Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lam, Mim.
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, mîm.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif, Lam, Mim.* Bkz. 2/1 dipnotu.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm mîm.
İngilizce Kelime Meali
الٓمٓ=Alif Lam Mim.
(30) Rûm Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الم=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   غُلِبَتِ=yenildi الرُّومُ=Romalılar«sûrenin adıdır»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   فِي أَدْنَى=en yakın الْأَرْضِ=topraklardaوَ=ve هُمْ=onlar مِنْ بَعْدِ=ardından غَلَبِهِمْ=yenilgilerinin سَيَغْلِبُونَ=yenecekler
 ‎﴾ 4 ﴿‎   فِي=içinde بِضْعِ=birkaç سِنِينَۗ=yılلِلَّهِ=Allah′a aittir الْأَمْرُ=yapılması istenen o şey«emr»مِنْ قَبْلُ=bundan önce وَ=ve de مِنْ بَعْدُۚ=sonraوَ=ve يَوْمَئِذٍ=o gün يَفْرَحُ=sevinecek الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   بِنَصْرِ=yardımıyla اللَّهِۚ=Allah′ınيَنْصُرُ=yardım eder O مَنْ=kimseye يَشَاءُۖ=dilediğiوَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”dır«rahîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَعْدَ=söz verdiğidir«va′d»اللَّهِۖ=Allah′ınلَا يُخْلِفُ=dönmez«hulf»اللَّهُ=Allah وَعْدَهُ=söz verdiğinden«va′d»وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 7 ﴿‎   يَعْلَمُونَ=bilirler ظَاهِرًا=görüneni مِنَ الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünyaوَ=ve هُمْ=onlar عَنِ الْآخِرَةِ=Ahiret′ten هُمْ=kendileri غَافِلُونَ=ihmal hatasına düşmüşlerdir«ğãfil»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki لَمْ يَتَفَكَّرُوا=üzerinde kafa yormadılar«tefekkür»فِي أَنْفُسِهِمْۗ=kendi içlerindeمَا خَلَقَ=yaratmamıştır اللَّهُ=Allahالسَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü وَ=ve مَا=şeyleri بَيْنَهُمَا=bu ikisi arasındaإِلَّا=olmadıkça بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»uyumlu وَ=ve أَجَلٍ=bir vade مُسَمًّىۗ=belirlenmişوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki كَثِيرًا=çoğu مِنَ النَّاسِ=insanlardanبِلِقَاءِ=kavuşmayı رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»لَكَافِرُونَ=kesinlikle görmezlikten gelmektedirler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki لَمْ يَسِيرُوا=dolaşmadılar فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeفَ=şu halde يَنْظُرُوا=baksınlar كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna عَاقِبَةُ=sonunun الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۚ=kendilerinden öncekiler içerisindenكَانُوا=onlar idiler أَشَدَّ=daha öte مِنْهُمْ=kendilerinden قُوَّةً=kuvvetçeوَ=ve أَثَارُوا=alt‑üst etmişlerdi الْأَرْضَ=o topraklarıوَ=ve عَمَرُوهَا=imar etmişlerdi orayı أَكْثَرَ=daha çok مِمَّا=olduklarından عَمَرُوهَا=onların kendisini imar etmişوَ=ve جَاءَتْهُمْ=getirmişti onlara رُسُلُهُمْ=Elçileri«rasûl»بِالْبَيِّنَاتِۖ=açık deliller«beyyine»فَ=bu halde مَا كَانَ=değildi اللَّهُ=Allah لِيَظْلِمَهُمْ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edecek onlaraوَلَٰكِنْ=fakat كَانُوا=oldular أَنْفُسَهُمْ=kendi kendilerine يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmekte
 ‎﴾ 10 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında كَانَ=oldu عَاقِبَةَ=sonu الَّذِينَ=kimselerin أَسَاءُوا=fenalıklar yapmış«sú»السُّوأَىٰ=o fenalık«sú»أَنْ=diye كَذَّبُوا=yalan sayıp durdular«tekzîb»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve كَانُوا=oldular بِهَا=onlarla يَسْتَهْزِئُونَ=alay eder
 ‎﴾ 11 ﴿‎   اللَّهُ=Allah يَبْدَأُ=ilk kez yapar«bedee»الْخَلْقَ=yaratmayıثُمَّ=sonrasında يُعِيدُهُ=”ikinci kez yapar”«eãde»onuثُمَّ=sonrasında إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürülürsünüz
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün تَقُومُ=karşıda dikildiği«kıyãm»السَّاعَةُ=o Saat′in«saat»يُبْلِسُ=susarlar الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve لَمْ يَكُنْ=olmaz لَهُمْ=kendilerine مِنْ شُرَكَائِهِمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerinden«şirk_müşrik»شُفَعَاءُ=bir şefaatçiوَ=ve كَانُوا=olurlar بِشُرَكَائِهِمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerini«şirk_müşrik»كَافِرِينَ=görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün تَقُومُ=karşıda dikildiği«kıyãm»السَّاعَةُ=o Saat′in«saat»يَوْمَئِذٍ=o gün يَتَفَرَّقُونَ=ayrışırlar
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَأَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»فَ=şu halde هُمْ=onlar فِي=içinde رَوْضَةٍ=bir bahçe يُحْبَرُونَ=mutlu edilirler
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=oysa أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»وَ=ve لِقَاءِ=buluşmasını الْآخِرَةِ=Ahiretفَ=bu halde أُولَٰئِكَ=işte onlar فِي=içine الْعَذَابِ=o cezanın«azãb»مُحْضَرُونَ=getirilirler
 ‎﴾ 17 ﴿‎   فَ=öyleyse سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirmek«tesbih»اللَّهِ=Allah′adırحِينَ=zaman تُمْسُونَ=akşama girdiğinizوَ=ve حِينَ=zaman تُصْبِحُونَ=sabaha erdiğiniz
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve لَهُ=O′nadır الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzündeوَ=iken عَشِيًّا=geceوَ=ve حِينَ=zaman تُظْهِرُونَ=öğleye erdiğiniz
 ‎﴾ 19 ﴿‎   يُخْرِجُ=dışarı çıkarır«ihrãc»الْحَيَّ=diriyi مِنَ الْمَيِّتِ=ölüdenوَ=ve يُخْرِجُ=dışarı çıkarır«ihrãc»الْمَيِّتَ=ölüyü مِنَ الْحَيِّ=diridenوَ=ve يُحْيِي=hayat verir الْأَرْضَ=yeryüzüne بَعْدَ=sonra مَوْتِهَاۚ=oranın ölümündenوَ=ve de كَذَٰلِكَ=işte böyle تُخْرَجُونَ=«topraktan» dışarı çıkarılacaksınız«ihrãc»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»أَنْ خَلَقَكُمْ=yaratması sizi مِنْ تُرَابٍ=topraktanثُمَّ=sonrasında إِذَا=bir bakmışsın أَنْتُمْ=siz بَشَرٌ=bir insanoğlusunuz تَنْتَشِرُونَ=yayılan
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»أَنْ خَلَقَ=yaratması لَكُمْ=sizin içinمِنْ أَنْفُسِكُمْ=nefislerinizden أَزْوَاجًا=eşlerلِتَسْكُنُوا=sakinlik bulasınız إِلَيْهَا=kendisiyleوَ=ve جَعَلَ=koymasıdır بَيْنَكُمْ=aranıza مَوَدَّةً=bir sevgi«vedûd_meveddet»وَ=ve رَحْمَةًۚ=bir merhamet«rahmet»إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yoran«tefekkür»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»خَلْقُ=yaratılışı السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününوَ=ve اخْتِلَافُ=farklılığı أَلْسِنَتِكُمْ=dillerinizin وَ=ve أَلْوَانِكُمْۚ=renklerinizinإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِلْعَالِمِينَ=bilgi«ilm» sahipleri için
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»مَنَامُكُمْ=uyumanızبِاللَّيْلِ=geceleyin وَ=ve النَّهَارِ=gündüzünوَ=ve ابْتِغَاؤُكُمْ=aramanızdır مِنْ فَضْلِهِۚ=O′nun lütfundan«fadl»إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَسْمَعُونَ=işiten
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»يُرِيكُمُ=gösterir size الْبَرْقَ=şimşeğiخَوْفًا=korku şeklinde وَ=veya طَمَعًا=umut şeklindeوَ=ve يُنَزِّلُ=indirir مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=suفَ=böylece يُحْيِي=hayat verir بِهِ=onunla الْأَرْضَ=yeryüzüneبَعْدَ=sonra مَوْتِهَاۚ=oranın ölümündenإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»أَنْ تَقُومَ=ayakta durması«kıyãm»السَّمَاءُ=göğün وَ=ve الْأَرْضُ=yeryüzünün بِأَمْرِهِۚ=O′nun yapılmasını istemiş olduğu«emr»ileثُمَّ=sonrasında إِذَا=zaman دَعَاكُمْ=sizi çağırdığıدَعْوَةً=bir çağrıyla«duã»مِنَ الْأَرْضِ=yeryüzündenإِذَا=o vakit أَنْتُمْ=siz تَخْرُجُونَ=«topraktan» dışarı çıkarsınız«ihrãc»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve لَهُ=O′nundur مَنْ=kimseler فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzündekiكُلٌّ=hepsi لَهُ=O′nun için قَانِتُونَ=karşısında hürmetle duranlardır«kãnit»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O الَّذِي=olandır يَبْدَأُ=ilk kez yapmakta«bedee»الْخَلْقَ=yaratmayıثُمَّ=sonrasında يُعِيدُهُ=”ikinci kez yapan”«eãde»onuوَ=ve هُوَ=bu أَهْوَنُ=daha kolaydır عَلَيْهِۚ=O′naوَ=ve لَهُ=O′na aittir الْمَثَلُ=durum الْأَعْلَىٰ=en yüksek فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzündeوَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   ضَرَبَ=örnek verdi لَكُمْ=sizeمَثَلًا=bir durumu مِنْ أَنْفُسِكُمْۖ=kendinizdenهَلْ=mıdır? لَكُمْ=‑var‑size مِنْ مَا=olduklarından مَلَكَتْ=idare etmekte«melekût»أَيْمَانُكُمْ=gücünüzünمِنْ شُرَكَاءَ=ortaklar«şerîk»فِي مَا=olduklarınızda رَزَقْنَاكُمْ=sizin faydalandırılmış«rızk»فَ=bu halde أَنْتُمْ=size فِيهِ=onda سَوَاءٌ=eşit olsunتَخَافُونَهُمْ=çekindiğiniz kendilerinden كَخِيفَتِكُمْ=çekindiğiniz gibi أَنْفُسَكُمْۚ=birbirinizdenكَذَٰلِكَ=işte böyle نُفَصِّلُ=Biz ayrı ayrı açıklıyoruz الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   بَلِ=aslında اتَّبَعَ=peşine düştüler«ittebã»الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmişأَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerinin«hevã»بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍۖ=bir bilgi«ilm»فَ=şu halde مَنْ=kim? يَهْدِي=yol gösterecek«hüdã»مَنْ=kimseye أَضَلَّ=yolunu saşırttığı«dalãl»اللَّهُۖ=Allah′ınوَ=ve مَا=olmaz لَهُمْ=onlara مِنْ=herhangi نَاصِرِينَ=bir yardım edecek«nãsîr»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَ=öyleyse أَقِمْ=çevir وَجْهَكَ=yüzünü لِلدِّينِ=şu dine«dîn»حَنِيفًاۚ=tek ilâha inanarak«hanîf»فِطْرَتَ=meydana getirdiğindeki hale«fãtır_fıtrat»اللَّهِ=Allah′ınالَّتِي=olan فَطَرَ=meydana getirmiş«fãtır_fıtrat»النَّاسَ=insanları عَلَيْهَاۚ=onun‑temeli‑üzerindeلَا=yoktur تَبْدِيلَ=değiştirilecek لِخَلْقِ=yaratmasında اللَّهِۚ=Allah′ınذَٰلِكَ=işte bu الدِّينُ=o dindir«dîn»الْقَيِّمُ=dosdoğruوَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 31 ﴿‎   مُنِيبِينَ=yönelin إِلَيْهِ=O′na وَ=ve اتَّقُوهُ=kendinizi sakındırın«takvã»O′na yönelikوَ=ve أَقِيمُوا=gereğince yerine getirin«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve لَا تَكُونُوا=olmayın مِنَ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   مِنَ الَّذِينَ=kimselerden فَرَّقُوا=parçalara bölmüş دِينَهُمْ=dinlerini«dîn»وَ=ve كَانُوا=olmuş شِيَعًاۖ=camialar«şiyá»halindeكُلُّ=her حِزْبٍ=taraftar«hizb»بِمَا=şeylerle لَدَيْهِمْ=kendindeki فَرِحُونَ=sevinmektedir
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman مَسَّ=dokunduğu النَّاسَ=insanlara ضُرٌّ=bir zarar«dırãr»دَعَوْا=«çağrıda bulunma»dua ederler«duã»رَبَّهُمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»مُنِيبِينَ=yönelerek إِلَيْهِ=O′naثُمَّ=sonrasında إِذَا=zaman أَذَاقَهُمْ=onlara tattırdığı مِنْهُ=kendinden رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»إِذَا=bakarsın ki فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»مِنْهُمْ=onlardanبِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يُشْرِكُونَ=«ortak»denkler kabul ederler«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   لِيَكْفُرُوا=görmezlikten gelsinler«küfr_kãfir»diye بِمَا=olduklarımızı آتَيْنَاهُمْۚ=bizim kendilerine vermişفَ=şu halde تَمَتَّعُوا=yaralanıp geçinsinlerفَ=öyleyse سَوْفَ=ileride تَعْلَمُونَ=bileceksiniz
 ‎﴾ 35 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? أَنْزَلْنَا=indirdik عَلَيْهِمْ=onlara سُلْطَانًا="dayanacak bir şey"«sultãn»فَ=ki sonra da هُوَ=o يَتَكَلَّمُ=söylüyorبِمَا=şeyi كَانُوا=oldukları بِهِ=kendisiyle يُشْرِكُونَ=onların «Allah′a» «ortak»denkler kabul edecek«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman أَذَقْنَا=Biz tattırdığımız النَّاسَ=insanlara رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»فَرِحُوا=sevinirler بِهَاۖ=onunlaوَ=ve إِنْ=eğer تُصِبْهُمْ=erişirse onlara سَيِّئَةٌ=bir fenalık«seyyiãt»بِمَا=karşılık قَدَّمَتْ=öne sürdüklerine أَيْدِيهِمْ=ellerininإِذَا=bakarsın ki هُمْ=onlar يَقْنَطُونَ=umutsuzluğa düşerler
 ‎﴾ 37 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَرَوْا=görmedilerأَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın يَبْسُطُ=genişletiyorالرِّزْقَ=faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk»لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediğiوَ=ya da يَقْدِرُۚ=kısıt(ölçü) koyar«kadîr_mikdãr»إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   فَ=o halde آتِ=ver ذَا=olana الْقُرْبَىٰ=yakınlığı حَقَّهُ=hakkını«hakk»وَ=ve الْمِسْكِينَ=zavallıya«miskîn»وَ=ve ابْنَ السَّبِيلِۚ=yolcuya(yolu«sebîl» devam edene)ذَٰلِكَ=işte bu خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلَّذِينَ=kimseler için يُرِيدُونَ=isteyen وَجْهَ=beğenisini اللَّهِۖ=Allah′ınوَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erenlerdir
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve مَا=olduğunuz آتَيْتُمْ=vermiş مِنْ رِبًا=faiz«ribã»لِيَرْبُوَا=artması için فِي=içinde أَمْوَالِ=malları النَّاسِ=insanlarınفَ=şu halde لَا يَرْبُوا=artmaz عِنْدَ=katında اللَّهِۖ=Allah′ınوَ=ise مَا=olduğunuz آتَيْتُمْ=vermiş مِنْ زَكَاةٍ=zekatتُرِيدُونَ=isteyerek وَجْهَ=beğenisini اللَّهِ=Allah′ınفَ=bu durumda أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْمُضْعِفُونَ=kat kat artıranlardır
 ‎﴾ 40 ﴿‎   اللَّهُ=Allah الَّذِ=olandır خَلَقَكُمْ=sizi yaratmışثُمَّ=sonrasında رَزَقَكُمْ=«nimetlerden» faydalandır«rızk»ثُمَّ=sonrasında يُمِيتُكُمْ=öldürürثُمَّ=sonrasında يُحْيِيكُمْۖ=hayat verirهَلْ=mı? مِنْ شُرَكَائِكُمْ=‑var‑«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleriniz«şirk_müşrik»içindeمَنْ=kimse يَفْعَلُ=yapan مِنْ ذَٰلِكُمْ=işte bundan مِنْ=herhangi شَيْءٍۚ=bir şeyiسُبْحَانَهُ=O «zanlardan» aşkındır«subhãn»وَ=ve تَعَالَىٰ=yücedirعَمَّا=şeylerden يُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   ظَهَرَ=ortaya çıktı الْفَسَادُ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»فِي الْبَرِّ=karada وَ=ve الْبَحْرِ=denizdeبِمَا=karşılık كَسَبَتْ=kazandıklarına أَيْدِي=ellerinin النَّاسِ=insanlarınلِيُذِيقَهُمْ=tattırması için onlara بَعْضَ=kimini الَّذِي=şeyin عَمِلُوا=yaptıklarıلَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=dönerler
 ‎﴾ 42 ﴿‎   قُلْ=de ki سِيرُوا=gezinin فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeفَ=sonra da انْظُرُوا=bakın كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğunaعَاقِبَةُ=sonunun الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلُۚ=öncekilerdenكَانَ=idi أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu مُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlerden«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   فَ=o halde أَقِمْ=yönelt وَجْهَكَ=yüzünü لِلدِّينِ=şu dine«dîn»الْقَيِّمِ=dosdoğruمِنْ قَبْلِ=önce أَنْ يَأْتِيَ=gelmesinden يَوْمٌ=bir günün لَا=olmayan مَرَدَّ=geri çevrilmesi لَهُ=onun مِنَ اللَّهِۖ=Allah′tanيَوْمَئِذٍ=o gün يَصَّدَّعُونَ=bölünüp ayrılırlar
 ‎﴾ 44 ﴿‎   مَنْ=kim كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirse«küfr_kãfir»فَ=o zaman عَلَيْهِ=kendi aleyhinedir كُفْرُهُۖ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelişi«küfr_kãfir»وَ=ve مَنْ=kim عَمِلَ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»فَ=o zaman da لِأَنْفُسِهِمْ=kendileri için يَمْهَدُونَ=hazırlık yapmaktadırlar
 ‎﴾ 45 ﴿‎   لِيَجْزِيَ=karşılığını«cezã»vermesi içindirالَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»مِنْ فَضْلِهِۚ=lütfundan«fadl»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَا يُحِبُّ=sevmez الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleri«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»أَنْ يُرْسِلَ=göndermesi الرِّيَاحَ=rüzgârları مُبَشِّرَاتٍ=müjdeciler olarakوَ=ve لِيُذِيقَكُمْ=tattırması için size مِنْ رَحْمَتِهِ=merhametinden«rahmet»وَ=ve لِتَجْرِيَ=yürümesi için الْفُلْكُ=gemilerin بِأَمْرِهِۚ=O′nun yapılmasını istemiş olduğu«emr»ileوَ=ve لِتَبْتَغُوا=aramanız için مِنْ فَضْلِهِ=O′nun lütfundan«fadl»وَ=ve لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisindenرُسُلًا=Elçiler«rasûl»إِلَىٰ قَوْمِهِمْ=onların toplumlarına«kavm»فَ=sonra جَاءُوهُمْ=getirdiler onlara بِالْبَيِّنَاتِ=açık deliller«beyyine»فَ=sonra da انْتَقَمْنَا=Biz «suçlarına» cezasını verdik«intikãm»مِنَ الَّذِينَ=kimselerin أَجْرَمُواۖ=suç işlemiş«cürüm_mücrim»وَ=ve كَانَ=idi حَقًّا=bir borç«hakk»عَلَيْنَا=üzerimizeنَصْرُ=yardım etmek الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   اللَّهُ=Allah الَّذِي=olandır يُرْسِلُ=göndermekte الرِّيَاحَ=rüzgârlarıفَ=böylece تُثِيرُ=kaldırır سَحَابًا=bir bulutفَ=sonra يَبْسُطُهُ=yayar onu فِي السَّمَاءِ=gökte كَيْفَ=nasıl يَشَاءُ=dilerseوَ=ve يَجْعَلُهُ=yapar onu كِسَفًا=parça parçaفَ=sonra da تَرَى=görürsün الْوَدْقَ=yağmurun يَخْرُجُ=dışarı çıktığını«ihrãc»مِنْ خِلَالِهِۖ=arasındanفَ=böylece إِذَا=zaman أَصَابَ=başına getirdiği بِهِ=onuمَنْ=kimsenin يَشَاءُ=dilediği مِنْ عِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerindenإِذَا=bakarsın ki هُمْ=onlar يَسْتَبْشِرُونَ=sevinirler
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=oysa إِنْ=şu bir gerçek ki كَانُوا=idilerمِنْ قَبْلِ=önce أَنْ يُنَزَّلَ=indirilmesinden عَلَيْهِمْ=kendilerineمِنْ قَبْلِهِ=evvelinde لَمُبْلِسِينَ=kesinlikle umutsuzlar
 ‎﴾ 50 ﴿‎   فَ=şu halde انْظُرْ=bak إِلَىٰ آثَارِ=eserlerineرَحْمَتِ=merhametinin«rahmet»اللَّهِ=Allah′ınكَيْفَ=nasıl يُحْيِي=hayat veriyor الْأَرْضَ=yeryüzüneبَعْدَ=sonra مَوْتِهَاۚ=oranın ölümündenإِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكَ=işte budur لَمُحْيِي=kesinlikle hayat vermesi الْمَوْتَىٰۖ=ölülereوَ=ve هُوَ=O عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer أَرْسَلْنَا=göndersek رِيحًا=bir rüzgârفَ=sonra da رَأَوْهُ=görseler onu مُصْفَرًّا=sararmışلَظَلُّوا=mutlaka başlarlar مِنْ بَعْدِهِ=ondan sonra يَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmeye«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   فَ=şu halde إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَا تُسْمِعُ=işittirecek değilsin الْمَوْتَىٰ=ölülereوَ=ve لَا تُسْمِعُ=işittirecek değilsin الصُّمَّ=sağırlara الدُّعَاءَ=o çağrıyı«duã»إِذَا=zaman وَلَّوْا=döndükleri مُدْبِرِينَ=arkalarını çevirmiş«dubur»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِهَادِ=yolu gösterecek«hüdã»الْعُمْيِ=körlere عَنْ ضَلَالَتِهِمْۖ=yolu şaşırmışlıklarından«dalãl»إِنْ=değilsin تُسْمِعُ=işittirecek إِلَّا=başkasına مَنْ=kimselerden يُؤْمِنُ=inanıp güvenen«îmãn»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet»فَ=şu halde هُمْ=onlar مُسْلِمُونَ=teslim/müslüman olanlardır«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   اللَّهُ=Allah′tır الَّذِي=olan خَلَقَكُمْ=sizi yaratmış مِنْ ضَعْفٍ=aciz«daîf»şekildeثُمَّ=sonrasında جَعَلَ=vermiştir مِنْ بَعْدِ=ardından ضَعْفٍ=acizliğin«daîf»قُوَّةً=bir kuvvetثُمَّ=sonrasında جَعَلَ=vermiştir مِنْ بَعْدِ=ardından قُوَّةٍ=kuvvetinضَعْفًا=bir acizlik«daîf»وَ=ve شَيْبَةًۚ=ihtiyarlıkيَخْلُقُ=yaratır مَا=neyi يَشَاءُۖ=dilerseوَ=ve هُوَ=O الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»الْقَدِيرُ=‑asıl‑”Güç Yetiren”dir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَ=ve يَوْمَ=gün تَقُومُ=karşıda dikildiği«kıyãm»السَّاعَةُ=o Saat′in«saat»يُقْسِمُ=yemin ederler الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»مَا لَبِثُوا=kalmadıklarına غَيْرَ=dışında سَاعَةٍۚ=bir saatكَذَٰلِكَ=işte böyle كَانُوا=idiler يُؤْفَكُونَ=çevriliyor
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=kimseler أُوتُوا=verilmiş الْعِلْمَ=o Bilgi«ilm»وَ=ve الْإِيمَانَ=inanç ile güven«îmãn»لَقَدْ=emin olun ki لَبِثْتُمْ=siz kaldınız فِي كِتَابِ=«yazdığınca»yazarak gerekli kıldığınca«kitãb»اللَّهِ=Allah′ınإِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْبَعْثِۖ=o dirilme«ba′s»فَ=şu halde هَٰذَا=işte bu يَوْمُ=günüdür الْبَعْثِ=o dirilme«ba′s»وَلَٰكِنَّكُمْ=fakat siz كُنْتُمْ=idiniz لَا تَعْلَمُونَ=bilmiyor
 ‎﴾ 57 ﴿‎   فَ=ve يَوْمَئِذٍ=o gün لَا يَنْفَعُ=fayda vermezالَّذِينَ=kimselere ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş مَعْذِرَتُهُمْ=mazeretleriوَلَا=ne de هُمْ=onların يُسْتَعْتَبُونَ=hoşnut etmeleri istenir
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki ضَرَبْنَا=Biz anlattık لِلنَّاسِ=insanlara فِي=içinde هَٰذَا=bu الْقُرْآنِ=«Okunan Metin»Kur′an′ınمِنْ كُلِّ=her çeşit مَثَلٍۚ=örnek ileوَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer جِئْتَهُمْ=getirsen onlara بِآيَةٍ=bir «açık işaret»ayet«ãyet»لَيَقُولَنَّ=mutlaka derler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»إِنْ=değilsiniz أَنْتُمْ=siz إِلَّا=başkası مُبْطِلُونَ=uyduruk ve asılsıza«bãtıl»uyanlardan
 ‎﴾ 59 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle يَطْبَعُ=damgalar اللَّهُ=Allahعَلَىٰ قُلُوبِ=kalplerini الَّذِينَ=kimselerin لَا يَعْلَمُونَ=bilmeyen
 ‎﴾ 60 ﴿‎   فَ=o halde اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»إِنَّ=şu bir gerçek ki وَعْدَ=söz verdiği«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقٌّۖ=gerçek(leşecek)tir«hakk»وَ=ve لَا يَسْتَخِفَنَّكَ=gevşekliğe sevketmesin seni الَّذِينَ=kimseler لَا يُوقِنُونَ=kanî olmayan«yekîn_mûkin»
Âyet Metni : (Rûm.1) (21. Cüz | 404. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-mîm.
(Rûm.1) Grameri
الٓمٓ : Alif Lam Meem ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu