Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Hâ, mîm
B.Bayraklı
1-2. Hâ, mîm. ‘Ayn, sîn, kâf.
A.Bayındır
1. Hâ-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulduğuna dair elde rivayet olmaması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1-2. Hâ Mîm. Ayn Sîn Kaf.* Bu harflerle ilgili 2/1 ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Hâ mîm
İngilizce Kelime Meali
حمٓ=Ha Meem.
(42) Şûrâ Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   حم=«H harfi»Hâ «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   عسق=«A harfi»Ayn «S harfi»Sîn «K harfi»Kãf
 ‎﴾ 3 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle يُوحِي=mesajla iletir«vahy»إِلَيْكَ=sanaوَ=ve إِلَى الَّذِينَ=kimselere مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisindenاللَّهُ=Allah الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   لَهُ=O′na aittir مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=ne varsa فِي الْأَرْضِۖ=yeryüzündeوَ=ve هُوَ=O′dur الْعَلِيُّ=‑asıl‑”Yüce Olan”«alî»الْعَظِيمُ=‑asıl‑”Muazzam Olan”«azîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   تَكَادُ=neredeyse السَّمَاوَاتُ=gökler يَتَفَطَّرْنَ=çatlayacak«infitãr»مِنْ فَوْقِهِنَّۚ=üstlerindenوَ=oysa الْمَلَائِكَةُ=melekler يُسَبِّحُونَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»بِحَمْدِ=överek«hamd»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerini«rabb»وَ=ve يَسْتَغْفِرُونَ=günahlarının örtülmesini dilerler«istiğfar»لِمَنْ=kimseler için فِي الْأَرْضِۗ=yeryüzündekiأَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=Kendisidir الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahları Örten”«ğafûr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”«rahîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler اتَّخَذُوا=edinmiş مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»اللَّهُ=Allah حَفِيظٌ=muhafaza edendir«hafîz»عَلَيْهِمْ=onlarıوَ=ve مَا=değilsin أَنْتَ=sen عَلَيْهِمْ=onların üzerine بِوَكِيلٍ=sırtı emniyetle dayayacak bir kimse«vekîl»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle أَوْحَيْنَا=Biz mesajla ilettik«vahy»إِلَيْكَ=sana قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğunu«kur′ãn»عَرَبِيًّا=Arapçaلِتُنْذِرَ=uyarman için أُمَّ=Anasını الْقُرَىٰ=Yerleşimlerin«karye»وَ=ve مَنْ=kimseleri حَوْلَهَا=oranın çevresindekiوَ=ve de تُنْذِرَ=uyarman يَوْمَ=gününe karşı الْجَمْعِ=toplanmaلَا=yoktur رَيْبَ=bir kuşku فِيهِۚ=kendisinde(veya "hakkında")فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»فِي الْجَنَّةِ=Cennet′tedir وَ=ve فَرِيقٌ=bir kesim«ferîk»فِي السَّعِيرِ=o ”Tutuşturulmuş”tadır
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydiاللَّهُ=Allahلَجَعَلَهُمْ=mutlaka yapardı onları أُمَّةً=bir topluluk«ümmet»وَاحِدَةً=tekوَلَٰكِنْ=fakat يُدْخِلُ=sokar مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediği فِي رَحْمَتِهِۚ=merhametinin«rahmet»içineوَ=ise الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»مَا=yoktur لَهُمْ=onlara مِنْ=herhangi وَلِيٍّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرٍ=yardım edecek«nasîr»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   أَمِ=yoksa mı? اتَّخَذُوا=edindiler مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında أَوْلِيَاءَۖ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»فَ=şu halde اللَّهُ=Allah′ın هُوَ=kendisi الْوَلِيُّ=‑asıl‑"Destek Çıkan Yakın"dır«velî_evliyã»وَ=ve هُوَ=O يُحْيِي=hayat verir الْمَوْتَىٰ=ölülereوَ=ve هُوَ=O عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve مَا=ne varsa اخْتَلَفْتُمْ=ayrılığa düştüğünüz«ihtilãf»فِيهِ=kendisi hakkında مِنْ=herhangi شَيْءٍ=bir şeyinفَ=şu halde حُكْمُهُ=onun kararı إِلَى اللَّهِۚ=Allah′tadırذَٰلِكُمُ=işte bu اللَّهُ=Allah′tır رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»olanعَلَيْهِ=O′na تَوَكَّلْتُ=sırtımı güvenle dayadım«tevekkül»وَ=ve إِلَيْهِ=O′na أُنِيبُ=yöneldim
 ‎﴾ 11 ﴿‎   فَاطِرُ=meydana getirmiştir«fãtır_fıtrat»السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzünüجَعَلَ=yapmıştır لَكُمْ=size مِنْ أَنْفُسِكُمْ=kendinizden أَزْوَاجًا=eşlerوَ=ve مِنَ الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"dan«en′ãm»أَزْوَاجًاۖ=eşlerيَذْرَؤُكُمْ=yaratıp çoğaltıyor sizi فِيهِۚ=orada(veya “onda”)لَيْسَ=yoktur كَمِثْلِهِ=O′nun dengi gibi شَيْءٌۖ=herhangi bir şeyوَ=ve هُوَ=O السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”dir«semí»الْبَصِيرُ=‑asıl‑“Gören”dir«basîr»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   لَهُ=O′nundur مَقَالِيدُ=anahtarları السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzünün يَبْسُطُ=genişletir الرِّزْقَ=faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk»لِمَنْ=kimse için يَشَاءُ=dilediğiوَ=ya da يَقْدِرُۚ=kısıt(ölçü) koyar«kadîr_mikdãr»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   شَرَعَ=yol belirledi«şerîat»لَكُمْ=size مِنَ الدِّينِ=bu dinden«dîn»مَا=şeyleri وَصَّىٰ=tembih edip bıraktığı«vasıyyet»بِهِ=kendisiyle نُوحًا=Nûh′aوَ=ve الَّذِينَ=olduğumuzu أَوْحَيْنَا=Bizim mesajla iletmiş«vahy»إِلَيْكَ=sanaوَ=ve مَا=şeyleri وَصَّيْنَا=tembih edip bıraktığımız«vasıyyet»بِهِ=onunla إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′eوَ=ve مُوسَىٰ=Mûsã′ya وَ=ve de عِيسَىٰۖ=Îsã′yaأَنْ=diye أَقِيمُوا=doğru tutun الدِّينَ=şu dini«dîn»وَ=ve لَا تَتَفَرَّقُوا=ayrılığa düşmeyin فِيهِۚ=ondaكَبُرَ=«büyük»ağır geldi عَلَى الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlere«şirk_müşrik»مَا=olduğun تَدْعُوهُمْ=onları çağırmış«duã»إِلَيْهِۚ=kendisineاللَّهُ=Allah يَجْتَبِي=seçer إِلَيْهِ=Kendisine مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediği(veya ”dileyen”)وَ=ve يَهْدِي=yolu gösterir«hüdã»إِلَيْهِ=Kendisine olan مَنْ=kimseye يُنِيبُ=yönelen
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve مَا تَفَرَّقُوا=onlar ayrılığa düşmediler إِلَّا=başka sebepleمِنْ بَعْدِ=sonra مَا=olmasından جَاءَهُمُ=kendilerine gelmiş الْعِلْمُ=o Bilginin«ilm»بَغْيًا=çekememezlikten بَيْنَهُمْۚ=aralarındakiوَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı كَلِمَةٌ=bir kelam(söz)«kelime_kelimãt»سَبَقَتْ=geçmiş مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»إِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vade مُسَمًّى=belirlenmişلَقُضِيَ=kesinlikle hüküm verilirdi بَيْنَهُمْۚ=aralarındaوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler أُورِثُوا=varis kılınmış الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metine«kitãb»مِنْ بَعْدِهِمْ=onlardan sonraلَفِي=kesinlikle içindedirler شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِنْهُ=kendisinden مُرِيبٍ=kuşku veren
 ‎﴾ 15 ﴿‎   فَ=öyleyse لِذَٰلِكَ=işte buna فَ=şu halde ادْعُۖ=sen çağır«duã»وَ=ve اسْتَقِمْ=dosdoğru ol كَمَا=gibi أُمِرْتَۖ=senden istendiği«emr»وَ=ve لَا تَتَّبِعْ=peşine takılma«ittebã»أَهْوَاءَهُمْۖ=canlarının istediklerinin«hevã»وَ=ve قُلْ=de ki آمَنْتُ=ben inanıp güvendim«îmãn»بِمَا=olduğuna أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın مِنْ كِتَابٍۖ=«ilâhî» Metinden«kitãb»وَ=ve أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana لِأَعْدِلَ=denkliği sağlamam«adl»بَيْنَكُمُۖ=aranızdaاللَّهُ=Allah رَبُّنَا=bizim "Efendi ve Sahib"imizdir«rabb»وَ=ve de رَبُّكُمْۖ=sizin "Efendi ve Sahib"inizdir«rabb»لَنَا=bize aittir أَعْمَالُنَا=bizim eylemlerimizوَ=ve لَكُمْ=size aittir أَعْمَالُكُمْۖ=sizin eylemlerinizلَا=yoktur حُجَّةَ=bir dayanak«huccet»بَيْنَنَا=bizim aramızda وَ=ile بَيْنَكُمُۖ=sizinاللَّهُ=Allah يَجْمَعُ=birleştirecek بَيْنَنَاۖ=aramızıوَ=ve إِلَيْهِ=O′nadır الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler يُحَاجُّونَ=tartışan فِي=hakkında اللَّهِ=Allahمِنْ بَعْدِ=sonra مَا اسْتُجِيبَ=karşılık verdikten لَهُ=onaحُجَّتُهُمْ=onların dayanakları«huccet»دَاحِضَةٌ=atılmıştır«mudhadin»عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»وَ=ve de عَلَيْهِمْ=‑vardır‑ üzerlerine غَضَبٌ=bir hiddet«ğadab»وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»شَدِيدٌ=şiddetli
 ‎﴾ 17 ﴿‎   اَللَّهُ=Allah الَّذِي=olandır أَنْزَلَ=indirmiş الْكِتَابَ=şu «ilâhî» Metini«kitãb»بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»وَ=ve(ile) الْمِيزَانَۗ=o ölçüوَ=ve مَا=ne? يُدْرِيكَ=bileceksin لَعَلَّ=ola ki السَّاعَةَ=o Saat«saat»قَرِيبٌ=yakındadır«karîb»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   يَسْتَعْجِلُ=çabuk olmasını isterler بِهَا=onunالَّذِينَ=kimseler لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِهَاۖ=onaوَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مُشْفِقُونَ=onlar korkudan titrer مِنْهَا=ondanوَ=ve يَعْلَمُونَ=bilirler أَنَّهَا=olduğunu onun الْحَقُّۗ=o Gerçek«hakk»أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki الَّذِينَ=kimseler يُمَارُونَ=tartışan فِي=hakkında السَّاعَةِ=o Saat«saat»لَفِي=kesinlikle içindedirler ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»بَعِيدٍ=uzak
 ‎﴾ 19 ﴿‎   اللَّهُ=Allah لَطِيفٌ=incelikleri bilendir«latîf»بِعِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerine karşıيَرْزُقُ=faydalandırır «nimetlerden» «rızk»مَنْ=kimseyi يَشَاءُۖ=dilediğiوَ=ve هُوَ=O الْقَوِيُّ=‑asıl‑”Güçlü”dür«kaviyy»الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   مَنْ=kim كَانَ=ise يُرِيدُ=istiyor حَرْثَ=ekinini الْآخِرَةِ=Ahiret′inنَزِدْ=artırırız لَهُ=onun için فِي حَرْثِهِۖ=onun ekininiوَ=ve مَنْ=kim كَانَ=ise يُرِيدُ=istiyor حَرْثَ=ekinini الدُّنْيَا=dünyaنُؤْتِهِ=veririz ona مِنْهَا=oradanوَ=ve مَا=olmaz لَهُ=ona فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te مِنْ=herhangi نَصِيبٍ=bir pay
 ‎﴾ 21 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَهُمْ=‑var‑onların شُرَكَاءُ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»شَرَعُوا=yol belirleyen«şerîat»لَهُمْ=kendilerine مِنَ الدِّينِ=bu dinde«dîn»مَا=olduğunu لَمْ يَأْذَنْ=izin vermiyor بِهِ=kendisine اللَّهُۚ=Allah′ınوَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı كَلِمَةُ=kelamı(ifadesi)«kelime_kelimãt»الْفَصْلِ=o Ayrım(veya “Hüküm”)لَقُضِيَ=kesinlikle hüküm verilirdi بَيْنَهُمْۗ=aralarındaوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»için لَهُمْ=‑vardır‑ kendilerine عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   تَرَى=görürsün الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»مُشْفِقِينَ=korkudan titredikleriniمِمَّا=şeylerden ötürü كَسَبُوا=kazandıklarıوَ=ve هُوَ=o وَاقِعٌ=gerçekleşecektir بِهِمْۗ=kendilerineوَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»فِي رَوْضَاتِ=bahçelerindedirler الْجَنَّاتِۖ=Cennetلَهُمْ=‑vardır‑onlar için مَا=ne varsa يَشَاءُونَ=diledikleri عِنْدَ=katında رَبِّهِمْۚ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»ذَٰلِكَ=işte bu هُوَ=kendisidir الْفَضْلُ=o lütufun«fadl»الْكَبِيرُ=büyük
 ‎﴾ 23 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu الَّذِي=şeydir يُبَشِّرُ=müjdelediği اللَّهُ=Allah′ınعِبَادَهُ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerini الَّذِينَ=olan آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِۗ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»قُلْ=de ki لَا أَسْأَلُكُمْ=ben istemiyorum sizden عَلَيْهِ=ona karşılık أَجْرًا=bir bedel«ecr»إِلَّا=dışında الْمَوَدَّةَ=o sevgi«vedûd_meveddet»فِي الْقُرْبَىٰۗ=«Allah′a» yaklaşmadakiوَ=ve مَنْ=kim يَقْتَرِفْ=yaparsa حَسَنَةً=bir güzellik«hasen»نَزِدْ=artırırız لَهُ=ona فِيهَا=orada حُسْنًاۚ=güzelliği«hasen»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»شَكُورٌ=kıymet bilendir«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَقُولُونَ=diyorlar افْتَرَىٰ=uydurdu«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًاۖ=bir yalan«kizb_kãzib»فَ=şu halde إِنْ=eğer يَشَإِ=dilese اللَّهُ=Allahيَخْتِمْ=mühür basar عَلَى قَلْبِكَ=senin kalbineوَ=ve يَمْحُ=mahveder اللَّهُ=Allah الْبَاطِلَ=uyduruk ve asılsızı«bãtıl»وَ=ve يُحِقُّ=yerleştirir الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk»بِكَلِمَاتِهِۚ=kelamıyla(sözleriyle)«kelime_kelimãt»إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِذَاتِ=özünü الصُّدُورِ=göğüslerin
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan يَقْبَلُ=kabul etmekte التَّوْبَةَ=olumsuzluktan geri(yanlıştan Allah′a) dönüşü«tevbe_tevvãb»عَنْ عِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerindenوَ=ve يَعْفُوا=affeder عَنِ السَّيِّئَاتِ=fenalıklardan«seyyiãt»وَ=ve يَعْلَمُ=bilir مَا=olduklarınızı تَفْعَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve يَسْتَجِيبُ=O karşılık verir الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»وَ=ve يَزِيدُهُمْ=artırır onlara مِنْ فَضْلِهِۚ=lütfundan«fadl»وَ=ise الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»لَهُمْ=‑vardır‑onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»شَدِيدٌ=çetin
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer بَسَطَ=bollaştırsaydı اللَّهُ=Allah الرِّزْقَ=faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk»لِعِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerineلَبَغَوْا=muhakkak onlar azarlardı فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeوَلَٰكِنْ=ancak يُنَزِّلُ=indiriyor بِقَدَرٍ=bir ölçüyle«kadîr_mikdãr»مَا=olduğu يَشَاءُۚ=dilemekteإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O بِعِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinden خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan يُنَزِّلُ=indirmekte الْغَيْثَ=yağmuruمِنْ بَعْدِ=sonra مَا=olmasından قَنَطُوا=umutları kesilmişوَ=ve يَنْشُرُ=yayan رَحْمَتَهُۚ=merhametini«rahmet»وَ=ve هُوَ=O′dur الْوَلِيُّ=‑asıl‑"Destek Çıkan Yakın"«velî_evliyã»الْحَمِيدُ=‑asıl‑”Övülecek Olan”«hamîd»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»خَلْقُ=yaratması السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünüوَ=ve مَا=olduklarını بَثَّ=yaymış فِيهِمَا=o ikisinin içinde مِنْ دَابَّةٍۚ=canlılardanوَ=ve هُوَ=O عَلَىٰ جَمْعِهِمْ=biraraya getirmeye onlarıإِذَا=zaman يَشَاءُ=dilediğiقَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve مَا=ne varsa أَصَابَكُمْ=başınıza gelmiş مِنْ مُصِيبَةٍ=musibet olarakفَ=şu halde بِمَا=karşılıktır كَسَبَتْ=kazandığına أَيْدِيكُمْ=ellerinizinوَ=iken يَعْفُوا=affediyor عَنْ كَثِيرٍ=birçoğunu
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve مَا=değilsiniz أَنْتُمْ=siz بِمُعْجِزِينَ=aciz bırakacak فِي الْأَرْضِۖ=yeryüzündeوَ=ve مَا=olmaz لَكُمْ=size مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah مِنْ=herhangi وَلِيٍّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرٍ=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve مِنْ آيَاتِهِ=O′nun açık işaretlerindendir«ãyet»الْجَوَارِ=akıp giden(gemi)ler فِي الْبَحْرِ=denizde كَالْأَعْلَامِ=dağlar gibi
 ‎﴾ 33 ﴿‎   إِنْ=eğer يَشَأْ=dilerse يُسْكِنِ=durdurur الرِّيحَ=rüzgârıفَ=sonra da يَظْلَلْنَ=kalırlar رَوَاكِدَ=hareketsiz عَلَىٰ ظَهْرِهِۚ=onun(o:deniz) sırtındaإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِكُلِّ=herkes için صَبَّارٍ=zorluklara göğüs geren«sabr_sãbir»شَكُورٍ=kıymet bilen«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   أَوْ=yahut يُوبِقْهُنَّ=helak eder onları بِمَا=yüzünden كَسَبُوا=yaptıklarıوَ=iken يَعْفُ=affediyor عَنْ كَثِيرٍ=birçoğunu
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve يَعْلَمَ=bilsinlerالَّذِينَ=kimseler يُجَادِلُونَ=tartışan فِي=hakkında آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»مَا=olmadığını لَهُمْ=kendileri için مِنْ=herhangi مَحِيصٍ=kaçacak bir sığınak
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=öyleyse مَا=olan أُوتِيتُمْ=size verilmiş مِنْ شَيْءٍ=şeylerفَ=şu halde مَتَاعُ=geçimlik varlığıdır الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَاۖ=dünyaوَ=ise مَا=olan عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ınخَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»وَ=ve أَبْقَىٰ=daha kalıcıdırلِلَّذِينَ=kimseler için آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يَتَوَكَّلُونَ=sırtlarını güvenle dayamış«tevekkül»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir يَجْتَنِبُونَ=uzak duran كَبَائِرَ=büyüklerine الْإِثْمِ=günahların«ism_esîm»وَ=ve الْفَوَاحِشَ=ahlaksızlıklardan«fahşa»وَ=ve إِذَا مَا=vakit غَضِبُوا=hiddetlendikleri«ğadab»هُمْ=onlar يَغْفِرُونَ=günahı görmezlikten gelirler«mağfiret»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir اسْتَجَابُوا=yanıt vermiş لِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»وَ=ve أَقَامُوا=gereğince yerine getirmiş«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ise أَمْرُهُمْ=yapılması istenmiş oldukları şey«emr»شُورَىٰ=birbirine danışmadır«sûrenin adıdır»بَيْنَهُمْ=aralarındaوَ=ve مِمَّا=şeylerden رَزَقْنَاهُمْ=faydalandırdığımız«rızk»onları يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»ederler
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerdir إِذَا=zaman أَصَابَهُمُ=başlarına geldiği الْبَغْيُ=o saldırıهُمْ=kendilerini يَنْتَصِرُونَ=savunan
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve جَزَاءُ=karşılığı«cezã»سَيِّئَةٍ=bir fenalığın«seyyiãt»سَيِّئَةٌ=bir fenalıktır«seyyiãt»مِثْلُهَاۖ=onun dengiفَ=fakat مَنْ=kim عَفَا=affederse وَ=ve أَصْلَحَ=arayı düzeltirse«ıslah_sulh»فَ=şu halde أَجْرُهُ=onun bedeli«ecr»عَلَى=«üzerinde»sorumluluğundadır اللَّهِۚ=Allah′ınإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَا يُحِبُّ=sevmez الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenleri«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve لَمَنِ=kesinlikle kim انْتَصَرَ=kendini savunursaبَعْدَ=sonra ظُلْمِهِ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edildiktenفَ=şu halde أُولَٰئِكَ=işte onların مَا=olmaz عَلَيْهِمْ=kendilerine yönelik مِنْ=herhangi سَبِيلٍ=bir kınama gerekçesi«sebîl»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece السَّبِيلُ=o kınama gerekçesi«sebîl»عَلَى=yöneliktir الَّذِينَ=kimselere يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»eden النَّاسَ=insanlaraوَ=ve(kimselere yöneliktir) يَبْغُونَ=saldıran فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde بِغَيْرِ=aykırı olarak الْحَقِّۚ=o Gerçeğe«hakk»أُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=‑vardır‑kendileri için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve لَمَنْ=kesinlikle kim صَبَرَ=yılmadan dayanırsa«sabr_sãbir»وَ=ve de غَفَرَ=günahı görmezlikten gelirse«mağfiret»إِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكَ=işte bu لَمِنْ عَزْمِ=çok kararlılık gerektirenlerindendir الْأُمُورِ=o yapılması istenmiş olan şeylerin«emr»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kime يُضْلِلِ=yolunu saşırtırsa«dalãl»اللَّهُ=Allahفَ=bu halde مَا=olmaz لَهُ=ona مِنْ=herhangi وَلِيٍّ=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»مِنْ بَعْدِهِۗ=O′nun ardındanوَ=ve تَرَى=görürsün الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»لَمَّارَأَوُا=görünce الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»يَقُولُونَ=dedikleriniهَلْ=mı? إِلَىٰ مَرَدٍّ=‑var‑geri dönmeye مِنْ=herhangi سَبِيلٍ=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve تَرَاهُمْ=görürsün onları يُعْرَضُونَ=arzedilirlerken عَلَيْهَا=orayaخَاشِعِينَ=itaatkar olarak مِنَ الذُّلِّ=boyun eğikliğinden«zillet»يَنْظُرُونَ=bakarlar مِنْ طَرْفٍ=göz ucuyla خَفِيٍّۗ=gizli gizliوَ=ve قَالَ=dediler الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِنَّ=ki الْخَاسِرِينَ=‑asıl‑zarar edenler«hãsir_husrãn»الَّذِينَ=kimselerdir خَسِرُوا=zarara sokmuş«hãsir_husrãn»أَنْفُسَهُمْ=kendilerini وَ=ve أَهْلِيهِمْ=ailelerini«ehl»يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۗ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»أَلَا=şunu iyi bilin إِنَّ=ki الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»فِي=içindedirler عَذَابٍ=bir ceza«azãb»مُقِيمٍ=kalıcı
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لَهُمْ=onlara مِنْ=herhangi biri أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lardan«velî_evliyã»يَنْصُرُونَهُمْ=yardım edecek kendilerineمِنْ دُونِ=dışında اللَّهِۗ=Allah′ınوَ=ve مَنْ=kime يُضْلِلِ=yolunu saşırtırsa«dalãl»اللَّهُ=Allahفَ=o zaman مَا=olmaz لَهُ=onun için مِنْ=herhangi سَبِيلٍ=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   اِسْتَجِيبُوا=karşılık verin لِرَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ يَأْتِيَ=gelmezden يَوْمٌ=bir günلَا=olmayan مَرَدَّ=geri çevrilmesi لَهُ=onun مِنَ اللَّهِۚ=Allah′tanمَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi مَلْجَإٍ=sığınacak bir yer يَوْمَئِذٍ=o günوَ=ve مَا=olmaz لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi نَكِيرٍ=bir inkar
 ‎﴾ 48 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِنْ=eğer أَعْرَضُوا=aldırış etmezlerse«iğ′rãd»فَ=şu halde مَا أَرْسَلْنَاكَ=Biz göndermedik seni عَلَيْهِمْ=onların üzerine حَفِيظًاۖ=bir muhafız«hafîz» olarakإِنْ=yoktur عَلَيْكَ=senin«üzerinde»sorumluluğunda إِلَّا=başkası الْبَلَاغُۗ=duyurmaktanوَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz إِذَا=zaman أَذَقْنَا=tattırdığımız الْإِنْسَانَ=insanaمِنَّا=Bizden رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»فَرِحَ=sevinir بِهَاۖ=onaوَ=ve إِنْ=eğer تُصِبْهُمْ=başlarına gelirse سَيِّئَةٌ=bir fenalık«seyyiãt»بِمَا=karşılık قَدَّمَتْ=öne sürdüklerine أَيْدِيهِمْ=ellerininفَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki olur الْإِنْسَانَ=insan كَفُورٌ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   لِلَّهِ=Allah′ındır مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzününيَخْلُقُ=yaratır مَا=neyi يَشَاءُۚ=dilerseيَهَبُ=bahşeder لِمَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediğiإِنَاثًا=dişilerوَ=ve de يَهَبُ=bahşeder لِمَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediğiالذُّكُورَ=erkekler
 ‎﴾ 50 ﴿‎   أَوْ=yahut يُزَوِّجُهُمْ=eşleştirme yapar onları ذُكْرَانًا=erkekler şeklinde وَ=veya إِنَاثًاۖ=dişiler şeklindeوَ=veya يَجْعَلُ=yapar مَنْ=kimseyi يَشَاءُ=dilediği عَقِيمًاۚ=kısırإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O عَلِيمٌ=bilendir«alîm»قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لِبَشَرٍ=bir insana أَنْ يُكَلِّمَهُ=bir kelam«kelime_kelimãt»etmesi (söz söylemesi) kendisine اللَّهُ=Allah′ınإِلَّا=olması dışında وَحْيًا=bir mesaj iletisi«vahy»أَوْ=veya مِنْ وَرَاءِ=arkasından حِجَابٍ=bir perdelemeأَوْ=yahut يُرْسِلَ=gönderir رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»فَ=sonra da يُوحِيَ=mesajla iletir«vahy»بِإِذْنِهِ=izniyle مَا=neyi يَشَاءُۚ=dilerseإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O عَلِيٌّ=yüce olandır«alî»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَيْكَ=sana رُوحًا=bir «Ruh»"İlâhi Destek"i«rûh»مِنْ أَمْرِنَاۚ=yapılmasını istendiğini söylediğimiz«emr»içerisindeمَا كُنْتَ=sen değildin تَدْرِي=biliyorمَا=nedir? الْكِتَابُ=o «ilâhî» Metin«kitãb»وَلَا=ne de الْإِيمَانُ=inanıp güvenmeyi«îmãn»وَلَٰكِنْ=fakat جَعَلْنَاهُ=Biz yaptık onu نُورًا=bir aydınlık«nûr»نَهْدِي=bir yol gösteriş«hüdã»بِهِ=kendisiyleمَنْ=kimseye نَشَاءُ=dilediğimiz مِنْ عِبَادِنَاۚ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimizdenوَ=ve إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَتَهْدِي=kesinlikle yolunu gösteriyorsun«hüdã»إِلَىٰ صِرَاطٍ=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   صِرَاطِ=yoluna«sırãt»اللَّهِ=Allah′ınالَّذِي=olan لَهُ=kendisine ait مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeوَ=ve مَا=ne varsa فِي الْأَرْضِۗ=yeryüzündeأَلَا=şunu iyi bilin ki إِلَى اللَّهِ=Allah′a تَصِيرُ=varır الْأُمُورُ=o yapılması istenmiş olan şeyler«emr»
Âyet Metni : (Şûrâ.1) (25. Cüz | 483. Sayfa)
Okunuşu :
1. ḥâ-mîm.
(Şûrâ.1) Grameri
حمٓ : Ha Meem ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu