Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Kasem olsun o urf için gönderilenlere
B.Bayraklı
1-7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
A.Bayındır
1. Marufu[*] tebliğ etmek için gönderilip de[*] Örf ve ma’ruf, doğruluğu akıl ve din yoluyla bilinen şeydir. Allah, evrensel nitelikteki bu doğruların insanlara ulaştırılmasını istemiştir. Buna “emir bi’l-ma’rûf” denir. Bununla ilgili ayetler şunlardır: Âl-i İmran 3/104, 110, 114, A’raf 7/199, Tevbe 9/71, 112, Hac 22/41, Lokman 31/17.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Andolsun (emrimizle) iyilik için gönderilen meleklere/vahiylere,
S.Ateş
1. Andolsun; birbiri ardınca gönderilenlere,
İngilizce Kelime Meali
وَالْمُرْسَلٰتِ=By the ones sent forth, عُرْفًا=one after another,
(77) Mürselât Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   وَ=yemin olsun الْمُرْسَلَاتِ=Elçi«rasûl»gönderilmişlere«sûrenin adıdır»عُرْفًا=birbiri ardınca
 ‎﴾ 2 ﴿‎   فَ=sonra da الْعَاصِفَاتِ=esenlere عَصْفًا=tam bir esişle
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve النَّاشِرَاتِ=yay(gınlaştır)anlara نَشْرًا=tam bir yaymayla
 ‎﴾ 4 ﴿‎   فَ=sonra da الْفَارِقَاتِ=«iyiyle kötüyü» ayıranlara«furkãn»فَرْقًا=tam bir ayırmayla
 ‎﴾ 5 ﴿‎   فَ=sonra da الْمُلْقِيَاتِ=bırakanlara ذِكْرًا=bir tembih«zikr»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   عُذْرًا=özür olarak أَوْ=veya نُذْرًا=uyarıda bulunma olarak
 ‎﴾ 7 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece تُوعَدُونَ=size söz veriliyor«va′d»لَوَاقِعٌ=mutlaka olacak olan
 ‎﴾ 8 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman النُّجُومُ=yıldızların طُمِسَتْ=söndürüldüğü(veya”yok edildiği”)
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman السَّمَاءُ=gök فُرِجَتْ=yarılıp açıldığı
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman الْجِبَالُ=dağlar نُسِفَتْ=ufalanıp savrulduğu
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman الرُّسُلُ=Elçilere«rasûl»أُقِّتَتْ=vakit belirlendiği
 ‎﴾ 12 ﴿‎   لِأَيِّ=için hangi? يَوْمٍ=gün أُجِّلَتْ=sonraya bırakılmıştır
 ‎﴾ 13 ﴿‎   لِيَوْمِ=günü için الْفَصْلِ=Ayrım(veya “Hüküm”)
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=peki مَا=ne? أَدْرَاكَ=bildirdi sanaمَا=nedir يَوْمُ=günü الْفَصْلِ=Ayrım(veya “Hüküm”)
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ نُهْلِكِ=helak etmedik الْأَوَّلِينَ=öncekileri
 ‎﴾ 17 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında نُتْبِعُهُمُ=peşine takarız«ittebã»onların الْآخِرِينَ=sonrakileri
 ‎﴾ 18 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle نَفْعَلُ=yaparız بِالْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlere«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   أَ=mı? لَمْ نَخْلُقْكُمْ=yaratmadık sizi مِنْ مَاءٍ=bir sudan مَهِينٍ=sefil
 ‎﴾ 21 ﴿‎   فَ=ki جَعَلْنَاهُ=koyduk onu فِي قَرَارٍ=bir kalış yerine مَكِينٍ=”yüksek mertebede”
 ‎﴾ 22 ﴿‎   إِلَىٰ=kadar قَدَرٍ=bir ölçüye«kadîr_mikdãr»مَعْلُومٍ=bilinen
 ‎﴾ 23 ﴿‎   فَ=sonra da قَدَرْنَا=ölçüye bağladık«kadîr_mikdãr»فَ=ki نِعْمَ=ne güzel الْقَادِرُونَ=ölçüye bağlayanız«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   أَ=mı? لَمْ نَجْعَلِ=yapmadık الْأَرْضَ=yeryüzünü كِفَاتًا=bir toplanma yeri
 ‎﴾ 26 ﴿‎   أَحْيَاءً=dirilere وَ=ve أَمْوَاتًا=ölülere
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık فِيهَا=orada رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)lar شَامِخَاتٍ=yüksek yüksekوَ=ve أَسْقَيْنَاكُمْ=içirdik size مَاءً=bir su فُرَاتًا=tatlı
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   اِنْطَلِقُوا=gidinإِلَىٰ مَا=şeye كُنْتُمْ=olduğunuz بِهِ=kendisini تُكَذِّبُونَ=yalan sayıp duruyor«tekzîb»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   اِنْطَلِقُوا=gidin إِلَىٰ ظِلٍّ=bir gölgeyeذِي=olan ثَلَاثِ=üç شُعَبٍ=dalı
 ‎﴾ 31 ﴿‎   لَا ظَلِيلٍ=gölgelendirmez وَلَا=ne de يُغْنِي=korur مِنَ اللَّهَبِ=alevden
 ‎﴾ 32 ﴿‎   إِنَّهَا=şu bir gerçek ki o تَرْمِي=saçar بِشَرَرٍ=kıvılcım كَالْقَصْرِ=kütük kadar
 ‎﴾ 33 ﴿‎   كَأَنَّهُ=sanki gibidir o جِمَالَتٌ=develer صُفْرٌ=sarı
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   هَٰذَا=bu يَوْمُ=gündür لَا يَنْطِقُونَ=konuşmayacakları
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve لَا يُؤْذَنُ=izin verilmez لَهُمْ=kendilerine فَ=ki böylece يَعْتَذِرُونَ=özür dilesinler
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   هَٰذَا=işte bu يَوْمُ=günüdür الْفَصْلِۖ=Ayrım(veya “Hüküm”)جَمَعْنَاكُمْ=bir araya topladık sizi وَ=ve de الْأَوَّلِينَ=öncekileri
 ‎﴾ 39 ﴿‎   فَ=bu halde إِنْ=eğer كَانَ=bulunursa لَكُمْ=size ait كَيْدٌ=bir hazırlanmış düzen«keyd»فَ=öyleyse كِيدُونِ=düzen«keyd»hazırlayın bana
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlar«takvã»فِي=içindedirler ظِلَالٍ=gölge(lik)ler وَ=ve عُيُونٍ=gözeler
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ve de فَوَاكِهَ=meyveler مِمَّا=olduklarından يَشْتَهُونَ=canlarının çekiyor«şehvet» 
 ‎﴾ 43 ﴿‎   كُلُوا=yiyin وَ=ve اشْرَبُوا=için هَنِيئًا=zevkleبِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olduklarınıza تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 44 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririzالْمُحْسِنِينَ=güzel davrananların«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   كُلُوا=yiyin وَ=ve تَمَتَّعُوا=sefa sürün قَلِيلًا=azıcıkإِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz مُجْرِمُونَ=suç işleyenlersiniz«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمُ=onlara ارْكَعُوا=saygıyla eğilin«rükû»لَا يَرْكَعُونَ=saygıyla eğilmezler«rükû»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! يَوْمَئِذٍ=o gün لِلْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   فَ=bu halde بِأَيِّ=hangisine حَدِيثٍ=sözün بَعْدَهُ=ondan sonra يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenecekler«îmãn»
Âyet Metni : (Mürselât.1) (29. Cüz | 580. Sayfa)
Okunuşu :
1. velmürselâti `urfâ.
(Mürselât.1) Grameri
وَالْمُرْسَلَاتِ : by! ::: [Edat/Yemin öntakı] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]وَالْمُرْسَلَاتِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالْمُرْسَلَاتِ : ones sent forth ::: [İsim] [Dişil çoğul] [edilgen türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ر س لعُرْفًا : one after another ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ع ر ف
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu