Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lam, Ra, bu işte kitabın ve bir Kur´anı mübînin âyetleri.
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, râ. Bunlar, kitabın ve apaçık bir Kur’ân’ın âyetleridir.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Râ![1*] Bunlar kitâb’ın, apaçık kur’an’ın /anlam kümelerinin[2*] ayetleridir.[3*][1*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların nNebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, nNebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur. [2*] Kur'ân, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olan kur (القُرْء) veya kar (القَرْء)’dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah’ın kitabına Kur’an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu’l-Arab). Arapçada Kur’ân (قُرْآنً)’ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur’ân (قُرْآن) kelimesine, bağlamına göre, kur’ânlar diye de anlam verilebilir.[3*] Neml 27/1.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif, Lam, Ra. Bu (okuna)nlar Kitap’ın ve (her şeyi) açıklayan ve apaçık olan Kuran’ın ayetleridir.* “Elif-Lam-Ra harfleriyle ilgili 2/1 dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm râ. Şunlar Kitabın ve apaçık Kur'an'ın âyetleridir.
İngilizce Kelime Meali
الٓرۚ=Alif Laam Ra. تِلْكَ=These ءَايٰتُ=(are) the Verses الْكِتٰبِ=(of) the Book وَقُرْءَانٍ=and Quran مُّبِينٍ=clear.
(15) Hicr Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الرۚ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «R harfi»تِلْكَ=şunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»وَ=ve قُرْآنٍ=bir Ayet Topluluğudur«kur′ãn»مُبِينٍ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   رُبَمَا=çoğu kez يَوَدُّ=temenni ederler الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَوْ=keşke كَانُوا=olsalar مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   ذَرْهُمْ=bırak onları يَأْكُلُوا=yesinler وَ=ve يَتَمَتَّعُوا=eğlensinlerوَ=ve يُلْهِهِمُ=oyalasın onları الْأَمَلُۖ=o arzuفَ=şu halde سَوْفَ=ileride يَعْلَمُونَ=bileceklerdir
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve مَا أَهْلَكْنَا=Biz yok etmedik مِنْ=herhangi قَرْيَةٍ=bir yerleşimi«karye»إِلَّا=olmadan وَ=halde لَهَا=‑var‑kendisinin كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metini«kitãb»مَعْلُومٌ=bilinen
 ‎﴾ 5 ﴿‎   مَا تَسْبِقُ=geçmez مِنْ=herhangi أُمَّةٍ=bir topluluk«ümmet»أَجَلَهَا=vadesiniوَ=ve مَا=ne de يَسْتَأْخِرُونَ=geciktirir
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِي=olan نُزِّلَ=indirilmiş عَلَيْهِ=kendisine الذِّكْرُ=o «ilâhî» Tembih«zikr»إِنَّكَ=ki sen لَمَجْنُونٌ=kesinlikle cin etkisindesin(veya ”deli”)
 ‎﴾ 7 ﴿‎   لَوْمَا تَأْتِينَا=getirsene bize بِالْمَلَائِكَةِ=melekleriإِنْ=madem كُنْتَ=sensin مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   مَا نُنَزِّلُ=Biz indirmeyiz الْمَلَائِكَةَ=melekleri إِلَّا=olmadan بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»uyumluوَ=ve de مَا كَانُوا=olmaz إِذًا=o zaman مُنْظَرِينَ=mühletleri
 ‎﴾ 9 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz نَحْنُ=Kendimiz نَزَّلْنَا=indirdik الذِّكْرَ=o «ilâhî» Tembih′i«zikr»وَ=ve de إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَهُ=onun لَحَافِظُونَ=kesinlikle muhafaza edeniyiz
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Elçiler«rasûl»gönderdik مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisindenفِي شِيَعِ=camialara«şiyá»الْأَوَّلِينَ=geçmiş
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve مَا يَأْتِيهِمْ=gelmedi onlara مِنْ=herhangi رَسُولٍ=bir Elçi«rasûl»إِلَّا=olmadıkları كَانُوا=olmuş بِهِ=kendisiyle يَسْتَهْزِئُونَ=alay ediyor
 ‎﴾ 12 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle نَسْلُكُهُ=girdiririz onu فِي قُلُوبِ=kalplerine الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlerin«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»بِهِۖ=onaوَ=halde قَدْ=kesinlikle خَلَتْ=geçtiği سُنَّةُ=uygulanan usuller«sünnet»الْأَوَّلِينَ=öncekilere
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَلَوْ=bile فَتَحْنَا=açsaydık عَلَيْهِمْ=onlara بَابًا=bir kapı مِنَ السَّمَاءِ=göktenفَ=sonra da ظَلُّوا=koyulsalardı فِيهِ=oraya يَعْرُجُونَ=çıkmaya
 ‎﴾ 15 ﴿‎   لَقَالُوا=muhakkak derlerdi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece سُكِّرَتْ=sarhoş oldu أَبْصَارُنَا=gözlerimizبَلْ=Yok! نَحْنُ=biz قَوْمٌ=bir toplumuz«kavm»مَسْحُورُونَ=aldatmacaya(veya ”sihire”) kapılmış
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَعَلْنَا=Biz yaptık فِي السَّمَاءِ=gökte بُرُوجًا=yıldız kümeleriوَ=ve زَيَّنَّاهَا=hoşa giden hale getirdik«ziynet»orayı لِلنَّاظِرِينَ=bakanlar için
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ve حَفِظْنَاهَا=muhafaza ettik orayı مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ=her şeytandan رَجِيمٍ=kovulmuş
 ‎﴾ 18 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir مَنِ=kimse اسْتَرَقَ=hırsızlığı etmiş السَّمْعَ=kulakفَ=bu durumda أَتْبَعَهُ=takibeder«ittebã»onu شِهَابٌ=bir alev مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=gelince الْأَرْضَ=yeryüzüneمَدَدْنَاهَا=yaydık orayıوَ=ve de أَلْقَيْنَا=attık فِيهَا=oraya رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)larوَ=ve أَنْبَتْنَا=bitirdik فِيهَا=orada مِنْ كُلِّ شَيْءٍ=her şeyden مَوْزُونٍ=dengeli olarak
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=var ettik لَكُمْ=sizin için فِيهَا=orada مَعَايِشَ=geçimliklerوَ=ve مَنْ=kimseler için لَسْتُمْ=olmadığınız لَهُ=kendisine بِرَازِقِينَ=«nimetlerden» faydalandırıcı«rızk»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=yoktur مِنْ شَيْءٍ=bir şey إِلَّا=olmayan عِنْدَنَا=Bizim katımızda خَزَائِنُهُ=hazineleriوَ=ve مَا نُنَزِّلُهُ=Biz indirmeyiz إِلَّا=olmadan بِقَدَرٍ=bir ölçü«kadîr_mikdãr»مَعْلُومٍ=bilinen
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve أَرْسَلْنَا=gönderdik الرِّيَاحَ=rüzgârları لَوَاقِحَ=aşılayıcı olarakفَ=sonra da أَنْزَلْنَا=indirdik مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=suفَ=böylece أَسْقَيْنَاكُمُوهُ=suladık sizi onunla وَ=ve مَا=değilsiniz أَنْتُمْ=siz لَهُ=onu بِخَازِنِينَ=depolayacak
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَنَحْنُ=kesinlikle Kendimiz نُحْيِي=hayat veririz وَ=ve نُمِيتُ=öldürürüzوَ=ve نَحْنُ=Biziz الْوَارِثُونَ=‑asıl‑varisler
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki عَلِمْنَا=biliriz الْمُسْتَقْدِمِينَ=önce geçenleri مِنْكُمْ=sizdenوَ=ve لَقَدْ=emin olun ki عَلِمْنَا=biliriz الْمُسْتَأْخِرِينَ=geri kalanları
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»هُوَ=kendisi يَحْشُرُهُمْۚ=toplayacaktır«haşr»onlarıإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki خَلَقْنَا=Biz yarattık الْإِنْسَانَ=insanı مِنْ صَلْصَالٍ=kupkuru çamurdanمِنْ=olan حَمَإٍ=kokuşmuş balçıktan مَسْنُونٍ=üstünde işlem yapılmış
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=gelince الْجَانَّ=Cinlereخَلَقْنَاهُ=yaratmıştık onu مِنْ قَبْلُ=daha önceمِنْ نَارِ=bir ateşten«nãr»السَّمُومِ=içe işleyen
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لِلْمَلَائِكَةِ=meleklereإِنِّي=ki Ben خَالِقٌ=yaratacağım بَشَرًا=bir insanمِنْ صَلْصَالٍ=kupkuru çamurdan مِنْ=olan حَمَإٍ=kokuşmuş balçıktan مَسْنُونٍ=üstünde işlem yapılmış
 ‎﴾ 29 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman سَوَّيْتُهُ=onu iyice oturmuş bir hale getirdiğimوَ=ve de نَفَخْتُ=üflediğim فِيهِ=onun içine مِنْ رُوحِي=«Ruh»"İlâhi Destek"imden«rûh»فَ=bunun üzerine قَعُوا=çökün لَهُ=ona(veya”onun için”) سَاجِدِينَ=yere yüz koymaya«secde»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَ=böylece سَجَدَ=yere yüz koydular«secde»الْمَلَائِكَةُ=meleklerin كُلُّهُمْ=hepsi أَجْمَعُونَ=topluca
 ‎﴾ 31 ﴿‎   إِلَّا=yalnız إِبْلِيسَ=İblis أَبَىٰ=kabul etmediأَنْ يَكُونَ=olmayı مَعَ=beraber السَّاجِدِينَ=yere yüz koyanlarla«secde»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قَالَ=dedi kiيَا=Ey! إِبْلِيسُ=İblis مَا=neyin? لَكَ=‑var‑ senin أَلَّا تَكُونَ=ki olmadın مَعَ=beraber السَّاجِدِينَ=yere yüz koyanlarla«secde»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَمْ أَكُنْ لِأَسْجُدَ=yere yüz koymam«secde»لِبَشَرٍ=bir beşere(veya”beşer için”)خَلَقْتَهُ=yarattığın مِنْ صَلْصَالٍ=kupkuru çamurdanمِنْ=olan حَمَإٍ=kokuşmuş balçıktan مَسْنُونٍ=üstünde işlem yapılmış
 ‎﴾ 34 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=o halde اخْرُجْ=dışarı çık«ihrãc»مِنْهَا=oradanفَ=bu durumda إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen رَجِيمٌ=kovuldun
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki olacaktır عَلَيْكَ=senin üzerine اللَّعْنَةَ=o dışlanıp horlanmışlık«la′net»إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الدِّينِ=o Yargılama«dîn»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»فَ=şu halde أَنْظِرْنِي=beklet beniإِلَىٰ=kadar يَوْمِ=güne يُبْعَثُونَ=dirilecekleri«ba′s»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   قَالَ=dediفَ=bunun üzerine إِنَّكَ=ki olacaksın مِنَ الْمُنْظَرِينَ=beklenenlerden
 ‎﴾ 38 ﴿‎   إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْوَقْتِ=o vaktin الْمَعْلُومِ=bilinen
 ‎﴾ 39 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»بِمَا=karşılık أَغْوَيْتَنِي=yoldan şaştırmanı«gayy»beniلَأُزَيِّنَنَّ=mutlaka hoşlarına gider hale getireceğim«ziynet»لَهُمْ=onlara فِي الْأَرْضِ=yeryüzündekileriوَ=ve لَأُغْوِيَنَّهُمْ=kesinlikle yoldan şaştıracağım«gayy» onları أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِلَّا=hariçtir عِبَادَكَ=senin«kulluk»hizmet«abd»edenlerin مِنْهُمُ=aralarından الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَٰذَا=işte şu صِرَاطٌ=bir yoldur«sırãt»عَلَيَّ=bana yönelik مُسْتَقِيمٌ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   إِنَّ=(dedi)ki عِبَادِي=Benim «kulluk»hizmet«abd»edenleriminلَيْسَ=olmayacaktır لَكَ=sana ait عَلَيْهِمْ=kendileri üzerinde سُلْطَانٌ="dayanacak bir şey"«sultãn»إِلَّا=dışında مَنِ=kimseler اتَّبَعَكَ=sana katılacak«ittebã»مِنَ الْغَاوِينَ=yoldan şaşmışlardan«gayy»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki olacaktır جَهَنَّمَ=Cehennem′le لَمَوْعِدُهُمْ=kesinlikle buluşmaları«mev′id»أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 44 ﴿‎   لَهَا=‑vardır‑oraya ait سَبْعَةُ=yedi أَبْوَابٍ=kapıلِكُلِّ بَابٍ=her kapıya مِنْهُمْ=onlardan جُزْءٌ=bir bölüm مَقْسُومٌ=ayrılmıştır
 ‎﴾ 45 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki olacaklardır الْمُتَّقِينَ=o kendini sakındıranlar«takvã»فِي جَنَّاتٍ=Cennetlerde وَ=ve عُيُونٍ=pınar başlarında
 ‎﴾ 46 ﴿‎   اُدْخُلُوهَا=girin oraya بِسَلَامٍ=selametle«selãm»آمِنِينَ=güven içinde
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve نَزَعْنَا=çekip alırız مَا=şeyleri فِي صُدُورِهِمْ=göğüslerindeki مِنْ=ilgili غِلٍّ=kinleإِخْوَانًا=kardeşler olarak عَلَىٰ=üzerinde سُرُرٍ=divanlar مُتَقَابِلِينَ=karşı karşıyadırlar
 ‎﴾ 48 ﴿‎   لَا يَمَسُّهُمْ=dokunmaz onlara فِيهَا=orada نَصَبٌ=bir yorgunlukوَ=ve مَا=değillerdir هُمْ=kendileri مِنْهَا=oradan بِمُخْرَجِينَ=dışarı çıkarılacak«ihrãc»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   نَبِّئْ=haber ver عِبَادِي=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimeأَنِّي=olduğumu أَنَا=benim الْغَفُورُ=‑asıl‑“Günahları Örten”«ğafûr»الرَّحِيمُ=‑asıl‑“Merhametli Olan”«rahîm»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve أَنَّ=olduğunu kiعَذَابِي=benim cezamın«azãb»هُوَ=kendisi الْعَذَابُ=o cezadır«azãb»الْأَلِيمُ=üzüntü veren
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve نَبِّئْهُمْ=haber ver onlara عَنْ=hakkında ضَيْفِ=misafirleri إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in
 ‎﴾ 52 ﴿‎   إِذْ=bir vakit دَخَلُوا=girmişlerdi عَلَيْهِ=onun yanınaفَ=sonra da قَالُوا=demişlerdi ki سَلَامًا=Selam!«selãm»قَالَ=dedi إِنَّا=ki biz مِنْكُمْ=sizden وَجِلُونَ=korku içindeyiz
 ‎﴾ 53 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki لَا تَوْجَلْ=korkmaإِنَّا=ki biz نُبَشِّرُكَ=müjdeliyoruz sana بِغُلَامٍ=bir oğlan عَلِيمٍ=bilen«alîm»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=mi? بَشَّرْتُمُونِي=müjdelediniz beni عَلَىٰ=üzerine أَنْ مَسَّنِيَ=bana dokunması الْكِبَرُ=ihtiyarlıkفَ=şu halde بِمَ=neyi تُبَشِّرُونَ=müjdeliyorsunuz
 ‎﴾ 55 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki بَشَّرْنَاكَ=müjdeledik sana بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»فَ=o halde لَا تَكُنْ=olma مِنَ الْقَانِطِينَ=umut kesenlerden
 ‎﴾ 56 ﴿‎   قَالَ=dedi ki وَ=ve مَنْ=kim يَقْنَطُ=umut keser مِنْ رَحْمَةِ=merhametinden«rahmet»رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»إِلَّا=başka الضَّالُّونَ=o yolunu saşırmışlardan«dalãl»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=şu halde مَا=nedir? خَطْبُكُمْ=meseleniz«hatb»أَيُّهَا=Ey! الْمُرْسَلُونَ=Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz أُرْسِلْنَا=gönderildik إِلَىٰ قَوْمٍ=bir topluma«kavm»مُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   إِلَّا=dışında آلَ=ailesi لُوطٍ=Lût′unإِنَّا=şu bir gerçek ki biz لَمُنَجُّوهُمْ=muhakkak kurtaracağız onları أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 60 ﴿‎   إِلَّا=dışında امْرَأَتَهُ=karısıقَدَّرْنَاۙ=ölçtük biçtik«kadîr_mikdãr»إِنَّهَا=ki o لَمِنَ الْغَابِرِينَ=kesinlikle kalanlardandır
 ‎﴾ 61 ﴿‎   فَ=böylece لَمَّا جَاءَ=geldiklerinde آلَ=ailesine لُوطٍ=Lût′un الْمُرْسَلُونَ=o Elçiler«rasûl»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   قَالَ=o dedi إِنَّكُمْ=ki siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz«kavm»مُنْكَرُونَ=yadırganacak
 ‎﴾ 63 ﴿‎   قَالُوا=onlar dediler ki بَلْ=Yok! جِئْنَاكَ=biz geldik sana بِمَا=şeyle كَانُوا=oldukları فِيهِ=kendisi hakkında يَمْتَرُونَ=şüphe etmekte
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve أَتَيْنَاكَ=geldik sana بِالْحَقِّ=o Gerçekle«hakk»وَ=ve(dediler) إِنَّا=ki biz لَصَادِقُونَ=kesinlikle gerçeği söyleyeniz«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَسْرِ=gece yolculuğuna çıkar بِأَهْلِكَ=aileni«ehl»بِقِطْعٍ=bir parçasında مِنَ اللَّيْلِ=bu geceninوَ=ve de اتَّبِعْ=takibet«ittebã»أَدْبَارَهُمْ=arkalarından«dubur»وَ=ve لَا يَلْتَفِتْ=ardına dönüp bakmasın مِنْكُمْ=aranızdan أَحَدٌ=biriوَ=ve امْضُوا=gidin حَيْثُ=yere تُؤْمَرُونَ=sizden istenen«emr»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve قَضَيْنَا=bildirdik إِلَيْهِ=ona ذَٰلِكَ=işte bu الْأَمْرَ=yapılması istenecek şeyi«emr»أَنَّ=olduğunu دَابِرَ=arkalarının«dubur»هَٰؤُلَاءِ=şunların مَقْطُوعٌ=kesilecek مُصْبِحِينَ=sabah erkenden
 ‎﴾ 67 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldiler أَهْلُ=ahalisi«ehl»الْمَدِينَةِ=o şehrin يَسْتَبْشِرُونَ=müjdeleşerek
 ‎﴾ 68 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنَّ=ki هَٰؤُلَاءِ=bunlar ضَيْفِي=benim misafirimdirفَ=şu halde لَا تَفْضَحُونِ=mahcup etmeyin beni
 ‎﴾ 69 ﴿‎   وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik وَ=ve de لَا تُخْزُونِ=utanç«hızy»vermeyin bana
 ‎﴾ 70 ﴿‎   قَالُوا=dediler kiأَ=miydik? وَ=peki لَمْ نَنْهَكَ=vazgeçmeni istememiş«nehy» senden عَنِ الْعَالَمِينَ=«alemlerden»tüm herkesten
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالَ=dedi ki هَٰؤُلَاءِ=işte bunlar بَنَاتِي=benim kızlarımإِنْ=illa كُنْتُمْ=olansanız فَاعِلِينَ=bir iş yapacak
 ‎﴾ 72 ﴿‎   لَ=andolsun عَمْرُكَ=senin ömrüneإِنَّهُمْ=ki onlar لَفِي=kesinlikle içinde سَكْرَتِهِمْ=sarhoşlukları يَعْمَهُونَ=bocalıyorlar
 ‎﴾ 73 ﴿‎   فَ=bu halde أَخَذَتْهُمُ=yakaladı onları الصَّيْحَةُ=o kuvvetli ses مُشْرِقِينَ=gün doğarken
 ‎﴾ 74 ﴿‎   فَ=böylece جَعَلْنَا=getirdik عَالِيَهَا=oranın üstünü سَافِلَهَا=altınaوَ=ve أَمْطَرْنَا=yağdırdık عَلَيْهِمْ=üzerlerine حِجَارَةً=taşlar مِنْ سِجِّيلٍ=çamurdan pişmiş
 ‎﴾ 75 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet»لِلْمُتَوَسِّمِينَ=gözünden kaçmayanlara
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهَا=şu bir gerçek ki orası لَبِسَبِيلٍ=kesinlikle bir yol«sebîl»üzerinde مُقِيمٍ=durur haldedir
 ‎﴾ 77 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَةً=kesinlikle bir açık işaret«ãyet»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»için 
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki كَانَ=idiler أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْأَيْكَةِ=Eyke′nin لَظَالِمِينَ=kesinlikle "haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»kimseler
 ‎﴾ 79 ﴿‎   فَ=sonra da انْتَقَمْنَا=«suçlarına» cezasını verdik«intikãm»مِنْهُمْ=onlarınوَ=ve إِنَّهُمَا=şu bir gerçek ki her ikisi لَبِإِمَامٍ=kesinlikle bir yoldadır مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki كَذَّبَ=yalancı sayıp durdular«tekzîb»أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْحِجْرِ=Hicir′in«sûrenin adıdır»الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişleri
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve آتَيْنَاهُمْ=verdik onlara آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»فَ=fakat كَانُوا=idiler عَنْهَا=onlara مُعْرِضِينَ=aldırış etmeyenler«iğ′rãd»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve كَانُوا=idiler يَنْحِتُونَ=yontuyor مِنَ الْجِبَالِ=dağlardan بُيُوتًا=evler آمِنِينَ=güvenli
 ‎﴾ 83 ﴿‎   فَ=sonra da أَخَذَتْهُمُ=yakaladı onları الصَّيْحَةُ=o kuvvetli ses مُصْبِحِينَ=sabah erkenden
 ‎﴾ 84 ﴿‎   فَ=bu halde مَا أَغْنَىٰ=fayda etmemişti عَنْهُمْ=kendilerine مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve مَا خَلَقْنَا=Biz yaratmadık السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü وَ=ve مَا=olanları بَيْنَهُمَا=o ikisinin arasındaإِلَّا=olmadan بِالْحَقِّۗ=o Gerçek′le«hakk»uyumluوَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki السَّاعَةَ=o Saat«saat»لَآتِيَةٌۖ=kesinlikle gelecektirفَ=bu halde اصْفَحِ=sen umursama«safha»الصَّفْحَ=bir umursamazlık«safha» ile الْجَمِيلَ=güzel
 ‎﴾ 86 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»هُوَ=kendisi الْخَلَّاقُ=“Sürekli Yaratan”dır«hallãk»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَاكَ=verdik sana سَبْعًا=yedisini مِنَ الْمَثَانِي=o ikişerlilerden وَ=ve الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»الْعَظِيمَ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   لَا تَمُدَّنَّ=dikme عَيْنَيْكَ=gözlerini إِلَىٰ مَا=olduklarımıza مَتَّعْنَا=yararlandırmış بِهِ=kendisiyleأَزْوَاجًا=bir sınıfa مِنْهُمْ=onlardanوَلَا=ne de تَحْزَنْ=üzül عَلَيْهِمْ=onlaraوَ=ve اخْفِضْ=indir جَنَاحَكَ=kanadını لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   وَ=ve قُلْ=de إِنِّي=ki ben أَنَا=kendim النَّذِيرُ=bir uyarıcıyım الْمُبِينُ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 90 ﴿‎   كَمَا=nitekim أَنْزَلْنَا=Biz indirdik عَلَى الْمُقْتَسِمِينَ=o bölüp ayıranlara
 ‎﴾ 91 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir جَعَلُوا=yapmış الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′ı«kur′ãn»عِضِينَ=kısım kısım
 ‎﴾ 92 ﴿‎   فَ=bu halde وَ=yemin olsun رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»لَنَسْأَلَنَّهُمْ=kesinlikle Biz mutlaka soracağız onlara أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 93 ﴿‎   عَمَّا=şeyler hakkında كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 94 ﴿‎   فَ=o zaman اصْدَعْ=ilan et بِمَا=şeyleri تُؤْمَرُ=yapılması istenmiş olduğun«emr»وَ=ve أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنِ الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul edenlere«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 95 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz كَفَيْنَاكَ=yeteriz sana الْمُسْتَهْزِئِينَ=alay edenlere karşı
 ‎﴾ 96 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَجْعَلُونَ=yapan مَعَ=beraber اللَّهِ=Allah′la إِلَٰهًا=ilâh آخَرَۚ=başkaفَ=şu halde سَوْفَ=ileride يَعْلَمُونَ=bileceklerdir
 ‎﴾ 97 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki نَعْلَمُ=biliyoruzأَنَّكَ=olduğunu يَضِيقُ=daralıyor صَدْرُكَ=göğsünün بِمَا=dolayı يَقُولُونَ=onların söylediklerinden
 ‎﴾ 98 ﴿‎   فَ=bu halde سَبِّحْ=«zanlardan» aşkınlığını dile getir«tesbih»بِحَمْدِ=överek«hamd»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ini«rabb»وَ=ve كُنْ=ol مِنَ السَّاجِدِينَ=yere yüz koyanlardan«secde»
 ‎﴾ 99 ﴿‎   وَ=ve اعْبُدْ=«kulluk»hizmet«abd»et رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»حَتَّىٰ=kadar يَأْتِيَكَ=gelinceye sana الْيَقِينُ=o Kuşkusuz olan«yekîn_mûkin»
Âyet Metni : (Hicr.1) (14. Cüz | 262. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi veḳur'ânim mübîn.
(Hicr.1) Grameri
الٓرْ : Alif Laam Ra ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]تِلْكَ : These ::: [İşaret Zamiri] [Dişil tekil]اٰيَاتُ : (are) Verses ::: [İsim] [Dişil çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: أ ي يالْكِتَابِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]الْكِتَابِ : Book ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ك ت بوَقُرْآنٍ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَقُرْآنٍ : Quran ::: [Özel İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ق ر أمُبِينٍ : clear ::: [İsim] [Eril] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ب ي ن
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu