biziلَكَانَ=kesinlikle olurdu خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"«hayr»لَهُمْ=kendileri için وَ=ve أَقْوَمَ=daha sağlamوَلَٰكِنْ=fakat لَعَنَهُمُ=dışlar ve horlar«la′net»onları اللَّهُ=Allah بِ=karşılık كُفْرِهِمْ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmelerine«küfr_kãfir»فَ=şu halde لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»إِلَّا=hariç قَلِيلًا=pek az(*) ′asaynâ′ aynı zamandaisyan ettik anlamına gelir(**) ′ğayre musmai′ aynı zamandadinlenilmezsin anlamına gelir( ) ′rainâ′ bizi yönlendir demekolduğu gibi kinayeli olarak bizeçobanlık yap da demektir( *) ′unzurnâ′ bizi gözetanlamındadır ′rainâ′ kelimesi başkaanlama çekilebildiği halde ′unzurnâ′kelimesi başka anlama çekilemeyenbir kelimedir
 ‎﴾ 47 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»بِمَا=şeye نَزَّلْنَا=indirdiğimiz مُصَدِّقًا=tasdik edici«tasdîk_musaddik»olarak لِمَا=olanı مَعَكُمْ=beraberinizdeمِنْ قَبْلِ=öncesinde أَنْ نَطْمِسَ=gözden kaybetmemiz وُجُوهًا=bazı yüzleri فَ=böylece نَرُدَّهَا=döndürmemiz onları عَلَىٰ أَدْبَارِهَا=arkalarına«dubur»أَوْ=ya da نَلْعَنَهُمْ=dışlayıp horlamamız«la′net»onlarıكَمَا=gibi لَعَنَّا=dışlayıp horladığımız«la′net»أَصْحَابَ=yoldaşlarını«eshãb_sãhib»السَّبْتِۚ=cumartesininوَ=ve كَانَ=olandır أَمْرُ=yapılmasını istediğini söylediği«emr»اللَّهِ=Allah′ın مَفْعُولًا=yapılacak
 ‎﴾ 48 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَغْفِرُ=günahını örtmez«mağfiret»أَنْ يُشْرَكَ=«ortak»denkler kabul edilmesinin«şirk_müşrik»بِهِ=kendisineوَ=ve يَغْفِرُ=günahını örter«mağfiret»مَا=olanın دُونَ=başka ذَٰلِكَ=işte bundan لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediğiوَ=ise مَنْ=kimse يُشْرِكْ=«ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′aفَ=şu halde قَدِ=emin olun ki افْتَرَىٰ=uydurmuş olur«ifterã»إِثْمًا=bir günah«ism_esîm»ile عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الَّذِينَ=kimseleri يُزَكُّونَ=temize çıkaran أَنْفُسَهُمْۚ=kendi kendileriniبَلِ=Hayır! اللَّهُ=Allah يُزَكِّي=temize çıkarır مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediğiوَ=ve لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmez onlara فَتِيلًا=tüy kadar
 ‎﴾ 50 ﴿‎   اُنْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl يَفْتَرُونَ=uyduruyorlar«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah الْكَذِبَۖ=o yalanı«kizb_kãzib»وَ=oysa كَفَىٰ=yeter بِهِ=bu إِثْمًا=bir günah«ism_esîm»olarak مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedinإِلَى الَّذِينَ=kimseleri أُوتُوا=verilmiş نَصِيبًا=bir pay مِنَ الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinden«kitãb»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirler«îmãn»بِالْجِبْتِ=Tapılanlar′a(*) وَ=ve الطَّاغُوتِ=o Azmış′a«tuğyãn_tağ′ût»وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar ki لِلَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»هَٰؤُلَاءِ=işte bunlar أَهْدَىٰ=daha iyi yol gösterilmişlerdir«hüdã»مِنَ الَّذِينَ=kimselerden آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»سَبِيلًا=yol«sebîl»olarak(*) orj CİBT
 ‎﴾ 52 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir لَعَنَهُمُ=kendilerini dışlayıp horladığı«la′net»اللَّهُۖ=Allah′ınوَ=ve مَنْ=kimi يَلْعَنِ=dışlayıp horlarsa«la′net»اللَّهُ=Allahفَ=bunun üzerine لَنْ تَجِدَ=asla bulmayacaksın لَهُ=onun için نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَهُمْ=‑vardır‑onlara نَصِيبٌ=bir pay مِنَ الْمُلْكِ=o hükümranlıktan«mülk»فَ=şu halde إِذًا=o vakit لَا يُؤْتُونَ=vermezlerdi النَّاسَ=insanlara نَقِيرًا=«hurma çekirdeğindeki bir oyuğu»bir zerre
 ‎﴾ 54 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَحْسُدُونَ=kıskanıyorlar النَّاسَ=insanlarıعَلَىٰ=hakkında مَا=olduğu آتَاهُمُ=onlara vermiş اللَّهُ=Allah′ın مِنْ فَضْلِهِۖ=lütfundan«fadl»فَ=şu halde قَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz vermiştik آلَ=ailesine إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»وَ=ve الْحِكْمَةَ=Hikmet′iوَ=ve آتَيْنَاهُمْ=vermiştik onlara مُلْكًا=bir hükümranlık«mülk»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi آمَنَ=inanıp güvendi«îmãn»بِهِ=onaوَ=ve مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimi صَدَّ=alıkoydu(veya"geri durdu") عَنْهُۚ=ondanوَ=ve de كَفَىٰ=yeterli geldi بِجَهَنَّمَ=Cehennem سَعِيرًا=tutuşturulmuş«saîr»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseleri كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»سَوْفَ=ileride نُصْلِيهِمْ=yanmaya sokacağız onları نَارًا=bir ateşte«nãr»كُلَّمَا=her ne zaman نَضِجَتْ=pişse جُلُودُهُمْ=onların derileriبَدَّلْنَاهُمْ=değiştireceğiz onlarda جُلُودًا=derileri غَيْرَهَا=ondan başkaلِيَذُوقُوا=tatsınlar diye الْعَذَابَۗ=o cezayı«azãb»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَزِيزًا=üstün gelir«azîz»حَكِيمًا=hükümleri doğru «hakîm»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»سَنُدْخِلُهُمْ=sokacağız جَنَّاتٍ=Cennetlereتَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklarخَالِدِينَ=yerleşip kalacak olanlardır«hãlid»فِيهَا=oranın içinde أَبَدًاۖ=sonsuza dekلَهُمْ=‑vardır‑onlar için فِيهَا=orada أَزْوَاجٌ=eş(leştirilmiş)ler مُطَهَّرَةٌۖ=temiz kılınmışوَ=ve نُدْخِلُهُمْ=sokacağız onları ظِلًّا=bir gölgeye ظَلِيلًا=iyice gölgelik
 ‎﴾ 58 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَأْمُرُكُمْ=istediğini söyler«emr» sizdenأَنْ تُؤَدُّوا=teslim etmenizi الْأَمَانَاتِ=emanetleri إِلَىٰ أَهْلِهَا=onların bilenine«ehl»وَ=ve إِذَا=zaman حَكَمْتُمْ=hükmettiğiniz بَيْنَ=arasında النَّاسِ=insanlarأَنْ تَحْكُمُوا=hükmetmenizi بِالْعَدْلِۚ=denkliği sağlayarak«adl»إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah نِعِمَّا=ne güzel يَعِظُكُمْ=nasihat ediyor size بِهِ=onunlaإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır سَمِيعًا=işitir«semí»بَصِيرًا=görür«basîr»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′aوَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl»وَ=ve أُولِي=sahiplerine الْأَمْرِ=o yapılması istenmiş olanın«emr»مِنْكُمْۖ=içinizdeفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَنَازَعْتُمْ=çekişirseniz فِي شَيْءٍ=herhangi bir şeydeفَ=o zaman رُدُّوهُ=götürün onu إِلَى اللَّهِ=Allah′a وَ=ve الرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz تُؤْمِنُونَ=inanıp güveniyor«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِۚ=Ahiretذَٰلِكَ=işte bu خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»وَ=ve أَحْسَنُ=daha güzeldir«hasen»تَأْوِيلًا=”varılan sonu甫te′vîl»olarak
 ‎﴾ 60 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الَّذِينَ=kimseleri يَزْعُمُونَ=iddia eden«zağm»أَنَّهُمْ=olduklarını آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِمَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكَ=sana وَ=ve مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş مِنْ قَبْلِكَ=senden önceيُرِيدُونَ=istiyorlar أَنْ يَتَحَاكَمُوا=mahkemeleşmek إِلَى=yanında الطَّاغُوتِ=o Azmış′ın«tuğyãn_tağ′ût»وَ=iken قَدْ=kesinlikle أُمِرُوا=istendiği söylenmiş«emr»أَنْ يَكْفُرُوا=görmezlikten gelmeleri«küfr_kãfir»بِهِ=onuوَ=ve de يُرِيدُ=istiyordu الشَّيْطَانُ=Şeytan أَنْ يُضِلَّهُمْ=yolu saşırtmak«dalãl»onlara ضَلَالًا=bir yolunu saşırmışlıkla«dalãl»بَعِيدًا=uzak
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمْ=kendilerineتَعَالَوْا=gelin إِلَىٰ مَا=olduğuna أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ınوَ=ve إِلَى الرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl»رَأَيْتَ=göreceksin الْمُنَافِقِينَ=o «inançta» ikiyüzlülerin«münãfık»يَصُدُّونَ=geri durduklarını(veya "alıkoyduklarını") عَنْكَ=senden صُدُودًا=tam bir geri durmayla(veya "alıkoymayla")
 ‎﴾ 62 ﴿‎   فَ=bunun üzerine كَيْفَ=nasıl? إِذَا=zaman أَصَابَتْهُمْ=başlarına geldiği مُصِيبَةٌ=bir musibetبِمَا=karşılık قَدَّمَتْ=hazırladıklarına أَيْدِيهِمْ=ellerininثُمَّ=sonrasında جَاءُوكَ=gelirler sanaيَحْلِفُونَ=yemin ederler ki بِاللَّهِ=Allah′aإِنْ أَرَدْنَا=biz istemedik إِلَّا=başkasını إِحْسَانًا=güzel davranmadan«ihsãn_muhsin»وَ=ve تَوْفِيقًا=uzlaştırmaktan
 ‎﴾ 63 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir يَعْلَمُ=biliyor olduğu اللَّهُ=Allah′ın مَا=şeyleri فِي قُلُوبِهِمْ=kalplerindekiفَ=şu halde أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنْهُمْ=onlara وَ=ve عِظْهُمْ=nasihat et onlaraوَ=ve قُلْ=söyle لَهُمْ=onlaraفِي أَنْفُسِهِمْ=benliklerinin içine قَوْلًا=bir laf بَلِيغًا=erişen
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=Biz göndermedik مِنْ=herhangi رَسُولٍ=bir Elçiyi«rasûl»إِلَّا=olması dışında لِيُطَاعَ=benimseyip uymanız«ta′at»için بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِۚ=Allah′ınوَ=ve لَوْ=eğer أَنَّهُمْ=olsalardı إِذْ=zaman ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettikleri أَنْفُسَهُمْ=kendilerineجَاءُوكَ=gelmiş sanaفَ=sonra da اسْتَغْفَرُوا=günahlarının örtülmesini dileselerdi«istiğfar»اللَّهَ=Allah′tanوَ=ve اسْتَغْفَرَ=günahlarının örtülmesini dileseydi«istiğfar»لَهُمُ=onlar için الرَّسُولُ=o Elçi«rasûl»لَوَجَدُوا=kesinlikle bulurlardı اللَّهَ=Allah′ı تَوَّابًا=olumsuzluktan çok dönen«hiddetten merhamete»«tevbe_tevvãb»رَحِيمًا=merhamet«rahîm»eden
 ‎﴾ 65 ﴿‎   فَ=şu halde لَا=Hayır!وَ=yemin olsun رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmiş«îmãn»olmayacaklar حَتَّىٰ=kadar يُحَكِّمُوكَ=seni hakem yapana فِيمَا=şey hakkında شَجَرَ=dallanıp budaklanan بَيْنَهُمْ=kendi aralarındaثُمَّ=sonra da(kadar) لَا يَجِدُوا=bulunmayana فِي أَنْفُسِهِمْ=kendi içlerinde حَرَجًا=bir sıkıntı«harac»مِمَّا=şeylerden قَضَيْتَ=hüküm verdiğinوَ=ve de(kadar) يُسَلِّمُوا=teslim olana«teslîm_müslim»تَسْلِيمًا=tam bir teslimiyetle«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer أَنَّا=olsaydık كَتَبْنَا=«yazma»yazarak gerekli kılmış«kitãb»عَلَيْهِمْ=onlara أَنِ اقْتُلُوا=öldürün diye أَنْفُسَكُمْ=kendinizi(veya ”birbirinizi”)أَوِ=ya da اخْرُجُوا=dışarı çıkın«ihrãc»مِنْ دِيَارِكُمْ=yurtlarınızdanمَا فَعَلُوهُ=yapmazlardı onu إِلَّا=hariç قَلِيلٌ=pek azı مِنْهُمْۖ=içlerindenوَ=oysa لَوْ=eğer أَنَّهُمْ=olsalardı فَعَلُوا=yapmışمَا=olanı يُوعَظُونَ=nasihat edilmekte بِهِ=kendisiلَكَانَ=kesinlikle olurdu خَيْرًا="faydalı ve iyi"«hayr»لَهُمْ=kendileri içinوَ=ve أَشَدَّ=daha öte تَثْبِيتًا=sağlamlıkta
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve إِذًا=o zaman لَآتَيْنَاهُمْ=kesinlikle verirdik onlaraمِنْ لَدُنَّا=katımızdan أَجْرًا=bir bedel«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve لَهَدَيْنَاهُمْ=kesinlikle yolunu gösterirdik«hüdã»onlara صِرَاطًا=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمًا=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kişiler يُطِعِ=benimseyip uyan«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl»فَ=şu halde أُولَٰئِكَ=işte onlar مَعَ=beraberdir الَّذِينَ=olduklarıyla أَنْعَمَ=nimet vermiş اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِمْ=kendilerineمِنَ=arasında النَّبِيِّينَ=Peygamberler«nebî»وَ=ve الصِّدِّيقِينَ=hep gerçekleri söyleyenler«sıdk_sãdık»وَ=ve الشُّهَدَاءِ=sağlam tanıklar«şehîd»وَ=ve الصَّالِحِينَۚ=düzgün kimseler«sãlih_sãlihãt»وَ=ve de حَسُنَ=ne güzel«hasen»أُولَٰئِكَ=onlar رَفِيقًا=yol arkadaşıdır
 ‎﴾ 70 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu الْفَضْلُ=o lütuftur«fadl»مِنَ اللَّهِۚ=Allah′tan(gelen)وَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah عَلِيمًا=bilen«alîm»olarak
 ‎﴾ 71 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»خُذُوا=alın حِذْرَكُمْ=tedbirleriniziفَ=sonra da انْفِرُوا=seferber olun ثُبَاتٍ=bölükler halindeأَوِ=ya da انْفِرُوا=seferber olun جَمِيعًا=bütün olarak
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki مِنْكُمْ=sizden bazı لَمَنْ=kesinlikle kimseler لَيُبَطِّئَنَّ=çok ağır davranırفَ=sonra da إِنْ=eğer أَصَابَتْكُمْ=başınıza gelmişse مُصِيبَةٌ=bir musibetقَالَ=demiştir ki قَدْ=kesinlikle أَنْعَمَ=nimetlendirdi اللَّهُ=Allah عَلَيَّ=beniإِذْ=o vakit لَمْ أَكُنْ=olmadım مَعَهُمْ=onlarla beraber شَهِيدًا=iyice tanıklık«şehîd»eden 
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَصَابَكُمْ=başınıza gelirse فَضْلٌ=bir lütuf«fadl»مِنَ اللَّهِ=Allah′tanلَيَقُولَنَّ=kesinlikle der كَأَنْ=sanki gibi لَمْ تَكُنْ=hiç olmamış بَيْنَكُمْ=sizin aranızda وَ=ile بَيْنَهُ=kendisi مَوَدَّةٌ=bir sevgi(bağı)«vedûd_meveddet»يَا=ya! لَيْتَنِي=keşke ben كُنْتُ=olsaydım مَعَهُمْ=onlarla beraberفَ=sonra da أَفُوزَ=kurtulup erseydim«fevz»فَوْزًا=bir murada«fevz»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   فَ=öyleyse لْيُقَاتِلْ=savaşsınlar فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınالَّذِينَ=kimseler يَشْرُونَ=satan الْحَيَاةَ=hayatını الدُّنْيَا=dünya بِ=karşılığında الْآخِرَةِۚ=Ahiretوَ=ve de مَنْ=kim يُقَاتِلْ=savaşırsa فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınفَ=sonra da يُقْتَلْ=öldürülürse أَوْ=veya يَغْلِبْ=galip gelirseفَ=o zaman سَوْفَ=ileride نُؤْتِيهِ=Biz vereceğiz ona أَجْرًا=bir bedel«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve مَا=neyiniz? لَكُمْ=‑var‑sizin لَا تُقَاتِلُونَ=savaşmıyorsunuz فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve الْمُسْتَضْعَفِينَ=aciz«daîf»durumdakilerin مِنَ الرِّجَالِ=erkekler içerisinden وَ=ve النِّسَاءِ=kadınların وَ=ve de الْوِلْدَانِ=çocuklarınالَّذِينَ=kimselerin يَقُولُونَ=diyen رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»أَخْرِجْنَا=dışarı çıkar«ihrãc» biziمِنْ هَٰذِهِ=şu kendisinden الْقَرْيَةِ=yerleşimin«karye»الظَّالِمِ="haksızlık ve kötülük" etmiş«zulm_zãlim»أَهْلُهَا=oranın ahalisi«ehl»وَ=ve اجْعَلْ=kıl لَنَا=bize مِنْ لَدُنْكَ=katından وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَ=ve اجْعَلْ=kıl لَنَا=bize مِنْ لَدُنْكَ=katından نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»يُقَاتِلُونَ=savaşırlar فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِۖ=Allah′ınوَ=ise الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»يُقَاتِلُونَ=savaşırlar فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»الطَّاغُوتِ=o Azmış′ın«tuğyãn_tağ′ût»فَ=öyleyse قَاتِلُوا=savaşın أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"larıyla«velî_evliyã»الشَّيْطَانِۖ=şeytanınإِنَّ=şu bir gerçek ki كَيْدَ=hazırladığı düzen«keyd»الشَّيْطَانِ=şeytanın كَانَ=olandır ضَعِيفًا=aciz«daîf»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin إِلَى الَّذِينَ=kimseleri قِيلَ=denilen لَهُمْ=kendilerineكُفُّوا=çekin أَيْدِيَكُمْ=elleriniziوَ=ve أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de آتُوا=verin الزَّكَاةَ=o zekatıفَ=böylece لَمَّا كُتِبَ=«yazma»yazılarak gerekli kılınınca«kitãb»عَلَيْهِمُ=kendilerine الْقِتَالُ=o savaşإِذَا=o zaman فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْهُمْ=içlerinden يَخْشَوْنَ=çekindiler«huşû»النَّاسَ=insanlardanكَخَشْيَةِ=çekinmek«huşû» gibi اللَّهِ=Allah′tanأَوْ=hatta أَشَدَّ=daha öte خَشْيَةًۚ=bir çekinmeyle«huşû»وَ=ve قَالُوا=dediler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»لِمَ=niçin? كَتَبْتَ=«yazma»yazarak gerekli kıldın«kitãb»عَلَيْنَا=bize الْقِتَالَ=o savaşıلَوْلَا=hiç olmazsa أَخَّرْتَنَا=sonraya bıraksan bizi إِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vadeye قَرِيبٍۗ=yakında«karîb»قُلْ=de ki مَتَاعُ=geçimlik varlığı الدُّنْيَا=dünyanın قَلِيلٌ=azıcıktırوَ=ise الْآخِرَةُ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِمَنِ=kimse için اتَّقَىٰ=kendini sakındıran«takvã»وَ=ve لَا تُظْلَمُونَ=haksızlık edilmez size فَتِيلًا=tüy kadar
 ‎﴾ 78 ﴿‎   أَيْنَ مَا=her nerede تَكُونُوا=olsanız يُدْرِكْكُمُ=erişir size الْمَوْتُ=ölümوَلَوْ=bile كُنْتُمْ=bulunsanız فِي بُرُوجٍ=kaleler içinde مُشَيَّدَةٍۗ=sağlamوَ=ve إِنْ=eğer تُصِبْهُمْ=başlarına gelse onların حَسَنَةٌ=bir güzellik«hasen»يَقُولُوا=derler ki هَٰذِهِ=şu kendisi مِنْ عِنْدِ=katındandır اللَّهِۖ=Allah′ınوَ=ve إِنْ=eğer تُصِبْهُمْ=başlarına gelse onların سَيِّئَةٌ=bir fenalık«seyyiãt»يَقُولُوا=derler ki هَٰذِهِ=bu kendisi مِنْ عِنْدِكَۚ=senin katındandırقُلْ=de ki كُلٌّ=hepsi مِنْ عِنْدِ=katındandır اللَّهِۖ=Allah′ınفَ=şu halde مَالِ=ne oluyor ki هَٰؤُلَاءِ=bu الْقَوْمِ=topluma«kavm»لَا يَكَادُونَ=yanaşmıyorlar يَفْقَهُونَ=değerlendirip kavramaya«fıkh»حَدِيثًا=herhangi bir sözü
 ‎﴾ 79 ﴿‎   مَا=şeyler أَصَابَكَ=başına gelmiş senin مِنْ حَسَنَةٍ=güzellikler«hasen»içinden فَ=şu halde مِنَ اللَّهِۖ=Allah′tandırوَ=ise مَا=şeyler أَصَابَكَ=başına gelmiş senin مِنْ سَيِّئَةٍ=fenalıklar«seyyiãt»içinden فَ=şu halde مِنْ نَفْسِكَۚ=senin kendindendirوَ=ve أَرْسَلْنَاكَ=gönderdik seni لِلنَّاسِ=insanlara رَسُولًاۚ=bir Elçi«rasûl»olarakوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd» olarak
 ‎﴾ 80 ﴿‎   مَنْ=kim يُطِعِ=benimseyip uyarsa«ta′at»الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl»فَ=şu halde قَدْ=emin olun ki أَطَاعَ=benimseyip uymuştur«ta′at»اللَّهَۖ=Allah′aوَ=ise مَنْ=kişiler تَوَلَّىٰ=sırt çeviren«tevellã»فَ=şu halde مَا أَرْسَلْنَاكَ=Biz göndermedik seni عَلَيْهِمْ=onların üzerine حَفِيظًا=bir muhafız«hafîz» olarak
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُونَ=derler ki طَاعَةٌ=benimseyip uyuyoruz«ta′at»فَ=sonra da إِذَا=zaman بَرَزُوا=çıktıkları مِنْ عِنْدِكَ=senin katındanبَيَّتَ=gece kurarlar طَائِفَةٌ=bir grup مِنْهُمْ=içlerindenغَيْرَ=başkasını الَّذِي=şeylerden تَقُولُۖ=dedikleriوَ=ve اللَّهُ=Allah يَكْتُبُ=kayıt altına almaktadır«ketb»مَا=şeyleri يُبَيِّتُونَۖ=gece kurduklarıفَ=öyleyse أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنْهُمْ=onlaraوَ=ve تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى اللَّهِۚ=Allah′aوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah وَكِيلًا=sırtı emniyetle dayayacak kimse«vekîl»olarak
 ‎﴾ 82 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde لَا يَتَدَبَّرُونَ=arkasındakini düşünmüyorlar«tedebbür»الْقُرْآنَۚ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ın«kur′ãn»وَ=ve لَوْ=eğer كَانَ=olsaydı مِنْ عِنْدِ=katından غَيْرِ=başkasının اللَّهِ=Allah′tanلَوَجَدُوا=kesinlikle bulurlardı فِيهِ=onda اخْتِلَافًا=uyuşmazlık«ihtilãf»كَثِيرًا=çokça
 ‎﴾ 83 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman جَاءَهُمْ=onlara geldiği أَمْرٌ=bir yapılması istenmiş şey«emr»مِنَ=hakkında الْأَمْنِ=emniyet أَوِ=veya الْخَوْفِ=korkuأَذَاعُوا=duyuruyorlar بِهِۖ=onuوَ=oysa لَوْ=eğer رَدُّوهُ=götürseler onu إِلَىٰ الرَّسُولِ=o Elçiye«rasûl»وَ=veya إِلَىٰ أُولِي=sahiplerine الْأَمْرِ=o yapılması istenmiş şeyin«emr»مِنْهُمْ=aralarındakiلَعَلِمَهُ=kesinlikle anlarlardı onu الَّذِينَ=kimseler يَسْتَنْبِطُونَهُ=çıkarım yapan onunla ilgili مِنْهُمْۗ=içlerindekiوَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı فَضْلُ=lütfu«fadl»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكُمْ=size وَ=ve رَحْمَتُهُ=merhameti«rahmet»لَاتَّبَعْتُمُ=mutlaka katılırdınız«ittebã»الشَّيْطَانَ=şeytana إِلَّا=hariç قَلِيلًا=pek az
 ‎﴾ 84 ﴿‎   فَ=şu halde قَاتِلْ=sen savaş فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınلَا تُكَلَّفُ=sen sorumlu değilsin إِلَّا=başkasından نَفْسَكَۚ=kendindenوَ=ve de حَرِّضِ=yüreklendir الْمُؤْمِنِينَۖ=inanıp güvenenleri«mü′min»عَسَى=umulur اللَّهُ=Allah′ın أَنْ يَكُفَ=önlemesi بَأْسَ=kuvvet uygulamasını«be′s»الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve اللَّهُ=Allah أَشَدُّ=daha ötedir بَأْسًا=kuvvet uygulamada«be′s»وَ=ve أَشَدُّ=daha ötedir تَنْكِيلًا=cezada
 ‎﴾ 85 ﴿‎   مَنْ=kim يَشْفَعْ=destek olursa شَفَاعَةً=bir destekle حَسَنَةً=güzel«hasen»يَكُنْ=olur لَهُ=onun نَصِيبٌ=bir payı مِنْهَاۖ=buna dairوَ=ve مَنْ=kim يَشْفَعْ=destek olursa شَفَاعَةً=bir destekle سَيِّئَةً=fena«seyyiãt»يَكُنْ=olur لَهُ=onun كِفْلٌ=bir hissesi مِنْهَاۗ=buna dairوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ=her شَيْءٍ=şeye مُقِيتًا=sahip çıkıp koruyucu
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman حُيِّيتُمْ=selamlandığınız بِتَحِيَّةٍ=karşılanarakفَ=bunun üzerine حَيُّوا=selam verin بِأَحْسَنَ=daha güzelle«hasen»مِنْهَا=ondanأَوْ=yahut رُدُّوهَاۗ=iadede bulunun onunlaإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَلَىٰ كُلِّ=her شَيْءٍ=şeyi حَسِيبًا=hesaplar
 ‎﴾ 87 ﴿‎   اللَّهُ=Allah′tır لَا=olmayan إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۚ=Kendisindenلَيَجْمَعَنَّكُمْ=kesinlikle toplayacaktır sizi إِلَىٰ يَوْمِ=gününde الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»لَا=yoktur رَيْبَ=bir kuşku فِيهِۚ=kendisinde(veya "hakkında")وَ=ve مَنْ=kimdir? أَصْدَقُ=daha hakiki(veya "daha sadık")«sıdk_sãdık»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan حَدِيثًا=söz olarak
 ‎﴾ 88 ﴿‎   فَ=şu halde مَا=neyiniz لَكُمْ=‑var‑sizin فِي=hakkında الْمُنَافِقِينَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»فِئَتَيْنِ=iki grupsunuzوَ=oysa اللَّهُ=Allah أَرْكَسَهُمْ=baş aşağı etmiştir onlarıبِمَا=karşılık كَسَبُواۚ=yaptıklarınaأَ=mi? تُرِيدُونَ=istiyorsunuz? أَنْ تَهْدُوا=yol göstermek«hüdã»مَنْ=kimseye أَضَلَّ=yolunu saşırttığı«dalãl»اللَّهُۖ=Allah′ınوَ=ve مَنْ=kime يُضْلِلِ=yolunu saşırtsa«dalãl»اللَّهُ=Allah فَ=şu halde لَنْ تَجِدَ=asla bulmayacaksın لَهُ=onun için سَبِيلًا=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   وَدُّوا=temenni ettiler ki لَوْ تَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelseniz«küfr_kãfir»كَمَا=gibi كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten geldikleri«küfr_kãfir»فَ=sonra da تَكُونُونَ=olsanız سَوَاءًۖ=bir(aynı)فَ=şu halde لَا تَتَّخِذُوا=edinmeyin مِنْهُمْ=onlardan أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»حَتَّىٰ=kadar يُهَاجِرُوا=onlar göç edinceye«muhãcir»فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِۚ=Allah′ınفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã»فَ=o zaman خُذُوهُمْ=yakalayın onları وَ=ve اقْتُلُوهُمْ=etkisiz hale getirin(veya "öldürün") onları حَيْثُ=nerede وَجَدْتُمُوهُمْۖ=bulursanız onlarıوَ=ve لَا تَتَّخِذُوا=edinmeyin مِنْهُمْ=onlardan وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir الَّذِينَ=kimseler يَصِلُونَ=sığınan إِلَىٰ قَوْمٍ=bir topluma«kavm»بَيْنَكُمْ=‑varolan‑ aranızda وَ=ile بَيْنَهُمْ=kendileri مِيثَاقٌ=bir Taahhüt«mîsak»أَوْ=yahut جَاءُوكُمْ=gelen size حَصِرَتْ=sıkılarak صُدُورُهُمْ=yürekleriأَنْ يُقَاتِلُوكُمْ=savaşmaktan sizinle أَوْ=veya يُقَاتِلُوا=savaşmaktan قَوْمَهُمْۚ=kendi toplumlarıyla«kavm»وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi اللَّهُ=Allah لَسَلَّطَهُمْ=salardı onları عَلَيْكُمْ=sizin üstünüze فَ=sonra da لَقَاتَلُوكُمْۚ=muhakkak savaşırlardı sizinleفَ=bu durumda إِنِ=eğer اعْتَزَلُوكُمْ=onlar uzak dururlarsa sizdenفَ=sonra da لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ=savaşmazlarsa sizinle وَ=ve أَلْقَوْا=sunarlarsa إِلَيْكُمُ=size السَّلَمَ=barışı«selm»فَ=şu halde مَا جَعَلَ=yapmamıştır اللَّهُ=Allah لَكُمْ=size عَلَيْهِمْ=onların aleyhine سَبِيلًا=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   سَتَجِدُونَ=bulacaksınız آخَرِينَ=başkalarınıيُرِيدُونَ=isteyen أَنْ يَأْمَنُوكُمْ=emin olmayı sizden وَ=ve يَأْمَنُوا=emin olmayı قَوْمَهُمْ=kendi toplumlarından«kavm»كُلَّمَا=her ne zaman رُدُّوا=geri çevrilseler إِلَى الْفِتْنَةِ=o sıkıntıya«fitne»أُرْكِسُوا=baş aşağı atlarlar فِيهَاۚ=onun(o:sıkıntı) içineفَ=öyleyse إِنْ=eğer لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ=uzak durmazlarsa sizdenوَ=ve يُلْقُوا=sunmazlarsa إِلَيْكُمُ=size السَّلَمَ=barışı«selm»وَ=ve يَكُفُّوا=çekmezlerse أَيْدِيَهُمْ=elleriniفَ=o zaman خُذُوهُمْ=yakalayın onları وَ=ve اقْتُلُوهُمْ=etkisiz hale getirin(veya "öldürün") onları حَيْثُ=nerede ثَقِفْتُمُوهُمْۚ=bulursanız onlarıوَ=ve أُولَٰئِكُمْ=işte جَعَلْنَا=verdik لَكُمْ=size عَلَيْهِمْ=aleyhlerine سُلْطَانًا="dayanacak bir şey"«sultãn»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لِمُؤْمِنُ=bir inanıp güvenmişin«mü′min»أَنْ يَقْتُلَ=öldürmesi مُؤْمِنًا=bir inanıp güvenmişi«mü′min»إِلَّا=olması dışında خَطَأًۚ=hatayla«hatá»وَ=ve مَنْ=kim قَتَلَ=öldürdüyse مُؤْمِنًا=bir inanıp güvenmişi«mü′min»خَطَأً=hatayla«hatá»فَ=o zaman تَحْرِيرُ=özgürlüğüne kavuşturacaktır رَقَبَةٍ=bir «esir»alıkonmuşu«rakabe»مُؤْمِنَةٍ=inanıp güvenmiş«mü′min»وَ=ve de دِيَةٌ=bir diyet مُسَلَّمَةٌ=teslim olacak«teslîm_müslim»olan إِلَىٰ أَهْلِهِ=‑vardır‑ailesine«ehl»إِلَّا=hariçtir أَنْ يَصَّدَّقُواۚ=bağışlayıp bırakmaları«sadaka»فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كَانَ=o ise مِنْ قَوْمٍ=bir toplumdan«kavm»عَدُوٍّ=düşmanınız olan لَكُمْ=sizin وَ=ve(ise) هُوَ=kendisi مُؤْمِنُ=bir inanıp güvenmiş«mü′min»فَ=o zaman تَحْرِيرُ=özgürlüğüne kavuşturacaktır رَقَبَةٍ=bir «esir»alıkonmuşu«rakabe»مُؤْمِنَةٍۖ=inanıp güvenmiş«mü′min»وَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=o ise مِنْ قَوْمٍ=bir toplumdan«kavm»بَيْنَكُمْ=‑varolan‑sizin aranızda وَ=ile بَيْنَهُمْ=kendileri مِيثَاقٌ=bir Taahhüt«mîsak»فَ=o zaman دِيَةٌ=bir diyet مُسَلَّمَةٌ=teslim olacak«teslîm_müslim»olan إِلَىٰ أَهْلِهِ=‑vardır‑ailesine«ehl»وَ=ve تَحْرِيرُ=özgürlüğüne kavuşturacaktır رَقَبَةٍ=bir «esir»alıkonmuşu«rakabe»مُؤْمِنَةٍۖ=inanıp güvenmiş«mü′min»فَ=şu halde مَنْ=kim لَمْ يَجِدْ=hiç bulmazsa فَ=o zaman‑vardır‑ صِيَامُ=oruç شَهْرَيْنِ=iki ay مُتَتَابِعَيْنِ=peşpeşe«ittebã»تَوْبَةً=olumsuzluktan geri(yanlıştan Allah′a) dönüş«tevbe_tevvãb»olarak مِنَ=tarafından اللَّهِۗ=Allahوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَقْتُلْ=öldürürse مُؤْمِنًا=bir inanıp güvenmişi«mü′min»مُتَعَمِّدًا=kastenفَ=bu durumda جَزَاؤُهُ=onun karşılığı«cezã»جَهَنَّمُ=Cehennem′dir خَالِدًا=yerleşip kalarak«hãlid»فِيهَا=oranın içindeوَ=ve غَضِبَ=hiddet«ğadab»etmiştir اللَّهُ=Allah عَلَيْهِ=ona وَ=ve لَعَنَهُ=dışlayıp horlamıştır«la′net»onuوَ=ve أَعَدَّ=hazırlamıştır لَهُ=onun için عَذَابًا=bir ceza«azãb»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِذَا=zaman ضَرَبْتُمْ=kendinizi yola vurduğunuz فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınفَ=bu durumda تَبَيَّنُوا=doğruluğunu açıklığa kavuşturunوَ=ve de لَا تَقُولُوا=demeyin لِمَنْ=kimseyeأَلْقَىٰ=sunan إِلَيْكُمُ=size السَّلَامَ=o selamı«selãm»لَسْتَ=sen değilsin مُؤْمِنًا=inanıp güvenmiş«mü′min»تَبْتَغُونَ=arayışına girerek عَرَضَ=geçici menfaatinin الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَا=dünyaفَ=şu halde عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın مَغَانِمُ=savaştan edinilecekler«ğanime»كَثِيرَةٌۚ=çokturكَذَٰلِكَ=işte böyle كُنْتُمْ=idiniz مِنْ قَبْلُ=öncedenفَ=bunun üzerine مَنَّ=lütfetti اللَّهُ=Allah عَلَيْكُمْ=sizeفَ=o halde تَبَيَّنُواۚ=doğruluğunu araştırıp açığa çıkarınإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرًا=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   لَا يَسْتَوِي=bir olmaz الْقَاعِدُونَ=oturup kalanlar مِنَ=içerisinde الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»غَيْرُ=dışında أُولِي=sahipleri الضَّرَرِ=özürوَ=ile الْمُجَاهِدُونَ=”var güçle mücadele”«cihãd»edenler فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınبِأَمْوَالِهِمْ=mallarıyla وَ=ve أَنْفُسِهِمْۚ=nefisleriyleفَضَّلَ=üstte tutmuştur«fadl»اللَّهُ=Allahالْمُجَاهِدِينَ=”var güçle mücadele”«cihãd»edenleri بِأَمْوَالِهِمْ=mallarıyla وَ=ve أَنْفُسِهِمْ=nefisleriyleعَلَى الْقَاعِدِينَ=oturup kalanlardanدَرَجَةًۚ=derece olarakوَ=ve de كُلًّا=hepsine وَعَدَ=söz vermiştir«va′d»اللَّهُ=Allah الْحُسْنَىٰۚ=o güzelliği«hasen»وَ=ve فَضَّلَ=üstte tutmuştur«fadl»اللَّهُ=Allah الْمُجَاهِدِينَ=”var güçle mücadele”«cihãd»edenleri عَلَى الْقَاعِدِينَ=oturanlardanأَجْرًا=bir bedelle«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 96 ﴿‎   دَرَجَاتٍ=dereceler مِنْهُ=‑vardır‑Kendindenوَ=ve مَغْفِرَةً=günahlarının örtülmesi«mağfiret»وَ=ve رَحْمَةًۚ=bir merhamet«rahmet»وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 97 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler تَوَفَّاهُمُ=canlarını aldığı الْمَلَائِكَةُ=o meleklerinظَالِمِي="haksızlık ve kötülük" etmiş«zulm_zãlim»أَنْفُسِهِمْ=kendilerineقَالُوا=dediler ki فِيمَ=ne içerisinde كُنْتُمْۖ=idinizقَالُوا=dediler ki كُنَّا=idik hep مُسْتَضْعَفِينَ=aciz«daîf»durumda bırakılmış فِي الْأَرْضِۚ=o topraklardaقَالُوا=onlar dediler ki أَ=miydi? لَمْ تَكُنْ=değil أَرْضُ=toprakları(yeryüzü) اللَّهِ=Allah′ın وَاسِعَةً=geniş gelen«vãsi»فَ=o halde تُهَاجِرُوا=göç etseydiniz«muhãcir»فِيهَاۚ=oradaفَ=bu durumda أُولَٰئِكَ=işte onların مَأْوَاهُمْ=barınacakları yer«me′va»جَهَنَّمُۖ=Cehennem′dirوَ=ve سَاءَتْ=ne fena«sú»مَصِيرًا=bir gidiş yeridir
 ‎﴾ 98 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir الْمُسْتَضْعَفِينَ=aciz«daîf»durumdakiler مِنَ الرِّجَالِ=erkekler içerisinden وَ=ve النِّسَاءِ=kadınlar وَ=ve الْوِلْدَانِ=çocuklarلَا يَسْتَطِيعُونَ=gücü yetmeyen«istitãat»حِيلَةً=sıyrılmayaوَلَا=ne de(gücü yetmeyen) يَهْتَدُونَ=gösterilmiş yoluna girmeye«hüdã»سَبِيلًا=(herhangi) bir yolun«sebîl»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   فَ=şu halde أُولَٰئِكَ=işte onlar ki عَسَى=umulur اللَّهُ=Allah′ın أَنْ يَعْفُوَ=affetmesi عَنْهُمْۚ=onlarıوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَفُوًّا=çok affeder«afüvv»غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»
 ‎﴾ 100 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimse يُهَاجِرْ=göç eden«muhãcir»فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınيَجِدْ=bulur فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde مُرَاغَمًا=terkedip gidecek yer كَثِيرًا=çokça وَ=ve de سَعَةًۚ=genişlik(veya"imkan")وَ=ve مَنْ=kim يَخْرُجْ=dışarı çıkarsa«ihrãc»مِنْ بَيْتِهِ=evindenمُهَاجِرًا=göçmen«muhãcir»olarak إِلَى=yolunda اللَّهِ=Allah وَ=ve(yolunda) رَسُولِهِ=Elçisi«rasûl»ثُمَّ=sonrasında يُدْرِكْهُ=erişirse ona الْمَوْتُ=ölümفَ=o zaman قَدْ=emin olun ki وَقَعَ=düşer أَجْرُهُ=onun bedeli«ecr»عَلَى اللَّهِۗ=Allah′aوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman ضَرَبْتُمْ=yolculuğa çıktığınız فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeفَ=şu halde لَيْسَ=yoktur عَلَيْكُمْ=size جُنَاحٌ=bir sakınca«cünãh»أَنْ تَقْصُرُوا=kısaltmanızdan مِنَ الصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»إِنْ=eğer خِفْتُمْ=korkarsanız أَنْ يَفْتِنَكُمُ=eziyet vermelerinden«fitne»size الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»إِنَّ=şu bir gerçek ki الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»كَانَ=olandır لَكُمْ=sizin için عَدُوًّا=bir düşman مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman كُنْتَ=sen فِيهِمْ=içlerinde bulunup فَ=sonra da أَقَمْتَ=gereğince yerine getirdiğin«ekãme»لَهُمُ=onlara الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»فَ=o zaman لْتَقُمْ=kalksın طَائِفَةٌ=bir grup مِنْهُمْ=onlardan مَعَكَ=seninle beraberوَ=ve de لْيَأْخُذُوا=alsınlar أَسْلِحَتَهُمْ=silahlarınıفَ=sonra da إِذَا=zaman سَجَدُوا=yere yüz koydukları«secde»فَ=bunun üzerine لْيَكُونُوا=geçsinler مِنْ وَرَائِكُمْ=arkanızaوَ=ve de لْتَأْتِ=gelsin طَائِفَةٌ=grup أُخْرَىٰ=öteki لَمْ يُصَلُّوا=«iyilik istemek»namaz«salãt»kılmamışفَ=sonra da لْيُصَلُّوا=«iyilik istemek»namaz«salãt»kılsınlar مَعَكَ=seninle beraberوَ=ve لْيَأْخُذُوا=alsınlar حِذْرَهُمْ=tedbirlerini وَ=ve de أَسْلِحَتَهُمْۗ=silahlarınıوَدَّ=temenni ettiler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَوْ تَغْفُلُونَ=siz habersiz«ğãfil» kalsanız عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ=silahlarınızdan وَ=ve أَمْتِعَتِكُمْ=eşyanızdanفَ=sonra da يَمِيلُونَ=birden yapsalar عَلَيْكُمْ=üzerinize مَيْلَةً=baskın وَاحِدَةًۚ=tek birوَلَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْكُمْ=sizeإِنْ=eğer كَانَ=olursa بِكُمْ=size أَذًى=bir zahmet مِنْ مَطَرٍ=yağmurdanأَوْ=ya da كُنْتُمْ=olursanız مَرْضَىٰ=hastaأَنْ تَضَعُوا=bırakmanızda أَسْلِحَتَكُمْۖ=silahlarınızıوَ=ve de خُذُوا=alın حِذْرَكُمْۗ=tedbiriniziإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah أَعَدَّ=hazırlamıştır لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»عَذَابًا=bir ceza«azãb»مُهِينًا=alçaltıcı
 ‎﴾ 103 ﴿‎   فَ=sonra da إِذَا=zaman قَضَيْتُمُ=tamamladığınız الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»فَ=o zaman اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»اللَّهَ=Allah′ıقِيَامًا=ayaktaوَ=ve قُعُودًا=otururkenوَ=ve عَلَىٰ=üzerinde جُنُوبِكُمْۚ=yanlarınızفَ=sonra إِذَا=zaman اطْمَأْنَنْتُمْ=güvene kavuştuğunuz فَ=o zaman أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَۚ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»إِنَّ=şu bir gerçek ki الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namaz«salãt»كَانَتْ=olandır عَلَى=üzerine الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»كِتَابًا=«yazma»yazılarak gerekli kılınmış«kitãb»مَوْقُوتًا=vakitli olarak
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve لَا تَهِنُوا=zayıflık göstermeyin فِي ابْتِغَاءِ=takip etmekte الْقَوْمِۖ=o toplumu«kavm»إِنْ=eğer تَكُونُوا تَأْلَمُونَ=siz acı çekiyorsanızفَ=şu halde إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar يَأْلَمُونَ=acı çekmektedirler كَمَا=gibi تَأْلَمُونَۖ=sizin acı çektiğinizوَ=ve تَرْجُونَ=üstelik siz ummaktasınız مِنَ اللَّهِ=Allah′tan مَا=şeyleri لَا يَرْجُونَۗ=onların ummayacaklarıوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 105 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَنْزَلْنَا=indirdik إِلَيْكَ=sana الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»بِالْحَقِّ=o Gerçek«hakk»ileلِتَحْكُمَ=hüküm vermen için بَيْنَ=arasında النَّاسِ=insanlarبِمَا=olduğuyla أَرَاكَ=sana göstermiş اللَّهُۚ=Allah′ınوَ=ve de لَا تَكُنْ=olma لِلْخَائِنِينَ=hainlerin خَصِيمًا=savunucusu
 ‎﴾ 106 ﴿‎   وَ=ve اسْتَغْفِرِ=günahlarının örtülmesini dile«istiğfar»اللَّهَۖ=Allah′tanإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   وَ=ve لَا تُجَادِلْ=savunmaعَنِ الَّذِينَ=kimseleri يَخْتَانُونَ=hainlik eden أَنْفُسَهُمْۚ=kendilerine(veya ”birbirlerine”)إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez مَنْ=kimseyi كَانَ=olan خَوَّانًا=hain أَثِيمًا=günah işleyici«ism_esîm»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   يَسْتَخْفُونَ=gizleniyorlar مِنَ النَّاسِ=insanlardanوَ=oysa لَا يَسْتَخْفُونَ=gizlenmeyeceklerdir مِنَ اللَّهِ=Allah′tanوَ=iken هُوَ=O مَعَهُمْ=onlarla beraberإِذْ=zaman يُبَيِّتُونَ=gece kurdukları مَا=şeyi لَا يَرْضَىٰ=O′nun hoşnut olmadığı«rıdvãn»مِنَ الْقَوْلِۚ=o söylenendenوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=onların yapıyor مُحِيطًا=kuşatmış
 ‎﴾ 109 ﴿‎   هَا=haydi أَنْتُمْ=siz هَٰؤُلَاءِ=işte kendiniz جَادَلْتُمْ=savundunuz عَنْهُمْ=onları فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünyaفَ=şu halde مَنْ=kim يُجَادِلُ=savunacak اللَّهَ=Allah′a karşı عَنْهُمْ=onları يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»أَمْ=ya da مَنْ=kim يَكُونُ=olacak عَلَيْهِمْ=onlara وَكِيلًا=sırtı emniyetle dayayacak bir kimse«vekîl»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَعْمَلْ=yaparsa سُوءًا=bir fenalık«sú»أَوْ=yahut يَظْلِمْ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ederse نَفْسَهُ=nefsineثُمَّ=sonrasında يَسْتَغْفِرِ=günahlarının örtülmesini dilerse«istiğfar»اللَّهَ=Allah′tanيَجِدِ=bulur اللَّهَ=Allah′ı غَفُورًا=günahları örten«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَكْسِبْ=kazanırsa إِثْمًا=bir günah«ism_esîm»فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَكْسِبُهُ=kazanır onu عَلَىٰ=aleyhine نَفْسِهِۚ=kendininوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru «hakîm»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   وَ=ve de مَنْ=kim يَكْسِبْ=kazanırsa خَطِيئَةً=bir hata«hatá»أَوْ=ya da إِثْمًا=günah«ism_esîm»ثُمَّ=sonrasında يَرْمِ=üstüne atarsa بِهِ=onu بَرِيئًا=bir suçsuzunفَقَدِ=emin olun ki احْتَمَلَ=yüklenmiş olur بُهْتَانًا=büyük bir iftira وَ=ve de إِثْمًا=bir günah«ism_esîm»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 113 ﴿‎   وَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı فَضْلُ=lütfu«fadl»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكَ=sanaوَ=ve de رَحْمَتُهُ=merhameti«rahmet»لَهَمَّتْ=kesinlikle yeltenmişti طَائِفَةٌ=bir grup مِنْهُمْ=onlardan أَنْ يُضِلُّوكَ=yolunu saşırtmaya«dalãl»seninوَ=ve مَا يُضِلُّونَ=onlar yolunu saşırtmayacaklardır«dalãl»إِلَّا=başkasının أَنْفُسَهُمْۖ=kendilerindenوَ=ve de مَا يَضُرُّونَكَ=zarar«dırãr» vermeyeceklerdir sana مِنْ شَيْءٍۚ=bir şeydeوَ=ve أَنْزَلَ=indirmiştir اللَّهُ=Allah عَلَيْكَ=sana الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metni«kitãb»وَ=ve de الْحِكْمَةَ=Hikmet′iوَ=ve عَلَّمَكَ=öğretti sana مَا=şeyleri لَمْ تَكُنْ=olmadığın تَعْلَمُۚ=biliyorوَ=ve كَانَ=olandır فَضْلُ=lütfu«fadl»اللَّهِ=Allah′ın عَلَيْكَ=sana عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 114 ﴿‎   لَا=yoktur خَيْرَ=bir fayda veriş ve iyilik«hayr»فِي كَثِيرٍ=çoğunda مِنْ نَجْوَاهُمْ=gizli konuşmalarınınإِلَّا=hariçtir مَنْ=kimse أَمَرَ=yapılmasını istediğini söylemiş«emr»بِصَدَقَةٍ=bağışlayıp bırakmanın«sadaka»أَوْ=yahut مَعْرُوفٍ=«hakka» uygun olanın«ma′rûf»أَوْ=ya da إِصْلَاحٍ=arayı düzeltmenin«ıslah_sulh»بَيْنَ=arasında النَّاسِۚ=insanlarınوَ=ve مَنْ=kim يَفْعَلْ=yaparsa ذَٰلِكَ=işte bunuابْتِغَاءَ=arayışında olarak مَرْضَاتِ=hoşnutluğunun«rıdvãn»اللَّهِ=Allah′ınفَ=şu halde سَوْفَ=ileride نُؤْتِيهِ=vereceğiz ona أَجْرًا=bir bedel«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 115 ﴿‎   وَ=ve de مَنْ=kim يُشَاقِقِ=ters düşerse الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl»مِنْ بَعْدِ=sonra مَا تَبَيَّنَ=belli olmasından لَهُ=kendisine الْهُدَىٰ=o yol gösterişin«hüdã»وَ=ve يَتَّبِعْ=katılırsa«ittebã»غَيْرَ=başkasına سَبِيلِ=yolundan«sebîl»الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»نُوَلِّهِ=sırt çevirteceğiz«tevellã» onu مَا=şeye تَوَلَّىٰ=sırt çevireceği«tevellã»وَ=ve نُصْلِهِ=ateşe sokacağız onu جَهَنَّمَۖ=Cehennem′deوَ=ve سَاءَتْ=ne fena«sú»مَصِيرًا=bir gidiş yeridir
 ‎﴾ 116 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَغْفِرُ=günahını örtmez«mağfiret»أَنْ يُشْرَكَ=«ortak»denkler kabul edilmesinin«şirk_müşrik»بِهِ=kendisineوَ=ve يَغْفِرُ=günahını örter«mağfiret»مَا=olanların دُونَ=dışında ذَٰلِكَ=işte bunun لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediğiوَ=ve مَنْ=kim يُشْرِكْ=«ortak»denkler kabul ederse«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′aفَ=şu halde قَدْ=emin olun ki ضَلَّ=yolu saşırmıştır«dalãl»ضَلَالًا=bir yolunu saşırmışlıkla«dalãl»بَعِيدًا=uzak
 ‎﴾ 117 ﴿‎   إِنْ يَدْعُونَ=çağırmıyorlar«duã»مِنْ دُونِهِ=O′nun ötesinde إِلَّا=başkasına إِنَاثًا=dişil şeylerden(dişil:putlar,melekler vb.)وَ=ve de إِنْ يَدْعُونَ=çağırmıyorlar«duã»إِلَّا=başkasına شَيْطَانًا=şeytandan مَرِيدًا=asi
 ‎﴾ 118 ﴿‎   لَعَنَهُ=dışlayıp horlamıştır«la′net»onu اللَّهُۘ=Allahوَ=ve قَالَ=o demiştir kiلَأَتَّخِذَنَّ=mutlaka alacağım مِنْ عِبَادِكَ=Senin «kulluk»hizmet«abd»edenlerinden نَصِيبًا=bir pay مَفْرُوضًا=tayin edilmiş«farîdat»
 ‎﴾ 119 ﴿‎   وَ=ve لَأُضِلَّنَّهُمْ=kesinlikle yolu saşırtacağım«dalãl»onlara وَ=ve لَأُمَنِّيَنَّهُمْ=mutlaka boş kuruntulara sokacağım onlarıوَ=ve لَآمُرَنَّهُمْ=kesinlikle isteyeceğim«emr» onlardan فَ=bunun üzerine لَيُبَتِّكُنَّ=mutlaka koparacaklar آذَانَ=kulaklarını الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"ın«en′ãm»وَ=ve لَآمُرَنَّهُمْ=kesinlikle isteyeceğim«emr» onlardan فَ=bunun üzerine لَيُغَيِّرُنَّ=mutlaka değiştirecekler خَلْقَ=yaratışını اللَّهِۚ=Allah′ınوَ=ve مَنْ=kim يَتَّخِذِ=tutarsa الشَّيْطَانَ=şeytanı وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allahفَ=şu halde قَدْ=emin olun ki خَسِرَ=zarar etmiştir«hãsir_husrãn»خُسْرَانًا=bir zarar edişle«hãsir_husrãn»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 120 ﴿‎   يَعِدُهُمْ=o söz verir«va′d» onlara وَ=ve يُمَنِّيهِمْۖ=umut verir onlaraوَ=ve مَا يَعِدُهُمُ=sözünü vermez«va′d»onlara الشَّيْطَانُ=şeytanإِلَّا=başkasının غُرُورًا=bir aldatmadan
 ‎﴾ 121 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların مَأْوَاهُمْ=barınacakları yer«me′va»جَهَنَّمُ=Cehennem′dirوَ=ve لَا يَجِدُونَ=bulmayacaklardır عَنْهَا=oradan مَحِيصًا=kaçacak bir sığınak
 ‎﴾ 122 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»سَنُدْخِلُهُمْ=sokacağız onları جَنَّاتٍ=Cennetlere تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından kendisinin الْأَنْهَارُ=ırmaklarخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oranın içinde أَبَدًاۖ=sonsuza dekوَعْدَ=söz verdiği«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقًّاۚ=gerçek(leşecek)«hakk»olandırوَ=ve مَنْ=kimdir? أَصْدَقُ=daha hakiki(veya ”daha sadık”)«sıdk_sãdık»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan قِيلًا=sözde
 ‎﴾ 123 ﴿‎   لَيْسَ=olmaz بِأَمَانِيِّكُمْ=sizin kuruntularınıza göreوَلَا=ne de أَمَانِيِّ=kuruntularına أَهْلِ=Bilenlerinin«ehl»الْكِتَابِۗ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»مَنْ=kimseye يَعْمَلْ=yapan سُوءًا=fenalık«sú»يُجْزَ=karşılık verilir«cezã»بِهِ=onunlaوَ=ve لَا يَجِدْ=bulmayacaktır لَهُ=kendisine مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 124 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَعْمَلْ=yaparsa مِنَ الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»مِنْ ذَكَرٍ=erkekler içerisinden أَوْ=veya أُنْثَىٰ=kadınlarوَ=olarak هُوَ=kendisi مُؤْمِنُ=inanıp güvenmiş«mü′min»biriفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onlar يَدْخُلُونَ=gireceklerdir الْجَنَّةَ=Cennet′eوَ=ve لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmeyeceklerdir نَقِيرًا=zerrece
 ‎﴾ 125 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimdir أَحْسَنُ=daha güzel«hasen»دِينًا=din«dîn»yönündenمِمَّنْ=kimseden أَسْلَمَ=teslim olan«teslîm_müslim»وَجْهَهُ=«yüz»benliğiyle لِلَّهِ=Allah′a وَ=olarak هُوَ=kendisi مُحْسِنٌ=güzel davranan«ihsãn_muhsin»وَ=ve اتَّبَعَ=katılan«ittebã»مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in حَنِيفًاۗ=tek ilâha inanma«hanîf»şeklindeوَ=ve اتَّخَذَ=edinmişti اللَّهُ=Allah إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′i خَلِيلًا=samimi bir dost
 ‎﴾ 126 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındırمَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=olanlar فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzündeوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah بِكُلِّ=her شَيْءٍ=şeyi مُحِيطًا=kuşatmış
 ‎﴾ 127 ﴿‎   وَ=ve يَسْتَفْتُونَكَ=hükmünü«fetvã» açıklamanı istiyorlar senden فِي=hakkında النِّسَاءِۖ=kadınlarقُلِ=de ki اللَّهُ=Allah يُفْتِيكُمْ=hükmünü«fetvã» açıklıyor size فِيهِنَّ=onlar hakkındaki«dişil»وَ=ve مَا=ne varsa يُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»عَلَيْكُمْ=size فِي الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinde«kitãb»فِي=hakkında يَتَامَى=yetim النِّسَاءِ=kadınlarاللَّاتِي=olduğunuz لَا تُؤْتُونَهُنَّ=kendilerine«dişil» vermiyor مَا=şeyleri كُتِبَ=«yazma»yazılarak gerekli kılınmış«kitãb»لَهُنَّ=onlara«dişil»وَ=iken تَرْغَبُونَ=siz istiyor أَنْ تَنْكِحُوهُنَّ=kendilerini«dişil» nikahlamakوَ=ve(hakkında) الْمُسْتَضْعَفِينَ=aciz durumdakiler«daîf»مِنَ الْوِلْدَانِ=çocuklar içerisindenوَ=ve(hakkında) أَنْ تَقُومُوا=durmanız«kıyãm»لِلْيَتَامَىٰ=yetimler için بِالْقِسْطِۚ=hakkaniyetli«kıst»وَ=ve مَا=ne تَفْعَلُوا=yaparsanız مِنْ خَيْرٍ=fayda veren ve iyilikler«hayr»içindenفَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِهِ=onu عَلِيمًا=bilir«alîm»
 ‎﴾ 128 ﴿‎   وَ=ve إِنِ=eğer امْرَأَةٌ=bir kadın خَافَتْ=korkarsa مِنْ بَعْلِهَا=kocasının نُشُوزًا=geçimsizliğindenأَوْ=yahut إِعْرَاضًا=aldırış etmemesinden«iğ′rãd»فَ=şu halde لَا=yoktur جُنَاحَ=bir sakınca«cünãh»عَلَيْهِمَا=o ikisineأَنْ يُصْلِحَا=arayı düzeltmelerinde«ıslah_sulh»بَيْنَهُمَا=o ikisinin arasında صُلْحًاۚ=bir uzlaşma«ıslah_sulh»ileوَ=ve الصُّلْحُ=o uzlaşma«ıslah_sulh»خَيْرٌۗ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»وَ=ve أُحْضِرَتِ=hazır duruma getirilmiştir الْأَنْفُسُ=nefisler الشُّحَّۚ=cimriliğeوَ=ve إِنْ=eğer تُحْسِنُوا=güzel davranırsanız«ihsãn_muhsin»وَ=ve de تَتَّقُوا=kendinizi sakındırırsanız«takvã»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرًا=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 129 ﴿‎   وَ=ve لَنْ تَسْتَطِيعُوا=asla güç yetirmeyeceksiniz«istitãat»أَنْ تَعْدِلُوا=denkliği sağlamaya«adl»بَيْنَ=arasında النِّسَاءِ=kadınlarوَلَوْ=bile حَرَصْتُمْۖ=istesenizفَ=o halde لَا تَمِيلُوا=taraf tutmayın(veya ”meyletmeyin”) كُلَّ=bütün الْمَيْلِ=taraflarla(veya ”meyille ”)فَ=sonra da تَذَرُوهَا=bırakmayın onu«dişil» كَالْمُعَلَّقَةِۚ=askıda gibiوَ=ve إِنْ=eğer تُصْلِحُوا=arayı düzeltir«ıslah_sulh»وَ=ve تَتَّقُوا=kendinizi sakındırırsanız«takvã»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 130 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer يَتَفَرَّقَا=ayrılırlarsaيُغْنِ=ihtiyaçsız hale getirir اللَّهُ=Allah كُلًّا=her birini مِنْ سَعَتِهِۚ=bol nimetiyleوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah وَاسِعًا=kapsayıcı«vãsi»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 131 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=olanlar فِي الْأَرْضِۗ=yeryüzünde وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki وَصَّيْنَا=tembih edip bıraktık«vasıyyet»الَّذِينَ=kimselere أُوتُوا=verilmiş الْكِتَابَ=«ilâhî» Metin«kitãb»مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden öncekiوَ=ve de إِيَّاكُمْ=sizeأَنِ=diye اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelikوَ=ve إِنْ=eğer تَكْفُرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirseniz«küfr_kãfir»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=olanlar فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzündeوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَنِيًّا=”ihtiyaçsız ve eksiksiz”«ğaniyy»حَمِيدًا=övülecek«hamîd»
 ‎﴾ 132 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=olanlar فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzündeوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah وَكِيلًا=sırtı emniyetle dayayacak kimse«vekîl»olarak
 ‎﴾ 133 ﴿‎   إِنْ=eğer يَشَأْ=O dilerse يُذْهِبْكُمْ=götürür sizi أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlarوَ=ve يَأْتِ=getirir بِآخَرِينَۚ=başkalarınıوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلَىٰ ذَٰلِكَ=işte buna قَدِيرًا=güç yetiren«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 134 ﴿‎   مَنْ=kim كَانَ=olursa يُرِيدُ=istiyor ثَوَابَ=getirisini«sevãb»الدُّنْيَا=dünyanınفَ=şu halde عِنْدَ=katındadır اللَّهِ=Allah′ın ثَوَابُ=getirisi«sevãb»الدُّنْيَا=dünyanın وَ=ve de الْآخِرَةِۚ=Ahiret′inوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah سَمِيعًا=işitir«semí»بَصِيرًا=görür«basîr»
 ‎﴾ 135 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»كُونُوا=olun قَوَّامِينَ=ayakta tutanlar بِالْقِسْطِ=hakkaniyeti«kıst»شُهَدَاءَ=sağlam tanıklar«şehîd»لِلَّهِ=Allah içinوَلَوْ=bile olsa عَلَىٰ=aleyhinde أَنْفُسِكُمْ=kendinizin أَوِ=veya الْوَالِدَيْنِ=ana‑babanızın وَ=veya الْأَقْرَبِينَۚ=yakınlarınızınإِنْ=eğer يَكُنْ=olsalar غَنِيًّا=”ihtiyaçsız ve eksiksiz”«ğaniyy»أَوْ=veya فَقِيرًا=fakirفَ=şu halde اللَّهُ=Allah أَوْلَىٰ=daha yakındır بِهِمَاۖ=o ikisineفَ=o zaman لَا تَتَّبِعُوا=peşine takılmayın«ittebã»الْهَوَىٰ=canın istediğinin«hevã»أَنْ تَعْدِلُواۚ=denkliği uygulamada«adl»وَ=ve إِنْ=eğer تَلْوُوا=eğip bükerseniz أَوْ=ya da تُعْرِضُوا=aldırış etmezseniz«iğ′rãd»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرًا=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 136 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′aوَ=ve رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»وَ=ve الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metne«kitãb»الَّذِي=olduğu نَزَّلَ=O′nun indirmiş عَلَىٰ رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»وَ=ve الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metne«kitãb»الَّذِي=olduğu أَنْزَلَ=O′nun indirmiş مِنْ قَبْلُۚ=daha önceوَ=ve مَنْ=kim يَكْفُرْ=görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»بِاللَّهِ=Allah′ıوَ=ve مَلَائِكَتِهِ=meleklerini وَ=ve كُتُبِهِ=«ilâhî» Metinlerini«kitãb»وَ=ve رُسُلِهِ=Elçilerini«rasûl»وَ=ve الْيَوْمِ=gününü الْآخِرِ=Ahiretفَ=şu halde قَدْ=emin olun ki ضَلَّ=yolu şaşırmıştır o ضَلَالًا=bir yolunu saşırmışlıkla«dalãl»بَعِيدًا=uzak
 ‎﴾ 137 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»ثُمَّ=sonrasında كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»ثُمَّ=sonrasında آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»ثُمَّ=sonrasında كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»ثُمَّ=sonrasında ازْدَادُوا=ileri gitmiş كُفْرًا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelme«küfr_kãfir»olarakلَمْ يَكُنِ=değildir اللَّهُ=Allah لِيَغْفِرَ=günahlarını örtecek«mağfiret»لَهُمْ=onlarınوَلَا=ne de لِيَهْدِيَهُمْ=yolunu gösterecektir«hüdã»onlara سَبِيلًا=herhangi bir yolun«sebîl»
 ‎﴾ 138 ﴿‎   بَشِّرِ=müjdele الْمُنَافِقِينَ=o «inançta» ikiyüzlülere«münãfık»بِأَنَّ=olduğunu لَهُمْ=kendilerine عَذَابًا=bir cezanın«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 139 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler يَتَّخِذُونَ=tutan الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir»أَوْلِيَاءَ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»مِنْ دُونِ=değil de الْمُؤْمِنِينَۚ=inanıp güvenenleri«mü′min»أَ=mı? يَبْتَغُونَ=arayışına giriyorlar عِنْدَهُمُ=onların katında الْعِزَّةَ="kudret ve üstünlük"«izzet»فَ=şu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki الْعِزَّةَ="kudret ve üstünlük"«izzet»لِلَّهِ=Allah′a aittir جَمِيعًا=bütünüyle
 ‎﴾ 140 ﴿‎   وَ=ve قَدْ=emin olun ki نَزَّلَ=indirmişti عَلَيْكُمْ=size فِي الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinde«kitãb»أَنْ=diye إِذَا=zaman سَمِعْتُمْ=işittiğiniz آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerinin«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın يُكْفَرُ=görmezlikten gelindiğini«küfr_kãfir»بِهَا=kendilerininوَ=ve يُسْتَهْزَأُ=alay edildiğini بِهَا=onlarlaفَ=bunun üzerine لَا تَقْعُدُوا=oturmayın مَعَهُمْ=onlarla beraberحَتَّىٰ=kadar يَخُوضُوا=onlar dalıncaya فِي حَدِيثٍ=bir söze غَيْرِهِۚ=ondan başkaإِنَّكُمْ=ki olursunuz إِذًا=o zaman مِثْلُهُمْۗ=onların dengiإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′tır جَامِعُ=toplayacak olanالْمُنَافِقِينَ=«inançta» ikiyüzlüleri«münãfık»وَ=ve الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir»فِي جَهَنَّمَ=Cehennem′de جَمِيعًا=bütünüyle
 ‎﴾ 141 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَتَرَبَّصُونَ=gözetleyip duran بِكُمْ=siziفَ=sonra da إِنْ=eğer كَانَ=olursa لَكُمْ=sizin için فَتْحٌ=bir zafer(veya”önlerinizin açılması”) مِنَ اللَّهِ=Allah′tanقَالُوا=dediler ki أَ=muyduk? لَمْ نَكُنْ=bulunmuyor مَعَكُمْ=sizinle beraberوَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=olursa لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için نَصِيبٌ=bir payقَالُوا=dediler ki أَ=mi? لَمْ نَسْتَحْوِذْ=biz üstün gelmedik عَلَيْكُمْ=sizeوَ=ve نَمْنَعْكُمْ=koruduk sizi مِنَ الْمُؤْمِنِينَۚ=inanıp güvenenlerden«mü′min»فَ=şu halde اللَّهُ=Allah يَحْكُمُ=hükmedecek بَيْنَكُمْ=aranızda يَوْمَ=gününde الْقِيَامَةِۗ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»وَ=ve لَنْ يَجْعَلَ=asla vermeyecektir اللَّهُ=Allah لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»عَلَى=karşı الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»سَبِيلًا=bir yol«sebîl» 
 ‎﴾ 142 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُنَافِقِينَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»يُخَادِعُونَ=oyun oynarlar اللَّهَ=Allah′aوَ=oysa هُوَ=O خَادِعُهُمْ=oyun oynar onlaraوَ=ve de إِذَا=zaman قَامُوا=kalktıkları إِلَى الصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namaza«salãt»قَامُوا=kalkarlar كُسَالَىٰ=üşene üşeneيُرَاءُونَ=gösteriş yaparlar النَّاسَ=insanlaraوَ=ve لَا يَذْكُرُونَ=anmazlar«zikr»اللَّهَ=Allah′ıإِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazcık
 ‎﴾ 143 ﴿‎   مُذَبْذَبِينَ=bocalayanlardır بَيْنَ=aradaذَٰلِكَ=işte bu لَا=ne إِلَىٰ هَٰؤُلَاءِ=bunlaradırlar وَلَا=ne de إِلَىٰ هَٰؤُلَاءِۚ=onlaradırlarوَ=ise مَنْ=kimseye يُضْلِلِ=yolunu saşırttığı«dalãl»اللَّهُ=Allah′ınفَ=bunun üzerine لَنْ تَجِدَ=asla bulmayacaksın لَهُ=onun için سَبِيلًا=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 144 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَتَّخِذُوا=tutmayın الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir»أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»مِنْ دُونِ=değil de الْمُؤْمِنِينَۚ=inanıp güvenenleri«mü′min»أَ=mi? تُرِيدُونَ=istiyorsunuz أَنْ تَجْعَلُوا=vermek لِلَّهِ=Allah′a عَلَيْكُمْ=aleyhinizde سُلْطَانًا="dayanacak bir şey"«sultãn»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 145 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُنَافِقِينَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»فِي الدَّرْكِ=diplerindedirler الْأَسْفَلِ=en aşağı مِنَ النَّارِ=o Ateş′in«nãr»وَ=ve لَنْ تَجِدَ=asla bulmayacaksın لَهُمْ=onlar için نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 146 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir الَّذِينَ=kimseler تَابُوا=olumsuzluktan dönüş yapan«tevbe_tevvãb»وَ=ve أَصْلَحُوا=kendilerini düzelten«ıslah_sulh»وَ=ve اعْتَصَمُوا=sıkı tutunan بِاللَّهِ=Allah′aوَ=ve أَخْلَصُوا=katışıksız tutan«hãlis_muhlis»دِينَهُمْ=dinlerini«dîn»لِلَّهِ=Allah′a karşıفَ=şu halde أُولَٰئِكَ=işte onlar مَعَ=beraberdir الْمُؤْمِنِينَۖ=inanıp güvenenlerle«mü′min»وَ=ve de سَوْفَ=ileride يُؤْتِ=verecektir اللَّهُ=Allah الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»أَجْرًا=bir bedel«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 147 ﴿‎   مَا=ne? يَفْعَلُ=yapacak اللَّهُ=Allah بِعَذَابِكُمْ=size cezayı«azãb»إِنْ=eğer شَكَرْتُمْ=kıymet bilirseniz«şekûr_şãkir»وَ=ve آمَنْتُمْۚ=inanıp güvenirseniz«îmãn»وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah شَاكِرًا=kıymet bilir«şekûr_şãkir»عَلِيمًا=«herşeyi» bilir«alîm»
 ‎﴾ 148 ﴿‎   لَا يُحِبُّ=sevmez اللَّهُ=Allah الْجَهْرَ=açıkça duyurulmasını بِالسُّوءِ=fena«sú» olanın مِنَ الْقَوْلِ=o söylenendenإِلَّا=dışında مَنْ=kimsenin ظُلِمَۚ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmişوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah سَمِيعًا=işitir«semí»عَلِيمًا=bilir«alîm»
 ‎﴾ 149 ﴿‎   إِنْ=eğer تُبْدُوا=açığa vurursanız خَيْرًا=bir fayda verişi ve iyiliği«hayr»أَوْ=veya تُخْفُوهُ=gizlerseniz onuأَوْ=yahut تَعْفُوا=affederseniz عَنْ سُوءٍ=bir fenalığı«sú»فَ=bunun üzerine إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah كَانَ=olandır عَفُوًّا=çok affeder«afüvv»قَدِيرًا=güç yetirir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 150 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَكْفُرُونَ=görmezlikten gelen«küfr_kãfir»بِاللَّهِ=Allah′ı وَ=ve de رُسُلِهِ=Elçilerini«rasûl»وَ=ve يُرِيدُونَ=isteyen أَنْ يُفَرِّقُوا=ayırmak بَيْنَ=arasını اللَّهِ=Allah وَ=ile رُسُلِهِ=Elçilerinin«rasûl»وَ=ve يَقُولُونَ=diyen نُؤْمِنُ=inanıp güveniriz«îmãn»بِبَعْضٍ=kimine وَ=ve نَكْفُرُ=görmezlikten geliriz«küfr_kãfir»بِبَعْضٍ=kiminiوَ=ve de يُرِيدُونَ=isteyen أَنْ يَتَّخِذُوا=tutmak بَيْنَ=arasında ذَٰلِكَ=işte bunun سَبِيلًا=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 151 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْكَافِرُونَ=görmezlikten gelenlerdir«küfr_kãfir»حَقًّاۚ=gerçekleri«hakk»(veya "gerçekten")وَ=ve أَعْتَدْنَا=Biz hazırlamışızdır لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»عَذَابًا=bir ceza«azãb»مُهِينًا=alçaltıcı
 ‎﴾ 152 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رُسُلِهِ=Elçilerine«rasûl»وَ=ve لَمْ يُفَرِّقُوا=ayırım yapmamış بَيْنَ=arasında أَحَدٍ=herhangi biri مِنْهُمْ=onlardanأُولَٰئِكَ=işte onlara سَوْفَ=ileride يُؤْتِيهِمْ=verecektir أُجُورَهُمْۗ=bedellerini«ecr»وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 153 ﴿‎   يَسْأَلُكَ=istiyorlar senden أَهْلُ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»أَنْ تُنَزِّلَ=indirmeni عَلَيْهِمْ=kendilerine كِتَابًا=bir «ilâhî» Metin«kitãb»مِنَ السَّمَاءِۚ=göktenفَ=öyleyse قَدْ=emin olun ki سَأَلُوا=istemişlerdi مُوسَىٰ=Mûsã′dan أَكْبَرَ=daha «büyüğünü»ağırını مِنْ ذَٰلِكَ=işte bundanفَ=sonra da قَالُوا=demişlerdi ki أَرِنَا=göster bize اللَّهَ=Allah′ı جَهْرَةً=açıkçaفَ=bunun üzerine أَخَذَتْهُمُ=yakalamıştı onları الصَّاعِقَةُ=yıldırım gürültüsü بِ=karşılık ظُلْمِهِمْۚ="haksızlık ve kötülük"lerine«zulm_zãlim»ثُمَّ=sonrasında اتَّخَذُوا=edindiniz الْعِجْلَ=o buzağıyı مِنْ بَعْدِ=ardından مَا جَاءَتْهُمُ=kendilerine gelmesinin الْبَيِّنَاتُ=o açık delillerin«beyyine»فَ=böylece عَفَوْنَا=vazgeçtik عَنْ ذَٰلِكَۚ=işte bundan وَ=ve آتَيْنَا=verdik مُوسَىٰ=Mûsã′ya سُلْطَانًا="dayanacak bir şey"«sultãn»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 154 ﴿‎   وَ=ve رَفَعْنَا=kaldırdık فَوْقَهُمُ=üstlerine الطُّورَ=o Dağ′ı بِ=ilgili olarak مِيثَاقِهِمْ=Taahhütleriyle«mîsak»وَ=ve قُلْنَا=dedik ki لَهُمُ=onlara ادْخُلُوا=girin الْبَابَ=kapıdan سُجَّدًا=yere yüz koyarak«secde»وَ=ve قُلْنَا=dedik ki لَهُمْ=onlara لَا تَعْدُوا=çiğnemeyin فِي السَّبْتِ=cumartesinde(kileri)وَ=ve أَخَذْنَا=aldık مِنْهُمْ=onlardan مِيثَاقًا=bir Taahhüt«mîsak»غَلِيظًا=sağlam
 ‎﴾ 155 ﴿‎   فَ=öyleyse بِمَا=sebebiyledir نَقْضِهِمْ=bozmaları مِيثَاقَهُمْ=Taahhütlerini«mîsak»وَ=ve كُفْرِهِمْ=görmezlikten gelmeler«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve قَتْلِهِمُ=etkisiz kılması(veya "öldürmesi") الْأَنْبِيَاءَ=Peygamberleri«nebî»بِغَيْرِ=olmayan şekilde حَقٍّ=hakka uygun«hakk»وَ=ve قَوْلِهِمْ=demeleri قُلُوبُنَا=kalplerimiz غُلْفٌۚ=kılıflıdırبَلْ=yok aslında! طَبَعَ=damgalamıştır اللَّهُ=Allah عَلَيْهَا=onların üzerini بِ=karşılık كُفْرِهِمْ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmelerine«küfr_kãfir»فَ=böylece لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»إِلَّا=hariç قَلِيلًا=pek az
 ‎﴾ 156 ﴿‎   وَ=ve بِ=karşılık كُفْرِهِمْ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmelerine«küfr_kãfir»وَ=ve قَوْلِهِمْ=sözlerine عَلَىٰ=karşı مَرْيَمَ=Meryem′e بُهْتَانًا=bir iftira olarak عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 157 ﴿‎   وَ=ve قَوْلِهِمْ=demelerine إِنَّا=ki biz قَتَلْنَا=öldürdük الْمَسِيحَ=Mesih′iعِيسَى=Îsã ابْنَ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu رَسُولَ=Elçisi«rasûl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=oysa مَا قَتَلُوهُ=öldürmediler onu وَ=ya da مَا صَلَبُوهُ=asmadılar onuوَلَٰكِنْ=fakat شُبِّهَ=benzetildi«muteşãbih»o لَهُمْۚ=kendilerineوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler اخْتَلَفُوا=ayrılığa düşen«ihtilãf»فِيهِ=onun hakkındaلَفِي=kesinlikle içindedirler شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِنْهُۚ=onunla ilgiliمَا=yoktur لَهُمْ=onların بِهِ=o hususta مِنْ عِلْمٍ=bir bilgisi«ilm»إِلَّا=başka اتِّبَاعَ=uymalarından الظَّنِّۚ=zanna«zann»وَ=ve مَا قَتَلُوهُ=öldürmediler onu يَقِينًا=kuşkusuz«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 158 ﴿‎   بَلْ=yok aslında! رَفَعَهُ=yükseltti onu اللَّهُ=Allah إِلَيْهِۚ=Kendisineوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَزِيزًا=üstün gelir«azîz»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 159 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=yoktur مِنْ أَهْلِ=Bilenlerinden«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»إِلَّا=olmayan لَيُؤْمِنَنَّ=kesinlikle inanıp güvenecek«îmãn»بِهِ=ona قَبْلَ=önce مَوْتِهِۖ=ölümündenوَ=ve de يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»يَكُونُ=o olacaktır عَلَيْهِمْ=onların üzerine(veya ”aleyhine”) شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd»
 ‎﴾ 160 ﴿‎   فَ=şu halde بِ=nedeniyle ظُلْمٍ="haksızlık ve kötülük"ler«zulm_zãlim»مِنَ الَّذِينَ=kimselerden هَادُوا=Yahudi olanحَرَّمْنَا=yasakladık«haram»عَلَيْهِمْ=onlara طَيِّبَاتٍ=temiz«tayyib»şeyleri أُحِلَّتْ=serbest«helãl»kılınmış لَهُمْ=kendilerineوَ=ve بِ=karşılık صَدِّهِمْ=alıkoyuşlarına عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın كَثِيرًا=çokları
 ‎﴾ 161 ﴿‎   وَ=ve de أَخْذِهِمُ=almalarına الرِّبَا=faizi«ribã»وَ=iken قَدْ=kesinlikle نُهُوا=vazgeçmeniz istenmiş«nehy»عَنْهُ=ondanوَ=ve أَكْلِهِمْ=yemelerine أَمْوَالَ=mallarını النَّاسِ=insanların بِالْبَاطِلِۚ=uyduruk ve asılsız«bãtıl»şeylerleوَ=ve de أَعْتَدْنَا=hazırladık لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»مِنْهُمْ=aralarındanعَذَابًا=bir ceza«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 162 ﴿‎   لَٰكِنِ=fakat الرَّاسِخُونَ=sağlamlaşmış olanlar فِي الْعِلْمِ=o Bilgi′de«ilm»مِنْهُمْ=içlerindenوَ=ve الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirler«îmãn»بِمَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكَ=sanaوَ=ve مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş مِنْ قَبْلِكَۚ=senden önceوَ=ve الْمُقِيمِينَ=gereğince yerine getirenler«ekãme»الصَّلَاةَۚ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de الْمُؤْتُونَ=verenler الزَّكَاةَ=o zekatıوَ=ve الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve الْيَوْمِ=gününe الْآخِرِ=Ahiretأُولَٰئِكَ=işte onlara سَنُؤْتِيهِمْ=vereceğiz أَجْرًا=bir bedel«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 163 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَيْكَ=sanaكَمَا=gibi أَوْحَيْنَا=mesajla ilettiğimiz«vahy»إِلَىٰ نُوحٍ=Nûh′aوَ=ve النَّبِيِّينَ=Peygamberlere«nebî»مِنْ بَعْدِهِۚ=ondan sonrakiوَ=ve أَوْحَيْنَا=mesajla iletmiştik«vahy»إِلَىٰ إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′eوَ=ve إِسْمَاعِيلَ=İsmãîl′e وَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk′aوَ=ve يَعْقُوبَ=Ya′kûb′a وَ=ve الْأَسْبَاطِ=torunlaraوَ=ve عِيسَىٰ=Îsã′ya وَ=ve أَيُّوبَ=Eyyûb′a وَ=ve يُونُسَ=Yûnus′aوَ=ve هَارُونَ=Hãrûn′a وَ=ve سُلَيْمَانَۚ=Süleymãn′aوَ=ve de آتَيْنَا=vermiştik دَاوُودَ=Dãvûd′a زَبُورًا=bir yazma parçayı«zebûr»
 ‎﴾ 164 ﴿‎   وَ=ve رُسُلًا=Elçilere«rasûl»قَدْ=emin ol ki قَصَصْنَاهُمْ=anlattığımız«kasas»عَلَيْكَ=sana مِنْ قَبْلُ=daha önceوَ=ve de رُسُلًا=Elçilere«rasûl»لَمْ نَقْصُصْهُمْ=anlatmadığımız«kasas»عَلَيْكَۚ=sanaوَ=ve كَلَّمَ=konuşmuştu اللَّهُ=Allah مُوسَىٰ=Mûsã′ya تَكْلِيمًا=sözle
 ‎﴾ 165 ﴿‎   رُسُلًا=Elçiler«rasûl»مُبَشِّرِينَ=müjdeleyicidir وَ=ve مُنْذِرِينَ=uyarıcıdırلِئَلَّا يَكُونَ=kalmasın diye لِلنَّاسِ=insanların عَلَى=karşı اللَّهِ=Allah′a حُجَّةٌ=dayanağı«huccet»بَعْدَ=sonra الرُّسُلِۚ=o Elçilerden«rasûl»وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَزِيزًا=üstün gelir«azîz»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 166 ﴿‎   لَٰكِنِ=fakat اللَّهُ=Allah يَشْهَدُ=tanıklık«şãhid» eder kiبِمَا=olduğuyla أَنْزَلَ=indirmiş إِلَيْكَۖ=sanaأَنْزَلَهُ=indirmiştir onu بِعِلْمِهِۖ=Kendi bilgisiyle«ilm»وَ=ve de الْمَلَائِكَةُ=melekler يَشْهَدُونَۚ=tanıklık«şãhid» ederlerوَ=ve كَفَىٰ=yeterlidir بِاللَّهِ=Allah شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd» olarak
 ‎﴾ 167 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve صَدُّوا=alıkoymuş عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınقَدْ=emin olun ki ضَلُّوا=düşmüşlerdir ضَلَالًا=bir yolunu saşırmışlığa«dalãl»بَعِيدًا=uzak
 ‎﴾ 168 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve de ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişلَمْ يَكُنِ=değildir اللَّهُ=Allah لِيَغْفِرَ=günahları örtecek«mağfiret»لَهُمْ=onlar içinوَلَا=ne de لِيَهْدِيَهُمْ=yolunu gösterecektir«hüdã»onlara طَرِيقًا=herhangi bir yolun
 ‎﴾ 169 ﴿‎   إِلَّا=hariç طَرِيقَ=yolu جَهَنَّمَ=Cehennem′inخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oranın içinde أَبَدًاۚ=sonsuza dekوَ=ve كَانَ=olandır ذَٰلِكَ=işte bu عَلَى اللَّهِ=Allah′a يَسِيرًا=çok kolay
 ‎﴾ 170 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمُ=geldi الرَّسُولُ=o Elçi«rasûl»بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»فَ=o halde آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْۚ=kendiniz içinوَ=ve إِنْ=eğer تَكْفُرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirseniz«küfr_kãfir»فَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzündeوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 171 ﴿‎   يَا=Ey! أَهْلَ=Bilenleri«ehl»الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin′in«kitãb»لَا تَغْلُوا=taşkınlık etmeyin فِي دِينِكُمْ=dininizde«dîn»وَلَا=ne de تَقُولُوا=söyleyin عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah إِلَّا=dışındakileri الْحَقَّۚ=o Gerçek«hakk»إِنَّمَا=ancak ve sadece الْمَسِيحُ=o Mesih عِيسَى=Îsã ابْنُ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu رَسُولُ=Elçisidir«rasûl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve كَلِمَتُهُ=O′nun bir kelamıdır(mesajıdır)«kelime_kelimãt»أَلْقَاهَا=attığı kendisini إِلَىٰ مَرْيَمَ=Meryem′eوَ=ve رُوحٌ=bir «Ruh»"İlâhi Destek"tir«rûh»مِنْهُۖ=O′ndanفَ=o halde آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رُسُلِهِۖ=Elçilerine«rasûl»وَ=ve لَا تَقُولُوا=demeyin ثَلَاثَةٌۚ=”Üç”türانْتَهُوا=vazgeçinخَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْۚ=kendiniz içinإِنَّمَا=ancak ve sadece اللَّهُ=Allah إِلَٰهٌ=ilâhtır وَاحِدٌۖ=tek birسُبْحَانَهُ=O aşkındır«subhãn»أَنْ يَكُونَ=olmasından لَهُ=kendisinin وَلَدٌۘ=çocuğuلَهُ=O′nundur مَا=olanlar فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve مَا=olanlar فِي الْأَرْضِۗ=yeryüzündeوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah وَكِيلًا=sırtı emniyetle dayayacak kimse«vekîl»olarak
 ‎﴾ 172 ﴿‎   لَنْ يَسْتَنْكِفَ=asla kaçınmaz الْمَسِيحُ=Mesih أَنْ يَكُونَ=olmaktan عَبْدًا=bir «kulluk»hizmetkâr«abd»لِلَّهِ=Allah′aوَلَا=ne de الْمَلَائِكَةُ=melekler الْمُقَرَّبُونَۚ=«Allah′a» yakın olan«mukarreb»وَ=ve مَنْ=kim يَسْتَنْكِفْ=kaçınırsa عَنْ عِبَادَتِهِ=«kulluk»hizmet«abd»etmekten O′na وَ=ve يَسْتَكْبِرْ=büyüklenirse«kibr»فَ=şu halde سَيَحْشُرُهُمْ=O toplayacaktır«haşr»onları إِلَيْهِ=kendi katına جَمِيعًا=bütünüyle
 ‎﴾ 173 ﴿‎   فَ=sonra أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»فَ=şu halde يُوَفِّيهِمْ=O eksiksiz ödeyecektir onlara أُجُورَهُمْ=bedellerini«ecr»وَ=ve de يَزِيدُهُمْ=daha fazlasını verecektir onlara مِنْ فَضْلِهِۖ=lütfundan«fadl»وَ=ve أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere اسْتَنْكَفُوا=kaçınan وَ=ve de اسْتَكْبَرُوا=büyüklenen«kibr»فَ=şu halde يُعَذِّبُهُمْ=O cezalandıracaktır«azãb»onları عَذَابًا=bir cezayla«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»وَ=ve لَا يَجِدُونَ=bulamayacaklardır لَهُمْ=kendilerineمِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 174 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=geldi size بُرْهَانٌ=bir delil«burhãn»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik إِلَيْكُمْ=size نُورًا=bir aydınlık«nûr»مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 175 ﴿‎   فَ=ve أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′aوَ=ve de اعْتَصَمُوا=sıkı tutunan بِهِ=O′naفَ=bunun üzerine سَيُدْخِلُهُمْ=O sokacaktır onları فِي رَحْمَةٍ=bir merhametin«rahmet»içine مِنْهُ=kendinden وَ=ve فَضْلٍ=lütfun«fadl»وَ=ve يَهْدِيهِمْ=yolunu gösterecektir«hüdã»onlara إِلَيْهِ=kendisine giden صِرَاطًا=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمًا=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 176 ﴿‎   يَسْتَفْتُونَكَ=hüküm«fetvã» istiyorlar sendenقُلِ=de ki اللَّهُ=Allah يُفْتِيكُمْ=hüküm«fetvã»açıklıyor size فِي=hakkındakini الْكَلَالَةِۚ=o kelâle kişiإِنِ=eğer امْرُؤٌ=kişinin هَلَكَ=ölenلَيْسَ=yoksa لَهُ=kendisine ait وَلَدٌ=bir çocuk وَ=iken لَهُ=‑var‑ onun أُخْتٌ=bir kız kardeşiفَ=o zaman لَهَا=onundur«dişil» نِصْفُ=yarısı مَا=olduğunun تَرَكَۚ=bırakmışوَ=ise هُوَ=o«eril» يَرِثُهَا=onun«dişil» mirasını alır إِنْ=eğer لَمْ يَكُنْ=yoksa لَهَا=ona ait«dişil» وَلَدٌۚ=bir çocukفَ=bunun üzerine إِنْ=eğer كَانَتَا=bulunuyorsa اثْنَتَيْنِ=iki kız kardeşiفَ=o zaman لَهُمَا=o ikisinindir الثُّلُثَانِ=üçte ikisi مِمَّا=şeylerden تَرَكَۚ=geride bıraktığıوَ=ve إِنْ=eğer كَانُوا=olursa إِخْوَةً=kardeşler رِجَالًا=erkek وَ=ve نِسَاءً=kadınفَ=o zaman لِلذَّكَرِ=‑vardır‑erkeğe مِثْلُ=dengi حَظِّ=payının الْأُنْثَيَيْنِۗ=iki kadınınيُبَيِّنُ=bildiriyor«beyãn»اللَّهُ=Allah لَكُمْ=size أَنْ تَضِلُّواۗ=yolunuzu saşırırsınız«dalãl»diyeوَ=ve اللَّهُ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=herşeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
Âyet Metni : (Nisâ.1) (4. Cüz | 77. Sayfa)
Okunuşu :
1. yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbekümü-lleẕî ḫaleḳaküm min nefsiv vâḥidetiv veḫaleḳa minhâ zevcehâ vebeŝŝe minhümâ ricâlen keŝîrav venisââ. vetteḳu-llâhe-lleẕî tesâelûne bihî vel'erḥâm. inne-llâhe kâne `aleyküm raḳîbâ.
(Nisâ.1) Grameri
يَاأَيُّهَا : O ::: [Edat/Seslenme]يَاأَيُّهَا : O you ::: [İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)]النَّاسُ : the ::: [Belirlilik Takısı]النَّاسُ : mankind! ::: [İsim] [Eril çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ن و ساتَّقُوا : Fear ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: و ق ياتَّقُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]رَبَّكُمُ : Lord ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ر ب برَبَّكُمُ : your ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]الَّذِى : One Who ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril tekil]خَلَقَكُمْ : created ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: خ ل قخَلَقَكُمْ : you (you all) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]مِنْ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]نَفْسٍ : a soul ::: [İsim] [Dişil tekil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ن ف سوَاحِدَةٍ : single ::: [Sıfat] [Dişil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: و ح دوَخَلَقَ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَخَلَقَ : created ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: خ ل قمِنْهَا : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]مِنْهَا : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/dişil]زَوْجَهَا : mate ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ز و جزَوْجَهَا : its ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/dişil]وَبَثَّ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَبَثَّ : dispersed ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ب ث ثمِنْهُمَا : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]مِنْهُمَا : both of them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O İkisi]رِجَالًا : men ::: [İsim] [Eril çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ر ج لكَثِيرًا : many ::: [Sıfat] [Eril tekil] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ك ث روَنِسَآءً : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَنِسَآءً : women ::: [İsim] [Dişil çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ن س ووَاتَّقُوا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَاتَّقُوا : fear ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: و ق يوَاتَّقُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هالَّذِى : Whom ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril tekil]تَسَآءَلُونَ : ask ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [Tefâul Kalıbı] [فَـعَلَ=>تَفَاعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: س أ لتَسَآءَلُونَ : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]بِهِ : with ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِهِ : it ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]وَالْأَرْحَامَ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَالْأَرْحَامَ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالْأَرْحَامَ : wombs ::: [İsim] [Eril çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ر ح مإِنَّ : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هكَانَ : is ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ك و نعَلَيْكُمْ : over ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]عَلَيْكُمْ : you (you all) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]رَقِيبًا : Ever‑Watchful ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ر ق ب
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu