Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif Lâm Mîm Râ. İşte bunlar sana o kitabın âyetleri ve sana rabbından indirilen haktır, ve nâsın ekserisi iyman etmezler.
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, mîm, râ. Bunlar, kitabın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır. Fakat insanların çoğu anlamazlar.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Mîm-Râ![1*] Bunlar, bu Kitab’ın ayetleridir.[2*] Rabbinden sana indirilen (Kur’an), tümüyle gerçektir[3*] Ama insanların çoğu inanıp güvenmez.[1*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.[2*] Hicr 15/1.[3*] En’am 6/66, Ra’d 13/19.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif, Lâm, Mim, Râ. Bunlar, Kitabın (Kur’an’ın) ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen (Kur’an) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.* “Elif-Lam-Mim-Ra harfleriyle ilgili 2/1 dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm mîm râ. Şunlar Kitabın âyetleridir; Rabbinden, sana indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar.
İngilizce Kelime Meali
الٓمٓرۚ=Alif Laam Mim Ra. تِلْكَ=These ءَايٰتُ=(are) the Verses الْكِتٰبِۗ=(of) the Book. وَالَّذِىٓ=And that which أُنزِلَ=has been revealed إِلَيْكَ=to you مِن=from رَّبِّكَ=your Lord الْحَقُّ=(is) the truth, وَلٰكِنَّ=but أَكْثَرَ=most النَّاسِ=(of) the mankind لَا=(do) not يُؤْمِنُونَ=believe.
(13) Ra'd Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   المرۚ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «M harfi»Mîm «R harfi»تِلْكَ=şunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِۗ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»وَ=ve الَّذِي=olandır أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكَ=sanaمِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"indendir«rabb»الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   اللَّهُ=Allah الَّذِي=olandır رَفَعَ=yükseltmiş السَّمَاوَاتِ=gökleriبِغَيْرِ=olmadan عَمَدٍ=bir direk تَرَوْنَهَاۖ=gördüğünüz kendisiniثُمَّ=sonrasında اسْتَوَىٰ=geçti عَلَى=başına الْعَرْشِۖ=«tahtın»saltanatın«arş»وَ=ve سَخَّرَ=hizmet verir kıldı الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَۖ=Ay′ıكُلٌّ=her biri يَجْرِي=akıp gitmektedir لِأَجَلٍ=bir vade için مُسَمًّىۚ=belirlenmişيُدَبِّرُ=arkasında bulunur«dubur»الْأَمْرَ=o yapılması istenen şeyin«emr»يُفَصِّلُ=ayrı ayrı açıklar الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz بِلِقَاءِ=karşılaşacağınıza رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizle«rabb»تُوقِنُونَ=kanî olursunuz«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan مَدَّ=uzatmış الْأَرْضَ=yeryüzünüوَ=ve جَعَلَ=var etmiştir فِيهَا=orada رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)lar وَ=ve أَنْهَارًاۖ=ırmaklarوَ=ve مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ=her meyveden جَعَلَ=yapmıştır فِيهَا=orada زَوْجَيْنِ=eşi اثْنَيْنِۖ=ikiيُغْشِي=örter اللَّيْلَ=geceyi النَّهَارَۚ=gündüzeإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yoran«tefekkür»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve فِي الْأَرْضِ=‑vardır‑yeryüzünde قِطَعٌ=arazi parçaları مُتَجَاوِرَاتٌ=birbirine komşuوَ=ve جَنَّاتٌ=bahçeler مِنْ أَعْنَابٍ=üzümlüوَ=ve زَرْعٌ=ekinlerوَ=ve نَخِيلٌ=hurma ağaçları صِنْوَانٌ=çatallı وَ=ve غَيْرُ صِنْوَانٍ=çatalsızيُسْقَىٰ=sulanır بِمَاءٍ=su ile وَاحِدٍ=tek birوَ=ve نُفَضِّلُ=üstte tutarız«fadl»بَعْضَهَا=onların kimini عَلَىٰ بَعْضٍ=kimine فِي الْأُكُلِۚ=yemişteإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer تَعْجَبْ=şaşacaksan فَ=o zaman عَجَبٌ=şaşılacak olan قَوْلُهُمْ=onların söyledikleridirأَ=mı? إِذَا=zaman كُنَّا=olduğumuz تُرَابًا=toprakأَ=mi? إِنَّا=ki olacağız لَفِي=kesinlikle içinde خَلْقٍ=bir yaratılış جَدِيدٍۗ=yeniأُولَٰئِكَ=işte onlardır الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِرَبِّهِمْۖ="Efendi ve Sahib"lerini«rabb»وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların الْأَغْلَالُ=halkalar فِي أَعْنَاقِهِمْۖ=‑vardır‑boyunlarındaوَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr»هُمْ=onlar فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve يَسْتَعْجِلُونَكَ=acele istiyorlar senden بِالسَّيِّئَةِ=fenalığı«seyyiãt»قَبْلَ=önce الْحَسَنَةِ=güzellikten«hasen»وَ=ve قَدْ=emin olun ki خَلَتْ=gelip geçti مِنْ قَبْلِهِمُ=onlardan önceki الْمَثُلَاتُۗ=örneklerوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لَذُو=kesinlikle sahibidir مَغْفِرَةٍ=günahları örtmenin«mağfiret»لِلنَّاسِ=insanlar içinعَلَىٰ=karşın ظُلْمِهِمْۖ="haksızlık ve kötülük"lerine«zulm_zãlim»وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَشَدِيدُ=çok çetindir الْعِقَابِ=o akıbeti
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُ=diyorlar ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَوْلَا أُنْزِلَ=indirilseydi ya! عَلَيْهِ=ona آيَةٌ=bir açık işaret«ãyet»مِنْ رَبِّهِۗ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنْتَ=sen مُنْذِرٌۖ=bir uyarıcısınوَ=ve لِكُلِّ=‑vardır‑ hepsi için قَوْمٍ=toplumların«kavm»هَادٍ=bir yol gösterici«hüdã»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir مَا=olduğunu تَحْمِلُ=yükleniyor كُلُّ=her أُنْثَىٰ=dişininوَ=ve مَا=olduğunu تَغِيضُ=eksiltiyor الْأَرْحَامُ=rahimlerin وَ=ve مَا=olduğunu تَزْدَادُۖ=artırıyorوَ=ve كُلُّ شَيْءٍ=her şey عِنْدَهُ=O′nun katında بِ=iledir مِقْدَارٍ=bir ölçü«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   عَالِمُ=bilendir الْغَيْبِ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb»وَ=ve الشَّهَادَةِ=Tanıklık edilenlenleri«şãhid»الْكَبِيرُ=‑asıl‑”Büyük Olan”dır«kebîr»الْمُتَعَالِ=‑asıl‑”Yüksek Olan”dır«muteãli»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   سَوَاءٌ=birdir مِنْكُمْ=aranızdan مَنْ=kimse أَسَرَّ=gizleyen«sirra»الْقَوْلَ=o söyleneniوَ=ve مَنْ=kimse جَهَرَ=açıkça duyuran بِهِ=onuوَ=ve مَنْ=kimse هُوَ=kendisi مُسْتَخْفٍ=gizlenen بِاللَّيْلِ=geceleyinوَ=ve سَارِبٌ=görünen بِالنَّهَارِ=gündüzün
 ‎﴾ 11 ﴿‎   لَهُ=‑vardır‑ onun için مُعَقِّبَاتٌ=takibedenler مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ=onun huzurundan«deyim  iki eli arasında»وَ=ve مِنْ خَلْفِهِ=onun ardından«halef»يَحْفَظُونَهُ=muhafaza ederler onu مِنْ=ötürü أَمْرِ=yapılmasını istemiş olduğu şeyden«emr»اللَّهِۗ=Allah′ınإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُغَيِّرُ=değiştirmezمَا=olanı بِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için حَتَّىٰ=kadar يُغَيِّرُوا=değiştirinceye مَا=olanı بِأَنْفُسِهِمْۗ=kendileri içinوَ=ise إِذَا=zaman أَرَادَ=istediği اللَّهُ=Allah بِقَوْمٍ=bir topluma«kavm»سُوءًا=bir fenalık«sú»فَ=bunun üzerine لَا=yoktur مَرَدَّ=geri çevirecek لَهُۚ=onuوَ=ve مَا=yoktur لَهُمْ=onlara مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında مِنْ=herhangi وَالٍ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã» 
 ‎﴾ 12 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan يُرِيكُمُ=size göstermekte الْبَرْقَ=şimşeğiخَوْفًا=bir korku olarak وَ=veya طَمَعًا=bir umut olarakوَ=ve يُنْشِئُ=vücuda getirir«inşá»السَّحَابَ=bulutları الثِّقَالَ=ağır
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve يُسَبِّحُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirir«tesbih»الرَّعْدُ=gök gürültüsü بِحَمْدِهِ=O′nu överek«hamd»وَ=ve de الْمَلَائِكَةُ=melekler مِنْ خِيفَتِهِ=O′nun korkusu içindeوَ=ve يُرْسِلُ=gönderir الصَّوَاعِقَ=yıldırımlarفَ=sonra da يُصِيبُ=çarpar بِهَا=onlarla مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediğiوَ=ve هُمْ=onlar يُجَادِلُونَ=tartışmaktadırlar فِي=hakkında اللَّهِ=Allahوَ=ve هُوَ=Kendisi شَدِيدُ=pek çetindir الْمِحَالِ=yakalamada
 ‎﴾ 14 ﴿‎   لَهُ=O′nadır دَعْوَةُ=«çağrıda bulunma»dua«duã»الْحَقِّۖ=gerçek(veya ”gerçekleşecek”)«hakk»وَ=oysa الَّذِينَ=kimseler يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ettikleri«duã»مِنْ دُونِهِ=O′nun dışındaلَا يَسْتَجِيبُونَ=karşılık vermezler لَهُمْ=kendilerine بِشَيْءٍ=herhangi birإِلَّا=olmasından başka كَبَاسِطِ=uzatan gibi كَفَيْهِ=avuçlarını إِلَى الْمَاءِ=suyaلِيَبْلُغَ=gelsin diye فَاهُ=ağzınaوَ=oysa مَا=değildir هُوَ=o بِبَالِغِهِۚ=gelecek onaوَ=ve مَا=değildir دُعَاءُ=«çağrıda bulunma»duası«duã»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir»إِلَّا=olandan başkası فِي=içinde ضَلَالٍ=yolunu saşırmışlık«dalãl»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′a(veya”Allah için”) يَسْجُدُ=yere yüz koyarlar«secde»مَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündekiطَوْعًا=benimseyip uyarak«ta′at»وَ=veya كَرْهًا=istemeyerekوَ=ve de ظِلَالُهُمْ=gölgeleri بِالْغُدُوِّ=sabah وَ=ve الْآصَالِ=akşam
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kimdir? رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününقُلِ=de ki اللَّهُۚ=Allah′tırقُلْ=de kiأَ=mı? فَ=şu halde اتَّخَذْتُمْ=edindiniz مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»لَا يَمْلِكُونَ=yetki sahibi«mãlik»olmayanلِأَنْفُسِهِمْ=kendilerine نَفْعًا=bir faydaya وَلَا=ne de ضَرًّاۚ=bir zarara«dırãr»قُلْ=de ki هَلْ=mu? يَسْتَوِي=bir olur الْأَعْمَىٰ=görmeyen وَ=ve الْبَصِيرُ=gören«basîr»أَمْ=yahut هَلْ=mu? يَسْتَوِي=bir olur الظُّلُمَاتُ=karanlıklar«zulumãt»وَ=ve النُّورُۗ=aydınlıkأَمْ=yoksa mı? جَعَلُوا=buldular لِلَّهِ=Allah′a شُرَكَاءَ=«ortak»denkler«şirk_müşrik»خَلَقُوا=yaratan كَخَلْقِهِ=O′nun yaratışı gibiفَ=sonra da تَشَابَهَ=benzer«muteşãbih»göründü الْخَلْقُ=bu yaratma عَلَيْهِمْۚ=onlaraقُلِ=de ki اللَّهُ=Allah′tır خَالِقُ=yaratıcısı كُلِّ شَيْءٍ=her şeyinوَ=ve هُوَ=O′dur الْوَاحِدُ=‑asıl‑”Tek Olan”«vãhid»الْقَهَّارُ=‑asıl‑”Devamlı Ezici Hakimiyet Sahibi”«kahhãr»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   أَنْزَلَ=indirdi مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=bir suفَ=sonra da سَالَتْ=aktı أَوْدِيَةٌ=vadiler بِقَدَرِهَا=kendi ölçüsünde«kadîr_mikdãr»فَ=böylece احْتَمَلَ=taşıdı السَّيْلُ=o akıntı زَبَدًا=köpüğü رَابِيًاۚ=üste çıkanوَ=ve مِمَّا=‑vardır‑şeylerden يُوقِدُونَ=yaktıkları عَلَيْهِ=onların فِي النَّارِ=ateşte«nãr»ابْتِغَاءَ=aramak için حِلْيَةٍ=bir takılık أَوْ=yahut مَتَاعٍ=bir faydalanılacak şeyزَبَدٌ=bir köpük مِثْلُهُۚ=onun şeklindeكَذَٰلِكَ=işte böyle يَضْرِبُ=örnek verir اللَّهُ=Allahالْحَقَّ=o Gerçek«hakk»وَ=ile الْبَاطِلَۚ=uyduruk ve asılsızı«bãtıl»فَ=sonra أَمَّا=gelince الزَّبَدُ=o köpüğeفَ=şu halde يَذْهَبُ=o gider جُفَاءًۖ=yok olupوَ=ise أَمَّا=gelince مَا=olana يَنْفَعُ=yararlı النَّاسَ=insanlaraفَ=bu durumda يَمْكُثُ=o durup bekler فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzündeكَذَٰلِكَ=işte böyle يَضْرِبُ=verir اللَّهُ=Allah الْأَمْثَالَ=örnekler
 ‎﴾ 18 ﴿‎   لِلَّذِينَ=‑vardır‑kimseler için اسْتَجَابُوا=karşılık olarak vermiş لِرَبِّهِمُ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»الْحُسْنَىٰۚ=en güzeli«hasen»وَ=ise الَّذِينَ=kimseler لَمْ يَسْتَجِيبُوا=karşılık vermeyen لَهُ=ona لَوْ=eğer أَنَّ=olsa ki لَهُمْ=kendilerine ait مَا=şeyler فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki جَمِيعًا=tümüyleوَ=ve de مِثْلَهُ=bir misli مَعَهُ=onunla beraberلَافْتَدَوْا=muhakkak kurtulma bedeli«fidye» olarak verirlerdi بِهِۚ=onuأُولَٰئِكَ=işte onlar ki لَهُمْ=‑vardır‑onlar için سُوءُ=fenası«sú»الْحِسَابِ=o hesabınوَ=ve de مَأْوَاهُمْ=barınacakları yer«me′va»جَهَنَّمُۖ=Cehennem′dirوَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür الْمِهَادُ=o yatılacak yer
 ‎﴾ 19 ﴿‎   أَ=midir? مَنْ=kimse يَعْلَمُ=bilenأَنَّمَا=olduğunu أُنْزِلَ=indirilenin إِلَيْكَ=sana مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»الْحَقُّ=o Gerçek«hakk»كَمَنْ=kimse gibi هُوَ=kendisi أَعْمَىٰۚ=körإِنَّمَا=ancak ve sadece يَتَذَكَّرُ=düşünüp ders çıkarırlar«tezekkür»أُولُوا=sahipleri الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُوفُونَ=yerine getiren بِعَهْدِ=Sözleşmesini«ahd»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve لَا يَنْقُضُونَ=bozmayan الْمِيثَاقَ=o Taahhütü«mîsak»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir يَصِلُونَ=bitiştiren مَا=olduğunu أَمَرَ=istediğini söylemiş«emr»اللَّهُ=Allah′ınبِهِ=kendisiyle أَنْ يُوصَلَ=bitiştirilmesiniوَ=ve يَخْشَوْنَ=çekinen«huşû»رَبَّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»وَ=ve يَخَافُونَ=korkan سُوءَ=fenasından«sú»الْحِسَابِ=o hesabın
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir صَبَرُوا=yılmadan dayanmış«sabr_sãbir»ابْتِغَاءَ=arayışında olan وَجْهِ=takdirinin رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»وَ=ve أَقَامُوا=gereğince yerine getirmiş«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de أَنْفَقُوا=uğrunda sarf«infãk»etmiş مِمَّا=şeylerden رَزَقْنَاهُمْ=kendilerinin faydalandırıldıkları«rızk»سِرًّا=gizli«sirra»olarak وَ=veya عَلَانِيَةً=açık olarakوَ=ve يَدْرَءُونَ=savan بِالْحَسَنَةِ=güzel olanla«hasen»السَّيِّئَةَ=fenalığı«seyyiãt»أُولَٰئِكَ=işte onlar ki لَهُمْ=onlar içindir عُقْبَى=sonu الدَّارِ=şu yurdun
 ‎﴾ 23 ﴿‎   جَنَّاتُ=Cennetleridir عَدْنٍ=Devamlı İkamet(*) يَدْخُلُونَهَا=girerler orayaوَ=ise مَنْ=kimseler صَلَحَ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapmış مِنْ=içerisinden آبَائِهِمْ=babalarının وَ=ve أَزْوَاجِهِمْ=eşlerinin وَ=ve ذُرِّيَّاتِهِمْۖ="soylarının devamı"nın«zurriyyãt»وَ=ve de الْمَلَائِكَةُ=melekler يَدْخُلُونَ=girerler عَلَيْهِمْ=yanlarına مِنْ كُلِّ بَابٍ=her kapıdan(*) orj ADN
 ‎﴾ 24 ﴿‎   سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَيْكُمْ=size olsunبِمَا=karşılık صَبَرْتُمْۚ=yılmadan dayanmanıza«sabr_sãbir»فَ=şu halde نِعْمَ=ne güzeldir عُقْبَى=sonu الدَّارِ=o yurdun
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler يَنْقُضُونَ=bozan عَهْدَ=Sözleşmesini«ahd»اللَّهِ=Allah′ınمِنْ بَعْدِ=sonra مِيثَاقِهِ=Taahhütünü«mîsak»وَ=ve يَقْطَعُونَ=kesenمَا=şeyi أَمَرَ=istediğini söylediği«emr»اللَّهُ=Allah′ın بِهِ=kendisinin أَنْ يُوصَلَ=bitiştirilmesiniوَ=ve يُفْسِدُونَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapan فِي الْأَرْضِۙ=yeryüzündeأُولَٰئِكَ=işte onlar ki لَهُمُ=onlaradır اللَّعْنَةُ=o dışlanıp horlanmışlık«la′net»وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onlar için سُوءُ=fenası«sú»الدَّارِ=o yurdun
 ‎﴾ 26 ﴿‎   اللَّهُ=Allah يَبْسُطُ=genişletir الرِّزْقَ=faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk»لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediği وَ=veya يَقْدِرُۚ=kısıt(ölçü) koyar«kadîr_mikdãr»وَ=ve فَرِحُوا=sevindiler بِالْحَيَاةِ=hayatıyla الدُّنْيَا=dünyaوَ=oysa مَا=değildir الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَا=dünyaفِي الْآخِرَةِ=o Ahiret′in yanında إِلَّا=başkası مَتَاعٌ=bir geçimlik varlıktan
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُ=diyorlar ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَوْلَا أُنْزِلَ=indirilseydi ya! عَلَيْهِ=ona آيَةٌ=bir açık işaret«ãyet»مِنْ رَبِّهِۗ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»قُلْ=de إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah يُضِلُّ=yolu saşırtır«dalãl»مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dileyen(veya ”dilediği”)وَ=veya يَهْدِي=yolu gösterir«hüdã»إِلَيْهِ=Kendisine doğru olanمَنْ=kimseye أَنَابَ=yönelmiş
 ‎﴾ 28 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve تَطْمَئِنُّ=tatmin olmuş قُلُوبُهُمْ=kalpleri بِذِكْرِ=Tembih′i ile«zikr»اللَّهِۗ=Allah′ınأَلَا=şunu iyi bilin ki بِذِكْرِ=Tembih′i ile«zikr»اللَّهِ=Allah′ın تَطْمَئِنُّ=huzur bulur الْقُلُوبُ=kalpler
 ‎﴾ 29 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»طُوبَىٰ=mutluluk لَهُمْ=onlar içindirوَ=ve حُسْنُ=güzeli«hasen»مَآبٍ=dönüşün
 ‎﴾ 30 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle أَرْسَلْنَاكَ=Biz gönderdik seni فِي=içine أُمَّةٍ=bir topluluğun«ümmet»قَدْ=emin ol ki خَلَتْ=geçmiş bulunan مِنْ قَبْلِهَا=kendilerinden önce أُمَمٌ=nice topluluklar«ümmet»لِتَتْلُوَا=sayıp dökesin«tilãvet» diye عَلَيْهِمُ=onlara الَّذِي=olduğumuzu أَوْحَيْنَا=mesajla iletmiş«vahy»إِلَيْكَ=sanaوَ=iken هُمْ=kendileri يَكْفُرُونَ=görmezlikten gelir«küfr_kãfir»بِالرَّحْمَٰنِۚ=“Merhametin Kaynağı”ını«rahmãn»قُلْ=de ki هُوَ=O رَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"imdir«rabb»لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَ=O′ndanعَلَيْهِ=O′na تَوَكَّلْتُ=sırtımı güvenle dayadım«tevekkül»وَ=ve إِلَيْهِ=O′nadır مَتَابِ=benim olumsuzluktan dönüşüm«tevbe_tevvãb»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَلَوْ=eğer أَنَّ=olsaydı ki قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»سُيِّرَتْ=yürütüldüğü بِهِ=kendisiyle الْجِبَالُ=dağlarınأَوْ=yahut قُطِّعَتْ=parçalandığı بِهِ=kendisiyle الْأَرْضُ=yeryüzününأَوْ=yahut كُلِّمَ=konuşturulduğu بِهِ=kendisiyle الْمَوْتَىٰۗ=ölülerinبَلْ=Hayır!لِلَّهِ=Allah′a aittir الْأَمْرُ=bu yapılması istenen şey«emr»جَمِيعًاۗ=tümüyleأَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَيْأَسِ=anlamadılar الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»أَنْ=şunu ki لَوْ=eğer يَشَاءُ=dileseydi اللَّهُ=Allahلَهَدَى=kesinlikle yol gösterirdi«hüdã»النَّاسَ=insanlara جَمِيعًاۗ=tümüyleوَ=ve لَا يَزَالُ=geri durmaz الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»تُصِيبُهُمْ=başlarına gelmesiبِمَا=karşılık صَنَعُوا=kurgulayıp hazırladıklarınaقَارِعَةٌ=bir ”Yürek Hoplatan Olay”أَوْ=yahut تَحُلُّ=o inecektir قَرِيبًا=yakınına«karîb»مِنْ دَارِهِمْ=yurtlarınınحَتَّىٰ=kadar يَأْتِيَ=gelinceye وَعْدُ=söz verdiği«va′d»اللَّهِۚ=Allah′ınإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُخْلِفُ=dönmez«hulf»الْمِيعَادَ=o verilmiş sözden«va′d»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve لَقَدِ=emin ol ki اسْتُهْزِئَ=alay edildi بِرُسُلٍ=Elçilerle«rasûl»مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiفَ=bunun üzerine أَمْلَيْتُ=süre verdim الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»ثُمَّ=sonra da أَخَذْتُهُمْۖ=yakaladım onlarıفَ=öyleyse كَيْفَ=nasıl كَانَ=olmuş عِقَابِ=cezam
 ‎﴾ 33 ﴿‎   أَ=midir? فَ=şu halde مَنْ=kimse هُوَ=kendisi قَائِمٌ=gözeticisi عَلَىٰ=üzerine كُلِّ نَفْسٍ=bütün nefislerin بِمَا=karşılık كَسَبَتْۗ=kazandığınaوَ=iken جَعَلُوا=onlar saymışlar لِلَّهِ=Allah′a شُرَكَاءَ=«ortak»denkler«şirk_müşrik»قُلْ=de ki سَمُّوهُمْۚ=«isimlendirme»vasıflandırın«ism_esmã»onlarıأَمْ=yoksa mı? تُنَبِّئُونَهُ=siz haber veriyorsunuz O′na بِمَا=şeyleri لَا يَعْلَمُ=O′nun bilmediği فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeأَمْ=yoksa mı? بِظَاهِرٍ=boş olanını مِنَ الْقَوْلِۗ=söyleneninبَلْ=yok aslında! زُيِّنَ=hoşlarına giden bir şey oldu«ziynet»لِلَّذِينَ=kimseler için كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مَكْرُهُمْ=kurdukları planlar«mekr»وَ=ve صُدُّوا=alıkoyuldular عَنِ السَّبِيلِۗ=o yoldan«sebîl»وَ=ve مَنْ=kime يُضْلِلِ=yolunu saşırtırsa«dalãl»اللَّهُ=Allahفَ=bunun üzerine مَا=olmaz لَهُ=ona مِنْ=herhangi هَادٍ=bir yol gösteren«hüdã»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَاۖ=dünyaوَ=ise لَعَذَابُ=kesinlikle cezası«azãb»الْآخِرَةِ=Ahiret′in أَشَقُّۖ=daha meşekkatlidirوَ=ve مَا=yoktur لَهُمْ=onlar için مِنَ اللَّهِ=Allah′tan مِنْ=herhangi وَاقٍ=bir koruyacak
 ‎﴾ 35 ﴿‎   مَثَلُ=bir örnektir الْجَنَّةِ=Cennet′ten الَّتِي=olan وُعِدَ=söz verilmiş«va′d»الْمُتَّقُونَۖ=kendini sakındıranlara«takvã»تَجْرِي=akar مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُۖ=ırmaklarأُكُلُهَا=yemişi دَائِمٌ=süreklidir وَ=ve de ظِلُّهَاۚ=gölgesiتِلْكَ=işte budur عُقْبَى=sonu الَّذِينَ=kimselerin اتَّقَوْاۖ=kendini sakındırmış«takvã»وَ=ise عُقْبَى=sonu الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir»النَّارُ=o Ateş′tir«nãr»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آتَيْنَاهُمُ=kendilerine vermiş olduğumuz الْكِتَابَ=«ilâhî» Metini«kitãb»فْرَحُونَ=sevinirler بِمَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكَۖ=sanaوَ=ve مِنَ الْأَحْزَابِ=‑vardır‑o taraftar topluluklarının«hizb» içinden مَنْ=kimseler يُنْكِرُ=inkar eden بَعْضَهُۚ=ondan kiminiقُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana أَنْ أَعْبُدَ=«kulluk»hizmet«abd»etmemin اللَّهَ=Allah′aوَ=ve لَا أُشْرِكَ=«ortak»denkler kabul etmem«şirk_müşrik»بِهِۚ=O′naإِلَيْهِ=O′na أَدْعُوا=çağırırım«duã»وَ=ve إِلَيْهِ=O′nadır مَآبِ=dönüşüm
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle أَنْزَلْنَاهُ=Biz indirdik onuحُكْمًا=hüküm şeklinde عَرَبِيًّاۚ=Arapçaوَ=ve لَئِنِ=muhakkak ki eğer اتَّبَعْتَ=katılırsan«ittebã»أَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerine«hevã»بَعْدَ=sonra مَا=şeyden جَاءَكَ=sana gelen مِنَ الْعِلْمِ=o Bilgi«ilm»içerisindenمَا=yoktur لَكَ=senin için مِنَ اللَّهِ=Allah′a karşı مِنْ=herhangi وَلِيٍّ=bir "destek çıkacak yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de وَاقٍ=bir koruyucu
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin ol ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik, رُسُلًا=Elçiler«rasûl»مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiوَ=ve de جَعَلْنَا=verdik لَهُمْ=onlara أَزْوَاجًا=eşler وَ=ve ذُرِّيَّةًۚ="soylarının devamı"nı«zurriyyãt»وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لِرَسُولٍ=bir Elçinin«rasûl»أَنْ يَأْتِيَ=getirmesi بِآيَةٍ=bir «açık işaret»ayet«ãyet»إِلَّا=olmadan بِإِذْنِ=izni اللَّهِۗ=Allah′ınلِكُلِّ أَجَلٍ=‑vardır‑ her vade için كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   يَمْحُوا=siler اللَّهُ=Allah مَا=neyi يَشَاءُ=dilerseوَ=ya da يُثْبِتُۖ=sabit kılarوَ=ve عِنْدَهُ=O′nun katındadır أُمُّ=Ana(sı) الْكِتَابِ=«ilâhî» Metin(in)«kitãb»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve إِنْ مَا=ister نُرِيَنَّكَ=gösteririz sana بَعْضَ=kimini الَّذِي=olduğumuzun نَعِدُهُمْ=bizim onlara söz verirأَوْ=ister نَتَوَفَيَنَّكَ=canını alırız seninفَ=bu halde إِنَّمَا=ancak ve sadece عَلَيْكَ=senin «üzerinde»sorumluluğunda olan الْبَلَاغُ=duyurmaktırوَ=ve de عَلَيْنَا=Bizim «üzerinde»sorumluluğumuzda olan الْحِسَابُ=hesap görmedir
 ‎﴾ 41 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=görmedilerأَنَّا=olduğumuzu نَأْتِي=geliyor الْأَرْضَ=o topraklaraنَنْقُصُهَا=eksiltiriz orayı مِنْ أَطْرَافِهَاۚ=uçlarındanوَ=ve اللَّهُ=Allah′tır يَحْكُمُ=hüküm verenلَا=yoktur مُعَقِّبَ=iptal edecek لِحُكْمِهِۚ=O′nun hükmünüوَ=ve هُوَ=O سَرِيعُ=çabuktur الْحِسَابِ=hesapta
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve قَدْ=emin olun ki مَكَرَ=plan kurmuştu«mekr»الَّذِينَ=kimseler مِنْ قَبْلِهِمْ=onlardan öncekiفَ=fakat لِلَّهِ=Allah′ındır الْمَكْرُ=planlar«mekr»جَمِيعًاۖ=tümüyleيَعْلَمُ=bilir مَا=olduğunu تَكْسِبُ=kazanmakta كُلُّ=her نَفْسٍۗ=nefsinوَ=ve de سَيَعْلَمُ=bileceklerdir الْكُفَّارُ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlarلِمَنْ=kimin olacağını عُقْبَى=sonunun الدَّارِ=bu yurdun
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُ=diyorlar ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَسْتَ=sen değilsin مُرْسَلًاۚ=gönderilmiş bir Elçi«rasûl»قُلْ=de ki كَفَىٰ=yeterlidir بِاللَّهِ=Allah شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd» olarakبَيْنِي=benim aramda وَ=ile بَيْنَكُمْ=sizinوَ=ve مَنْ=kimselerin عِنْدَهُ=huzurunda olan عِلْمُ=bilgisi«ilm»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»
Âyet Metni : (Ra'd.1) (13. Cüz | 249. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-mîm-râ. tilke âyâtü-lkitâb. velleẕî ünzile ileyke mir rabbike-lḥaḳḳu velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yü'minûn.
(Ra'd.1) Grameri
الٓمٓرْ : Alif Laam Mim Ra ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]تِلْكَ : These ::: [İşaret Zamiri] [Dişil tekil]اٰيَاتُ : (are) Verses ::: [İsim] [Dişil çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ي يالْكِتَابِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]الْكِتَابِ : Book ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ك ت بوَالَّذِىٓ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَالَّذِىٓ : that which ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril tekil]أُنْزِلَ : has been revealed ::: [Türemiş Fiil] [Edilgen Çatı] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ن ز لإِلَيْكَ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]إِلَيْكَ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]مِنْ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]رَبِّكَ : Lord ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ر ب برَبِّكَ : your ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]الْحَقُّ : (is) the ::: [Belirlilik Takısı]الْحَقُّ : truth ::: [İsim] [Eril] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ح ق قوَلَٰكِنَّ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَلَٰكِنَّ : but ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]أَكْثَرَ : most ::: [İsim] [Eril tekil] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ك ث رالنَّاسِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]النَّاسِ : mankind ::: [İsim] [Eril çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ن و سلَا : not ::: [Edat/Olumsuzluk]يُؤْمِنُونَ : believe ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: أ م نيُؤْمِنُونَ : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu