Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ekşidi ve döndü
B.Bayraklı
1-10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
A.Bayındır
1. (Muhammed) yüzünü ekşitti ve sırtını döndü,
C.Külünkoğlu
1-2. (Peygamber) kendisine gelen kör adama yüzünü ekşitti ve çevirdi.
S.Ateş
1. Surat astı ve döndü;
İngilizce Kelime Meali
عَبَسَ=He frowned وَتَوَلّٰىٓ=and turned away,
(80) Abese Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   عَبَسَ=surat astı«sûrenin adıdır»وَ=ve تَوَلَّىٰ=sırt çevirdi«tevellã»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   أَنْ=diye جَاءَهُ=geldi ona الْأَعْمَىٰ=o kör kişi
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=oysa مَا=nedir? يُدْرِيكَ=bilmeni sağlayacak senin لَعَلَّهُ=olur ki o«eril» يَزَّكَّىٰ=arınacak
 ‎﴾ 4 ﴿‎   أَوْ=yahut يَذَّكَّرُ=düşünüp ders çıkaracak«tezekkür»فَ=sonra da تَنْفَعَهُ=yarayacak kendisine الذِّكْرَىٰ=o «ilâhî» Tembih«zikr»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   أَمَّا=gelince مَنِ=kimseye اسْتَغْنَىٰ=”ihtiyaç ve eksiklik” duymayan kendi için
 ‎﴾ 6 ﴿‎   فَ=şu durumda أَنْتَ=sen لَهُ=ona«eril» تَصَدَّىٰ=yöneliyorsun
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve مَا=değildir عَلَيْكَ=senin«üzerinde»sorumluluğunda أَلَّا يَزَّكَّىٰ=onun arınmaması
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=oysa أَمَّا=gelince مَنِ=kimseye جَاءَكَ=varan sana يَسْعَىٰ=koşarak
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=iken هُوَ=o يَخْشَىٰ=çekiniyor«huşû»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   فَ=bu halde أَنْتَ=sen عَنْهُ=onunla تَلَهَّىٰ=ilgilenmiyorsun
 ‎﴾ 11 ﴿‎   كَلَّا=Asla olmaz!إِنَّهَا=şu bir gerçek ki bu تَذْكِرَةٌ=bir tembihtir«tezkîr»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَنْ=kimse شَاءَ=dileyen ذَكَرَهُ=öğüt alır«zikr»ondan
 ‎﴾ 13 ﴿‎   فِي=içindedir صُحُفٍ=sayfalar مُكَرَّمَةٍ=değer verilen«ikrãm»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   مَرْفُوعَةٍ=yükseltilen مُطَهَّرَةٍ=temiz kılınmış
 ‎﴾ 15 ﴿‎   بِأَيْدِي=elleriyle سَفَرَةٍ=yazıcıların
 ‎﴾ 16 ﴿‎   كِرَامٍ=değerli«kerîm»بَرَرَةٍ=iyi davranış sahibi«birr_ebrãr»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   قُتِلَ=kahrolasıca الْإِنْسَانُ=insan مَا=ne kadar da! أَكْفَرَهُ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiştir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   مِنْ أَيِّ=hangisinden? شَيْءٍ=şeylerin خَلَقَهُ=yarattı onu
 ‎﴾ 19 ﴿‎   مِنْ نُطْفَةٍ=taşmış damladan(veya ”döl damlası”) خَلَقَهُ=yarattı onu فَ=sonra da قَدَّرَهُ=ölçüye bağladı«kadîr_mikdãr»onu
 ‎﴾ 20 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında السَّبِيلَ=o yolu«sebîl»يَسَّرَهُ=kolaylaştırdı ona
 ‎﴾ 21 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında أَمَاتَهُ=öldürdü onu فَ=ve أَقْبَرَهُ=kabre koydurdu onu
 ‎﴾ 22 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında إِذَا=zaman شَاءَ=dilediği أَنْشَرَهُ=diriltip kaldırdı onu
 ‎﴾ 23 ﴿‎   كَلَّا=Asla olmaz!لَمَّا يَقْضِ=henüz yerine getirmedi مَا=şeyi أَمَرَهُ=kendisinden yapılması istendiği söylenmiş«emr»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=o zaman لْيَنْظُرِ=baksın الْإِنْسَانُ=insan إِلَىٰ طَعَامِهِ=yiyeceğine
 ‎﴾ 25 ﴿‎   أَنَّا=şu bir gerçek ki Biz صَبَبْنَا=döktük الْمَاءَ=suyu صَبًّا=bolca
 ‎﴾ 26 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında شَقَقْنَا=ayır(ıp yar)dık الْأَرْضَ=yeryüzünü شَقًّا=tam bir ayır(ıp yar)ışla
 ‎﴾ 27 ﴿‎   فَ=sonra da أَنْبَتْنَا=bitirdik فِيهَا=orada حَبًّا=dane
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve عِنَبًا=üzüm وَ=ve قَضْبًا=yeşillikler
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve زَيْتُونًا=zeytin وَ=ve نَخْلًا=hurma
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve حَدَائِقَ=bahçeler غُلْبًا=gür ve sık
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve فَاكِهَةً=meyve وَ=ve أَبًّا=çayır
 ‎﴾ 32 ﴿‎   مَتَاعًا=bir geçimlik varlık olarak لَكُمْ=sizin için وَ=ve(için) لِأَنْعَامِكُمْ="kesimlik otlayan hayvanlar"ınız«en′ãm»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman جَاءَتِ=geldiği الصَّاخَّةُ=o ”sağır edici ses”
 ‎﴾ 34 ﴿‎   يَوْمَ=işte o gün يَفِرُّ=kaçacağı الْمَرْءُ=kişinin مِنْ أَخِيهِ=kardeşinden
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve(kaçacağı) أُمِّهِ=anasından وَ=ve أَبِيهِ=babasından
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve(kaçacağı) صَاحِبَتِهِ=«eşinden»hayat arkadaşından«eshãb_sãhib»وَ=ve بَنِيهِ=oğullarından
 ‎﴾ 37 ﴿‎   لِكُلِّ امْرِئٍ=‑vardır‑ her kişinin مِنْهُمْ=onlardan يَوْمَئِذٍ=o gün شَأْنٌ=bir işiيُغْنِيهِ=kendisine yeten
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وُجُوهٌ=‑vardır‑yüzler يَوْمَئِذٍ=o gün مُسْفِرَةٌ=parıl parıl
 ‎﴾ 39 ﴿‎   ضَاحِكَةٌ=güleç مُسْتَبْشِرَةٌ=sevinçli
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve وُجُوهٌ=yüzler يَوْمَئِذٍ=‑vardır‑o gün عَلَيْهَا=üzerleri غَبَرَةٌ=toz içinde
 ‎﴾ 41 ﴿‎   تَرْهَقُهَا=kaplamış«rahk»onları قَتَرَةٌ=bir karanlık
 ‎﴾ 42 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْكَفَرَةُ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerdir«küfr_kãfir»الْفَجَرَةُ=o doğru olandan sapanlardır«fãcir»
Âyet Metni : (Abese.1) (30. Cüz | 585. Sayfa)
Okunuşu :
1. `abese vetevellâ.
(Abese.1) Grameri
عَبَسَ : He frowned ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] Kök: ع ب سوَتَوَلَّىٰٓ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَتَوَلَّىٰٓ : turned away ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [Tefa'ul Kalıbı] [فَـعَلَ=>تَفَعَّلَ] Kök: و ل ي
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu