Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lâm, Râ. bunlar işte âyetleridir sana o mübîn kitabın
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, râ. Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Râ![1*] Bunlar apaçık olan[2*] kitabın ayetleridir.[3*][1*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur. [2*] Kur’an-ı Kerim, muhkem /hüküm bildiren ve müteşabih /muhkemlerin benzeri olup onları ayrıntılı olarak açıklayan ayetlerden oluşur. Allah, koyduğu bu metodla Kur’an’ı, ayrıntılı olarak açıklamış ve o açıklamalara ulaşmanın yollarını göstermiştir. (Âl-i İmran 3/7, En’am 6/114, Hud 11/1, Zümer 39/23, Fussilet 41/3).[3*] Şuara 26/2, Kasas 28/1-2.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif lâm Râ. Bunlar, her şeyi apaçık bildiren kitabın (Kur’an’ın) ayetleridir.* Elif-Lam-Ra harfleriyle ilgili Bakara suresinin 1. ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm râ. Bunlar apaçık Kitabın âyetleridir.
İngilizce Kelime Meali
الٓرۚ=Alif Laam Ra. تِلْكَ=These ءَايٰتُ=(are the) Verses الْكِتٰبِ=(of) the Book الْمُبِينِ=[the] clear.
(12) Yûsuf Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الرۚ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «R harfi»تِلْكَ=bunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»الْمُبِينِ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَنْزَلْنَاهُ=indirdik onu قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»halinde عَرَبِيًّا=Arapçaلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   نَحْنُ=Biz نَقُصُّ=anlatıyoruz عَلَيْكَ=sana أَحْسَنَ=en güzelini«hasen»الْقَصَصِ=hikayelerin«kasas»بِمَا=olduğumuzla أَوْحَيْنَا=mesajla iletmiş«vahy»إِلَيْكَ=sanaهَٰذَا=şu الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân′la«kur′ãn»وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنْتَ=idin مِنْ قَبْلِهِ=ondan önce لَمِنَ الْغَافِلِينَ=kesinlikle haberi olmayanlardan«ğãfil»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti يُوسُفُ=Yûsuf«sûrenin adıdır»لِأَبِيهِ=babasınaيَا=Ey! أَبَتِ=babacığım إِنِّي=ki ben رَأَيْتُ=gördüm أَحَدَ عَشَرَ=on bir كَوْكَبًا=parlayan gezegenوَ=ve الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَ=Ay′ıرَأَيْتُهُمْ=gördüm ki onlar لِي=bana(veya”benim için”) سَاجِدِينَ=yere yüz koyuyorlardı«secde»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! بُنَيَّ=yavrumلَا تَقْصُصْ=anlatma«kasas»رُؤْيَاكَ=rüyanı عَلَىٰ إِخْوَتِكَ=kardeşlerineفَ=sonra يَكِيدُوا=düzen«keyd»hazırlarlar لَكَ=sana كَيْدًاۖ=bir düzenle«keyd»إِنَّ=şu bir gerçek ki الشَّيْطَانَ=şeytan لِلْإِنْسَانِ=insan için عَدُوٌّ=bir düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle يَجْتَبِيكَ=seçecek seni رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»وَ=ve يُعَلِّمُكَ=öğretecek sana مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِ=anlatılanlarınوَ=ve يُتِمُّ=tamamlayacaktır نِعْمَتَهُ=nimetini عَلَيْكَ=sana وَ=ve عَلَىٰ آلِ=ailesine يَعْقُوبَ=Ya′kûb′unكَمَا=nasıl ki أَتَمَّهَا=tamamlamıştı onu عَلَىٰ أَبَوَيْكَ=atalarına مِنْ قَبْلُ=daha önce إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′e وَ=ve إِسْحَاقَۚ=İshãk′aإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=vardır فِي يُوسُفَ=Yûsuf′ta وَ=ve إِخْوَتِهِ=kardeşlerinde آيَاتٌ=açık işaretler«ãyet»لِلسَّائِلِينَ=soranlar için
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالُوا=demişlerdi kiلَيُوسُفُ=kesinlikle Yûsuf وَ=ve أَخُوهُ=kardeşi أَحَبُّ=daha sevgilidir إِلَىٰ أَبِينَا=babamıza مِنَّا=bizdenوَ=oysa نَحْنُ=biz عُصْبَةٌ=bir küme insanızإِنَّ=şu bir gerçek ki أَبَانَا=babamız لَفِي=kesinlikle içindedir ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   اُقْتُلُوا=öldürün يُوسُفَ=Yûsuf′uأَوِ=ya da اطْرَحُوهُ=atın onu أَرْضًا=bir yereيَخْلُ=yönelsin لَكُمْ=size وَجْهُ=yüzü أَبِيكُمْ=babanızınوَ=ve de تَكُونُوا=olursunuz مِنْ بَعْدِهِ=ondan sonra قَوْمًا=bir toplum«kavm»صَالِحِينَ=düzgün«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   قَالَ=dedi ki قَائِلٌ=bir konuşan مِنْهُمْ=içlerindenلَا تَقْتُلُوا=öldürmeyin يُوسُفَ=Yûsuf′uوَ=ve أَلْقُوهُ=atın onu فِي غَيَابَتِ=dibine الْجُبِّ=o kuyununيَلْتَقِطْهُ=alsın onu بَعْضُ=kimisi السَّيَّارَةِ=yolcu kafilesindenإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz فَاعِلِينَ=yapacak
 ‎﴾ 11 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamızمَا=neyin? لَكَ=‑var‑ seninلَا تَأْمَنَّا=güvenmiyorsun bize عَلَىٰ=hakkında يُوسُفَ=Yûsufوَ=oysa إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onun için لَنَاصِحُونَ=kesinlikle öğüt verecekleriz(veya ”samimiyiz”)
 ‎﴾ 12 ﴿‎   أَرْسِلْهُ=gönder onu مَعَنَا=bizimle beraber غَدًا=yarınيَرْتَعْ=gezsin وَ=ve يَلْعَبْ=oynasınوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onu لَحَافِظُونَ=kesinlikle muhafaza edecekleriz
 ‎﴾ 13 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنِّي=ki لَيَحْزُنُنِي=kesinlikle üzüyor beni أَنْ تَذْهَبُوا=götürmeniz بِهِ=onuوَ=ve أَخَافُ=korkuyorum أَنْ يَأْكُلَهُ=yemesinden onu الذِّئْبُ=o kurtunوَ=iken أَنْتُمْ=siz عَنْهُ=onu غَافِلُونَ=ihmal hatasına düşmüş«ğãfil»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَئِنْ=kesinlikle eğer أَكَلَهُ=yerse onu الذِّئْبُ=o kurtوَ=iken نَحْنُ=biz عُصْبَةٌ=bir küme insanإِنَّا=şu bir gerçek ki oluruz إِذًا=o zaman لَخَاسِرُونَ=muhakkak zarar etmişler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا ذَهَبُوا=onlar götürünce بِهِ=kendisini وَ=ve أَجْمَعُوا=karar verince أَنْ يَجْعَلُوهُ=bırakmaya onu فِي غَيَابَتِ=dibine الْجُبِّۚ=o kuyununوَ=oysa أَوْحَيْنَا=Biz mesajla ilettik«vahy»إِلَيْهِ=onaلَتُنَبِّئَنَّهُمْ=mutlaka haber vereceğini onlara بِأَمْرِهِمْ=yapılması istenmiş(veya "yapmayı istemiş") olduklarını«emr»هَٰذَا=buوَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve جَاءُوا=geldiler أَبَاهُمْ=babalarına عِشَاءً=akşamleyin يَبْكُونَ=ağlayarak
 ‎﴾ 17 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=Ey! أَبَانَا=babamızإِنَّا=ki biz ذَهَبْنَا=gittik نَسْتَبِقُ=yarışıyordukوَ=ve تَرَكْنَا=bırakmıştık يُوسُفَ=Yûsuf′u عِنْدَ=yanında مَتَاعِنَا=geçimlik malımızınفَ=sonra أَكَلَهُ=yemiş onu الذِّئْبُۖ=o kurtوَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِمُؤْمِنُ=inanıp güvenecek«mü′min»لَنَا=bizeوَلَوْ=bile كُنَّا=olsak صَادِقِينَ=gerçeği söyleyenler«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve جَاءُوا=getirdiler عَلَىٰ قَمِيصِهِ=gömleğinin üstünde بِدَمٍ=kanı كَذِبٍۚ=yalandan«kizb_kãzib»قَالَ=dedi ki بَلْ=yok aslında! سَوَّلَتْ=teşvik etti لَكُمْ=sizi أَنْفُسُكُمْ=nefisleriniz أَمْرًاۖ=yapılması istenen bir şeye«emr»فَ=öyleyse صَبْرٌ=yılmadan dayanmak«sabr_sãbir»جَمِيلٌۖ=güzel olandırوَ=ve اللَّهُ=Allah′tır الْمُسْتَعَانُ=‑asıl‑”Yardım İstenecek Olan”«müsteãn»عَلَىٰ=kaşı مَا=olduklarınıza تَصِفُونَ=anlatıyor
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve جَاءَتْ=geldi سَيَّارَةٌ=bir kervanفَ=sonra أَرْسَلُوا=gönderdiler وَارِدَهُمْ=sucularınıفَ=sonra da أَدْلَىٰ=sarkıttı دَلْوَهُۖ=kovasınıقَالَ=dedi ki يَا=Hey! بُشْرَىٰ=Müjde! هَٰذَا=bu غُلَامٌۚ=bir oğlanوَ=ve أَسَرُّوهُ=sakladılar«sirra»onu بِضَاعَةًۚ=sermaye olarakوَ=iken اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilen«alîm»بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve شَرَوْهُ=sattılar onu بِثَمَنٍ=bir pahaya بَخْسٍ=cüziدَرَاهِمَ=dirheme مَعْدُودَةٍ=birkaçوَ=ve كَانُوا=idiler فِيهِ=ona karşı مِنَ الزَّاهِدِينَ=rağbet etmeyen
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الَّذِي=kimse اشْتَرَاهُ=onu satın almış مِنْ مِصْرَ=Mısırlılardan لِامْرَأَتِهِ=karısınaأَكْرِمِي=ikram et«ikrãm»مَثْوَاهُ=onun yeriniعَسَىٰ=belki أَنْ يَنْفَعَنَا=yararı dokunur bizeأَوْ=ya da نَتَّخِذَهُ=ediniriz onu وَلَدًاۚ=bir evlatوَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle مَكَّنَّا=bir imkân verdik لِيُوسُفَ=Yûsuf′a فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَ=ve لِنُعَلِّمَهُ=öğretmek içindi ona مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِۚ=düşlerinوَ=ve اللَّهُ=Allah غَالِبٌ=üstün gelendir عَلَىٰ أَمْرِهِ=yapılmasını istediği şeyde«emr»وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا بَلَغَ=erişince أَشُدَّهُ=kuvvetli çağınaآتَيْنَاهُ=verdik ona حُكْمًا=bir Hikmet وَ=ve عِلْمًاۚ=bir bilgi«ilm»وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve رَاوَدَتْهُ=o«dişil» yararlanmak istedi الَّتِي=olan«dişil» هُوَ=kendisi«eril» فِي بَيْتِهَا=evinde«dişil» عَنْ نَفْسِهِ=onun«eril» nefsindenوَ=ve غَلَّقَتِ=kilitledi«dişil» الْأَبْوَابَ=kapıları وَ=ve قَالَتْ=dedi ki«dişil» هَيْتَ لَكَۚ=haydi gelsene!قَالَ=dedi ki«eril» مَعَاذَ=sığınırım اللَّهِۖ=Allah′aإِنَّهُ=(dedi)ki رَبِّي=efendi ve sahibim«rabb»أَحْسَنَ=güzel kıldı«ihsãn_muhsin»مَثْوَايَۖ=yerimiإِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يُفْلِحُ=selamete«felãh»ermez الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki هَمَّتْ=o arzu etmişti«dişil» بِهِۖ=onu«eril»وَ=ve de هَمَّ=o arzu etmişti«eril» بِهَا=onu«dişil»لَوْلَا=eğer olmasaydı أَنْ رَأَىٰ=görmesi بُرْهَانَ=doğruyu gösteren delilini«burhãn»رَبِّهِۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»كَذَٰلِكَ=işte böyle لِنَصْرِفَ=çevirmek içindi عَنْهُ=ondan«eril» السُّوءَ=o fenalığı«sú»وَ=ve الْفَحْشَاءَۚ=ahlaksızlıkları«fahşa»إِنَّهُ=ki o«eril» مِنْ عِبَادِنَا=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimizdendi الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve اسْتَبَقَا=koşuştular الْبَابَ=kapıyaوَ=ve قَدَّتْ=yırttı«dişil» قَمِيصَهُ=onun«eril» gömleğini مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur»وَ=ve أَلْفَيَا=rastladılar سَيِّدَهَا=onun«dişil» bey′ine لَدَى=yanında الْبَابِۚ=kapınınقَالَتْ=dedi ki«dişil» مَا=nedir? جَزَاءُ=karşılığı«cezã»مَنْ=kimsenin أَرَادَ=istemiş بِأَهْلِكَ=senin ailene«eril»«ehl»سُوءًا=bir fenalık«sú»إِلَّا=başka أَنْ يُسْجَنَ=hapsolunmaktan أَوْ=veya عَذَابٌ=bir cezadan«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» هِيَ=odur«dişil» رَاوَدَتْنِي=yararlanmak isteyen benden عَنْ=ilgili نَفْسِيۚ=nefsimleوَ=ve شَهِدَ=tanık oldu«eril»«şãhid»شَاهِدٌ=bir tanık«şãhid»مِنْ أَهْلِهَا=onun«dişil» ailesinden«ehl»إِنْ=eğer كَانَ=ise قَمِيصُهُ=onun«eril» gömleği قُدَّ=yırtılmış مِنْ قُبُلٍ=önden فَ=o zaman صَدَقَتْ=o«dişil» gerçeği söylemiştir«sıdk_sãdık»وَ=ise هُوَ=o«eril» مِنَ الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerdendir«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=ise قَمِيصُهُ=onun gömleği«eril» قُدَّ=yırtılmış مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur»فَ=o zaman كَذَبَتْ=o yalan söylemiştir«dişil»«kizb_kãzib»وَ=ise هُوَ=«eril»o مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerdendir«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا رَأَىٰ=görünce قَمِيصَهُ=onun gömleğinin«eril» قُدَّ=yırtıldığını مِنْ دُبُرٍ=arkadan«dubur»قَالَ=dedi«eril» إِنَّهُ=ki bu مِنْ كَيْدِكُنَّۖ=sizlerin«dişil» hazırladığı düzendir«keyd»إِنَّ=(dedi)ki كَيْدَكُنَّ=sizlerin«dişil» hazırladığı bir düzen«keyd»عَظِيمٌ=muazzamdır«azîm»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   يُوسُفُ=Yûsuf أَعْرِضْ=sen aldırış etme«iğ′rãd»عَنْ هَٰذَاۚ=bunaوَ=ve de اسْتَغْفِرِي=sen«dişil» günahının örtülmesini dile«istiğfar»لِذَنْبِكِۖ=kendi«dişil» suçunun«zenb»إِنَّكِ=şu bir gerçek ki sen«dişil» كُنْتِ=oldun«dişil» مِنَ الْخَاطِئِينَ=hata yapmışlardan«hatá»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki نِسْوَةٌ=kadınlar فِي الْمَدِينَةِ=şehirdeامْرَأَتُ=karısı الْعَزِيزِ=Vezir′in«azîz»تُرَاوِدُ=yararlanmak istemiş فَتَاهَا=kendi«dişil» erkek çalışanının«fetã»عَنْ نَفْسِهِۖ=nefsindenقَدْ=kesinlikle شَغَفَهَا=bağrını yakmış onun«dişil» حُبًّاۖ=bir sevdaإِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَنَرَاهَا=kesinlikle görüyoruz onu«dişil» فِي ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»içinde مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا سَمِعَتْ=o işitince«dişil» بِمَكْرِهِنَّ=onların«dişil» çekiştirmelerini«mekr»أَرْسَلَتْ=haber gönderdi«dişil» إِلَيْهِنَّ=onlara«dişil»وَ=ve أَعْتَدَتْ=hazırladı«dişil» لَهُنَّ=onlar için«dişil» مُتَّكَأً=yastıklarوَ=ve آتَتْ=verdi«dişil» كُلَّ وَاحِدَةٍ=her birine مِنْهُنَّ=onlardan«dişil» سِكِّينًا=bir bıçakوَ=ve قَالَتِ=dedi ki«dişil» اخْرُجْ=ortaya çık!«ihrãc»عَلَيْهِنَّۖ=onların«dişil» karşılarındaفَ=bunun üzerine لَمَّا رَأَيْنَهُ=görünce onu«eril» أَكْبَرْنَهُ=yücelttiler«dişil» onu«eril» وَ=ve قَطَّعْنَ=kestiler«dişil» أَيْدِيَهُنَّ=ellerini«dişil»وَ=ve قُلْنَ=dediler ki«dişil» حَاشَ=haşa! لِلَّهِ=Allah içinمَا=değildir هَٰذَا=bu بَشَرًا=bir insanإِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası مَلَكٌ=bir melekten كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki«dişil» فَ=o zaman ذَٰلِكُنَّ=işte siz«dişil» الَّذِي=kimselersiniz لُمْتُنَّنِي=beni kınamış«dişil» فِيهِۖ=onun hakkında«eril»وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki رَاوَدْتُهُ=ben yararlanmak istedim عَنْ نَفْسِهِ=kendisinden«eril»فَ=bunun üzerine اسْتَعْصَمَۖ=o reddetti وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ يَفْعَلْ=o yapmazsa مَا=şeyi آمُرُهُ=ona«eril» yapılmasını istediğimi söyleyeceğim«emr»لَيُسْجَنَنَّ=kesinlikle o«eril» zindana atılacaktır وَ=ve لَيَكُونًا=kesinlikle o«eril» olacaktır مِنَ الصَّاغِرِينَ=küçük düşenlerden«sağãr»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالَ=dedi ki«eril» رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»السِّجْنُ=zindan أَحَبُّ=daha iyidir إِلَيَّ=benim içinمِمَّا=şeyden يَدْعُونَنِي=çağırdıkları«duã»beni إِلَيْهِۖ=kendisineوَ=ve إِلَّا=eğer olmazsa تَصْرِفْ=savman عَنِّي=benden كَيْدَهُنَّ=onların«dişil» hazırladıkları düzeni«keyd»أَصْبُ=kayarım إِلَيْهِنَّ=onlara«dişil» وَ=ve أَكُنْ=olurum مِنَ الْجَاهِلِينَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlardan«cãhil»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   فَ=bunun üzerine اسْتَجَابَ=karşılık verdi لَهُ=ona«eril» رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb»فَ=sonra da صَرَفَ=savdı عَنْهُ=ondan«eril» كَيْدَهُنَّۚ=onların«dişil» hazırladıkları düzeni«keyd»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki هُوَ=O′dur السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَدَا=uygun göründü لَهُمْ=onlara«eril»مِنْ بَعْدِ=ardından مَا رَأَوُا=görmelerinin الْآيَاتِ=bu açık işaretleri«ãyet»لَيَسْجُنُنَّهُ=mutlaka zindana atmaları«dişil» onu«eril» حَتَّىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve دَخَلَ=girmişti مَعَهُ=onunla beraber«eril» السِّجْنَ=zindana فَتَيَانِۖ=iki genç«fetã»قَالَ=dedi أَحَدُهُمَا=o ikisinden biriإِنِّي=ki ben أَرَانِي=olduğumu görüyorum أَعْصِرُ=suyunu çıkarıyor خَمْرًاۖ=içkilik üzümün«hamr»وَ=ve قَالَ=dedi الْآخَرُ=ötekiإِنِّي=ki ben أَرَانِي=olduğumu görüyorum أَحْمِلُ=taşıyor فَوْقَ=üstünde رَأْسِي=başımın خُبْزًا=ekmekتَأْكُلُ=yiyor الطَّيْرُ=kuşlar مِنْهُۖ=ondanنَبِّئْنَا=haber ver bize بِتَأْوِيلِهِۖ=bunun ”vardığı sonucu”«te′vîl»إِنَّا=şu bir gerçek ki biz نَرَاكَ=görüyoruz seni مِنَ الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlardan«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَا يَأْتِيكُمَا=gelmeyecek ikinize طَعَامٌ=bir yemek تُرْزَقَانِهِ=kendisiyle faydalandırıldığız«rızk»إِلَّا=olmadan نَبَّأْتُكُمَا=benim haber vermem ikinize بِتَأْوِيلِهِ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl»قَبْلَ=öncesinde أَنْ يَأْتِيَكُمَاۚ=ikinize gelmesininذَٰلِكُمَا=işte bu مِمَّا=şeylerdendir عَلَّمَنِي=bana öğrettiği رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imin«rabb»إِنِّي=şu bir gerçek ki ben تَرَكْتُ=terk ettim مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzını«millet»قَوْمٍ=bir toplumun«kavm»لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′aوَ=halde هُمْ=kendileri بِالْآخِرَةِ=Ahiret′i كَافِرُونَ=görmezlikten gelir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve اتَّبَعْتُ=katıldım«ittebã»مِلَّةَ=düşünce ve yaşayış tarzına«millet»آبَائِي=atalarım إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm وَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk وَ=ve يَعْقُوبَۚ=Ya′kûb′unمَا كَانَ=olmaz لَنَا=bizim için أَنْ نُشْرِكَ=denk«ortak»kabul etmek«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′a مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=bir şeyiذَٰلِكَ=işte bu مِنْ فَضْلِ=lütfundandır«fadl»اللَّهِ=Allah′ınعَلَيْنَا=bize وَ=ve عَلَى النَّاسِ=insanlaraوَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmezler«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   يَا=Ey! صَاحِبَيِ=benim yoldaşlarım«eshãb_sãhib»السِّجْنِ=zindandanأَ=mi? أَرْبَابٌ=efendi ve sahipler«rabb»مُتَفَرِّقُونَ=farklı farklıخَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»أَمِ=yoksa mı? اللَّهُ=Allah الْوَاحِدُ=‑asıl‑”Tek Olan”«vãhid»الْقَهَّارُ=‑asıl‑”Devamlı Ezici Hakimiyet Sahibi”«kahhãr»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   مَا تَعْبُدُونَ=siz «kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmıyorsunuz مِنْ دُونِهِ=O′nun dışındaإِلَّا=başkasına أَسْمَاءً=isimlerden«ism_esmã»سَمَّيْتُمُوهَا=«isimlendirme»sıfat olarak verdiğiniz «ism_esmã»kendilerini أَنْتُمْ=sizin وَ=ve آبَاؤُكُمْ=atalarınızınمَا أَنْزَلَ=indirmemiştir اللَّهُ=Allah بِهَا=onlar hakkında مِنْ=herhangi سُلْطَانٍۚ="dayanacak bir şey"«sultãn»إِنِ=yoktur الْحُكْمُ=hüküm إِلَّا=dışında لِلَّهِۚ=Allah′ınkiأَمَرَ=O istediğini söylemiştir«emr»أَلَّا تَعْبُدُوا=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmamanızı إِلَّا=başkasına إِيَّاهُۚ=bir tek kendisindenذَٰلِكَ=işte budur الدِّينُ=o din«dîn»الْقَيِّمُ=doğruوَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 41 ﴿‎   يَا=Ey! صَاحِبَيِ=iki yoldaşım«eshãb_sãhib»السِّجْنِ=zindandanأَمَّا=gelince أَحَدُكُمَا=ikinizden birine فَ=bu durumda يَسْقِي=sunacak رَبَّهُ=efendi ve sahibine«rabb»خَمْرًاۖ=bir«sarhoş eden içecek»içki«hamr»وَ=ise أَمَّا=gelince الْآخَرُ=diğerine فَ=bu durumda يُصْلَبُ=asılacakفَ=sonra da تَأْكُلُ=yiyecek الطَّيْرُ=o kuşlar مِنْ رَأْسِهِۚ=onun başındanقُضِيَ=karara bağlanmıştır الْأَمْرُ=o yapılması istenen şey«emr»الَّذِي=olduğunuz فِيهِ=kendisi hakkında تَسْتَفْتِيَانِ=sizin hükmünü«fetvã» soruyor
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki لِلَّذِي=kimseye ظَنَّ=kanaat getirdiği«zann»أَنَّهُ=olduğuna نَاجٍ=kurtulacak مِنْهُمَا=ikisi içerisindenاذْكُرْنِي=bahset«zikr»benden عِنْدَ=katında رَبِّكَ=efendi ve sahibinin«rabb»فَ=sonra أَنْسَاهُ=unutturdu ona الشَّيْطَانُ=şeytan ذِكْرَ=bahsetmeyi«zikr»رَبِّهِ=efendi ve sahibine«rabb»فَ=böylece لَبِثَ=o kaldı فِي السِّجْنِ=zindanda بِضْعَ=birkaç(üç ila dokuz) سِنِينَ=yıl
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi الْمَلِكُ=Hükümdar«melik»إِنِّي=ki ben أَرَىٰ=görüyorum ki سَبْعَ=yedi بَقَرَاتٍ=inek سِمَانٍ=semizيَأْكُلُهُنَّ=yiyor onları سَبْعٌ=yedi عِجَافٌ=zayıf inekوَ=ve سَبْعَ=yedi سُنْبُلَاتٍ=başak خُضْرٍ=yeşilوَ=ve de أُخَرَ=diğerleri يَابِسَاتٍۖ=kuru başakيَا أَيُّهَا=Ey! الْمَلَأُ=efendiler أَفْتُونِي=hükmünüzü«fetvã» bildirin bana فِي=hakkında رُؤْيَايَ=rüyamإِنْ=eğer كُنْتُمْ=siz لِلرُّؤْيَا=rüya تَعْبُرُونَ=yorumluyorsanız
 ‎﴾ 44 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَضْغَاثُ=karışık أَحْلَامٍۖ=hayallerdirوَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِتَأْوِيلِ=”vardığı sonucuyla”«te′vîl»ilgili الْأَحْلَامِ=o hayallerin بِعَالِمِينَ=bilgililer«ilm»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الَّذِي=olan نَجَا=kurtulmuş مِنْهُمَا=ikisi içerisindenوَ=iken ادَّكَرَ=hatırlamış بَعْدَ=sonra أُمَّةٍ=uzun bir süreأَنَا=ben أُنَبِّئُكُمْ=haber veririm size بِتَأْوِيلِهِ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl»فَ=şu halde أَرْسِلُونِ=gönderin beni
 ‎﴾ 46 ﴿‎   يُوسُفُ=Yûsuf! أَيُّهَا=Ey! الصِّدِّيقُ=«ne olursa olsun» sadık kalan«sıdk_sãdık»أَ=misin? أَفْتِنَا=bize hükmünü«fetvã» bildirفِي=hakkında سَبْعِ=yedi بَقَرَاتٍ=ineğin سِمَانٍ=semiz يَأْكُلُهُنَّ=yiyen سَبْعٌ=yedisini عِجَافٌ=zayıf olanوَ=ve سَبْعِ=yedi سُنْبُلَاتٍ=başağın خُضْرٍ=yeşilوَ=ve de أُخَرَ=diğer يَابِسَاتٍ=kuru olanlarınلَعَلِّي=belki ben أَرْجِعُ=geri dönerim إِلَى النَّاسِ=o insanlaraلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَعْلَمُونَ=biliyor olurlar
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالَ=dedi ki تَزْرَعُونَ=ekim yapacaksınız سَبْعَ=yedi سِنِينَ=yıl دَأَبًا=adetiniz üzereفَ=sonra da مَا=olduğunuzu حَصَدْتُمْ=biçmiş فَ=bunun üzerine ذَرُوهُ=bırakın فِي سُنْبُلِهِ=başağındaإِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazı مِمَّا=şeylerden تَأْكُلُونَ=yiyeceğiniz
 ‎﴾ 48 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يَأْتِي=gelecek مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun سَبْعٌ=yedisi شِدَادٌ=zorluيَأْكُلْنَ=yiyip bitirecek مَا=olduklarınızı قَدَّمْتُمْ=biriktirmiş لَهُنَّ=kendileriniإِلَّا=dışında قَلِيلًا=birazı مِمَّا=şeylerden تُحْصِنُونَ=sakladığınız
 ‎﴾ 49 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında يَأْتِي=gelecek مِنْ بَعْدِ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun عَامٌ=bir yılفِيهِ=‑vardır‑ onda يُغَاثُ=bol yağmur النَّاسُ=insanlaraوَ=ve فِيهِ=o sırada يَعْصِرُونَ=meyve sıkılır,hayvan sağılır 
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلِكُ=o Hükümdar«melik»ائْتُونِي=getirin bana بِهِۗ=onuفَ=bunun üzerine لَمَّا جَاءَهُ=gelince ona الرَّسُولُ=o elçi«rasûl»قَالَ=dedi ki ارْجِعْ=geri dön إِلَىٰ رَبِّكَ=efendi ve sahibine«rabb»فَ=sonra اسْأَلْهُ=sor ona مَا=neymiş? بَالُ=maksadı النِّسْوَةِ=o kadınlarınاللَّاتِي=olan قَطَّعْنَ=kesmiş أَيْدِيَهُنَّۚ=ellerini«dişil»إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»بِكَيْدِهِنَّ=hazırladıkları düzeni«keyd»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَا=neydi? خَطْبُكُنَّ=meseleniz«hatb»إِذْ=zaman رَاوَدْتُنَّ=yararlanmak istediğiniz يُوسُفَ=Yûsuf′un عَنْ نَفْسِهِۚ=nefsindenقُلْنَ=dediler ki حَاشَ=haşa! لِلَّهِ=Allah içinمَا عَلِمْنَا=biz bilmiyoruz عَلَيْهِ=onda مِنْ=herhangi سُوءٍۚ=bir fenalık«sú»قَالَتِ=dedi ki امْرَأَتُ=karısı الْعَزِيزِ=Vezir′in«azîz»الْآنَ=şu anda حَصْحَصَ=ortaya çıktı الْحَقُّ=o gerçek«hakk»أَنَا=ben رَاوَدْتُهُ=yararlanmak istemiştim عَنْ نَفْسِهِ=onun nefsindenوَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَمِنَ الصَّادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlardandı«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu لِيَعْلَمَ=bilmesi içindirأَنِّي=olduğumu ki لَمْ أَخُنْهُ=hainlik etmedim kendisine بِالْغَيْبِ=«gıyaben»”ortada yokken”«ğayb»وَ=ve أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın لَا يَهْدِي=yolunu göstermeyecek«hüdã»كَيْدَ=hazırladıkları düzenin«keyd»الْخَائِنِينَ=hainlerin
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve مَا أُبَرِّئُ=ben temize çıkarmam نَفْسِيۚ=nefsimiإِنَّ=şu bir gerçek ki النَّفْسَ=nefis لَأَمَّارَةٌ=muhakkak emredicidir بِالسُّوءِ=fenalığı«sú»إِلَّا=dışında مَا=olduğu رَحِمَ=merhamet«rahmet»etmiş رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imin«rabb»إِنَّ=ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلِكُ=Hükümdar«melik»ائْتُونِي=getirin bana بِهِ=onuأَسْتَخْلِصْهُ=halis kılayım«hãlis_muhlis» onu لِنَفْسِيۖ=kendimeفَ=sonra da لَمَّا كَلَّمَهُ=konuşunca onunlaقَالَ=dedi إِنَّكَ=ki sen الْيَوْمَ=bugün لَدَيْنَا=yanımızda مَكِينٌ=”yüksek mertebede”sin أَمِينٌ=güvenilensin
 ‎﴾ 55 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اجْعَلْنِي=tayin et beni عَلَىٰ=üstüne خَزَائِنِ=hazineleri الْأَرْضِۖ=o topraklarınإِنِّي=(dedi)ki ben حَفِيظٌ=muhafaza edenim«hafîz»عَلِيمٌ=bilenim«alîm»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle مَكَّنَّا=Biz imkanlar verdik لِيُوسُفَ=Yûsuf′a فِي الْأَرْضِ=o topraklardaيَتَبَوَّأُ=yerleşirdi مِنْهَا=orada حَيْثُ=yerde يَشَاءُۚ=dilediğiنُصِيبُ=Biz ulaştırırız بِرَحْمَتِنَا=merhametimizi«rahmet»مَنْ=kimseye نَشَاءُۖ=dilediğimizوَ=ve لَا نُضِيعُ=heba etmeyiz أَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve لَأَجْرُ=kesinlikle bedeli«ecr»الْآخِرَةِ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلَّذِينَ=kimseler için آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve كَانُواَ=olmuş يَتَّقُونَ=kendini sakındırır«takvã»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldiler إِخْوَةُ=kardeşleri يُوسُفَ=Yûsuf′unفَ=sonra da دَخَلُوا=girdiler عَلَيْهِ=onun yanınaفَ=bunun üzerine عَرَفَهُمْ=o tanıdı onlarıوَ=iken هُمْ=kendileri لَهُ=onu مُنْكِرُونَ=tanımıyor
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَهَّزَهُمْ=donatınca onları بِجَهَازِهِمْ=yükleriyleقَالَ=dedi ki ائْتُونِي=getirin bana بِأَخٍ=kardeşinizi لَكُمْ=sizin مِنْ أَبِيكُمْۚ=babanızdan olanأَلَا=şunu iyi bilin تَرَوْنَ=görüyorsunuz أَنِّي=olduğumu أُوفِي=tam yapıyor الْكَيْلَ=ölçüyüوَ=ve أَنَا=ben خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"siyim«hayr»الْمُنْزِلِينَ=konaklatanların«münzil»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer لَمْ تَأْتُونِي=getirmezseniz bana بِهِ=onuفَ=o zaman لَا=yoktur كَيْلَ=ölçecek bir şey لَكُمْ=size عِنْدِي=benim katımda وَلَا=ne de تَقْرَبُونِ=yaklaşmanız bana
 ‎﴾ 61 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سَنُرَاوِدُ=istemeğe çalışacağız عَنْهُ=onu أَبَاهُ=babasındanوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَفَاعِلُونَ=mutlaka yapacağız
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki لِفِتْيَانِهِ=erkek çalışanlarına«fetã»اجْعَلُوا=koyun بِضَاعَتَهُمْ=onların sermayelerini فِي=içine رِحَالِهِمْ=yüklerininلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَعْرِفُونَهَا=farkına varırlar onunإِذَا=zaman انْقَلَبُوا=döndükleri إِلَىٰ أَهْلِهِمْ=ailelerine«ehl»لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=geri dönerler
 ‎﴾ 63 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا رَجَعُوا=onlar dönünce إِلَىٰ أَبِيهِمْ=babalarına قَالُوا=dediler kiيَا=Ey! أَبَانَا=babamız مُنِعَ=men edildi مِنَّا=bizden الْكَيْلُ=ölçek(le alışveriş)فَ=o halde أَرْسِلْ=gönder ki مَعَنَا=bizimle beraber أَخَانَا=kardeşimizi نَكْتَلْ=ölçeklenelimوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَهُ=onu لَحَافِظُونَ=mutlaka muhafaza edecekleriz
 ‎﴾ 64 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mi? آمَنُكُمْ=inanıp güveneyim«îmãn»size عَلَيْهِ=onun hakkında إِلَّا=olması dışında كَمَا=gibi أَمِنْتُكُمْ=inanıp güvenmem«îmãn»size عَلَىٰ أَخِيهِ=kardeşi için مِنْ قَبْلُۖ=daha önceفَ=şu halde اللَّهُ=Allah′tır خَيْرٌ=en "faydalı ve iyi"si«hayr»حَافِظًاۖ=muhafaza edeceklerinوَ=ve هُوَ=O أَرْحَمُ=en merhametlisidir«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا فَتَحُوا=onlar açınca مَتَاعَهُمْ=mallarınıوَجَدُوا=buldular بِضَاعَتَهُمْ=sermayelerini رُدَّتْ=geri verilmiş إِلَيْهِمْۖ=kendilerineقَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamız مَا=neyin?(veya"değiliz") نَبْغِيۖ=arayışına gireceğiz(veya"fesat düşünüyor")هَٰذِهِ=şu kendisi بِضَاعَتُنَا=sermayemizin رُدَّتْ=geri verilmiş إِلَيْنَاۖ=bizeوَ=ve نَمِيرُ=yiyecek getiririz أَهْلَنَا=ailemize«ehl»وَ=ve نَحْفَظُ=muhafaza ederiz أَخَانَا=kardeşimizi وَ=ve de نَزْدَادُ=fazla alırız كَيْلَ=yükü بَعِيرٍۖ=bir deveذَٰلِكَ=işte bu كَيْلٌ=bir ölçüdür يَسِيرٌ=az
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَنْ أُرْسِلَهُ=asla göndermem onu مَعَكُمْ=sizinle beraberحَتَّىٰ=kadar تُؤْتُونِ=siz bana verinceye مَوْثِقًا=bir taahhüt«mîsak»مِنَ اللَّهِ=Allah adınaلَتَأْتُنَّنِي=mutlaka bana getireceğinize بِهِ=onu إِلَّا=hariç أَنْ يُحَاطَ=kuşatılıp engellenmesi بِكُمْۖ=sizlerinفَ=bunun üzerine لَمَّا آتَوْهُ=onlar verince ona مَوْثِقَهُمْ=taahhütlerini«mîsak»قَالَ=dedi ki اللَّهُ=Allah عَلَىٰ=üzerine مَا=olduğumuz نَقُولُ=söylüyor وَكِيلٌ=sırtı emniyetle dayayacak kimsedir«vekîl»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! بَنِيَّ=oğullarımلَا تَدْخُلُوا=girmeyin مِنْ بَابٍ=kapıdan وَاحِدٍ=tek bir وَ=ve ادْخُلُوا=girin مِنْ أَبْوَابٍ=kapılardan مُتَفَرِّقَةٍۖ=farklı farklıوَ=oysaki مَا أُغْنِي=savmam عَنْكُمْ=sizden مِنَ اللَّهِ=Allah′tan olan مِنْ=herhangi شَيْءٍۖ=bir şeyiإِنِ=yoktur الْحُكْمُ=hüküm إِلَّا=olması dışında لِلَّهِۖ=Allah′a aitعَلَيْهِ=O′na تَوَكَّلْتُۖ=ben sırtımı güvenle dayadım«tevekkül»وَ=ve عَلَيْهِ=O′na فَ=şu halde لْيَتَوَكَّلِ=sırtlarını güvenle dayasınlar«tevekkül»الْمُتَوَكِّلُونَ=sırtlarını güvenle dayayacaklar«tevekkül»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا دَخَلُوا=girdiklerinde مِنْ حَيْثُ=yerden أَمَرَهُمْ=istediğini söyledi«emr» onlara أَبُوهُمْ=babalarınınمَا كَانُوا=o değildi يُغْنِي=savacak عَنْهُمْ=onlardan مِنَ اللَّهِ=Allah′tan olan مِنْ شَيْءٍ=bir şeyiإِلَّا=başkası değildi حَاجَةً=bir ihtiyacın فِي نَفْسِ=nefsindeki يَعْقُوبَ=Ya′kûb′un قَضَاهَاۚ=tamamlanmasından kendisininوَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَذُو=kesinlikle sahibi idi عِلْمٍ=bir bilgi«ilm»لِمَا=ötürü عَلَّمْنَاهُ=öğrettiğimizden onaوَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا دَخَلُوا=girince عَلَىٰ=yanına يُوسُفَ=Yûsuf′unآوَىٰ=aldı إِلَيْهِ=kendi yanına أَخَاهُۖ=kardeşiniقَالَ=dedi إِنِّي=ki أَنَا=ben أَخُوكَ=senin kardeşinimفَ=şu halde لَا تَبْتَئِسْ=daralma«be′s»بِمَا=şeylere كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 70 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَهَّزَهُمْ=donatınca onları بِجَهَازِهِمْ=yükleriyleجَعَلَ=koydu السِّقَايَةَ=su(veya"ölçek") kabını فِي=içine رَحْلِ=yükünün أَخِيهِ=kardeşininثُمَّ=sonrasında أَذَّنَ=seslendi مُؤَذِّنٌ=bir duyurucuأَيَّتُهَا=Ey! الْعِيرُ=kervan إِنَّكُمْ=ki siz لَسَارِقُونَ=kesinlikle hırsızsınız
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki وَ=halde أَقْبَلُوا=yönelir عَلَيْهِمْ=onlaraمَاذَا=ne? تَفْقِدُونَ=kaybettiniz 
 ‎﴾ 72 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki نَفْقِدُ=kaybettik صُوَاعَ=su(veya"ölçü") tasını الْمَلِكِ=Hükümdarın«melik»وَ=ve لِمَنْ=‑vardır‑ kimse için جَاءَ=getiren بِهِ=onuحِمْلُ=yükü بَعِيرٍ=bir deveوَ=ve أَنَا=ben بِهِ=ondan زَعِيمٌ=sorumluyum
 ‎﴾ 73 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsunلَقَدْ=kesinlikle عَلِمْتُمْ=siz bildiniz ki مَا جِئْنَا=biz gelmedik لِنُفْسِدَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapalım diye فِي الْأَرْضِ=bu topraklardaوَ=ve مَاكُنَّا=olmadık hiç سَارِقِينَ=hırsızlar
 ‎﴾ 74 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki فَ=o halde مَا=nedir? جَزَاؤُهُ=karşılığı«cezã»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz كَاذِبِينَ=yalan söyleyenler«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki جَزَاؤُهُ=karşılığı«cezã»مَنْ=kimin وُجِدَ=bulunursa فِي رَحْلِهِ=yükündeفَ=o zaman هُوَ=kendisi جَزَاؤُهُۚ=onun karşılığıdır«cezã»كَذَٰلِكَ=işte bu şekilde نَجْزِي=biz karşılığını«cezã»veririz الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenlere
 ‎﴾ 76 ﴿‎   فَ=sonra da بَدَأَ=ilk olarak başladı«bedee»بِأَوْعِيَتِهِمْ=onların yükleriyleقَبْلَ=önce وِعَاءِ=yükünden أَخِيهِ=kardeşininثُمَّ=sonra da اسْتَخْرَجَهَا=ortaya çıkardı«ihrãc»onu مِنْ وِعَاءِ=yükünden أَخِيهِۚ=kardeşininكَذَٰلِكَ=işte böyle كِدْنَا=bir düzen«keyd»hazırladık لِيُوسُفَۖ=Yûsuf içinمَا كَانُوا=değildi لِيَأْخُذَ=alacak أَخَاهُ=kardeşini فِي دِينِ=yargılaması′na«dîn»göre الْمَلِكِ=Hükümdarın«melik»إِلَّا=hariç أَنْ يَشَاءَ=dilemesi اللَّهُۚ=Allah′ınنَرْفَعُ=Biz yükseltiriz دَرَجَاتٍ=derecelerle مَنْ=kimseyi نَشَاءُۗ=dilediğimizوَ=ve فَوْقَ=‑vardır‑ üstünde كُلِّ=her ذِي=sahibinin عِلْمٍ=bilgi«ilm»عَلِيمٌ=bir bilen«alîm»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki إِنْ=eğer يَسْرِقْ=çaldıysaفَ=o zaman قَدْ=emin olun ki سَرَقَ=çalmıştı أَخٌ=kardeşi لَهُ=onun مِنْ قَبْلُۚ=bundan önceفَ=bunun üzerine أَسَرَّهَا=sakladı«sirra»onu يُوسُفُ=Yûsuf فِي نَفْسِهِ=kendi içindeوَ=ve لَمْ يُبْدِهَا=açığa vurmadı onu لَهُمْۚ=onlaraقَالَ=dedi ki أَنْتُمْ=sizsiniz شَرٌّ=zararlı ve kötü«şerr»مَكَانًاۖ=konum«mekãn»olarakوَ=ve اللَّهُ=Allah أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)biliyor بِمَا=olduklarınızı تَصِفُونَ=sizin anlatıyor
 ‎﴾ 78 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا أَيُّهَا=Ey! الْعَزِيزُ=Vezir«azîz»إِنَّ=ki لَهُ=‑vardır‑ onun أَبًا=bir babası شَيْخًا=ihtiyar كَبِيرًا=büyükفَ=şu halde خُذْ=al أَحَدَنَا=birimizi مَكَانَهُۖ=onun yerineإِنَّا=şu bir gerçek ki biz نَرَاكَ=görüyoruz seni مِنَ الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlardan«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَعَاذَ=sığınırız اللَّهِ=Allah′a أَنْ نَأْخُذَ=almaktanإِلَّا=başkasını مَنْ=kimseden وَجَدْنَا=bulduğumuz مَتَاعَنَا=malımızı عِنْدَهُ=yanındaإِنَّا=(dedi)ki oluruz إِذًا=o vakit لَظَالِمُونَ=kesinlikle "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenler
 ‎﴾ 80 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا اسْتَيْأَسُوا=umudu kesince مِنْهُ=ondanخَلَصُوا=ayrılıp kenara çekildiler نَجِيًّاۖ=gizlice konuşmak içinقَالَ=dedi ki كَبِيرُهُمْ=büyükleriأَ=musunuz? لَمْ تَعْلَمُوا=bilmiyorأَنَّ=olduğunu أَبَاكُمْ=babanızın قَدْ=bu arada أَخَذَ=almış عَلَيْكُمْ=sizdenمَوْثِقًا=bir taahhüt«mîsak»مِنَ اللَّهِ=Allah adınaوَ=ve de مِنْ قَبْلُ=daha önce مَا=olduğunuzu فَرَّطْتُمْ=işlemiş فِي=hakkında يُوسُفَۖ=Yûsufفَ=o halde لَنْ أَبْرَحَ=asla ayrılmayacağım الْأَرْضَ=bu topraklardanحَتَّىٰ=kadar يَأْذَنَ=izin verinceye لِي=bana أَبِي=babamأَوْ=yahut يَحْكُمَ=hükmedinceye اللَّهُ=Allah لِيۖ=benim içinوَ=ve هُوَ=O′dur خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"«hayr»الْحَاكِمِينَ=hükmeden
 ‎﴾ 81 ﴿‎   اِرْجِعُوا=dönün إِلَىٰ أَبِيكُمْ=babanızaفَ=sonra da قُولُوا=deyin يَا=Ey! أَبَانَا=babamızإِنَّ=ki ابْنَكَ=oğlun سَرَقَ=hırsızlık ettiوَ=ve مَاشَهِدْنَا=biz tanıklık«şãhid» etmedik إِلَّا=dışındakine بِمَا=şeyin عَلِمْنَا=bildiğimizوَ=ve مَا كُنَّا=olacak değildik لِلْغَيْبِ=görülemeyene«ğayb»karşı حَافِظِينَ=muhafaza edici
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve اسْأَلِ=sor الْقَرْيَةَ=yerleşime«karye»الَّتِي=olduğumuz كُنَّا=bizim bulunmuş فِيهَا=içerisindeوَ=ve الْعِيرَ=kervana الَّتِي=olduğumuz أَقْبَلْنَا=bizim gelmiş فِيهَاۖ=içerisindeوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biziz لَصَادِقُونَ=kesinlikle gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 83 ﴿‎   قَالَ=dedi ki بَلْ=yok aslında! سَوَّلَتْ=teşvik etmiş لَكُمْ=sizi أَنْفُسُكُمْ=nefisleriniz أَمْرًاۖ=yapılması istenen bir şeye«emr»فَ=şu halde صَبْرٌ=yılmadan dayanmadır«sabr_sãbir»جَمِيلٌۖ=güzel olanعَسَى=belki de اللَّهُ=Allah أَنْ يَأْتِيَنِي=getirir bana بِهِمْ=onları جَمِيعًاۚ=hep birlikteإِنَّهُ=ki هُوَ=O الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve تَوَلَّىٰ=sırt çevirdi«tevellã»عَنْهُمْ=onlardanوَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ah! أَسَفَىٰ=tasam عَلَىٰ=hakkındaki يُوسُفَ=Yûsufوَ=ve ابْيَضَّتْ=ak düştü عَيْنَاهُ=onun gözlerine مِنَ الْحُزْنِ=o üzüntüdenفَ=bu halde هُوَ=o كَظِيمٌ=sıkıntısını içinde tutmaya çalışıyordu«kezîm»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun تَفْتَأُ=sen duruyorsun تَذْكُرُ=bahsedip«zikr»يُوسُفَ=Yûsuf′tanحَتَّىٰ=sonunda تَكُونَ=olacaksın حَرَضًا=hastaأَوْ=yahut تَكُونَ=olacaksın مِنَ الْهَالِكِينَ=helak olanlardan
 ‎﴾ 86 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَشْكُوا=arz ederim بَثِّي=halimi وَ=ve حُزْنِي=üzüntümü إِلَى اللَّهِ=Allah′aوَ=ve أَعْلَمُ=daha iyi bilirim مِنَ اللَّهِ=Allah tarafından مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmediğiniz
 ‎﴾ 87 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِيَّ=oğullarım اذْهَبُوا=gidin فَ=sonra da تَحَسَّسُوا=bilgi toplayınمِنْ=hakkında يُوسُفَ=Yûsuf وَ=ve أَخِيهِ=kardeşiوَ=ve لَا تَيْأَسُوا=umut kesmeyin مِنْ رَوْحِ="İlâhi Destek"inden«rûh»اللَّهِۖ=Allah′ınإِنَّهُ=şu bir gerçek ki لَا يَيْأَسُ=umut kesmez مِنْ رَوْحِ="İlâhi Destek"inden«rûh»اللَّهِ=Allah′ınإِلَّا=başkası الْقَوْمُ=toplumdan«kavm»الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا دَخَلُوا=onlar girince عَلَيْهِ=onun yanınaقَالُوا=dediler ki يَا أَيُّهَا=Ey! الْعَزِيزُ=Vezir«azîz»مَسَّنَا=dokundu bize وَ=ve أَهْلَنَا=ailemize«ehl»الضُّرُّ=bir sıkıntı durumu«darrã»وَ=ve جِئْنَا=geldik بِبِضَاعَةٍ=bir sermaye ile مُزْجَاةٍ=değersizفَ=fakat أَوْفِ=tam ver لَنَا=bize الْكَيْلَ=ölçüyüوَ=ve تَصَدَّقْ=bağışlayıp bırak«sadaka»عَلَيْنَاۖ=bizeإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَجْزِي=karşılığını«cezã»verir الْمُتَصَدِّقِينَ=bağışlayıp bırakanlara«sadaka»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَلْ=mi? عَلِمْتُمْ=bildiniz مَا=olduklarınızı فَعَلْتُمْ=yapmışبِيُوسُفَ=Yûsuf′a وَ=ve أَخِيهِ=kardeşineإِذْ=iken أَنْتُمْ=sizler جَاهِلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlar«cãhil»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   قَالُوا=dediler أَ=musun? إِنَّكَ=ki لَأَنْتَ=kesinlikle sen يُوسُفُۖ=Yûsufقَالَ=dedi ki أَنَا=benim يُوسُفُ=Yûsufوَ=ve هَٰذَا=bu أَخِيۖ=kardeşimdirقَدْ=emin olun ki مَنَّ=lütfetti اللَّهُ=Allah عَلَيْنَاۖ=bizeإِنَّهُ=şu bir gerçek ki مَنْ=kim يَتَّقِ=kendini sakındırırsa«takvã»وَ=ve يَصْبِرْ=yılmadan dayanırsa«sabr_sãbir»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُضِيعُ=heba etmez أَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   قَالُوا=dediler kiتَاللَّهِ=Allah′a yemin olsun لَقَدْ=kesinlikle آثَرَكَ=üstün kıldı seni اللَّهُ=Allah عَلَيْنَا=bizdenوَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كُنَّا=olduk لَخَاطِئِينَ=kesinlikle hatalılar«hatá»
 ‎﴾ 92 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَا تَثْرِيبَ=kınama yok عَلَيْكُمُ=size الْيَوْمَۖ=bugünيَغْفِرُ=günahlarınızı örter«mağfiret»اللَّهُ=Allah لَكُمْۖ=sizinوَ=ve هُوَ=O أَرْحَمُ=en merhametlisidir«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametlilerin«rahîm»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   اِذْهَبُوا=götürün بِقَمِيصِي=benim gömleğimi هَٰذَا=şuفَ=sonra da أَلْقُوهُ=koyun onu عَلَىٰ وَجْهِ=yüzüne أَبِي=babamınيَأْتِ=gelecektir o بَصِيرًا=bir gören«basîr»olarakوَ=ve أْتُونِي=gelin bana بِأَهْلِكُمْ=aileniz«ehl»ile أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 94 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا فَصَلَتِ=ayrılınca الْعِيرُ=o kervanقَالَ=dedi أَبُوهُمْ=babalarıإِنِّي=ki ben لَأَجِدُ=kesinlikle alıyorum رِيحَ=kokusunu يُوسُفَۖ=Yûsuf′unلَوْ=eğer لَا أَنْ تُفَنِّدُونِ=bunak demezseniz bana
 ‎﴾ 95 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تَا=yemin olsun للَّهِ=Allah′aإِنَّكَ=ki sen لَفِي=kesinlikle içindesin ضَلَالِكَ=yolunu saşırmışlığın«dalãl»الْقَدِيمِ=o geçmişteki
 ‎﴾ 96 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا أَنْ جَاءَ=gelince الْبَشِيرُ=o müjdeciأَلْقَاهُ=koydu onu عَلَىٰ=üzerine وَجْهِهِ=onun yüzününفَ=bunun üzerine ارْتَدَّ=o döndü بَصِيرًاۖ=bir göreneقَالَ=dedi ki أَ=mi? لَمْ أَقُلْ=demedim لَكُمْ=sizeإِنِّي=ki ben أَعْلَمُ=daha iyi bilirim مِنَ=dolayı اللَّهِ=Allah′tan مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmediğiniz
 ‎﴾ 97 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! أَبَانَا=babamızاسْتَغْفِرْ=günahının örtülmesini dile«istiğfar»لَنَا=bizim için ذُنُوبَنَا=suçlarımızın«zenb»إِنَّا=(dediler)ki biz كُنَّا=idik خَاطِئِينَ=hata yapmışlar«hatá»
 ‎﴾ 98 ﴿‎   قَالَ=dedi ki سَوْفَ=ileride أَسْتَغْفِرُ=günahlarınızın örtülmesini dileyeceğim«istiğfar»لَكُمْ=sizin için رَبِّيۖ="Efendi ve Sahib"imden«rabb»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahları Örten”dir«ğafûr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا دَخَلُوا=onlar varınca عَلَىٰ يُوسُفَ=Yûsuf′un yanınaآوَىٰ=çekip kucakladı إِلَيْهِ=kendine أَبَوَيْهِ=ana‑babasınıوَ=ve قَالَ=dedi ki ادْخُلُوا=girin مِصْرَ=Mısır′aإِنْ=eğer شَاءَ=isterse اللَّهُ=Allahآمِنِينَ=güven içinde
 ‎﴾ 100 ﴿‎   وَ=ve رَفَعَ=çıkardı أَبَوَيْهِ=ana‑babasını عَلَى=üstüne الْعَرْشِ=o tahtın«arş»وَ=ve خَرُّوا=çöktüler لَهُ=ona(veya”onun için”) سُجَّدًاۖ=yere yüz koyarak«secde»وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! أَبَتِ=babacığımهَٰذَا=işte bu تَأْوِيلُ=”vardığı sonuç”tur«te′vîl»رُؤْيَايَ=rüyamın مِنْ قَبْلُ=öncekiقَدْ=emin olun ki جَعَلَهَا=yaptı onu رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»حَقًّاۖ=gerçek«hakk»وَ=ve قَدْ=emin olun ki أَحْسَنَ=O güzellikle davranmıştı«ihsãn_muhsin»بِي=banaإِذْ=zaman أَخْرَجَنِي=beni dışarı çıkardığı«ihrãc»مِنَ السِّجْنِ=o zindandanوَ=ve de جَاءَ=getirdi بِكُمْ=sizi مِنَ الْبَدْوِ=o çöldenمِنْ بَعْدِ=sonra أَنْ نَزَغَ=kışkırtma soktuktan الشَّيْطَانُ=o şeytanبَيْنِي=benim arama وَ=ile بَيْنَ إِخْوَتِيۚ=kardeşlerimإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»لَطِيفٌ=incelikleri bilendir«latîf»لِمَا=oldukları için يَشَاءُۚ=istiyorإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisi الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 101 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb»قَدْ=kesinlikle آتَيْتَنِي=verdin bana مِنَ الْمُلْكِ=bir hükümranlığı«mülk»وَ=ve عَلَّمْتَنِي=öğrettin bana مِنْ تَأْوِيلِ=”vardığı sonucu”«te′vîl»الْأَحَادِيثِۚ=düşlerinفَاطِرَ=meydana getiren(sin)«fãtır_fıtrat»السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünüأَنْتَ=Sen′sin وَلِيِّي=benim "destek çıkan yakın"ım«velî_evliyã»فِي الدُّنْيَا=dünyada وَ=ve de الْآخِرَةِۖ=Ahiret′teتَوَفَنِي=öldür beni مُسْلِمًا=bir teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim» olarakوَ=ve أَلْحِقْنِي=kat beni بِالصَّالِحِينَ=düzgün kimselere«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ أَنْبَاءِ=haberlerindendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»in«ğayb»نُوحِيهِ=mesajla iletiyoruz«vahy» onu إِلَيْكَۖ=sanaوَ=ve مَا كُنْتَ=sen değildin لَدَيْهِمْ=onların yanındaإِذْ=zaman أَجْمَعُوا=belirledikleri أَمْرَهُمْ=yapılmasını istedikleri(veya"yapmaları istenen") şeyi«emr»وَ=iken هُمْ=kendileri يَمْكُرُونَ=plan kuruyor«mekr»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir أَكْثَرُ=çoğu النَّاسِ=insanlarınوَلَوْ=bile حَرَصْتَ=çok istesenبِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenecek«mü′min»
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve مَا تَسْأَلُهُمْ=sen istemiyorsun onlardan عَلَيْهِ=ona karşılık مِنْ=herhangi أَجْرٍۚ=bir bedel«ecr»إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′ten«zikr»لِلْعَالَمِينَ=alemler için
 ‎﴾ 105 ﴿‎   وَ=ve كَأَيِّنْ=nice مِنْ آيَةٍ=açık işaretler«ãyet»فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündekiيَمُرُّونَ=uğrarlar عَلَيْهَا=yanlarınaوَ=iken هُمْ=kendileri عَنْهَا=onlara مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 106 ﴿‎   وَ=ve مَا يُؤْمِنُ=inanıp güvenmezler«îmãn»أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu بِاللَّهِ=Allah′aإِلَّا=olmaları dışında وَ=halde هُمْ=kendileri مُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde أَمِنُوا=güvendeler أَنْ تَأْتِيَهُمْ=gelmesinden kendilerineغَاشِيَةٌ=bir kuşatmanın مِنْ عَذَابِ=cezalandırmasından«azãb»اللَّهِ=Allah′ınأَوْ=veya تَأْتِيَهُمُ=gelmesinden kendilerine السَّاعَةُ=o Saatin«saat»بَغْتَةً=ansızınوَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 108 ﴿‎   قُلْ=de ki هَٰذِهِ=şunun kendisidir سَبِيلِي=benim yolum«sebîl»أَدْعُوا=çağırırım«duã»إِلَى اللَّهِۚ=Allah′a عَلَى=‑temeli‑üzerinde بَصِيرَةٍ=bir gerçeği görüşأَنَا=ben وَ=ve مَنِ=kimseler olarak اتَّبَعَنِيۖ=katılan«ittebã»banaوَ=ve سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»اللَّهِ=Allahوَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 109 ﴿‎   وَ=ve مَا أَرْسَلْنَا=göndermedik مِنْ قَبْلِكَ=senden önce إِلَّا=başka رِجَالًا=adamlardanنُوحِي=mesajla ilettiğimiz«vahy»إِلَيْهِمْ=kendilerine مِنْ أَهْلِ=ahalisinden«ehl»الْقُرَىٰۗ=o yerleşimlerin«karye»أَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَسِيرُوا=dolaşmadılar فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeفَ=öyleyse يَنْظُرُوا=baksınlar كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğunaعَاقِبَةُ=sonunun الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۗ=kendilerinden öncekiوَ=ve لَدَارُ=kesinlikle yurdu الْآخِرَةِ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلَّذِينَ=kimseler için اتَّقَوْاۗ=kendini sakındırmış«takvã»أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayacak«akl»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman اسْتَيْأَسَ=umutlarını kestikleri الرُّسُلُ=o Elçilerin«rasûl»وَ=ve ظَنُّوا=kanaat getirdikleri«zann»أَنَّهُمْ=olduklarına قَدْ=kesinlikle كُذِبُوا=yalanlanmış«tekzîb»جَاءَهُمْ=geldi onlara نَصْرُنَا=yardımımızفَ=sonra da نُجِّيَ=kurtarıldı مَنْ=kimse نَشَاءُۖ=dilediğimizوَ=ve لَا يُرَدُّ=geri çevrilmez بَأْسُنَا=kuvvet uygulamamız«be′s»عَنِ الْقَوْمِ=o toplumdan«kavm»الْمُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki كَانَ=bulunur فِي قَصَصِهِمْ=onların hikayelerinde«kasas»عِبْرَةٌ=bir ibretلِأُولِي=sahipleri için الْأَلْبَابِۗ=saplantısız akıl«elbãb»مَا كَانَ=o değildir حَدِيثًا=bir söz يُفْتَرَىٰ=uydurulacak«ifterã»وَلَٰكِنْ=ancak تَصْدِيقَ=tasdik edicidir«tasdîk_musaddik»الَّذِي=olanı بَيْنَ يَدَيْهِ=onun huzurunda«deyim  iki eli arasında»وَ=ve تَفْصِيلَ=ayrı ayrı açıklamasıdır كُلِّ شَيْءٍ=her şeyinوَ=ve هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamettir«rahmet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
Âyet Metni : (Yûsuf.1) (12. Cüz | 235. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.
(Yûsuf.1) Grameri
الٓرْ : Alif Laam Ra ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]تِلْكَ : These ::: [İşaret Zamiri] [Dişil tekil]اٰيَاتُ : (are the) Verses ::: [İsim] [Dişil çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ي يالْكِتَابِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]الْكِتَابِ : Book ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ك ت بالْمُبِينِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْمُبِينِ : clear ::: [İsim] [Eril] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ب ي ن
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu