Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Hâ, mîm.
B.Bayraklı
1. Hâ, mîm.
A.Bayındır
1. Hâ-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Hâ Mîm.* Bkz. 2/1 dipnotu.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Hâ mîm.
İngilizce Kelime Meali
حمٓ=Ha Meem.
(45) Câsiye Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   حم=«H harfi»Hâ «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   تَنْزِيلُ=indirilmesi الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinin«kitãb»مِنَ=tarafındandır اللَّهِ=Allah الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen" الْحَكِيمِ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”«hakîm»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي السَّمَاوَاتِ=‑vardır‑göklerde وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünde لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»için
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve فِي خَلْقِكُمْ=‑vardır‑sizin yaratılışınızda وَ=ve مَا=olduklarında يَبُثُّ=yayıyor مِنْ دَابَّةٍ=canlılardanآيَاتٌ=açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=toplumlar«kavm»için يُوقِنُونَ=kanî olacak«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve(vardır) اخْتِلَافِ=birbiri ardına gelmesinde«halef»اللَّيْلِ=gecenin وَ=ve النَّهَارِ=gündüzünوَ=ve مَا أَنْزَلَ=indirmesinde اللَّهُ=Allah′ın مِنَ السَّمَاءِ=gökten مِنْ رِزْقٍ=faydalandırıldıkları «nimetleri» «rızk»فَ=sonra da أَحْيَا=diriltmesinde بِهِ=onunla الْأَرْضَ=yeryüzünü بَعْدَ=sonra مَوْتِهَا=oranın ölümündenوَ=ve تَصْرِيفِ=estirmesinde الرِّيَاحِ=rüzgârlarıآيَاتٌ=açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrayacak«akl»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   تِلْكَ=işte şunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınنَتْلُوهَا=sayıp döküyoruz«tilãvet» onları عَلَيْكَ=sana بِالْحَقِّۖ=o Gerçek«hakk»ileفَ=bu halde بِأَيِّ=hangisine حَدِيثٍ=sözünبَعْدَ=sonra اللَّهِ=Allah′tan وَ=ve آيَاتِهِ=O′nun «açık işaret»ayetlerinden«ãyet»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenecekler«îmãn»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَيْلٌ=vay haline! لِكُلِّ=her أَفَاكٍ=yalancı أَثِيمٍ=günahkarın«ism_esîm»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   يَسْمَعُ=o işitir آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerinin«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğünü«tilãvet»عَلَيْهِ=kendisineثُمَّ=sonrasında يُصِرُّ=direnir مُسْتَكْبِرًا=büyüklenmeyle«kibr»كَأَنْ=sanki gibidir لَمْ يَسْمَعْهَاۖ=henüz işitmemiş onlarıفَ=o halde بَشِّرْهُ=müjdele onu بِعَذَابٍ=bir ceza«azãb»ile أَلِيمٍ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman عَلِمَ=öğrendiği مِنْ آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizden«ãyet»شَيْئًا=bir şeyاتَّخَذَهَا=edinir onu هُزُوًاۚ=alay konusuأُولَٰئِكَ=işte onların لَهُمْ=‑vardır‑kendileri için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُهِينٌ=alçaltıcı
 ‎﴾ 10 ﴿‎   مِنْ وَرَائِهِمْ=ötelerindedir جَهَنَّمُۖ=Cehennemوَ=ve لَا يُغْنِي=yarar sağlamaz عَنْهُمْ=kendilerine مَا=oldukları كَسَبُوا=kazanmış شَيْئًا=şeylerوَلَا=ne de مَا=oldukları اتَّخَذُوا=edinmiş مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah أَوْلِيَاءَۖ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   هَٰذَا=işte budur هُدًىۖ=yol gösteriş«hüdã»الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مِنْ رِجْزٍ=çok çetin أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   اللَّهُ=Allah الَّذِي=olandır سَخَّرَ=hizmet verir kılmış لَكُمُ=size الْبَحْرَ=deniziلِتَجْرِيَ=akıp gitsin diye الْفُلْكُ=gemilerفِيهِ=onun içinde بِأَمْرِهِ=yapılmasını istemiş olduğu«emr»ileوَ=ve لِتَبْتَغُوا=payınızı arayasınız diye مِنْ فَضْلِهِ=O′nun lütfundan«fadl»وَ=ve لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilirsiniz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve سَخَّرَ=hizmet verir kılmıştır لَكُمْ=size مَا=şeyleri فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdekiوَ=ve مَا=şeyleri فِي الْأَرْضِ=yeryüzündekiجَمِيعًا=bütünüyle مِنْهُۚ=Kendisi tarafındanإِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yoran«tefekkür»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   قُلْ=söyle لِلَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»يَغْفِرُوا=günahını görmezlikten gelsinler«mağfiret»لِلَّذِينَ=kimselerin لَا يَرْجُونَ=ummayan أَيَّامَ=«ceza»günlerini اللَّهِ=Allah′ınلِيَجْزِيَ=karşılığını«cezã»vermesi için قَوْمًا=bir toplumun«kavm»بِمَا=şeylerin كَانُوا=oldukları يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 15 ﴿‎   مَنْ=kim عَمِلَ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt»فَ=şu halde لِنَفْسِهِۖ=kendisi içindirوَ=ve مَنْ=kim أَسَاءَ=fenalık«sú» işlerse فَ=o zaman da عَلَيْهَاۖ=kendi aleyhinedirثُمَّ=sonrasında إِلَىٰ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdik بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarına الْكِتَابَ=o«ilâhî» Metini«kitãb»وَ=ve الْحُكْمَ=Hikmet′i وَ=ve النُّبُوَّةَ=Peygamberliği«nebî»وَ=ve رَزَقْنَاهُمْ=«nimetlerden» faydalandırdık«rızk»onları مِنَ الطَّيِّبَاتِ=temiz olan«tayyib»وَ=ve فَضَّلْنَاهُمْ=üstte tuttuk«fadl»onları عَلَى الْعَالَمِينَ=alemlere karşı
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve آتَيْنَاهُمْ=verdik onlara بَيِّنَاتٍ=açık deliller«beyyine»مِنَ الْأَمْرِۖ=o yapılması istenmiş olan«emr»içerisindeفَ=sonra da مَا اخْتَلَفُوا=onlar ayrılığa düşmediler«ihtilãf»إِلَّا=olması hariçمِنْ بَعْدِ=sonra مَا جَاءَهُمُ=kendilerine gelmesinden الْعِلْمُ=o Bilginin«ilm»بَغْيًا=çekememezlikten بَيْنَهُمْۚ=aralarındakiإِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»يَقْضِي=hüküm verecektir بَيْنَهُمْ=onlar arasındaيَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»فِي=hakkında مَا=şeyler كَانُوا=oldukları فِيهِ=kendisinde يَخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşüyor«ihtilãf»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında جَعَلْنَاكَ=koyduk seni عَلَىٰ شَرِيعَةٍ=bir belirlenmiş yola«şerîat»مِنَ الْأَمْرِ=o yapılması istenmiş olan«emr»içerisindeفَ=o halde اتَّبِعْهَا=sen katıl«ittebã»onaوَ=ve لَا تَتَّبِعْ=peşine takılma«ittebã»أَهْوَاءَ=canlarının istediklerinin«hevã»الَّذِينَ=kimselerin لَا يَعْلَمُونَ=bilmeyen
 ‎﴾ 19 ﴿‎   إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَنْ يُغْنُوا=asla savmayacaklardır عَنْكَ=sendenمِنَ اللَّهِ=Allah′tan شَيْئًاۚ=herhangi bir şeyiوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»بَعْضُهُمْ=kimileri أَوْلِيَاءُ="destek çıkan yakın"larıdır«velî_evliyã»بَعْضٍۖ=kimininوَ=ise اللَّهُ=Allah وَلِيُّ="destek çıkan yakın"ıdır«velî_evliyã»الْمُتَّقِينَ=o kendini sakındıranların«takvã»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   هَٰذَا=bu بَصَائِرُ=göstergelerdir«besãir»لِلنَّاسِ=insanlar içinوَ=ve هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve de رَحْمَةٌ=bir merhamettir«rahmet»لِقَوْمٍ=toplumlar«kavm»için يُوقِنُونَ=kanî olan«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? حَسِبَ=sandılarالَّذِينَ=kimseler اجْتَرَحُوا=işlemiş السَّيِّئَاتِ=fenalıkları«seyyiãt»أَنْ نَجْعَلَهُمْ=yapacağımızı onları الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»سَوَاءً=birdir مَحْيَاهُمْ=yaşamaları وَ=ve مَمَاتُهُمْۚ=ölümleriسَاءَ=ne fenadır«sú»مَا=oldukları يَحْكُمُونَ=hüküm veriyor
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve خَلَقَ=yaratmıştır اللَّهُ=Allah السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»uyumlu olarakوَ=ki لِتُجْزَىٰ=karşılığını«cezã»alsın كُلُّ=her نَفْسٍ=can بِمَا=olduğunun كَسَبَتْ=kazanmışوَ=ve هُمْ=onlara لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmesin
 ‎﴾ 23 ﴿‎   أَفَرَأَيْتَ=«deyim  gördün mü»bir baksana! مَنِ=kimseye اتَّخَذَ=edinen إِلَٰهَهُ=kendi ilâhı هَوَاهُ=canının istediğini«hevã»وَ=ve أَضَلَّهُ=yolunu saşırttığı«dalãl»اللَّهُ=Allah′ın عَلَىٰ عِلْمٍ=bir bilgiye«ilm»göreوَ=ve خَتَمَ=mühürlediği عَلَىٰ=üzerini سَمْعِهِ=kulağının وَ=ve قَلْبِهِ=kalbiniوَ=ve جَعَلَ=çektiği عَلَىٰ=üzerine بَصَرِهِ=gözünün غِشَاوَةً=bir perdeفَ=bu halde مَنْ=kim? يَهْدِيهِ=yol gösterecek«hüdã»ona مِنْ بَعْدِ=sonra اللَّهِۚ=Allah′tanأَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarmıyor«tezekkür»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler kiمَا=değildir هِيَ=bu إِلَّا=başkası حَيَاتُنَا=hayatımızdan الدُّنْيَا=dünyaنَمُوتُ=ölürüz وَ=ve نَحْيَا=yaşarızوَ=ve مَا يُهْلِكُنَا=helak etmiyor bizi إِلَّا=başkası الدَّهْرُۚ=zamandanوَ=ve مَا=yoktur لَهُمْ=onlara ait بِ=ilgili ذَٰلِكَ=işte bununla مِنْ=herhangi عِلْمٍۖ=bir bilgi«ilm»إِنْ=değildir هُمْ=onlar إِلَّا=olandan başkası يَظُنُّونَ=zannediyor«zann»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara آيَاتُنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»بَيِّنَاتٍ=açık deliller«beyyine»olarakمَا كَانَ=olmamıştır حُجَّتَهُمْ=bir dayanakları«huccet»إِلَّا=başka أَنْ قَالُوا=demelerindenائْتُوا=getirin بِآبَائِنَا=babalarımızıإِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   قُلِ=de ki اللَّهُ=Allah يُحْيِيكُمْ=hayat veriyor sizeثُمَّ=sonrasında يُمِيتُكُمْ=öldürüyor siziثُمَّ=sonrasında يَجْمَعُكُمْ=toplayıp getirecektir sizi إِلَىٰ يَوْمِ=gününe الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»لَا=yoktur رَيْبَ=bir kuşku فِيهِ=kendisinde(veya "hakkında")وَلَٰكِنَّ=ama أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzününوَ=ve يَوْمَ=gün تَقُومُ=karşıda dikileceği«kıyãm»السَّاعَةُ=o Saat′in«saat»يَوْمَئِذٍ=işte o gün يَخْسَرُ=zarar edecektir«hãsir_husrãn»الْمُبْطِلُونَ=uyduruk ve asılsıza«bãtıl»uyanlar
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve تَرَىٰ=görürsün كُلَّ=her أُمَّةٍ=topluluğu«ümmet»جَاثِيَةًۚ=toplanmışكُلُّ=her أُمَّةٍ=bir topluluk«ümmet»تُدْعَىٰ=çağırılır«duã»إِلَىٰ كِتَابِهَا=kendi Yazılı Kaydına«ketb»الْيَوْمَ=bugün تُجْزَوْنَ=karşılığını«cezã»alacaksınız مَا=şeylerin كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 29 ﴿‎   هَٰذَا=işte كِتَابُنَا=Yazılı Kaydınız«ketb»يَنْطِقُ=söylüyor عَلَيْكُمْ=size بِالْحَقِّۚ=o Gerçeği«hakk»إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كُنَّا=idik نَسْتَنْسِخُ=kaydını alıyor مَا=şeylerin كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَأَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»فَ=şu halde يُدْخِلُهُمْ=sokar onları رَبُّهُمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»فِي رَحْمَتِهِۚ=merhametinin«rahmet»içineذَٰلِكَ=işte budur هُوَ=kendisi الْفَوْزُ=o kurtularak murada erişin«fevz»لْمُبِينُ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve أَمَّا=gelince الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»أَ=miydi? فَ=şu halde لَمْ تَكُنْ=değil آيَاتِي=«açık işaret»ayetlerim«ãyet»تُتْلَىٰ=sayıp dökülüyor«tilãvet»عَلَيْكُمْ=sizeفَ=bu halde اسْتَكْبَرْتُمْ=siz büyüklendiniz«kibr»وَ=ve كُنْتُمْ=oldunuz قَوْمًا=bir toplum«kavm»مُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قِيلَ=dendiğiإِنَّ=ki وَعْدَ=söz verdiği«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقٌّ=gerçek(leşecek)tir«hakk»وَ=ve السَّاعَةُ=o Saat«saat»لَا=olmayan رَيْبَ=bir kuşku فِيهَا=kendisinde(veya "hakkında")قُلْتُمْ=demiştiniz ki مَا نَدْرِي=bilmiyoruz مَا=nedir? السَّاعَةُ=o Saat«saat»إِنْ نَظُنُّ=zannetmiyoruz«zann»إِلَّا=olmasından başkasını ظَنًّا=bir varsayım«zann»وَ=ve مَا=değiliz نَحْنُ=biz بِمُسْتَيْقِنِينَ=inanıp güvenenlerden«îmãn»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve بَدَا=açığa vurulmuştur لَهُمْ=onlara سَيِّئَاتُ=fenalıkları«seyyiãt»مَا=olduklarının عَمِلُوا=yapmışوَ=ve حَاقَ=kuşattı بِهِمْ=onları مَا=şey كَانُوا=oldukları بِهِ=kendisiyle يَسْتَهْزِئُونَ=alay etmekte
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve قِيلَ=denildi الْيَوْمَ=bugün نَنْسَاكُمْ=unutacağız siziكَمَا=olduğunuz gibi نَسِيتُمْ=unutuyor لِقَاءَ=karşılaşmayı يَوْمِكُمْ=«vadedilen»gününüzle هَٰذَا=buوَ=ve مَأْوَاكُمُ=barınacağınız yer«me′va»النَّارُ=o Ateş′tir«nãr»فَ=bu halde مَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi نَاصِرِينَ=bir yardım edecek«nãsîr»
 ‎﴾ 35 ﴿‎   ذَٰلِكُمْ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّكُمُ=olmanız اتَّخَذْتُمْ=edinmiş آيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın هُزُوًا=bir eğlenceوَ=ve غَرَّتْكُمُ=aldattı sizi الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَاۚ=dünyaفَ=bunun üzerine الْيَوْمَ=bugün لَا يُخْرَجُونَ=onlar dışarı çıkarılmazlar«ihrãc»مِنْهَا=oradanوَلَا=ne de هُمْ=kendilerinden يُسْتَعْتَبُونَ=hoşnut edici hale dönmeleri istenir
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=bu halde لِلَّهِ=Allah′adır الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْأَرْضِ=yeryüzününرَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve لَهُ=O′na aittir الْكِبْرِيَاءُ=yücelik فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzündeوَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
Âyet Metni : (Câsiye.1) (25. Cüz | 499. Sayfa)
Okunuşu :
1. ḥâ-mîm.
(Câsiye.1) Grameri
حمٓ : Ha Meem ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu