Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elhak biz sana bir fethi mübîn açtık
B.Bayraklı
1. Biz sana apaçık zaferin kapılarını açtık.
A.Bayındır
1. Sana, her şeyin önünü açacak[1*] bir fethin /Mekke’yi fethin[2*] yolunu açtık.[1*] Bu surenin 28. ayetinde İslam’ın bütün dinlere hakim olacağı bildirildiği için Hudeybiye antlaşmasıyla başlayan bu hakimiyet, Mekke’nin fethi ile güçlenecek ve devam edecektir (Tevbe 9/32-33, Saf 61/8-9).[2*] Nebimiz, Mekke’den ayrılmak zorunda bırakıldığı sırada inen ayetlerde, ona baskı yapan müşriklerin Mekke’de fazla kalamayacakları bildirilmiş (İsra 17/76-77) ve Bedir savaşında Mekke’yi fethin şartları oluşturulmuştu (Enfal 8/5-8). Ancak bir sonraki ayette işaret edilen suçların işlenmesi sebebi ile Mekke’nin fethi gecikmişti.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Gerçek şu ki (ey Muhammed!) Biz senin için apaçık bir zaferin önünü açtık.* Bkz. 90/1-2 * “Zaferin önünü açtık” ifadesi, Mekke’nin ve Taif’in fethi gibi, İslam’ın daha sonra kazanacağı zaferlere kapı açan Hudeybiye Antlaşması’nın sağladığı manevî üstünlüğün, yeni fetihleri arkasından getireceği müjdesini veriyor.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Biz sana apaçık bir fetih verdik.
İngilizce Kelime Meali
إِنَّا=Indeed, فَتَحْنَا=We have given victory, لَكَ=to you فَتْحًا=a victory مُّبِينًا=clear.
(48) Fetih Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz فَتَحْنَا=önünü açtık لَكَ=sana فَتْحًا=bir zaferin(veya”ön açıklığının”) مُبِينًا=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   لِيَغْفِرَ=günahını örtmesi«mağfiret»için لَكَ=sana ait اللَّهُ=Allah′ın مَا=olan تَقَدَّمَ=geçmişte مِنْ ذَنْبِكَ=suçunun«zenb»وَ=ve مَا=olan تَأَخَّرَ=gelecekteوَ=ve(için) يُتِمَّ=tamamlaması نِعْمَتَهُ=nimetini عَلَيْكَ=senin üzerindekiوَ=ve(için) يَهْدِيَكَ=yolunu göstermesi«hüdã»sana صِرَاطًا=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمًا=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve يَنْصُرَكَ=yardım edecektir sana اللَّهُ=Allah نَصْرًا=bir yardımla عَزِيزًا=üstün gelen«azîz»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   هُوَ=O الَّذِي=olandır أَنْزَلَ=indirmiş السَّكِينَةَ=huzuruفِي=içine قُلُوبِ=kalplerinin الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»لِيَزْدَادُوا=artırmak için إِيمَانًا=bir inanç ve güveni«îmãn»مَعَ=beraber إِيمَانِهِمْۗ=onların inanç ve güvenleriyle«îmãn»وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır جُنُودُ=askerleri السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve de الْأَرْضِۚ=yeryüzününوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلِيمًا=bilir«alîm»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   لِيُدْخِلَ=soksun diye الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekleri وَ=ve الْمُؤْمِنَاتِ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlarıجَنَّاتٍ=Cennetlere تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُ=ırmaklarخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَا=oranın içindeوَ=ve(diye) يُكَفِّرَ=görmezlikten gelsin«küfr_kãfir»عَنْهُمْ=onların سَيِّئَاتِهِمْۚ=fenalıklarını«seyyiãt»وَ=ve كَانَ=olandır ذَٰلِكَ=işte bu عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ın فَوْزًا=bir kurtularak murada eriş«fevz»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve(diye) يُعَذِّبَ=cezalandırsın«azãb»الْمُنَافِقِينَ=«inançta» ikiyüzlü«münãfık»erkekleri وَ=ve الْمُنَافِقَاتِ=«inançta» ikiyüzlü«münãfık»kadınlarıوَ=ve الْمُشْرِكِينَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»erkekleri وَ=ve الْمُشْرِكَاتِ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul eden«şirk_müşrik»kadınlarıالظَّانِّينَ=zanda bulunan بِ=ilgili اللَّهِ=Allah′la ظَنَّ=zannı ile«zann»السَّوْءِۚ=fenanın«sú»عَلَيْهِمْ=üzerlerinedir دَائِرَةُ=çemberi السَّوْءِۖ=kötülükوَ=ve غَضِبَ=hiddet«ğadab»etmiştir اللَّهُ=Allah عَلَيْهِمْ=onlaraوَ=ve لَعَنَهُمْ=dışlayıp horlamıştır«la′net»onları وَ=ve أَعَدَّ=hazırlamıştır لَهُمْ=onlara جَهَنَّمَۖ=Cehennem′iوَ=ve سَاءَتْ=ne fenadır«sú»مَصِيرًا=yer olarak
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır جُنُودُ=askerleri السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzününوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَزِيزًا=üstün gelir«azîz»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَرْسَلْنَاكَ=gönderdik seniشَاهِدًا=bir tanık«şãhid» olarak وَ=ve مُبَشِّرًا=bir müjdeleyici olarak وَ=ve نَذِيرًا=bir uyarıcı olarak
 ‎﴾ 9 ﴿‎   لِتُؤْمِنُواinanıp güvenesiniz«îmãn»diye بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»وَ=ve(diye) تُعَزِّرُوهُ=destekleyesiniz O′nu وَ=ve(diye) تُوَقِّرُوهُ=saygı gösteresiniz O′naوَ=ve(diye) تُسَبِّحُوهُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getiresiniz«tesbih»O′nun بُكْرَةً=sabah وَ=ve أَصِيلًا=akşam
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يُبَايِعُونَكَ=bağlılık sözü veren sanaإِنَّمَا=ancak ve sadece يُبَايِعُونَ=bağlılık sözü veriyor اللَّهَ=Allah′aيَدُ=eli اللَّهِ=Allah′ın فَوْقَ=üstündedir أَيْدِيهِمْۚ=onların ellerininفَ=bunun üzerine مَنْ=kim نَكَثَ=bozarsaفَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَنْكُثُ=bozar عَلَىٰ=aleyhine نَفْسِهِۖ=kendiوَ=ve مَنْ=kim أَوْفَىٰ=tutarsa بِمَا=olduğunu عَاهَدَ=Sözleşme«ahd»yapmış عَلَيْهُ=onun hakkında اللَّهَ=Allah′laفَ=o zaman da سَيُؤْتِيهِ=O verecektir ona أَجْرًا=bir bedel«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   سَيَقُولُ=diyecekler ki لَكَ=sana الْمُخَلَّفُونَ=art tarafta kalanlar«halef»مِنَ الْأَعْرَابِ=Araplardanشَغَلَتْنَا=alıkoydu bizi أَمْوَالُنَا=mallarımız وَ=ve أَهْلُونَا=ailelerimiz«ehl»فَ=şu halde اسْتَغْفِرْ=günahlarımızın örtülmesini dile«istiğfar»لَنَاۚ=bizim içinيَقُولُونَ=onlar söylüyorlar بِأَلْسِنَتِهِمْ=dilleriyle مَا=şeyi لَيْسَ=olmayan فِي قُلُوبِهِمْۚ=kalplerindeقُلْ=de ki فَ=bu halde مَنْ=kimdir? يَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»لَكُمْ=sizin için مِنَ اللَّهِ=Allah′tan شَيْئًا=bir şeyeإِنْ=eğer أَرَادَ=istese بِكُمْ=size ضَرًّا=bir zarar«dırãr»vermekأَوْ=yahut أَرَادَ=istese بِكُمْ=size نَفْعًاۚ=bir yarar vermekبَلْ=yok aslında! كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرًا=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   بَلْ=Yok! ظَنَنْتُمْ=siz zannettiniz«zann»أَنْ=ki لَنْ يَنْقَلِبَ=asla dönmeyeceklerالرَّسُولُ=o Elçi«rasûl»وَ=ve الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»إِلَىٰ=yanına أَهْلِيهِمْ=ailelerinin«ehl»أَبَدًا=sonsuza dekوَ=ve زُيِّنَ=hoşunuza giden hale getirildi «ziynet»ذَٰلِكَ=işte bu فِي قُلُوبِكُمْ=gönüllerinizdeوَ=ve ظَنَنْتُمْ=zanda bulundunuz ظَنَّ=zannı«zann»ile السَّوْءِ=fenanın«sú»وَ=ve كُنْتُمْ=oldunuz قَوْمًا=bir toplum«kavm»بُورًا=mahvoluşa giden
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim لَمْ يُؤْمِنُ=inanıp güvenmezse«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»فَ=bu halde إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَعْتَدْنَا=hazırlamışızdır لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»için سَعِيرًا=bir ”Tutuşturulmuş”u«saîr»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzününيَغْفِرُ=günahını örter«mağfiret»لِمَنْ=kimsenin يَشَاءُ=dilediği وَ=ve يُعَذِّبُ=cezalandırır«azãb»مَنْ=kimseyi يَشَاءُۚ=dilediğiوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah غَفُورًا=günahları örter«ğafûr»رَحِيمًا=merhametli«rahîm»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   سَيَقُولُ=diyecekler ki الْمُخَلَّفُونَ=art tarafta kalanlar«halef»إِذَا=zaman انْطَلَقْتُمْ=gittiğiniz إِلَىٰ مَغَانِمَ=savaştan edinileceklere«ğanime»لِتَأْخُذُوهَا=almak için onuذَرُونَا=bırakın bizi نَتَّبِعْكُمْۖ=katılalım«ittebã»sizeيُرِيدُونَ=onlar istiyorlar أَنْ يُبَدِّلُوا=değiştirmeyi كَلَامَ=sözünü اللَّهِۚ=Allah′ınقُلْ=de ki لَنْ تَتَّبِعُونَا=siz asla katılmayacaksınız«ittebã» bizeكَذَٰلِكُمْ=işte böyle قَالَ=demişti اللَّهُ=Allah مِنْ قَبْلُۖ=öncedenفَ=bunun üzerine سَيَقُولُونَ=onlar diyecekler ki بَلْ=yok aslında! تَحْسُدُونَنَاۚ=kıskanıyorsunuz biziبَلْ=aksine! كَانُوا=oldular لَا يَفْقَهُونَ=değerlendirip kavramaz«fıkh»إِلَّا=dışında قَلِيلًا=pek azı
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قُلْ=de ki لِلْمُخَلَّفِينَ=art tarafta kalanlara«halef»مِنَ الْأَعْرَابِ=Araplardanسَتُدْعَوْنَ=siz ileride çağrılacaksınız«duã»إِلَىٰ=karşı قَوْمٍ=bir topluma«kavm»أُولِي=sahip بَأْسٍ=kuvvet uygulama gücüne«be′s»شَدِيدٍ=şiddetliتُقَاتِلُونَهُمْ=savaşacaksınız onlarla أَوْ=yahut يُسْلِمُونَۖ=onlar teslim«teslîm_müslim»olacaklarفَ=şu halde إِنْ=eğer تُطِيعُوا=benimseyip uyarsanız«ta′at»يُؤْتِكُمُ=verir size اللَّهُ=Allah أَجْرًا=bir bedel«ecr»حَسَنًاۖ=güzel«hasen»وَ=ve إِنْ=eğer تَتَوَلَّوْا=sırt çevirip«tevellã»giderseniz كَمَا=gibi تَوَلَّيْتُمْ=sırt çevirip«tevellã»gittiğiniz مِنْ قَبْلُ=öncedenيُعَذِّبْكُمْ=cezalandırır«azãb»sizi عَذَابًا=bir cezayla«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   لَيْسَ=yoktur عَلَى الْأَعْمَىٰ=köre حَرَجٌ=bir sıkıntı«harac»وَلَا=ne عَلَى الْأَعْرَجِ=topala حَرَجٌ=bir sıkıntı«harac»وَلَا=ne de عَلَى الْمَرِيضِ=hastaya حَرَجٌۗ=bir sıkıntı«harac»وَ=ve مَنْ=kim يُطِعِ=benimseyip uyarsa«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»يُدْخِلْهُ=sokar onu جَنَّاتٍ=Cennetlereتَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُۖ=ırmaklarوَ=ve مَنْ=kim يَتَوَلَّ=sırt çevirirse«tevellã»يُعَذِّبْهُ=cezalandırır«azãb»onu عَذَابًا=bir cezayla«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki رَضِيَ=hoşnut olmuştur«rıdvãn»اللَّهُ=Allah عَنِ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»إِذْ=zaman يُبَايِعُونَكَ=sana bağlılık sözü verdikleri تَحْتَ=altında الشَّجَرَةِ=o ağacınفَ=böylece عَلِمَ=bilmiştir مَا=olanı فِي قُلُوبِهِمْ=onların kalplerindeفَ=bunun üzerine أَنْزَلَ=indirdi السَّكِينَةَ=huzur ve güven عَلَيْهِمْ=onların üzerineوَ=ve أَثَابَهُمْ=getirisini«sevãb»verdi onlara فَتْحًا=bir zafer(veya”ön açıklığı”) olarak قَرِيبًا=yakında«karîb»olan
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve(verdi) مَغَانِمَ=savaştan edinilecekler«ğanime»كَثِيرَةً=birçok يَأْخُذُونَهَاۗ=elde ettiğiniz kendisiniوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَزِيزًا=üstün gelir«azîz»حَكِيمًا=hükümleri doğru«hakîm»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَعَدَكُمُ=söz verdi«va′d» size اللَّهُ=Allah مَغَانِمَ=savaştan edinilecekler«ğanime»كَثِيرَةً=birçok تَأْخُذُونَهَا=elde edeceğiniz kendisiniفَ=sonra da عَجَّلَ=daha önce yaptı لَكُمْ=size هَٰذِهِ=şunun kendisiniوَ=ve كَفَ=çekti أَيْدِيَ=ellerini النَّاسِ=insanların عَنْكُمْ=sizdenوَ=ve لِتَكُونَ=olsun diyedir آيَةً=bir açık işaret«ãyet»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»وَ=ve(diye) يَهْدِيَكُمْ=size yolunu göstersin«hüdã»صِرَاطًا=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمًا=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve أُخْرَىٰ=‑vardır‑ başka şeyler لَمْ تَقْدِرُوا=henüz güç yetiremediğiniz«kadîr_mikdãr»عَلَيْهَا=kendilerineقَدْ=emin olun ki أَحَاطَ=kuşatmıştır اللَّهُ=Allah بِهَاۚ=onlarıوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ=her şeye قَدِيرًا=güç yetirir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer قَاتَلَكُمُ=savaşsalardı sizinle الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَوَلَّوُا=kesinlikle dönerlerdi الْأَدْبَارَ=arkalarına«dubur»ثُمَّ=sonrasında لَا يَجِدُونَ=bulmayacaklardır وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»وَلَا=ne de نَصِيرًا=bir yardım eden«nasîr»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   سُنَّةَ=uyguladığı usullerdir«sünnet»اللَّهِ=Allah′ın الَّتِي=olan قَدْ=kesinlikle خَلَتْ=süregelmiş مِنْ قَبْلُۖ=öncedenوَ=ve لَنْ تَجِدَ=asla bulmayacaksın لِسُنَّةِ=uyguladığı usuller«sünnet»için اللَّهِ=Allah′ın تَبْدِيلًا=bir değişim
 ‎﴾ 24 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan كَفَ=çekmiş أَيْدِيَهُمْ=onların ellerini عَنْكُمْ=sizdenوَ=ve أَيْدِيَكُمْ=sizin ellerinizi عَنْهُمْ=onlardanبِبَطْنِ=göbeğinde مَكَّةَ=Mekke′ninمِنْ بَعْدِ=sonra أَنْ أَظْفَرَكُمْ=size zafer verdikten عَلَيْهِمْۚ=onların üzerindeوَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرًا=görür«basîr»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   هُمُ=onlar الَّذِينَ=kimselerdir كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve صَدُّوكُمْ=alıkoyan sizi عَنِ الْمَسْجِدِ=«secde yeri»Mescit′ten(*)«mescid»الْحَرَامِ=o Hürmetli(*)«haram»وَ=ve الْهَدْيَ="hac kurbanı"ndan«hedy»مَعْكُوفًا=mani olarak أَنْ يَبْلُغَ=varmasına مَحِلَّهُۚ=yerineوَ=ve لَوْلَا=ya olmasaydı! رِجَالٌ=erkekler مُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmiş«mü′min»وَ=ve de نِسَاءٌ=kadınlar مُؤْمِنَاتٌ=inanıp güvenmiş«mü′min»لَمْ تَعْلَمُوهُمْ=bilmeyerek أَنْ تَطَئُوهُمْ=tepeleyeceğinizفَ=sonra da(olmasaydı) تُصِيبَكُمْ=isabet edecek size مِنْهُمْ=onlardan مَعَرَّةٌ=bir eziyet بِغَيْرِ=olmaksızın عِلْمٍۖ=bir bilgi«ilm»لِيُدْخِلَ=soksun diyedir اللَّهُ=Allah فِي رَحْمَتِهِ=merhametinin«rahmet»içine مَنْ=kimseyi يَشَاءُۚ=dilediğiلَوْ=eğer تَزَيَّلُوا=ayrılmış olsalardıلَعَذَّبْنَا=kesinlikle cezalandırırdık«azãb»الَّذِينَ=kimseleri كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْهُمْ=onlardanعَذَابًا=bir cezayla«azãb»أَلِيمًا=üzüntü veren«elîm»(*) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 26 ﴿‎   إِذْ=o vakit جَعَلَ=koymuşlardıالَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»فِي قُلُوبِهِمُ=kalplerine الْحَمِيَّةَ=tutuculuğuحَمِيَّةَ=tutuculuğunu الْجَاهِلِيَّةِ=yanlış olanın, doğru bilindiği halde yapılması anlayışının«cãhiliyye»فَ=bunun üzerine أَنْزَلَ=indirdi اللَّهُ=Allah سَكِينَتَهُ=sükûnetiniعَلَىٰ رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl»وَ=ve عَلَى الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»وَ=ve أَلْزَمَهُمْ=bağladı onları كَلِمَةَ=kelamına(mesajına)«kelime_kelimãt»التَّقْوَىٰ=kendini sakındırma«takvã»وَ=ve كَانُوا=onlar idiler أَحَقَّ=daha hakeden«hakk»بِهَا=onu وَ=ve(idiler) أَهْلَهَاۚ=onun sahibi«ehl»وَ=ve كَانَ=olandır اللَّهُ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمًا=bilir«alîm»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki صَدَقَ=tasdik etti«tasdîk_musaddik»اللَّهُ=Allah رَسُولَهُ=Elçisinin«rasûl»الرُّؤْيَا=rüyasını بِالْحَقِّۖ=o Gerçek«hakk»ileلَتَدْخُلُنَّ=mutlaka gireceksiniz الْمَسْجِدَ=«secde yeri»Mescit′e(*)«mescid»الْحَرَامَ=o Hürmetli(*)«haram»إِنْ=eğer شَاءَ=dilerse اللَّهُ=Allahآمِنِينَ=güven içindeمُحَلِّقِينَ=tıraş ederek رُءُوسَكُمْ=başlarınızı وَ=veya مُقَصِّرِينَ=kısaltarakلَا تَخَافُونَۖ=korkmadanفَ=fakat عَلِمَ=O bilmiştir مَا=şeyleri لَمْ تَعْلَمُوا=sizin bilmediğinizفَ=ki جَعَلَ=daha önce vermiştir مِنْ دُونِ=dışında ذَٰلِكَ=işte bununفَتْحًا=bir zafer(veya”ön açıklığı”) قَرِيبًا=yakında«karîb»olan(*) orj MESCİDELHARÃM
 ‎﴾ 28 ﴿‎   هُوَ=O الَّذِي=olandır أَرْسَلَ=göndermiş رَسُولَهُ=Elçisini«rasûl»بِالْهُدَىٰ=bir yol gösteriş«hüdã»ile وَ=ve(ile) دِينِ=dini«dîn»الْحَقِّ=gerçeğin«hakk»لِيُظْهِرَهُ=üstün kılmak için onu عَلَى الدِّينِ=dinlere«dîn»كُلِّهِۚ=bütünوَ=ve كَفَىٰ=yeter بِاللَّهِ=Allah شَهِيدًا=sağlam bir tanık«şehîd» olarak
 ‎﴾ 29 ﴿‎   مُحَمَّدٌ=Muhammed رَسُولُ=bir Elçisidir«rasûl»اللَّهِۚ=Allah′ınوَ=ise الَّذِينَ=kimseler مَعَهُ=beraberindeki أَشِدَّاءُ=katıdırlar عَلَى=karşı الْكُفَّارِ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlaraرُحَمَاءُ=merhametlidirler«rahîm»بَيْنَهُمْۖ=kendi aralarındaتَرَاهُمْ=görürsün onlarıرُكَّعًا=saygıyla eğilerek«rükû»سُجَّدًا=yere yüz koyarak«secde»يَبْتَغُونَ=aradıklarını فَضْلًا=bir lütfu«fadl»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan وَ=ve رِضْوَانًاۖ=bir hoşnutluğu«rıdvãn»سِيمَاهُمْ=onların nişanları فِي وُجُوهِهِمْ=yüzlerindedir مِنْ أَثَرِ=izinden السُّجُودِۚ=yere yüz koyma«secde»ذَٰلِكَ=işte şudur مَثَلُهُمْ=onların durumları فِي التَّوْرَاةِۚ=Tevrat′takiوَ=ve مَثَلُهُمْ=durumları فِي الْإِنْجِيلِ=İncil′dekiكَزَرْعٍ=bir ekin gibidir أَخْرَجَ=ortaya çıkaran«ihrãc»شَطْأَهُ=filiziniفَ=sonra آزَرَهُ=güçlendiren onu فَ=böylece اسْتَغْلَظَ=kalınlaşanفَ=sonra da اسْتَوَىٰ=olgun hale gelen عَلَىٰ=üstünde سُوقِهِ=gövdesininيُعْجِبُ=hoşuna gider الزُّرَّاعَ=ekincilerinلِيَغِيظَ=hınçlandırsın diye بِهِمُ=onlara karşı الْكُفَّارَۗ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlarıوَعَدَ=söz vermiştir«va′d»اللَّهُ=Allahالَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt»مِنْهُمْ=onlardanمَغْفِرَةً=günahlarının örtülmesini«mağfiret»وَ=ve أَجْرًا=bir bedeli«ecr»عَظِيمًا=muazzam«azîm»
Âyet Metni : (Fetih.1) (26. Cüz | 511. Sayfa)
Okunuşu :
1. innâ fetaḥnâ leke fetḥam mübînâ.
(Fetih.1) Grameri
إِنَّا : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]إِنَّا : We ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Biz]فَتَحْنَا : have given victory ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Biz] Kök: ف ت حفَتَحْنَا : We ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Biz]لَكَ : to ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لَكَ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]فَتْحًا : a victory ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ف ت حمُبِينًا : clear ::: [İsim] [Eril] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ب ي ن
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu